İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

2009 Yerel Seçimleri: "Son"un Başlangıcı | Ali Eralp

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Ali Eralp

Ali Eralp

    KD ™ Arkadaş

  • Sorumlu
  • 100 İleti
  • Gender:Male


2009 YEREL SEÇİMLERİ: “SON”UN BAŞLANGICI…



ALİ ERALP


Seçimlerden bir hafta önce, 23 Mart 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Devrimin Kanunu” başlıklı bir yazım yayınlanmıştı. O yazıda, “AKP iktidarından kurtulmanın zor olduğunu düşünen ve bu nedenle karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılan” bazı aydınlarımıza şöyle seslenmiştim.

“Önce şunu belirleyelim: Hiçbir koşul, Ulusal Kurtuluş Savaşı koşullarından daha ağır ve kötü olamaz. Türk ulusu o karanlık dönemi aşıp, aydınlığa nasıl ulaştıysa, bugün de ulaşacaktır. Bundan kimse kuşku duymasın. ‘Çünkü devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir.’ (Mustafa Kemal Atatürk)”

“Devrimin kanunu” her zaman ve her çağda mevcut kanunların üstünde olmuştur. İnsan toplulukları var olduğu sürece de bu yasa geçerliliğini koruyacaktır. Diyalektiğin şaşmaz kuralıdır bu. Çünkü uygarlaşmanın ve çağdaşlaşmanın temelinde devrimler, değişimler vardır. Devrimleri ve değişimleri yaşamayan toplumlar geri kalmış, durağan toplumlardır. Bu ülkelerde inanç egemendir. Bilimden, akıldan uzak kaldıkları için ilerlemeyi gerçekleştiremezler. İlkel bir yaşantıya, dünya görüşüne mahkûm edilmişlerdir. Şeriatla yönetilirler. Meydanlarda insanları taşlarlar, kırbaçlarlar, mezhep ayrılıkları nedeni ile birbirlerini boğazlarlar. Ama ülkelerini teslim alan emperyalizme, onun tecavüzlerine, zulmüne boyun eğerler.

Türkiye Cumhuriyetini bu İslam ülkelerinden ayıran en büyük özellik, laik dünya görüşünün devlet yönetimine egemen kılınmasıdır. Ya da başka bir anlatımla ulusumuzun, 1923 Devrimi ile “aydınlanma”yı yaşamış olmasıdır. Gerçek budur. Bu gerçeği ve onurlu geçmişimizi ne Ergenekon’lar, ne sadaka ekonomileri ne de “korku imparatorlukları” ortadan kaldırabilir. Değişim, gelişiminin tek değişmez gerçeğidir,

Şu günlerde Ülkemizin yaşadığı bir başka gerçek ise AKP, BOP ve onun eşbaşkanlığının 29 Mart seçimleri ile inişe geçmiş olmasıdır. Ufukta “son”un başlangıcı belirmiştir. “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı” AKP’ye halkımızın yüzde 62’si karşıdır. Tarih süreci içerisinde bir kez daha “devrimin kanunu” işleyecek ve ortaçağ artıkları “geldikleri gibi gideceklerdir”.

Ne var ki, 2009 yerel seçimleri yine siyaset ve tarikat ağalarının güdümünde yapıldı. Çeşitli hile ve ayak oyunları ile seçime gölge düşürüldü. Bilgisayarlar çökertildi. Oyların sayılması sırasında elektrikler kesildi. Oylar çöplüklerden toplandı. Böyle bir ortamda yapılan seçimlerin demokratik ve özgür olamayacağı kesindir. Geçerliliği de tartışmalıdır. Ama her şeye karşın, bu engelli ortamda bile, AKP’nin Oyları yüzde 8 gerilemiştir.

CHP ise yüzde 23 oy almıştır. O, İlkeli, devrimci, ödünsüz adımlarla Atatürk’ün yolundan ilerleyebilseydi; çarşaflı, türbanlı, Kuran kurslu politik bir seçime yönelmeseydi; elbette sonuç daha iyi olabilirdi. Artık şu gerçek anlaşılmıştır; ne kişiler, kuruluşlar ne de partiler Atatürkçülükten ve Cumhuriyet devrimlerinden ödün vererek başarıya ulaşamazlar. Çünkü bu işi, ustalaşmış bir yöntemle yapan o denli çok cumhuriyet ve bağımsızlık düşmanı vardır ki taklitlerine sıra gelmez. Sonra işin aslı dururken sahtesini niye seçsinler… Nitekim Çarşaf açılımın sergilendiği Sultanbeyli’de AKP yüzde 50, CHP yüzde 9, Sultangazi’de AKP yüzde 48, CHP yüzde 20 ve her mahalleye bir Kuran kursu vaat edilen Kocaeli’nde AKP yüzde 47, CHP yüzde 31 oy aldı.

Artık CHP, yalnızca muhalefette kalma ile sınırlı görev anlayışını bir yana bırakmalı; politik çizgisini yeniden gözden geçirip, kitlelerle, sendikalarla, çeşitli kuruluşlarla daha canlı ilişkiler kurarak, yönünü hükümet olma hedefine çevirmelidir. Bir siyasal partinin temel görevi budur. Partiler bu amaç için vardır. Sonsuz muhalefet (!) görevi hiçbir partiye verilmemiştir.

Darbecilik suçlamasıyla yurtseverleri dört duvar arasına atıp, asıl sivil darbeyi kendileri gerçekleştiren, Cumhuriyet kurumlarının altından girip üstünden çıkan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “aydınlanma”sını karanlığa dönüştüren şeriatçılardan kurtulmanın yolu halkın bilinçlenmesinden geçer. Ne var ki, öncü olmadan, kitlelerin kendiliğinden bilinçlenmesi olayına bugüne değin hiçbir ülkede rastlanmamıştır. Bilinçlendirme savaşımla, halkın arasına karışmakla; direnişlerle, eylemlerle olur. Sadece Meclis toplantı salonlarının duvarları arasında bağırıp çağırmakla yığınları kazanamayız.

Türkiye’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve Egemenliğini savunan kişi ya da kuruluşlar, hedefe varmak istiyorlarsa emperyalizmle ve gerici güçlerle cephe cepheye gelmeyi göze almak zorundadırlar. Taşın altına elimizi koyma zamanı gelmiştir…


#2
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Halk AKPnin milletin temel degerlerine saygı falan duymadığını tersine köküne kadar fütursuzca sömürdüğünü kıyılardan başlayarak geç de olsa kavramaya başladı... ABD CIA Fethullah tayfasıyla isbirlikçilik, deniz feneri soygunu, tek ayak üzerinde günde 10 yalan 9 takla... bunlarmı halkın temel değerleri?!! Bugüne kadar neler gördük neler ama ben bu AKP kadar yalancı, sahtekar ve hilekar bir hükümet görmedim, seçimlere bile hile katmaktan geri durmadılar.
Bizim için demokrasi tramvaydır diyenden zaten ne beklenir.
Hadi egitimsiz bir milletiz ama hiç mi sağduyumuz yok, demokrasi ve devlet böylelerinin eline teslim edilirmi?

Türkiye’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve Egemenliğini savunan kişi ya da kuruluşlar, hedefe varmak istiyorlarsa emperyalizmle ve gerici güçlerle cephe cepheye gelmeyi göze almak zorundadırlar. Taşın altına elimizi koyma zamanı gelmiştir…


Bu cağrınıza canı gönülden katılıyorum Sevgili Ali Eralp, hele şu son günlerde tutuklanan Atatürk Sevdalılarından sonra hakikaten Her Türk Gencinin, Yaşlısının elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir...

#3
Ali Eralp

Ali Eralp

    KD ™ Arkadaş

  • Sorumlu
  • 100 İleti
  • Gender:Male

Halk AKPnin milletin temel degerlerine saygı falan duymadığını tersine köküne kadar fütursuzca sömürdüğünü kıyılardan başlayarak geç de olsa kavramaya başladı... ABD CIA Fethullah tayfasıyla isbirlikçilik, deniz feneri soygunu, tek ayak üzerinde günde 10 yalan 9 takla... bunlarmı halkın temel değerleri?!! Bugüne kadar neler gördük neler ama ben bu AKP kadar yalancı, sahtekar ve hilekar bir hükümet görmedim, seçimlere bile hile katmaktan geri durmadılar.
Bizim için demokrasi tramvaydır diyenden zaten ne beklenir.
Hadi egitimsiz bir milletiz ama hiç mi sağduyumuz yok, demokrasi ve devlet böylelerinin eline teslim edilirmi?



Bu cağrınıza canı gönülden katılıyorum Sevgili Ali Eralp, hele şu son günlerde tutuklanan Atatürk Sevdalılarından sonra hakikaten Her Türk Gencinin, Yaşlısının elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir...

Çağrıma katıldığınız için teşekkürler Sevgili Sema. Sizin gibi aydın, yurtsever vatandaşlarımız çogaldıkça "kurtuluşumuz" yakınlaşacaktır. ALİ ERALP

#4
romsi

romsi

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 455 İleti
  • Gender:Male
  • Location:ABD
Istediginiz kadar mucadele edin ,istediginiz kadar tasin altina elinizi koyun ,,bir gercegi goz ardi etmeyin yada etmeyelim...Istedigimiz kadar AKP yada benzeri olusumlarin ulkeye yarar getirmeyecegini insanlara anlatalim, istedigimiz kadar tarikat mantiginin cagdisi oldugunu bagirip duralim vs vs vs tum bu calismalar belli bir noktada gelip duruyor...Tabii ki bu calismalarda olacak...

Madem hersey donup dolasip demokratik parlementer sistem icerisinde secimle iktidarlar belirlenmeye gelip dataniyorsa, asil hedef secmen dusunce yapisinin degistirilmesi olmalidir...Bir toplumun saglikli yapida olmasinin birinci kosulu, egitim sisteminde cagdas dusunen beyinlerin ortaya cikmasindan gecer...Boyle bir sistemi (koy enstituleri gibi diyelim) insaa edin, yan gelin yatin ve herkes kendi capinda hayatinin tadini yakalasin...Bu olmazsa olmaz bir kosuldur...

TSK muhtiralar verecegine, yok laiklik tehlikede yok uniter yapi tehlikede diyecegine ,tutacak hukumetlerin kulaginda bak kardesim egitim sistemi su sekilde olacak,,din dersleri ya kaldirilacak yada her dine esit mesafede bir mufredat uygulayacaksin, universiteleri ozerk yapacaksin (sozde degil ozde olacak), diyanet isleri baskanligini her dine hizmet eder bir yapiya sokacaksin,,tarikatlarin kontrolunden alacaksin..vs vs vs..bu onerimi 20-25 yil adam akilli uygulasinlar bakalim nasil sonuc aliniyor ve her secimde acaba ne olacak sorulari ile kafalarimizi bosu bosun mesgul etmemis olacagiz..

Aslinda elimizde klavuzumuzda var....Ataturk'u seviyoruz ama ,nedense uyguladigi toplum degisim sistemlerini gormezlikten geliyoruz...

Haa TSK yada baska kurumlar bunu bilmiyor mu...kesinlikle biliyorlar...ee o zaman neden hareket yok...acaba bu noktada da ,uluslararasi iliskilerdeki yedigimiz yogun baskilarla sindirilme durumu mu ortaya cikiyor...




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı