İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

[Video -Ödül Konuşması] 81. Oscar Ödülleri - En İyi Erkek Oyuncu Kategorisi Kazanan: Milk İle Sean Penn

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Woodpecker

Woodpecker

    Ağaçkakan Woody

  • Yetkili
  • 5.957 İleti

81. Oscar Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu Kategorisi
Kazanan: Sean Penn
Ödül Konuşması





81. Oscar Ödülleri - En İyi Erkek Oyuncu Kategorisi Adayları

Brad Pitt - The Curious Case of Benjamin Button
Frank Langella - Frost/Nixon
Mickey Rourke - The Wrestler
Sean Penn - Milk
Richard Jenkins - The Visitor




---------------------------


Resmi ekleyen

Mickey Rourke - The Wrestler

Hollywood'un asi ve serseri karakteri Mickey Rourke, 16 Eylül 1952'de, İrlanda ve Fransa kökenli bir ailenin çocuğu olarak Schenectady, New York'da dünyaya geldi. Babası, Philip Andre Rourke, Sr., amatör bir vücut geliştirmeciydi ve o altı yaşındayken ailesini terk etti. Yaşadığı boşanmanın ardından, Rourke'un annesi Ann, beş oğlu olan bir polis memuruyla evlendi. Mickey ile Mickey'nin erkek ve kız kardeşini de yanına alarak Mickey'nin daha sonra devam edeceği Miami Beach Senior High School'un (Miami Beack Ortaokulu) bulunduğu güney Florida'ya taşındı.

Lise de drama dersleri alan Rourke başlarda ufak tefek rollerde boy gösterdi. Rourke için bir bomba uzmanını canlandırdığı 'Body Heat' büyük bir çıkış oldu. Ardından 1982'de Barry Levinson'ın yönettiği 'Diner' geldi ve bir anda yeni James Dean oluverdi. Bu iki filmdeki oyunculuğu Coppola'nın gözüne girmesine yetti ve hayranları Rourke'u 1983 te ''Rumble Fish''te izlediler, Matt Dillon un renk körü, nihilist ve popüler abisi Motorcycle Boy rolünde. Şöhretli yıllarında çevresine bir sürü 'işe yaramaz adam' ve çete üyesi toplamayı da ihmal etmedi. Önceleri kötü çocuk görüntüsü bile ona zarar vermiyordu.

80'ler ve 90'larda başına buyruk, hırçın ve seksi imajı ile Hollywood'da fırtına gibi esen Mickey Rourke, "Siyam Balığı", "9 ½ Hafta", "Vahşi Orkide", "Harley Davidson ve Marlboro Man", "Bir Zamanlar Meksika'da", "Gazap Ateşi" ve "Sin City" gibi filmlerle tüm dünyada tanındı. 1990'ların en çok kazanan aktörlerinden oldu.

Ünlü yazar Charles Bukowski'nin gayrı resmi hayat hikayesi olan Bar Kelebeği (Barfly) adlı filme seçiliş nedeniyle ilgili ilginç bir anektod mevcuttur: Bukowski, Rourke'dan bile sıkı bir alkolik. Birgün Bukowski'nin de olduğu bir ortama, Mickey Rourke'u deneme çekimine çağırıyorlar. Daha güneş bile batmadığı halde, Rourke, devrilmek üzere bir haldeyken kapıdan giriyor. O dakika Bukowski "deneme çekimine gerek yok, adamımız bu" diyor.

Özellikle aksiyon, drama ve gerilim filmlerine başrol üstlenmiş olan aktör, gençlik yıllarında boks eğitimi de aldı. Asıl adı Philip Andre Rourke olan ve çoğunlukla bu isimle ringlere çıkan Rourke, 1990'larda kısa bir süre profesyonel olarak dövüştü, hatta 1994'te bokstan 1 milyon dolar kazandı. 12 yaşında ilk şampiyonluğunu kazanan Rourke, 70'li yıllarda, 26 maçta 17 nakavt gibi güzel bir seri yakaladı ancak bu maçların dördünde diskalifiye oldu.

İçkiyle, kavgayla geçen yıllarının ardından kaçınılmaz gerçekleşti, 1982' te 'Diner'daki rolüyle Film Eleştirmenleri tarafından En İyi Yardımcı Oyuncu seçilen Rourke, 1990'da 'The Despetare Hours'la Yılın En Kötü Oyuncusu dalında 'Altın Ahududu' aldı.

Adı sayısız kavgalara karışan, bu kavgalar yüzünden suratı deforme olan ABD'li aktör Mickey Rouke kariyerine ara vermiş ve boksör olarak çalışmaya başlamıştı ki, "The Wrestler" (Güreşçi) ile sinemaya hızlı bir dönüş yaptı. Kavgacı ve sağı solu belli olmayan biri olmasına rağmen, merhametli ve yardımsever olduğu söylenen Rourke için ikinci kariyer zirvesini bu camiada çok sevilmesine ve saygı duyulmasına bağlayanlar var.

Venedik'te Altın Aslan kazanan, Darren Aranofsky imzalı "Wrestler"da (Güreşçi) ile Altın Küre kazanan Mickey Rourke, 50'sinden sonra ilk adaylığını alanlardan. Filmde orta yaşlı bir Amerikan güreşçisini canlandıran ve bu rolü bir geri dönüş olarak nitelendirilen aktör, filmdeki başarılı performansıyla bu yıl Oscar'ın en güçlü adaylarından biri olarak değerlendiriliyor.



---------------------


Resmi ekleyen


Brad Pitt - The Curious Case of Benjamin Button

Tam ismi William Bradley Pitt olan aktör, 18 Aralık 1963'de Shawnee, Oklahoma'da İngilz kökenli, üç çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya geldi. Brad Pitt'in ergenlik yılları Missouri eyaletindeki Springfield kentinde geçti. Columbia'daki Missouri Üniversitesi'nde reklamcılığa odaklı gazetecilik öğrenimi yaptı. Fakat mezun olmasına kısa süre kala, Los Angeles'a taşınarak reklamcılık ve grafik tasarım eğitimi almaya karar verdi. Ancak bu meslekler yerine Roy London ile çalışarak oyunculuk kariyerinin izini sürmeyi tercih etti. Bir süre çeşitli tanıtımlarda tavuk kostümü giyip, limuzin şoförlüğü gibi işler yaptıktan kısa süre sonra, çeşitli televizyon projelerinde rol almaya başladı . "Dallas" ve "Another World" gibi dizilerde küçük roller kapmayı başaran Pitt'in ilk dönem oynadığı diziler arasında "Glory Days", "The Image" ve eleştirmenlerin çok beğenerek haftanın filmi seçtiği "Too Young To Die" gibi yapımlar var.

.1989'da "Cutting Class" isimli düşük bütçeli bir yapımda rol alarak ilgi çeken Pitt'e bundan iki yıl sonra People Magazin'in kendisine "Dünyanın En Seksi Adamı" unvanını layık görmesine neden olacak olan, "Thelma & Louise"deki on beş dakikalık rolü geldi. Buradaki çekici otostopçu rolüyle eleştirmen ve sinemaseverlerin dikkatini çeken aktör, bunun ardından Robert Redford'ın yönettiği "A River Runs Through It"te, Dominic Sena'nın yönettiği "Kalifornia"da rol aldı.

Fiziksel özellikleriyle değil oyunculuk yeteneğiyle tanınmak isteyen Pitt, ilerleyen yıllarda bu fırsatı bulacağı "Interview With The Vampire" (1994), "Twelve Monkeys" (1995), "Se7en" (1995), "Fight Club" (1999) gibi pek çok filmde oynadı. Terry Gilliam imzalı "Twelve Monkeys"deki performansıyla Oscar adayı olan ve Altın Küre kazanan aktör, Edward Zwick imzalı "Legends of the Fall" ve Alejandro González Iñárritu imzalı "Babel"deki performansıyla da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adayı oldu. Aktörün daha yeni filmleri arasında şunlar sayılabilir:

2005 yılının en başarılı filmlerinden olan, Doug Liman imzalı "Mr. and Mrs. Smith"; Wolfgang Petersen'in yönettiği "Troy"; Patrick Gilmore ve Tim Johnson imzalı animasyon film "Sinbad: Legend of the Seven Seas"; Tony Scott'ın yönettiği "Spy Game"; Gore Verbinski'nin yönettiği "The Mexican"; Guy Ritchie filmi "Snatch"; ve konuk oyuncu olarak küçük roller üstlendiği Soderbergh filmi "Full Frontal" ve Clooney'nin yönettiği "Confessions of a Dangerous Mind".

Sinemada ise şansı son derece yaver giden Pitt, son olarak Joel ve Ethan Coen'in komedi gerilim yapıtı "Burn After Reading"de rol aldı. Filmin dünya galası 2008 Venedik Uluslararası Film Festivali'nde yapıldı. Aktör geçtiğimiz yıl, Andrew Dominik'in yönettiği "The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford" adlı filmdeki Jesse James portresiyle Venedik'te En İyi Erkek Oyuncu seçildi. Pitt "Burn After Reading"deki rol arkadaşı George Clooney'yle daha önce Steven Soderbergh imzalı hit filmler "Ocean's Eleven", "Ocean's Twelve" ve "Ocean's Thirteen"de de birlikte oynamıştı.

Adı birçok Hollywood güzeliyle anılan Pitt eski nişanlıları Juliette Lewis ve Gwyneth Paltrow ile olan birlikteliklerinin ardından 2000 yılında "Friends" diziyle yıldızı parlayan Jennifer Aniston ile evlendi. 2004 yılında ayrıldı ve şimdi Angelina Jolie ile birlikte lan Pitt, . Angelina Jolie`nin evlat edindiği Maddox, Zahara ve Pax isimli çocukları kendi nüfusuna da aldı. Kısa süre önce Shiloh Nouvel Jolie Pitt adını verdikleri ilk çocukları dünyaya geldi. Bundan sonra ikiz bebeklere hamile kalan Angelina Jolie, 12 Temmuz 2008 tarihinde Fransa'da Vivienne Marcheline adında bir kız, Knox Leon adında bir erkek çocuk doğurdu. Brad Pitt ve Angelina Jolie çiftinin şu an 3'ü evlatlık 3'ü biyolojik olmak üzere 6 çocukları bulunuyor.

Sinemanın en çok izlenen yıldızlarından olan Pitt, ödüllü bir aktör ve şirketi Plan B Entertainment aracılığıyla da hızla başarı kazanmakta olan bir yapımcı. Sinema ve televizyon projeleri üreten Plan B Entertainment'ın bugüne dek yapımını üstlendiği filmler şöyle özetlenebilir:

Martin Scorsese'nin yönettiği, En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere dört dalda Oscar kazanan "The Departed"; Michael Winterbottom'ın imzasını taşıyan ve Angelina Jolie'ye Altın Küre, Independent Spirit, Eleştirmenlerin Seçimi ve Beyaz Perde Oyuncuları Locası adaylığı getiren "A Mighty Heart"; Tim Burton'ın yönettiği, Johnny Depp'in başrolünü üstlendiği "Charlie and the Chocolate Factory"; Ryan Murphy'nin Annette Bening'e Altın Küre adaylığı getiren filmi "Running with Scissors"; "Troy"; ve "The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford".

Başrollerini Cate Blanchett ile paylaştığı "Curious Case of Benjamin Button"nda hayatı geriye doğru yaşayan bir adamı canlandıran Brad Pitt'e bu rol önceki herhangi bir rolünde olduğundan daha karmaşık bir zorluk getirdi. Çünkü Pitt'in film boyunca karşısına çıkan insanlarla etkileşiminde karakterin iç gücünü ortaya koyması gerekiyordu. Pitt için karakteri canlandırmanın tek yolu her yaşı bizzat kendisinin canlandırmasıydı. Bu nedenle Pitt, karakterin hayatını baştan sonra oynayamayacaksa rolün ilgisini çekmeyeceğini söyledi. Bu da film açısından bu en büyük zorluklardan biri oldu. 80 yıla yayılan bir filmde, yaşlı bi adam olarak doğup yıllar geçtikçe gençleşen Pitt, onlarca farklı yaşta ve haliyle ağır bir makyajla izleyicinin karşısına çıkıyor.



-----------------


Resmi ekleyen

Sean Penn - Milk

Sean Penn, aktris Eileen Ryan ve yönetmen Leo Penn'in ikinci oğulları olarak 17 Ağustos 1960'da Santa Monica'da dünyaya geldi. Babası Leo, Litvanya ve Rusya kökenli Yahudi göçmeni bir ailenin oğluydu. Annesi Eileen ise İtalyan ve İrlandalı asıllı, Romalı bir Katolikti. Penn, Santa Monica'da, usta aktör Martin Sheen'in oğulları Charlie Sheen ve Emilio Estevez ile aynı mahallede büyüdü. Çocuk yaşlarda sinemaya ilgi duyan Sean Penn, o dönemin favori aygıtlarından 'Süper 8' denen kameralarla film çekme denemeleri yaptı. Aslında önceleri hukuk okumak istiyordu ancak kararını değiştirerek Los Angeles Repertory Theater'a başvurdu. Başvurusunun onaylanmasıyla Los Angeles'a giden Penn, oyunculuk eğitimi aldı.

Profesyonel olarak ilk deneyimini Barnaby Jones adlı bir dizide oyunculuk yaparak yaşadı. New York'a yerleşti ve burada bir tiyatroda oyunculuk yaptı. 1982 yılında Fast Times at Ridgemont High filminde Jeff Spicoli karakteriyle üne kavuştu. 1983 yapımı hapishane draması Bad Boys'da yine benzer bir karakteri canlandırdı. Gişede pek başarılı olmayan bu filmler eleştirmenlerin dikkatini Sean Penn üzerinde yoğunlaştırmaya yetti. John Schlesinger'ın 1985'de yapımı politik-drama The Falcon and the Snowman'da canlandırdığı uyuşturucu müptelası devlet ajanı rolüyle çok tutuldu.

Sean Penn, pop star Madonna ile evli olduğu 1985-1989 yılları boyunca magazin basınının en önemli malzemelerinden oldu. Birlikte 1987 yapımı Shangai Surprise'da rol alan çift, filmin gişede iflas etmesiyle boşandı.

1988 yapımı Colors filmiyle oyunculuk yeteneğini sergileyen Penn, o zamana kadarki en iyi işini ortaya koydu. Brian DePalma'nın Vietnam öyküsü Casulties of War ve Robert De Niro'lu komedi We're No Angels, Sean Penn'in Hollywood'un en zeki ve yetenekli oyuncularından birisi olduğunu kanıtladı.

1991 yılında yazıp yönettiği The Indian Runner'ı, John Cassavates'in filmlerini andıran bir görsellik üzerine inşa etti. Kendisini yönetmenliğe iyice adayabilmek için oyunculuğu bıraktığını açıkladı ve Jack Nicholson'lı The Crossing Guard filmini yönetti. Tim Robbins'in idam-karşıtı Dead Man Walking'inde canlandırdığı idam mahkumu karakteriyle büyük övgü toplayan Penn böylece oyunculuktan emekli olmak bir yana oyunculuğa iyice ağırlık verdi ve Nick Cassavetes'in She's So Lovely, David Fincher'ın The Game, Oliver Stone'un U-Turn ve Terrence Malick'in The Thin Red Line filmlerinde her birisi unutulmaz performanslar sergiledi.

2001 Yapımı I'm Sam, 2003 yapımı 21 Grams ve Clint Eastwood'un yönettiği Mystic River, 2004 yapımı The Assassination oh Richard Nixon ve 2005 yapımı The Interpreter gibi önemli filmlerde rol aldı. 4 kez "En iyi Erkek Oyuncu" Oscar ödülüne aday olan başarılı oyuncu, bu ödüle Mystic River ile sahip olur. Nuri Bilge Ceylan' ın "En iyi Yönetmen" ödülünü aldığı Cannes Film Festivali' nde juri üyeliği de yapan aktör kariyeri boyunca birçok başarı elde etti ve ödüller kazandı:

Los Angeles Film Critics Association - Yeni Jenerasyon Ödülü (1983) - Berlin Film Festivali Silver Bear - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Independent Spirit - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Cannes Film Festivali - En iyi aktör, She's So Lovely (1997) - Venice Film Festivali - En iyi aktör, Hurly Burly (1998) - Oskar - En İyi Erkek Oyuncu, Mystic River (2004).

ABD yönetiminin sert bir muhalifi olup, Irak, İran, Venezuela gibi ülkelere 'serbest muhabir' olarak ziyaretlerde bulunarak, Amerikan devlet politikasının yanlışlıkları üzerine ABD halkına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapan Sean Penn, 18 Ekim 2002'de 56 bin dolar harcayarak The Washington Post gazetesinde ABD Başkanı George W. Bush'a yazdığı ve şiddeti durdurmasını isteyen açık mektupla savaş karşıtı ve sol görüşlü çizgisini bir kez daha belli etti.

2008 yılına geldiğimizde ise Penn yine gündeme toplumsal bir filmle geldi. Amerika'da eşcinsel haklarını savunan ilk politikacı olan ve göreve geldikten bir süre sonra öldürülen Harvey Milk' in hayatını anlatan Milk adlı filmin en önemli kozu Sean Penn oldu. Oynadığı filmlerde en zor rollerin altından başarıyla kalkmayı bilen usta aktör bu filmde de rolü gereği erkek bir bar şarkıcısıyla öpüşmekten çekinmedi. Karakteriyle gerek görüntüsü, gerekse mimik ve jestleriyle birebir uyuşan Penn, izleyenlere gerçek bir Harvey Milk sundu ve filmdeki performansıyla Oscar'a aday gösterildi. Yılın birçok ödülünü toplayan ve çok iyi eleştiriler alan 48 yaşındaki Penn, ikinci Oscar'ına bir hayli yakın duruyor.

Amerikalı Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Sean Penn, Johnny Depp ve Mick Hucknall ile ortak olduğu Man Ray adında bir de Fransız Restoran&Bar'a sahip.


------------------


Resmi ekleyen

Frank Langella - Frost/Nixon

İtalyan asıllı bir Amerikalı Frank Langella 1 Ocak 1940'da Bayonne, New Jersey'de, Frank A. Langella, Sr.'ın oğlu olarak doğdu. Sanat hayatına tiyatro aktörü olarak atılan aktör, kariyerinde beş kez aday gösteridiği Tony ödüllerinden üçünü kazandı. Langella sinemada pek tanınmasada tiyatro sahnesinde çok saygın bir aktör .

Başarılı bir tiyatro oyununun sinema uyarlaması olan ''Frost/Nixon"da Amerikan Başkanı Nixon'ı tıpkı tiyatro oyununda olduğu gibi Frank Langella canlandırdı. Frank Langella daha önce aynı rolü, yine Peter Morgan'ın yazdığı tiyatro oyununda oynayarak Nixon portresiyle Tiyatro Oscar'ı Tony ödülünü almıştı. 70 yaşındaki Langella, geçtiğimiz yıl da "Starting Out in the Evening" filmindeki rolü ile bu kategorideki aday adayları arasında ismi sıkça geçenlerdendi. Yaşına ve başarılı kariyerine rağmen ilk defa Oscar'a aday olan aktör 'zamanı geldi galiba' diye açıklama yaptı.

Performansını ortaya koyarken Nixon'ı taklit etmek yerine hata yapabilir bir adamı yorumlamak istediğini söyleyen Frank Langella, rolüne hangi açıdan yaklaştığını şu sözlerle açıklıyor:

"Karşımdaki en büyük zorluk elbette Nixon'ın artık hayatta olmamasıydı. Dolayısıyla onunla konuşma şansım yoktu. Bugüne kadar oynadığım her rolde uyguladığım yaklaşımı burada da hayata geçirdim. Karakterlere şu açıdan bakarım: Ruhu nasıldır? Kalbinin ve beyninin derinliğinde neler olup biter? Herhangi bir karakterin portresini çizerken onun bir politikacı, müzisyen veya seri katil olmasına bakmazsınız. Sonuçta hepsi birer insandır ve hepsinin ruhu, kalbi ve beyni vardır."

Langella sözlerine şöyle devam ediyor:
"Bugüne kadar portresini çizme ayrıcalığına sahip olduğum karakterler arasında Richard Nixon en büyüleyici olanıydı. Ona fena halde kafayı taktım. İçindeki kötü ruhun ne olduğunu bulmaya çalıştım. Nixon'ın sıradan bir insan olmayışını sevdim. Zaten o dönemin tüm politikacıları öyleydi. Hepsi barut fıçısı gibi, zor, komik görünümlü, tuhaf adamlardı. Günümüz politikacılarına kıyasla mizaçlarını(kişisel özelliklerini,karakterlerini,huylarını,saplantılarını) daha çok ortaya koyarlardı."

Oscar ödüllü yapımcı Brian Grazer ise, Nixon rolündeki Langella'nın performansını şu sözlerle değerlendiriyor:
"Langella'nın sergilediği Nixon portresinde gerçeküstü (sürreal) birşeyler vardı. Her zaman düşük perdede olan ses tonundan tutun da, sadece Nixon'ın yapabileceği hafifçe gülümsemeye kadar en küçük detayları bile büyüleyici şekilde ortaya koydu. Başka bir aktör oynasaydı o rol kolaylıkla Nixon'ın ucuz bir yorumuna dönüşebilirdi. Ancak Langella, bunları Nixon'ın bildiğimiz ikonik tavırlarıyla birleştirirken Nixon'ın savunmasız anlarına derin bir duyarlılık katmayı başardı. Öyle ki, Frank Langella'yı seyrederken aktörün ortadan kaybolduğunu, portresini çizdiği çelişkili ve şeytani adamın ortaya çıktığını görüyorsunuz."

Langella'nın karşısına çıkan zorluklardan birisi, sahne oyunundan film kamerasına geçiş süreci oldu. Deneyimli aktör bu zorluğu nasıl aştığını şu sözlerle açıklıyor:

"Bir karakteri senaryo sayfalarından alıp sahne ortamına taşırken çok özel oyunculuk sorunlarıyla mücadele etmek zorundasınız. Nixon karakterini tiyatro sahnesinde 360 defa oynamıştım. Dolayısıyla Nixon'ın kişilik yapısı konusunda ruhumun derinliğine kadar işleyen bir iç ritme ulaştım. Ancak kamera önünde çok farklı bir ortam vardı. Sahnede iliklerime kadar işleyen bazı özellikleri bir yana atıp yeni pencereler açmak zorundaydım. Bazı unsurları korurken bazılarından vazgeçmek suretiyle yepyeni bir yaklaşıma ulaşmak benim için son derece heyecan verici oldu."


-------------------


Resmi ekleyen

Richard Jenkins - The Visitor

Yılların karakter aktörü Richard Jenkins, 4 Mayıs 1947'de doğdu. Illinois Wesleyan Üniversitesi'nde tiyatro okuyan Jenkins, bugüne dek bağımsız filmlerden romantik komedilere, ağır dramlardan aksiyon filmlerine kadar onlarca kez karşımıza çıkan tanıdık bir yüz. Six Feet Under'ın ölü babası Nathaniel Fisher'ı oynayan Richard Jenkins, 2008'de Coen'lerin aptallık komedisi "Burn After Reading"in kadrosunda da yer aldı. Yılın övgü toplayan bağımsız filmlerinden "Visitor"da kaçak göçmenlerle muhatap olmak zorunda kalan New York'lu dul Walter'ı canlandıran Jenkins, filmde gösterişten uzak ve zarif oyunculuğuyla göz doldurdu. 60'ında kariyerinin baharını yaşayan Jenkins, ilk başrolünde çok etkileyici bir performans ortaya koyarak hiç şüphesiz bu seneki Oscar'ın sürpriz isimlerinden biri oldu.



#2
Woodpecker

Woodpecker

    Ağaçkakan Woody

  • Yetkili
  • 5.957 İleti
Mickey Rourke - The Wrestler

#3
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
Pek başarılı bulmasam ve kazanmasını istemesem de;

Mickey Rourke - The Wrestler

#4
quarizmatic

quarizmatic

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Dost
  • 10 İleti
Mickey Rourke - The Wrestler :blink:

#5
Ferhat

Ferhat

    F3RHAT.Com - Kişisel Blog

  • Yetkili
  • 1.142 İleti
  • Gender:Male
  • Location:Mersin
  • Interests:Basketbol - Rap - Internet

Pek başarılı bulmasam ve kazanmasını istemesem de;

Mickey Rourke - The Wrestler


Tahminine ve yorumuna aynen katılıyorum abi.
Mickey Rourke - The Wrestler




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı