İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Amatör Oltacılık Hakkında Herşey | Olta |İğneler |Fırdöndü | Zokalar |Yüksük | Seğirtme |Çarpma | Yemler|Çapari | Parakete


  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL
OLTA


Yakalanacak balığın bulunduğu su derinliğine göre uzunluğu belirlenmiş, kelebek denen mantar veya tahtaya veya makineye sarılmış misinanın adıdır.

Bu misinanın sonuna bir fırdöndü ile beden denen, üzerinde iğneler bağlı köstekler ve en ucunda iskandil denen kurşun ağırlık bağlıdır.

Genellikle boyları 100 m civarında olur.

İNCE OLTA

Küçük boy balıkların yakalanmasında kullanılır.

( İzmarit, İstavrit, Zargana, Lüfer yemlisi ve çaparılar. )

KALIN OLTA

Orta boy balıkların yakalanmasında kullanılır.

( Kofana, Torik, Orfoz, Lahos vb. )

AĞIR OLTA

Büyük boy balıkların yakalanmasında kullanılır.

( Orkinos, Kılıç, Sinarit vb. )



BEDEN

Oltanın denize bırakılan ucundaki fırdöndüden sonra bulunur. Oltaya göre daha ince parlak misinadan düzenlenir. Beden üzerinde, yakalanacak balığın cinsine göre düzenlenmiş köstekler bulunur. Bedenin ince misinadan yapılmasına ( ince takım ) denir. Balığı ince takım yakalar. Meraklıları olta bedenini 0,25 köstekleri 0,15 - 0,20 yaparak daha rahat çalışabilirler. Ve klasik,alışılmışın dışında zemine ve zamana uygun ilaveler yapabilmelidirler.
Ana özellikleri bir olmakla beraber bedenler kullanılış ve yapılış şekillerine göre değişik isimler alırlar. Dip bedeni, Yüz bedeni, Çatal beden, telli beden, düz beden, mercan bedeni vb.

DİP BEDENİ

70 - 80 cm. boyunda 0,25 bir misinanın iki ucuna birer ilmik yapılır. Bu ilmikler kasa adını alırlar. İlmiklerin biri fırdöndü kasası, diğeri iskandil kasasıdır. İskandil kasası fırdöndü kasasından daha büyüktür. Ucuna da kurşundan rahat çekilebilmesi için ufak bir düğüm yapılır.

Balığın boyutuna göre; 0,15 - 0,20 misinadan 20 - 25 cm. boyunda iki parça kesilir. Bunların uçlarına iğne bağlanır. Ve köstek adını alırlar. Köstekler eşit aralıklarla beden üzerine bağlanır. Bu bedenle izmarit,istavrit,kaya,ispari vb. küçük balıklar yakalanır. Tabi balıkların büyüdüğü ölçüde beden ve köstek kalınlıkları değişecektir.

Balıkların özelliklerine ve büyüklüklerine göre iğne ve misina kalınlıkları değişir.

YÜZ BEDENİ

Üç kat misinanın bükülmesiyle yapılan 10cm. kalın parçanın iki ucuna 15 - 20 cm. boyunda birer köstek bağlanır. Kösteklerin diğer ucuna yakalanacak balığa uygun iğne bağlıdır. Üç kat bükümün ortasından 0,30 kalınlıkta 50 cm. bir misina eklenir. Bunun ucuna fırdöndü ve sonra şamandıra veya mantar takılır. Fırdöndü şamandıra veya mantarın altında olmalıdır. Aksi mantar,şamandıra dik durmaz yüzleyen balık yeme vurduğu zaman mantarı aşağıya çeker ve ufak bir çalım hareketiyle yakalanır. Bu bedenle sonbaharda ,havaların soğumaya yüz tuttuğu , kuytu sularda yüz kefalı, istavritin yüzlediği zamanlarda iyi çalışma yapılabilir.

ÇATAL BEDEN

Yüz bedeninde olduğu gibi önce dört kat misinadan bükülmüş 15 cm. boyunda bir kalınlığın iki tarafına, uçlarına iğneler bağlanmış 25 - 30 cm. uzunluğunda 0,25 köstekler bağlanır. 4 katlı kalın misinanın orta yerine 0,30 kalınlıkta ve 1 m. boyunda bir misina bağlanarak üst ucu oltanın fırdöndüsüne düğümlenir. Kıstırma; kalın bükümle fırdöndü arasına ya tek bir kurşun olarak veya ortalarından ayrılmış irice saçmalar sıralanarak takılır. Böyle bir bedene suyun derinliğine göre şamandıra takmak suretiyle derin sularda ve derin sahillerde makine ile çalışılabilir. Şamandıranın suya dalış direnci ile kıstırma kurşunlarını çok iyi balans etmelidir. Balık yeme dokunduğu zaman şamandıra suya dalacağından yemi serbest zannederek yutmasıyla yakalanmış olur.

TEL BEDEN

Paslanmaz madenden 50 - 60 cm. bir tel tam ortasından ikiye bükülür. Bükme sırasında orta yerinde iskandil ve oltanın bağlanması için iki taraflı birer halka bırakılır. Serbest olan tellerin ucu kösteğin bağlanabilmesi için küçük halkalar halinde bükülür. 30 - 40 cm. boyunda 0,25 iki misinanın iğneleri bağlandıktan sonra boş tarafları telin kıvrık uçlarına bağlanarak tel beden tamamlanır. Ortadaki altlı üstlü halkaları ile bir el terazisine benzeyen bedenin üst halkasına oltanın fırdöndülü ucu, alt halkasına da iskandil bağlandıktan sonra yemlenerek denize bırakılır. Bu bedenle izmarit, istavrit, ispari ve benzeri balıklar tutulur. Kırlangıç tel bedenlerinin telleri daha kalındır. Oltanın ucundaki fırdöndüden başka kösteklerin tellerin uçlarına bağlanan yerlerine de birer fırdöndü bağlanır. Kırlangıç tel bedeninde 3 fırdöndü olur ki yaprak yem derinliğe giderken dönerek inerse köstek kıvrılmamış olur. Kırlangıç balığı da yukarı çekilirken döne döne çıktığından oltanın gam yapmasına mani olunur.

Telli bedenle çalışırken, iskandil dibi bulduktan sonra olta yarım kulaç yukarı çekilmelidir. Eğer beden dipte bırakılırsa iğneler midye veya bir iliş kene takılıp olta kopabilir. Yahut dibe oturan yemi çurçur, horozbina gibi balıklar yerler, yem dipte gözükmeyeceğinden saatler boş da geçe bilir.

DÜZ BEDEN

Oltanın ucundaki fırdöndüden sonra 1 m. 0,15 misina bağlanır. 12 numara iğne yemlenerek yüksek kıyıdan veya sandaldan denize bırakılır. Suyun içinden çok yavaş inen yemi serbest zanneden balık yutar ve yakalanır. Bu bedenle kalınlıklar değişmek suretiyle istavritten kefal ve karagöze kadar bütün balıklar yakalanır.


MERCAN BEDENİ

Bu bedenin çok büyük hususiyeti vardır. Mercan avı bahsinde anlatıldığı gibi çok ürkek ve kurnaz olan balığın beden donanımı ince, sağlam ve muntazam olmalıdır. Tecrübeli balıkçılar ( balığı balıkçı değil kürek ve ince takım yakalar.) derler ki çok doğrudur. Denizlerimizde ki mercanların aynı büyüklükte olmadığı bilinmektedir. Mercan kayalıklarındaki balıkların boyları amatörlerce de bilinir. Şüphesiz ki beden kalınlıkları balığa göre değişir. Burada mercan bedenini tarif ederken normal bir balığı göz önünde bulundurduk.

Mercan oltasının kalınlığı 0,50 - 0,60 'ı geçmez. Mercan sert balıktır, fakat amatör oltayı güzel kullanılırsa balığı rahatlıkla 0,50 ile alır. Bütün maharet bedeni sağlam yapmaktır. Derin suda balığı idare etmek veya oltayı kullanmak kısmen kolaydır. Oltanın esneme kabiliyeti büyük rol oynar. Fakat iş bedene dayandığı zaman, sağlam beden değilse derhal kopabilir. Mercan gibi yukarı kadar gelip sandalı görünce bütün kuvvetiyle tekrar dibe dalan ( fişekleyken ) balığın kepçe veya kakıçla sandala alınması lazımdır.

MERCAN DURGUN SU BEDENİ ;

1 m. boyunda 0,50 misinanın iki ucuna birer kasa yapılır. Bu kasaların biri iskandil diğeri fırdöndü kasasıdır. Bu beden misinasının tam orta yerine düğüm bahsinde anlatıldığı gibi sağlam bir düğümle 0,30 misinadan 25 - 30 cm. boyunda bir köstek ilave edilir. Bu kösteğin ucuna mercan iğnesi bağlanmıştır. Bedenin bir kasası fırdöndüye diğeri kasası da iskandile geçirilince beden tamamlanır. Mercan iskandilinin iki ucunda delik vardır. Bir çok durumda iskandilin alt deliğine bir öksüz iğne bağlamak faydalı olur.

MERCAN AKINTI SU BEDENİ ;

Bu bedenin özelliği akıntılı sularda akıntının şiddetine göre iskandili ağırlaştırıp ayarlayabilmektir. Akıntı su bedeninde kalın kösteğin aksine üçlü fırdöndü kullanılır. Üçlü fırdöndünün üst halkasına olta, alt halkasına kasa yapılarak iskandil, orta halkasına da suyun ve balığın durumuna göre 5 hatta 7 kulaç uzunluğunda bir beden ilave edilir. Akıntı tesiriyle yem, sağa sola gezeceğinden, uzaklığı dolayısıyla iskandili görmeyen balık yemi kapar. Olta denize bırakıldığı zaman iskandil dibe veya taşa değince bedeni hafifçe dipten kesmelidir. Bu hareketle kösteği, dolayısıyla yemi dipten kurtarmış ve dip akıntısı ile sağa sola kaymasını temin etmiş oluruz. Çok akıntılı sularda iskandili uzun bağlayıp dibe oturtmak da faydalıdır.

Bunlardan ayrı olarak hazırlanma şekline göre zokalı beden, sürütme bedeni isimli bedenler olduğu gibi dişli balıklarda kullanılan ve çelik telden hazırlanmış çelik beden de vardır.


#2
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL
KÖSTEK


Köstekler kullanıldıkları yere ve oltalara göre çıplak köstek, öksüz, piç ve hırsız gibi isimler alır.

ÇIPLAK KÖSTEK ;

Doğrudan doğruya izmarit, istavrit, ispari ve benzeri küçük balıklar için yapılan bedenlerdeki kösteklere verilen isimdir.

ÖKSÜZ ;

Orta boy balıkları yakalamak için hazırlanan bedenlere bağlanan ve iğneleri 4-6 numara olan kösteklere öksüz denir. Bu kösteklerle kefal, lapina, kırlangıç, kupes, minakop gibi balıklar yakalanır.

PİÇ ;

Seğirtme ve özellikle yünlülerin 35 - 40 cm. yukarısına ilave edilen , ekseriya tüylü iğneler bulunan kösteklere verilen isimdir.

HIRSIZ ;
Küçük bir kasa ile yemli zokaların iğne dibine takılan çıplak iğnelere denir. Lüfer, palamut, kofana, yemlisinde çok kullanılır.





İĞNELER


Balık iğnesi kullanıldığı yere ve yakalanacak balığa göre renk, şekil ve boy değiştirir. Özellikle bazı balıkların iğneleri istisnasız çelik telden olmalıdır.

1- 14 numara arası iğneler küçük ve orta boy balıklar için kullanılır.

Sinarit, Levrek, Lahos, Orfoz, Kılıç ve Orkinos için çok büyük iğneler vardır.

7-14 numara arası olanları küçük balıklar içindir. 12 - 14 numaralı iğnelere küçüklüklerinden dolay ( sinek iğne ) ismi verilmiştir.

Yemli bedenler için kullanılan ve derin su taş balıkları yakalayan iğneler, istisnasız siyah renkli çelik iğnelerdir.





Resmi ekleyen



Bu bölümde anlatılan olta takımları en genel şekilleri ve uygulamaları ile tanıtılmaktadırlar. Kısaca nasıl yapılır, nerelerde kullanılırlar gibi soruların cevabı verilmektedir. Aslında pek çok takımda tam ayırım yapmak mümkün değildir. Mesela çapariler hem sarkıtmalardan sayılırlar hem de ayrı bir grup içinde incelenebilirler, zokalı takımlar da aynı şekilde çoğunlukla sarkıtma gibi kullanılır, çatal köstek veya ağırlığı ortada olan sarkıtmalar pek çok şartta savurma dip takımı olarak da kullanılabilirler, şamandıralı takımların bazen sarkıtma gibi bazen de özellikle tatlı sularda yeldirme gibi kullanıldığı uygulamalar vardır. Bu tür değişik uygulamalar ve özel takımlar www.bilgehansarp.net/fishing adresindeki sitede balıkların nasıl avlanacağı anlatılırken ayrıca anlatılmaktadır. Unutmayın, her suyun her balığın takımı ayrıdır; yanlış takım boşa bekletir boş döndürür!





Sarkıtmalar


Sarkıtmalar, adı üzerinde yukarıdan aşağı sarkıtılarak kullanılan takımlardır. Bunu yapmak için suyun üzerinde olmalıyız. O halde sarkıtmaların nerelerde kullanılacağı hemen anlaşılmaktadır; bunlar iskele, duba veya köprü üstleri, sandallar veya yüksek kıyı profili gibi yerlerdir. Genel olarak da derince sularda kullanılır denebilir. Bunun dışında akıntı durumuna göre de iskandilin ağırlığını arttırıp eksilterek değişik şartlara uydurulabilirler.




Resmi ekleyen

Genel görünüşleri yandaki gibidir fakat şartlara göre farklı şekillerde de hazırlanabilirler. Bunların hepsinin adı ve kullanılışı da farklıdır. Sıralayacak olursak; yemli çapariler, üç köstekli takımlar, çatal köstekli takım, akıntılı sularda uzun köstekli takım diyebiliriz.



Aslında yemli çaparilerde sarkıtmalar grubuna alınabilir. Yine de çaparilere ayrıca bakacağımızdan burada bahsetmiyoruz.



Üç Köstekli Takımlar:


Bunların en geneli üç köstekli takımlardır, hata o kadar ki bu takıma genelde üçlü veya üç köstekli de denir. İsteğe ve ihtiyaca göre iki veya dört köstekli olarak da düzenlenebilir ama genelde beş köstek ve fazlası çapari olarak sayılacağından daha fazla köstek konmaz. Bu takımlar iki şekilde düzenlenebilir; birincisi iskandilin uçta olduğu tiptir. Resimde solda en baştaki takım buna örnektir. Çok iri olmayan her türlü balığın özellikle de taş balıklarının avında kullanılır. Yeter uzunlukta olta ipinin ucuna bir fırdöndü ve fırdöndünün diğer ucuna da 70 - 80 santim uzunluğunda beden bağlanarak takımın ana hatları ortaya çıkar. Beden genelde olta ipinden daha ince misinadan seçilir ve ucunda bir iskandil kasası yapılır. İstenirse ilk fırdöndüden sonra olta ipi kalınlığında 80 santim kadar bir parça eklenir bunun ucuna ikinci bir fırdöndü bağlanır, beden ikinci fırdöndünün boş gözüne bağlanır. Bu araya konan parçaya kolçak denir. Yine de kolçak bu takımlarda sık kullanılan bir eleman değildir. Mezgit gibi oltaya gam yaptıran balıkların avında veya akıntı nedeni ile takımda oluşan gam miktarını azaltmak amacı ile kullanılabilir. Köstekler beden de incedir ve boyu 10-12 santimi pek geçmez. Takımın yapımında uyuma dikkat etmeli, fırdöndüden olta ipine, iğneden köstek boyuna tüm elemanler birbirleri ile uyumlu olmalıdır. Avı yapılan balığa göre takımın kalınlıkları ve uyumu o balığa ilişkin sayfalarda ayrıca belirtilmektedir. Takımın kullanılması dip yapısına ve akıntının durumuna göre değişir. Temiz, kumlu diplerde iskandil kuma yatırılarak takım iskandili dipten kasmeyecek kadar gergin tutulursa hassas olur.



Resmi ekleyen

Balık vurunca çalınarak iğnenin oturması sağlanır. Dibi taşlık, kayalık ilişken olan yerlerde ise iskandil dibe oturtulmaz dipten 10-15 santim kadar yukarıda tutulurak hem yemlere hareketlilik sağlanır hem de olası takılmaların önüne geçilmeye çalışılır.

Takımı kullanırken en çok hangi iğnelere balık geldiğine dikkat etmek gerekir. Eğer tüm iğneler eşit olarak balık alıyor ise sorun yoktur. Ama genelde balık daha çok en alt iğnelere geliyor ise verimi arttırmak için takımı yeniden düzenlemek gerekir. İlk deneme köstek boylarını ve beden boyunu kısaltmak olmalıdır. Bundan sonuç alınmaz ise o halde iskandili hafifletip bedenin gerisine alarak; ağırlığı ortada olan sarkıtmalara çevrilir ve yeldirme gibi kullanılır. Bu verimi arttırsa bile takımın indirilirken çok dikkat gerektirmesi aksi halde karışarak bozulması ve çok yavaş çalışma gereği nedeni ile sıkıcı olabilir. Derin ve akıntı olmayan veya sert akıntılı yerlerde daha da zordur ve pek uygulanmaz; normal akıntılı yerlerde ise serbest indirilen takımda akıntı, bedeni oltadan uzak tutarak karışmayı önleyeceği için daha hızlı ve başarılıdır denebilir.


Kuvvetli akıntısı olan dip yamaçlarının başları, kayalık burun başları gibi yerlerde üç köstekli takımda biraz daha değişiklik yapmak gerekir ve ağırlık ortaya alınabilir. Resimlerden soldan ikincisi böyle bir takıma örnektir. Özellikle taş balıklarının avında ve soğuk sonbahar günlerinde balıklar derinelere çekildiğinde iyi sonuçlar verir. Takımın farkı kullanılan iskandilin iki ucununda delikli olmasıdır, bu iskandile mavruka denir ve bir ucuna iki köstekli beden bağlanırken ikinci gözüne de bir köstek bağlanarak yine üç köstekli takım elde edilir. En uçtaki kösteğin boyu 20 hatta akıntı durumuna göre 40 santime kadar olabilir. Tabii kösteğin uzatılabilmesi için akıntının hızlı olması gerekir. Dibin durumu ne olursa olsun bu takım kullanılırken iskandil dibe oturtulmaz; dipten uç kösteğin uzunluğu kadar yukarıda tutulur. Akıntı sert ise, uç köstek akıntı ile uzanacağından dipten uzaklaşır böylece takım biraz daha aşağı indirilebilir.


Bu takımla, yani üç köstekli takımla, izmarit, mezgit, istavrit, kolyoz, uskumru, mercan, ispari, karagöz, hani, lipsoz, lahos, eşkina gibi pek çok balık tutulabilir. Takımın yemleri balığa göre değişmekle beraber midye, karides, sülünez, balık eti, garos gibi çok çeşitlidir.


Çatal Köstekli Takım


Bu takım yukarıda görüldüğü gibi ağırlığı ortada olan üç köstekli takıma benzer, kullanım yeri de hemen hemen aynıdır yani akıntılı yerlerde, yar başlarında kullanılır. Aradaki tek fark ağırlığın alt ucunda bir yerine iki köstek bulunmasıdır. Bu şekilde balığın bol olması durumunda daha fazla balık yakalama şansı elde edilebilir. Yalnız takıma ismini veren çatal köstekler birbirlerine karışarak sık sık problem yaratır. Bunu önlemek için ilk uygulanan yol köstek boylarını farklı tutmaktır; genelde kösteklerden biri 10-15 santim olurken diğeri 25 santime kadar uzatılır. Ama bu da dolaşmaları pek önleyemez.



Resmi ekleyen

Özellikle kırlangıç balığı avında kullanılan, terazi beden olarak bilinen ve yanda resmi olan, çatal bedenli takım bu takımın özel bir uygulaması olarak kabul edilebilir. Takımın o şekilde düzenlenmesi karışmaları oldukça azaltır. Bu takımın nasıl hazırlanacağı yukarıda adresini verdiğimiz sitede kırlangıç balığının anlatıldığı sayfada detaylı olarak verilmektedir.

Bazı uygulamalarda da kösteklerin birbirine karışmasını önlemek için ince tel çatal bedenler kullanılabilir. Bunun bir resmi sağda görülmektedir. Bazen de takımdaki ağırlık, yaprak kurşunun dikdörtgen olarak sarılması ile yapılır; bu durumda beden yaprak kurşunun içine girer ve ve burada çatallanarak iki kösteğe ayrılır. köstekler dikdörtgen olarak sarılmış yaprak kurşunun sağından ve solundan sarkar. Ama bu akıntılı yerler için düzenlenmesi esasa olan bu takımda ortadaki dikdörtgen kurşun fırıl fırıl dönerek oltaya hem gam yaptırır hem de balığı ürkütür. Bir de kurşunu sıkarken dikkatsizlik yapılırsa ya köstekler serbest kalır ve bir tarafa doğru kayar; veya fazla sıkılırsa da bedeni veya kösteği zedeleyerek iri bir balığı çekerken kopmaya neden olur ve balığa veda edersiniz. Bu mahsurlarından dolayı yaprak kurşunu sararak dikdörtgen kurşun yapma yolu pek tavsiye edilmez.


Burada anlatılan orjinal hali ile çatal köstekli takım ile üç köstekli takım ile yakalanan balıkların hepsi yakalanabilir. Yemleri de aynı şekilde balığa göre seçilerek kullanılır.


Tüm köstekli bedenlerde, sarkıtma uygulamalarında kösteğin bedene sarılması problemi yaşanır. Aslında oltayı karıştırıp avı bozmadıkça bu durum o kadar sıkıcı değildir. Ama bazen, özellikle balıkların nazlı olduğu dönemlerde balığın kıskandırılıp oltaya vurmasına engel olabilir. Tedbir olarak kösteği bedenden uzak tutmak için bazı yollara baş vurulabilir. Bunların en yaygın kullanılanları yandaki resimdeki gibidir. Birincisi kösteğin bedene bağlandığı yere ince yaprak kurşunu muska gibi sararak kösteği bedenden açarak dik tutmaktır. Muska şeklinde sarılan yaprak kurşun çok ince olmalı, kösteklerdeki kuşunların ağırlığı iskandilden fazla olmamalıdır. Veya iskandil kullanmadan sadece muska şeklinde sarılmış kurşunlar ağırlık olarak kullanılabilir; bu defa da üstteki kurşunların alttakilerden ağır olmamasına dikkat etmek gerekir. Aksi halde takım indirilirken karışmalar olabilir. Bu yol uygulaması zor bir yoldur. İkinci yol ise kösteği bedene üçlü fırdöndü ile bağlanmak; yalnız bu bağlantıdan önce kösteği ince bir plastik hortumun içinden geçirmek düğüm atıldıktan sonra da, hortumu sürüp fırdöndü halkasına geçirip sıkıştırmaktır. Köstek boyuna göre 5-8 cm., boyundaki hortum (tüp) parçası kösteği bedenden açacaktır. Akvaryumculardan temin edebileceğiniz hava hortumları bu işi görebilir, daha iyisi eczanelerden temin edilebilecek akvaryum hava hortumlarından da ince olan serum hortumlardır.



Resmi ekleyen

Sarkıtmalar el oltası olarak kullanılabileceği gibi, makinalı takımlarda da kullanılabilir.

İskele üstü veya yüksek rıhtımlardan altta dolaşan balıkları yakalamak için bazen sadece ucunda halkası olan kamışlar kullanılabilir.

Bu kamışlara iki veya üç köstekli takımlar bağlanabileceği gibi en zevkli olanı tek sinek iğne bağlayarak avlanmaktır. İğne avlanılacak balığın sevdiği yemlerle yemlenir. Bazen çıplak iğne yerine beyaz tüylü çapari iğnesi kullanılır, İğnenin sapına, gözün hemen üstüne ince yaprak kurşun sarılarak zoka benzeri takım yapılırsa bu takıma salyema denir. Zokalı takımlardan da sayılabilen salyemalar, kullanım şekline göre sarkıtma sınıfına da alınabilir; aslında zokalı takımlar da sarkıtmaların özel bir uygulaması gibidir. Salyemalar, daha çok iskele üstlerinden çinekop avlamakta kullanılır, yine de etrafta başka balıklar var ise onları da oltaya atlayabilir. Bu takımda yaprak kurşunlu beyaz tüylü iğne yerine pirçol (zokita, leblebi) zoka ve kuyrukaltı yem de kullanılabilir. Her durumda kurşun kısmın civalanıp parlatılması gerekir. Salyemalar suya atıldıktan sonra yavaşça batacak şekilde ayarlanmalıdır, hızlı batan takım etkili olmaz. Olta ipinin sonuna kadar balık vurmaz ise çekilip tekrar atılmalıdır. Salyemalar tek iğneli olurlar ilave kösteğe gerek yoktur, zaten çalışmaz.


Uzun Köstekli Takım

Daha çok nehirlerde sazan, çapak, kefal, bıyıklı balık gibi balıkların avlanmasında kullanılır; bununla birlikte denizde de sert akıntılı yerlerde rahatlıkla kullanılabilir. Aslında bir yeldirme uygulamasıdır ama sarkıtma gibi kullanılır. Takım aynı anda iki amaca hizmet eder biri yemleme ikincisi tabii ki yakalama. Aslında, mesela denizlerde yemleme ihtiyacı yok ise o zaman bu takım yeldirmelerin sandalın demir yerinden istenilen uzaklığa kadar açılmalarını da sağlar. Diyelim ki sert akıntı altında karagöz yatağını buldunuz da dip durumundan dolayı pek uzağa demirleme şansı yok; akıntı da sert yeldirme veya serbest beden uçuyor o zaman bu takım size istenilen uzaklıkta balığa yemi gösterme imkanı sağlayacaktır.


Takımı meydana getiren en önemli eleman ağırlıktır. Yanda şematik resmi görülen ağırlık, çember biçimli, genelde bir tarafı hafifçe bombeli, bombenin ortasında ara ipin bağlanacağı delik (göz) olan; diğer tarafında yemleme torbasının ipinin geçeceği bir yarık bulunan özel bir ağırlıktır.



Resmi ekleyen

Takımın kullanılışına gelince; av yerinde uygun şekilde demirlenen sandaldan önce takımın uçmasını önleyecek olan ağırlık görevini görecek yemleme paketi sicim gibi bir ipe bağlanarak indirilir. Ağırlığın yeterli olması, yemliğin akıntı ile uçmaması gerekir ki bu en az 500 gr., ağırlık demektir, gerekir ise yem torbasına ilave ağırlık da konabilir. Yemleme yapılmıyor ise o takdirde sadece ağırlık indirilebilir. Halka iskandilin gözüne takımın ne kadar açılması isteniyor ise o uzunlukta ara olta ipi bağlanır, bu olta ipinin diğer ucuna üçlü fırdöndünün orta gözü bağlanır.

Üçlü fırdöndünün üst gözüne olta, alt gözüne de beden bağlandıktan sonra takım tamamdır. Şimdi iş geldi indirmeye. Halka iskandilin yemleme ipinin geçmesi için bırakılmış olan yarık kısmı hafifçe açılarak yemleme torbasının ipi halka iskandilin içine geçirilir ve yarık tekrar kapatılır. Önce beden yavaşça suya bırakılarak akıntı ile açılması sağlandıktan sonra olta halka iskandil yardımı ile indirilmeye başlanır. Akıntı takımı uçurmak istese de yemlik veya ağırlık ipi kılavuz görevi görür ve yemli iğneler ara ipin ve bedenin boyuna göre istendiği kadar sandaldan açılır. Ara ipi çok uzun yapmak oltayı toplarken problemler yaratacağından tavsiye edilmez; eğer yemli iğnenin sandaldan oldukça uzaklarda balığa gösterilmesi planlanıyor ise bedeni uzun tutmak gerekir. Bu takımda genelde tek iğne vardır ama istenir ise birden fazla köstek de kullanılabilir, yine de unutulmamalı ki çok fazla köstek takımın kullanılmasını zorlaştırır. Bir de büyük balık yakalanması hedefleniyor ve büyük balıkların da o bölgede varlığı biliniyor ise kesinlikle tek köstek kullanılmalıdır. Özellikle nehirlerde çok verimli olan bu takımı denizde de verimli kullanmak mümkündür. El oltası veya makinalı kamışlı takım olarak da düzenlenebilir.



#3
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL
FIRDÖNDÜ


Ekseni etrafında dönebilen paslanmaz madeni parçalardır.Fırdöndüler, oltanın kıvrım yapıp dalaşmasını önlemek için kullanılırlar.

Resmi ekleyen Resmi ekleyen


Olta kullanılırken Yassı dip balıkları ve yemler misinanın dönmesine ve sonucu gam denilen kıvrımların meydana gelmesine sebep olurlar.

Resmi ekleyen Resmi ekleyen
Oltalar gam yapınca çabuk dolaşırlar. Bunu önlemek için her oltaya en az bir veya daha fazla fırdöndü takılır.


Sabit bedenlerde düz fırdöndü, beden değiştirilen oltalarda çengelli fırdöndü kullanılmalıdır. Çengelli fırdöndülerin kullanıldığı oltalarda bedene küçük bir kasa yapılır.
Üçlü fırdöndü akıntılı su mercan bedenleri ile uzun bedenli büyük balık takımlarında kullanılırlar.


Balığın büyüklüğüne göre fırdöndünün büyüklüğü ayarlanmalıdır.

Düz fırdöndü - Çengelli fırdöndü - Üçlü fırdöndü Başlıca tipleridir.




ZOKALAR


Dişli ve sert dudaklı balıkların köstekleri kesip kaçmamaları için, çıplak iğnelerin pala uçları çeşitli şekillerde kurşundan dökülmüş zoka yapılmıştır.

Zokanın ağırlığı oltanın dibe inmesini sağlar. Akıntılı sularda zokaya yardımcı olarak zokadan bir iki kulaç yukarıya kıstırma denilen kurşun da ilave edilebilir.

Zokaların ağırlıkları 15 gr. dan 200gr. kadar değişir. Ağırlıklar arttıkça iğneler büyür.

Zokalar kullanılmadan önce mazgallanarak parlatılmalıdır.
Sarımsak zoka - uzun zoka ( sülük zoka ) - fındık zoka

Sarımsak zokaya yaprak yem, Uzun zokaya sülük yem, fındık zokaya küçük parça yemler takılır.



Resmi ekleyen




Zokalı takımlar, hemen hemen her balığın avından her türlü uygulamada kullanılırlar. Sarkıtma, dip takımı, yeldirme, hatta akıntı ile hafifçe sürüklenen sandaldan dip sürütmesi gibi bile kullanılır. Bu kadar geniş ve değişik kullanım alanlarını burada tek tek anlatmak tabii ki mümkün değildir. Zokaların ne olduğu, tipleri ve isimleri de www.bilgehansarp.net/fishing adresinin Teknik Taktik kısmındaki Oltacılıkta kullanılan malzemeler sayfasında genişçe açıklanmıştır.



Yine de burada kısaca bakarsak zokalar karagöz avında yeldirme olarak, gece lüfer yemlisi, orfoz lahoz gibi balıkların avında sarkıtma olarak, lüfer, çinekop avında dip oturtması olarak, lipsoz, kırlangıç gibi balıkların avında dip sürütmesi gibi kullanılabilir. Kamışın ucunda kullanılan pirçol zokalı takımlara salyema denir. Pişkova veya ovalama adları ile bilinen zokalar ve bir zoka türü olan yüksüklerin kullanımı atıp çekme, zaman zaman sürütme hatta yeldirme uygulamasıdır. Kısaca zokalar ve zokalı takımların farklı uygulamalarına ilgili balıkla birlikte tek tek değinilmektedir. Burada sadece daha önceden pek değinmediğimiz pişkova ve ovala isimli yünlü zokaların küçüğü sayılan iki tip zokaya ve pirçol zokaya değineceğiz.



Önce pirçol zokalar. Pirçol, aslında tüm küçük zokaların genel adıdır. Bununla birlikte farklı tipteki zokalara farklı isimler verilebilir. Bunları oltacılıkta kullanılan malzemeler sayfasının zokalar kısmında anlattık. Pirçollar en fazla 5-10 gram ağırlıkta 8-10 mm. boyda olurlar.



Burada konumuz pirçolun kullanımı ve nerelerde kullanılacağı. Pirçol ile kıyılarda, iskele üstlerinde sarkıtma gib kullanarak izmarit, istavrit hatta kefal gibi balıkları yakalamak mümkündür. Bu durumda pirçolun yemi midye içinden, sülüneze, akyeme kadar çok değişik olabilir. Pirçolun yaygın ve bilinen kullanımlarından biri de serbest beden veya yeldirme olarak kullanılması ve bu şekilde karagöz avıdır. Takımın düzenlenmesi alttaki gibidir. Ama pirçolla karagöz avı için öncelikle bazı şartların yerine gelmesi lazımdır.


Birincisi takım yeldirme gibi kullanılacağından akıntılı yer bulunması şarttır. Burunbaşları, anaforlar, farklı akıntıların karşılaştıkları yerlerde hem akıntı yeterince hızlıdır pirçol kullanmaya olanak sağlar hem de karagöz gibi pek çok balığın da yem beklediği, yemlendiği yerlerdir. Buraya dikkat etmek gerek balıklar bazı istisnalar dışında genelde akıntı içinde yemlenmez, akıntıların eteklerinde akıntı ile savrulup gelecek yemleri bekleyerek yemlenirler. Akıntı rüzgar gibi atmosferik etkilerle ortaya çıkan yüzeysel akıntı demek değildir. Suyun yoğunluk farkı, seviye farkı gibi herhangi bir fiziksel nedenle kütle olarak akmasıdır. Bu akıntının su üstüne kadar yükselmesi su üstünden de farkedilebilir olmasında, yer bulmak açısından yarar vardır. Bu şartlar aslında yeldirme kullanımının temel şartlarıdır ve bu uygulamada pirçol da serbest beden veya yeldirme gibi kullanılacağından dikkat edilmelidir.



İkinci olarak pirçol serbest bedenden farklı olarak gece değil gündüz ve nispeten daha derince sularda kullanılır. Soğuk havalarda balıklar derinlere çekildiklerinden civalanmış, yemlenmiş pirçolu balıklara göstermek pek mümkün olmaz. O halde pirçol ile karagöz avı daha çok sıcak günlerde yani yaz aylarına mahsus bir uygulamadır. Sıcak havalarda özellikle karagözler akıntı kenarlarında yükselerek orta sularda hatta daha yukarılarda yemlenirler. İşte bu pirçol için en verimli şartlar oluştu demektir. Takımın kullanımı karagöz balığının hikayesi ve avlanması kısmının konusu olduğundan burada daha fazla detaya girmeden geçiyoruz.



Resmi ekleyen

Pişkova ve ovala da birer zoka türüdür. Uskumru, sarıkanat, kolyoz, istavrit gibi balıkların sürüler halinde bulunduğu zamanlarda oldukça zevkli bir av aracıdır. Hatta bazen çeşitli taş balıkları da tadına bakmak için ovala veya pişkovaya saldırır, sonrası malum.

Pişkova ve ovalama arasındaki tek fark ovalama, adı üstünde ovalanarak yuvarlatılmış gibi iken, pişkova köşeli yapıdadır. En ağırları 20 gram ağırlıkta, 4-5 santim boyda olur. Yemli veya yemsiz olarak kullanılabilirler. Her iki halde de mutlaka civalanarak parlatılmış olmalıdırlar. Yemleri genelde akyemdir. Daha çok kuyrukaltı yem kullanılırken, sülük kesilmiş akyemler de oldukça başarılıdır.


Takım pirçol zokanın kullanıldığı her yerde kullanılabileceği gibi, sert akıntı nedeni ile pirçolun kullanılamadığı yerlerde de kullanılabilir. Kıyıdan atıp çekme veya yürütülen sandal arkasından sürütme şeklinde de kullanılırlar. Sandaldan kullanılırken, ister yemli ister yemsiz olsun atıldıktan sonra çapari gibi kol boyu çekilerek tekrar salınır akıntı ile hem savrulması hem de biraz daha batması sağlanır. Günümüzde modern takımlar nedeni ile kullanım alanı gittikçe daralan bu eski ustalardan kalma takım ucuz olduğundan balığın bolca bulunduğu yerlerde verimli ve zevkli olabilir.


Zokalı takımlar istenirse el oltası istenirse makinalı takım olarak da düzenlenebilir.




YÜNLÜLER

Ekim ayından sonra lüfer,palamut ve torik boğaza girerken küçük yem balıklarını da önüne katar. Bu balıklar istavrit gümüş ve sardalye gibi balıklardır. Canlı yeme alışan balıklara yemli zoka çalışmaz.

Bu durumda yünlü denilen, Lüfer veya palamut iğnesi üzerine balık biçimi kurşun dökülmüş uzun zokalar çalışır. Yünlüler, 8 - 10 cm. boyunda ve 50 - 150 gr. ağırlığında dır. Kıraça, hamsi, gümüş ve uskumru vonozsuna benzerler. Avlanacak balık önüne hangi hayvanı sürmüşse yünlü nünde o balığa benzemesi gerekir.

Yünlünün göğüs kısmındaki deliğe, iğnenin ucunu kapatacak şekilde, horozun göğüs kısmından alınmış 4 - 5 cm. boyunda kırmızı iki tüy sokulur. Bu tüyler suda yüzgeçleri andırır. Daha çok kıyıdan kullanılırlar.


#4
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL

SEĞİRTMELER

Resmi ekleyen

Seğirtme, yünlüye benzer. Yalnız burada istavrit veya gümüş gibi balık şekilleri yoktur. genellikle yuvarlak olurlar. Balık karnı gibi hafif çıkıntıları vardır. Boyları 10 - 12 cm, ağırlıkları 100 - 200 gr. dır. Seğirtmeler sandaldan kullanılırlar. Dibe bırakılan seğirtme yukarı doğru hıza beş on kulaç ( balık yakalanana kadar ) çekilir. Dip seğirtmesi ile Lüfer, Palamut ve torik tutulur. Üçlü iğne kullanılırsa balığın kaçması güçleşir. Düğümlerinin açılmamasına ve parlaklığının devem etmesine dikkat.

Resmi ekleyen


KOVUŞTURMA

Bir nevi küçük yünlüye benzer. 4 - 5 cm. boyunda olup daha çok çaça ya benzer. Ucunda 7 - 8 numara iğne vardır. Kurşunu cıvalanır. ( Parlak olması gerekir. )


Durgun koy sularında veya çok hafif akıntılı yerlerde kürek üstünde, sandal arkasından sürütülür. Ağırlık veya kıstırma konmaz. ara sıra çırpma şeklinde çekilir. Uskumru Çinakop ve hatta Lüfer bile alınabilir. Teknenin hızı ayarlanarak ( Çok önemli ) istenen derinlikte bulunulmalıdır. Kovuşturmaya Pişkova, Sallama da derler.


ÇARPMALAR

Dip seğirmesine benzer. Atom şeklinde olurlar. Üç iğnelidirler. Balığın büyüklüğüne göre 5 - 8 - 10 - 12 cm. boyunda olabilirler. Teknede kullanılır ve oltanın apiko ( Her şey tam ve güçlü ) olması şarttır.


ATIP ÇEKME

Karadan ve kıyıdan kullanılır. daha çok istavrit içindir. Biraz dibe bırakılıp çekilirse istirangiloz, izmarit de yakalanabilir. 4 - 5 kat kalın misinanın bükülerek bir araya getirilmesiyle meydana getirilen köstek, iskandil şeklinde bir kurşunun içinden geçirilir. Kösteğin bir ucu kurşundan iki cm. çıkarılır. Bu uçta fırdöndü vardır. Kösteğin diğer ucu 10 cm. Uzunluktadır. Bu ucada beden bağlanır. Sert beden ve dışarıda kalan uzunluklar, olta fırlatıldığı zaman bedenin dolaşmaması içindir.

Uzağa fırlatılıp balığın bulunduğu suya inildiğinde ufak hareketlerle çekilir. Mevsimine göre tüylü istavrit, beyaz parlak çıplak iğne, kuyruk altı takılı siyah iğne kullanılır. Bir m. boyundaki beden çok ince 0,15 misinadan olursa takım çok avcı olur.


KIYI SÜRÜTMESİ

Bir kamışın ucuna, kamış boyunda düz bir misina bağlanır. Ucunda bir fırdöndü ve sonrasında 0,15 misinaya tüylü beyaz iğne bağlanarak yapılmış beden gelir. Bu takımla gündüz ve gece ışığın denize vurduğu yerlerde akıntı yukarı titreterek sürüp kıyıdan istavrit yakalanır. Balık çoksa 2 - 3 iğne takılabilir. Balık yüzlememiş ise fırdöndünün üst tarafına küçük bir kıstırma koymalıdır.


#5
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL

NASIL YEMLERSEN ÖYLE YAKALARSIN

Balık avında kullanılan doğal yemleri iki ana grup altında toplamak mümkündür. Bunlar Deniz balıkları için kullanılan yemler, Tatlı su balıkları için kullanılan yemler olarak ayrılabilirler. Genelde de bazı akyemler ve hamur türü yemler dışında bu iki grup farklıdır.

Burada yemler genel olarak ele alınmıştır. Balıklar kısmında ise hangi balık için hangi yem kullanıldığı ayrıca bahsedilmektedir.

1. Denizde Kullanılan Yemler ve Yemleme

a. Balıklar ve balıklardan elde edilen yemler

-Canlı yem

-Bütün ölü balık yem

-Yaprak yem

-Sülük yem

-Şakşak (çatal kuyruk) yem

-Tekgöz yem

-Lokma (baklava)

-Kuyrukaltı

-Garos yem

b, Yumuşakçalar

-Sübye (Mürekkep balığı)

-Kalamar

-Midye

-Tarak

-Sülünes

c. Kabuklular

-Karides, teke

-Mamun

-Yengeç, çağanoz

d. Kurt

e. Hamur yemler

f. Hazır Yemler

g. Diğer yemler


-Et, ciğer, yürek vs.

h. Yemleme



a. Balıklar ve Balıklardan Elde edilen Yemler

Büyük balık küçük balığı yer, gerçeği ile torikten, gümüş balığına kadar tüm balıklar kendilerinden büyük balıklar için yem olarak kullanılabilllr. Hatta bazı balıklar kesilip ufak yem parçaları halinde kendi türlerinin avında da kullanılır.

İstavrit, kıraça, uskumru, kolyoz, izmarit, gümüş, sardalya, hamsi, çaça, zargana, lüfer, palamut, torik gibi rengi beyaz ve parlak olan balıklardan yapılan yeme AKYEM denir. Kayabalığı, iskorpit, lipsoz, gelincik balığı gibi gibi balıklar da yem olarak kullanılsalar dahi akyem kapsamında anılmazlar. Yem olarak kullanılacak balıklar iğneye canlı, bütün ölü veya kesilerek takılırlar. İğneye kesilerek takılan balıklar akyem olacak balıklardır, diğer balıklar canlı veya bütün ölü olarak takılırlar.

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

Canlı Yem : Bırakma ve özellikle sürütme takımlarında yem balığın canlı takılması başarıyı oldukça arttırır. İğneye canlı takılacak balıklar ne yöntem kullanılırsa kullanılsın fazla hırpalanmamalıdırlar. Ağzı sağlam dudakları yumuşak ve körüklü olmayan balıklar için en iyi yöntem iğneyi alt çeneden saplayarak üst çeneden çıkarmaktır (en üst resim). Bu şekilde yem balık uzun süre canlı kalabilir. İğnenin özellikle sürütmede tek çeneye takılması doğru olmaz. İğne yüzünden ağız kapanmadığından sürütülen balığın ağzından dolan kontrol edemediği su, midesini şişirerek balığı çabucak öldürür. Bırakma takımlarda ve paraketelerde bu yöntem uygulanabilir. Ağzı yumuşak balıkları sürütme de pek kullanmamak gerekmektedir. canlı yem balığa herhangi bir şekilde ikinci bir iğne daha batırılabilir ama bu balığı ciddi şekilde hırpalayarak çabucak ölmesine neden olacaktır. Yine de mesele sinarit sürütmesinde sinarit vurup yem balığın yarısını alır ve iğnede kalan kısma bir daha dokunmaz. Bu durum sürütme sırasınca sık sık tekrarlanıyorsa tabii ki ikinci bir iğne kullanmak gerekli olacaktır. Ben bu durumlarda hemen kuyruk boğumuna veya sağlam etli kalın derili bir balık ise hemen derinin altına bir iğne daha iliştirilmesini tavsiye ederim. İğnenin balığın omurilğine veye yanal çizgisine dokunmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde balık çabucak ölür.

Özellikle sandaldan kulanılan dip takımları söz konusu olduğunda bazen iğne balığın sidikliğinden saplanıp bir müddet sürüldükten sonra yan tarafından çıkartılır. (Yanda üstten ikinci resim) Bu şekilde iğneye takılan balığın ciddi şekilde yaralanması söz konusu olduğundan çabuk öleceği düşünülebilir ama yem, çevredeki iri balıkların titreşimleri fark edip yemi bulmalarına kadar canlı kalacaktır. Yöntemin en avantajlı yanı iğnenin duruşu nedeni ile canlı yeme kafadan saldıracak büyük balığın ilk vuruşta yüksek bir ihtimalle yakalanacağıdır. Bu tür yemler sürütmelerde ve savurma takımlarda kullanılamaz ayrıca bütün ölü yemlerde yumuşayan karınları nedeni ile bu şekilde takılamaz. Balıklar anlatılırken bu tür takımların nasıl hazırlanacağına ve farklı uygulamalara da değinilmektedir. Her ne yöntem olursa olsun canlı yem için kullanılacak iğneler kalın telli olmamalıdır. Çapraz iğneler de canlı yem balığı fazla hırpalayabilir. Özellikle orkinos gibi iri balıklara canlı yem takarken iri iğnenin balığı ciddi şekilde yaralayarak çabucak ölmesine neden olmamak için iğne doğrudan balığa saplanmaz altta anlatılan şemsiye teline benzer yem takma iğnesi yardımı ile iğneye bağlı halka şeklindeki kısa ip balığın burun delikleri hizasından bir taraftan saplanıp diğer taraftan çıkartılır. iğne üzerine halka ipin sarılması ile de yem takma tamamlanmış olur.

Bütün Ölü Yem : Hemen hemen bütün takımlarda kullanılabilir. En yaygın şekilleri yukardaki gibidir (ortadaki ve alttaki resim). Orta resimdeki şekilde yemin takılabilmesi için uzun bir iğne veya ince şiş gereklidir. Bu iş için özel üretilmiş yem takma iğneleri olsa da Türkiye’de bulmamak pek mümkün değildir ve bulunabilecek en iyi alet şemsiye telidir. Şemsiyelerin en uç yay tellerinin hem boyu gayet uygundur hem de hemen ucuna yakın yerde bir deliği vardır. Bu delik iğne deliği gibi kullanılır. Bu telin deliğine tutturulan beden, telin balığın sırtından saplanarak orta kemiğe paralel sürülmesi ile ağızdan çıkartılır. Bundan sonra şemsiye teli geri çekilir. Beden de balığın ağzından dışarı doğru yavaşca çekilerek iğnenin balığın etine iyice oturması sağlanır. İğne yeterince uzun saplı, balık kısa ise iğne palası balığın ağzından çıkar. Balık uzun ise (uskumru örneği) iğne palası da balığın içinde kalır sadece beden dışarı çıkar. Bu şekilde takılan yem sürütme takımlarında kullanılacak ise ağzı siyah iplikle dikilmelidir. Bir başka yol da iğneyi balığın ağzından sokup solungaç kapağı altından çıkardıktan sonra yan çevirerek balığın sırt etine saplayarak ucunu diğer yandan çıkartmaktır. Balıklar kısmında daha farklı takma yöntemleri de anlatılmaktadır.

En alt resimde de bir önceki işlemin tersi yapılmaktadır. İstavrit, izmarit gibi sağlam etli balıklarda iğne kuyruk boğumu yakınında ete saplanarak bir kaç santim yürütülerek çıkartılır; ileri sürülür ve balığın ortalarında sırt etine saplanarak diğer taraftan çıkartılır. Tekrar ileri sürülen iğne balığın solungaç kapağı altından sokularak ağzından çıkartılır. Köstek kuyruk tarafından çekilerek iğnenin tam olarak oturması sağlandıktan sonra, kuyruk boğumu üzerinde kazık bağı ile bağlanarak yem balık askıya alınır. Bu yöntemde bazen iğne yem balığın solungaç kapağından sokulacağına yan çevrilerek ikinci defa sırt etine bir taraftan saplanıp diğer taraftan ucu çıkartılır, bu şekilde de bırakılır. Beden hafifçe geriye çekilerek iğne oturtulduktan sonra, kuyruk boğumuna bir ilmekle sabitlenir. Eti yumuşak ve gevrek barbunya gibi balıklarda ise şiş veya şemsiye teli yöntemi uygulanmalıdır. Köstek yine kuyruk boğumu üzerine kazık bağı ile sabitlenmelidir. Yem balığın ağzının dikilmesinde düzgün görünüm açısından yarar vardır.

Resmi ekleyen

Bütün olarak kullanılacak yem balıklar öldükten sonra su içinde tutulursa özellikle istavrit kıvrılıp şekil değiştirerek bütün olarak kullanılmaz hale gelir, eti de yumuşar. En iyisi balıkları ıslak biz bez altında hafif rutubetli saklamaktır, veya balıkçı esnafının yaptığı gibi açıkta duran yem balıkların üzerine zaman zaman deniz suyu serpilmelidir.

İğneye kesilerek takılacak akyemleri çeşitli şekillerde kesmek mümkündür. Yemler kesidikleri şekle göre farklı isimlerle anılırlar. Şimdi bunlara bakalım.




Yaprak yem :
Resmi ekleyen


Yem yapılacak balık keskin bir bıçakla tercihen file kesme bıçağı ile yan yüzgeçleri hizasından kuyruğa doğru orta kılçığın hemen üzerinden fileto keser gibi kesilir. Kuyruk boğumunda kesim bitirilerek kesilen parça ayrılır. Bu Parçaya yaprak yem denir. Kesim işlemi ters taraftan yani kuyruk boğumundan başlanarak da yapılabilir. Bu defa gögüs yüzgeci hizasına gelinince kesilen parça ayrılır. Yaprak yem kesmeden önce balığın içini temizlemeye gerek yoktur. Kesilen yem parçasının özellikle yumuşak karın tarafında parçalanmalar görülebilir, bu parçalanmış, bozuk görünüşlü kısımlar ya makas ya da bıçağın ucu ile düzeltilmelidir. Yaprak yemler genelde iğneye kuyruk tarafından takılmaya başlanır her seferinde bir kez döndürülerek tekrar iğneye saplanır. En son saplamadan sonra yemin parlak kısmının iğnenin ucuna doğru kalmasına dikkat etmek gerekir. İzmarit, istrangilos gibi pullu balıklar yem olarak kullanılıyorsa pullarının kazınmasında yarar vardır. Ayrıca bu balıkların sırt yüzgeçleri de kesilmelidir. Hemen hemen tüm olta takımları ile kullanılır. Yem kesme amacı ile sandallarda bir yem kesme tahtası bulundurulması gerekir.

Sülük yem : Yaprak kesilmiş yem uzunlamasına şeritler halinde kesilirse bu şekilde elde edilecek ince uzun yem parçalarına sülük yem denir. Sülük yemler, pirçol zoka, pişkova, ovala gibi takımlarda kullanılır.



Resmi ekleyen


Şakşak (Çatal kuyruk yem) : Yem balık kuyruk boğumundan başlamak üzere anüs çivarına kadar yaprak keser gibi kesilir. Burada kesim durdurulur, diğer tarafa çevrilen balığın ikinci yanı da aynı şekilde kesilip atıldıktan sonra arada kalan orta kılçık kesilip atılır. İstavrit, kıraça gibi balıklardan yapılır ve zokalı takımlarda kullanılır. Zoka iğnesi yem balığın ağzından sokularak solungaç kapağı altından çıkartılır, sarmısak zoka ağız içini iyice doldurup şeklinin bozulmasını önleyecek şekilde yem balığın ağzına itilir; sonra yan çevrilen zokanın iğnesi yem balığın vücuduna dik olarak sırtının etli yerine ucu diğer yandan çıkacak şekilde saplanır. Daha çok gündüz torik, kofana yemlisinde kullanılır.

Tekgöz Yem : Yem balık kuyruk boğumundan başlayarak başı da ikiye bölünecek şekilde boydan boya kesilir, Kesimden sonra uzun bir yaprak yem gibidir, ama kafanın yarısı da üstünde olduğundan tek gözü ve tek solungaç kapağı görünür. Sürütme ve zokalı takımlarda kullanılır. Tekgöz yemin torik ve palamut için iğneye baş tarafından; lüfer ve kofana için kuyruk tarafından takılması tavsiye edilir.

Lokma (Baklava) :
Resmi ekleyen


Gümüş, ufak hamsi, yavru zargana gibi balıkların orta kılçığa dik olarak ve kılçıkla beraber silindirik parçalar halinde kesilmesi ile elde edilen yemdir. Genelde zokalı takımlarda özellikle karagöz ve kırma mercan avı için takımlarında kullanılır. İğneye takılmasında, iğne önce silindirik parçanın üstünden batırılır bir miktar ilerledikten sonra yandan çıkartılır, iğne ileri sürülerek yemin alt yan tarafından saplanarak diğer yandan çıkartılır. Bu hali ile yemlenmiş bir iğnenin şematik bir görünümü yandaki gibidir.

Kuyruk altı : Akyem olarak kullanılan balıkların alt göğüs yüzgeci ile anüsten sonra başlayıp kuyruğa uzanan yüzgecin arasında kalan parlak renkli karın altı parçanın kesilip alınması ile elde edilen yeme kuyruk altı yem denir. Bir balıktan bir kuyruk altı yem elde edilir. Kuyruk altı yem oldukça sağlam dokulu ve parlak bir yemdir. İğneye bir kere ve genelde anüsten saplanır. Sağlam dokulu olması nedeni ile kolay alınamaz ve bir kaç balıkta kullanılır. Kuyruk altı alınan balıktan sülük yem de çıkartılabilir. Kuyruk altı yemler pirçol zoka, pişkova ve ovala gibi ufak zokalı takımlarla, atıp çekme takımlarında kullanılır.

Garos Yem : Palamut, torik gibi iri balıkların taze iç organlarının çıkartılarak elde edilen yem garos yem olarak adlandırılır. Palamut veya torik tercih edilmesinin nedeni elde edilecek garosun en ideal boyda olmasından dolayıdır. daha küçük balıkların veya daha büyük balıklarında garosu kullanılabilir. Garos balığın tüm iç organları ile barsaklarını içeren koni biçimli, taze iken ince bir zarla toplu olarak duran bir yemdir. Yem bayatladıkça zar bozulur yem dağınık durur. Dağınık yemin iğneden alınması çok kolaydır. Garos iğneye balığın kafası tarafında kalan uçtan başlanarak takılır. İğneye iki veya üç klere saplanır, son saplamanın sert dokulu mideye denk gelmesine dikkat etmek gerekir. Bundan sonra anüse uzanan barsak yemle beraber iğne üstüne sarılarak boşta kalan ucu iğneya damağa oturacak şekilde takılır. Levrek, kefal, karagöz ,izmarit, istavrit gibi balıkların avında daha çok savurma takımlarda (dip takımı) kullanılır.

b. Yumuşakçalar

Sübye : Bir adı da mürekkep balığıdır. Rengi kirli sarı, siyah şertleri ile, kahverengine çalar. Şeritler veya halkalar halinde kesilerek mercan, çipura karagöz gibi balıkların avında kullanılır. Küçükleri bütün olarak levrek sürütmesinde kullanılır. Paraketeler içinde iyi bir yemdir. Eti sert olduğundan iğneden kolay alınamaz.

Kalamar : Konik ince uzun bir vücudu ve vücudunun kafa tarafında ikisi uzun, diğerleri o kadar uzun olmayan on ayağı vardır. Ayakları vantuzludur. İri gözleri vardır. Açık pembe benekli derisinin altında neredeyse saydam bir eti vardır. Hem yiyecek hem de olta yemi olarak değerlidir. Eti sert olduğundan iğneden zor alınır. Baş ve iç tarafı paraketede veya küçükleri bütün olarak sürütmede levreğe kullanılır. Kolları mercan, çipura, karagöz avında kullanılır.

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen



Midye :
Resmi ekleyen

Hemen hemen amatörler tarafından en çok kullanılan yemdir. Deniz içinde sığlıklardaki kayaların üstünde, iskele ayaklarında, denize inen duvar kenarlarında bolca bulunur. Siyah çift kabukludur. Taşa veya iskele ayaklarına tutunduğu kısım düzgüncedir. Buradan çıkan sakal denilen uzantılarla taşa tutunur. İzmarit, karagöz, ispari gibi balıkların en sevdiği yemlerdendir. İğneye takılacak midyenin büyüklüğü iğne boyu ile orantılı olmalıdır. Büyük midye küçük iğneye takılmak istenirse kesmek gerekir ki bu pek istenmeyen bir durumdur ama genelde en çok uygulanan yöntem de budur. Sebebi minicik minicik midyeleri açmanın hem zor, hem de sıkıntı verici olmasıdır. Aşağıda verdiğim ısıtma ile açma yöntemi bu açıdan küçük midyelerin de kullanılmasına olanak sağlar. Midyeyi açmak için; taşa tutunduğu sakallı kısmı üste dışa bakacak sol avuç içinde tutmak gerekir. Daha sonra sağ elle tutulan sivri uçlu olayan bir bıçak, sakalı civarından iki kabuk arasına sokularak midyenin alt (geniş) tarafına doğru kaydırılır. Burada iki kabuğu tutan çok kuvvetli beyaz kas bıçakla kesilerek midyenin açılması sağlanır. Bıçak keskin fakat sivri uçlu olmamalıdır, sivri olursa kayma durumunda sol elin avuç içine saplanır ciddi problemlere yol açar. Bunu bizzat ben yaşadım. Midye açmanın diğer bir yöntemi de ısıtmaktır. Altında ateş yanan bir teneke parçası üzerine dizilen midyeler kısa bir sürede patlayarak açılır. Açılan midyeler ateşten alınmalıdır, fazla bırakılırsa pişer ve yem değeri düşer. Isıtma yöntemi özellikle küçük (mıcır) midyeler için uygulanır. Midyeyi ıslak olarak iğneye takmak doğru olan yoldur ancak bu defada hem iyi takılamaz, hem de balıklar tarafından kolayca alınır. Bu amaçla açılan midyeler ya birkaç kat gazete kağıdı veya bir tülbent üzerine konularak, sarılır ve öyle muhafaza edilirse suyunu biraz kaybeder; hem iğneye takılması kolaylaşır hem de balıklar daha zor alır. Bu şekilde gazete veya tülbente hafifçe tuzlanarak sarılan midyeler buzdolabının buzluğunda porsiyonlar halinde uzun bir süre saklanabilir. Gerektiğinde buzluktan porsiyonlar halinde alınan midye paketleri av yerine gidene kadar çözülür ve paketten çıkan suyunun büyük kısmını kaybederek yapış yapış hale gelmiş midyeler iğneye çok rahat takılır ve balıklar kolay kolay alamaz.

Tarak : Kumlu, kıyılarda sığlıklarda kum üzerinde istiridyeye benzer ufak kabuklu yumuşakçaya tarak denir. Yukarıda temsili bir resmi var. Bunlar kum üzerinden kolayca elle toplanırlar. Midye gibi bıçakla açılması zor olabilir bu nedenle genelde kabuğu kırılarak içi alınır. İçinde sert beyaz eti vardır. sağlam dokulu olduğundan iğneden zor alınır. Midye ile avlanan balıkları avlamakta kullanılabilir. Ama midye kadar başarılı sonuçlar alınmaz.

Sülünes (Sulina) : Midyenin akrabası olan bu canlı, kumlu zeminlere kendini gömerek yaşar. Uzunca boyu ile çakı görünümlüdür. Kabuklarının rengi kirli sarıdır. Kuma gömülü olduğu yerde konik gibi bir kum tepeciği ile yerini belli eder. Ucuna mermi çekirdeği veya o şekilde bir metal tutturulmuş 30 santimlik, 3 mm. çapında sarı bir tel bu koninin üstündeki delikten sokulur. Normalde kumda kapağı açık duran sülünes, içinden tel geçinde refleks olarak kapanır. Bu arada telin ucundaki konik uzantı da sülünesin içinde sıkışmış olur. Telin geri çekilmesi ile sülünes dışarı alınmış olur. Midye ile avlanan tüm balıkların severek yedikleri bir yemdir. Beyaz etli ve sağlam dokuludur, iğneden zor alınır. Halkalar halinde kesilerek iğneye takılır.

c. Kabuklular

Karides, Teke :
Resmi ekleyen

Karides pek çok balığın avında kullanılabilen, balıkların severek yediği bir yemdir. Karagöz, levrek, mercan, tranca, orfoz, lipsoz gibi balıklar için hazırlanan takımlara canlı veya ölü olarak takılabilir. En makbulu İstanbul’ da kanal karidesi olarak bilinen iri karideslerdir. Antalya’da yanıç derler. Bunları canlı temin etmek oldukça zordur. Karidesler özel karides sepetleri ile yakalanırlar. Günümüzde ise Trolle zamanlı zamansız avcılığı yapılmaktadır, bu nedenle Marmara’ da kanal istavridi çok azalmıştır. Karides küçük balıklar için kabukları soyulup etleri ayıklandıktan sonra, iri balıklar için bütün ölü veya canlı olarak iğneye takılır. Karidesi canlı iğneye takmanın yolları levrek sürütmesi konusunda geniş olarak anlatıldığından burada o kadar detaya girmiyorum.

Teke karidesin kıyılarda yaşayan akrabasıdır neredeyse şeffaftır. Yosunluklar, kıyılardaki otluklar, yosunlu kayalar, iskele ayakları gibi yerler ufak bir kepçe ile sıvazlanarak süzülürse tekeler kepçe içinde kalacaklardır. Sığlıklarda yaşayan tekeler kendileri gibi sığlıklarda yaşayan ve yemlenen levreğin en sevdiği yemlerdendir, hiç dayanamaz. Tekeler üstü açık su dolu kaplarda saklanırlarsa suyun içinden kabın dışına rahatlıkla sıçrayıp kaybolurlar, kabın üzerini havalanmayı engellemeyecek şekilde kapatmak gerekir.

Mamun : Istakozun küçüğü görünümündeki bu deniz canlısı 3 - 4cm., boyundadır. Pek çok amatör mamunu ıstakozun yavrusu zanneder. Mamunun boyu istakoz yavrusuna göre daha kısa, vücudu daha tombul, kuyruk yelpazesi daha kısa fakat geniştir. Rengi grimsi-yeşildir. 1 metre kadar derinlerde kumlu - humuslu bölgelerde toprağa gömülü olarak yaşarlar. Özellikle dere ağızları sevdiği yerlerdendir. Mamunun yaşadığı bilinen yerlerde gezinilerek mamunun toprağın dışına çıkması sağlanır daha sonra kepçe ile toplanır. Özellikle Ege bölgesinde çipura ve mercan avı için çok aranır, Marmara denizi ve İstanbul’da temini zor olduğun dan pek bilinmez ve kullanılmaz. İğneye karides gibi canlı olarak takılır. Takma şekli de hemen hemen aynıdır ama daha iri ve dayanıklı olduğundan karides veya teke kadar özen göstermek gerekmez.

Yengeç : Özellikle çipura avının en iyi yemi kabul edilir. Yengeç yavruları teke toplar gibi otlar arasında gezdirilen kepçelerle toplanırlar. Gece el feneri ile yapılan aramalar daha verimlidir. Gece otların üzerinde dolaşmaya çıkan yengeç yavruları kolayca toplanırlar. Yengeçler deniz suyu ile ıslatılmış sünger arasında haftalarca canlı tutulubilirler. Süngerin sıkılıp birgün tatlı birgün tuzlu su ile ıslatılması durumunda üst kabuğu yumuşar, bu da daha iyi yem olma özelliği kazandırır.

d. Kurt

Hemen hemen her türlü kıyı balığı, özellikle kefal, kupes, istavrit hatta karagöz tarafından sevilerek yenen bir yemdir. Denizlerde bataklık ve özellikle organik atıkların döküldüğü yerlerde dibe gömülü olarak bolca yaşarlar. Bu bölgelerden kürekle alınan çamur yayılarak açılırsa içinden kıvır kıvır kurtlar çıkar. İlk kürekte kurt bulunursa diğerleri ürküp derinlere inmesinler diye acele ile bir kaç kürek daha almakta yarar vardır. Hazır olarak da satılmaktadır. Bir şekilde temin edilen kurtlar rutubetli tutulmak zorundadır. Kururlarsa çabucak ölürler. Bu amaçla deniz marulu da denilen yeşil yosunun içinde saklanarak ıslak tutulmaya çalışılır.

e. Hamur yemler

Taze ekmek içi veya özel olarak peynir suyu ile yapılan hamurlar kefal ve karagöz avında kullanılmaktadır. Hamur tutulurken içine az miktarda yağ katılması daha kıvamlı ve yapışkan olmasını sağlar. Bazen peynir suyu ile birlikte biraz peynir de katılmaktadır. Bir yumurta sarısı hamurun çiğ beyaz görüntüsünü kapatacaktır, istenirse eklenir.

f. Hazır yemler

Son yıllarda piyasada denizde kullanmak üzerede hazırlanmış, kokulandırılmış yemler de satılmaktadır. Bunlar hazır hamurlar olabileceği gibi sardalya gibi balıklardan yapılmış konserveler, midye içi gibi yemler olabilir. Pahalı olduklarından pek tavsiye edemiyorum, kendim de kullanmıyorum.

g. Diğer Yemler

Avlanması planlanan balığın veya deniz canlısının beslenme alışkanlıklarına göre yukarıda sayılan gelenekselleşmiş yemler dışında da yemler kullanılabilir. Bunlardan et köpekbalığı avında parçalar halinde kullanılabilirken, daha küçük balıklar için dövülüp inceltildikten sonra küçük parçalar halinde iğneye takılabilir. Yürek de zaman zaman küçük parçalar halinde kullanılır, özellikle gelincik balığı paraketesinin bir numaralı yemidir. Karaciğer de sülük kesilerek yem olarak kullanılmaktadır. Karaciğer yem ile ile kiloluk karagöz alan tanıdığım, senelerce birlikte avlandığımız amatörler vardır. Ben paraketede yem olarak ciğer kullandığımda bol miktarda vatos almıştım. Yaprak kesilmiş istavritle daha çok boş çıkan paraketede hiç değilse balık vardı. Tavuk eti, özellikle tavuğun göğüs etinden alınmış parçalara pek çok balık rağbet eder, göğüs eti de sertçe ve lifli olduğundan kolay kolay iğneden alınamaz. İşkembe pavurya avının en iyi yemidir. Levreğin akarsu ağızlarında kurbağa hatta canlı fare ile avlandığı bilinmektedir.

Kısaca yemler amatörün tecrübesi, bilgisi ve merakı ölçüsünde standartların dışına çıkabilir. Balık, sonunda bulunduğu bölgede alıştığı yemi tercih edecektir. Standart dışı olarak kullanılacak bir yem her zaman harikalar yaratmayacaktır ama bazen de çok iyi sonuçlar verebilir. Bu amaçla amatör balıkçılar denemelerden ve araştırmalardan uzak durmamalıdırlar.

e. Yemleme

Resmi ekleyen

Avlanılan bölgede balığın toplanması için etrafa koku verecek şekilde atılan yemlerle yapılan işleme yemleme denir. Bazen mazmoz yapmak diye de geçer. Yemlemenin en basit yolu özellikle sardalya, hamsi gibi yağlı balıkların ölü olarak doğrudan suya atılmalarıdır. Suya atılacak balıkların bir kısmı ezilerek yağlarının çıkması sağlanır ise kokuları daha kolay yayılacaktır. Bu yöntem daha çok açık denizlerde uygulanmaktadır. Yanda buna ait bir resim vardır. Bu tür yemlemede çok fazla balık atarak toplanan balıkları doyurmamaya dikkat etmek gerek.

Dip balıkları için yapılacak yemlemede de yine yağlı balıklar veya balık kafaları ezilerek bir miktar da kumla karıştırılarak toplar yapılır. Bu toplar avlanılacak bölgeye atılarak balıkları toplamaya çalışılır. Kuma çok az miktarda nebati toprak karıştırmak da yarar sağlamaktadır. Levrek, kefal gibi balıklar bu tür yemleme ile toplanabilir.

Yine avlanılacak yere midye, tarak, sülünez gibi kabuklu yumuşakçaları kırarak atmakta izmarit, karagöz, ispari gibi balıkları toplayacaktır.
Bir balıkçıdan duyduğum yöntemde de komple bir işkembe hafif kesilip, içine taş konarak ağırlaştırılmış şeker çuvalı içinde avlanılması kararlaştırılan yere geceden atılıyor. Çuvalda da su girip çıkmasını sağlayan delikler açılıyor. Tabii bu arada çuvalın atıldığı yer şamandıra ile işaretlenmelidir ki kaybolmasın. Sabahtan çuvalın bırakıldığı yere gelinerek yapılan avcılığın çok bereketli olduğu söylenmektedir.
Resmi ekleyen
Yemleme ile balıklar belli bir yeme alışabilir ve o balık için akla gelmeyecek bir yemle gayet verimli avcılık yapılabilir. Mesela bildiğim bir liman içi bölgede senelerce ağlara çıkan kırık midyelerin balıkçılar tarafından limana atılması ile o bölgedeki balıklar da midyeye iyice alışmış oldu, ve kefal için hiç de geçerli olmayan midye içi ile o liman içinde şamandıralı takımlarla çok verimli kefal avı yapılmaktadır.

Sandaldan yapılan avcılıklarda ezilen balık parçaları kör gözlü bir fileye (veya kadın çorabı da olur) konarak sandalın yanından sarkıtılarak o civarda balıkların toplanması sağlamabilir. Yine aynı filenin içine midyeler kırılarak kabukları ile birlikte konursa bu da yararlı olmaktadır. Avrupa ülkelerinde kokulandırılmış ve dondurulmuş özel yemleme paketleri satılmaktadır. Bu paketler donuk halde iken file ile sandalın yanından dibe indirilir. Denizde buzu çözülmeye başlayan yemleme paketi eriyerek suya karışır ve balıkları toplayacak kokular yayar.

Yemleme çok önemlidir. Av verimini çoğunlukla arttırır. Yemleme yapılabilecek bir imkan varsa bu fırsat kullanılmalıdır. Tabii doğru şekilde yapılaması şartı ile. Bu konuda söylenen bir söz herşeyi gayet iyi açıklamaktadır, “nasıl yemlersen öyle yakalarsın”.

BURDA BİR KONUYA DİKKAT ÇEKMEK İSTİYORUM; İSTER DENİZDE İSTER TATLI SULARDA YEMLEME YAPARKEN ÇEVRE KİRLİLİĞİ YARATMAMAYA ÇOK AMA ÇOK DİKKAT EDİN.



2. Tatlı Sularda Kullanılan Yemler ve Yemleme

Tatlı sularda kullanılan yemler denizde kullanılanlara göre daha fazla çeşitlilik gösterir. Mesela tatlı suların çevresinde yaşayan böcekler ve bunların larvaları gayet iyi bir yem iken; bu tür yemler denizde pek işe yaramaz. Yine toprak solucanı, kan sülükleri tatlı sularda gayet iyi çalışırlar, solucan denizde ırmak ağızları çevresinde işe yarayabilir. Şimdi bu yemlere bir göz atalım. Balıklar anlatılırken sevdikleri yemler temini ve kullanımı da ayrıca anlatılmaktadır.



a. Balıklar ve balıklardan elde edilen yemler

-Canlı yem

-Bütün ölü balık yem

-Yaprak yem

b, Yumuşakçalar

-Midye

c. Kabuklular

-Karides

-Kerevit

d. Solucan

e. Böcekler ve larvalar


-Böcekler

-Karasinek larvası

-Sivrisinek larvası

-Kan sülüğü

f. Kurbağa, semender

g. Hamur yemler

h. Tahıllar ve diğer bitkiler

i. Hazır Yemler


j. Diğer yemler

-Et, ciğer, pet maması, fare vs.

k. Yemleme



a. Balıklar ve balıklardanelde edilen yemler
Resmi ekleyen

Etobur tatlı su balıklarının avında kullanılacak küçük yem balıklar, canlı, bütün ölü ve yaprak olarak iğneye takılabilirler. Şakşak yem daha çok sarkıtma takımlarında kullanılmaya uygun olduğundan tatlı sularda pek uygulanmaz. Ama kışın buz üzerinden avcılıkta turna, levrek, ve sudak için kullanılabilir. Denizlerde akyem olarak kullanılan balıklar tatlı sularda turna için de aynı şekilde kullanılabilir.

Yemlerin kesilişi ve hazırlanışı denizde kullanılan yemler kısmında anlatıldığı gibidir. Etobur tatlı su balıkları anlatılırken yemlere de değinilmiş bu konuda genişce bilgi verilmiştir. Genel olarak dip oltalarında yaprak veye bütün ölü yem kullanılırken şamandıralı takımlar ve bırakma oltalarda canlı yem kullanılmaktadır. Canlı yemler oltaya denizde kullanılan yemler kısmında anlatıldığı gibi takılır; yani en genel yöntem olarak alt çeneden saplanan iğne üst çeneden çokartılır ve yem takılmış olur (yandaki resim). Şamandıralı takımlarda ise ikili veya üçlü iğnenin bir ucu yem balığın sırt yüzgeci altına saplanarak diğer taraftan çıkartılır ve yem takılmış olur. Bu kısım oldukça sağlam olduğundan yem balık saatlerce canlı kalır.

b. Yumuşakçalar

Midye : Tatlı su midyesi şekil olarak deniz midyesine aynen benzer. Kıyılarda dibi iri çakıllı veya kumlu yerlerde bulunur. Elle toplanabilir. Özellikle sazan balığının en sevdiği yemlerdendir. Sazanla beraber diğer balıkların avında da kullanılır. Hazırlanması ve kullanımı aynen deniz midyesi gibidir.

c. Kabuklular

Karides : Şeklen deniz karidesini andırır. Kullanımı da aynen olabilir. özellikle sudak için gayet iyi bir yemdir. Tatlı sularda daha çok karidesin etini kullanma alışkanlığı vardır, ama sudak için yapılacak sürütmede aynı canlı olarak da oltaya takılabilir.

Kerevid :
Resmi ekleyen
Altta görüldüğü gibi deniz ıstakozunun küçüğü gibidir ancak farklı bir türdür. Sığlıklarda taşların altlarında elle toplanabilir veya iki kişi tarafından bide sürülerek çekilecek kör gözlu bir ağ parçası ile de toplamak mümkündür. Eti özellikle yayın balığı için değerli bir yemdir. İstenirse karides gibi canlı olarak da takılabilir. Bu durumda kuyruk yüzgecini mutlaka dibinden kesmek gerekir. Çünki kerevid de kariden veya mamun gibi kuyruğunun sert bir hareketi ile anında gözden kaybolabilir. Kuyruk kesilmez ise takımı dolaştırarak zarar verir. Nemli tutulmak kaydı ile uzun süre canlı olarak muhafaza edilebilir. Kerevid aynı zamanda lezzetli eti ile sofralarımızında değerli bir yiyeceğidir. Ekonomik değeri yüksektir.

d. Solucan

Tatlı sularda kullanılan tüm yemlerin arasında en geniş kullanma alanı olan yem hiç kuşkusuz solucandır. Turna hariç hemen hemen tüm tatlı su balıklarını solucan işe yakalamak mümkündür. Solucan özellikle bahar ve yaz aylarında iyi yemdir.
Resmi ekleyen

Toprak solucanı veya yağmur solucanı. Ilık gecelerde nemli çayırların üzerinde fenerle aranır. Toprağın dışına çıkmış olan solucan görüldüğünde elle toplanır. Ormanlık yerlerde nemli yaerleri dikkatlice kazarak da bulunabilir. Oldukça irilerini bulmak mümkündür. İğneye bütün veya parçalar halinde de takılabilir. İriliği neden ile özellikle yayın avında tercih edilir.

Resmi ekleyen

Gübre solucanı. Genelde büyükbaş hayvanların en az bir haftalık beklemiş gübreleri altında bulunur. Taze gübre de bulunmaz. Gübre yığınının kürekle alt üst edilmesi sonucu bulunup toplanır. Pek iri değildir. Toplaması biraz zahmetlidir ama parlak kırmızı rengi ve kokusu ile ideal bir yemdir. İri balıklar için iğneye bir kaç tane takılabilir, küçük balıklar için tek tek de olur.

Resmi ekleyen

Yaprak solucanı. Dere ve göllerin kıyılarındaki ağaçların dökülmüş ıslak yaprakları altında veya aralarında bulunur. Ufak boydadır, iğneye takılışı gübre solucanı gibidir. Ağaçlarla çevrili sularda bu solucanlar o suda yaşayan balıkların doğal yemi olduğundan toplanıp kullanılırsa çok başarılı sonuçlar almak mümkündür.

Solucanların muhafazası da kolaydır. Toprak dolu bir sandığın içinde toprağı zaman zaman ıslatıp nemli tutarak uzun süre canlı kalırlar. Rutubetin muhafazası için bir miktar yaeşil ot da konursa daha iyi olur. sandık yerine brandadan dikilmiş bir torba da aynı sonucu verir.




e. Böcekler ve Larvalar

Böcekler : Su kıyılarında bulunabilen çekirge, uç uç böceği, Mayıs böceği gibi böcekler canlı veya ölü olarak yem amaçlı kullanılabilir. özellikle alabalık avında böcekler iyi yemdir, ancak diğer balıklarda böcek yeme vurur.

Karasinek Larvası : Ülkemizde pek kullanılmayan ancak Avrupalı amatörler arasında oldukça yaygın olan ve balık malzemesi satan dükkanlarda da satılan bu yem özellikle sazan ailesi için bahar ve yaz aylarında çok iyi yemdir.

Sivrisinek Larvası :

Resmi ekleyen

Sazan ailesi için sonbahar ve kış aylarında ideal yemdir. Toplanması ve temini oldukça zordur. Çamurlu dere veya göl dipleri kazınarak toplandıkan sonra özel eleklerle birkaç kez yıkanarak süzülür. Son süzme ve yıkamadan sonra sivrisinek larvaları süzgeç içinde kalacaktır. Baştan sona su içinde yapılan bu işlemler özellikle soğu havalarda yürütüldüğünden hem çok yorucudur hem de romatizmaya davetiye çıkartır. Özel ince elekler ve malzeme gereği de düşünüldüğünde temininin zorluğu daha iyi anlaşılır. Yurdumuzda şimdilik pek kullanılmamaktadır, veya yöresel olarak kullanımı varsa bunu bilemiyorum. Yanda bir grup larva görülmektedir, koyu olan tarafları baş taraflarıdır. İğneye kuyruk tarafından takılır ve uzun süre canlı kalabilir, Kullanılacak iğnenin ince telli olması şarttır.

Kan Sülüğü : Kan sülükleri de tatlı su avlarında iyi sonuçlar veren yemlerdendir. Özellikle yayın avında iğneye bolca takılarak kullanılır ki yayının severek yediği yemlerdendir. Görünüşünün çirkinliği ve ele yapışması nedeni ile pek çok amatöre tiksinti verdiğinden pek az kullanılmaktadır.



f. Kurbağa, Semender

Tatlı su kıyılarında yaşayan canlıların hepsi o sularda yaşayan etobur yırtıcı balıklara yem olurken bu gruba kurbağa ve semender de girer. Özellikler turna için her ikisi de iyi yem iken, yayın kurbağayı severek yer. Kurbağanın yem olarak kullanımı yayın sayfasında da anlatılmıştır. Kurbağa iğneye genelde canlı takılır bunun için iğne ya ağzından veya daha iyisi bacağının etli kısmından takılır. Üçlü iğne kullanılırsa iki uç kurbağanın bacaklarına aşağıdan yukarı, yani uçları kurbağanın sırt tarafından çıkacak şekilde saplanır, üçüncü uç bacakların arasında saklanmış olur. semender iğneye iğnenin kuyruğa bir kere saplanıp ucunun dışarı çıkartılması yolu ile takılır. Uzun süre canlı kalır. İğne kalın telli olmamalıdır.

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen




g. Hamur Yemler

Özellikle sazan ailesi için geçerli bir yemdir. tatlı su kefali de vurur. Denizde kullanımı tarif edilen hamurlar gibi hazırlanabileceği gibi, bu amaçlı hazırlanmış ve özel olarak kokulandırılmış unlar da vardır. Fırından alınacak ekmek hamuru da kullanılabilir, hazır ekmek hamuru özellikle ortası delik düdük makarna denilen makarnanın içine doldurularak kullanıldığında sazan avında iyi sonuçlar vermektedir. İrmiğe bir miktar şeker katıp sulandırarak elde dilen ve enjektör yardımı ile iğneye sarılan hamur da oldukça iyi bir yemdir.

Yine sazan sayfasında anlatılan, önce hamur olarak hazırlanan daha sonra top haline getirilerek kaynatılan ve renklendirilen kaynatılmış-hamur-toplar, diğer adı ile boili de iri sazan avında oldukça iyi sonuç vermektedir. Ancak bu yemin başarısı, bu yemle yapılacak düzenli yemlemeye bağlıdır.



h. Tahıllar ve Diğer Bitkiler

Yine sazan ailesinden balıklar için mısır, akdarı, buğday, fasulye, patates, nohut, yer fıstığı gibi taneli tahıllar ve bitkiler de yem olarak hazırlanır ve kullanılır. Bunların kullanımında genel olarak önce ıslatılarak yumuşamaları sağlanır, bazıları mesela mısır, akdarı, buğday ayrıca kaynatılır. Hazırlanmaları ve kullanılmaları aileye adını veren sazan sayfasında genişce anlatılmaktadır.



i. Hazır Yemler

Özellikle Avrupa ülkelerinde tatlı sularda kullanılmak üzere hazır olarak satılan yemleri balık malzemesi satan mağazalardan temin etme imkanı vardır. Bunlar özel olarak hazırlanmış ve kokulandırılmış unlardan hamurlara, konserve ufak balıklara kadar geniş bir yayılım gösterir. Bu imkan henüz ülkemizde o kadar yaygın değildir, bununla birlikte mesela alabalık için hazırlanmış balık yumurtaları, unlar bulmak mümkündür.



j. Diğer Yemler

Tatlı sularda kullanılan yemler gerçekte denizde kullanıanlara oranla daha geniş bir yelpazeye sahiptir. Yukarıda anlatılan doğal yemlere ve hamurlara ilaveten pet maması, et, ciğer, tavuk çiğeri (özellikle kefal avında), ekmek, meyve parçaları, mısır küspesi, ayçiçek küspesi, fare gibi yemlerde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Fare iğneye canlı olarak takılır, iğne ya sırtından ya da bacağından saplanır ucu diğer taraftan çıkartılır. Özellikle yayın ve turna avlarında kullanılır, ancak pek çok amatör (ve ben de) tiksindiği için fareyi kullanmaz.



k. Yemleme

Tatlı su balıkları genelde daha çekingen ve dikkatli olduklarından, yemleme denize oranla daha büyük önem taşımaktadır. Özellikle iri balıklar hele hele sazanın irisi yemleme olmadan pek kolay yakalanmaz. Yemleme balıkları kıyıya yaklaştırabilir, bir arada toplar zaman zaman yemlemeye devam edilmesi toplanılan bölgede kalma süresini de uzatır. Yemlemede ilk akla gelen ve en basit usul ekmek atarak yemlemektir. Ama ekmek kokusu az olan bir yem olduğundan başarılı sonuçlar almak mümkün değildir. Diğer bir yolda suya küspe atarak yemlemektir. Ufak kalıplar halinde suya atılacak mısır veya ayçiçek küspesi ekmekten daha başarılı olur. Yine haşlanmış tahıllar, mısır ve diğer bitkilerin kullanılması da uygun olabilir. Ancak bunları balık yiyerek doyabilir ve oltaya vurmayabilir, çok fazla miktarda atılmamalıdır. Yemleme sonuçta alıştırma ve balığın dikkatini çekme amaçlıdır da, bu nedenle çeşitli yörelerde suya kum, bulgur, yemiş, haşlanmış tahıl ve mısır atarak da yemleme yapılmaktadır. Bu şekilde yapılacak yemleme balığı bir an için toplasa da uzun süre istenen yerde tutamaz.
Resmi ekleyen

En iyisi ve doğrusu bu amaçla hazırlanmış ve kokulandırılmış unları kullanmaktır. Avrupa ülkelerinde hazır olarak satılan bu unları yurdumuzda temin etmek şimdilik pek mümkün değildir. Bu unları oluşturan komponentler koku verenler (vanilya) , suyu bulandırarak dikkat çekenler, dipte çökelti oluşturanlar)tahıl unları), bağlayıcı etki yapanlar (irmik), tadlandırıcılar (şeker) ve yemler (mısır) olarak gruplandırılabilir. (İlerde bunlara ait fikir veren basit bir tablo ve tarif de vereceğim). Bu amaçla küspeler, öğütülmüş tahıllar (arpa, buğday,mısır, akdarı unları), tez şeker, pudra şekeri, irmik, hindistan cevizi, vanilya, süt tozu gibi malzemeler kullanılarak hazırlanan un avlanılacak su kıyısına kuru olarak götürülmelidir. Miktarları evde yapacağınız denemelerle siz kendiniz tayin edebilirsiniz. Azar azar su katılarak sulandırılan undan elde edilen hamur lastikleşmemeli, bu hamurdan yapılacak toplar suya atıldığında çarpma anında dağılmamalı su içinde dibe çökerek ağır ağır eriyerek dağılmalıdır. Bu ölçüye göre miktarları ayarlayabilirsiniz. Koku verici malzemeler farklı kokularda olmamalı ve çok fazla katılmamalıdır. Avlanılacak su kenarına kuru olarak götürülen un o su ile azar azar sulandırılarak yukarıda anlatılan kıvama getirilir. Bu arada içine haşlanmış mısır, solucan veya larvalarda az miktarda katılabilir. Temin edilebilirse özel olarak hazırlanıp satılan koku veren sıvı veya tozlarda tavsiye edilen miktarlarda katılabilir. Avlanılacak su kenarındaki ıslak toprak veya çamur da az miktarda bu hamura katılırsa dipte tortu oluşturma kolaylaşır. Bu şekilde elde edilen hamurdan yapılacak, avuç içini dolduracak büyüklükteki toplardan 10 kadarı avlanılacak bölgeye atılır. Topların mümkün olduğunca birbirine yakın atılması hem kokunun daha yoğun yayılması, hemde balıkların daha dar bir alanda toplanması açısından doğru olan yöntemdir. Genelde balıkların kokuyu alıp toplanması 20 ila 30 dakikayı bulur. Öncelikle küçük balıklar toplanacak ve bunlar yakalanmaya başlayacaktır. İri balıkların gelmeye başladığı küçük balıkların vuruşunun kesilmesi ile anlaşılır. Bu arada bir süre vuruş olmaz, ta ki iri balıklar korkularını yenip yemlemenin cazibesi ile yemlenmeye başlayana kadar. Bundan sonra iri balıklar yakalanmaya başlayacaktır. Bu arada her yarım saate bir veya iki top atılarak balıkların çevreden ayrılmaması sağlanır. Bazı durumlarda yemlemenin sandalla yapılması gerekebilir. Özellikle 4 kilonun üzerindeki sazanlar için tercih edilen bu yolda yemlenen bölgeler şamandıralarla işaretlenir, bu noktalar kıyıdan oldukça uzaktır, gerekirse olta da av yerine sandaldan bırakılır ama ucu kıyıdadır. Avlanma yerine yemleme amaçlı olarak mısır, boili gibi uzun süre dağılmadan kalabilen yemlerin atılması daha uygun olacaktır; kıyılardan uzak mesafedeki bölgelerde uzun süre beklemek gerekebilir yemleme hamurundan yapılmış toplar kısa sürede dağılacaklarından uygun olmayabilir. Birkaç günlük av partilerinde bu yol uygulanırsa ikinci günden itibaren gayet iri sazanların yakalanması mümkündür. Yemleme toplarının uzak mesafeye atılabilmesi için bazen yanda görülen tipte geniş ağız açıklıklı sapanlar kullanılır.
Resmi ekleyen

Boili hamuru ve boilinin kendisi de yemleme amaçlı olarak kullanılabilir. Bu konu sazan sayfasında oldukça geniş olarak açıklamıştır.

Başta da belirttiğim gibi yemleme tatlı sularda denize oranla daha büyük önem taşır ve mutlaka yapılmalıdır. Tatlı sularda yemleme yapılmadan iri balık yakalamak pek mümkün değildir, olsada çok büyük şanstır sürekliliği olmaz.



Ne demiştik ” Nasıl yemlersen öyle yakalarsın “.

BURDA BİR KONUYA DİKKAT ÇEKMEK İSTİYORUM; İSTER DENİZDE İSTER TATLI SULARDA YEMLEME YAPARKEN ÇEVRE KİRLİLİĞİ YARATMAMAYA ÇOK AMA ÇOK DİKKAT EDİN.

#6
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL
ÇAPARİ

Çapariler




Resmi ekleyen

ÇAPARİNİN GENEL GÖRÜNÜŞÜ

Resmi ekleyen

Çapari Yapımı

Resmi ekleyen

Simli ipli Çapari

Çapari denince ilk akla gelen beden üzerine dizilmiş tüy ile yapay olarak yemlenmiş iğneler taşıyan çok sayda köstekten oluşan takım gelir. Yandaki resimde çaparinin genel görünüşü vardır. Bir de tüy ile değilde herhangi bir doğal yemle yemlenen ve çok iğneli oldukları için yemli çapari adı verilen takımlar vardır. Bu takımlar kullanım olarak üç köstekli takımlara benzerken yapı itibari ile tüy hariç çapari gibidirler. Kullanımları tabii ki çapariden farklıdır. Çapariler devamlı hareket ettirilip yapay yemlere hareketlilik kazandırılırken; yemli çapariler, tüm yemli takımlarda olduğu gibi indirilir ve balığın vurması beklenir. Çapari adı ile anılan takımlar genelde hafif ve ağır takımlar olarak düzenlenir. Hafif takımlar deyince tabii istavrit, kolyoz, uskumru gibi balıkları yakalamak için düzenlenen takımlar anlaşılmalıdır. Ağır takımlardan da torik, palamut gibi iri balıklar için hazırlanan çapariler kast edilmektedir. Burada çapariler genel olarak anlatılırken ilgili balığa ait sayfada ayrıca üstünde durulacaktır.

Çapariler çok köstekli olduklarından köstek boyları genelde kısa tutulur; hafif takımlarda bu 10-12 santimi geçmez, ağır takımlarda ise durum tamamen farklıdır köstek böyları 35-40 santime kadar uzatılabilir. Çaparideki köstek sayısı hafif takımlarda kullanım yerine göre 5 den 20 ye kadar olabilir. Köstek sayısının artması kullanımı zorlaştırdığından amatörler kendi yetenek ve becerilerine göre istedikleri miktarda köstek kullanabilirler. Genel uygulamada hafif takımlarda sandalda 10 veya 15 köstek olur daha fazla istenirse ya bir yardımcı sandalda bulunmalı veya ilave bir donanım yapılmalıdır. Bu donanım için sandal içinde rahatça ayağa kalkılıp çalışabilecek kadar büyük olmalı ve ikisi baş tarafta karşılıklı, ikisi de ortalarda karşılıklı olarak sandalın postaları arasına sıkıştırılarak dikilmiş 4 adet dikme olmalıdır. Çapari çekilirken ilk gelen köstekte balık varsa çabukça alınıp köstek dikmelerden birine tutturulur, çapari çekilmeye devam eder ikinci dikmeye takılacak kadar çekilince, ele gelen köstek ikinci dikmeye tutturulur ve bu şekilde devam edilir. Böylece çapari bedeni 4 dikme üzerine asılmış olur. Palamut çaparisi gibi ağır takımlarda ise köstek sayısı 40-50 den az olmaz. Genelde 50 köstek kullanılır.

Gelelim çaparinin yapılışına. Burada adı geçen düğümlerin tamamını düğümler sayfasında görebilirsiniz. Gerek hafif gerekse ağır takımlar için çapariler burada anlatıldığı gibi düzenlenebilir. Ağır takımlarda düğümlerin sağlamlığına çok daha fazla dikkat etmek gerekir. İlk olarak çapari yapımında kullanılacak köstekler, çaparinin amacına uygun olarak eşit boyda kesilir. Boyların eşitliği hem çaparinin sağlıklı çalışması hem de kullanma kolaylığı bakımından önemlidir. Her kösteğin her iki ucuna birer köstek başı düğümü (uç cevizi) yapılır. Kösteğin düğümlü uçlarından biri iğne gözünden 1-1,5 santim kadar dirseğe doğru kalacak şekilde sapa yatırılır. Köstek iğnenin damağı tarafında olmalıdır. Kırmızı ibrişim ile ilk olarak kösteğe iğne üzerinde tutacak bir kazık bağı yapılır. Bundan sonra 5 - 6 defa yarım kazık bağı sıkıca vurulur. Bağların düzgünce, birlerinin üstüne düşmeden veya çok açık olamadan sıkı sıkıya dizilmesine dikkat etmek gerekir. Yarım kazık bağlarını vuruken kösteğin de iğne sapının yanlarına veya altına kaçmaması gerekir. Son olarak ibrişimin iki ucundan çekilerek bağların iyice sıkışması temin edilir. Bu durumda köstek iğne üstüne bağlanmış başta ve sonda fazla ibrişimler sarkık vaziyettedir (üstte resim 1). Sıra geldi tüyü bağlamaya. Çaparinin amacına göre altta tanımlanan şekilde seçilen tüy, iğne sapına yatırılır. Tüy iğne gözünü ve iğne dirseğini yarımşar santim kadar geçecek ve ucu iğne damağına doğru dik duracak şekilde konmalıdır. Daha sonra ibrişimin sarkan ucu ile tüyü iğneye bağlayacak bir dizi yarım kazık bağı vurulur. Bu kazık bağları kösteği de ayrıca bağlayacaktır ve ilk atılan bağlar gibi sıkı sıkıya olmalıdır (üstte resim 2). Bağlama işi bittikten sonra köstek geriye doğru kuvvetlice çekilir tüm düğümlerin iğne gözüne doğru kayarak iyice sıkışması sağlanır. Boştaki uçlar tekrar çekilip sıkıldıktan sonra kesilebilir (üstte resim 3). Son olarak tüyün gözü aşıp saptan uzun kalan kısımları kesilir (üstte resim4). Burada kalacak fazlalıklar kösteği bükerek gam yaptırabilir. Şimdi istenirse şeffaf tırnak cilası veya şeffaf süper yapıştırıcı ile düğümler hafifçe ıslatılır. Bu, kuruyunca düğümlerin sıkı sıkı durmalarına kaymamalarını ve açılmamalarını sağlayacaktır. İbrişim ipek olduğundan suda esneyip gevşemez o nedenle eskiden beri kullanılır. Oysaki şimdi çıkan naylon sentetik iplikler ibrişim kadar dayanıklı ve güvenilirdir. Son yıllarda çıkan ve gittikçe yayılan bir uygulamada da hafif takımlarda özellikle istavrit çaparisinde tüy yerine simli iplik kullanılmaktadır. Simli iplik genelde tek kat olarak üstte görüldüğü gibi bağlanmaktadır. Her ne kadar bu duruş tüyün iğnenin damağına kadar uzanan klasik duruşuna benzemese de özellikle istavritte problemsiz çalışır. Bazen gelin teli ilavesi ile daha dikkat çeker şekiller yapılmaktadır. Ne kullanılırsa kullanılsın, hangi balığa düzenlenirse düzenlensin, çapari yukarıdaki gibi bağlanır; ne tüy ne de simli iplikler iğneye iğne bağı ile bağlanmaz. Aslında iğneye tüy bağlamak alabalık avında kullanılan yapay sinek bağlamanın (fly) bir değişik türüdür. Ben zaman zaman fly bağlamada kullanılan takımlarla çapari yapıyorum; daha kolay oluyor. Son zamanlarda çok daha kolay bir yol buldum; gidip iyi bir mağazadan “10 tane istavrit çaparisi, 5 kolyoz çaparisi verir misiniz?” diyerek işi çözüyorum. Ama illa da “ben yapacağım” derseniz ve daha önce de yapmadı iseniz yukarıyı bir daha okuyun. Bu şekilde istenilen miktarda hazırlanan köstekler bedene köstek düğümü ile dizilir. Köstek aralarının eşit olması önemlidir; bir üstteki kösteğin iğnesi alttaki kösteğin düğüm noktasına kadar uzanır veya iki köstek arası köstek boyundan 1-2 santim daha uzundur (hafif takımlarda), palamut çaparisi gibi köstekleri çok ve uzun olan ağır takımlarda da köstek araları köstek boyuna eşit veya 2-5 santim daha uzundur, balık büyüdükçe köstek araları da daha fazla açılır; bunlara dikkat edilmez ise çaparinin toplanması oldukça zor olur. Çapariler hangi balık için düzenlendi ise o isimle anılırlar, “uskumru çaparisi”, “istevrit çaparisi”, “kolyoz çaparisi”, “levrek çaparisi”, “palamut çaparisi” gibi.
Çaparide kullanılan tüyler genelde su kuşlarından alınır. Martılar, kaz ve ördeklerin kanatlarının ve kuyruklarının telek tüyleri genelde en çok kullanılan tüylerdendir. Yine bu kuşların kanat altındaki yumuşak tüyleri de boyları uygun ise özellikle palamut çaparisi gibi takımlarda kullanılır.

Resmi ekleyen

Uçucu su kuşları dışında hindinin kanat telek tüyleri ve kuyruk telekleri sıkça kullanılır. Hindilerden oldukça farklı renkte tüy elde etme olanağı vardır bu nedenle sıkça kullanılırlar. Aynı şekilde horozların parlak boyun tüyleri de çok iyi çapari tüyü olur. Horoz ve hindi su kuşlarından olmadığından tüyleri çaparide kullanıldığında çapari pek uzun ömürlü olmaz; tüyler çabukça bozulur. Yine de değişik renk ve desenler elde edileceği için bu tüyler sıkça kullanılmaktadır. Ayrıca tüyleri boyayarak değişik renkler elde etmek de mümkündür. Doğal renkteki çeşitli tüyler kolayca bulunurken, ülkemizde özel olarak boyanmış tüyü ticari olarak bulmak henüz pek mümkün değildir, yanda ticari olarak satılan bir kısmı doğal renginde bir kısmı boyalı hindi tüyleri görülmektedir. Genelde fly ile (yapay sinek) avcılığın yaygın olduğu ülkelerde boyalı tüy bulmak daha kolaydır. Ülkemizde en iyi bilinen boyama yolu kınaya yatırmaktır, yemek boyamada kullanılan boyalarda tüyleri renklendirmekde kullanılsa da çaparicilikte bu o kadar gerekli değildir. Yine de farklı zamanlarda, farklı hava koşullarında aynı balık farklı renkteki tüylere atlarken; farklı balıklar da farklı renklerdeki tüylere ilgi gösterirler. Bu farklılıklar balıkların anlatıldığı bölümlerde ayrıca incelenecektir.

Çaparinin kullanımına gelince. Çaparide tüylü iğnelerin hareket ettirilerek balığın kıskandırılarak vurmasını sağlamak esastır. Kendi halinde hareketsiz duran çapariye balık vurmaz. Bunun yapılması çaparinin kullanılacağı yere göre değişir. Çapariler kıyıdan ve sandaldan olmak üzere iki farklı yerden kullanılır. Kıyıdan kullanımında eğer iskele veya köprü üstünden sarkıtma gibi kullanılıyorsa, takımı indirirken bazı inceliklere dikkat etmek gerekir. Salınan takımda iskandil hızla inerken kösteklerde suyun üstüne doğru dik şekilde hareketsiz olarak iskandille birlikte hızla dibe iner. Bu durumda da balığın vurduğu olur, ama iniş sırasında takımı zaman zaman yavaşlatarak hatta bazı derinliklerde durdurup kol boyu kadar çekip salmak daha etkilidir. İniş sırasında balık vurur ise vuruşun şiddetine göre takım durabilir, bu boşluk amatörü bazen şaşırtır. Eğer bu olur ise o derinlikte kalmalı çapari kol boyu çekilip salınarak diğer iğnelerin de dolması için çalışılır. Bu arada oltadaki balıkların tıkırtısıda çok keyif vericidir. Kıyıdan ikinci uygulama atıp çekmedir. Genelde makinalı kamışlı takımla yapılır. El oltası kullanılsa da sık sık karışacağından tavsiye edilmez. Makinalı takım yardımıyla kıyıdan mümkün olduğunca uzağa atılan çapari bir müddet serbest olarak iner, daha sonra makina ile sarılarak toplanır. Toplama sırasında da beklemeler yapılarak bir miktar daha dibe inilir ve çeşitli derinlikler taranmış olur. İstanbul boğazı kıyı balıkçıları bu tür uygulamayı en çok yapanlardır. Tabi kıyıdan avcılıkta genelde hafif çapari takımları kullanılmaktadır.



Sandaldan çapari kullanımı da iki türlüdür. Biri hafif takımlarda sarkıtma usulü indirmedir. Bu aynen kıyıdan yapıldığı gibi uygulanır. Dibe inene kadar çeşitli derinliklerde durarak takım kol boyu bir kaç kez sallanır tekrar inmeye devam edilir. Dibe kadar balık vurmaz ise dipten 0,5-1 metre kadar yukarıda takım kol boyu kadar sallanarak tüylü iğneler hareketlendirilir, vuruş olmaz ise çekilip tekrar indirilir. Eğer inişte sık sık iğneye rastgele çarpma yolu ile yakalanmış balıklar çıkıyor ise sizin çaparide bir eksik var demektir ya renk ya da donatımı uygun değildir. Çapariyi değiştirerek tekrar deneyin. Sandaldan sarkıtma uygulamasında sandal ya demirlenir ya da açıkta alargaya bırakılarak akıntı ile sürüklenmesi sağlanır, bu şekilde geniş bir alan taranmış olur. Yalnız sürüklenme sırasında sürütme gibi sandaldan açarak değil de sarkıtma gibi sandala yakın kullanmak gerekir. Sandaldan uygulanan ikinci yöntem sürütmedir. Yani çapari sandaldan indirilerek ya kürek veya motor yardımı ile yürütülen sandalın peşinden sürütülür. Böylece kösteklerin açılarak balığın ilgisini çekmesi sağlanır. Bu yöntem hem ağır hem de hafif takımlarda uygulanabilir.

Çaparinin toplanmasına gelince; toplamaya bedenin olta tarafından başlanır, ilk köstek ve ondan sonra gelen köstek düğümü üst üste gelecek şekilde bir halka oluşturulur. Üçüncü kösteğin düğümü de sol elin baş ve işaret parmakları arasında tutulan köstek düğümlerinin üstüne getirilirken aynı halkanın oluşmasına dikkat edilmelidir. Köstek araları farklı uzunluklarda olursa, ortaya çıkan halkalarda farklı çaplarda olur ve hem toplama hem açma zorlaşır. Bu şekilde devam ederek tüm köstek düğümleri sol elin baş ve işaret parmakları arasına alınır, bu arada köstekler de oluşan halkaların içinde aşağı doğru sarkık vaziyette kalırlar. Bedenin iskandil tarafı da halkalara uygun çapta sarılır; iskandil kasasından birkaç santim öncesinden kalan uç halkaların içinden geçirilerek halkalar emniyete alınır, dağılmaları önlenir; daha sonra tüm köstekler bir araya toplanarak serbes uçla onların da etrafı sarılır ve kalan son kısım tekrar halkaların üzerine sarılarak toplama işlemi tamamlanır. Bu işlem biraz el ve göz alışkanlığı gerektirir ama sadece çapariler değil tüm köstekli takımlar bu şekilde toplanırlar. Açarken de önce iskandil kasası halkaların üzerinden açılır en son bedenin olta tarafına ulaşılacaktır. Eğer siz olta tarafıdan başlarsanız elinizde karışmış, atmaktan başka çareniz olmayacak bir çapari kalır.

Yurdumuz iç sularında benim bildiğim pek çapari uygulaması yok. Zaman zaman bol balıklı yerlerde kıyıdan atılan çapari ile kızılgöz, tatlısu kefali hatta sazan gibi balıkların yakalandıklarını duydum ama bu genel uygulama değildir. Çapari daha çok denizlerde çalışan bir takımdır.

Artık epey çaparici olduk, haydi balığa.




PARAKETE
Resmi ekleyen
Yapılış şekli başka olmakla beraber parakete, 200 - 300 iğneli bir çaparinin denizin dibine yatırılmış hali gibi düşünülebilinir.
4 türlü parakete sayabiliriz.

Kıyı Paraketesi Sinarit veya Mercan Paraketesi Kalkan Paraketesi Kılıç Paraketesi

Kıyı Paraketesi

Beden 0,60, köstekler 0,40 misinadandır. Kösteklerin uzunluğu 25 cm., açıklıkları da 30 cm. dir.

Her türlü yemle yemlenir. Kaya gelincik istavrit istrangiloz iskorpit ve daha başka balıklar yakalanır.

Kıyı paraketesi sabah çok erken denize bırakılır. En geç 2-3 saat sonra çekilmesi lazımdır. Zira yakalanan balıkları yengeçler paralar. Kıyı paraketesi karides ile yemlenerek küçük Karagöz ve Mercanlar yakalanabilir. Ancak aranan balıkların bulunduğu yerlere atmak şartıyla.
Kıyı paraketesi en çok Nisan ve Mayıs aylarında kullanılır.


Kalkan Paraketesi

İğneleri büyüktür. Akyemle yemlenir.Köstekleri 0,60, beden 0,100 misinadan veya ingiliz siciminden yapılır. Köstek boyları en çok 50 cm. , köstek aralıkları ise 60 cm. olmalıdır. Parakete ile kalkan ve pisi yakalanır.
Kalkan paraketesi Kavaklardan başlayarak Şile sahilleri dahil Kara denizin bilhassa Sinop ve Samsun civarında kullanılır. Kilyos tan itibaren Bulgar hududuna kadar olan sularda da parakete atılır. Malesef Boğazın Beykoz ve emsali yerlerinde kalkan yatakları bozulmuştur.


OTURTMA OLTA

Bu oltalarla daha çok Marmara kıyıları ile Adalar denizi sahillerinde balık avlanır.

Lüfer Palamut iğnesi büyüklüğünde veya yerine göre daha büyük çelik siyah iğne çelik bir bedenle fırdöndüye bağlanır. Fırdöndüden sonra sahil durumuna göre uygun bir kıstırmada konabilir. Olta 0,100 misinadan veya İngiliz siciminden olabilir. Oltanın ucu sahilde ağır bir taşa sıkıca bağlanır. Canlı yem takılmış beden mümkün olduğu kadar uzağa atılır. Kıstırmanın dibe oturduğu anlaşılınca oltanın sahile varan kısmına küçük bir taş daha ilave edilir. Balık yakalandıktan sonra küçük taşı denize sürükler. Büyük taşla küçük taşın ağırlığı balığı yorar ve bitap bırakır. Oturtma oltanın yemlenmesi denizin durumuna , yakalanacak balığın cinsine göre değişir. Ekseriya canlı yem kullanılır. Yem olarak kullanılacak balık geç ölen balıklardan olmalıdır. Gelincik balığı tercih edilen yemdir.

Oturtma olta ile Sinarit, Akya, Lahos, Levrek, Mercan ve Karagöz gibi balıklar yakalanır.

Eğer canlı yem, iskandil ile mantar şamandıra arasında bir kösteğe takılırsa beden dipte apiko duracağından av daha verimli olur. Bu şekildeki oltaya bırakma olta da denir.

Bir balık avı meraklısı için şöyle veya böyle olta şekli yoktur. Anlattıklarımız klasikleşmiş şekillerdir. Balık meraklısı odur ki bulunduğu yerin balıklarını inceleyerek ona göre takım icat etmelidir.


KISTIRMA

Resmi ekleyen
Oltanın dibe inebilmesi için bedenin üst kısmına ilave edilen kurşun parçalarına kıstırma denir.

Kıstırma daha çok Lüfer ve palamut yemlisinde bedenden sonra fırdöndünün alt veya üstüne takılır. Kıyıdan atılan kaşıkların bir metre yukarısına takılan kıstırmada kaşığın uzağa atılmasını sağlar.

Kıstırmalar yaprak kurşundan veya oval biçimde dökülmüş ortası delik kurşundan olmalıdır. İki ucu delik uzunca iskandilden kıstırma olmaz , oltayı dolaştırır.

Küçük oltalar için mercimek veya nohut büyüklüğünde ve ortaları yarık küçük yuvarlak kurşunlar vardır. Bunlar daha ziyade şamandırayı balanse etmek için kullanılır.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı