İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Buz Hokeyi Nedir? | Buz Hokeyi Tarihi - Türkiye'de Buz Hokeyi Tarihi - Buz Hokeyi Kuralları

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Buz Hokeyi


Buz Hokeyi adından da anlaşılacağı gibi buzun üzerinde iki takımla oynanan bir spor veya oyundur. Oyuncular hokey patenlerini giyip hokey sopalarıyla diski (pakı) kontrol etmeye çalışırlar. Oyuncular diski (pakı) kaleye sokarak sayı bulurlar. Takımda biri kaleci olmak üzere altı oyuncu molasız oynar. Aslen bir takımda 20'den fazla oyuncu vardır. Bir oyuncu kuralları ihlal ederse hakem ceza olarak takımı bir süreliğine 5 kişiyle oynatır. 26x56 mt. genişlikte bir alanda oynanır. 15 ya da 20 dakikalık üç devreden oluşur.


Resmi ekleyen



Buz hokeyi konusunda Kanada, Rusya, İsveç, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ve Slovakya önde gelen ülkelerdir. Dünyadaki en iyi oyuncuların çoğu NHL'dendir (Ulusal Hokey Ligi). Yılın sonunda Stanley Kupası'nı kazanmaya çalışırlar. Kuzey Amerika'da kadınlar Bayanlar Ulusal Hokey Ligi ve Bayanlar Batı Hokey Ligi'nde oynar. Kuzey Amerika ve Avrupa'da erkekler hokeyi kadınlar hokeyinden daha popülerdir. Olimpiyatlarda hokey hem kadınlar hem de erkekler tarafından oynanır. Buz hokeyi 19. yüzyılda Kanadalı güverteciler tarafından bulunmuştur. NHL 1917'de başlamıştır. 2007 itibariyle doğu-batı konferansı adlarıyla 15'lik iki ligi vardır.

Bu sporun en popüler olduğu ülkeler Amerika, Kanada, Rusya, İsveç ve Finlandiya'dır.

Buz Hokeyi, buzla kaplı bir alanda, altışar kişilik iki takım arasında oynanan çok hızlı bir oyundur. Amaç, ucu kıvrık bir tahta sopa kullanarak küçük, sert bir diski rakip kaleden geçirmektir. Çim hokeyinden uyarlanmış olan oyun ilk kez 1860'ta Kanada'da, Ontario'daki Kingston Limanı'nın buzları üzerinde oynan­mıştır. Buz hokeyi I. Dünya Savaşı'ndan sonra yaygınlaştı.

Oyun alanı, 1,22 metre yüksekliğinde bir duvarla çevrilmiş, boyu 61 metre, eni 30 metre olan bir dikdörtgendir. Boyutlarının oranı aynı kalmak koşuluyla daha küçük alanlarda da oynanır. Oyun alanında, alanı iki eşit parçaya bölen kırmızı bir orta çizgi ve üç eşit parçaya bölen iki mavi çizgi, bir orta yuvarlak ve her iki yarı alanda ikişer başlama yuvarlağı çizilidir. İki mavi çizgi arasındaki alan tarafsız bölge, kaleyle önündeki mavi çizgi arasındaki alan savunma bölgesi, öbür mavi çizgiyle rakip kale arasındaki alan da saldırı bölgesi olarak adlandırılır.

Arkası bir ağla kapatılmış olan kalelerin genişliği 2,40 metre, yüksekliği 1,22 metredir.

Sertleştirilmiş kauçuktan yapılan ve puck adı verilen disk 7,6 cm çapında, 2,5 cm kalınlığın­da ve 156–170 gr ağırlığındadır. Diski sürmek için kullanılan sopanın boyu 1,35 metreden ve ucundaki kıvrık kısmın boyu da 32 santimet­reden fazla olamaz.

Oyuncular özel patenler, kalın eldivenler, yastıklarla beslenmiş koruyucu özel formalar giyer ve koruyucu başlık takarlar.



Resmi ekleyen




Oyun her biri 20 dakikalık üç devreden oluşur. Her devre sonunda takımlar kale değiştirir. Hakemin diski orta yuvarlakta iki rakip oyuncunun arasına bırakmasıyla oyun başlar. Bu başlangıç her golden sonra orta yuvarlakta ve oyunun her kesilişinden sonra en yakın başlama yuvarlağında yinelenir.

Takımlar bir kaleci, iki savunma oyuncusu ve üç ileri alan oyuncusu düzeninde oynar. Çok hızlı ve yorucu bir oyun olduğu için çok sık oyuncu değiştirilir. Oyuncu değişimi oyun durdurulmadan yapılır. Bir oyuncunun buz üzerinde iki dakikadan fazla kaldığı pek görülmez.

İleri alan oyuncuları diski rakip kaleye götürürken saldırı bölgesine girişte diski sü­ren oyuncu en önde, disk de onun önünde olmalıdır. Gol olması için kaleye giren diske sopayla vurmuş olmak gerekir. Sopaların omuzdan yüksekte tutulması, sopayla rakibi engelleme, kasıtlı sertlikler, diskin üzerine yatmak gibi pek çok hareket kurallara aykırı­dır. Kuralların çiğnenmesi penaltıyla cezalan­dırılır. Bazı kural çiğnemelerinde mavi çizgi­den atılan serbest vuruş penaltı sayılır. Ama genellikle penaltı, kural çiğneyen oyuncunun iki ya da beş dakika süreyle oyun dışına çıkarılması ve takımın oyunu eksik oyuncuyla sürdürmesidir. Oyunu bir hakem ve farklı görevleri olan altı yardımcısı yönetir.

Kanada'nın ulusal oyunu olarak kabul edi­len buz hokeyinin bugünkü kuralları Kanada'da 1875'te belirlenmiştir. ABD'de ve Kanada'da profesyonel ligler vardır. Olimpiyat Oyunları'nda da oynanan buz hokeyinde ön­de gelen ülkeler; SSCB, Çekoslovakya, Ka­nada ve İsveç'tir.

Konu Hale tarafından 17 Aralık 2012 Pazartesi - 21:01 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim linkleri düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Buz Hokeyi Tarihi


Dünyanın en hızlı takım oyunu…Buz üzerinde keskin bıçaklı ayakkabılarla oynanan sert bir oyun…Buz hokeyi…Peki buz hokeyi nasıl doğdu, kim buldu, nasıl gelişti?Bu dosyamızla buz hokeyi tarihine yakından bakacağız…İşte buz hokeyinin tarihçesi:

Elimizdeki bir çok kaynak, kaşığı eğimli sopalarla bir nesneye vurularak oynanan oyunların çok eski çağlardan beri var olduğunu işaret ediyor. Örneğin, Mısır’daki dev tapınaklarda bulunan 4000 yıllık çizimler çim hokeyine benzeyen bir sporu anlatmıştır.Aynı şekilde, Avrupa’nın kuzeybatısında, İrlanda’da 1366 yılında geçerli olan Kilkenny Kanunları, şeytanların ve sakatlıkların ortaya çıkmasına neden olan, sopa ve topla oynanan oyunları yasaklamıştır. Böylece erkeklerin ülkeyi savunmak için daha güçlü olacakları savunulmuştur. Yine İrlanda’da çıkarılan 1527 Galway Kanunları küçük bir top ve sopa ile oynanan bir oyuna değinmiştir.Tüm bunlar gösteriyor ki, 21. yüzyılın hızlı dünyasında büyük ilgi görenbu sporun kökenleri yüz yıllar, hatta bin yıllar öncesine dayanıyor…

Gelelim hokey kelimesinin nereden geldiğine...Bu konuda kesin bir bilgi yok.Ancak varsayımlara bir bakalım: Bazılarına göre Eski Fransızca “hoquet” (çoban değneği) kelimesinden, bazılarına göre ise Hollandaca bir kelime olan “hokkie” den (gerçek anlamı kulübe ama gol anlamında kullanılmaktaydı) türemiştir hokey sözcüğü.

Yukarıda anlatılan bu oyunların çoğu çim için geliştirilmişken şartlar müsait olduğunda buz üstünde oynanmışlar.Nitekim, 17. yüzyıl Hollanda tabloları şehir halkının donmuş bir kanalda hokeye benzeyen bir oyun oynadığını göstermektedir.




Resmi ekleyen


Hokey benzeri bir oyun oynayan Hollandalılar




Bu oyunların Amerika kıtasına gelişi ise Avrupalı göçmenler sayesinde gerçekleşmiş.Avrupalı göçmenler Kuzey Amerika’ya hokeyin çeşitli versiyonlarını getirmişler. Bunlara örnek olarak İrlanda sporu hurling, İskoç sporu shinty ve İngiltere’de oynanan çim hokeyi örnek gösterilebilir. Gerek duyulduğunda ve şartlar müsait olduğunda bu sporlar buz koşullarına göre düzenlenmiş. Örneğin, Williamsburg gazetesi Virginia’da kar fırtınası altında oynanan hokey oyunundan söz etmektedir. Bazı çizimler “shinney”(Standard kuralları olmayan bir tür hokey) adındaki bir oyunun Nova Scotia’da oynandığını göstermektedir. Yazar Thomas Chandler Haliburton da, bir romanında, Nova Scotia’daki King’s College School adlı okuldaki erkek çocukların, yine hokeye benzeyen “hurley” adı verilen bir oyun oynadıklarından söz etmektedir.(1800lerin başı) Bugüne kadar “Shinny” Kanadalılar arasında, çok resmi olmasa da, hokey kelimesi yerine kullanılan popüler bir terim olmuştur. Tüm bu ilk oyunların lacrosse adlı takım oyununun agresif ruhundan ve fizik mücadelesinden de etkilendiği söylenmektedir.



Resmi ekleyen



Kanada Kraliyet Kış Oyunları, 1899.


1825 yılına gelindiğinde buz hokeyinin oldukça yaygınlaştığını görüyoruz.Bu yıl içinde, Sir John Franklin Büyük Ayı Gölü’ndeki buzul araştırması sırasında buz üzerinde oynanan hokeyi sabah sporu olarak tanımlamıştır.1859 yılında ise bir Boston gazetesi Halifax’da o yıl oynanan bir buz hokeyi maçından bahsetmiştir.

Kayda geçen ilk hokey maçları ise Kingston’da ve Halifax’daki İngiliz subayları arasında 1850li yılların ortalarında oynanmış.1870lerin başında, bilinen ilk buz hokeyi kuralları Montreal’deki McGill Üniversitesi öğrencileri tarafından yazılmış ve bunlar tarihe geçen ilk 7 kural olmuş. Bu kurallar oyuncu sayısını takım başına 9 kişi olarak belirlerken, top yerine kare şeklinde bir pak getirmiş.

Yazar Haliburton’un kayıtlarına göre, modern hokeyin Windsor, Nova Scotia’da doğduğu ve “Colonel Hokey” adında bir kişinin adının verildiği yönünde varsayımlar vardır. Bu varsayımları savunanlar “Hockey” soyadının Windsor çevresinde var olduğun belirtiyorlar. Ancak 1943 yılında, Kanada Amatör Hokey Federasyonu hokeyin doğum yerinin Kingston olduğunu açıklamıştır. Bunu yaparken dayanakları ise 1889 yılında Queen’s University ve Royal Military College of Canada öğrencileri arasında oynanan hokey maçı idi.

Uluslararası Hokey Araştırmaları Topluluğu 2001 yılından bu yana ‘hokeyin kökenleri’ komitesi ile bu konu üzerinde çalışmaktadır. Bu kurum hokeyi ise şöyle tanımlıyor: bir buz pisti üzerinde oynanan, iki ayrı takım oyuncularının kayarak ve ucu eğimli sopalar kullanarak küçük bir diski karşı takımın kalesine sokmaya çalıştığı oyun.

Bu komite, sopa ve toplarla buz üstünde oynanan oyunların 16 ve 18. yüzyıllar boyunca Avrupa’da oynanageldiği yolunda kaynaklara ulaşmıştır ve bunu diğer varsayımların önüne koyarak bu oyunları modern hokeyin öncüsü olarak görmüştür.

Windsor çevresinde hokey oynandığına dair yeterli bilgiye ulaşamayan bu kurum, burada oynanan oyunların modern hokeyle çok fazla bir bağlantısı olmadığı yargısına varmıştır. Komite 1825 yılında Halifax’da oynanan maçı da hesaba katarak en sonunda Windsor, Nova Scotia’nın hokeyin doğum yeri olmadığına karar vermiştir.

Hokeyin doğum tarihi ise bu komite tarafından belirlenememiştir, ama 3 Mart 1875 teki Montreal Victoria Paten Pistindeki oyunu kendine başlangıç alır. Bu oyun, daha önceden belirlenen bir tarih ve yerde oynanan, sonuçları kayıt altına alınan ve belirli 2 takım arasında oynanan tarihin tanık olduğu ilk karşılaşma olması açısından önem taşır.

Uluslararası Hokey Araştırma Topluluğu’na göre, pak kelimesi ise İskoç “puc” ya da İrlandaca “poc” kelimelerinden türemiştir.Bunlar İngilizce’deki “poke” yani dürtme, rahatsız etmek anlamına gelir.Bu tanım 1910 da yayımlanan “English as we Speak it in Ireland” (İrlanda’da konuştuğumuz İngilizce) adlı kitapta P.W.Joyce tarafından açıklanmıştır.


Modern Hokeyin Kuruluşu



Modern hokeyin kuruluşu Montreal merkezlidir.3 Mart 1875’te kapalı bir buz pistinde oynanan ilk maç Montreal Victoria Buz Pistinde gerçekleşmiştir. Bu maç James George Aylwin Creighton ve bazı McGill Üniversitesi öğrencileri tarafından organize edilmiş.1877 yılında McGill Üniversitesi’nde birkaç öğrenci Creighton, Henry Joseph, Richard F. Smith, W.F Robertson ve Murray 7 buz hokeyi kuralını yazdılar. İlk buz hokeyi kulübü de McGill Üniversitesi Buz Hokeyi Kulübü adıyla 1877 yılında kuruldu. Bunu 1881 de kurulan Montreal Victorias kulübü izledi. Oyun ilk başta öyle popülerleşti ki buz hokeyinin ilk şampiyonası Montreal’de her yıl düzenlenen Kış Festivali’nde düzenlendi ve McGill takımı “Festival Kupası”nı kazandı.(Carnival Cup)1886 yılında bu turnuvada yer alan takımlar Kanada Amatör Hokey Federasyonu ligini oluşturdular.( Amateur Hockey Association of Canada(AHAC))

Avrupa’da ise, 1885 yılında Oxford Üniversitesi Buz Hokeyi Kulübü ve Cambridge Buz Hokeyi Kulübü arasında İsviçre’nin St. Moritz kentinde oynanan maç Avrupa’da tarihin tanıklık ettiği ilk maç olarak değerlendirilmektedir. Bu maçı Oxford Dark Blues 6-0 kazanmıştır. Bu iki takım arasındaki rekabet buz hokeyi tarihindeki en eski ikili rekabet olarak bilinir.


Şimdi de gelelim dünyanın en iyi ligi, buz hokeyi oyuncularının oynamak için can attığı NHL’in kuruluş öyküsüne…1888 yılında Kanada Devlet Başkanı Lord Stanley Montreal Kış Festivali’ne katılır. Stanley’nin oğulları ve kızı bundan sonra hokeyi çok severler ve Stanley de hokey oyunundan çok etkilenir. 1892 yılında Kanada’da en iyi takımı belirlemek için her hangi bir organizasyon olmadığını da göz önünde bulunduran Stanley, bu amaçla kase şeklinde bir kupa alır. Daha sonra Stanley Cup olarak üne kavuşan” The Dominion Hockey Challenge Cup” ilk defa 1893 yılında AHAC şampiyonu olan Montreal Hokey Kulübü’ne verilir. Bu kupa günümüze kadar verilmeye devam edilmiş, bugün de NHL(National Hockey League)de şampiyon olan takıma verilmektedir.

1893 yılına gelindiğinde ise, sadece Montreal’de aşağı yukarı 100 hokey takımı vardı ve Kanada’da düzenlenen birçok ligde maçlar oynanmaktaydı. Winnipeg takımı oyuncuları kalecilerin daha iyi korunmasını sağlamak amacıyla kriket oyununda kullanılan pedleri kalecilerinin bacaklarına giydirdiler. Ayrıca, bilek şutu(wrist shot) olarak bilinen şutu da hokey dünyasına bu takım oyuncuları kazandırmıştır.



Resmi ekleyen




Ottawa Hokey Kulübü "Silver Seven"(Gümüş Yediler), 1905 Stanley Cup Şampiyonu
1893 yılı Birleşik Devletler’de oynanan ilk maça da tanıklık etmiştir. Bu maç Yale Üniversitesi ile Johns Hopkins Üniversitesi arasında oynanmıştır. Birleşik Devletler Amatör Hokey Ligi 1896’da New York’ta kuruldu ve ilk profesyonel takım, the Portage Lakers 1903’te Michigan’da oluşturuldu.

Lord Stanley’nin 5 oğlu buz hokeyinin Avrupa’ya getirilmesinde büyük rol oynadılar. Buckingham Sarayında düzenlenen bir maçta oynayan kardeşler geleceğin prensleri Edward VII ve George V in de oyuncusu olduğu bir takımı yendiler.1903’e gelindiğinde ise 5 takımlı bir lig kurulmuştu. “The Ligue Internationale de Hockey sur Glace” Uluslararası hokey yarışmalarını yönetmek için 1908de kuruldu ve ilk Avrupa Şampiyonluğunu İngiltere 1910’da kazandı. 20. yüzyılın ortalarında, 1958 de bu kuruluşun adı değişerek “International Ice Hockey Federation (IIHF) oldu.




Kaynak: icesports.metu.edu

Konu Hale tarafından 17 Aralık 2012 Pazartesi - 20:57 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim linkleri düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türkiye Buz Hokeyi Tarihi



Resmi bir dayanağı olmamakla birlikte, XX. Yüzyılın başlarında, çeşitli ülkelerden gelen askerlerin İstanbul'da, donmuş sular üzerinde buz hokeyi oynadığı ve bu sporu geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir.

Buz hokeyinin Türk sporcular tarafından oynanmaya başlaması Ankara'da Atatürk Buz Pistinde, Gençlik Parkı'nın donmuş havuzlarında ve İstanbul'da Korukent Buz Pistinde 80'li yılların başlarında olmuştur. Ankara'da Amerikalı Subay Glenn Brown'un ve İstanbul' da Sinisha Tomic'in antrenörlüğünde, son derece kısıtlı malzeme imkanlarıyla buz hokeyi oynamaya başlayan Ankara'lı ve İstanbul'lu iki grup genç, ilk kez 9 Ocak 1988 tarihinde, Ankara Atatürk Buz Pistinde, yaklaşık 200 seyirci önünde, -15 derece sıcaklıkta karşı karşıya gelerek, buz hokeyi maçı yapmışlardır.

Ankara'da, Türkiye'nin ilk olimpik buz hokeyi sahası olan Paten Sarayı'nın (Bel-Pa) açılmasıyla çalışmalar dahada hızlanmış, dönemin Spor Bakanı ile görüşülmüş ve ilk buz hokeyi dosyası açılmıştır.

Aynı yıl, Tarım Kredi Kooperatifleri Spor Klübünün maddi katkılarıyla yurt dışından buz hokeyi malzemeleri getirilmiş, sporcuların kendi imkanları ile sünger ve plastikten yaptıkları malzemelerinin yerini gerçek hokey malzemeleri almaya başlamıştır.

1989 yılı ortalarında, Cüneyt Kozan ve Fahri Paslı tarafından kurulan ilk hokey okulu, Türk buz hokeyi adına atılmış en önemli adımlardan biridir. Buz hokeyine bu okulda başlamış sprocuların bazıları hala A Milli Buz Hokeyi Takımımız kadrosunda yeralmaktadır.

Ankara Paten Sarayı 1989 yılı sonlarında Ankara Tarım Kredi Spor ve İstanbul Paten Klübü arasında oynanan, kurallara uygun ilk buz hokeyi maçına ev sahipliği yapmıştır.

1990 yılının başında Ankara Büyükşehir Belediyesi Spor Klübü, buz hokeyi branşını açmış ve Ankara Tarım Kredi Spor oyuncularının transfer ederek buz pistlerinde yerini almıştır.

Buz hokeyi branşının Türkiye Kayak Federasyonu'na bağlanmasının ardından 1990 yılının Ocak ayında düzenlenen Ocak 1990 isimli şampiyona, Türkiye'de yapılan ilk resmi şampiyonadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Paten Klübü, Ankara Atatürk Buz Hokeyi Takımı ve İstanbul Boğaziçi Patinaj Klübü'nün katıldığı şampiyonanın galibi Ankara Büyükşehir Belediyesi olmuştur.

Söz konusu maç ve şampiyonanın, yerli basında çokça yer alarak, Türkiye'de buz hokeyinin tanıtılmasına olan katkılarından, önemi büyüktür.

Buz hokeyi branşı 1991 yılında Türkiye Buz Sporları Federasyonu'nun kurulmasıyla, Türkiye Kayak Federasyonu'ndan ayrılmış ve artistik patinaj branşı ile birlikte yeni kurulan federasyonun çatısı altında toplanmıştır. Türkiye aynı yıl Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu'na (IIHF) üye olmuş ve 1992 yılında yapılacak olan IIHF Dünya Şampiyonası C Grubu müsabakalarına katılmak için A Milli Takımımız oluşturulmuş ve çalışmalara başlamıştır.

Artan ilgi ile beraber sporcu sayısındaki artış, önce Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ikinci bir takım kurulmasıyla çok kısa bir süre sonra da bu takımın oyuncularının, Ali Güven, Kağan Karaca ve Nevzat Doğan'ın değerli katkılarıyla kurulan Ankiler Buz Hokeyi Klübünü oluşturmasıyla sonuçlanmıştır. Ankiler'in antrenörlüğünü ülkemizde Ataşe olarak görev yapan ve bir süre Ankara Büyükşehir Belediyesini de çalıştıran, Kanada'lı Rino Ouellette yapmış, hokey okulunda başarılı olan hokeycileri Ankiler Buz Hokeyi Klübü'ne alıp yetiştirerek Türk buz hokeyine büyük faydalar sağlamıştır. Ankiler Buz Hokeyi Klübü, 1992 yılında, Ankiler Buz Hokeyi Klübü, Ankara Büyükşehir Belediesi, İstanbul Paten Klübü ve İstanbul İstinye Paten Klübü arasında Ankara'da yapılan turnuvanın şampiyonu olmuş, bu turnuva 1993 yılında kurulacak olan ilk Türk Buz Hokeyi Ligi için zemin hazırlamıştır.

İlk kez 1992 yılında yapılan ve takip eden senelerde federasyonun programlar eklenerek her sene tekrarlanan hakemlik seminerleri yoğun ilgiyle karşılanmış ve günümüzde Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu'nun organize ettiği turnuvalarda görev yapan hakemlerin yetişmesinde büyük rol oynamıştır.

İlk kez 1993 yılında yapılan ve ileriki senelerde de düzenli olarak tekrarlanan antrenörlük kursları ile antrenörlük görevinin önemi iyice benimsenmiş, uluslararası arenada ve milli takımlarımızın başında görev yapan pek çok değerli antrenörün yetişmesine olanak sağlamıştır.

1993 yılında Cüneyt Kozan'ın önderliğinde Cimos Buz Hokeyi Klübü, Nevzat Doğan'ın önderliğinde Yükseliş Koleji, Fahri Paslı'nın önderliğinde Ayşe Abla Koleji ve Büyük Kollej, Serhat Enyüce önderliğinde Polis Akademisi, hokeyci yetiştirmeye başlamış ve lisanslı sporcu sayısında kısa zamanda büyük artışlara vesile olmuştur.

Giderek artan rekabet, klüplerin yurt dışından Deniz Toraman(TUR), Ertuğ Gürhan(TUR), Sergei Kislitsin(RUS), Stoian Bachvarov(BUL), Emil Damev(BUL), Kostantin Mihaylov(BUL), Rossen Stefanov(BUL), Oleg Moudrov(UKR), Troy Davis(CAN), James Cardone(CAN), Colin Dudunsky(CAN) gibi değerli isimleri transfer etmeye zorlamış, bu da Türkiye'de hokey kalitesinin artmasına ve 1997 yılına kadar Dünya Şampiyonalarında galibiyeti olmayan A Milli Takımımızın, Yeni Zellanda karşısında aldığımız ilk galibiyeti ile sonuçlanmıştır.


Patenler


Patenlerin altına takılan çelikler, 3-4 mm genişliğindedir ve karbon çeliğinden imal edilmiştir. Bu çelikler, belli belirsiz derecede içbükeydir ve patencinin buz üzerinde kaymasını, dönmesini, durmasını sağlar.

Çeliğin 3-4 mm genişliğindeki buzla temas eden yüzeyi hafifçe içe doğru oyuktur ve bu oyuğa oluk adı verilir. Bu oyukluk nedeniyle çeliğin iki kenarı bıçak gibi keskindir ve bu keskinlik sayesinde buzu kavrar.

Çeliğin ayağın içe bakan kısmına "içkenar", dışa bakan kısmına "dışkenar" adı verilir. İçkenar ve dışkenarlar, patencilerin buzda kontrolünü ve hızını sağlar. Çeliğin ön ucunda yer alan ve "tırtıl" adı verilen dişler de, jump öncesinde itme gücü, spinlerin yapılmasını ve yön değiştirmeyi sağlar.

Çelikler ve botlar ayrı ayrı satılır. Çelikler, botlara vidalanarak tutturulur. Bu da ayrı bir ustalık işidir. Çelikler, bota tam ortalanarak vidalanmalıdır. Çelikler, ilk kullanılacağı zaman oluk açılmalı, yani çeliğin yüzeyi içe doğru hafifçe bilenmelidir. Bu yapılmazsa, çelik buzu iyi kavramaz; bu da patencinin buzdaki kontrolünü, genel olarak kaymasını olumsuz etkiler.

Botlar deriden yapılır. Tabanları, çeliklerin vidalanabileceği biçimde kalın ve sağlam köseleden yapılmıştır. Botların iç kısmı ayağı ve özellikle ayak bileğini iyi kavrayacak şekilde takviye edilmiştir. Botlar ayağı ne sıkacak kadar küçük, ne de ayağın kavramayacak kadar büyük olmalıdır. Patencinin, ayağına uygun olmayan patenle rahat kayması mümkün değildir.

Bot, ilke kez kullanıldığında pek rahat değildir. Patencinin bota alışması, ayağın bota alışması gerekir. Yani patenciler arasında yaygın deyişle botun "kırılması" (yumuşaması) gerekir. Bu da belli bir süre ister. Bu nedenle, kaymalarını olumsuz etkilememesi için patenciler yarışmaya az bir zaman kala patenlerini yenilemezler. Alışma dönemi beklenenden uzun sürebilir; bu yüzden yarışma öncesi patenciler genellikle böyle bir riske girmezler. Erkekler genellikle siyah, bayanlar beyaz pateni tercih ederler. Ama son yıllarda değişik renkli patenler de görülmektedir.

Konu Hale tarafından 17 Aralık 2012 Pazartesi - 21:00 tarih ve saatinde düzenlenmiştir


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Buz Hokeyi Kuralları



Pakın üzerine düşmek:


a) Pakın kasten üstüne düşen ya da pakı yerde vücuduna doğru çeken kaleci dışındaki oyuncuya bir küçük ceza verilir.

NOT: Eğer pak şut önlemek için diz çöken bir oyuncunun altına girer ya da kıyafetine takılırsa, ceza verilmemelidir. Ancak, eğer oyuncu ellerini kullanarak pakı oynanmaz hale getirirse, derhal ceza verilmelidir.

b) Bir kaleci, kale çizgisinin gerisinde ve vücudu tamamen kale sahası dışında olarak pakın üzerine düşer, yerde pakı kendine çeker, pakı tutar ya da pakı kalenin bir tarafına veya duvarların bir yerine saklayacak olursa, kendisine bir küçük ceza verilir. Yine, bir kaleci, savunma sahasındaki başlama atışı dairelerinin iki yanındaki çizgilerin ilerisinde pakın üzerine düşer ya da pakı vücuduna çekerse,aynı şekilde bir küçük ceza alır.

c) Kaleci dışında hiçbir savunma oyuncusu, kale sahasının içinde, pakın üzerine yatamaz, yerde pakı kendine çekemez veya tutamaz. Bu kuralın ihlalinde, oyun hemen durdurulur, yapan takım aleyhine penaltı atışı verilir, ancak başka ceza verilmez. Eğer bu şekilde savunma oyuncusu kale sahası içinde pakın üzerine düştüğünde o takımın kalecisi çıkarılmışsa, hakem derhal karşı takım lehine gol kararı verir.

NOT: Bu kural şöyle yorumlanmalıdır: Pakın üzerine düşme, kale sahası içinde olursa penaltı, dışında olursa kural 611(a)'ya göre bir küçük ceza ile cezalandırılmalıdır.


Yumruklaşma ve sertlik:


a) Yumruklaşma başlatan herhangi bir oyuncuya maç cezası verilir.

b) Yumruk yiyen ve karşılık veren ya da vermeye kalkan oyuncuya bir küçük ceza verilir. Ancak, karşılık vermeyi sürdürürse, hakemin takdirine göre, çift küçük, büyük ya da maç cezası verilebilir.

NOT 1: Bu kuralın amacı, hakemin, kavgayı başlatanın veya karşılık verenin saldırgan olması halinde, maç cezası vermesidir.

NOT 2: Hakemin bu kuralla ilgili ceza vermekte, çok geniş bir esnekliği vardır. Bu esneklik hakeme, kavgaya karışan oyuncuların, açık sorumluluk farklılıklarını ayırdedip, bu farklara göre ceza verebilmesini sağlamak için verilmiştir. Hakeme verilmiş olan bu yetki gerçekçi bir şekilde uygulanmalıdır.

c) Gereksiz sertlik yapan bir oyuncuya, hakemin takdirine göre, bir küçük, iki küçük veya bir büyük ceza verilir.

Bu durumda hakem bir büyük ceza vermişse, o oyuncu otomatik olarak bir de oyun kötü davranış cezası alır.

d) Buz dışında yumruklaşan oyunculara bir kötü davranış veya oyun kötü davranış cezası verilir. Eğer bunlardan biri buzda, diğeri de buz dışındaysa, her ikisi de buzda kabul edilir ve cezalar bu kuralın (a) ve (b) maddelerine göre verilir.

e) Sürmekte olan bir kavgaya ilk karışan oyuncu veya kaleciye oyun kötü davranış cezası verilir. Bu ceza aynı olayda alınabilecek diğer cezalara ek olarak verilir.

NOT: Bu kuralın uygulamasının iyi anlaşılması açısından, bir durumun kavga olarak kabul edilmesi için en az bir ceza (küçük ya da büyük) verilmiş olmalıdır. Ancak, ceza verilmiş olması da kavga olduğu anlamına gelmez; bu hakemin takdirine kalmıştır.

f) Bir kavga veya yumruklaşma sırasında herhangi bir oyuncu kasten eldiven(ler)ini çıkarırsa, bu oyuncu eğer zaten oyun kötü davranış veya maç cezası almamışsa, kötü davranış cezası verilmelidir.


Gol ve asist


NOT: (IIHF “A” grup (pool) şampiyonaları dışında) gol ve asist kararı vermek hakemin sorumluluğundadır ve bu bakımdan kararları kesin ve sondur. Bu ödüller, bu kurallar çerçevesinde verilir ve tutulur. Bu bakımdan, hakemler bu kuralın bütün yönlerini çok iyi anlamalı ve bilmelidirler. Hakem, bu kararları verirken, ödülü etkileyecek her hareketin değerlendirmesini yapmalı ve kararını tam bir tarafsızlık içinde vermelidir.

Golün verilmesinde belirgin bir hata yapılıp bunun anons edilmesi halinde, bu derhal düzeltilmelidir. Ancak hakem oyun raporunu imzaladıktan sonra herhangi bir değişiklik yapılamaz.

a) Gol, bir hücum oyuncusunun sopasından çıkan pakın, kale direkleri arasından ve kale çizgisini tam olarak geçmesi ile olur.

b) Gol, bir savunma oyuncusunun paka herhangi bir şekilde vurması ile de olur, ancak, gol atmış olarak, pakla son oynamış olan hücum oyuncusu kabul edilir ve asist verilmez.

c) Eğer hücum oyuncusu paka ayağıyla vurur ve pak bir savunma oyuncusuna çarpıp yön değiştirerek kaleye girerse, gol sayılmaz. Bir hücum veya savunma oyuncusunun patenine çarpıp yön değiştiren pak kaleye girerse, gol geçerlidir.

d) Hücum oyuncusunun vurduğu şut, kendi arkadaşının herhangi bir yerine çarpıp yön değiştirerek kaleye girerse gol sayılır ve üzerinde pak seken oyuncuya verilir. Ancak, pak kaleye doğru tekmelenmiş, atılmış ya da sopa dışında bir unsurla kaleye yönlendirilmişse, gol olmaz.

e) Pak herhangi bir hakeme çarparak kaleye girerse, gol olmaz.

f) Eğer bir oyuncu, kurallar içinde pakı sürerek kale sahasına girer ve pakı kaybeder ama bir başka arkadaşı pakı kaleye sokarsa, gol sayılır.

g) Pak kale sahasının içinde değilse, hiçbir hücum oyuncusu kale sahasının içinde veya kale sahası çizgisi üzerinde duramaz veya sopasını bu sahanın içine sokamaz. Eğer, bu durumlardan biri varsa, pakın kaleye girmesi ile gol olmaz (bu kuralın (h) bendindeki durum dışında) ve oyuna tarafsız sahada, bu kuralı ihlal eden takımın hücum sahasına en yakın başlama noktalarından birinde başlanır.

h) Eğer bir hücum oyuncusu, bir savunma oyuncusu tarafından itilerek kale sahasına sokulursa ve bu arada takımı gol atarsa, bu gol sayılır. Ancak, hakemin kanısına göre, bu oyuncunun itilmeden sonra, kale sahasından çıkmak için yeterli zamanı olmuş ve o çıkmamışsa, gol sayılmaz.

i) Eğer hücum oyuncusu pakı tekmeler veya sopasıyla havada vurur ve pak başka bir oyuncuya, oyuncunun sopasına, kaleciye, hakeme çarparak kaleye girerse gol olmaz. Yukarıdaki kurallar dışında atılan gol geçerli olmaz. Pakın ağlarla buluştuğu veya kale çizgisini geçtiği sırada, ağ kaleye bağlı olduğu kancalardan çıkmışsa ve/veya ağların dip kısmı ile zemin arasında açıklık varsa gol olmaz.

NOT: Gol hükmü ile oyun yeniden başlatıldıktan sonra gol geçersiz sayılamaz.

j) Kayıtlarda gol attığı belirtilen oyuncu, pakı kalenin içine sokan oyuncudur. Her gol oyuncunun kaydına bir puan olarak geçer.

k) Bir oyuncu gol atınca, golden hemen önce, ona bu golü atmasında yardımı olan en çok iki oyuncuya asist (=yardım) yaptı kaydı verilir. Her asist bir puan olarak o oyuncunun kaydına geçer. Kaleciden seken pakla gol atılmışsa, buna en çok bir asist verilebilir.

l) Bir gol, sadece bir oyuncunun adına kaydedilir.

m) Sayı kağıdında kaydı olmayan bir oyuncu bir gol atarsa veya bir asist yaparsa, gol sayılmaz, oyuncu oyundan atılır ama ceza verilmez.

n) Eğer mevcutsa, bir video vasıtasıyla gol olup olmadığına bakılabilir. Hakem, kendi inisiyatifi ile, video tekrarını isteyip ona göre karar verebilir. (Kural 509)


Pakla elle oynama


a) Kaleci dışında hiçbir oyuncu elini pakın üzerine koyamaz.

b) Kaleci de şunları yapamaz:

1. Pakın üzerine 3 (üç) saniyeden fazla veya, hakemin kanısınca, herhangi bir şekilde oyun durmasına sebebiyet verecek şekilde kapanamaz.

2. İlk olarak bir takım arkadaşı oynayacak şekilde, pakı karşı takımın kalesi yönünde fırlatamaz.

3. Pakı, koruma yastıklarının içine veya kale ağının üzerine atamaz.

NOT: Bu kuralın amacı, kalecinin oyunu gereksiz yere durdurmasını önleyip yaparsa cezalandırmaktır.

c) Bu kuralın ihlalinde bir küçük ceza verilir.

d) Kaleci dışında hiçbir savunma oyuncusu, pakı buzdan eliyle alamaz. Bu kuralı ihlal eden oyuncuya bir küçük ceza verilir. Eğer oyuncu pakı kaleci sahası içinde tutarsa, karşı takım lehine penaltı verilir.

e) Bir oyuncu pakı havada açık eliyle durdurur veya tokatlarsa veya buz üzerinde iterse bu tutma sayılmaz ve oyun durdurulmaz. Ancak hakem bu oyuncunun pakı tarafsız sahada veya hücum sahasında bir arkadaşına kasten attığı görüşündeyse, oyunu durdurup, ihlalin yapıldığı yerdeki başlama noktasından oyunu tekrar başlatır. Eğer bu el pası bir hücum oyuncusu tarafından hücum sahasında olmuşsa, oyuna o hücum sahasının dışında, tarafsız sahadaki en yakın başlama noktasından başlanır. Eğer el pası ,bir oyuncu tarafından kendi savunma sahasında başlatılmışsa, pas atılan oyuncu ve pak savunma sahasını terk etmeden el pası tamamlandığı takdirde oyun durdurulmaz.

NOT: Bu kuraldan amaç, oyunun sürekliliğini sağlamak olup, hakem, pakı eliyle arkadaşı yönüne eliyle atan oyuncunun kasıtlı davrandığına inanmadıkça oyunu durdurmamalıdır.

Başlama atışı, ihlali yapan takıma en az avantaj sağlayan noktadan yapılır.
Tokatlandıktan sonra, buzda kaleci de dahil herhangi bir oyuncuya veya sopasına, veya hakeme çarparak pak kaleye girerse, gol sayılmaz.


Yüksek sopa


a) Sopanın omuz yüksekliğinden yukarıda taşınması yasaktır. Bunu yapan oyuncuya hakemin takdirine göre bir küçük veya bir büyük ceza verilebilir. Bu kurala göre bir büyük ceza alan oyuncuya bir de oyun kötü davranış cezası verilmelidir.

b) Bir hücum oyuncusunun, kalenin üst direğinden daha yukarıdaki paka sopasıyla vurmasıyla atılan gol sayılmaz. Başlama atışı, bu yüksek sopayı yapan oyuncunun savunma sahasındaki başlama noktalarından birinde yapılır. Eğer pak bir savunma oyuncusunun yüksek sopasına çarpıp kaleye girmişse, gol olur.

c) Yüksek sopa taşıyan ya da tutan bir oyuncu, bu hareketiyle rakibi yaralarsa, hakemin bir büyük ceza ve oyun kötü davranış cezası vermekten başka seçeneği kalmaz.

Ancak, yaralanmanın kazara olduğu kanısı hakim olursa, iki küçük ceza verilir.

d) Paka omuz hizasından yüksekte vurmak yasaktır ve yapıldığında oyun hemen durdurularak, ihlali yapan takımın kalesine en yakın iki noktadan birinden başlatılır.

Ancak:

1.
Eğer, pak bir rakibe doğru gitmişse oyun devam eder.

2. Eğer bir savunma oyuncusu paka yüksek sopa yaparken pak kendi kalesine girerse, gol verilir.

NOT: “d-1”de olduğu gibi pak bir rakibe giderse, hakem “wash-out” işareti yapar, aksi halde oyunu durdurur.


Rakibi tutmak


a) Rakibini eliyle, sopasıyla veya başka bir şekilde tutan oyuncuya bir küçük ceza verilir.

b) Rakibinin kaskını veya yüz kafesini tutan veya saçını çeken oyuncuya bir küçük veya büyük ceza ve bir kötü davranış cezası verilir.

c) Rakibinin sopasını eliyle ya da başka bir şekilde tutan oyuncuya bir küçük ceza verilir. Bu ceza “rakibin sopasını tutma” olarak salona anons edilir.


Kanca takmak (hookıng)


a) Sopasını kanca olarak kullanıp rakibinin ilerlemesini engelleyen ya da engellemeye çalışan oyuncuya bir küçük ceza verilir.

b) Kanca takarak rakibi yaralayan oyuncuya bir büyük ceza verilir.

c) Bir oyuncu, kendi savunma sahasının dışında, pak tam olarak kontrolündeyken ve kaleci ile arasında başka hiçbir oyuncu yokken, arkadan kanca takılarak veya başka bir şekilde faule maruz kalır ve böylece bir gol şansı kaçırırsa, bu faulü yapan takım aleyhine bir penaltı atışı verilir. Ancak hakemin, pak hücum takımının kontrolünden çıkıp savunma takımına geçene kadar oyunu durdurmaması gerekir.

NOT: Bundan amaç, arkadan yapılan herhangi bir faulle kaçırılan sayı şansını sonuna kadar sürdürmektir.

Pak kontrolünden kasıt, paka sopa ile sürekli yön verilebilmesidir. Eğer pak sürülürken, paka başka bir oyuncu tarafından sopayla veya başka bir malzemeyle dokunulursa, veya pak kaleye çarpar veya serbest kalırsa, o oyuncunun artık pakı kontrol ettiği düşünülemez.

d) Eğer, karşı takım kalecisini çıkarıp yerine bir oyuncusunu almışsa, bu takıma karşı oynayan bir oyuncu, kendi savunma sahası dışında ve pak tam olarak kontrolündeyken kale ile arasında başka hiç bir engel yokken arkadan kanca takılarak ya da başka bir faulle durdurulursa ve böylece sayı yapma şansı ortadan kalkmışsa, hakem derhal oyunu durdurarak faulü yapan takım aleyhine gol kararı verir.

NOT: Bu kuralın © ve (d) bendinde belirleyici faktör, pakın yeridir. © bendine göre penaltı (d) bendine göre gol sayılabilmesi için, pak tamamen savunma çizgisini (mavi çizgiyi) geçmiş olmalıdır.


Pakın dondurulması (ICIng the puck)


a) Bu kurala göre, orta çizgi sahayı ikiye böler. Eğer, karşı takıma sayıca üstün ya da eşit bir takımın oyuncusu, bu çizginin kendi tarafındaki yarısından şut çekerek, tokatlayarak veya yönünü değiştirerek pakı karşı kalenin çizgisinin gerisine atarsa, oyun durdurulur; ve oyuna paka vuran takımın, paka en son dokunduğu noktaya en yakın uç saha başlama noktasından başlanır. Ama eğer vuruş gol olmuşsa, gol kararı verilir.

Yine bu kuralın uygulanmasında dikkat edilmesi gereken husus, pakın şutu atan takım tarafından en son nerede oynandığıdır.

NOT 1: Eğer paka sahip olmayan tarafın yaptığı bir faulün gecikmiş düdüğünden evvel, paka sahip olan taraf pakı buzlarsa, oyunun durmasından sonraki başlama, buzlanmayı yapan tarafın savunma sahasının önünde, tarafsız sahadaki başlama noktalarından birinde olur.

NOT 2: Eğer bir takım, aldığı bir cezadan dolayı “kısa”ysa ve ceza bitmek üzereyse, paka vurulduğu anda, vuran takım hala sayıca karşı takımdan azsa buzlanma çalınmaz. Paka vurulduğu sırada cezalı oyuncunun cezası bitmiş olup da, buzlanmanın olmasını sağlamak için ceza sırasından çıkmamış olması, bu kararı değiştirmez.

NOT 3: Şut çekildikten sonra, pak diğer yarı sahada bir rakibin sopa veya vücudundan sekerse, buzlanma olmaz.

NOT 4: Bu bölümün paka elle vurularak buzlanma yapılması ile ilgili maddelerine karşın 614(e) pakla elle oynama kuralının en son paragrafı geçerlidir ve kaleci olsun olmasın, paka elle vurularak rakip kaleye gol atılamaz.

NOT 5: Eğer bir çizgi hakemi açık ama temiz (hücum henüz pakla oynamamış) bir ofsayt için yavaş bir düdük çalmışsa [kural 624(d)] ve savunmadaki oyuncu buzlanma olacak şekilde pakı karşı kale çizgisinin gerisine vurursa, ofsayt kararı iptal edilir ve buzlanma kararı verilir.

b) Eğer buzlanma olacak atışı, sayıca az bir takım yaparsa, buzlanma olmaz ve oyun sürdürülür.

c) Ancak, eğer pak başlama atışına katılan iki oyuncudan biri tarafından doğrudan doğruya buzun öbür tarafındaki kale çizgisinin arkasına vurulursa, bu buzlanma olarak düşünülmez.

d) Eğer çizgi hakeminin kanısınca, pakın, kaleci dışında bir karşı takım oyuncusu tarafından kale çizgisini geçmeden önce oynanma şansı varken oynanmamışsa, buzlanma çalınmaz ve oyun sürer.

NOT: Bu bölümün amacı oyunun sürekliliğini sağlamak olup, hem hakem hem çizgi hakemleri, bu sonuca yönelik davranmalıdırlar.

e) Eğer pak, karşı kale çizgisini geçmeden evvel, karşı takımdan bir oyuncunun bir yerine, patenine ya da sopasına çarparsa veya kale sahasının herhangi bir yerinden geçerse; veya kale çizgisini geçmeden önce kalecinin bir yerine, sopasına ya da patenlerine değerse, yine buzlanma olmaz ve oyun sürdürülür.

f) Eğer çizgi hakemlerinden biri (takımlardan birinin kısa olduğunu göz önünde bulundurmadan) hatalı buzlanma düdüğü çalarsa, oyuna orta noktadan başlanır.


Engelleme(ınterference)


a) Paksız bir rakibi engelleyen veya rakibinin elindeki sopaya vurarak elinden düşüren veya buza sopası ya da başka bir malzemesi düşmüş bir rakibin bunu buzdan almasına engel olan veya pakla ilerleyen bir rakip oyuncuya doğru, onun dikkatinin dağılmasına sebep olabilecek şekilde kırık bir sopa, başka bir pak ya da benzeri buz üzerindeki herhangi başka bir döküntüye vuran ya da tepen oyuncuya, engelleme yaptı gerekçesiyle bir küçük ceza verilir.(Kural 633(a) Sopa Fırlatma'ya da bakınız)

NOT 1: Paka son dokunan oyuncu -kaleci dışında-, paka sahip olduğu kabul edilecek oyuncudur. Hakemin engellemeyi kimin yaptığına iyi bakması gerekir. Genellikle engellemeye hücum oyuncuları neden olurlar. Çünkü savunma oyuncularının “kendi bölgelerini savunmak” ve hücum oyuncularını “gölgelemek” görevleri vardır. Paka sahip olan tarafın, pakla giden arkadaşlarına yol açmak için kasıtlı engelleme yapmalarına izin verilmemelidir.

NOT 2: Hakemlerin dikkati şu üç tip hücum engellemesi üzerinde toplanmalıdır:

1. Savunma takımı pakı kazandığında, takımın diğer oyuncuları, pakı almış olan arkadaşlarına yapılacak şarjları önleyecek şekilde bir koruma kalkanı oluşturduklarında,

2. Bir başlama atışından sonra, başlama atışındaki oyuncu karşısındaki paka sahip olmayan rakip oyuncuyu engellediğinde,

3. Pakı süren bir oyuncu, pakı durdurarak sanki rakibe kaptırmış gibi pas (drop pass) verdikten sonra rakip oyuncuya bindirmek amacıyla kaymaya devam ettiğinde.

Savunma engellemesi, paka sahip olmayan rakibe yapılan engellemedir.

b) Oturma veya ceza sıralarında oturduğu sırada, oyun devam ederken sopası ya da vücuduyla pakı ya da rakip takımdan bir oyuncunun serbest hareket etmesini engelleyen bir oyuncuya bir küçük ceza verilir.

c) Eğer bir oyuncu kasten rakip kale sahasında durursa, hakem oyunu durdurur ve oyun tarafsız sahada başlar. Eğer bir oyuncu, rakip kaleci kendi kale sahası içindeyken, sopası ya da vücuduyla onu engellerse ve ya hareketlerini kısıtlarsa bu engelleme sayılır ve kendisine bir küçük ceza verilir.

d) Eğer bir takım kalecisini buzdan çıkarmışken, buz dışındaki başka bir oyuncusu,(çıkmış olan kalecisi veya bir yöneticisi de dahil) pakın ya da rakip oyuncuların hareketlerini sopaları, vücutları ya da herhangi başka bir şeyle engellerlerse, hakem derhal oyunu durdurur ve bu hareketi yapan taraf aleyhine bir gol verir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim linkleri düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı