İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Atatürk’ün II. Dünya Savaşı Ve Avrupa’daki Siyasal Değişimler Hakkındaki Kehaneti | Kurtuluş Savaşı Sonrası Kehanetleri

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Atatürk’ün II. Dünya Savaşı Ve Avrupa’daki Siyasal Değişimler Hakkındaki Kehaneti


Kurtuluş Savaşı Sonrası Kehanetleri


Resmi ekleyen




Şimdi sıralayacağım kehanetler yine O’nun eşsiz Parapsikolojik yeteneklerinin başarısıdır…

O, yıllar öncesinden Avrupa’da olacak kanlı bir savaştan söz ediyordu. Hatta bununla da kalmıyor bu savaştan kimlerin karlı çıkacağını da açıklıyordu… O, bütün bu açıklamalarını, Almanya’da Naziler’in henüz daha iktidara gelmediği 1932 yılında yapıyordu.

Atatürk, Mac Arthur ile olan bir görüşmesinde şöyle diyordu:

-“ Versay Antlaşması I. Dünya Savaşı’na sebebiyet vermiş olan nedenlerden hiç birini halledemediği gibi, bilakis dünün başlıca rakiplerinin arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Zira galip devletler mağluplara sulh şartlarını zorla kabul ettirirlerken, bu memleketlerin Etnik, Jeopolitik ve İktisadi özelliklerini asla nazarı itibara (dikkate) almamışlar ve sadece intikam hisleri ile hareket etmişlerdir. Böylelikle bugün içinde yaşadığımız sulh devresi sadece mütarekeden ibaret kalmıştır. Eğer siz Amerikalılar Avrupa işleri ile ilgilenmekten vazgeçmeyerek Wilson’un programını tatbik etmekte ısrar etseydiniz, bu mütareke devresi uzar ve bir gün devamlı bir sulha müncer olabilirdi (barışa ulaşabilirdi). Bence dün olduğu gibi, yarın da Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı vaziyete bağlı bulunacaktır. Fevkalade bir dinamizme sahip olan bu 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli millet üstelik milli ihtiraslarını kamçılayabilecek siyasi akıma kendisini kaptırdı mı, er geç Versay Antlaşmasının tavsiyesine gidilecektir.”

Atatürk Almanya’nın İngiltere ve Rusya hariç olmak üzere bütün Avrupa Kıtası’nı işgal edebilecek bir orduyu kısa bir zamanda oluşturabileceğini, savaşın 1940 – 1946 yılları arasında başlayacağını ve sona ereceğini, Fransa’nın ise kuvvetli bir ordu yaratmak için lazım gelen nitelikleri artık kaybettiğini ve İngiltere’nin Adaları’nı savunmak için bundan sonra Fransa’ya güvenemeyeceğini önceden bildirmiştir.

O yıllarda Dünya’nın büyük devletleri olarak kabul edilen Amerika, İngiltere ve Fransa’daki yöneticiler I. Dünya Savaşı gibi bir savaşın asla olmayacağını iddia ediyorlardı. Atatürk ise bütün bunların aksine yeni bir dünya savaşının çıkacağını ve bu savaşı da Hitler’in başlatacağını söylüyordu.

-“ Savaşı o başlatacak, insanlığın başına bela olacak” diyordu.

1938 yılında hastalığının ilerlediği günlerde bile savaşın yakınlaştığını hissediyordu. Gerçi birçok tedbirler almıştı ama onun tek isteği Türkiye Cumhuriyeti’nin bu savaşın dışında kalmasıydı. Tıpkı İttihat ve Terakki Yöneticileri’ni I. Dünya Savaşı’na girmemeleri konusunda uyarması gibi… O’nun bu isteğini vefatından sonra İsmet İnönü gerçekleitirmiştir.

Açıkça şöyle diyordu:

-“ Bu harp neticesinde dünyanın vaziyeti ve dengesi baştanbaşa değişecektir. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip en küçük bir hata yapmamız halinde, başımıza I. Dünya Savaşı’ndan sonra mütareke zamanında ne geldiyse, ondan daha ağırlarının geleceğini görüyorum.”

Savaşın çıkış tarihini net bir şekilde söylemiş olduğuna şahit olanların sayısı bir hayli fazladır.

Celal Bayar “ Atatürk’ten Hatıralar” kitabında: “ Azami üç seneye kadar dünyada bir savaş patlayacağına ve bunun tesirlerinin Türkiye’de yakından duyulacağına ilişkin olarak; Atatürk’e hükümet kanalından hiçbir bilgi verilmemiştir” derken, benim teorimi yani Atatürk’ün geleceği önceden görebildiğini teyid etmektedir.

Atatürk adeta tüm dünyanın geleceğini okuyordu. Örneğin İtalya için de şu görüşlere yer vermiştir:

- “ İtalya Mussolini idaresi altında şüphesiz büyük bir kalkınmaya ve inkişafa (gelişmeye) mazhar olmuştur. Eğer Mussolini mustakbel (gelecekteki) bir harple İtalya’nın zahiri (görünen) heybet ve azametinden harp haricinde kalmak suretiyle yeterince yararlanabilirse, sulh masasında da başlıca rollerden birini oynayabilir. Fakat korkarım ki, İtalya’nın bugünkü şefi, Sezar rolünü oynamak hevesinden kendisini kurtaramayacaktır…”

Atatürk aynı zamanda Amerika’nın geçen savaşta olduğu gibi bu gelecekteki muhtemel savaşta da (II. Dünya Savaşı’nda) tarafsız kalamayacağını ve Almanya’nın ancak Amerikan müdahalesiyle mağlup edilebileceği de sözlerine ilave edip şöyle devam etmiştir.

- “ Avrupalı devlet adamları başlıca anlaşmazlık konusu olan önemli siyasi meseleleri her türlü milli bencilliklerden uzak ve yalnız toplum yararına uygun olarak son bir gayret ve tam bir iyi niyetle ele almazlarsa, korkarım ki, felaketin önü alınamayacaktır. Zira Avrupa meselesi İngiltere, Fransa ve Almanya arasındaki anlaşmazlıklar problemi olmaktan artık çıkmıştır. Bu gün Avrupa’nın doğusunda bütün medeniyeti ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir kuvvet belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını top yekun bir şekilde ihtilali gayesi uğruna seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılar’ca henüz malum olmayan yepyeni siyasi metotlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarında bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Rusya’nın yakın komşusu ve bu memleketle çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından takip ediyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşüncelerini mükemmelen istismar eden, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinlerini tahrik etmesini bilen Bolşevikler yalnız Avrupa’yı değil, Asya’yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almıştır.”

Yukarıda aktarmış olduğum Atatürk’ün kehanetlerini yorumlarsak, O’nun “Üstün Sezme Gücü”nü çok daha iyi anlayabiliriz.

Atatürk’ün ileri sürdüğü ön görülerinin birçoğu gerçek anlamda birer kehanet özelliği taşır. Söyledikleri 1932 tarihli olduğuna göre Almanya’da Naziler ve Hitler iktidara geçmemişti ve mecliste de güçlü değillerdi. Ancak bir yıl sonra 1933 yılında iktidara geldiler ve hızla bir kalkınmaya girdiler. Bu arada yepyeni bir Alman Ordusu kurarak, modern silahlar üretmeye başladılar.

Daha sonra Versay Antlaşması çiğnendi. O sıralarda Alman milletinin milli hisleri tahrik edilmeye başlanmıştı. Almanlar, büyük ve modern bir Almanya için Naziler’in peşinden koşmaya başladılar. Ancak yine de, o yıllarda bütün dünya ikinci bir dünya savaşını beklemiyordu. Fakat Atatürk’ün söylediği savaş 1940 yılında başladı ve tam altı yıl sürdü. Yani Atatürk’ün 1932 yılında söylemiş olduğu gibi.

Yine Atatürk’ün önceden söylemiş olduğu gibi bu savaştan en karlı çıkan Rusya oldu ve büyük bir süper güç haline geldi. Bütün bu tarihi olaylar da göstermektedir ki; Atatürk yıllar öncesinden geleceği bilerek açıklamış ve günü geldikçe bunlar teker teker gerçekleşmiştir.


Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
Ali Bektan

Konu Hale tarafından 22 Haziran 2015 Pazartesi - 10:16 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı