İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Türk Süsleme Sanatları - Katı' Sanatı | Herhangi Bir Kağıdın Veya Derinin Oyulması İle Yapılan Sanat - Katı' Sanatı Yapılışı - Tarihçesi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türk Süsleme Sanatları

Katı' Sanatı



Herhangi bir düz kağıdın, süslü kağıdın (mesela ebrulu bir kağıdın) veya derinini oyulmasıyla yapılan sanata katı'denir.

Katı' sanatında, kesilip çıkartıldıktan sonra başka bir yere yapıştırılan kısma "erkek oyma", içi oyulmuş kısma ise "dişi oyma" adı verilir. Cilt sanatının şemse ve köşebent tarzındaki ince ve zarif motifleri, hüsn-i hat örnekleri, vazo desenleri tek çiçekler, buketler, tabiat manzaraları ve tasvirleri oyma sanatında en çok rastlanan şekiller olarak, cilt kapaklarında, murakka' kıt'alarda, albümlerde ve el yazması eserlerin süsleri arasında görülür. Katı' sanatının kâğıt üzerindeki en eski örneklerine İran'da rastlanmıştır. Osmanlılara gelişi XVI. yüzyılın başlarındadır. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman devrinde katı', önemli bir sanat dalı olarak tezhipten sonraki en önemli süsü onuştur. Bu yazma eslerde oyma olarak tezyini motiflere ve çiçeklere kadar hemen her şekil denenmiştir. Bu kâğıt oyma sanatıyla uğraşanlara "Katı'an" (Oymacılar) denmiştir.


Resmi ekleyen



XVI. yüzyılda gördüğü rağbetle giderek gelişen kâğıt oymacılığı, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda da bu dönemlerin sanat anlayışına uygun eserlerle ilerlemeye devam etmiştir. XVII. yüzyıl başlarında Türk kâğıt oymacılığında isim yapan en büyük sanatkârlardan biri olan Bursalı Mevlevi Fahri Dede başta olmak üzere, Nakşî, Halazâde Mehmed, Mahmud el Gaznevî Derviş Hasan Eyyubî gibi adı bilinen katı' ustaları kadar, bu sahanın isimleri meçhul kalmış sanatkarları da süsleme tarihimizde iz bırakan nadide eserler yaratmışlardır.

Katı' sanatı XVIII. yüzyılda da özellikle çiçek türündeki eserlerle canlılığını devam ettirmiştir. 1729 tarihli bir minyatür albümünün sayfaları arasında bulunan sade, fakat nefis kompozisyonlar içindeki değişik türde oymalar ile bir Divan'daki vazolu ve çiçekli bahçe manzaraları, bu yüzyıldaki kâğıt oyma sanatının en güzel örnekleri arasındadır.

XVII. yüzyılda Anadolu'ya gelen Batılı seyyahların beraberlerinde götürdükleri bazı eserler yoluyla, katı' tekniği Osmanlılar kanalıyla Avrupa'ya geçmiştir. Nitekim XVI. yüzyıl sonlarıyla XVII. yüzyıl başlarında Batı'da kâğıt oymalarına karşı büyük bir ilgi başlamıştır. Bu sanatı benimseyen Avrupalılar, bir süre sonra silhouette (gölge) adını verdikleri kendi tarzlarını geliştirmişlerdir.

Ciltçilik, hattatlık, ebru gibi klasikleşmiş Türk sanatlarının gerilemesine paralel olarak Katı' sanatı da gerilemiş yok olmaya yüz tutmuştur. XIX. yüzyılda bu sahada hiçbir ciddi eserin ortaya konulamaması bu sanatın dalının sonunu getiriştir.

Bütün klasik Türk-İslam sanatlarında olduğu gibi, oldukça sabır ve dikkat isteyen bu sanatın temsilcileri az da olsa günümüzde çalışmalarına devam etmektedir. İstanbul eski eserler müzesinde iki örneği olan bu sanatın halk tarafından bilinmemesi yayılmamasındaki en önemli sebeptir.


YAPILIŞI


Bu sanatın en önemli malzemesi sabırdır. Hat çalışmak isteyenlerin hatta yakın olması ya da en azından yazının karakterlerini bozmaması gerekir. Her hangi bir kâğıttan ya da deriden yapılabileceği gibi, hafif renkli ebrular üzerinde de denenebilir. Sanatkârın zevkine kalmış motifler, resimler uygulanabilir ya da hat örnekleri kesilebilir.

İthal pastel renkli fon kartonlarında güzel durur. Kâğıdın arkası 0,5 mm x 0.2mm. (bu kesin bir ölçü değildir 0.7mm. x 0.3mm. de olabilir) Dikey ve yatay olarak kareler çizilir, istenirse baklava dilimi şeklinde yada altı köşeli yıldızlar şeklinde de çizilebir... Yazacağınız yazı ya da yapacağınız resim bu çizilen şekillerin üzerine ters olarak çizilir. (Eğer hat yazılacaksa yazının ters yazılması gerekir) Kareler ucuna karga burun uç takılmış gretuar yardımıyla birer birer kesilir. Yazıya denk gelen kareler de yazının kenar çizgisiyle karenin içte kalan kısmı kesilir. Bu şekilde kesim işine devam edilir. Yaklaşık 50x70 ebadındaki bir kağıtta 05x02 ebadında çizilmiş karelerle 2500-3000 civarında kare kesmeniz gerekir. Bittikten sonra dantel gibi işlenmiş yekpare bir kâğıt üzerinde bir hat ya da resim elde etmiş olursunuz. İsterseniz arkasına başka bir kartonu da fon olarak kullanabilir hatta kestiğiniz kağıtla fon karton arasında boşluk bırakarak derinlik kazanabilirsiniz.

Konu Hale tarafından 14 Ağustos 2015 Cuma - 21:00 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Katı' Sanatı


Kat kelimesi Arapça kesme anlamına gelir.


Bu kelimeden türeyen Kat’ı, bir desenin veya yazı istifinin kağıt veya deri gibi tabakalardan oyulmasıyla icra edilen bir süsleme sanatıdır. Ansiklopedik tanımı Celal Esad Arseven’in kaleminden Sanat Ansiklopedisi’nde şöyle geçmektedir:

"Bir kağıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi, bir kalemtraşla kesip çıkartarak içi oyulmuş olan parçayı veya çıkan parçayı diğer bir kağıt, bir deri veya bir cam üzerine yapıştırmak suretiyle vücuda getirilen işler. Bu şekil kesilip çıkartıldığı vakit içleri boş kalan kağıt kısmına dişi ve çıkan yazı ve şekle de erkek denir ki, bu erkek veya dişi şekiller ayrı ayrı bir satha yapıştırılarak muhtelif iki levha vücuda getirilebilir. Deriden yapılan kat'ı işleri de vardır. Gerek deriden ve gerek kağıttan yapılan işlere mukatta denildiği gibi, bunları yapanlara katta (çoğulu kat’taan) denir.”

En eski örnekleri deri kullanılarak yapılan eserlerdir. 14. Yüzyıla kadar tarihlenmektedirler. Kağıt çalışmaları ise 15. Yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmıştır. Kat’ı sanatı İran kökenli bir sanattır ancak, 16. Yüzyılın başlarından itibaren Osmanlılarca yaygın bir şekilde kullanılmış ve Türk kat’ı eserleri eşsiz bir gelişim sergilemiştir. Özellikle I. Süleyman döneminde (1520 – 1566) neredeyse tezhip kadar yaygın bir şekilde kitap süslemeciliğinde kullanılır olmuştur. Dolayısıyla tezhip sanatının motif zenginliği ve zaman içindeki evrimi kat’ı sanatına da yansımıştır

16. yüzyılın önde gelen kat’ı sanatçıları arasında; Efşancı Mehmed, Ali Çelebi, Abdülkerim Çelebi (Ali Çelebi’nin oğlu), Mevlana Kasım Arnavut, Mehmed bin Gazanfer sayılabilir. 1540 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman'ın Şehzadesi Mehmed için Hattat Ali Çelebi tarafından hazırlanan “Kırk Hadis” adlı eserin yazıları kat’ı olarak yazılmıştır.


Resmi ekleyen



Bu dönemin diğer önemli kat'ı eserlerinden olan ve 1540 yılında Mehmet Bin Gazanfer tarafından ta'lik hattı ile hazırlanmış Güy u Çevgan adlı kitap, mukatta yazı türünün bir şaheseridir. Ayrıca, dişi oyma kalıplarla yapılmış sayfa kenar süsleri ve deri üzerine oyma nakışlı ciltler de bu zamanın en güzel sanat eserleri arasında sayılabilir.

1650 tarihini taşıyan Şah Mahmud Nişapuri Albümü içinde yer alan mükemmel bir bahçe çalışması, gene kat’ı eserlerine en eski ve muhteşem örneklerdendir.

16. yüzyılda gördüğü rağbetle giderek gelişen kağıt oymacılığı, 17. ve 18. yüzyıllarda da ilişkide oldukları tezhip ve cilt gibi sanat dallarındaki gelişmelere paralel bir seyirle ilerlemesini sürdürmüştür.

17. yüzyılın ilk dönemlerinde Bursalı Mevlevi Fahri Dede başta olmak üzere, Derviş Hasan Eyübi, Mahmud El Gaznevi, Nakşi Halazade Mehmed gibi üstadlar, kat’ı sanatını zirveye taşıyan eserlere imza atmışlardır. 17. yüzyıla ait kat'ı örnekleri içinde Bursalı imzalı kıtalar ve manzaralar, buketler ve çeşitli nakışlarla bezeli olan Gazneli Mahmud Albümü ile oyma çiçek süslemeli bir minyatür albümü olan Mundy Albümü gibi eserler sayılabilir.

Kat'ı sanatı 18. yüzyılda da özellikle çiçek motiflerinin zenginleştiği bir dönem olarak canlılığını sürdürmüştür. 16. yüzyıl sonlarıyla 17. yüzyıl başlarında Avrupa’da büyük bir ilgi görmeye başlayan kat’ı örnekleri, Oryantalizm akımı ile Doğuya sürüklenen batılı gezginlerin ilgisi sonucu tekniğinin de Avrupa’ya taşınması ile dünyaya malolmuş bir sanat dalıdır.

Konu Hale tarafından 14 Ağustos 2015 Cuma - 21:03 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kaat'ı Sanatı Ve Tarihçesi


Kat'ı Sanatı ile ilgili doyurucu sayı ve nitelikte kaynak maalesef yoktur. Sanat tarihçisi Celal Arseven, Filiz Çağman, Kemal Çığ, Günsel Renda vs. dışında 19. yüzyılda kaybolan sanatı, tekrar ülkemize kazandıran Ord. Prof.Dr. Süheyl Ünver diyebiliriz. Kendisi özellikle kaybolan Kat'ı sanatını ülkemizde ve yurtdışında araştırmış, Kat'ı yapmayı öğrenmiş ve açtığı kurslarla sanatı bugünlere taşıyan öğrenciler yetiştirmiştir. Bunlardan biri olan “Gülbün Mesara” nın yazdığı “Türk Sanatında İnce Kâğıt Oymacılığı (Kat'ı)” adlı kitabı bugün Türk Kat'ı Sanatı hakkında bilgi aktaran tek kitaptır. Bu kaynağa internet aracılığı ile ulaşılabilir. Bu nedenle bu kitabın kapsadığı alanları çok kısa geçip özellikle “Üç Boyutlu Kat'ı Sanatı” tarihini ve günümüzdeki durumunu da geniş (yine de özet sayılır) anlatmaya çalışacağım.

Klasik Kat'ı 'yı kısaca anlatacak olursak “Kâğıt ve deriden oyma ve kesme yöntemleriyle yapılan süsleme sanatı ve elde edilen eserlere Osmanlıca sözlükte “Kat'ı” adı verilmektedir.

Celal Arseven 1947 yılında çıkardığı eseri “Sanat Ansiklopedisi” nde “Kat'ı bir kâğıt veya deri üzerindeki yazı veya motifleri keskin bıçaklarla kesip çıkartarak, içi oyulmuş parçayı ve içinden çıkartılan parçayı ayrı ayrı başka bir kâğıt, deri veya cam üzerine yapıştırmak suretiyle meydana getirilen işler” diye tarif etmiştir.


Resmi ekleyen


Klasik Kaatı Sanatı Örneği




Çin'de Kat'ı Sanatı


Önce, bu sanatın kaynağı Çin'den kısaca bahsedelim. Üç Boyutlu Kat'ı öncesi, klasik ince kâğıt oymacılığı olarak da adlandırılan bu sanatın Çin' deki gelişimini anlatan kaynaklardan biri olan “Historical Wonders of Sanxingdul” adlı kaynakta verilen bilgilere göre, Çin halkı, camın bulunmadığı, bulunduğu tarihlerde de halkın alamayacağı kadar pahalı olduğu tarihlerde, pencereler, kapılar ve onların ev yapım tekniklerinde uygulanan oda bölmelerinde ki geniş alanlar değişik malzemeler ve daha sonraki tarihlerde oyma kâğıt süslemelerle kaplamışlar ve bu alanlara estetik bir hal kazandırmışlardır. Zamanla bir sanat haline gelecek bu ince oymacılık günümüze ve değişik yollarla tüm dünyaya yayılmıştır. Her ülke kendi kültürüne göre bu sanatı yorumlamış, ancak genelde bir şekilde işin ruhuna sadık kalınmıştır.

Çin'de bu sanat, halkın ulaşabileceği, öğüne ait makas ve yapıştırıcılarla yapılabilen, dolayısıyla Çin' de ve yayıldığı her ülkede herkesin olanaklarının yetebileceği, ulaşılabilen bir sanattır ve bu nedenle çok sevilmiştir.

Özellikle “Han Hanedanlığı” (?yüzyıl) zamanında çok gelişen bu sanat, genç kızlar ve kadınlar arasında çok yayılmıştır. Deriden oymaları, çantaları ve ayakkabıları süslemek için kullandılar. Zamanla düğünlerde, doğum günlerinde verilen değerli hediyeler arasında yer aldı.


Resmi ekleyen



Çin Kaatı Sanatı Örneği 1


Resmi ekleyen



Çin Kaatı Sanatı Örneği 2


Resmi ekleyen



Çin Kaatı Sanatı Örneği 3




Damat ailesi geline, kırmızı kâğıttan kesilip oyularak yapılan Kat'ı eseri bir tabağa yapıştırılarak düğün hediyesi olarak verirlerdi. (Bu geleneğin Avrupa ülkeleri ve ekkaflerde ne kadar önemli olduğunu göreceğiz).

Çin'de bahar festivali, kendi takvimlerine göre önemli günlerde yapılan eğlence ve festivallerde ortam düzenlemelerinde Kat'ı süslemeler çok önemli olmuşlardır.

Kat'ı eserlerde, folklorik desenler, tarihi kahramanlar, her türlü hayvanlar, özellikle Çin'de kültürel önemi olan maymun ve çok zengin çeşitte başka figürler usta sanatçılar tarafından deriden, kâğıttan oyularak sergilenmektedir.

Buna rağmen 20. yüzyılda yaşanan savaşlar ve feodal köklerden arınmak adına yapılan “Kültür Devrimi” döneminde reddedilen geleneklerden biri olan Kat'ı Sanatı da yok olmaya yüz tutmuş ve sanatçılar neredeyse tamamen kaybolmuşlardır.

China Daily 19 Ocak 2004 sayısı Xinhua Haber Ajansı 17 Haziran 2004 tarihli yayınlardan edindiğimiz bilgilere göre 1980 li yıllarda bu sanatın tekrar canlanması ve halka maledilmesi amacıyla çeşitli organizasyonlar yapılmaya başlanmıştır. Kalan eski sanatçılar öğrenci yetiştirmeleri için bulunmuştur. Birçok şehir ve kasabada kurslar ve çalışma grupları oluşturulmuş, zamanla binlerce sanatçı yetiştirilerek üretime katılmaları başarılmıştır.

Örneğin, Kuzey Çin'in Shanxi eyaletinde birçok kent ve kasabada Kat'ı merkezlerinde binlerce sanatçı çalışmaktadır. Bu merkezlerden bazıları Avrupa, A.B.D. Ve Güneydoğu Asya ülkelerine yılda bir milyon eser satabilmektedirler.


Hindistan'da Kat'ı


Kâğıt ve deri oyma sanatının Hindistan'a Çin'den geldiği tartışılmıyor. Sanjih /Rangoli el sanatları adlı sitede Hintlilerin bu sanatla 600 Yıl önce tanıştığı anlatılıyor. Bu tarih Kat'ı nın Anadolu ya ulaştığı zamana neredeyse denktir.

Sanjih, Lord Krishna için yapılan ibadetlerde kullanılan törensel bir sanattır. Krishna'nın yaşamıyla ilgili anlatılanların canlandırılması, yapılan eserlerin hediye olarak verilmesi bir gelenek haline gelmiştir. Yüzyıllardır devam etmesine rağmen bu sanat Hindistan'da çok yaygın değildir.

Hindu tapınaklar ve evlerde yapılan sanat raga takvimine göre yılın belli dönemlerindeki festivallerde Kat'ı süslemeler çok yaygın kullanılmaktadır. Bu süslemeler rahipler tarafından her gün değiştirilir, yenileri asılır. Hindistan'da bu sanat erkekler tarafından yapılır. Törenlerde rahipler her seferinde bu sanatı öğrenmelerine vesile olduğu için Şiva'ya dua ederler.

Hindistan'da Kat'ı sanatı uygulamaları hep Hinduizm felsefesine uygun temalarla yapılmaktadır.



Resmi ekleyen



Hind Kaatı Sanatı Örneği 1


Resmi ekleyen



Hind Kaatı Sanatı Örneği 2


Resmi ekleyen



Hind Kaatı Sanatı Örneği 3




Orada da kaybolmaya yüz tutan bir sanat haline gelmiş ve tekrar canlanması ve sanatçılar yetişmesi için kaynak ayrılmış, üretim ve satış için organizasyon ve destekler ayrılmıştır.


Yahudi Dünyasında Kat'ı Sanatı



Resmi ekleyen



Yahudi Kaatı Sanatı Örn.1


Resmi ekleyen



Yahudi Kaatı Sanatı Örn.2




Kat'ı sanatları hakkında derli toplu bilgiye ulaşabildiğimiz Osmanlı İmparatorluğundan sonra ikinci ulus Yahudi dünyasıdır. Bu bölümde kısaltarak yazacaklarımız 50 yılı aşkın süre Yahudi kültür ve sanatını araştıran etnolog Dr Giza Fraukel'den alınmıştır.

Kâğıt kesme sanatı 2. yüzyılda Çin'de başladı. Çin'den yayılan bu sanat formu İran, Kuzey Afrika, Türkiye, doğu ve orta Avrupa'ya yayılmıştır. Yahudi tarihinde belirsizlikler olsa da Osmanlı paşalarıyla yakın ilişkileri olan Yahudi tüccarlar ve diğerleri vasıtasıyla Yahudi dünyasına ulaşmıştır

17.ve 18. yüzyılda Askenaz ve Seferad halkları arasında çok yayıldı. Kullanılan malzemeler ucuz olduğu için yoksul halk arasında da uygulandı. Yön gösterici olarak uygun duvarlara asılırdı. Genellikle dini motifler, dualar, nazar önleyici, ölenler anısına oluşturulan takvimler gibi.

Geleneksel Yahudi Kat'ı sanatında; kuşlar, aslanlar, ceylanlar, diğer hayvanlar, yıldızlar vs. semboller de kullanılmaktadır. Tapınak süslemeleri, kaligrafik yazılar insan ve yaşam tasvirleri de kullanılır.

Düğünlerde evlilik sözleşmesi olarak mutlaka, konuyla ilgili tasarlanmış bir Kat'ı eseri verilmesi gibi çok önemli bir uygulama gelenekselleşmiştir.

19. yüzyılda Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Rusya'da Yahudiler arasında gelişmeye devam etmiştir. Ancak 20. yüzyılda dünya savaşları sırasında Yahudilere uygulanan soykırımlar sonucunca bu sanat ve uygulayıcıları neredeyse yok olmuşlardır.

Son elli yılda, araştırmacıların çalışmaları sonucu Kat'ı sanatının tekrar canlandırılması, desteklenerek topluma kazandırılması sağlanmıştır.

Çin'den yola çıkarak bir koldan Hindistan'a ulaşan, ancak dünyaya ulaşmasını sağlayan kapı Çin'den Orta Asya Türklerine, İran, Afganistan Timurlu Devleti, Memluk Türk Devleti, Selçuklu Beylikleri ve nihayet Osmanlı İmparatorluğuna ulaşmasıyla açılmıştır.

1500'lü yıllarda, tarihinde hiç olmadığı kadar güzel eserler ve üç boyutlu Kat'ı lar görülmeye başlamıştır. Bu tarihten itibaren sanat, Kuzey Afrika ve Avrupa ülkelerine de ulaşmıştır. Sonraki yüzyıllarda da yeni kıtaların keşfi ve orada yeni ülkelerin oluşmasıyla buralara göçen insanların beraberlerinde götürdükleri birçok kültür gibi bu sanatta yeni ülkelere taşınmıştır. Bu taşınmaya tartışmasız bir şekilde Avrupa ülkelerine komşu Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan sanatçılar vasıtasıyla olmuştur. Bunun açıklamasını yeri geldiği zaman yapacağız.

Çin'den, Hindistan'dan vs. çok kısa süre bahsettikten sonra tekrar başa dönüp sanatın Çin'den sonra ulaştığı Türklerle ilişkisine ve sonrasına dönelim.

“Deri Oymacılığı” ile elde edilen eserler 6. ve 10. yüzyıllar arasında “Kopt” kitap kapakları ile 8. ve 9. yüzyıllarda Uygur Türkleri sanatında görülmektedir. Biraz önce bahsettiğimiz gibi bu sanat Orta Asya ve Mezopotamya, Anadolu gibi Türk varlığının olduğu bölgelere ulaşmıştır. Bu sanatı islamiyetle tanıştıran Türklerdir. İslami kitapları süsleme sanatı olarak kullanılmıştır. 13. ve 14. yüzyıllarda Memluk Türk Devletinde görülmüş, 14. ve 15. yüzyıllarda deri oymacılığı yanında kağıt oymacılığı da yapılmaya başlanmıştır.(Celal Arseven, 1947, Sanat Tarihi).

Afganistan'da hüküm süren Timurlu Hükümdarı “Baykara” nın desteklediği, 15. yüzyılda yaşayan “Abdullah Kaat'ı” nın bu sanatta zamanın en önemli sanatçısı olduğu bilinmektedir. Sanatçının hazırladığı “Hüseyin Baykara” divanında bulunan ince yazı oymaları, doğadan esinlendiği tasvirler Topkapı Sarayı müzesinde saklanmaktadır.

Abdullah Kaat'ı hakkında bilgi veren tarihçi “Mustafa Ali” çok önemli başka sanatçılardan da bahsetmektedir. Şeyh Muhammed Dost, Mevlana Muhammet Bakır gibi sanatçılar da çok ustadırlar.( Gülbün Mesara 1991 Türk sanatında Kâğıt oymacılığı ).

Kâğıt oyma ve üç boyutlu Kat'ı resim yapma sanatının Osmanlılarda görülen ilk örnekleri 15. yüzyıl sonları ve 16. yüzyıl başlarıdır. Aşık Çelebi, dönemin şair ve sanatçılarının hayatlarını anlattığı “Meşairu's Şuara” adlı eserinde, Fatih Sultan Mehmet devrinin sonlarında tanınmaya başlayan, Sultan II. Beyazıt ile I.Selim zamanında ve özellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri Damat İbrahim Paşa'nın çok desteklediği Kat'ı ve üç boyutlu Kat'ı yapma ustası Efşancı Mehmed'in bu dönemin en önemli sanatçısı olduğundan bahseder. Çok seçkin eserler vermiştir. Bunlardan bir tanesi 9x20 cm ölçülerinde üç boyutlu bir bahçe manzarasıdır. (Filiz Çağman, Alıntı Nurhan Atasoy- Hasbahçe).


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 1


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 2



Bu eser, ilkbahara adanmış şiirlerle çevrili boyanmış renkli kâğıtlardan kesilip, birbirlerinin üzerine uygun şekilllerde yapıştırılarak yapılan bir kaat'ı bahçesi tasviridir. Efşancı Mehmed 1534 yılında öldüğüne göre eserin bu yüzyılın başlarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

16. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul ve Bursa'yı ziyaret eden “Nemçe Krallığı” elçilerinden “Lubenau” nun bir “Efşan” ustası (farsçada Kat'ı ustası) ile ilgili yazdıkları ilginçtir. “Şehirde ona ne getirirseniz getirin tüm bitki, ot ve çiçekleri, menekşe, gül ve laleleri, yarı bükülmüş yaprak, sap ve kökleriyle birlikte renkli kâğıttan kesebilen bir Türk var. Bunu o kadar iyi yapardı ki hiçbir insan bu kesilmiş kâğıtları bahçelerde, tarlalarda yetişmiş ve kurutulmuş gerçek bitkilerden ayırtedemezdi.”

Lubenau'nun Bursa'yı 1588 yılında ziyaret ettiği bilinmektedir. Bahsettiği sanatçının “Fahri Bursavi” diğer adlandırılmasıyla “Bursalı Fahri” isimli, çok ünlü kat'ı sanatçısı olduğu bilinmektedir.

Lubenau, İstanbul ve Bursa'daki yetenekli sanatçıların eserlerini toplayıp Avrupa'ya götürdüğünü söylemektedir. Bugün Avrupa'nın değişik ülkelerinde müzeler, kütüphaneler ve üniversitelerde sergilenmektedirler. Bu eserleri Lubenau'nun götürdüğünü biliyoruz. Lubenau'nun ve beraber geldiği heyetin Osmanlı İmparatorluğunda geçirdiği uzun sürede daha birçok şeyi toplayıp götürdüğü ve başka Avrulapı heyetlerin de aynı şeyi yaptığını bilmekteyiz.


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 3




Londra British Library'de sergilenen bu iki eser Osmanlı Kat'ı sanatının ulaştığı kaliteyi göstermektedir.

Yaklaşık aynı tarihlerde Alman İmparatoru 2. Rudolf (1572-1612) Türk el sanatlarına olan ilgisi nedeniyle özellikle Kat'ı eserleri satın alarak toplatmış ve önemli bir koleksiyon sahibi olmuştur. Bu eserler de halen Avrupa'nın birçok yerinde sergilenmektedir. Bu dönemlerde Avrupa'da tanınmaya başlayan “Türk El Sanatları” özellikle Kat'ı sanatı çok beğenilmiş ve benzeri yapılmaya başlamıştır. Zaten tüm dünyaya yayılması da bundan sonra gerçekleşmiştir.

Osmanlı imparatorluğunda yaşayan sanatçılara eserler üretmeye devam etmektedirler. 18. yüzyılda yapıldığı bilinen, “Mehmet Selim Divanı” içindeki üç Kat’ı kompozisyonu ve teknikleri açısından son derece başarılı eserlerdir. Çok çeşitli çiçeğin gerçekçi bir şekilde yapıldığı bu Katı’larda yapraklar yalın kat kesme yapılmasına rağmen gül ve karanfil gibi çiçeklerin yaprakları çokça kesilip uygun oranlarla üst üste yapıştırılarak adeta üçüncü boyut kazandırılmıştır. (Filiz Çağman, A.g.e.).


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 4



Kat'ı ile yaratılan bir başka bahçe manzarası da Topkapı Sarayı Müzesinde saklanan, bir yazı takımı kutusu üzerinde yer almaktadır. Dönemin bilim adamı olan Cambaz zade Osman'ın eserinde, içinden dere akan, sık ağaçlar ve çiçeklerle dolu, ağaçların üzerinde kuşlar, aşağıdaki derede ise balıklar, ördekler görülür. (Filiz Çağman, A.g.e.).


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 5


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 6




18. yüzyılda yaşayan çok önemli bir sanatçı da “Derviş Hasan Eyyubi” dir. Bektaş mevlevihanesine bağlı dervişlerdendir. Bilinen tek eseri Topkapı Sarayı Müzesinde saklanan, üç Kat'ı süslemeli yazı takımı kutularından biridir ve çok başarılı, gerçekçi Kat'ı tekniği ile yapılan üç boyutlu bir eserdir. 1977 yılında yazdığı makalede bu yazı takımlarını inceleyen Prof Günsel Renda bu çalışmaları üç boyutlu Kat'ı olarak tanımlamaktadır.

Sanatçı, eserinde kâğıttan başka hiçbir malzeme kullanmadığı için, gerçek Kat'ı çalışmasıdır. Diğer iki yazı takımı kutusu üzerindeki süslemeler kâğıttan başka, örneğin sedef, fildişi gibi malzemeler kullanıldığı için gerçek Kat'ı değillerdir. (Gülbün Mesara, A.g.e).


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 7




Prof. Günsel Renda “Bu kutuların üzerindeki üç boyutlu kompozisyonlar, tekniğin bütün güçlüğüne rağmen üstün bir resim üslubunun ürünleri sayılmalıdır.” diye devam etmektedir.

O dönemlerde değişik sanat dalarında faaliyet gösteren müsavvir (ressam), müzehhip (tezhipçi), mücellit (ciltci), hattatlar ve kattalar (kâğıt, deri oymacıları) sanat erbabından sayılırlardı. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu sanatçılar için şu bilgileri vermektedir.

“Oymacı esnafı dokuz dükkân yirmi adam pirleri Şair Hasan oğlu Abrurrahmandır. Peygamberin soyundan Kasım'ın sütkardeşidir. Bunlar Hezarefen çelebi gibi marifetleri olan kimselerdir ki, oydukları eser sihir gibidir. Oymalar kitapların içinde kutsal ruh gibi saklanır. Törenlerde bu sanatçılarda tahtırevanlar üzerinde makas ile oyma oyarak ve kağıt üzerine yapıştırarak geçerler.” diye anlatmaktadır.

Bu sanatın en önemli isimleri Abdullah Kaat'ı, Efşancı Mehmed, Bursalı Fahri, Nakşi Mahmut, El Gaznevi, Derviş Hasan Eyyubi, Halazade Mehmed, Cambazzade Osman, Mıgırdıç Melkon.


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 8


Resmi ekleyen



Kaatı Sanatı Örneği 9




Yüzyıllarca çok güzel eserler veren sanat, ne yazık ki 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gerilemeye 19. yüzyılın sonlarında yok olmaya başlamıştır. Osmanlı imparatorluğunun ekonomik, sosyal ve askeri yönden sıkıntıya düşmesi, sanatçılara verilen desteğin bitmesi bu sonucu doğurmuştur.

19. yüzyılın İzmirli sanatçılar Hayyim Abulafia, Yasef Abulafia, David Algra İstanbul'da Vahdet'i Osman Rıfkı gibi sanatçılar, bu sanatı yaşatmaya çalışmışlarsa da yok olmasına engel olamamışlardır.

1940'lı yıllarda Prof. Dr. Süheyl Ünver'in kişisel çabaları ve uzun süren araştırmaları sayesinde Kat'ı sanatı ülkemize yeniden kazandırılmıştır. Kat'ı sanatını bizzat yaymaya ve gelecek nesillere aktarılsın diye öğretmeye başlamıştır. Kızı Gülbün Mesare, gelini Dürdane Ünver, öğrencilerinden Azade Akar gibi sanatçılar da klasik erkek-dişi oyma kat'ı tekniğini günümüze taşımışlardır.

Daha önce sözünü ettiğimiz gibi Türk El Sanatlarının örmeklerinin Avrupa'ya taşındığı yıllardan sonra Kat'ı sanatı tüm Avrupa ülkelerinde tanınmış ve çok sevilmiştir. Tüm ülkelerde kırsal alanlara kadar yayılmış, öyleki genç kızların çeyizlerinde mutlaka bir kat'ı eseri olması geleneği olmuştur.

Kat'ı çalışmaları İngilizcede “paperfiligre”, ”paper cut”, “silhoutte-cutting”, Almancada “silhoutten kuust”, “scherenschnitt”, Fransızcada “Lart de la silhoutte”, “decoupage”, Farsçada “Efşan”, Arapçada “Kaat'ı”, Ukrayna'da “Vytynark”, Polonya'da “Wycinanki”, Hindistan'da “Sanjih”, Çin'de “Jianzhi” vs diye adlandırılmaktadır. Kat'ı nın Avrupa’daki sanatçıları, ülkelerini kültür ve sosyal yaşamlarına göre sanatı yorumlamışlar, mitoloji, günlük yaşam biçimleri, dini inanç ve gelenekleri, düğün, ölüm, doğum gibi ritüeller ve sonuçda hayatın içindeki her şeyi bu sanat aracılığıyla anlatmış ve canlandırmışlardır. Daha sonraları üç boyutlu uygulamalarında başlayacağı kat'ı tüm Avrupa ve daha sonra dünyada çok önemli bir sanat haline gelmiştir.

Bu sanat Osmanlı imparatorluğundan yayılmasına rağmen, tüm dünyada neredeyse halka mal olmuş, ancak Osmanlıda sayılı sanatçılar ve destekleyicilerinin pek dışına çıkamamıştır. Herhalde araştırılıp tartışılması gerekir.

1700'lü yılların başlarında Fransa, Hollanda, bugünkü İsviçre, İtalya ve başka ülkelerde Osmanlıdaki uygulamalara kıyasla çok kaba denebilecek üç boyutlu kâğıt kesme örnekleri görülmüştür. Genellikle evlerin duvarlarını süslemek için kâğıt, karton gibi unsurlarla üç boyut efektleri oluşturmuşlardır. Fransızların tarifi güzeldir; “İki boyutlu baskılardan üç boyutlu görüntü oluşturma sanatıdır ve bu sanata Avrupa ve bütün dünyada “ Papertole veya 3-D dekupaj olarak adlandırılmıştır.

Sanat başlangıcında mobilyalara gömülmek için uygulanmış ve korumak için üzerine 15-20 kat vernik sürülmüştür. Bugün dünyada yapılan papertolelerin üzerine vernik sürülmesi herhalde o günlerden kalma bir adettir. Osmanlıda bu yoktur. Ayrıca Osmanlı sanatları ve bizim yaptığımız üç boyutlu eserler o kadar ince detaylara sahiptir ki vernik uygulamak mümkün değildir ve güzel olmaz.

Avrupa ve dünyanın diğer ülkelerinde yapılan papertoleler genellikle ele alınan resimdeki unsur defalarca aynı ölçüde kesilerek, detaylar ihmal edilerek aralıklarla yapıştırılarak yapılmaktadır. Örneğin bir insanın, hayvanın vücudu veya kafası defalarca üst üste bazen sekiz-dokuz kez yapıştırılıyor ve bunun üç boyutlu olduğuna inanılıyor. Ancak bunun dışında dünyada bize yakın, çok başarılı papertole sanatçıları olduğunu ve bu sanatçıların eserlerini internette görüyoruz. Avrupalılar kat'ı yı ve üç boyutlu sanatı Osmanlıdan alıp iyi ve kötü uygulamalarını yapmışlarsa da, bugün ülkemize Maalesef kötü örnekleri geri gelmiş ve hızla yayılmıştır. Bunun önüne geçmek, gerçek üç boyutlu kat'ı yı tekrar kazandırmak için uğraşıyoruz ve öğretmenler yetiştirmeye gayret ediyoruz.

Bugün bütün dünyada, papertole kurs ve okulları, sertifika veren enstitüleri ve yarışmaları vardır.

Bu güzel sanatı yapanlar elde ettikleri eserlerle kendilerini sanatsal olarak ödüllendirmektedirler. Yaratıcılık, yoğun bir konsantrasyonla sıkıntılardan kopmak, mutluluk duymak bu sanatın insanlara kazandırdıklarındandır.

“Üç Boyutlu Kat'ı sanatı 1930'larda Amerika'nın can damarı oldu. Büyük ekonomik bunalımın etkisiyle tam bir çöküşe uğrayan Amerikan toplumuna devlet tarafından olumlu bir uğraş olarak tavsiye edildi ve depresyonların atlatılmasına yardımcı oldu. Bu sanat o tarihlerden itibaren bu ülkede en yenilikçi ve gelişmiş halini aldı.”

“Düz kesimlerin, belirli aralıklarla yapıştırılması yerine, her unsurun kendi gerçek şekline göre bitirilerek, ayrı ayrı yapılıp bunların gerçek perspektifle bir araya getirilip tamamlanmaları gerekir. İki kategori arasında büyük fark vardır.”

“Resmi oluşturan sanatçı, belirli alanları vurgulamak ve insan gözünün 3-D efekti algılaması için hileli bir ışık kaynağı sağlamak amacıyla lak (vernik) kullanabilir. Vernik, katmanlarına göre ışığı sürekli farklı yansıtacağından, bir kameranın lensinin aynı etki karşısında sürekli diyagram değiştirmesi gibi insan göz merceği de aynı çalışır. Bu nedenle vernikli bir resme bakan gözlemcinin gözleri değişik katmanlardaki katların etkisiyle daha fazla 3-D efekti hissedecek ve gözü kandırılmış olacaktır.” (internet: Wellcome to C&G's Creations-Adivision of Hamilton Paranormal.) Dolayısıyla bizim uygulamamız olan verniksiz tablolar gerçek üç boyutlu kat'ı dır.

1700'lü yıllarda Avrupa da ve özellikle Fransa'da çok popüler olan bu sanat her ilgilenen için bir sanatsal çalışma olması gerekmemektedir. Uğraşanlar için öncelikle bir mutluluk kaynağı olmaktadır ve her uğraşan için bir sanatsal kaygı olması gerekmemektedir. Ancak bazıları bu noktaya ulaşabilir.



Kaynak




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı