İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Fotoğraf Nedir? | Fotoğrafın Tanımı Ve Tarihçesi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fotoğraf Nedir? Fotoğrafın Tanımı ve Tarihçesi


Fotoğrafın Tanımı


Fotoğraf (Photogrape), ışıklı yazı anlamına gelen (Photos:Işık) ve (Graphe:Yazı) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiş bir kelimedir. Çeşitli alet ve malzeme kullanarak, bir konunun görüntüsünü, kimyasal maddeler yardımıyla özel bir satıh üzerine geçirme olarak tanımlanır. Fotoğrafın özü, ışık ve ışığın bazı maddelerin renk ve tonlarında yol açtığı etkilerle ilgilidir.

Resmi ekleyen


Tarihin bilinen ilk fotoğrafı, 1826.



Fotoğrafın 150 yıllık bir geçmişi vardır. Diğer sanat dalları ile kıyaslandığında bir hayli yeni sayılmasına karşın, büyük bir hızla gelişerek kendisini çağın teknolojisiyle bütünleştirmeyi başarmıştır.İnsanoğlu doğayı inceleme araçları arasına fotoğraf makinesini de kattığında, bir yandan gözün görme eşiğindeki dünyamızın olağanüstü biçin, ton ve renk armonileriyle dolu olduğunu bulmuş, öte yandan bilim ve teknoloji alanında inanılmaz doğru bilgi ve ayrıntıları saptayan bir sistem elde etmiştir. Böylece fotoğraf bilimsel ve teknik araştırmaların vazgeçilmez bir aracı olmuştur.

Fotoğraf çok yönlü olarak değerlendirilmelidir. Öncelikle fiziğiyle, kimyasıyla bilimsel yönü; kullanılan makine ve diğer malzemesiyle teknik yönü; görselliğiyle estetik yönü, verdiği mesaj ve dünya görüşüyle felsefi yönü vardır. Fotoğrafın kullanım alanları da çok boyutludur. Anıların, olayların ve mekanların belgelenmesinin yanında, bilimsel çalışmalarda, modada, tanıtımda, uzay araştırmalarında,resmi işlemlerde, iletişimde, yayıncılıkta, bilgisayarda, sanatta ve hayatın değişik birçok alanında fotoğraf hayatımızla iç içedir.

Günlük hayatımızda farkında olmadan tam bir fotoğraf bombardumanı altındayız. Elimize aldığımız her belgede, her gazetede, yayında, gördüğümüz her reklam panosunda anılarımızı yaşattığımız her aile albümünde fotoğrafla karşı karşıyayız.

O halde nedir fotoğraf? İnsanoğlunun tarih boyunca görüntüyü bir yüzeye aksettirme ve onu orada sabitleştirme merakı nasıl bir evrim geçirmiştir? Şu an fotoğrafın vardığı son nokta nedir? Fotoğraf nasıl oluşur, nasıl çekilir, ekipmanları, ışığı, filmi, çekim teknikleri nelerdir? Sanat boyutu, görüntünün düzenlenmesi, kompozisyonun oluşturulması ve daha pek çok konu bir çok insanın merakını çekmektedir. İşte bu yayınımızda bu sorulara en anlaşılır dilde ve teknik ayrıntılarla kafaları karıştırmadan açıklık getirmeye çalışacağız.


Fotoğrafın Kısa Tarihçesi


Fotoğraf, birdenbire ortaya çıkan bir icat değildir. Bulunmamış, bir evrim sonucu ortaya çıkmıştır. İnsanoğlunun görüntünün aksi ve bunu sabitleştirme merakı insanlık tarihi kadar eskidir. Mağara duvarına çizilen resimler bu duygunun ilk belirtileridir. Fotoğraf kullanıma girinceye kadar, fotoğraf kalitesinde yapılan resimler yine bu anlayış ve merakın ürünüdür.

Fotoğraf makineleri, fotoğraftan eskidir. Fotoğrafın henüz 150 yıllık bir geçmişi olmasına karşın, fotoğraf makinelerinin 400 yıllık bir geçmişi vardır. Fotoğrafın mantığının oluşması ve görüntünün bir yere aksettirilmesi çalışmalarının tarihi ise çok eskilere dayanır.


Resmi ekleyen


Temple Bulvarı'nın Louis Daguerre tarafından 1838'in sonlarında ya da 1839'un başlarında çekilen bu fotoğrafı, bir insana ait ilk fotoğraftır. Kalabalık bir sokağın fotoğrafı olmakla birlikte çekim süresi 10 dakikadan fazla olduğundan, trafiğin akışı fotoğrafta görünmek için fazla hızlı kalmıştır. Tek istisna, ayakkabılarını fotoğrafta görünecek kadar uzun süre cilalatan sol alt köşedeki adamdır.



Daha M.Ö.ki yıllarda Aristo (İ.Ö. 322- 384), ışığın çeşitli özellikleri ile ilgili çalışmalar yapmış , ormanlık alanlarda gün ışığının toprakta oluşturduğu etkileri gözlemiş ve güneş tutulmasını bu yolla tespit etmeye çalışmıştır. Cebir İbni Hayyam ise 8. Yy. da ilk defa gümüş nitratın karardığını keşfetmiştir.

Fotoğraf makinesi Camera Obscura denilen karanlık kutu ve iğne deliği görüntüsü mantığına dayanır. Bu bir fizik kuralıdır. Çok küçük bir delikten geçen ışık, karanlık ortamın karşı yüzeyine ters olarak düşer. Görüntünün ters olması ışığın delikten geçerken kırılmasından kaynaklanır. İşte, yüzeyinde küçük bir delik olan ister küçük (sandık büyüklüğünde), ister büyük (Oda büyüklüğünde) Camera Obscuralar (karanlık kutular), günümüzün modern fotoğraf makinelerinin atalarıdır.

Bu karanlık kutuların tarihte ilk tanımı 13.yy.da Arap yazmalarında rastlanır. Daha sonra 15.yy.da Lenoardo Da Vinci karanlık kutunun ayrıntılı bir tanımını yapar.Küçük delik ilkesine göre yapılan karanlık kutuların en büyük sorunu ışık miktarı ve netlik idi. Gerçekte delik küçüldüğünde ışınlar daha iyi ayıklanıyor ve dolayısıyla daha net bir görüntü elde ediliyordu. Buna karşın ışık miktarı azaldığı için yetersizlikler ortaya çıkıyordu.

Daha sonraki yıllardaki çalışmalar karanlık kutunun geliştirilmesine yöneliktir. 16.yy. sonlarına doğru İtalyan Fizikçi Della Porta Giovanni, karanlık kutunun geliştirilmesi için çalışmalar içine girer ve ışığın geçtiği deliğe ince kenarlı bir mercek koyarak görüntünün hem net, hem de aydınlık olmasını sağlar. Giovanni daha da ileri giderek evinin bir odasının duvarına açtığı deliğe bir mercek yerleştirir ve merceğin ön tarafında bir oyun sergiletir. Odanın içindeki misafirler karşı duvardaki ters oyuncuları seyredince paniğe kapılırlar. Sonrası ise ibret verici. Engizisyon cezalarından korkan Giovanni, ülkesini bir süre terk etmek zorunda kalır. Tarihin yazdığı ilk fotoğraf makinelerinden biri budur.

Daha sonraki yıllarda oda büyüklüğündeki karanlık kutular küçülerek bir sandık büyüklüğüne ulaşır. Öndeki merceğin kalitesi yükseltilir. Neye yarar bu alet diye düşünebilirsiniz, çünkü henüz film icat edilmemişti ve fotoğraf çekmek akla gelmiyordu. 17.yy'da işte bu Camera Obscuralar, kendilerine pratik bir kullanım alanı bulurlar. Manzara ve mimari resimler yapan ressamlar, karanlık kutuların arkasına koydukları şeffaf kağıtlar üzerine perspektifi düzgün resimler yapmaya başladılar.

İşte bu yıllarda. Tarihin cilvesine bakın, bu kez John Zahn adındaki bir Alman papaz Camera Obscurasının önüne merceği ileri geri oynatarak netlik yapan bir makanizma yerleştirir. İçeri giren ışığın şiddetini ayarlamak için de merceğin içine bir diyafram ve daha önemlisi üstten bakıp daha rahat çalışabilmek için, görüntüyü üste yansıtan bir ayna koyar. Optüratörü dışında her şey tamam. Yaklaşık 30 cm. yüksekliğinde ve 60 cm. uzunluğunda tek objektifli refleks bir fotoğraf makinesi tarih kayıtlarına girer.

1826 yılında Jozeph Niepçe, tarihin bir yüzey üzerine kaydedilen ilk görüntüsünü elde etmeyi başarır. Filistin'in Juda gölünden çıkarılan ve ışığa duyarlı Juda Bitüm adı verilen bir tür asvaltı, kurşun kalay karışımı plakanın üzerine sürer ve bunu evinin duvarına monte eder. Duvara açtığı küçük delikten, pencerenin dışındaki manzarayı bu plaka üzerine kaydetmeyi başarır. Sıkı durun, tarihin bu ilk fotoğraf çekim çalışması tam 8 saat sürer. Bu buluşa güneş ile saptama anlamına gelen Heliografi adı verilir. Niepçe , kendisine "Fotoğrafçılığın babası" ünvanını verdiren bu buluşunu 8 Aralık 1827 de İngiltere'de açıklar.

1839 yılında tarih sahnesine iki bilim adamı çıkar ve buluşlarını aynı yıl içinde açıklarlar. Bunlardan biri 8 saatlik süreyi yarım saatin altına düşürmeyi başaran Lois Degorre, 7 Ocak 1939 da negatif- pozitif baskı buluşunu Fransız Bilimler Akademisine; bilim çevrelerinin tarihin ilk fotoğrafçısı kabul ettiği Londralı tanınmış matematikçi Fox Talbat ise aynı alandaki buluşunu 25 Ocak 1839 tarihinde İngiliz Kraliyet Enstitüsüne sunar.

Daha sonraki yıllarda mercek kalitesinin yükselmesi için çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar olumlu sonuç verir ve Jozeph Patsval eski merceğe oranla 16 kat daha ışık geçiren bir mercek elde eder. Bu buluş yankı uyandırır, çünkü bu mercek sayesinde fotoğraf çekim süresi yarım saatten bir dakikanın altına düşmüştür.

1840'larda ilk fotoğraflar çekilmeye başlandığında makineler hem büyük, hem de çok ağırdı. Hatta fotoğrafçılığın ilk yıllarına devler çağı da denebilir. Bu oda büyüklüğünde (680 Kg.lık) makineler, 280 cm. odak uzaklığına sahip objektifler vardı.1858 yılında Londralı Fotoğrafçı Thurston Thompson'un kullandığı fotoğraf makinesi eni 91 cm. ve boyu 366 cm.idi. Makine ray üzerinde ancak hareket ettirilebiliyordu. . Birkaç yıl sonra bu ağır ve hantal makinelerin boyu 92x112 Cm. ye düştü. Bu makineyi de John Kibble kullanıyordu ve makinesinin objektifi 33 cm, kullanılan cam filmlerin ağırlığı ise 20 kg. idi.

Daha sonraki yıllarda makinelerin boyu daha da küçüldü, buna rağmen mutlaka üçayak üzerinde kullanılıyordu. Bu durum hareketli fotoğrafların çekimini hemen hemen imkansız hale getiriyordu. Yine de insanlar fotoğrafı küçük boy çekip karanlık odada büyütmeyi akıl edinceye kadar, bu büyük ve hantal makinelerle çok değişik konuları fotoğraflamayı başarmışlardır. Makinelerin büyüklüğü taşıma sorunu yarattığından öncelikle iç mekan çekimleri yapılıyordu, ama fotoğraf makineleri buna rağmen dışarı çıkmış ve hatta savaşı bile fotoğraflamıştır.İlk defo Roger Fenton, bizim de katıldığımız Kırım savaşını fotoğraflayarak, tarihin ilk savaş fotoğrafçılarından biri olmuştur. Ancak kullanılan malzeme sıcak cepheler için uygun olmadığından, savaşan insanlardan çok, cephe gerisinde duran insanların, cephenin ve hastanelerin fotoğrafları çekilmiştir.

Ancak bugün kullandığımız anlamda enstantane fotoğrafının çekilmesi için, çekim süresinin 1 saniyenin altına düşmesi gerekiyordu. 1870'lerde nisbeten hızlı fotoğraf plakalarının yapılması ve optüratörün keşfi bu süreyi 1 saniyenin altına düşürdü.

1888 tarihinde genel anlamıyla fotoğraf makinesi hazırdı ve artık hareketli fotoğraflar çekilebiliyordu. Bu tarihte bu amaca uygun geliştirilmiş ve diğerlerine oranla küçük makineyi George Eastman "Kodak" markası ile piyasaya sürdü. "Siz düğmeye basın, gerisini o halleder" parolasıyla piyasaya sürülen Kodak makineleri büyük ilgi gördü.

1920 yılında Almanya'nın Wetzlar kentinde Ernetz Leitz'in, optik aletler üreten firmasında sinema filmi üzerine fotoğraf çeken bir makine geliştirildi. Leitz'in Lei hecesini ve Cameranın Ca hecesini alıp Leica ismi konuldu. Böylece ilk Leica efsanesi doğmuş oldu.

Camera Obscura'nın ilk kullanım alanına girmesinden 200 ve ilk fotoğraf makinesinin kullanılmasından 100 yıl sonra 1937 yılında , modern anlamda tek objektifli refleks makine olan Exakta firması tarafından piyasaya sürüldü.

Fotoğraf tarihi ile ilgili bir iki önemli not daha:

Dünyada ilk kez 1850 yılında Benjamin Frnklin'in, parçalanmış yılanı gösteren fotoğrafı Pransilvanya gazetesinde yer aldı.

Gazetede fotoğrafı yaygınlaştıran kişi ise Jozeph Pulitzer'dir. 1890'larda Pulitzer'in Worlde adlı gazetesine Amerika'nın her köşesinden yüzlerce genç fotoğraf yollamaktaydı.


Biraz da Film


Gümüş nitratın karardığını daha 8. Yy.da Cebr İbni Hayyam tarafından keşfedildiğini belirtmiştik. Fotoğrafın icadından 100 yıl kadar önce ise, 1727 yılında Johan Henric adında bir Alman tıp profesörü, gümüş tuzlarının kararmasına ışığın neden olduğunu buldu.

Bu kararmanın negatif olması, çalışmaları uzun sürelere yaydı. Bu özellikten yararlanarak yapılan ilk denemeler başarılı olamadı. Fotoğrafın ilk kaşiflerinden sayılan Lois Degorre, fotoğrafı bakır plakalar üzerine çekiyordu. Bu nedenle tekti ve çoğaltılması imkansızdı.

İlk negatif- pozitif baskı 1839 yılında iki bilim adama tarafından hemen hemen aynı tarihlerde bulundu. 7 Ocakta Degorre, 25 Ocakta ise Talbot'un buluşları büyük yankı uyandırdı.

İlk baskılarda filmin tabanı kağıttı ve kağıt dokusunun verdiği lif görüntüsünden kurtulmak imkansızdı. Bu sorunu Niepce'nin kuzeni Abel Niepçe 1847 yılında ışığa duyarlı emülsüyonu, yumurta beyazı ile kaplanmış camlar üzerine emdirerek çözdü.

1851 yılında Robert Bingham adındaki İngiliz ıslak plaka tekniğini geliştirdi. Bu tekniğe göre kollodyon cam üzerine dökülüyordu ve daha sonra gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getiriliyordu. Bu oldukça zor bir sistemdi. Çünkü fotoğrafı hemen çekmek ve banyo etmek gerekiyordu. Plaka bir yere değse hemen ıslak görüntü siliniyordu. Tüm bu zorluğa rağmen Mateu Bradi adındaki bir Amerikalı fotoğrafçı Amerika iç savaşını bu teknikle fotoğraflamayı başardı.

Cam kırılgan bir malzemeydi ve bu nedenle savaşta ve doğada fotoğraf çekmek oldukça zordu. Bu nedenle hem kağıt gibi esnek ve hem cam gibi dokusu olmayan bir malzeme bulunması gerekiyordu. Üstelik kullanılan emülsüyon kuru olmalıydı. Bunun için çok çalışıldı, çok denemeler yapıldı. Corç Eastman'ın Kodak firması 1888 yılında bunu başardı. Firma, esnek tabanlı asetat filmi keşfetti ve bu buluş fotoğraf tarihinin kilometre taşlarından biri oldu.

Renkli filme ise çok uzun yıllar sonra geçildi. Yüzlerce kişi çalıştı, sayısız denemeler yapıldı, ama ne gariptir ki ne fizikçiler, ne kimyacılar bunu başarabildi. Profesyonel müzisyen iki Amerikalı Lepol Godovsky ve Lepold Manes renkli filmin mucitleri oldu.

Ticari alanda ilk renkli filmi ise Kodak firması 15 Nisan 1935 yılında piyasaya sürdü.


Osmanlı'da Fotoğraf


1830 larda Avrupa'da fotoğrafla ilgili gelişmeler büyük yankı yaparken, Osmanlı Devleti'nde fotoğrafın dinsel sınırlama nedeniyle günah olup olmadığı tartışılıyordu. Bu tarihlerde yayınlanan gazeteler fotoğrafın ne olduğunu, kimler tarafından bulunduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatıyordu. 28 Ekim 1839 günü yayınlanan Takvim-i Vekayi gazetesi Degorre adlı bir kişinin makinesinin marifetlerinden söz eden bir yazı yayınlanıyordu.

1841 yılında dünyanın dört bir yanına dağılan Degorre'nin çıraklarından biri olan Mösyö Kompa, Beyoğlu'na gelerek ilk fotoğrafları çekmeye başladı. Hatta Kompa fotoğrafçılığı öğrenmek isteyen meraklılara ücret karşılığı ders veriyor, fotoğraf makinesi de satıyordu. Kompa'nın bu atılımı 17 Temmuz 1842 tarihli Ceride-i Havadis gazetesinde yayınlandı.

1856 da Kırım Savaşı esnasında İstanbul'a gelen Kimyacı Rabach, tüm dinsel baskı ve engellemelere rağmen Türkiye'de ilk fotoğrafhaneyi açan kişi olmuştur. Daha sonraki yıllarda yine dinsel ve sosyal etmenler nedeniyle Türk fotoğrafçılığı çok uzun yıllar gayrimüslimler tarafından yürütülmüştür.

İşlerini kısa sürede büyüten Rabach , yanına Diyarbakırlı Kevork ve Vicken kardeşleri çırak olarak almıştır. Bir süre sonra Rabach'ın ülkesine dönmesiyle, onun atölyesini satın alan Kevork ve Vichen kardeşler, portre ve manzara fotoğraflar çekerek ünlerini memleketin her yanına yaydılar.

Bu arada saraylılar arasında da fotoğraf merakı başlayınca, çok geçmeden Padişah Abdulaziz tarafından takdir edilen kardeşlere, II Abdulhamit'in tahtaa çıkışında "Ressam-ı Hazret-i Şehriyar" ünvanı verilmiştir. Kevork ve Vichen kardeşler daha sonra Abdullah Biraderler adını alarak müslüman olmuşlardır. Büyük ün yapan Abdullah Biraderler, fotoğrafçılığı yaymak için özel dersler vermeye başlamışlar ve sarayda şehzadelere düzenli olarak fotoğrafçılığı öğretmişlerdir.

Abdullah Biraderler ve aynı dönemde ün yapan Febüs Efendi'nin yanı sıra ilk Türk fotoğrafçıları arasına ünlü bir isim, Nikola Andriomenos'u da katmak gerekir. Abdullah Biraderler'in yanında, çıraklıktan yetişen Nikola, bir süre sonra bu atölyeyi satın alarak, kendi adına bir fotoğrafhane kurmuştur. Daha sonra padişah fotoğrafçısı olarak sarayda dersler vermiş, 1929 yılında ölünce yerini oğlu almış ve daha sonraki yıllarda, Beyazıt Meydanı'nda bulunan bu fotoğrafhane Foto Saray adıyla Beyoğlu'na taşınmıştır.

En eski fotoğrafçılarımız arasında Abdullah Biraderler'in çıraklığından sonra büyük ün yapmış, Aşil Samancı'dır. Aşil Efendi ülkemizde ilk magazin fotoğrafçılığını başlatan kişidir. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ünlü fotoğrafını çeken Aşil Efendi'dir.

Türk fotoğrafçılığında 1900 yılına kadar "Foto Sabah" ile "Joailler"in de önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu atölyeden yetişen Yakop İskender, daha sonra Foto Sabah'ı devralarak, önemli fotoğrafçılarımız arasına girmiştir.

Fotoğrafçılığı öğretmeyi amaçlayan ilk telif eser 1871 yılında yayınlanan Yüzbaşı Hüsnü Efendi'nin "Usül-ü Fotoğraf Risalesi"dir.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Sanatci_Oyuncu_ve_Sarkicilar_Biyografileri_f207/Louis_Jacques_Mande_Daguerre_d_18_Kasim_1787_Fr_t75080.html']Louis-Jacques-Mandé Daguerre (d. 18 Kasım 1787, Fransa – ö. 10 Temmuz 1851, Fransa) | Diorama Yaratıcısı Mimar Tiyatro Tasarımcısı - Manzara Ressamı Fotoğrafik Görüntü Elde Etme Yöntemi Dagerreyotipi Buluşu Olan Fransız Sanatçı - Kimyager' target='_blank'>Louis-Jacques-Mandé' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Sanatci_Oyuncu_ve_Sarkicilar_Biyografileri_f207/Louis_Jacques_Mande_Daguerre_d_18_Kasim_1787_Fr_t75080.html']Louis-Jacques-Mandé Daguerre (d. 18 Kasım 1787, Fransa – ö. 10 Temmuz 1851, Fransa) | Diorama Yaratıcısı Mimar Tiyatro Tasarımcısı - Manzara Ressamı Fotoğrafik Görüntü Elde Etme Yöntemi Dagerreyotipi Buluşu Olan Fransız Sanatçı - Kimyager

http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/icatlar_ve_Kesifler_Fotograf_Makinesi_Fotograf_t69800.html'][İcatlar ve Keşifler] Fotoğraf Makinesi | Fotoğraf Makinesi İcadı - Kısa Tarihçesi - Tarihin İlk Fotoğraf Makinesi' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/icatlar_ve_Kesifler_Fotograf_Makinesi_Fotograf_t69800.html'][İcatlar ve Keşifler] Fotoğraf Makinesi | Fotoğraf Makinesi İcadı - Kısa Tarihçesi - Tarihin İlk Fotoğraf Makinesi

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 19:01 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fotoğrafçılık Nedir?


Her fotoğraf makinesi temel olarak ışık geçirmez bir kutudur. Bir fotoğraf makinesinin ön kısmında, resmi çekilen konudan yansıyan ışığın içeri girmesine olanak sağlayan ve genellikle açıklığı değişebilir bir diyaframı olan objektif; arkasında ise, görüntünün kalıcı bir kaydını yapabilen, ışığa duyarlı bir film vardır. En basitinden en gelişmişine dek bütün fotoğraf makinelerinin dört temel ortak parçası vardır: objektif, diyafram, obtüratör ve vizör.

Konudan gelen ışık önce objektifte toplanır ve odaklanır. Sonra, diyaframdan, yani objektifin içindeki bir diskin ortasından geçerek obtüratöre ulaşır. Fotoğraf makinelerinin çoğunda obtüratör filmin tam önüne yerleştirilmiştir. Obtüratör fotoğraf çekerken belli bir süre açık kalarak objektiften gelen ışığın film üzerine düşmesini sağlar. Vizör makineyi konuya odaklamaya yönelik bir düzenektir.


Objektif Çeşitleri


:z30: Standart (normal) objektifler: 35mm format için standart objektif 50 ya da 55mm'dir. SLR satın alırken bu odak uzaklığındaki fotoğraf makinesinin fiyatına dahildir. Çektikleri görüntüler, aşağı yukarı çıplak gözle görülenin aynısı olduğu için standart objektif diye bilirler.

:z30: Standart objektifler genel amaçlı fotoğraflar için mükemmeldir. Standart objektifler genelde en hızlı objektiflerdir ve maksimum diyafram açıklıkları geniştir (f1.4 gibi). Bu yüzden standart objektifler SLR netleme ekranında çok parlak bir görüntü oluşturular.

:z30: Balıkgözü objektif: Görüş açısı en geniş olan objektiftir. Balık gözü objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anarmol şekilde bozulmalara (distorsiyon) uğrar. Kullanım alanları sınırlı olmakla beraber yaratıcı görüntüler elde etmek için kullanılırlar.

:z30: Geniş açılı objektifler: Standart objektifler ya da tele objektiflere göre daha geniş bir alanı görebilirler. Geniş açılar 35mm'den başlar 21mm'ye kadar iner. Bundan küçük geniş açılar, görüntünün kenarında biçim bozulmasına neden olabilir.

Manzaralar, geniş panaromalar, etkileyici bir gökyüzü ve kalabalık sahneler için geniş açı idealdir. Sıkışık iç mekanlarda çalışırken de yararlıdır.

:z30: Teleobjektif (Dar açılı objektif): Bu tür objektifler 75mm ile 1200mm arasındadır. 90 ile 250mm arasındaki bir teleobjektif en kullanışlı olanıdır. Yine de, 250mm'lik bir objektifin ağır olduğu ve makineyi elinizde tutarak fotoğraf çekerken, elin titremesinden dolayı resmin bozulmaması için, hızlı enstantane kullanmanız gerektiğini unutmayın.

Vahşi hayvan ve doğa fotoğrafları gibi uzaktaki konuları yakına getirmekte, teleobjektifler mükemmeldirler. Ayrıca, orta ve arka planı büyütüp ön planı küçültükleri için de ilginç perspektif etkiler yaratırlar. Birçok fotoğrafçı 35mm'lik makinelerde yüzün bütününü gösteren portre çekimleri için 90mm'lik objektifleri ideal sayar.

:z30: Zoom (Değişken odaklı) objektifler: Kompakt fotoğraf makinesi almak istiyorsanız 35 ile 90mm arasında zoom yapabilen sabit objektifli bir makine, imkanlarınızı artıracaktır. SLR sahipleri içinse, oratalama 24-35mm, 28-50mm, 35-70mm, 80-210mm, 200-600mm'lik zoom objektifler vardır. Zoom objektifle, minimum ve maksimum değerleri arasındaki odak uzaklıklarında, tıpkı odak uzaklığına sahip sabit odaklı odjektifler gibi işlev görürler. Yine de, sabit odak uzaklığı olan objektiflerin optik kalitesi, zoom objektiflerden daha iyidir. Ayrıca zoom'kar sabit odaklı objektiflerden çok daha ağırdır.

:z30: Resim sabitleyici objektifler (Image Stabilizer): Bu objektifler elin titremesinden dolayı resmin bozulmasını büyük ölçüde önler dolayısı ile daha yavaş enstantanelere imkan verir. Özellikle doğa fotoğraflarında çok kullanışlıdır. Fiyatları oldukça pahalıdır.

:z30: Makro objektifler: Yakın plan çekimleri için kullanılan objektiflerdir, 1:1 görüntü verebilirler. Makro ayarları olan zoom objektifler de vardır.

:z30: Aynalı objektif: Yapılışında çeşitli aynalar kullanılan objektiflerdir. Çeşitli aynalar kullanılarak odak uzaklığı arttırıldığından objektif boyu aynı odak uzaklığındaki diğer objektiflere göre daha kısadır.


Fotoğraf Tarihi

Rönesans devrinde sanatçılar resimde perspektife başvurmaya başlayınca karanlık kutuyu (camera obscura-stenope) buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntüsü görülebiliyordu.

1533 yılında Giovanni Battista Della Porta, önceleri Leonarda da Vinci tarafından ana hatları bildirilen, karanlık kutu genel ilkesinin tanımını yaptı. On beş sene sonra Danielo Barbaro adlı bir Venedikli, karanlık kutunun deliğine bir mercek yerleştirmek suretiyle daha net bir görüntü elde edilebileceğini kanıtladı. 18. yüzyılda karanlık kutu, bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntüyü kutunun dışından görülebilir bir şekilde geliştirildi. Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü saptama duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyor ve birçok konularda bundan faydalanılıyordu. 1725 de Johann Heinrich Schulze (1687-1744) -kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiğini göstermiştir. Bu arada 19. yüzyılın başında Thomas Wedgwood -Şekil 1-4, kağıdı gümüş nitrat eriyiğine batırarak negatifler elde etmeyi başardı ise de bundan ileri geçemedi. Reed adındaki bir İngiliz de fotograf alanındaki bazı çalışmalarından sonra görüntüyü kağıda geçirebildi.


İlk fotograflar


Işığın etkisiyle, duyarlı maddeler üzerinde görüntüleri saptamak konusunda birçok denemeler yapıldı. Fakat sonuç her seferinde tatmin edici olmaktan uzaktı. Nihayet 1813 yıllarında fotografçılığın ilk ve esaslı gelişmesi Joseph Nicephore Niepce (1765-1833) ile başlar ve modern anlamda ilk doğa fotografı çeken insan olarak bilinir. Görüntüleri saptama yolunda önemli başarılar kazanan Niepce 1816 da vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntüyü kalay levha üzerine geçirmeyi başarmıştır. Dokuz yıl sonra da Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışını düşen yerlerin beyazlaştığını görmüştür.

1829 yılında Louis Jacques Manda Daguerre ile birleşti. Daguerre, Niepce öldükten sonra Niepce'nin Heliografi'sini geliştirdi ve 1837 de Reedin kullanmış olduğu saptama çalışmalarından faydalanarak ilk Daguerrotype'i meydana getirdi. Bu işlemde gümüşle karıştırılmış bakır bir levha, sünger tozu ve zeytinyagi ile silindikten sonra 1/16 oranında su ve nitrik asit eriyiğinde yıkanıp ve hafif ateşte ısıtıldıktan sonra ikinci kere sulandırılmış nitrik asitle yikaniyordu. Nihayet levha iyot buharın tutulup makine içine yerleştiriliyordu. Poz verme ışığın durumuna göre 5 ila 40 dakika idi. Makineden çıkartılan levha 47,5°C isidaki civa bulunan bir tepsinin içine koyulana kadar herhangi bir görüntü görülmüyordu.

Daguerreenin işlemi kamu oyunda geniş yankılar yaptı ve Daguerre büyük ün kazandı. 1842 yılına kadar büyük ilerlemeler kaydedildi. 1840 yılında Prof. Joseph Petzval ışığı 16 kere daha kuvvetli geçiren bir çift mercek buldu ve bu sayede pozlama süresi kısaltıldı. Gerçi Daguerrotype'ler konuyu en ince ayrıntısına kadar gösteriyordu, ancak çok pahalı olmaları, kolayca kırılabilmeleri bu yöntemi çabuk öldürdü.

Bu arada bir İngiliz bilgini William Henry Fox Talbot bu konuda uzun süredir çalışmalar yapıyordu. Talbot, muhtelif kimyevi maddelere batırarak ışığa karşı duyarlı bir kağıt yapmayı başardıysa da bu kağıtlardan elde edilen negatifler yetersizdi ve kısa zamanda yavaş yavaş kararıyordu. 1839 da Sir John Herschel, Tablot'un buluşu için ilk defa fotograf kelimesini kullandı. Bir süre sonra negatifleri pozitife çevirmeyi başardı. Böylece modern fotografçılığın temeli atılmış oldu. Ancak önceleri Daguerre'nin yöntemi çok daha ileri olmasına rağmen, zamanla Tablot yöntemini geliştirerek, kağıdını gümüş nitrat yanında potasyum bromüre batırarak ışığa karşı duyarlığını fazlalaştırdı. Tablot'un yöntemi, diğerinden ayrı olarak gizli (bekleyen) görüntüyü kapsıyordu.

Kalotip veya Talbotip Amerika'dan çok Fransa'da tutundu. Louis Blanquart-Eurard büyük gelişmeler kazandırdı. Kağıdını yumurta akı ile kaplayarak pürüzsüz bir yüzey elde etti. Kağıda önce negatif kağıdı sonra da Albumen kağıdı adı verildi.

Ancak Kalotipler ayrıntıları ortaya çıkarmakta başarısız kalıyor ve deneyleri negatifler için cam kullanılıyordu. 1847 de Niepce de Saint-Victor, albumin levhasını buldu. Yumurtanın akını iyotluyordu. Bu başarılı sonuçlar verdi Ancak ışığa karşı o kadar az duyarlıydı ki; ancak uzun süre poz verilerek manzara fotograflarının çekilmesi mümkündü. 1847 de Frederick Scott Archer isimli bir İngiliz mimarı Kolodyuüm yöntemi veya ıslak levha yöntemini buldu. Bu yöntemde cam levha selüloz nitrat ve alkol ile kaplanıyordu ki, bu kuruyunca cam levhanın üstünde katı bir deri oluşturuyordu. Bu yöntemde hem negatiften pozitife aktarma yolu muhafaza ediliyor hem de Daguerretip'in berraklığı sağlanıyordu. Fakat bu yöntemin kullanışlı olmaması yüzünden bu aşamadan sonraki en büyük gelişme ıslak levha yerine kuru levha kullanmak oldu. Desire Charles Monckoven kuru levha yapımında amonyaklı bir eriyik kullandı. Banyo konusunda Until gümüş nitratı buldu (1861). Hemen aynı yıllarda G. Wardley de banyoda pirogallik asidi kullandı. 1871 yılında R L. Maddox adındaki bir İngiliz Kolodyum yerine Jelatin, iyot yerine de gümüş bromür kullanarak bugünkü kuru fotograf camlarını elde etti. Böylece hem saniyenin 1/25 ile enstantaneler çekilebiliyor hem de bu levhalar makineye kuru olarak yerleştirilebiliyordu. Islak levhanın güçlükleri şunlardı: Her poz hünerli bir hazırlama devresini gerektiriyor, fotografçı daima yanından çok büyük bir makine ve levhalar taşımak zorunda kalıyordu. Oysa kuru levha yöntemiyle büyük çapta bir imalat başladı. Bu firmaların en önemlisi Kodak makinelerini piyasaya çıkartan George Eastman'dı. Kodak makinesi 100 poz çekebilen bromür ile kaplı bir jelatin film rulosunu taşıyordu. Fotograf çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine iade ediliyordu. Kuru jelatin filmin yayılması ile fotografçılıkta önemli gelişmeler kaydedildi. Işığın film üzerindeki etkilerini tam olarak ölçmek olanak dahiline girdi. Hurter ve Driffield bunun öncülüğünü yaptılar. Getirdikleri diğer bir yenilikte hesapları sayesinde film banyosunda (developmanında) zaman ve ısı yöntemini uygulamak oldu. Bu yenilik 1873 de Hermann Vogel tarafından başka bir buluşa yol açtı. Duyarkart (duyarkat) bazı boyalarla boyanırsa, diğer renklere karşı daha duyarlı oluyordu. 1880'e kadar kırmızıdan başka renklere karşı duyarlı olan filmlere ve levhalara ortokromatik deniliyordu. 1880'de kırmızıya karşı duyarlı yeni bir duyarkat (duyarkat) yapıldı ki, buna da pankromatik denildi. 1830'de Abney Hidrokinon'u banyoda kullandı. 1888'de Momme Anderson, Berlin'de monometilparaminofenol sülfatı Mentol adıyla tescil ettirdi.

Yüzyılın sonlarına doğru fotograf makineleri ile beraber merceklerde de büyük ilerlemeler kaydedildi. Yeni anastiğmat mercekler eskilerinin yerine geçti. 19. yüzyılın sonunda modern fotografçılık iyice yerleşmişti.

Yüzyılda en büyük gelişme renkler ve merceklerde oldu. Mercekler öylesine gelişti ki, her görülebilen şeyin fotografını çekmek mümkün oldu. Bu merceklerle ortaboy ve minyatür fotograf makineleri piyasaya çıktı.

Bu gelişmeler sonucu ışığın etkisinden kurtularak, elverişli bütün ışıklarda fotograf çekmeyi tercih eden bir okul ortaya çıktı. Bu arada ortaboy negatifleri 75 x 100 cm. büyütecek olanaklar elde edildi ve negatif filmler rahatça harcanabilecek kadar ucuzladı.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fotoğrafın Tarihçesi


Fotoğraf makinesinin öncüsü sayılabilecek karanlık kutu (Camera Obscura) Rönesans devri sanatçıları tarafından bulundu.

Resmi ekleyen


Bunun temeli ise Sümerler’den beri bilinen şu ana ilkeye dayanıyordu: “Karartılmış bir odanın duvarında küçük bir delik açılırsa, dışarıdaki görüntü karşı duvara ters olarak düşer.” Onyedinci yüzyılda ressamlar bu buluştan yoğun olarak yararlanmaya başladılar. Bunun üzerine Camera Obscura geliştirildi ve görüntünün arkadaki buzlu cam üzerine düşürülmesi sağlandı. Amaç, gözle görüleni doğru olarak kağıda aktarmaktı.

Resmi ekleyen



Sonraları deliğe mercek takılarak, bir ayna yardımıyla da görüntü yukarıya alınan buzlu cama yansıtıldı.

Ondokuzuncu yüzyıla ulaşıldığında Camera Obscura gelişmiş ve yaygın olarak kullanılan bir araçtı. 19. yüzyılın hemen başlarında Thomas Wedgewood, beyaz bir deriyi gümüş nitrat eriyiğine batırarak üzerinde siyah mürekkep olan bir camın altına yerleştirdi. Işık, gümüşü karartarak negatif bir görüntü oluşturdu. Ancak Wedgewood reaksiyonu durduracak, gümüşün kararmasını önleyecek bir yol bulamamıştı.


Resmi ekleyen



1727'de Alman doktor Johann Heinrich Schulze, tebeşir tozu ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğu takdirde, kağıt üzerinde bu şeklin görüntüsünün meydana geldiğini ispatlamıştır. O zamana kadar gümüş tuzlarının ışık etkisi ile değil ısıtılmakla değişime uğradığını düşünüyorlardı.

Optik ve mekanik yollarla elde edilen görüntülerin kimyasal yöntemlerle saptanması ilk olarak Fransız Joseph Nicephore Niepce tarafından 1826 yılında gerçekleştirilmiştir. Niepce, görüntü elde etmek için üzeri katran türevi bir madde ile kaplanmış pirinç levha üzerinde litografi malzemelerini kullandı. Sekiz saatten fazla bir süre pozlama yaptıktan sonra sertleşmemiş bölgeleri lavanta yağı içerisinde yıkayarak çıkardı. Sonuçta ışıktan etkilenmeyen bir görüntü elde etti. Tonlar çok kötü değildi ama iyi bir ayrıntı alınamamıştı.


Resmi ekleyen



Niepce ile ortaklığa giren ve optikçilerden elde ettiği merceklerle daha nitelikli objektifler yapan Daguerre, ışıklandırma süresini 3 dakikaya indirdi. Ve nihayet 19 Ağustos 1839'da buluşunu tüm dünyaya "Daguerreotype" adıyla duyurdu.


Resmi ekleyen



Daguerre bu çekimlerde gümüş iyodür kaplı bakır levhayı karanlık kutu içinde objeden yansıyan ışıkla pozlandırıp civa buharıyla geliştiriyor ve reaksiyonu durdurmak için sodyum hiposülfit içinde yıkıyordu. Bunun sonucunda oluşan görüntü ise tek kopya olarak elde edilmekteydi. Eğer fotografçı özel aynalı bir kamera kullanmıyorsa, fotograf sağ-sol yönünde ters bir şekilde oluşuyordu.


Resmi ekleyen



Daguerre ile aynı tarihlerde çalışmalarını sürdüren İngiliz William Henry Fox Talbot, görüntü elde etmede negatif-pozitif yöntemini ortaya çıkararak aynı görüntünün birden çok baskısının yapılmasını sağlamıştır. İcat ettiği sisteme eski Yunanca “Calos” (Güzel) dan gelen Calotype adını veren Talbot'un yönteminde ise kağıda gümüş nitrat eriyiği emdiriliyor, sonra kamera içine yerleştirilip bir dakika kadar pozlandırıldıktan sonra tekrar aynı eriyik içinde görüntü güçlendiriliyor ve hiposülfit içinde sabitleştiriliyordu.

Talbot'un elde ettiği görüntü ters ve negatifti. Aynı yöntemle duyarlılaştırılan başka bir kağıda gün ışığı yardımıyla görüntü aktarılıyordu. Bu şekilde sayısız pozitif görüntü elde edilebiliyordu. Talbot'un sistemi başlangıçta Daguerre'inkine göre daha az yaygınlaşabildi. Çünkü kağıt negatifin yapısı, ayrıntıyı yok ediyordu. Elde etmeyi başardığı görüntülerle fotograf tarihinin ilk sergisini açan Talbot, 1842 yılında da ticari amaçla çalışan ilk fotograf stüdyosunu kurmuştur.

Frederick Scott Archer adlı İngiliz bilimadamı 1847 yılında wetcollodion (ıslak levha) adı verilen yöntemi buldu. Eter ve alkolde çözünmüş pamuk barutu ile gümüş bileşiklerinin cama sürülmesini keşfederek negatif/pozitif yöntemini tekrar gündeme getirdi. Cam levhalar hazırlandıktan sonra henüz ıslakken pozlandırılmalı, banyo içerisinde ıslanmış bölümleri sabitleştirilmeli ve hemen artıkları yok edilmeliydi. Mutlaka bir karanlık oda gerektiriyordu. Işıklandırma süresi kısalmasına rağmen yine de makinenin sağlam bir tripoda bağlanması gerekiyordu.


1839'da Sir John Herschell fotografçılık için ışık yazısı anlamına gelen “photography” sözcüğünü kullanmıştır.

Islak levha yönteminden kaynaklanan çalışma güçlükleri 1871'de İngiliz Richard Maddox tarafından gümüş bromürün kullanmasıyla aşılmıştır. Böylelikle ilk duyarlı, kuru cam negatiflerin kullanılmasıyla fotografçılığın etki alanı genişlemiş, ışıklandırma süresi 1/25 saniyeye düşmüştür.


Resmi ekleyen



Kuru levha metodunun getirdiği kolaylık ve pratiklik büyük çapta imalatın başlamasına neden olmuştur. George Eastman, 1889’da ilk defa rulo haline getirilmiş filmleri tanıttı. Bu filmlerde emülsiyonlar esnek selüloid bir taban üzerine sürülü olarak hazırlanmıştı. Eastman, “Kodak” adını verdiği ve 100 poz çekebilen fotograf makinelerini piyasaya çıkardığında sloganı “Siz deklanşöre basın, gerisini biz hallederiz” idi. Fotograflar çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve film değiştirilip yeni film takılarak sahibine iade ediliyordu. Jelatin film yayılmaya başlayınca gelişim yeniden hızlandı.

Driffiel ve Hurter ışığın film üzerindeki etkilerini ölçtüler ve film banyosunda zaman ve ısı yöntemini uygulamaya başladılar. 1873 yılında ise Herman Vogel, emülsiyonların bazı renklere boyandığı zaman başka renklere karşı duyarlı olduğunu buldu.

Avrupa'da Agfa, Amerika'da ise Kodak firmaları aynı yıllarda renkli film üzerine araştırmalarını sürdürdü ve 1910 'da Agfa, 1914 'de ise Kodak, üzerinde üç temel rengi taşıyan film tabanını üretti. 1942 'de ise Agfa firması, renkli saydam (reversal) filmi üretmiştir. Çekimin yapıldığı duyarkatlı taban üzerinde pozitif görüntü oluşturan bu filmlere diyapozitif (Saydam) denilmektedir ve günümüzde çok çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Resmi ekleyen


Teknolojik gelişmenin bir sonucu olan fotograf, kendini oluşturacak bilimsel çalışmaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu yöndeki bilgilerin neredeyse ikibin yıldan fazladır biliniyor olmasına rağmen uygulamaya başlanması ve bu günkü baş döndürücü gelişim hızına ulaşması son 160 yılın ürünüdür. Her çalışma, kendini bir adım daha ileriye götüren bir diğer çalışmayı oluşturmuş ve başlangıçta 8 saat olan pozlama süresi 1/12000 saniyeye kadar indirilmiştir.


Cengiz Oğuz Gümrükçü

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 19:18 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fotoğraf Nedir? Fotoğrafın Tanımı ve Tarihçesi


• 19 Mart 1839 - Louis-Jacques-Mandé Daguerre, dagerreyotipi icat etti.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Sanatci_Oyuncu_ve_Sarkicilar_Biyografileri_f207/Louis_Jacques_Mande_Daguerre_d_18_Kasim_1787_Fr_t75080.html']Louis-Jacques-Mandé Daguerre (d. 18 Kasım 1787, Fransa – ö. 10 Temmuz 1851, Fransa) | Diorama Yaratıcısı Mimar Tiyatro Tasarımcısı - Manzara Ressamı Fotoğrafik Görüntü Elde Etme Yöntemi Dagerreyotipi Buluşu Olan Fransız Sanatçı - Kimyager' target='_blank'>Louis-Jacques-Mandé' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Sanatci_Oyuncu_ve_Sarkicilar_Biyografileri_f207/Louis_Jacques_Mande_Daguerre_d_18_Kasim_1787_Fr_t75080.html']Louis-Jacques-Mandé Daguerre (d. 18 Kasım 1787, Fransa – ö. 10 Temmuz 1851, Fransa) | Diorama Yaratıcısı Mimar Tiyatro Tasarımcısı - Manzara Ressamı Fotoğrafik Görüntü Elde Etme Yöntemi Dagerreyotipi Buluşu Olan Fransız Sanatçı - Kimyager

http://www.kadimdostlar.com/Fotografcilik_Sanati_Dijital_ve_Analog_Fotograf_f220/Dagerreyotipi_Nedir_Gumus_Nitratla_Isiga_Duyarl_t75085.html']Dagerreyotipi Nedir? | Gümüş Nitratla Işığa Duyarlı Hale Getirilen Bakır Levhaların, Camera Obscura İçinde Pozlanarak, Cıva Buharına Tabi Tutulup Fotoğrafik Görüntü Elde Etme Yöntemi ' target='_blank'>Dagerreyotipi' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Fotografcilik_Sanati_Dijital_ve_Analog_Fotograf_f220/Dagerreyotipi_Nedir_Gumus_Nitratla_Isiga_Duyarl_t75085.html']Dagerreyotipi Nedir? | Gümüş Nitratla Işığa Duyarlı Hale Getirilen Bakır Levhaların, Camera Obscura İçinde Pozlanarak, Cıva Buharına Tabi Tutulup Fotoğrafik Görüntü Elde Etme Yöntemi

#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı