İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Çaka Bey | İlk Türk Amirali - İlk Türk Denizcisi Ve Türk Denizciliğinin Kurucusu - Çaka Bey Ve Türk Denizciliğinin Kuruluşu - Çaka Bey Ve Bizans - Türklerde Denizcilik

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çaka Bey


Çaka Bey Ve Türk Denizciliğinin Kuruluşu


Türklerde Denizcilik



Türkler, Orta Asya’da kurdukları ilk devletlerden başlayarak, Anadolu’ya gelinceye kadar, denizcilikte önemli bir faaliyet göstermemişlerdir. Türkler, tarihlerinin büyük bir kısmında Asya kıtasının iç bölgelerinde yaşamalarından dolayı, askerî teşkilâtlarını kara ordusu esasına göre kurmuşlardır.


Resmi ekleyen



Çaka Bey'in Beşiktaş, İstanbul'da bulunan İstanbul Deniz Müzesi'ndeki büstü.




Türkler; Hazar Denizi, Aral Gölü ve Basra Körfezi kıyılarına hâkim olmuşlarsa da, bu sularda dikkate değer bir denizcilik faaliyetine girmemişlerdir.

Türklerin, Malazgirt Zaferi’nden sonra üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu’yu fethetmeleri, denizcilikle yakından ilgilenmeleri sonucunu doğurmuştur. Çünkü Anadolu’ya hâkim olmanın ve bu topraklarda tutunabilmenin şartlarından birisinin de, karada olduğu gibi denizlerde de güçlü olunmasının gerektiğini anlamışlardı. Ayrıca bu dönemlerde Anadolu kıyıları, denizcilikte ileri gitmiş olan Venedik, Ceneviz ve Papalık donanmalarının sürekli tehdidi altında idi. Bu nedenlerden dolayı Türkler, hem Anadolu’nun güvenliğini sağlamak, hem de ekonomilerinin gelişmesine katkı sağlayacak olan ticaret yollarının kontrolünü ele geçirebilmek amacı ile denizciliğe önem vermeye başlamışlardır.


Resmi ekleyen



Çaka Bey'in hâkimiyet kurduğu Batı Anadolu ve Ege'yi gösteren harita.




Çaka Bey ve Türk Denizciliğinin Kuruluşu


İlk Türk denizcisi ve Türk denizciliğinin kurucusu sayılan Çaka (Çakan) Bey, Oğuz Türklerinin Çavuldur boyundandır.

Batı Anadolu’da Bizanslılarla yapılan savaşlara katılan Çaka Bey, bu mücadelelerin birinde Bizanslılara esir düşerek İstanbul’a götürülmüştür. Uzun yıllar kaldığı İstanbul’da, Bizans’ın zayıf ve güçlü taraflarını ve iç siyasetini öğrenme fırsatı bulmuştur.

1078 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman şah’ın yardımı ile Bizans tahtını ele geçirmeyi başaran Botaniates (Botaniyates) zamanında da Yunancayı öğrenen Çaka Bey, imparatordan bir de asalet unvanı almıştır. Çaka Bey’in İstanbul’da iken iyice öğrendiklerinden bir diğeri de denizcilik idi.

Resmi ekleyen



Mersin Deniz Müzesi'ndeki Çaka Bey büstü.



Çaka Bey, 1081 yılında imparator olan I. Aleksios Komnenos (Aleksi Komnen) zamanında İstanbul’dan kaçarak İzmir dolaylarına gelmiştir. Burada mensup olduğu boyun yardımıyla İzmir’i ele geçirerek bir beylik kurmuştur(1081). Kısa zamanda otuz parçadan oluşan bir donanma kuran Çaka Bey;

Midilli, Sakız, Rodos, İstanköy ve Sisam gibi Ege adaları ile Ege kıyılarından Urla ve Foça gibi yerleri fethetmiştir.

Çaka Bey’in kısa zamanda güçlenmesi, Bizans İmparatoru Aleksi Komnen’in harekete geçmesine neden olmuştur. Denizdeki yeni rakibinden kurtulma yolları arayan imparator, Çaka Bey’in üzerine bir donanma göndermiş fakat bu donanma Çaka Bey tarafından bozguna uğratılmıştır. Bunun üzerine Çaka Bey, kuzeye doğru çıkarak Çanakkale kıyılarında bazı yerleri fethetmiştir. Çaka Bey’in en büyük amacı İstanbul’u Bizans’ın elinden almaktı.

Ancak, İstanbul’un güçlü surlarla çevrili olması ve ayrıca Bizans’ın sürekli dışarıdan yardım alması bunu zorlaştırıyordu. Bu amaçla Çaka Bey, hem kara sınırlarını güvence altına alabilmek, hem de Bizans’ı doğudan sıkıştıracak bir müttefik kazanabilmek için kızını, Anadolu Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan ile evlendirdi. Ayrıca Avrupa’da, Bizans’a karşı mücadele eden Peçenek Türkleri ile iyi ilişkiler kurmaya çalışarak onlarla anlaştı. Çaka Bey’in planına göre kendisi denizden,I. Kılıç Arslan Anadolu’dan, Peçenekler de Balkanlardan olmak üzere Bizans’ı üçlü bir Türk kıskacına almaktı.

Bu planı anlayan Bizans İmparatoru Aleksi Komnen, oluşturulan ittifakı bozmak için Balkanlara gelmiş olan Kuman Türkleri ile anlaşma yolları aramaya başladı. Türkleri birbirine düşürme politikası uygulayarak bu durumdan kurtulmak isteyen imparator, Kumanları (Kıpçaklar) Meriç kıyısındaki Umur bey’de ordugâh kurmuş olan Peçeneklerin üzerine saldırttı. Hazırlıksız yakalanan ve çok kayıp veren Peçenekler bu beklenmedik ani baskın karşısında dağıldılar (Levunion Savaşı - 1091).

Müttefiki olan Peçeneklerin yenilgisine rağmen cesaretini kaybetmeyerek hazırlıklarını sürdüren Çaka Bey, Bizans’a karşı mücadelesine devam etmiştir. Çaka Bey’den ciddi şekilde çekinen Bizans İmparatoru, İzmir üzerine ordu sevk etmiştir. Karadan ve denizden saldırıya geçen Bizanslılar, 1092 yılında Midilli adasına çıkarma yapmışlardır. Çaka Bey, Bizanslılarla büyük bir mücadeleye girişmişse de, çıkan bir fırtına sonucu İzmir’e çekilmek zorunda kalmıştır. Sonuçta Midilli Adası’nın Bizanslıların eline geçmesini engelleyememiştir.

Bizans daha sonra I. Kılıç Arslan ile Çaka Bey’i birbirine düşürme politikası İzlemiştir.

Bu amaçla I. Kılıç Arslan’a elçiler göndererek Çaka Bey’in asıl hedefinin Bizans değil, İznik olduğuna onu inandırmaya çalışmıştır. Ayrıca Çaka Bey’in Çanakkale’ye kadar ilerlemesi ve Anadolu Selçuklu topraklarına yaklaşması, I. Kılıç Arslan’ın kuşkularının artmasına neden olmuştur.

Bizans oyunlarını iyi bilen Çaka Bey, damadı olan I. Kılıç Arslan’ı Bizans entrikasına karşı uyarmak ve onunla anlaşmak amacı ile yanına ziyarete gittiğinde zehirlenerek öldürülmüştür (1093). Hem Peçeneklerin hem de Çaka Bey’in etkisiz hale getirilmesi Bizans’ı büyük bir tehlikeden kurtarmıştır.

Bizans’ın uyguladığı Türkü Türk’e kırdırma politikası bir kez daha başarıyla uygulanmıştı.

Çaka Bey’in ölümünden sonra, Ege denizi kıyılarında ve adalardaki üstünlük devam ettirilememiştir.

I. Haçlı Seferi (1096–1099) sırasında Bizans, Çaka Bey’in topraklarını ele geçirerek bu beyliğe son vermiştir.

İki Türk gücünün birbirine düşmesi ve Çaka Bey’in ortadan kaldırılması, Türk denizciliği için büyük bir darbe olmuştur.

Günümüzde Türk Deniz Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak, Çaka Bey’in ilk donanmayı oluşturduğu 1081 yılı kabul edilmektedir.

Konu Hale tarafından 22 Ağustos 2015 Cumartesi - 06:38 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çaka Bey Ve Bizans


Çaka Bey, Trakya'daki Peçeneklerle birleşip Bizans İmparatorluğu'nu ele geçirmek istemişti. Oysa Bizans, Anadolu Selçukluları'nı yanına alıp onu alt etmeyi başardı... Hem de trajedileri hatırlatan bir oyunla.

Anadolu'nun Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve tüm Avrupa ile olan ilişkilerine baktığımızda, hemen her dönem bölgedeki toplumların kimlik yapısının belli bir sorun yarattığını görüyoruz. Bu sorun büyük olasılıkla, Anadolu'da, tüm kültürlerin adeta geçit yapar gibi, derin izler bırakarak gelip geçmesinden kaynaklanıyor. Anadolu'da yaşayanların da, bu kültürlerden etkilenmesi ve onlarla iç içe yaşaması kaçılmaz. İlginçtir, aynı durum günümüzde de bütün yoğunluğuyla geçerli.




Resmi ekleyen


Bizanslılar, Haçlılar ve Selçuklular arasındaki kanlı savaşlar, çoğu kez gravür ve minyatürle betimlendi.



Avrupa Birliği'nin kapısındaki Türkiye'nin çevresinde, karşılıklı etkilendiği Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya kültür bölgeleri bulunuyor. Yeni bileşim ve değişimler karşısındaki sorun, Türkiye'nin ne kadar Avrupalı, ne kadar Ortadoğu ve Kafkasyalı olduğu ya da olmadığı...

İşte bu noktada, Anadolu tarihinin derinliklerine, pek de dikkat çekmeyen, belki önemsiz bir bölgeye doğru yelken açalım.

Yıl yaklaşık 1100'ler civarı. Anlatan ünlü Bizans imparatoru Aleksios Komnenos'un kızı Anna Komnena. Aktörler; Bizanslılar, Türkler (Selçuk, Peçenek vb.), Normanlar-Franklar (Avrupalılar) ve diğer Müslümanlar. Çağına ve geleceğe damgasını vuran olay, Haçlı Seferleri. Konunun uzmanı Prof. Dr. Işın Demirkent'in çizdiği çerçeve içinde; Bizanslılar batıda Peçenek ve Kumanlarla uğraşırlarken, Avrupalı Haçlılar Bizans'a gelip İstanbul üzerinden Anadolu'ya geçiyorlar.



Resmi ekleyen



Anadolu'da Bizans'a en yakın İznik var ve burası Anadolu (Rum) Selçuklularının elinde. Güneyde, İzmir ve Ege adalarında Çaka adındaki Türk beyi bir donanma yaptırıyor; Rodos ve Midilli dahil kimi adaları ele geçirip, adalar ya da bir deniz beyliği kuruyor. Ve Çaka, eylemini daha ilginç bir alana taşıyor; batıda Peçenekler ile ilişkiye geçiyor. Amaç Bizans...




Resmi ekleyen


Konu Hale tarafından 22 Ağustos 2015 Cumartesi - 06:39 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çaka Bey



Alpaslan, Anadolu’yu fethettikten sonra, birçok Türkmen beyleri iç Anadolu’ya doğru fetihlerine devam ettiler. Bunlardan Afşin, Orta Anadolu’da, Kutulmuş oğlu Süleyman Bey de İznik taraflarında savaşırken yine bir Türkmen Beyi olan Çaka Bey de İzmir ve yöresini fethederek burada bir Türk Beyliği kurmuştu.

Çaka Bey, İzmir Beyliği(1081-1097)’nin kurucusudur. İzmir Beyliği’nin Türk tarihindeki önemi, bu beyliğin kurucusu Çaka Beyin ilk Türk Derya Kaptanı oluşundan, bir donanma meydana getirerek Ege Denizi’nde hâkimiyet kurmasından ileri gelir.

Çaka Bey, Oğuzların Çavuldur boyundan idi. Anadolu’nun fethi sırasında, Danişmend Gazi’nin kumandanlarından biri olarak Malatya dolaylarında başarılı çalışmalar gösterdi.

Fakat katıldığı akınlardan birinde Bizans Kumandanı Aleksandros’a esir düştü ve İstanbul’a götürüldü. Burada, üstün yetenekleriyle imparatorun dikkatini çekti ve saraya alındı. Soyluluk unvanı ile bazı imtiyazlar da elde etti. Yunanca öğrendi. Ayrıca Bizans’ın güçlü ve zayıf taraflarını öğrenmiş oldu.

1081 yılında Bizans tahtına I. Aleksios Komnenos çıkınca saraydan uzaklaştırıldı. Kutulmuşoğlu Süleyman Şah ile Bizans arasındaki anlaşmaya göre Türklere bırakılan İzmir bölgesine gitti. Bizans’taki kargaşalıktan yararlanarak beyliğini ilân etti.

Türk tarihlerinin adından pek az bahsettiği Çaka Bey’in maceralarını, Bizans İmparatoru Aleksi Komnen’in kızı Anna’nın yazdığı bir eserden öğrenmekteyiz.

Çaka Bey, Anadolu’ya akın eden gazilerin en genci idi. O da silah arkadaşları gibi nam kazanmak üzere akınlara karışmış; önce Kastamonu ve Bolu taraflarında savaştıktan sonra İzmir taraflarına gitmişti. Bu havalideki savaşlarda gösterdiği cesaret dolayısıyla şan almıştı.

Bizans İmparatoru, İzmir’den Türkleri atmak üzere bu bölgeye bir kuvvet göndermişti. 1081 tarihinde İzmir’e gelen meşhur Bizans komutanlarından Kabalika Alexander Türklerle muharebe ederken eline yiğit bir delikanlı esir düştü.

Bu ele avuca sığmayan delikanlı, komutanın dikkatini çekti. Bu genç çok yakışıklı ve pek de sevimli idi. Adı Çaka idi. Bizanslıların yaptığı araştırma sonunda onun Türkmen Beylerine mensup olduğu anlaşıldı. Bizans komutanı zaferinin bir nişanesi olmak üzere Çaka’yı o zaman İmparator bulunan Nikaforos’a gönderdi. Çaka Bey, Türkmen kıyafetiyle Bizans sarayına getirildi. İmparator, gence:

Adın ne ?
Dediği zaman, O, vakur ve yiğit bir tavırla:
Çaka! Dedi.
Çaka’nın erkek tavırları İmparatorun çok hoşuna gitti. Gülümseyerek:
Bu sarayda senin unvanın “Protonolilismus” olsun! diye iltifatta bulundu. Çaka, diğer esirler gibi ağır işlerde kullanılmayıp, sarayda alıkonulmasından memnun olmuştu. Burada Homeros’un İlyada adlı meşhur eserini okuyacak kadar Yunanca öğrendi.


Asil bir soydan gelen Çaka, Bizans sarayında bir şehzade muamelesi görmekte idi. Fakat Bizans tahtına Aleksi Kommen’in geçmesi üzerine Çaka’nın hayatında yeni bir devir açıldı. Yeni imparator, Çaka’dan hoşlanmamıştı. Onu sarayda kazandığı bütün imtiyazlardan mahrum etti. Saraydan da çıkardı. Esasen kabına sığmayan Çaka için bu zaten çoktan beri arzu edilmekte idi. Bir fırsatını bularak İstanbul’dan İzmir’e kaçmaya muvaffak oldu. Bu maceradan sonra onu, müstakil bir Türk Beyi olarak görmekteyiz.

Çaka Bey, İzmir’e gelir gelmez, Türkmen oymaklarından birçok yiğitleri başına topladı. Bu kuvvetlerle İzmir şehrine taarruz ederek burayı Rumların elinden almaya muvaffak oldu. Bu suretle İzmir’in ilk fatihi Türkmen beylerinden Çaka Bey’dir.

Çaka Bey fethettiği İzmir şehrinde bir Türk Beyliği kurarak hükümdarlığını ilan etti. O tarihlerde Efes şehrini de yine Türkmen Beylerinden olan Tanrıvermiş Bey zaptetmişti. Çaka Bey, İzmir’de evlendi. Bir müddet sonra bir kız çocuğu dünyaya geldi. Çaka Bey’in, Yalvaç adında bir erkek kardeşi vardı. Çaka Bey, İzmir’e ve Ege Denizi adalarına sahip olmak için bir donanmaya ihtiyaç olduğunu hissetti. Bu sebeple İzmir limanında elde ettiği ustalar vasıtasıyla bir donanma meydana getirmeye muvaffak oldu.

Akdeniz’de Türklerin ilk denizcisi Çaka Bey’dir. Meydana getirdiği bu Türk donanması ile Ege Denizi’ne açıldı. İlk defa Türk Bayrağını Akdeniz’de dalgalandıran deniz kahramanımız olmak vasfını kazandı. Onun donanması kırk gemiden ibaretti. Bu gemilerin üstü kapalı yapılmıştı.

Çaka Bey, bu donanması sayesinde ilk defa Foça şehrini zaptetti. Bundan sonra gemileriyle Midilli adası önüne gelerek onları harp düzeninde dizdi. Midilli Valisi Alpos’a, adanın teslimi için haber gönderdi. Kan dökülmeden bu adanın tesliminin kendisi için hayırlı olacağını bildirdi. Midilli Valisi, Türk donanmasından korkarak bir gemi ile İstanbul’a kaçtı. Türk askerleri Midilli Adasına girerek şehrin kalelerine Türk bayrakları çektiler.

Çaka Bey Midilli’yi fethettikten sonra Sakız Adasına da asker çıkararak bu adayı da elde etti. Bir yıl sonra da Sisam ve Rodos adalarına asker çıkararak bu iki adayı da mülküne kattı. Bu suretle Ege Denizi’nin irili ufaklı adaları İzmir Türk Beyliği’ne geçmişti.

Çaka Bey’in adaları birer birer zaptetmesi üzerine Bizans İmparatoru Aleksi Kommen, iki kumandan idaresinde bir Bizans donanmasını Akdeniz’e gönderdi. Çaka Bey’in kaptanlık yaptığı donanma, Bizans gemileriyle harbe tutuşarak birçoğunu batırdı. Diğerleri de Boğazı geçerek Marmara’ya kaçtılar. Birkaç gemileri de Türklerin eline geçti. Türklerin, Akdeniz’de Bizanslılara karşı ilk zaferleri bu deniz savaşı olmuştur. Karalarda her zaman muzaffer olan Türkler, kısa bir zamanda denizci olmuşlardı.

Çaka Bey’in bu başarısını gören Bizans İmparatoru, bu defa meşhur kaptanlarından Konstantin adında bir amiral tayin ederek Türklerin üzerine ikinci bir donanma daha gönderdi. Bu gemilerin içinde 500 kadar da Flandr’lı şövalye vardı. Donanma, Sakız Adasına yanaşarak asker çıkardı, kaleyi muhasara etti. Kaleyi müdafaa eden Türk askerleri, düşmanı içeri sokmadılar. Bu esnada Çaka Bey, İzmir’de bulunuyordu. Düşmanın geldiğini duyar duymaz, donanmasıyla Sakız Adasına hareket etti. Gemilerin birbirine zincirlerle bağlayarak hilal şeklinde düşmana doğru ilerledi. Bunu gören Bizans komutanı, bilmediği bu yeni harp usulünden adeta ürktü. Türkler geminin içinde davul ve zurnalar çalıyorlar, kılıçlarını havada döndürüyorlardı.

Türkler harbe gitmiyor, sanki bir bayram şenliği içinde bulunuyorlardı. Türklerin bu neşesi ve galeyanı Bizanslıların maneviyatı üzerinde tesir yaptı. Bu gemiler bir kale gibi yanaşık nizamda Bizans gemilerine yaklaşınca düşmanı bir ok yağmuruna tuttular. Sonra da yelkenlerini tutuşturmak için yağlı paçavralar atmaya başladılar. Bu hali gören Bizans, gemilerini geriye çekerek başka bir limana çekildi.

Bunun üzerine Çaka Bey Sakız Adasına çıktı. Türklerin karşısına atlı ve zırhlı şövalyeler uzun mızraklarıyla çıkıverdiler. Türkler bunları görünce derhal kılıçlarını bellerine takarak üç sıra olmak üzere yere diz çöktüler, şövalyelerin atlarına nişan alarak teker teker vurmaya başladılar. Hepsi yaya bırakılmışlardı. Durumu gören Türk askerleri Allah! Allah! diyerek yalın kılıç şövalyelerin üzerine yıldırım gibi atıldılar. İki kuvvet birbirine girmiş, kavga şiddetlenmişti. Düşman askerleri, Türkün kuvvetle salladığı kılıçlarla üçer beşer yere devriliyorlardı. Düşman askeri paniğe uğradı.


Çaka Bey, Sakız Harbinden de muzaffer olarak çıkmıştı.

Çaka Bey, bu zaferleri kazandıktan sonra kafasında büyük bir plan hazırladı. Çanakkale Boğazını geçerek Trakya’yı elde edecekti. Balkanlarda yaşayan Peçenek ve Hıristiyan Oğuzlardan bir ordu vücuda getirerek İstanbul’u zaptetmeğe karar verdi. Bu planını yerine getirmek için Balkanlardaki Peçeneklerle anlaştı. Peçenekler büyük bir ordu hazırlayıp İstanbul üzerine yürüyecekleri sırada Bizans İmparatoru bu tehlikeyi önlemek üzere aslı Türk olan Kumanlarla anlaştı. Onlara büyük vaadlerde bulundu.

Bu iki Türk kuvveti, 29 Nisan 1091 tarihinde birbirlerine insafsızca saldırdılar. Kumanlar, Peçenek Türklerini katlettiler. Evlerini yaktılar. Çocuklarına varıncaya kadar binlercesini kılıçtan geçirdiler. Çaka Bey Peçeneklere yardıma gelememişti.

1092 yılında Çaka Bey, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçaslan’la bir dostluk kurdu. O zamanlar Anadolu’nun en kuvvetli orduları Kılıçaslan’ın kumandasında bulunmakta idi. İznik şehrini hükümet merkezi yapan I. Kılıçaslan, durmadan Bizanslıların şehirlerini zaptetmekte idi. Çaka Bey, Selçuklu Türkleriyle dostluğunu kuvvetlendirmek için kız kardeşini I. Kılıçaslan’a vermek suretiyle akraba olmuştu.

Çaka Bey, Çanakkale taraflarını da ele geçirdikten sonra, Edremit şehrini mülküne kattı. Onun, Balkanlardaki Peçenekleri teşkilatlandırması, Çanakkale’yi alarak Marmara’ya doğru ilerlemesi, Bizans İmparatorunu fena halde ürkütüyordu. Çaka Bey’i, kuvvetle değil de hile ile yok etmeyi tasarladı. Bunu gerçekleştirmek için de Kılıçaslan’la bir anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre Selçuklular, Çaka Bey’in Marmara’ya doğru ilerlemesine mani olacaklardı.

Çevrilen dolaptan haberi olmayan Çaka Bey, kuvvetleriyle durmadan Marmara sahillerinde ilerliyordu. Hatta Aydos’a kadar gelmişti. Halbuki bu bölgeler Selçuklu Sultanlığı hakimiyetinde bulunuyordu. Çaka Bey, birden bire karşısında Selçuklu ordularını gördü. Çaka Bey, I. Kılıcaslan’la boy ölçüşemezdi. Bunun için Kılıçaslan’la bir müzakereye girişti. Çaka Bey’in, Selçukluların Bizanslılarla gizli bir anlaşma yaptıklarından haberi yoktu Serbestçe, akrabasının karargahına gitti. Çaka Bey, aynı zamanda Selçuklular için de artık bir tehlike olmuştu. Kendisine, Kılıçaslan’ın karargahında mükellef bir ziyafet verildi. Bu ziyafette yenilip içildiği esnada I. Kılıçaslan, birden bire kılıcını çekerek Çaka Bey’e hücum etti ve onu öldürdü.

Bizans ve Selçuklular için bir tehlike olan Çaka Bey, bu surette ortadan kaldırılmış bulunuyordu.

Ege bölgesinin ilk fatihlerinden olan Çaka Bey, böyle bir hilenin kurbanı olup öldüğü sırada tarih 1097 idi. Böylece, İzmir Beyliği kuruluşundan sadece 16 yıl sonra yıkılmış oldu.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çaka Bey ve İlk Türk Donanması


Türkler, Anadolu’ya gelmelerinden bir müddet sonra denizlere hakim olma yolunda hızlı bir gelişim sürecine girdiler. Türkler’in karasal bölgelerden henüz gelmelerine ve denizcilik tecrübeleri olmamalarına rağmen tüm handikapların üstesinden gelerek yüzlerce yılllık denizcilik tecrübesi olan kıyı Avrupa devletlerine asırlarca kök söktürecek bir aşamaya gelme yolunda attıkları adımların ilki İzmir’de küçük bir devlet kuran Çaka Bey öncülüğünde başlatıldı.


Resmi ekleyen



Çaka Bey, Selçuklu Ordusu'nun gözü pek, akıncı liderlerinden birisi olarak, Türkler'in savaşa savaşa Batı’ya yönelik ilerlemeleri sürecinde, 1078 yılında Bizans’a esir düşmüş ve İstanbul’a gönderilmişti. Bu esaret döneminde deniz ve denizciliğe karşı tutku derecesinde bir ilgi duymaya başlayan Çaka Bey, Bizans İmparatoru’nun 1081 yılında değişimi esnasında İstanbul’da başlayan karışıklıklardan yararlanarak kaçmayı başardı ve beyliğinin askerleri ile yeniden bir araya gelip İzmir’i ele geçirerek devletinin sınırlarını genişletmeye başladı.

Anadolu 1081 yılındaönemli bir olaya tanıklık etti. Çaka Bey öncülüğünde İzmir ve Efes’te kurulan tersanelerde yapımı tamamlanan kürekli ve yelkenli gemilerden oluşan 50 parçalık İlk Türk Donanması ilk kez denizlerde boy göstermeye başladı.

Çaka Bey komutasındaki Türk Donanması 17 çektiri ve 33 yelkenliden oluşan filosu ile 1090 yılının Mayıs ayı başlarında İzmir’den Ege’ye açıldı. İlk olarak Bizans’ın İzmir yolu üzerindeki Midilli Adası’nı ele geçiren Türk Filosu, Sakız Adası’nı da ele geçirdikten sonra Bizans Donanması’nın Çandarlı açıklarından güneye doğru ilerlemekte olduğu haberini aldı. Çaka Bey, donanması ile hemen harekete geçerek Niketa Kastamonita komutasındaki Bizans Donanması'nı karşılamak üzere seyre başladı.

19 Mayıs 1090 tarihinde öğle üzeri her iki donanma, Koyun Adaları yakınlarında karşı karşıya geldi. Çaka Bey, Türk Filosu'nu Bizans Donanması'na rampa ederek gemileri birbirine kenetleyerek karşısındakini yok etme hedefini güden bir savaşa girişti. Gece yarısına kadar düren şiddetli deniz savaşında Bizans Donanması'nın kaçıp kurtulabilen 5-10 teknesi dışında bütün gemileri ele geçirildi veya batırıldı.

Türk Donanması’nın bu ilk deniz savaşı, Türkler'in zaferi ve Bizans Donanması'nın ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Koyun Adaları Deniz Zaferi'nden sonra Çaka Bey’in önderliğindeki Türk güçleri Bizans’a ait olan Sisam Adası'nı da ele geçirdi. Böylece Ege Denizi’nin kontrolü tamamen Türkler'in eline geçmiş oldu. Ege Denizi’nin kontrolünü tamamen ele geçiren Çaka Bey, İznik Sultanı Kılıç Arslan ile birlikte 1095 yılında Çanakkale'ye yürüdü. Biri doğudan, biri batıdan Çanakkale’ye giren İzmir ve İznik Beyliği orduları, Abidos Kalesi önünde birleştikleri zaman Kılıçarslan’ın "Marmara Donanması" limana demirlemişti. Çaka Bey’in Donanması da İzmir’deki hazırlıklarını tamamlayıp Abidos Kalesi üzerine yöneldi ve Kale bütün direnişine rağmen fethedildi. Fakat büyük devlet adamı ve şanlı Türk denizcisi Çaka Bey burada yapılan savaşta şehit olması ve Selçuklu Türkleri'ne karşı Hıristiyan dünyasının 1096’dan 1291 yılına kadar ordu ve donanmaları ile peşpeşe sekiz sefer halinde devam ettirerek Türkleri sahil kesiminden iç kesimlere doğru çekilmeye mecbur bıraktıkları Haçlı Seferleri'nin de etkisiyle Türk Denizciliği bir kaç yüz yıl sürecek mecburi bir suskunluk dönemine girdi. Bu süreçte yaşananlar başkentin İznik’ten Konya’ya nakledilmesine yol açtı ve 14. Yüzyıla kadar Türk Denizciliği yeniden kıyılarla buluşacağı günleri beklemeye koyuldu.

1205 tarihinde Konya Selçuk Devleti Sultanı I. Keyhüsrev'in Pamfilya üzerine yürüyerek 1209'da Antakya’yı almasıyla Türkler için Akdeniz’e bir kapı açıldı ve kurulan bir deniz üssü ile Türk Denizciliği suyla buluşan tohum gibi hızlı bir canlanma dönemine girdi.

I. Keykavus (1211-1217) iç isyanları bastırdıktan sonra Kıbrıs Kralı’nın yerli Rumlarla birleşerek aldığı Antalya ve Pamfilya kıyı kalelerinin bir kısmını geri aldı. Yine bu dönemde Sinop ele geçirilerek bütün Karadeniz boyunca genişlemeye başlandı ve Sinop Tersanesi’i yeniden faaliyete geçirildi.

Alaaddin Keykubat (1217-1238) döneminde Kıbrıs Krallığı tarafından zapt edilen Kilikya kıyılarındaki kaleleri kurtarmak ve Antalya Körfezi’nde krallığın deniz kuvveti hakimiyetini yok etmek üzere 1220 sonbaharında harekete geçilerek Antalya Körfezi’nin doğu sahilinde bulunan Kilyoros Kalesi, Antalya Beyi Ertokuş öncülüğündeki bir filo ile denizden ve karadan kuşatıldı. Sinop ve Antalya Filoları'nın takviyesine büyük bir önem veren I. Keykubat döneminde Türk Bayrağı’nın ticaret yaptığı sularda güvenliği sağlama siyasetine de büyük önem verildi. Karadeniz ile Doğu Akdeniz’de taarruza uğrayan Türk tüccarlarının zarar ve kayıpları yönetim tarafından tazmin edilmekte ve zarar veren gemilerin üzerine kuvvet sevk edilerek gereken cezalar verilmekteydi.

Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra uç beylikleri arasından Karasi, Aydın, Saruhan ve Candaroğulları Beylikleri gibi denizcilik faaliyetleriyle ilgilenen yeni bazı beylikler kuruldu.

Danişmendler'in soyundan gelen Karasi Beyliği 13. Yüzyılın sonu, 14. Yüzyılın başlarına doğru Balıkesir ve Çanakkale bölgelerinde kurulduktan sonra Bizans ile mücadeleler sonucunda Balıkesir ve Bergama bölgelerinde iki ayrı kol olarak varlıklarını sürdürdüler. Balıkesir’deki uç beyliğinin başında bulunan Demirhan Bey liderliğindeki kuvvetler 1331 yılında 71 parçadan oluşan deniz kuvvetleri ile Gelibolu’ya gelerek Enez’i ele geçirdiler ve Bizans Donanması filolarına karşı başarılı mücadeleler verdiler. Bergama Uç Beyi Yahşihan liderliğindeki kuvvetler ise; iki kere Gelibolu’ya çıkıp, Marmara Denizi’nin güney sahillerindeki bazı kalelerle birlikle bazı adaları ele geçirerek Yassıada yakınlarında Bizans’a ait bir filoyu yendiler. Saruhan ve Candaroğulları Beylikleri de deniz kuvvetleriyle faaliyetlerini sürdürdüler.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı