İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

YARSAV, Ergenekon soruşturmasını Hitler ve Mussolini dönemindeki uygulamalarla kıyasladı...

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
YARSAV, Ergenekon soruşturmasını Hitler ve Mussolini dönemindeki uygulamalarla kıyasladı

Faşizm anımsatması

‘Dikta yönetiminde olur’

YARSAV, Ergenekon soruşturmasının savcılar yerine polislerce yürütülmesine sert tepki gösterdi


1200 yargıç ve savcı adına açıklama yapan YARSAV Başkanı Eminağaoğlu, soruşturmanın savcılar yerine doğrudan polis tarafından yürütüldüğünü belirtti. İddianamenin yazımında bile polisin rol aldığını vurgulayan Eminağaoğlu, “Hukuk devletinde değil ancak polis devleti ve dikta dönemlerinde böyle şeyler olur” dedi. Eminağaoğlu, medyaya sızdırılan kirli bilgiler nedeniyle insanların suçlu gibi gösterildiğini ifade etti.

Bakan’a sert tepki

Hitler ve Mussolini’nin hukuk yoluyla iktidar darbeleri yaptığını anımsatan YARSAV Başkanı, soruşturmanın hukuk kuralları uyarınca yürütülmesini ve Adalet Bakanı’nın yargı üzerinden gölgesini çekmesini istedi. Soruşturmalardaki tarafsızlığın ciddi bir biçimde sarsıldığını vurgulayan Eminağaoğlu, “Siyasi iradeye dokunan yargıç ve savcılara dokunulmuş, yargıda korku ortamı yaratılmaya çalışılmıştır” dedi.

Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Yönetim Kurulu, 1200 yargıç ve savcı adına yaptığı açıklamada, Ergenekon soruşturması kapsamındaki usulsüzlüklere sert tepki gösterdi.

Yargıtay Ek Binası’nda düzenlenen basın toplantısında, YARSAV Yönetim Kurulu’nun açıklamasını Başkan Ömer Faruk Eminağaoğlu okudu. Eminağaoğlu yargının eli kolu bağlanmadığı sürece hesap sorabileceğine işaret ederek “Ama yargı bazı adımlar attıkça, ülkemizde yargı için yargı darbesi nitelemeleri yapılır olmuştur. Bu nitelemeler, siyasi beklentileri karşılamayan kararlar ortaya çıktıkça yapılmış, ancak bu beklentilere uygun adımlar atıldıkça yargı sürecine saygı hatırlanabilir duruma gelinmiştir” dedi.

Yargının kimsenin beklentisine göre bir tarafa çekilmemesi uyarısında bulunan YARSAV Başkanı, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı olsa bile, itham edildiği olaylar var ise yargı süreci tıkanmamalı, yargıdan kaçılmamalıdır. Hakkındaki yargı süreci kesin hükümle sonuçlanana kadar herkesin suçsuz olduğu evrensel kuralı, bugün sonuçlanmamış soruşturma ve yargılamalarda medya kullanılarak yaratılan bilgi kirliliği ile herkes suçsuzluğunu ispatlama zorunluluğuna dönüşmüş, ortaya atılan isimlerin suçluluğu konusunda önyargı yaratılmıştır. Bu, hukuk devletinde olmaması gereken bir durumdur... Türkiye’nin en saygın, yaratıcı ve örnek hukukçularından, ömrünü adalete hizmet etmekle geçiren hukuk abidesi, YARSAV kurucu üyesi, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun, diğer pek çok şüphelinin de başına geldiği gibi yakın zamanda hukuksuzluğa uğradığı kamouyonun bilgisindedir.”

Kanadoğlu’nun evindeki aramaya dikkat çeken Eminağaoğlu, “Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı; Yargıtay’a suikast planları yaptıkları, Danıştay’a saldırdıkları iddia edilenlerle irtibat içinde gösterilmiş, katiller yargıç ve savcıların evlerinde aranır hale gelmiş, bu irtibatı ortaya koyan somut gerekçeler ise arama kararında her nedense görülememiştir” diye konuştu.

Silahlar neden gösterildi?

Gizli soruşturma bilgilerinin medya infazları için kullanılmasının kural haline geldiğini kaydeden Eminağaoğlu, “Bu soruşturmaların adalet için mi yoksa bazı gösteriler ve bilgi kirliliğine zemin yaratmak için mi yapılmakta olduğu soruları ciddi biçimde gündeme oturmuştur” dedi.

Ergenekon soruşturmasında kamuoyunun ikna edilebilmesi için yakalanan silahların gizlilik kararına karşın gösterilmesine tepki gösteren Eminağaoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Devlet güvenlik mahkemelerinden hukuk adına askeri yargıcı çıkartan Türkiye Cumhuriyeti, bu mahkemelerin yerine kurduğu geniş yetkili ağır ceza mahkemeleri ile hukukun üstünlüğü için adım atmayı amaçlamış iken, askeri yargıcın yerini bu sefer soruşturmalarda daha etkin biçimde polis almış, soruşturmalar polis veya jandarma bölgesi ayrımı yapılmayarak, polis her noktada kendisini etkili ve yetkili görmüş ve işin içine sokulmuş, cumhuriyet savcılarının bizzat soruşturma yapmakla görevli olduğu yolundaki Ceza Muhakemeleri Yasası’nın (CMY) 251. maddesindeki kural atlanmış, yargıç ve savcı dışındaki kişilerin, bu bağlamda polislerin elde edilen evrakı inceleme yetkisi olmadığına ilişkin CMY’nin 122. maddesi unutulmuş, soruşturmalar polisin inisiyatifinde ve etkisinde gerçekleştirilmeye başlanmış, savcının talep ettiği kişiler önce polis tarafından dinlenmeye başlanmış, savcılar polis olmadan bizzat yürütecekleri ve yürütmek zorunda oldukları soruşturmaları, kendi olanakları ile yapabilir duruma getirilmemiş, soruşturmalardaki tarafsızlık sarsılmıştır. Hatta mevcut olayda, Terörle Mücadele Yasası’nın 1. maddesini yorumlama yetkisi sadece yargı organlarına ait iken, bu maddeyi emniyet birimleri yorumlayarak, soruşturma bunun üzerine inşa edilmiş, iddianamenin bile 91, 230 ve 248. sayfalarındaki ‘şube müdürlüğümüz’ ibarelerinden de anlaşılacağı üzere, polis iddianamenin yazımına doğrudan katkı yapmaktan geri durmamıştır. Şüpheliyi yormama ilkesi unutulmuş, sabaha karşı uykusuz ifadeler alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti polis devleti değildir, olamaz da olmayacak da.”

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Ergenekon soruşturmasının savcılığına soyunmasını da eleştiren Eminağaoğlu, şunları söyledi: “70 milyonun izlenmesi, 70 milyonun terör şüphelisi görülmesi demektir. Bu durum, bir hukuk devletinde değil, ancak bir polis devleti ve dikta yönetiminde söz konusu olabilir.”

Şahin’e sert eleştiri

YARSAV’ın açıklamasında Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e de sert eleştiriler yöneltildi. Eminağaoğlu, şunları kaydetti: “Adalet Bakanı, terör soruşturmalarının bizzat cumhuriyet savcısı tarafından yürütülmesi konusundaki kendi genelgesini bile hatırlamak istememiş, polisin hukukla bağdaşmayan istihbari faaliyetine destek vermiş, yargıç ve savcıları memuru olarak görme anlayışını pekiştirmiş, polis istihbaratıyla çalışan savcılara ve de bu istihbari faaliyetlere destek verirken, diğer yargıç ve savcılar için hukukun ötesindeki bu denli koruyuculuktan uzak durmuş, yasa yararına bozma yoluna gitmeyerek yargının değil, açıkça istihbari faaliyetlerin yanında yer almıştır. Oysa kendisi HSYK başkanıdır ve bu tutumu HSYK Başkanlığı ile bağdaşmamaktadır. Adalet Bakanlığı, istihbari faaliyetler için değil, yargı için seferber edilecek bir birimdir. Adalet Bakanı’nın bu gerçeği kavrayarak hareket etmesi gerekmektedir. Yapılması gereken, iktidara karşı darbe iddiasını içeren soruşturmanın yürütmenin açıkça etkisinden korunaksız olan polisler eliyle yürütülmesinin örneğinin yaşanmadığı, bunun dünya tarihinde, hukuk tarihinde, Hitler ve Mussolini’nin hukuk yoluyla iktidar darbelerini yarattığı gerçeği karşısında, etki altında kalmadan, tarafsız soruşturmanın yürütülmesidir.”

Yargıyı korkutma çabası


“Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, Adalet Bakanı’nın ayrımcı bakış açısıyla görev yapar duruma sokulmuş, yargıç ve savcılar arasında beklentilere uygun soruşturma ve kararları olup olmamasına göre ayrım yapılmıştır” diyen Eminağaoğlu, “Siyasi iradeye dokunan yargıç ve savcılara dokunulmuş, yargıda sessizlik, edilgenlik ve korku ortamı yaratılmaya çalışılmıştır” diye konuştu.

Resmi ekleyen




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı