İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

469 Yıllık 'Mesir Macunu' Geleneğinin Öyküsü | Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan ...

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 8 yanıt gönderildi

#1
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
Resmi ekleyen

Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan'ın iyileştirilmesi için dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharat karıştırılarak elde edilen mesir macunu 469 yıldır üretiliyor.

Manisa'yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip mesir macununun dünyada eşine az rastlanan geleneklerden olduğunu belirterek, dernek olarak bu geleneği devam ettirdiklerini kaydetti. Mesir macununun Manisa protokolü tarafından yıllarca bavul ticaretiyle yurt dışına çıkarıldığını ifade eden Tanık, geleneği sürdürmek adına elde üretim yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Tanık, ne kadar üretim yapılırsa o kadar pazara sahip olunması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

''Mesir macununu yurt dışına ihraç etmek istediğimiz zaman dünyada gıda standartlarına yönelik birtakım çalışmalar var. Biz de dernek olarak bu standartlara uymak zorundayız. Mesela şimdi mesir macununu elde üretiyoruz. Bu mesir macunu Manisa'da imalathanemizde 15 kadın işçinin elinden çıkıyor. Elde yapıldığı için yapılabilecek günlük üretim bellidir. Ne yapmak lazım, çikolata ambalajlarında olduğu gibi makinede kenar kıvrımları tamamen kapanıyor. İhracata yönelik yapılacak üretimde bu teknoloji kullanılabilir. Yani mamul aynı ancak ambalajı tamamıyla daha kapalı. Avantajları da var, daha hijyenik ve sıcak havada da sızdırmaz olur. İhracat için ayrı bir üretim sistemi kurarak, bununla ilgili makine yatırımı da yapmayı düşünüyoruz. Ancak mesir geleneğinden derneğimiz hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Mesir macunumuzun da artık dışarıda aranan bir ürün haline geldiğini görüyoruz ve bu ürünümüzü dünyanın her yerine göndermek için belirli bir teknolojiyi de uygulamamız gerekiyor.''


Tanık, her yıl 21 Mart nevruz günü başlayan temsili karma törenini takip eden hafta sonunda düzenlenen saçım töreniyle Mesir Festivali'nde final yaptıklarını ifade etti.

Derneğe ait imalathanede görevli 15 kadın işçi tarafından mesir macununun imal edildiğini kaydeden Tanık, mesirin kadınlar tarafından kaynatılmasından kesimine ve paketlenmesine kadar elde yapıldığını, teknoloji kullanılmadan aslına sadık olarak üretildiğini söyledi.

Bu geleneği bozmadan sürdürmek istediklerini bildiren Tanık, şunları kaydetti:

''Saçım dışında piyasaya satışa çıkan ambalajlar, güne uygun şekilde paketlenerek tüketiciye ulaştırılıyor. En büyük özelliğimiz bu geleneği yaşatmak ve bu inanışı sürdürmektir. Derneğimizin kuruluş amacı da budur. Bu olayı ticari olarak düşünmüyoruz. Ticaret ikinci planda yer alıyor. Yıl içinde piyasada satılan mesir macunlarından elde edilen gelirlerin tamamını da Mesir Şenlikleri başta olmak üzere Manisa'nın tanıtımında kullanıyoruz.''

Bu yıl kutlanacak 469. Mesir Festivali'nin yerel seçimlere denk gelmesi ve seçim yasakları nedeniyle yeteri kadar coşkulu olmayacağını düşündüklerini ve festival tarihini ertelediklerini bildiren Tanık, sadece karma töreninin yapıldığını, festivalin ise 20-26 Nisanda yapılacağını söyledi.

''MESİR MACUNUNUN BAŞKA ŞEKLİ OLMAMALI''

Bu yıl yenilik olarak mesir lokumu ürettiklerini söyleyen Tanık, lokumu otantik olarak ahşap ambalajda sunduklarını belirtti.

Mesir lokumunun mesir macunuyla özdeşleştiğini, şekil olarak da üretimde sakınca görmediklerini kaydeden Tanık, mesir lokumunun içine mesir macununda yer alan baharatları koyduklarını söyledi.

Bu baharatları kullanarak şeker veya içecek de yapılabileceğini ancak bunun geleneğe gölge düşürebileceğini savunan Tanık, şöyle konuştu:
''Macunu geleneğinde eskiden olduğu gibi sunarak çok iyi anlatmamız gerekiyor. Ama macunun çeşitlendirilmesinde birtakım yenilikler düşünülebilir. Eskiden sadece çubuk şeklinde saçım mesiri yapılıyordu, oysa şimdi küçük boyda ve kavanozda kaşıkla bal kıvamında yiyebileceğiniz şekliyle de üretiyoruz. Tüketimini kolaylaştırmak amacıyla tüpünü yapıyoruz. Ancak bu ürün çeşitlerimizin hepsi kendi tekniği ve geleneği içerisinde yapılıyor. Dernek olarak mesiri çok fazla şekil ve ürün çeşidi olarak üretmek istemiyoruz.''

MESİR MACUNUNUN TARİHÇESİ

1522 yılında Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan hastalanınca, dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi, 41 çeşit baharatı karıştırarak elde ettiği ürünü Sultan'a yedirdi. Bir süre sonra iyileşen Ayşe Hafsa Sultan, bu macunun her yıl aynı dönemde üretilerek halka saçılmasını buyurdu. Bunun üzerine her yıl nevruz günü 41 çeşit baharat karılarak hazırlanan mesir macunu, Manisa'daki Sultan Camisi'nin kubbe ve minarelerinden halka saçılıyor. Minare ve kubbelerden saçılan ve şifalı olduğuna inanılan mesir macununu kapabilmek için Türkiye'nin çeşitli illerinden Manisa'ya gelerek Sultan Meydanı'nda toplananlar ilginç görüntüler oluşturuyor.

41 ÇEŞİT BAHARAT

469 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan mesir macununun içinde şu baharatlar bulunuyor:

Tarçın, karabiber, yeni bahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, tarçın çiçeği, zerdeçal, Hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarı halile, vanilya, darıfülfül, kakule, havlıcan, zulumba, hıyarşembe, safran, iksir, kimyon, galanga, çam sakızı, mirsafi, meyan balı, şamlı şaşlı, limon kabuğu, kremtartar, zağfiran, udülkahır, çöpçini, eskir, tiryak, ravend, limon tuzu, tekemercini tohumu, günbalı.

#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.



Manisa Mesir Macunu Festivali


Resmi ekleyen



Mesir Macunu Festivali 2010 Manisa
Sol üst: Ayşe Hafsa Sultan'ı canlandıran oyuncu.
Sağ üst: Mesir Macunu hazırlanırken.
Sol alt: Halk oyunları oynanıyor.
Sağ alt: Merkez Efendi'yi canlandıran kişiler.



Bakınız, Mesir Macunu


Mesirfestivali resmi web sitesi

#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Mesir Macunu



Mesir macunu, 41 çeşit baharat ve şifalı ottan oluşan bir macun çeşididir. İlk olarak Yavuz Sultan Selim'in eşi Ayşe Hafsa Sultan hastalanınca dönemin ünlü ve başarılı hekimi Merkez Efendi tarafından kullanılmıştır. Daha sonra halk tarafından rağbet görünce halka da dağıtılmaya başlanılmış ve en sonunda tarifi öğrenilmiştir.


Resmi ekleyen



Mesir Macunu



Mesir macununun genel özellikleri, hoş lezzeti ve kokusudur. Vücuda kuvvet, kalbe ferahlık verir, damağı kuvvetlendirir, dikkati arttirir, siniri yatıştırır, nefes darlığı, başdönmesi, sırt, belağrısı, siyatik ve romatizmaya iyi gelir, kanı temizler, göğsü yumuşatır, idrar zorluğunu giderir ve iştah açar.

Manisa (il)'da her yıl Mesir Festivali düzenlenir. Merkez Efendi'nin Ayşe Hafsa Sultan'ı mesir macunuyla iyileştirmesi canlandırılır, halk oyunları oynanır ve halka mesir macunu dağıtılır.



• 25 Mart - Manisa mesir macunu festivali.




Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Mutfaklar_Yemek_Tarifleri_f53/Mesir_Macunu_ilk_Olarak_Yavuz_Sultan_Selim_ve_3_t75298.html']Mesir Macunu | İlk Olarak Yavuz Sultan Selim'in Eşi Ayşe Hafsa Sultan Hastalanınca Dönemin Ünlü Hekimi Merkez Efendi Tarafından Kullanılan 41 Çeşit Baharat Ve Şifalı Ottan Oluşan Macun Çeşidi - Mesir Macunu’nun Özellikleri… ' target='_blank'>Mesir' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Mutfaklar_Yemek_Tarifleri_f53/Mesir_Macunu_ilk_Olarak_Yavuz_Sultan_Selim_ve_3_t75298.html']Mesir Macunu | İlk Olarak Yavuz Sultan Selim'in Eşi Ayşe Hafsa Sultan Hastalanınca Dönemin Ünlü Hekimi Merkez Efendi Tarafından Kullanılan 41 Çeşit Baharat Ve Şifalı Ottan Oluşan Macun Çeşidi - Mesir Macunu’nun Özellikleri…

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Yıllardır Süren Tatlı Gelenek



Manisa Mesir Macunu Şenlikleri



Uygarlık beşiği Anadolu'nun en eski tarihi kentlerinden olan şehzadeler şehri Manisa'da Mesir geleneği ile anlamlı bir yardımlaşma ve bayram havası hissedilir. Önceleri tedavi amaçlı kullanılan daha sonra ise gelenek haline gelen Mesir'in ortaya çıkışı hakkında çeşitli inanışlar bulunmaktadır.


Resmi ekleyen



İnanışa göre; Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in eşi, Muhteşem Süleyman diye tarihe geçen Kanuni Sultan Süleyman'ın Annesi Hafsa Sultan Manisa'dayken hastalanır. Hastalığına çare bulunamayan Sultan'ın kendisinin yaptırdığı Sultan Camii Medresesi'nin başına getirilen Merkez Efendi bitki ve baharatların karışımından oluşan bir macun hazırlar.


Resmi ekleyen



41 çeşit baharat karıştırılarak hazırlanan macunu yiyerek sağlığına kavuşan Hafsa Sultan hastalara bu ilacın verilmesini ister. Halktan gelen isteğin artması üzerine kağıtlara sardırılan macunun Sultan Camii'nin kubbe ve minarelerinden saçılmasını buyurur. Manisa Mesir Şenlikleri bu şekilde doğmuştur.


Manisa 'da her yıl Mesir Festivali düzenlenir. Merkez Efendi'nin Ayşe Hafsa Sultan'ı mesir macunuyla iyileştirmesi canlandırılır, halk oyunları oynanır ve halka mesir macunu dağıtılır.


Mesir Macununun Özellikleri:


Mesir macununun çok faydalı olduğu, hastalara şifa verdiği, bir efsane olarak Anadolu’da yayıldı. Genel özellikleri, beden ve ruh sağılığına şifa olması, hoş lezzeti ve kokusudur. Diğer özellikleri arasında ağrılara, sancılara, soğuk algınlıklarına, hazımsızlıklara, iştahsızlıklara ve ağız kokusuna karşı kullanılmasını sayabiliriz. Ayrıca halk arasındaki inanışa göre; macundan yiyen kimseyi bir yıl boyunca zehirli hayvanların sokmayacağına inanılır. Nevruz günü en ağır hastalar bile yese iyi olurlar. Çocuk hastalıklarına da faydalı olduğu söylenir.


Mesir’in hazırlanışında kullanılan 41 çeşit baharat şunlardır;



• Zencefil,
• Zulumba,
• Kremtartar,
• Kişmiş,
• Kebabiye,
• Havlican,
• Hindistan Cevizi,
• Anason,
• Yenibahar,
• Hiyerşambe,
• Çamsakızı,
• Zağfran,
• Üdül Kahr,
• Çöpçini,
• Hardal,
• Eksir,
• Karanfil,
• Çivit,
• Meyan Balı,
• Tiryak,
• Sarı Helile,
• Raziyane,
• Kimyon,
• Zerdeçal,
• Tarçın Çiçeği,
• Karabiber,
• Çörek Otu,
• Darıfülfül,
• Ravend,
• Limon Tuzu,
• Kakule,
• Şamlı,
• Vanilya,
• Şeker,
• Günbalı,
• Hindistan Çiçeği,
• Limon Kabuğu,
• Galanda,
• Tekemercini Tohumu
• Portakal Kabuğu’dur.




Kaynak

Konu Hale tarafından 13 Ağustos 2015 Perşembe - 05:38 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Yıllardır Süren Tatlı Gelenek



Manisa Mesir Macunu Şenlikleri





Ayşe Hafsa Sultan Kimdir?


Hafsa Sultan



Ayşe Hafsa Sultan Kanuni Sultan Süleyman 1520 yılında tahta çıkınca Valide Sultan oldu. Bu sıfat ile anılmış ilk padişah annesidir. 14 yıl Valide Sultan kaldı. Her ne kadar Valide Sultanlık döneminin sonları Kanuni’nin çok etki sahibi eşi Hürrem Sultan’ın zamanına denk gelmişse de Kanuni’nin annesine sık sık danıştığı ve fikirlerine büyük önem verdiği bilinmektedir.


Resmi ekleyen



Hafsa Sultan




Yavuz Sultan Selim, ünlü “Şiirler pençe-i kahrımda olurken lerzan, Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek.” mısralarını Hafsa Sultan için yazmıştır.

Manisa’da 1522 yılında tamamlanan bimaristanı ile ünlü külliyesinin yanı sıra, gelirlerini bu külliyeye vakfettiği Urla’da bir mescit yaptırdı. Marmaris’teki Osmanlı kervansarayı da, kitabesi 1545 tarihini taşımakla birlikte, Hafsa Sultan’ın ismi ile anılmaktadır.

19 Mart 1534 tarihinde oğlunun saltanatı sırasında öldü. İstanbul’daki Yavuz Sultan Selim Camii’ndeki türbeye gömüldü.

Ayşe Hafsa Sultan’ın kökeni hakkında çeşitli kaynaklarda iki değişik görüş yer almaktadır. Bunlardan birincisine göre Ayşe Hafsa Sultan’ın Kırım hanı Mengli Giray’ın kızı olduğu öne sürülmüştür. Gerçekten de Yavuz Sultan Selim’in eşlerinden birisinin Mengli Giray’ın kızı, Beyhan ve Şah Sultanların annesi olan II. Ayşe Hatun olduğu kesin olarak bilinmektedir. Ancak ikinci bir görüşe göre Kanuni Sultan Süleyman, Mengli Giray’ın kızı olan II. Ayşe Hatun’dan değil de, Yavuz Sultan Selim’in Avrupa kökenli başka bir eşinden dünyaya gelmiştir.

Ayşe Hafsa Sultan, kendisinden yüz yıl kadar önce yaşamış, Aydınoğlu Beyliği’nin son beyi Aydınoğlu İsa Bey’in kızı ve Yıldırım Beyazıt’ın eşi olan Hafsa Hatun ile karıştırılmamalıdır. Edirne’nin Havsa kasabası, isminin bu son şeklini Hafsa Hatun’un orada yaşamış olmasından dolayı almıştır.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Osmanli_Padisahlari_Valide_Sultanlar_Padisah_Esle_f169/Hafsa_Sultan_Ayse_Hafsa_Valide_Sultan_d_1479_ve_t78356.html#entry139007']Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan (d. 1479 – ö. 19 Mart 1534) | Yavuz Sultan Selim'in Hasekisi Kanuni Sultan Süleyman'ın Annesi Ve Valide Sultan - Valide Sultan olarak anılmış ilk padişah annesi… ' target='_blank'>Hafsa' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Osmanli_Padisahlari_Valide_Sultanlar_Padisah_Esle_f169/Hafsa_Sultan_Ayse_Hafsa_Valide_Sultan_d_1479_ve_t78356.html#entry139007']Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan (d. 1479 – ö. 19 Mart 1534) | Yavuz Sultan Selim'in Hasekisi Kanuni Sultan Süleyman'ın Annesi Ve Valide Sultan - Valide Sultan olarak anılmış ilk padişah annesi…

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Yıllardır Süren Tatlı Gelenek



Manisa Mesir Macunu Şenlikleri




Merkez Efendiyi tanıyalım


Merkez Efendi



Osmanlılar zamânında İstanbul'da yetişen büyük velîlerden. İsmi Mûsâ olup, Merkez Muslihuddîn lakabıyla meşhûr oldu. Denizli'nin Sarhanlı köyünde, 1463 (H.868) senesinde doğdu. 1551 (H.959) senesinde İstanbul'da vefât etti.


Resmi ekleyen



Merkez Efendi



Mûsâ Efendi, küçük yaşlarda ilim öğrenmeğe başladı. Kuvvetli bir zekâsı ve ilim öğrenmeye aşırı bir hevesi vardı. Önce kendi memleketinde, sonra Bursa ve İstanbul'daki medreselerde tahsîl yaparak; tefsîr, hadîs, fıkıh ve tıb ilminde yetişti. Kâdı Beydâvî Tefsîri'nin büyük bir kısmını ezberledi. Medrese tahsîline devâm ettiği sıralarda tekkelere gidip, oralardaki âlimlerin sohbetlerine katılırdı. Onların feyz ve bereketlerine kavuştukça, rûhunda bir rahatlama, nefsinde bir ezilme olduğunu görerek sevinirdi. Otuz yaşına geldiğinde, medrese tahsîlini bitirdi. Çevresinde sayılan bir âlim oldu. İlimdeki yüksekliğini, zamânının âlimleri tasdîk ettiler. Nitekim, Şeyhulislâm Ebüssü'ûd Efendi'nin hürmet ve muhabbetini kazandı.

Mûsâ Efendi, Koca Mustafa Paşa'daki bir tekkede şeyhlik yapan Sünbül Sinân hazretlerinin şöhretini işitti. Fakat bâzı kimselerin onun hakkında yaptıkları dedikodular sebebiyle, bir türlü gidip sohbetine katılamamıştı. Bir gün rüyâsında Sünbül Efendinin, kendi evine geldiğini gördü. SünbülEfendiyi içeri koymamak için hanımı ile kapının arkasına pek çok eşyâ dayadılar ve üzerine de oturdular.

Fakat Sünbül Efendi kapıyı zorlayınca, kapı arkasına kadar açıldı ve arkasındakiler yere yuvarlandı. Bu sırada uyanan Mûsâ Efendi, yaptığı hatâyı anladı ve sabahleyin Sünbül Sinân hazretlerinin huzûruna gitmeye karar verdi. Sabahleyin Sünbül Sinân'ın câmiine gidip vâz ettiği kürsînin arkasına o görmeden oturdu. Sünbül Sinân, vâz esnâsında Tâhâ sûresinin bâzı âyet-i kerîmelerini tefsîre başladı.Tefsîrden sonra; "Ey cemâat! Bu tefsîrimi siz anladınız. Hattâ Mûsâ Efendi de anladı." buyurdu. Sonra aynı âyet-i kerîmeleri daha yüksek mânâlar vererek tefsîr ettikten sonra tekrâr; "Ey cemâat! Bu tefsîrimi siz anlamadınız, Mûsâ Efendi de anlamadı." buyurdu. Mûsâ Efendi, hakîkaten bu anlatılanlardan bir şey anlamamıştı. Sünbül Sinân hazretleri, o gün Tâhâ sûresini yedi türlü tefsîr etti. Mûsâ Efendinin kürsî arkasında olduğunu, zâhiren görmediği hâlde anlamıştı.

Vâz bitti, namaz kılındı, herkes câmiden çıktı. Sâdece Sünbül Efendi kalınca, Mûsâ Efendi huzûruna varıp elini öptükten sonra af diledi. Sünbül Efendi de: "Ey Muslihuddîn Mûsâ Efendi! Biz seni genç ve kuvvetli bir kimse sanırdık. Meğer sen de hanımın da çok yaşlanmışsınız. Akşam bizi kapıdan içeri sokmamak için gösterdiğiniz gayrete ne dersiniz? Fakat neticede kapı açıldı ve ikiniz de yere yuvarlandınız!" buyurunca, Mûsâ Efendi iyice şaşırdı. Pek çok özürler dileyerek ağlamaya başladı, affının kabûlü ve talebeliğe alınması için istekte bulundu. Sünbül Efendi, onu kabûl ettiğini, dergâhta hizmete başlamasını söyledikten sonra; "Artık Allahü teâlânın zâtı ve sıfatları hakkında mârifet sâhibi olmak zamânıdır." buyurdu.

Bundan sonra Mûsâ Efendi hergün Sünbül Sinân'ın dergâhına gelip, ondan ders almağa ve hizmete başladı.

Bir gün Sünbül Efendi, sohbet esnasında Mûsâ Efendiye; "Âlemi sen yaratsaydın, nasıl yaratırdın?" diye sordu. Mûsâ Efendi; "Bu mümkün değil! Ama mümkün olsaydı, her şeyi merkezinde bırakırdım. Âlem öyle bir tatlı nizâm içinde ki, buna bir şey ilâve etmek veya bir şeyi eksiltmek düşünülemez." dedi. Sünbül Efendi bu cevap üzerine; "Âferin Mûsâ Efendi! Demek her şeyi merkezinde bırakırdın. Öyleyse bundan sonra ismin Merkez Muslihuddîn olsun." dedi. Böylece Mûsâ Efendi, Merkez Efendi ismiyle meşhur oldu.

Sünbül Efendinin sohbetleri ile pişerek, teveccühleri bereketiyle mânevî dereceleri katetti. Pek zekî olan Merkez Efendi, hocasının terbiyesi altında riyâzet ve mücâhedeler yaparak, yâni nefsinin istediklerini yapmayıp, istemediklerini yapmak sûretiyle, kısa zamanda tasavvufta yüksek derecelerin sâhibi oldu. Hocasının kendisine icâzet, diploma verdiği sıralarda, Aksaray'da Kovacı Dede dergâhına hoca tâyin edildi. Kısa sürede, dergâh talebelerle dolup taştı. Merkez Efendinin nâmı her tarafa yayıldı. MerkezEfendi, hocası Sünbül Sinân'ın kızı Rahime Hâtun ile evlenmek isteği olduğunu bildirince, Sünbül Efendi; "Bir deve yükü altın getirebilirseniz kızımızı veririz." dedi. Merkez Efendi, bir devenin üzerine iki çuval toprak doldurdu. Devenin yularını çekerek Sünbül Efendinin kapısına getirdi. Çuvalları kapıda boşalttığında, çuvaldan toprak yerine çil çil altınlar döküldü. Sünbül Efendi ve çocukları, altınlara dönüp bakmadılar bile. Fakat hocası Merkez Efendiye; "Ey Mûsâ Efendi! Maksadımız altın değildi. Evdekilerin de derecenin yüksekliğini anlamalarıydı. İmtihânı kazandın." buyurdu. Sünbül Efendi, çok sevdiği kızı Rahime Hâtun'u, yine çok sevdiği talebesi Merkez Efendiye nikâh etti ve evlendirdi.


Resmi ekleyen



Yavuz Sultan Selîm Hânın kızı Şâh Sultan, zevci Sadr-ı âzam Lütfi Paşa ile Yanya'dan İstanbul'a gelirken, yolda eşkıyânın baskınına uğradı. Bu kötü durumdan nasıl kurtulacaklarını düşünürlerken, o anda Allahü teâlânın izni ile, zamânın evliyâsından Merkez Efendi karşılarına çıkıverdi. Önceden orada olmadığı hâlde, bir anda karşılarına dikilen Merkez Efendiyi gören haydutlar, şaşkına döndüler. Eşkıyâ reisi, Merkez Efendinin heybeti karşısında selâmeti kaçmakta buldu.

Diğerleri de kaçıp orayı terkettiler. Eşkıyânın ortadan çekilmesiyle Merkez Efendi de bir anda kayboldu. Bu hâli hayretle seyreden Lütfi Paşa ve zevcesi Şâh Sultan, Merkez Efendiyi tanımışlardı. Şâh Sultan, Merkez Efendinin bu kerâmetinden dolayı, İstanbul'da Eyüb Bahariye'de onun adına bir câmi ve yanına medrese yaptırdı. Merkez Efendiyi buraya tâyin ettiler. Bir müddet orada talebe yetiştiren Merkez EfendiyeKânûnî Sultan Süleymân Hân, Topkapı surlarının dışında yaptırdığı tekkede vazîfe verdi. Burada da aynı hizmete devam eden Merkez Efendi, Kânûnî Sultan Süleymân Hânın annesinin isteği ve Sünbül Efendinin tenbihi üzerine Manisa'ya gitti. Vâlide Sultanın Manisa'da yaptırdığı imâretin yanındaki dergâhta hocalık yaptı. Tıb bilgisi kuvvetli olan Merkez Efendi, Manisa'da bulunduğu sırada kırk bir çeşit baharattan meydana gelen bir mâcun yaptı. Bu mâcunu hastalar yiyerek şifâ bulurdu. İlkbaharda yetişen çiçeklerden de istifâde edilerek yapılan bu mâcunu almak için, çevre kasabalardan gelirlerdi. Mesîr mâcunu diye şöhret bulan bu mâcun, şimdi de yapılmaktadır.

İnsanlara vâz ve nasîhat verirken gözlerini kapayarak anlatırdı. Fakat orada olanları kalb gözü ile görürdü. Merkez Efendi Balıkesir'e gittiğinde, bir Cumâ günü namazdan sonra kürsiye çıkıp vâz etti. Halk, Merkez Efendiyi tanımadıkları için, pek iltifât etmediler. Vâzı dinlemeyip, teker teker câmiden çıkarak gittiler. Ve birbirlerine; "Halvetî yolunun büyüklerindenmiş." diyorlardı. Herkes çıktıktan sonra, müezzin efendi elinde kapının anahtarı olduğu hâlde kürsînin yanına varıp, gözü kapalı olarak konuşan Merkez Efendiye; "Hoca efendi! Giderken câmiyi açık bırakma. Anahtarları buraya bırakıyorum. Çıkarken kitlemeyi unutma!" dedi. Merkez Efendi gözünü açmadan; "Müezzin efendi, sen de işine gidebilirsin. Bizim sohbetimizi siz dinlemiyorsunuz, fakat melâike-i kirâm dinlemektedirler." buyurdu ve vâzına devâm etti. Biraz sonra câmiden gidenlerin hepsi geriye döndüler. O kadar çok insan toplandı ki, cemâati câmi almaz oldu.


Resmi ekleyen



Merkez Efendi Manisa'da iken, Hocası Sünbül Sinân hazretleri 1529 (H. 936) da hastalandı.

Vefâtından önce talebeleri; "Efendim! Sizden sonra kime tâbi olalım?" diye sordular. Onlara; "Taşradan ilk gelecek dostumuz yerimize geçecek." buyurdu. Sünbül Sinân'ın vefâtından sonra, talebeler, merakla taşradan gelecek olan dostu beklediler. Bu sırada Manisa'da bulunan Merkez Efendinin gönlüne bir kor düşüp yollara düştü. Hocasının vefâtından on gün sonra İstanbul'a geldi. Sünbül Sinân'ın çok sevdiği talebelerinden Yâkub Germi-yanoğlu, Sünbül Efendinin yerine geçmiş, talebeleri okutmağa başlamıştı. Merkez Efendi, hocasının Koca Mustafa Paşa'daki dergâhına gitti. Dergâhta bulunan yeni talebeler Merkez Efendiyi tanımıyorlardı. Yâkûb Germiyanoğlu, Merkez Efendiyi kendi odasına dâvet etti. O gece Yâkûb Efendi, Sünbül Efendinin yerine kimin geçmesi lâzım geldiğini anlamak için istihâre namazı kılıp duâ etti. Rüyâsında, büyük bir meydana kalabalık bir meclis kurulmuş. Peygamber efendimiz de hazır bulunmaktaydı. Peygamber efendimizin karşılarında bir kürsî vardı. Kürsînin üzerinde de Merkez Efendi oturmakta ve "Tîn" sûresinin tefsîrini yapmaktaydı. Tefsîri yaparken, başındaki sarığın bâzan yeşil, bâzan siyah olduğunu gördü. Yanındakilere bunun mânâsını sorduğunda; "Yeşil renk, dînin zâhirî ilimlerinde, siyah renk de dînin bâtınî ilimlerinde kemâl mertebesindeki olgunluğa işârettir." cevâbını verdiler. Ertesi gün Yâkûb Germiyanoğlu, talebeleri toplayarak rüyâsını olduğu gibi anlatınca, hepsi Merkez Efendiye tâbi olup, hocaları Sünbül Sinân hazretlerinin halîfesi kabûl ettiler. O günden sonra, talebeleri Merkez Efendi yetiştirmeğe başladı.


Merkez Efendi bir gün dergâhın bahçesinde namaz kılarken, secdeye vardığı bir sırada, yerden bir ses işitti.

Diyordu ki: "Ey Merkez Efendi! Yedi senedir yeryüzüne çıkmak için emrini bekliyorum. Beni bu hapishâneden kurtar. Zîrâ Allahü teâlâ, beni sıtma hastalığına şifâ olarak yarattı." Merkez Efendi namazdan sonra talebelerine; "Burayı kazınız. Sıtmalılara şifâ olacak bir su çıkacak" buyurdu. Kazdılar, kırmızımtrak bir su çıktı. Kuyu hâline getirdiler. Niyet kuyusu ismi verilen bu kuyudan, sıtma hastaları su alır içerlerdi. Bu suyu içen hastalar, Allahü teâlânın izniyle şifâ bulurlardı.Merkez Efendi, senelerce o dergâhta talebelere ders vererek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi. Zaman zaman İstanbul'un çeşitli câmilerinde halka vâz ve nasîhatlerde bulundu. Onun vâzında câmiler dolar taşar, oturulacak yer kalmazdı.



Resmi ekleyen



Merkez Efendinin ömrü, hep ibâdet etmekle, insanlara hakkı, doğruyu anlatmakla,, hayr ve hasenât yapmakta halka ön ayak olmakla, fakir ve zayıfları himâye etmekle geçti. 1551 (H.959) senesi Rebî'ul-âhir ayının on yedisine rastlayan Perşembe günü, talebelerine son vasiyetini yaptıktan sonra, Kelime-i şehâdet getirerek vefât etti.Topkapı surlarının dışında Kânûnî Sultan Süleymân Hânın vâlidesi nâmına yaptırdığı tekkedeki kabrine Ebüssü'ûd Efendinin bizzat kendi eliyle defnedildi. Merkez Efendinden sonra, yerine oğlu ve halîfesi Ahmed Efendi talebe yetiştirmeye devâm etti.



Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Tarihi_isimler_Biyografileri_f18/Merkez_Efendi_d_1463_ve_8211_o_1551_Hafsa_t78358.html']Merkez Efendi (d. 1463 – ö. 1551) | Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan İçin Mesir Macunu’nu Yapan Bilim Adamı' target='_blank'>Merkez' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Tarihi_isimler_Biyografileri_f18/Merkez_Efendi_d_1463_ve_8211_o_1551_Hafsa_t78358.html']Merkez Efendi (d. 1463 – ö. 1551) | Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan İçin Mesir Macunu’nu Yapan Bilim Adamı

#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Yıllardır Süren Tatlı Gelenek



Manisa Mesir Macunu Şenlikleri





Her Yıl Nevruz’da Tekrarlanan Mesir Saçma Töreni Yıllardır Devam Etmekte



Resmi ekleyen



Merkez Efendi Temsili


Resmi ekleyen



Mesir Macunu Kapma Yarışı


Resmi ekleyen



Mesir Macunu Şenlikleri’nden Bir Kare


Resmi ekleyen



Mesir Macunu Dağıtılırken


Resmi ekleyen



Mesir Macunu Yapılırken


Resmi ekleyen



Mesir Macunu Kapma Yarışı


Konu Hale tarafından 13 Ağustos 2015 Perşembe - 05:39 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Yıllardır Süren Tatlı Gelenek


Manisa Mesir Macunu Şenlikleri


• Manisa mesir macunu festivali



Resmi ekleyen



Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan




Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Olaylar_Doganlar_Olenler_f180/Tarihte_Bugun_25_Mart_1935_Prof_Afet_inan_T_t70951.html']Tarihte Bugün: 25 Mart' target='_blank'>Tarihte' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Olaylar_Doganlar_Olenler_f180/Tarihte_Bugun_25_Mart_1935_Prof_Afet_inan_T_t70951.html']Tarihte Bugün: 25 Mart

http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Mutfaklar_Yemek_Tarifleri_f53/Mesir_Macunu_ilk_Olarak_Yavuz_Sultan_Selim_ve_3_t75298.html'] Mesir Macunu | İlk Olarak Yavuz Sultan Selim'in Eşi Ayşe Hafsa Sultan Hastalanınca Dönemin Ünlü Hekimi Merkez Efendi Tarafından Kullanılan 41 Çeşit Baharat Ve Şifalı Ottan Oluşan Macun Çeşidi - Mesir Macunu’nun Özellikleri… ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Mutfaklar_Yemek_Tarifleri_f53/Mesir_Macunu_ilk_Olarak_Yavuz_Sultan_Selim_ve_3_t75298.html'] Mesir Macunu | İlk Olarak Yavuz Sultan Selim'in Eşi Ayşe Hafsa Sultan Hastalanınca Dönemin Ünlü Hekimi Merkez Efendi Tarafından Kullanılan 41 Çeşit Baharat Ve Şifalı Ottan Oluşan Macun Çeşidi - Mesir Macunu’nun Özellikleri…

http://www.kadimdostlar.com/Osmanli_Padisahlari_Valide_Sultanlar_Padisah_Esle_f169/Hafsa_Sultan_Ayse_Hafsa_Valide_Sultan_d_1479_o_t78356.html#entry139007'] Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan (d. 1479 – ö. 19 Mart 1534) | Yavuz Sultan Selim'in Hasekisi Kanuni Sultan Süleyman'ın Annesi Ve Valide Sultan - Valide Sultan olarak anılmış ilk padişah annesi… ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Osmanli_Padisahlari_Valide_Sultanlar_Padisah_Esle_f169/Hafsa_Sultan_Ayse_Hafsa_Valide_Sultan_d_1479_o_t78356.html#entry139007'] Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan (d. 1479 – ö. 19 Mart 1534) | Yavuz Sultan Selim'in Hasekisi Kanuni Sultan Süleyman'ın Annesi Ve Valide Sultan - Valide Sultan olarak anılmış ilk padişah annesi…

http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Tarihi_isimler_Biyografileri_f18/Merkez_Efendi_d_1463_ve_8211_o_1551_Hafsa_t78358.html'] Merkez Efendi (d. 1463 – ö. 1551) | Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan İçin Mesir Macunu’nu Yapan Bilim Adamı' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Tarihi_isimler_Biyografileri_f18/Merkez_Efendi_d_1463_ve_8211_o_1551_Hafsa_t78358.html'] Merkez Efendi (d. 1463 – ö. 1551) | Hafsa Sultan - Ayşe Hafsa Valide Sultan İçin Mesir Macunu’nu Yapan Bilim Adamı

#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı