İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Katliam Kapısı! | 26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı - Can Azerbaycan, "Hocalı Katliamı'nın Yıl Dönümü"nü Anmaya Hazırlanıyor...

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 8 yanıt gönderildi

#1
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı


Can Azerbaycan, "hocalı Katliamı'nın Yıl Dönümü"nü Anmaya Hazırlanıyor...

26 Şubat 1992? Günlerden Çarşamba, gece yarısı? Azerbaycan; Dağlık Karabağ?ın Hocalı kenti? Sözün bittiği yer?

Bağrından nice ünlü ilim adamları ve nice büyük sanatkârları çıkaran, İlisu ve Hocalı çaylarının buluştuğu mukaddes topraklar üzerinde kurulmuş olan bu tarihî kent, çok şiddetli bir kış yaşıyordu. Her zaman olduğu gibi, o akşam da insanlar erkenden evlerine çekilmiş, doğalgaz hatları çalışmadığı için de kendi çabalarıyla ısınmaya çalışıyorlardı.

Çıplak ayaklı çocukların dondurucu soğuğa aldırmadan kartopu oynadığı sokaklar, son günlerde hava kararmadan terkedilir olmuştu. Caddeler ıssızdı. Ortalıkta sinsice dolaşan ağır bir kan kokusu vardı.

Toprak ve kerpiçten yapılmış olan binalar sanki bu görünmez tehlikeden korunmak için birbirine yaslanarak kuvvet alıyordu. Meçhul bir saldırıyı beklerken damlarındaki kar yığınlarının altında ezilerek küçülen evler bile bu tedirginliğin derin izlerini taşırken, tehlikeyi koklayan hayvanların, hatta sokak köpeklerinin bile sesi çıkmaz olmuştu. Ortalıkta çıt yoktu?

Yöneticiler ise gaflet içerisinde, ağır bir siyasî sarhoşluğun kucağında, yarı baygındı?

Dolunay olduğundan her taraf aydınlıktı. Kar beyazlığına vuran ayın şavkı, âdeta geceyi gündüze çevirmişti.

Evlerin pencerelerinden görünen solgun ışıklar birer birer kararırken, Hocalı halkı da derin bir uykunun kollarına bırakıyordu kendisini.

Evlerin birinden bir çocuk ağlaması işitildi. Peşinden sönük bir ninni döküldü sokaklara:

Benim yavrum uyuyacak
Uyuyup da büyüyecek
Mekteplere gidecek
Yeke adam olacak?

-Eee? Eeee bebeğim eeee?

Hazangül, kardeşinin ağlaması ve annesinin de küçük yavruyu tekrar uyutmak için ninni söylemesi üzerine uyandı. Zaten zorlukla uyumuştu?
Sekiz yaşındaki Hazangül bu akşam bir başka tedirgindi. Kalın yorganı üzerinden atarak ayağa kalktı. Üşümek pahasına da olsa küçük bedeni, bu ağır yükten kurtulmak isterken, önleyemediği bir duygu yoğunluğu içerisinde, aynı odayı paylaştığı babasının yere serilmiş yatağına doğru yöneldi. Sadece iki metre uzağında olan sevgili babacığını nedense çok özlemişti.

Babası uyanıktı?Yanına sokulduğunda ise baba Tevekkül Emirov, kızını şefkatle kollarına aldı.

Tevekkül, hem yavrusuna hem de küçük kızın kucağında sımsıkı tuttuğu oyuncak bebeğe dikkatle baktı.

Kızının simsiyah sırma saçları neredeyse bütün yastığı kaplamıştı. Yüzü ay gibi parlak, yanakları al aldı? Yaşından daha büyük gösteriyordu. Karanlığın ışığında yetişkin bir genç kız gibi görünüyordu. Uyku mahmuru kara gözleri yarı kapalıydı? Uzun kirpikleri ok gibiydi. Tevekkül, parmaklarını tarak gibi yaparak Hazangül?ün saçlarını düzeltti. Kızını okşadı, okşadı?

-Ata can, bebeğimin ayakları üşümesin. O da bizimle yatsın.

-Beli yavrum, onun da üstünü ört. Haydi menim nazlı kızım, uyuyalım?

Hazangül, babasının yanağına sıcak bir buse kondururken, ona iyice sokuldu.

Annesi küçük kardeşini uyutmak için ninni söylüyor; Hazangül de bu fırsattan istifade ederek babasını kokluyor, kokluyordu?

-Ata, magazinden mene ne alacaksan?..

-Ay menim geşenk gızım!.. Her ne isteyirsen onu alaram?

Biraz sonra Hazangül?ün küçük kardeşi uyumuş ve annesi de ayağa kalkarak perdeyi biraz aralamıştı ki; o anda gözleri kör edecek kadar dehşetli bir ışık doldu içeri. Peşinden müthiş bir ses? Sonra her şey karardı?

Kıyameti andıran bu dehşet anında yerin derinliklerinden yukarı doğru bir sarsıntı başladı. Sanki toprak kaynıyordu? Ağır ve keskin bir barut ve peşinden de derin bir yanık kokusu yayıldı?

Baba-kızın bu uzun kış gecesi yaptıkları bal muhabbet, şiddetli bir patlamayla sona ererken, ışık ve ses terkibine odada bulunan bütün eşya da müdahil olmuştu.

Müthiş bir ses, bir ses daha?

Peş peşe patlayan ağır top mermileri ortalığı cehenneme çevirmişti.

Hazangül?ün kulakları duymuyor, gözleri hiçbir şey görmüyordu. Babası onu göğsüne yapıştırmış, tavandan dökülen taş-toprak parçalarından korumaya çalışıyordu. Bir müddet sonra, kırılan camlardan içeriye dolan soğuk rüzgârın etkisiyle Hazangül ürperdi ve biraz toparlandı. Keşke kendine gelmez olsaydı da bundan sonra göreceklerini, görmeseydi. Titriyordu?

Diğer çocuklarını iki eliyle kucaklamaya çalışan annesi ise bir yandan feryat ediyor ve acı içerisinde inliyordu. Anlaşılan yaralanmıştı?

Kısa bir süre sonra kendilerini kent mezarlığının duvarının dibinde buldular. Şehre bir akbaba sürüsü gibi giren Ermeniler, ilk saldırı sonrası sağ kalabilen kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan sivilleri, kabristanın yanındaki meydana toplamışlardı.

Hazangül dünyaya gözlerini açtığında babası ona bu ismi verirken acaba ilerde olacakları görmüş müydü? Elbette bilinmez? Fakat gerçek bir hazan yaşanan Hocalı Meydanı?nda sekiz yaşındaki Hazangül, Adem Peygamber?le başlayan insanlık tarihinin en olmazlarını görüyordu.

Ermeniler, kent meydanını bir mezbahaya çevirmiş, kan içmeye bir türlü doymazken, şehrin her yanına ölüm yağıyor, sağ kalanlar ise ölümü hasretle aratacak ağır bir zulüm altında inliyordu.

Babası, Hazangül?e öyle sarılmıştı ki; kent meydanına gelene kadar onları ayıramadılar. Annesi ve diğer kardeşlerini onlardan koparmışlardı. Daha sonra kafasına demirle vurarak kollarını gevşettikleri Tevekkül Emirov?un el ve ayaklarını kablo ile bağlayıp üstüne de benzin dökerek, ateşe verdiler. O ise alevler içinde yanarken kızına doğru hamle yapmak istedi:

-Yavruuum?

Sonra alev yumağı içinde kaybolurken son defa yanık ve kesik bir feryat daha yükseldi:

-Ay Allah, yandım?

Babası meşale gibi yanarken Hazangül ona doğru atıldı. Serçe kadar küçük bedeni bu acıya daha fazla dayanamadı ve babasına koşarken düştü, bayıldı. Hazangül saatler sonra kente girenler tarafından yattığı yerde bulunarak hastaneye kaldırıldı. Sımsıkı tuttuğu bebeği ise hâlâ kucağındaydı.

Pirşağı?da Entike ninesinin himayesinde dört yetim çocuk ile beraber büyüyen Hazangül?ün kulaklarında babasının ağzından dökülen o ses hep yankılandı, durdu:

-Ay Allah, yandım?

Aynı meydan ve aynı an? Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atmaya başladılar. Atalarından miras kalan bir kumar oynayacaklardı. Bu dehşet kumarı onlar için bir çeşit ibadetti. Ermeniler, tarih boyunca birçok yerde olduğu gibi Hocalı?da da bu oyunu sahneye koymak için acele ediyorlardı.

Karnı burnunda olan kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. O ise, feryat bile etmiyor, sadece boş gözlerle yere bakarken, bir hazan yaprağı gibi titriyordu.

Güzel yüzünü süsleyen inci dişlerinin kenarından süzülen kan boynuna doğru ilerledi. Daha önce oldukça hırpalanmış olduğu anlaşılıyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı?

Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı:

-Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mı?)

-Akçik? (Kız)

Bu cevap üzerine ?oğlan? diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Bu işi daha önce defalarca yaptığı her hâlinden belli oluyordu. Tecrübeliydi?

Genç annenin dizleri oynadı ve başı yana düştü. Sesi çıkmamıştı?

Her iki Ermeni, bebeğin cinsiyetini inceliyordu ki; nihayet uzun boylu olanı kanlı gözlerini üzüntüyle kırparak konuştu:

-Tun şahetsar, ınger? (Sen kazandın, yoldaş)

-Yes şahetsa payts ays bubrikı inç bes bidi gişdana? (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)

Bütün bu olmazların olduğu dakikalarda Hocalı meydanının diğer tarafında tek kale bir futbol maçı hazırlığı vardı. Oyuncular oldukça iddialı ve bir o kadar da istekliydiler. İki kesik kadın başını kale direği yapmışlar ve bu arada bir top arayışına girmişlerdi.

Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

-Asiga maz çuni yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek? (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın?)


Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü?

Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vuruyor, vuruyorlardı?

Ve dünya, dönmeye devam ediyordu?


Bu acıya yer ve gök nasıl dayandı!.. Canlı-cansız varlıklar niye hareketlenmedi acaba!.. Yıldızlar birbirine çarpıp dünyanın başına niye yağmadı!.. Hızarla kollar, ayaklar kesilirken, güneş niye parçalanmadı!.. İnsanlar teneke gibi katlanırken, gökkubbe niye dürülmedi!.. Bebek, boyu kadar bıçakla annesinin memesine şişlenmişken, dağlar niye yürümedi!.. Yavrular kazanlara atılırken, denizler niye kaynamadı!.. Hazangül karlar üstünde bebeği ile uzanmışken, ay niye sönmedi!.. Bir kasırga çıkıp da yeryüzündeki bütün binaları niye temelinden söküp de göklere savurmadı!.. Hani özlem ve hasretle beklenen o kutlu gün niye gelmedi!.. Kıyamet!..

Sözün bittiği yer; Hocalı

Hayır, canlı, cansız eşya ve bütün mahlukat, yerküre tarihinin bu ağır imtihanında sınıfta kalmıştı?

Ermenilerin elinden kurtulanlar, saatler sonra çevre köylere ulaştığında ise kötü haber duyulmuş oluyordu.

Ajanslar, Katliam Tarihi'nin en kara haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

Türkiye?de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi ve Ermeni vahşeti böylece gün yüzüne çıkmış oldu. Ancak batılı devletler her zaman olduğu gibi bu vahşeti de görmezden gelecekti.

26 Şubat?ın ilk dakikalarında harekete geçen ağır zırhlıların palet sesleri ve boğuk motor gürültüleri ile ?yandım, yandım? sesleri birbirine karışmış ve ortalık âdeta cehenneme dönmüştü. O meşum gece yarısı, güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi?nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366?ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı?ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

Oldukça önemli bir coğrafik yapıya ve stratejik bir konuma sahip olan Hocalı?yı, ?Ermeni Kuldur Desteleri? 10 Eylül 1991 tarihinden 25 Şubat 1992 tarihine kadar geçen 5 aylık süre içinde zaten çok ağır bir kuşatma altında tutmuşlardı.

26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

Şehri savunan askerlerin son kurşunlarına kadar vuruşarak kahramanca şehit olmasından sonra savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler.

Sağ kalanların bazıları ara sokaklardan kaçarak kent dışına çıkmış ancak burada da başka bir tehlike ile boğuşarak komşu köylere ulaşmışlardı. Sona Eliyeva isminde bir Hocalı sakini, kız kardeşi ve onun çocukları ile beraber 12 gün boyunca aç-susuz, yalnız kar yiyerek, gündüzleri ormanlık arazide gizlenip, geceleri yürüyerek Ağdam?ın Karahacı Kabristanı civarına gelip çıkmışlardı. Onları bulan Millî Ordu?nun askerleri derhal tıbbi müdahale yaparak donmaktan kurtarmıştı.

Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı?da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafataslarını yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını, sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

Bir soykırım tarihi daha Rus desteğindeki Ermeniler tarafından kan ve kin kusan namlularla yeniden yazılıyordu.

Bu saldırı, Ermeniler?in Azerbaycan?da Türkler?e karşı yaptıkları ilk katliam değildir. 1905 ve 1920 yılları arasında Azerbaycan?ın Bakü, Şamahı, Kuba, Gence ve Karabağ bölgelerinde yine Rus askerlerinin yoğun desteği ile büyük katliamlar yaparak binlerce insanımızın acılar içinde hayatını kaybetmesine sebep oldular.

Dünya savaşından sonra Doğu Anadolu?da; Erzurum, Kars, Bitlis illerinde oynadıkları kirli oyunu, yıllar sonra bu kez Türk toprağı Karabağ?da sahneye koymuşlardı.

Bugün bile Anadolu?nun dört bir yanında, sömürgeci ülkelerin desteğindeki Ermeniler?in yaptığı soykırıma uğrayan Türkler?in toplu mezarları ortaya çıkmaktadır. Birinci Dünya savaşında Anadolu?da silahlanarak ve Rus birlikleri tarafına geçip bizi arkadan vurarak büyük katliamlar yapan Ermeniler, şimdi de Azerbaycan?da silahbaşı yapmışlardı?

?Neden böyle bir Türk düşmanlığı ve neden böylesine vahşî katliamlar?? sorusu kafalara takılırken, cevap yine o şer ülkesinden geliyordu. Ermenistan?daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye?nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan?ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı?nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı?nda ?Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün? denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yoktur. Hesap ortada?

Tarihte sivil Türkler?i arkadan vurarak ün yapan ve bugün hâlâ kin, nefret duyguları saçmaya devam eden ve de ?Soykırım? iddialarıyla dünya kamuoyunu bulandırmaya çalışanların marifeti, Hocalı?nın kanlı tarihinin ölüm yapraklarında saklıdır.

Dağlık Karabağ Bölgesi?nde bulunan Hocalı?ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı Kuvvetleri?ne ait 366. Alay?ın desteği ile Ermeni Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk?ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı.

Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. Kayıtlı olarak; bu yoğun saldırılar sırasında 613 kişi hayatını kaybetti. Bunların 106?sı kadın, 83?ü de çocuklardan oluşuyordu. Ayrıca 56 kişi de, hamile kadının karnının yarılması ve küçük çocuğun başının kopartılması gibi ve benzeri hususî işkencelerle katledildi?

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı. Fakat katliam sonrası Hocalı?ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar.

Hocalı?da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet?nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

-Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama bebekleri, masum insanları öldüren Ermeniler onlardan da herkesten de çok çok daha beter, diyordu Fransız gazeteci.

Sözde soykırım iddialarıyla ortaya dökülenlerin işlediği bu katliam, tarihe kara bir leke olarak geçti.

Peki 26 Şubat gecesi harekete geçen bu çakal sürüsüne kim emir vermişti? Bu vahşet emrini veren yavuz-hırsız, bütün dünyayı ?Ermeni Soykırımı? yalanıyla boyalamaya çalışan ve şu anda Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildir.

Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996?da Ermenistan Başbakanı oldu.

Karabağ?da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter-Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna, ?Hocalı Katliamı? başsorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

Dağlık Karabağ?ın en gözde şehri Hankendi?nde dünyaya gelen Koçaryan hâlen Azerbaycan vatandaşıdır.

Konu Hale tarafından 20 Aralık 2015 Pazar - 23:28 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
26 Şubat 1992’de Hocalı’da neler oldu?


Ermeniler tarafından Türklere karşı gerçekleştirilmiş katliamlar içerisinde Hocalı Soykırımı vahşetin boyutu ve acımasızlığı ile diğerlerinden farklı bir yere sahiptir. Dağlık Karabağ’da 7 bin kişilik nüfusa sahip ve coğrafi konumu itibariyle bölge için stratejik öneme sahip bulunan Hocalı ilçesi 26 Şubat 1992 tarihinde Ermenilerin yeni bir Türk soykırımının adresi olmuştur.

Tarihi müttefikleri Rusların bölgede yerleşen 366. Alayı’ndan da destek alan Ermeniler Hocalı’nın giriş ve çıkış yollarını kapatıp 25 Şubat gecesi katliam için harekete geçmişti. Sivil, eli silahsız Azerbaycan Türkleri çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapılmadan Ermeniler tarafından katledilmiştir. Resmi verilere göre, o gece 613 kişi hunharca katledilmiş, 83’ü çocuk, 106’sı bayan olmak üzere acımasız yöntemlerle işkence yapılarak öldürülmüştür. Ayrıca 487 kişi ağır yaralanmış ve 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canının kurtarmıştır. 26 çocuk tamamen ve 130 çocuk ise kısmen öksüz kalmıştır. Ermeniler şehitleri özel acımasızlıkla, gözlerini oyarak, kafataslarının derisini soyarak ve vücutlarının farklı organlarını keserek öldürmüştür. Küçücük çocukların gözleri oyulmuş, hamile kadınların karınları yırtılmış ve insanlarımız diri-diri toprağa gömülmüştür. Hatta şehitlerin bir çoğunun cesetleri yakılmıştır.


Biz şahidiz:

Müşfik ALİMEMMEDOĞLU (Hocalı yerlisi):

“Yarı otomatik ve eski silahlarla karşılık vermekteydik, ancak yemek ve cephane bitmişti. Uzun bir çatışma sonucunda 25 Şubat’ta çöktük. Gece yarısı Ermeniler ateş eşliğinde ilk önce havalimanını ateşe verip, sonra da şehirde bulunan insanları yaktılar.
Şehri savunanların çoğu helak olmuş, kalan grup ise Ağdam’a kaçtılar. Ağdam’a kaçan kadın ve çocuklar yolda Ermeni tuzağına düştüler.”

Miniş ALİYEVA (50 yaşında):

“Biz ormanda karlar içinde yolumuzu kaybetmiştik. Caddeden geçtiğimizde koluma bir kurşun isabet etti, yere düşerek kalkamaz hale geldim. Aliyev beni kaldırarak caddenin karşısına götürdü, ardından silah ile Ermenilere karşılık vermekteydi. Aliyev en az 20 kadını caddenin karşısına götürdü, ancak son gidişinde arkadan kurşunlanarak şehit oldu.”

Elman MEMMEDOV (Elektirik idaresi şefi):

“... Saat 07’ye kadar yol yürüdük, Nahçivan isminde bir Ermeni köyünün yakınlarında tuzağa düşürerek, genç, yaşlı, kadın ve çocukları ateşe dizdiler. Ortalık ölüm meydanına çevrildi... Bir grup Gülablı köyüne kaçıp, orada da Ermenilerin elinde esir oldular...”

Çingiz MUSTAFAYEV (AzTv Muhabiri): “

... Grup grup insanlar kurşuna dizilmişlerdir. 12-15 yaşlar arası çocuklar, yaşlı bayanlar ve erkekler barbarcasına öldürülmüştü. Cesetlerin çoğu çeşitli yerlerinden özellikle kafalarından kurşunlaşmışlardı. Çıplak cesetler, boğazdanmış çocuk cesetleri her yerde görünmekteydi.”

Cemil MEMMEDOV (Hocalı sakini):

“Tanklar ve asker dolu arabalar şehre girmekteydi. 5 yaşında bir çocuğu yanıma alıp ormana doğru yola çıktım. Yanımdaki çocuk soğuktan donar hale geldi, elbisemi çıkarıp ona sardım. Ancak çocuk ölmek üzereydi, yol üste bulunan Ermeni köyüne girip yanımda çocuk olduğu için gitmeme izin vermelerini talep ettim. Ancak onlar beni köyde bulunan bir ahıra götürdüler, orada benimle beraber bir çok Azerbaycanlı kadın ve erkek de haps edilmişlerdir. Bir grup Ermeni bizi başka yere götürdüler, orada konuşulan dil yerli Ermeni dili ile çok farklıydı. Tırnaklarımı çekip aralarında bulunan bir zenci tarafından devamlı yüzüme darbeler inmekteydi.”

Sürayya TALIBOVA (Hocalı Sakini):

“... Bizi Ermeni mezarlığına götürdüler. O günleri hatırlamak bile istemiyorum. O gün dört Azerbaycanlı erkeği, Ermeni mezarı üstünde kurşuna dizip kafalarını kestiler, sonra da orada bulunan bir grup Azerbaycanlının üzerine yürüyüp çocukları aileleri önünde öldürdüler ve işkenceye tabi tuttular. Ölen Azerbaycanlıların cesetlerini bir kamyonete yüklediler. İki Azerbaycanlı askerin gözlerini yerinden çıkardılar.”

Yuri YAKHORİTCH (336. Alay): “

... Onlar bizi savaşa tahrik ediyorlardı; sürekli Hıristiyan ve Müslüman savaşını öne sürmekteydiler. Vahşicesine ve korkunç ortamları bizim için değildi. Onlarla bir saniye bile aynı yeri paylaşmak istemezdim. Hocalı’dan kaçmaya karar verdik.”

Jean İve YUNET (Fransız gazetecisi):

“Hocalı’da çocuk, yaşlı, bayan bir yerde öldürülürdü. Helikopterle misli görünmeyen ölüm sahnelere tanık oldum. Bu kadar vahşicesine katliamı, Nazı Almanlarının yaptığını dahi duymamıştım.”

V. BELYKH (İzvestiya Muhabiri):

“... Kaçkınlar ölüleri Ağdam’a getiriyorlardı. Uykuda bile böyle görüntüler tüyler ürpertiyordu. Kesilmiş kulaklar, çıkarılmış gözler, derileri soyulmuş kafalar, kesilmiş kafalar vs.”

Leonid KROVETS (Rus ordusu üst derecelisi):

“26 Şubat’ta Hankendi’nden Askeran bölgesine gitmekteydim. Aşağıda ışıklar görünmeye başladı; pilota oraya inmeye emir verdim. Orada bir sürü kadın ve çocuk cesedi görünmeye başladı. En az 200 ceset bölgeye yayılmıştı. Silahlı askerler aralarında gezip duruyorlardı. Kafası yarılan ve beyini dışarıya fırlayan 4 yaşında bir çocuk cesedi ve başka bir cesedi yanımıza aldık. Bölgede, çoğu kadın, çocuk ve yaşlılarının kesilmiş cesetleri bulunmaktaydı.”

KHOJALY ITS LAST DAY

Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Yayınları.

Konu Hale tarafından 20 Aralık 2015 Pazar - 23:30 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
17 yıl önce bugün

Bundan sadece 17 yıl önce bir köyün halkı, bir gecede yok oldu. O gece bebekler bile öldürüldü. 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gecenin sabahında köyün her yerinde, 63'ü çocuk, 103'ü kadın, tam 613 kişinin cansız bedenleri vardı.


Bir gecede yok olan köy

Azerbaycan halkı, Yukarı Karabağ'daki Hocalı'da 26 Şubat 1992'de Ermeniler tarafından yapılan katliamın kurbanlarını bugün bir kez daha andı.

Ancak olayın üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen konuyla ilgili üzerine büyük sorumluluklar düşen Birleşmis Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar henüz gerekeni yapmadı.

Yıldönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında başkent Bakü'nün Hatai semtindeki “Ana Çığlığı” anıtı önünde de bir tören düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de katıldı ve anıta çelenk koydu.

Aliyev'in tören yerinden ayrılmasından sonra Bakanlar, üst düzey yöneticiler, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş anıta gelerek gül ve karanfil bıraktı. Katliamda hayatını kaybedenlerin anısına ülke genelinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç, Hocalı olaylarının 17 yıl önce insan haklarının geliştiği bir dönemde olduğunu belirterek, “Bu, insanlığa karşı yapılan bir cinayettir. Allah bize bir daha bu günleri yaşatmasın” dedi. Hulusi Kılıç, gazetecilere açıklamasında, “Tabii ki üzgünüz. 17 yıl önce Hocalı'da yaşanan facia hepimizin büyük derdidir. Başımız sağ olsun” diye konuştu.

KATLİAM

Azerbaycan kaynaklarına göre, Yukarı Karabağ'da Hankendi'ne komşu Hocalı, bölgede konuşlanmış Rus güçlerinin de işbirliği yaptığı Ermeni silahlı güçlerince 25 Şubat 1992'de kuşatıldı.

Çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan yaklaşık 2 bin 500 kişi, kuşatmacı askeri güçlerin uzun süreli bombardımanına tutuldu. Büyük bölümü alevler içinde kalan yerleşim birimindeki halk, işgal güçleri tarafından açık olduğu bildirilen tek yönden Ağdam'a gitmek için şehri terk etti. Ancak kısa bir süre sonra bu yolun da açık olmadığı ve pusu kurulduğu anlaşıldı. 25 Şubat'ı, 26 Şubat'a bağlayan gece ise Hocalı'da tam bir katliam yapıldı.

10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3 bin Azeri bulunduğu belirtiliyor. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısını 1.300 olarak gösteren belgeler de var. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türklerinin de evlerinde yakılarak öldürüldükleri söyleniyor.

BM'NİN 822 SAYILI KARARI UYGULANMIYOR

Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askeri müdahalede bulunabileceğini açıklamıştı. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı.

Ermenistan Cumhurbaşkanı erj Sarkisyan'ın da Hocalı katliamınında rol aldığı belirtiliyor.

Konu Hale tarafından 08 Nisan 2015 Çarşamba - 22:58 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Kırık Link


#4
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Hocalı Katlıamı Hakkında Ne Biliyoruz?

Resmi ekleyen


Ermeni bir yazarımızın öldürüldüğünde ne derece duyarlı bir topluluk benzeri daha önce görülmemiş bir gösteri sunmuştu bizlere. Bir benzeri şov da yakın tarihlerde bir grup (sözde) aydın tarafından düzenlenen özür kampanyası ile gösterildi. Bu durum malesef ermenilerin yıllardır direttiği sözde soykırıma inananların aramızda da olduğunu gösteriyor. ermenilerin bırakın 1915 i ellerine güç geçtiğinde neler yapabileceğini 1992 de gördük. Bütün dünya tıpkı Bosna da olduğu gibi yine seyirci kalmayı tercih etti. Tabi ölen müslüman olunca acil tepki vermeye gerek yok tabi.Şimdi size Hocalı soykırımının tarihini ve gerçeklerini sunuyoruz.

1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir.

Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.

10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:

“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı.

1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından “göçkün” olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler.

Katliamı Ermenilerle beraber ortak yapan Rusların Izvestiya gazetesi şöyle yazıyordu: “Çocukların kulakları, bir kadının yüzünün bir kısmı, kesilmiştir. Erkeklerin kafa derileri yüzülmüştür… … Ben tepede yüzden fazla ceset gördüm. Bir erkeğin kafası kopartılmıştı…”
Fransızların ünlü gazetesi Le Monde ise katliamı şöyle anlatıyor: “Ağdam’daki yabancı gazeteciler, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları sökülmüş insanlar görmüşler”

Eğer içiniz elverebilecekse aşağıdaki resimlere bir gözatın. Ermenilerin ne derece vahşi oldukalrına birkez daha tanık olun.


Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

Resmi ekleyen


Konu Hale tarafından 20 Aralık 2015 Pazar - 23:31 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#5
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
AKP’nin Türk dünyasını ayağa kaldıran Ermeniye sınır açma girişimi, kanları yerde kalan binlerce Azerbaycanlı kardeşimizin uğradığı katliamların acısını daha da artırdı. Çığ gibi büyüyen tepkiler, isyana dönüşüyor.


“Oyuna gelmeyin!”

Başta Hocalı olmak üzere, binlerce kardeşimizi vahşice katledip Karabağ’ı işgal eden Ermeniye kapı açma girişimine tepki gösteren Azerbaycan aydınları, AKP’yi “Batı’nın oyunlarına gelmeyin” diye uyardı.



Konsolos isyanı: Hançerleniyoruz!

Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosu Doç. Dr. Sayyad Adiloğlu Salahlı, farklı açıklamalara tepki gösterdi: Kim doğru söylüyor? Kendimizi Türkiye tarafından hançerlenmiş hissediyoruz!


Ermeniye sınır açıp ne kazanacaksınız?


* Mİlletvekİlİ ve Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Eşbaşkanı Sabir Rüstemhanlı:
Ermenistan hiçbir talebinden taviz vermemişken, Türkiye’nin Azerbaycan’ı zora sokacak bu kararı nedir?


Türk dünyasının varlığına tehdit!

* Sınır açma çabalarına, yurt içi ve dışındaki Türk dünyası kültür ve dayanışma derneklerinden de tepki yağıyor.


Ermeniler, Hocalı’da aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu binlerce Türk’ü vahşice katletti. Başta ABD ve AB olmak üzere dünya bu soykırıma seyirci kalmakla yetindi.


Sınır girişimine karşı Türk dayanışması

Türk dünyası kültür ve dayanışma dernekleri, ortak duruş sergileyerek, Ermenistan sınırının açılmasının Türkiye’yi ağır dayatmalarla karşı karşıya bırakacağını açıkladı

AKP iktidarının Ermenistan’a sınırları açacağına ilişkin haberlerin yarattığı tepki çığ gibi büyüyor. Siyasi ve sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Türkiye’de bulunan Türk dünyası kültür ve dayanışma derneklerinden de büyük tepki geldi. Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk, sınırın şartsız açılmasının Türkiye’yi daha ağır dayatmalarla karşı karşıya bırakacağını söyledi. Türkiye’yi dikkatli olmaya davet eden Seyit Tümtürk, sınırın açılmasının ancak Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesiyle olabileceğine işaret etti.

Bir insanlık dramı


“Türkiye iki devlet tek millet anlayışıyla bu davada Azeri kardeşlerinin yanında olmalıdır” diyen Tümtürk, şunları dile getirdi: “Bir Hocalı katliamı halen hafızalarımızdan silinmedi. Yerlerinden yurtlarından göç ettirilen bir milyonun üzerindeki insan unutulmadı. Bu bir insanlık dramıdır. Türkiye’nin sorumluluğu 70 milyonu ya da yediyüz bin kilometrekarelik alanı kapsamıyor. Türkiye’nin Türk dünyasını kapsayan ve geçmişine olan bir sorumluluğu vardır. Başbakan Erdoğan’ın ’Karabağ çözülmeden sınır açılmaz’sözlerinin arkasında durması gerekmektedir.”

Türk varlığına tehdit

Türk Dayanışma Konseyi Başkanı Abdullah Buksur da, yaşanan sürecin Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine olduğundan daha fazla zarar vereceğini kaydetti. “Temelde Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin yapmış olduğu açıklamalar bir adım atmayacakları yönünde” diyen Buksur, “Biz de yapılan açıklamalara inanmak durumdayız. Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerine verilen zarar tüm Türk dünyasının varlığına ve bütünlüğüne zarar verir diye düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Düşmanca politika


Uluslarararası Ahıska Türk dernekleri Federasyonu eski Başkanı Yunus Zeyrek ise, Türkiye’nin sınır kapılarını açmasının hezimetten başka bir şey olamayacağını kaydetti. Zeyrek, “İki milyonluk küçük bir devletin, Türkiye ve Azerbaycan gibi devletleri dize getirmesi neyle izah edilebilir?” diye sordu.


Gazetemizin Ankara Temsilciliğini ziyaret eden Azerbaycan heyeti, Yeniçağ’ın Türk dünyasının birliğine yönelik yürüttüğü yayınlara teşekkür etti. Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Milletvekili Azav Guliyev, Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu Genel Başkanı Rauf Zeyni ve Prof. Çetin Elmas’tan oluşan heyet, Ermenistan sınırının açılmaması gerektiğini belirtti.


Amerika Hocalı’yı görmeli


Türkiye’nin Ermenistan’a sınırları açacağına ilişkin sert tartışmaların yaşandığı bir dönemde Azerbaycan heyeti, Yeniçağ gazetesi Ankara Temsilciliğini ziyaret etti. Yeniçağ’ın Türk dünyasının birliğine yönelik yürüttüğü yayınlara teşekkür eden heyet, Ermenistan sınırının açılmaması gerektiğine dikkat çekti. Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Milletvekili Azav Guliyev, Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu Genel Başkanı Rauf Zeyni ve Prof. Çetin Elmas’tan oluşan heyet, Azerbaycan’da son dönemde Türkiye’ye yöneltilen olumsuz bakış açılarının gerçekçi olmadığını belirtti. Azerbaycan’daki radyoların Türkçe müzik yapmadıkları yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden heyet, Eurovision şarkı yarışmasında Azerbaycan’ın Türkiye’ye puan verilemeyeceği şeklindeki haberlerin ise yalan olduğunu dile getirdi.

Nerede demokrasi

Milletvekili Azav Guliyev, Mayıs ayında büyük bir heyetle Amerika Birleşik Devletleri’ne gideceklerini orada temaslarda bulunacaklarını söyledi. Milletvekili Guliyev, aynı şekilde Avrupa Birliği üyesi ülkelerde de haklılıklarını anlatacaklarını belirtti. Guliyev, ABD’ye de bir mesaj göndererek, “Madem demokrasiyi, insan haklarını savunuyorlar, Hocalı’da yapılan soykırımı da dikkate almalıdırlar” dedi. Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı da iki kardeş ülkenin arasına iyi ilişkilerinin sorunsuz devam etmesi gerektiğini belirtti. Heyet, Ankara’da çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla temaslarını sürdürerek, katılacak televizyon ve radyo programlarında iki ülke arasında yaşanan yanlış anlaşılmaların ortadan kalkmasına katkı sağlayacak.


Yakış: Kapının açılması büyük bir paketin parçası

TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış, Düzce’nin Akçakoca ilçesinde gazetecilerin, Avrupa Birliği süreci, NATO, ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyareti, Ermenistan sınırının açılması ve Azerbaycan’la ilişkiler konularındaki sorularını cevapladı. “Ermenistan Sınır Kapısı’nın açılması büyük paketin parçasıdır. O paketin içinde mutlaka Dağlık Karabağ sorununun çözümlenmesi de vardır” diyen Yaşar Yakış, şunları ifade etti:

Kamuoyundan gizli

“Sınırın açılması Obama’nın ziyareti ile başlayan bir konu değil. 2007 yılından beri, Dışişleri’nin üst düzey bürokratlarının, İsviçre’nin de taraf olaması hem onun topraklarında hem de İsviçre haricinde bir yetkilinin de katılımı ile kamuoyundan uzak bir toplantıda gündeme geldi. Dolayısıyla 2007 yılından bu yana bu konu gündemde. Daha önce de yine Ermenilerle başka bir toplantıda gündeme geldi”
dedi.



Türk milleti, kardeşliğin bozulmasına müsaade etmez

Caferilerin dini lideri Seyit Ahmet Erdem, Ermenistan sınır kapısının açılması tartışmalarının ’İki devlet bir millet’düşüncesine zarar vereceğini belirterek, “Sınır açmak kardeşliğe yakışmaz” dedi. Seyit Ahmet Erdem, Ermeniler’in Ağrı Dağı’nı Ermenistan’ın simgesi olarak kabul ettiklerini, dolayısıyla Türkiye’den toprak talepleri olduğunu hatırlatarak, Ermenistan’ın Türkiye’nin ‘soykırım’ yaptığını ısrarla iddia ettiğinin asla unutulmaması gerektiğini vurguladı. Erdem, “Ermenistan’ın Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20’sinin işgal etmesiyle birlikte bütün dünyanın Ermenistan’ı işgalci olarak gördüğü sırada sınırlar kapatılmıştır. Sınırın açılması konusu Ermenistan’ın işgale son vermesiyle düşünebilir ancak. Azerbaycan işgal altındayken sınırın açılması kardeşliğe yakışmaz. Türk milleti bu kardeşliğin bozulmasına asla müsaade etmeyecektir” diye konuştu.


AKP’li Ceylan: Karabağ işgali bitmeden sınır açılmaz

AKP Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan, “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu aşılmadan Ermenistan sınır kapısını açmayı düşünmüyoruz” dedi. Ermenistan sınır kapısının açılmasının ABD Başkanı Barack Obama’nın ziyareti esnasında TBMM Dışişleri Komisyonu’nda gündeme geldiğini belirten Ceylan, şunları ifade etti: “CHP’li vekiller kamuoyuna bununla ilgili bir önerge sunmak istediler. Bizler bu hususta bir endişeniz olmasın dedik kendilerine. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, Azerbaycan’daki soydaşlarımızı rahatsız edecek hiçbir adım atmaz dedik. Bu açıklamamızı Başbakanımız da doğrular mahiyetle açıklama yapmıştır. Soydaşlarımız hiç endişe etmesin. Biz Azerbaycan’la tek millet iki devletiz prensibi çerçevesinde hareket etmekteyiz”


‘KARABAĞ HALLEDİLMEDEN SINIRI AÇMAYIZ’ AÇIKLAMASI ENDİŞEYİ DİNDİRMEDİ


İlişkileri gözden geçiririz

Türkiye’nin Ermenistan’a sınırlarını açacağına ilişkin haberlerin yarattığı sarsıntı sürüyor. Türk
dünyası ayakta. Azerbaycan aydınları, AKP hükümetini uyardı: “Batı’nın oyunlarına gelmeyin”



Başbakan Erdoğan ve AKP temsilcilerinin, Ermeni sınırının açılmasından endişe eden Azerbaycanlıları ikna etmek için söylediği sözler tepkileri dindirmedi. Soydaşlarımız, Hocalı’da binlerce insanı hunharca öldüren katliamcı Ermenilere sınırın açılmaması çağrılarını sürdürüyor.

Bizi zora sokar


Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Eşbaşkanı Sabir Rüstemhanlı: Yaşananlar Ermenistan ile Türkiye’yi yakınlaştırmak değil, Türkiye ile Azerbaycan’ı parçalamak niyetinden kaynaklanıyor. Ermenistan hiçbir talebinden taviz vermemişken, Türkiye’nin Azerbaycan’ı zor durumda bırakacak tavize hazırlanması bundan haber verir. Dış güçler Türk dünyasına karşı en sinsi darbe hazılığı içindeler ve bu sebeple de iktidarın herkese hoşgörüyle yaklaşmasını kötüye kullanmak istiyorlar.

Çok üzüldük

Azerbaycan Aydınlar Birliği Başkanı Eldeniz Kuliyev: Biz zamanında Ermeni’yi mağlup etmeliydik ve 15 yıllık ateşkes ilan etmeyeydik ki, Türkiye ile de bugün yaşanan üzücü olaylar yaşanmayaydı. Türkiye sınırları açmasın ama biz de bu konuda kendimizin yanlışlıklarını bilip ders almalıyız.

Aramızı açıyorlar

Araştırmalar Birliği Başkanı Natevan Mehtiyeva: Çok spekülasyon var. Resmiler tekzip etseler bile söylentiler bitmiyor. Bu konudan Azerbaycan ile Türkiye’nin arasını açmak için yararlananlar var.

Görüşünüz bilinmiyor


Azerbaycan’ın Kars Başkonsolosu Hasan Zeynalov:
Türkiye-Ermenistan sınırı açılırsa, Ermenistan Karabağ sorununu ve Azerbaycan’ın taleplerini ciddiye almaz. Türkiye’nin görüşü Azerbaycan’da anlaşılmadı. Ermenistan, görüşmelerde Karabağ konusunun gündemde olmadığını söylüyor. Oysa Türkiye’nin, Ermenistan’a yönelik 3 şartı vardı. Ermenistan, Türkiye’nin sınırlarını tanımalı, soykırım iddialarından vazgeçmeli ve Karabağ’dan çekilmeli. Şimdi Türkiye-Ermenistan sorunu başka, Karabağ ile Azerbaycan-Ermenistan sorunu başka mı oldu? Türkiye’nin hangi görüşte olduğu bilinmiyor. Bu öylesine söylenmiş değil. Ama sınırlar açılırsa Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerine yeniden bakabilir. Güven bozulabilir. Burada bir milletin zedelenmesi korkusu yaşanıyor. “


Aliyev rotayı Rusya’ya çevirdi


Türkiye’nin sınırı açma girişimi karşısında zora düşen Bakü, poitika değişikliğine gidiyor. Karabağ sorunu konusunda AKP iktidarından umduğunu bulamayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 16 Nisan’da Rusya’ya gidecek. Azadlık Gazetesinin haberine göre, Rusya Cumhurbaşkanı Dimitri Medvedv’in daveti üzerine 16 Nisan’da Rusya’ya gidecek olan İlham Aliyev iki gün temaslarda bulunacak. Haberin içeriğinde Türkiye’nin Ermenistan sınır kapılarını açması ihtimalinin Azerbaycan’a Batı’dan farklı düşünen Rusya ile siyasetini daha bir anlamlı yürütme fırsatı verdiği belirtildi.


Kendimizi hançerlenmiş gibi hissediyoruz

Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosu Doç. Dr. Sayyad Adiloğlu Salahlı, Türkiye’nin Ermenistan açılımından Bakü’nun duyduğu kaygıları dile getirdi. Cumhuriyet gazetesine konuşan Salahlı, “Biz kendimizi dost ve kardeş Türkiye tarafından hançerlenmiş hissediyoruz “ dedi. Salahlı, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın sınırların açılıp ilişkilerin normalleştirilmesi
kararı alına-cağını söylemesinin ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan’ın aksi yönde açıklamalar yapmasına ”Kim doğruyu söylüyor?“ diye tepki gösterdi. Salahlı, ” Biz bir millet iki devletsek, meydana gelen olaylar ekonomik ve siyasi çıkarlarımıza darbe vurursa biz buna kayıtsız kalamayız. Hele de ’kardeş’ dediğimiz Türkiye’den böyle bir girişim olunca çok sarsılırız “ diye konuştu.


Sarkisyan İran’la masaya oturuyor

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, resmi temaslarda bulunmak üzere bugün İran’a gidecek. Devlet televizyonu, Sarkisyan’ın iki günlük ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve diğer yetkililerle bir araya geleceğini bildirdi. Ermenistan hükümetinden bazı kabine üyelerinin yanı sıra bir grup milletvekilinin Sarkisyan’a eşlik edeceği kaydedildi. Ziyaretle başta ticari ilişkiler olmak üzere diğer alanlardaki işbirliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Sarkisyan’ın ziyaretinde, İran ve Ermenistan’ı birbirine bağlayacak olan 470 kilometrelik demir yolunun yapımına ilişkin nihai anlaşmanın imzalanması bekleniyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 250 milyon dolar olduğu ifade edildi.


Ata’ya şikayet ettiler


AKP iktidarının sınırı açma girişimine manşetlerden tepki göstermeye devam eden Azerbaycan basını, büyük önder Atatürk’e olan özlemini dile getirdi

Azerbaycanlı siyasetçiler, sanatçılar, yazarlar ve diplomatların yanı sıra basın da Ermeni sınırın açılması ile ilgili haber ve makalelere geniş yer vermeye devam ediyor. Erdoğan’ı eleştirirken Azerbaycan basınında Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün politikalarına duyulan özlemi dile getiren yazarlar bile var. İşte çarpıcı yorum ve haberler:

Tanrı Türkiye’yi korusun

Adalet gazetesi: Gazetenin yazarı Aqil Abbas ilginç bin yazı kaleme alarak, AKP’yi Atatürk’e sikayet etti. Abbas, “Recep Tayyib Erdoğan’ın izlediği siyaset neticesinde dağılmakta olan Türkiye’nin, Azerbaycan’a ihanet etmesi sadece ülkemizde değil, gardaş Türkiye de de çok büyük eleştirilere sebeb oluyor. Gel ey Atatürk! Gör senin Türkiye’ni ne güne koydular. Türkiye’nin çok ağır günüdür. Tanrı Türkiye’yi korusun! Çünkü Türkiye artık özünü koruyamıyor!” ifadelerini kullandı.

Bölgede huzur bozulacak

Ses gazetesi: Azerbaycan’ın önemli gazetelerinden birisi olan Ses gazetesi ise çarpıçı bir uyarı yaptı. Gazete “ şu yorumda bulundu: Tam aksine bölgede olumsuz tansiyonun yükselmesi ile neticelenecek. Böyle bir hadisenin baş vermesi Azerbaycan’ın Türkiye ile, o cümleden hareketle de ABD ile ilişkilerini gerginleştiricik. Sınır kapılarının açılması bölgedeki durumun derinleşmesi, huzurun bozulması ile neticelenebilir.

Sarkisyan’ın sözlerini hatırlattılar

Ekspres Gazetesi: Başbakan Erdoğan’ın, ” Serj Sarkisyanın Türkiye-Ermenistan milli maçını izlemek için İstanbul’a gelmesinin Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılması ile ilgili hiç bir bağlantısı yoktur. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’de, Ermenistan’daki maçı izlemeye gitmişti. Bu sınır kapılarının açılması manasına gelmemelidir “ sözlerine yer veren gazete haberin devamında ise Sarkisyan’ın Ekim’in 14’ünde sınır kapılarının açılacağı yönündeki açıklaması hatırlattı.

Kampanya destek gördü

Üç Nokta Gazetesi: Dünya Azerbaycanlılar Kongresi (DAK) tarafından düzenlenen ”Sınır açılmasın“ imza kampanyasına geniş yer verdi. Gazete haberinde kampanyaya, katılanların 13 bini aştığını duyurdu. Haberde DAK Yönetim Kurulu üyesi Asif Kurbanov’un görüşlerine de yer veren gazete kampanyaya katılanların büyük çoğunluğunu Türkiye ve Azerbaycanlıların oluşturduğunu yazdı. Gazete Asif Kurbanov’un sözlerine de yer verdi.[b]



[b]Kaynak..

Konu Hale tarafından 08 Nisan 2015 Çarşamba - 22:52 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Kırık Link


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı



Resmi ekleyen



1 Gecede Yok Olan Köy

26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin Hocalı Kasabası’nda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere613 Azerbaycan Türk’ü Ermeni çeteleri ve silahlı kuvvetleri tarafından hunharca katledilmesinin yıl dönümünde katliamda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalan acılı ailelerine başsağlığı diliyoruz. Bu soykırımı yapanları lanetliyoruz.

Kadim Dostlar ™ Yönetimi







Dosya Ekle  hocalikatliami.jpg   161,99K   0 kere indirildi

#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı


Resmi ekleyen



26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin Hocalı Kasabası’nda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere613 Azerbaycan Türk’ü Ermeni çeteleri ve silahlı kuvvetleri tarafından hunharca katledilmesinin yıl dönümünde katliamda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalan acılı ailelerine başsağlığı diliyoruz. Bu soykırımı yapanları lanetliyoruz.

Kadim Dostlar ™ Yönetimi


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Kadim_Dostlar_ve_8482_Duyurular_f7/Ozur_Dilemiyorum_Kampanyasi_Prof_Dr_Turkkaya_A_t55870.html']Özür Dilemiyorum Kampanyası | Prof. Dr. Türkkaya Ataov Hoca'dan Özürcülere Cevap - Biz Özür Dilemiyoruz...' target='_blank'>Özür' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Kadim_Dostlar_ve_8482_Duyurular_f7/Ozur_Dilemiyorum_Kampanyasi_Prof_Dr_Turkkaya_A_t55870.html']Özür Dilemiyorum Kampanyası | Prof. Dr. Türkkaya Ataov Hoca'dan Özürcülere Cevap - Biz Özür Dilemiyoruz...



Dosya Ekle  hocalikatliami.jpg   102,53K   0 kere indirildi

#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı


Resmi ekleyen


26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin Hocalı Kasabası’nda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere613 Azerbaycan Türk’ü Ermeni çeteleri ve silahlı kuvvetleri tarafından hunharca katledilmesinin yıl dönümünde katliamda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalan acılı ailelerine başsağlığı diliyoruz. Bu soykırımı yapanları lanetliyoruz.

Kadim Dostlar ™ Yönetimi


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı