İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Yüksek Öğrenim - Üniversite Nedir? | Üniversite Ve Yüksekokullar - Modern Üniversite - Türkiye'de Üniversiteler Ve Yüksekokullar - İlk Üniversiteler – Üniversitelerin Tarihçesi - Üniversitelerin Yönetimi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Yüksek Öğrenim



Üniversite ve Yüksekokullar



Eği­tim sürecinde ortaöğrenimden bir sonraki basamak üniversite ya da yüksekokuldur. Çeşitli dallarda yükseköğretim derslerinin iz­lenebildiği bu kurumlardan mezun olanlar, diplomalarını aldıktan sonra seçtikleri dalda lisansüstü programlarına devam edebilir ve bunları bitirince akademik unvanlar kaza­nırlar.


Tarihçe


Modern üniversitenin kökeni yüzyıllar ön­cesine, Ortaçağa dayanır. O çağda üniversite­ler, karşılıklı dayanışma ve işbirliği amacıyla oluşturulan öğrenci ya da öğretmen loncala­rıydı ve kendilerine ait bir binaları yoktu. Bu kuruluşlar giderek büyüdü ve sonunda öğret­menlerin barınması ve ders vermesi için bina­lar yapıldı. Belli yasal haklar ve ayrıcalıklar elde eden üniversiteler, sürekli kurumlar du­rumuna geldi. İtalya'da, Salerno'da kurulan ilk ortaçağ "üniversitesi" ancak 1231'de resmi bir kuruluş haline gelmekle birlikte, 9. yüzyıl­da bir tıp okulu olarak tüm Avrupa'da tanını­yordu.

11. yüzyılın sonlarına doğru, Bologna'da bir başka İtalyan "üniversitesi" gelişti. Saler­no yalnızca bir tıp okulu olduğu halde, Bologna başka dallarda da eğitim veriyordu. Önceleri hukuk okulu olarak ün kazandı ve yıllar geçtikçe tıp, sanat ve ilahiyat bölümleri de eklendi. Tıpkı öğrenciler gibi, öğretmenler de college (Latince collegium) adı verilen topluluklar oluşturdular. Öğretim kadrosuna kabul edilmek için gerekli sertifika ya da lisanslar ise ilk akademik unvanları temsil ediyordu. Öğrenciler, ileride öğretim kadro­suna katılmasalar da, öğrenim düzeylerini belgelemek amacıyla profesörlük lisansı al­mak istiyorlardı.

Ortaçağdaki yükseköğretim kuruluşlarının en ünlüsü olan Paris Üniversitesi 12. yüzyılın ikinci yarısında kuruldu. Bu üniversite, Avru­pa'nın kuzeyinde kurulan ilk üniversiteler gibi, katedral okullarının devamı niteliğindey­di. Notre Dame Katedrali'ne bağlı olan Paris Üniversitesi de, bir ilahiyat eğitimi merkezi olarak ün kazandı. Bir süre sonra kilise hukuku, tıp ve sanat bölümleri de eklendi. Paris Üniversitesi, Avrupa'nın kuzeyinde da­ha sonra kurulan tüm üniversitelere örnek oldu.

Paris aynı zamanda ilk İngiliz üniversiteleri olan Oxford ve Cambridge'e de örnek oldu. 13. yüzyılda devletçe tanınan bu üniversitele­rin ikisi de yönetim bakımından özerk yük­sekokullardan (college) oluşuyordu. Oxford ve Cambridge'deki college sistemi günümüz­de hâlâ varlığını korumaktadır.

12. ve 14. yüzyıllarda Avrupa'da birçok üniversite kuruldu. Bunlar arasında Fransa'da Toulouse (1229-30), Montpellier (1220) ve Sorbonne (1257); İspanya'da Salamanca (1218); Portekiz'de Coimbra (1290); Alman­ca konuşulan ülkelerde Viyana (1365), Heidelberg (1386) ve Köln (1388); Avrupa'nın doğusunda da Prag'daki Karlova (1348) ve Kraköw'daki Jagiello (1364) üniversiteleri sa­yılabilir.

14. yüzyılın sonlarına doğru insanı temel alan bir dünya görüşünü yansıtan Hümanizm Akımı'nın doğması ve Avrupa'da Rönesans döneminin başlamasıyla kilisenin gücü gide­rek azaldı. Ticare­tin ve kent yaşamının gelişmesi sonucunda toplumun yapısı da köklü bir değişime uğradı. Yerel diller gelişme gösterdi. Ortaçağ üniver­siteleriyle yetinemeyecek olan bu yeni toplum değişik bir eğitime gereksinim duyuyordu. Dolayısıyla, eğitimde ilahiyat konusunun önemi azalarak insanı ele alan tarih ve felsefe gibi konulara büyük ölçüde yer verilmeye başlandı.

17. yüzyıl sonlarında Almanya'da Halle Üniversitesi (1694) gibi ilk modern üniversite­ler kuruldu. ABD'deki Harvard (1636) ve Yale (1701) üniversiteleri yüksekokul (college) statüsündeydi. Günümüzde ABD' de college sözcüğü, ortaöğrenimi tamam­layan öğrencilerin devam ettikleri ve yalnızca bir dalda genel eğitim veren kurum­lar için kullanılır. Bu kurumlar bağımsız olabildiği gibi, bir üniversiteye bağlı da ola­bilir.

19. yüzyılda ulusal devletlerin kurulmasıyla üniversiteler ulusal kurumlar haline dönüştü. Modern çağda bilimin ve tekniğin gelişmesi üniversitelerde yeni bölümlerin açılmasına yol açtı.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türkiye'de Üniversiteler ve Yüksekokullar




Osmanlılar döneminde gerek orta, gerekse yükseköğretim düzeyinde eğitim veren temel kurum medreseydi. 16.-17. yüzyıllardan son­ra, dünyada hızla gelişen fen ve teknoloji bil­gisini eğitim programlarına aktarmada başarı­lı olamayan medreseler, özellikle fen dalların­da yetersiz kaldı.

Mühendislik, fizik, kimya ve tıp gibi alan­larda doğan eğitim boşluğunu doldurmak amacıyla 18. yüzyıldan başlayarak çeşitli çalış­malar yapıldı. Bu dönemde açılan yükseköğ­retim kurumları arasında Deniz Mühendishanesi (1773), Kara Mühendishanesi (1793), Tıphane (1826) ve Harp Okulu (1834) sayıla­bilir.

Bu dönemdeki en önemli gelişme, üni­versite düzeyindeki ilk yükseköğretim ku­rumu olan Darülfünun'un kurulmasıdır. 1863'te İstanbul'da öğretime başlayan Darül­fünun medreselerin ve dinci çevrelerin baskı­sıyla üç kez kapatıldı, ama her seferinde yeni­den açıldı. Son olarak 1900'de Darülfünun-ı Şahane adıyla yeniden öğretime açılan bu ku­rum, çeşitli meslek okullarını ve yüksekokul­ları da içinde toplayarak gelişti. 1924'te de adı İstanbul Darülfünunu olarak değiştirildi.

1933'te çıkanları bir yasayla İstanbul Darül­fünunu kaldırıldı ve yerine İstanbul Üniversi­tesi kuruldu. Aynı yıl yapılan Üniversite Re­formu, yükseköğretim kurumlarının yeniden örgütlenmesinde ve eğitim düzeylerinin yük­seltilmesinde önemli rol oynadı. 1944'te İs­tanbul Teknik Üniversitesi öğretime başladı.

1946'da Üniversiteler Kanunu ile üniversite özerkliği, yani üniversitelere kendi kendileri­ni yönetme hakkı tanındı. Ankara Üniversitesi'nin de kurulduğu bu yasayla, üniversiteler ile yüksekokullar arasında işbirliğini ve eşgü­dümü sağlamak için Üniversiteler Arası Ku­rul oluşturuldu. Bu dönemde yükseköğretim ülke çapında yaygınlaştı. İstanbul ve Ankara dışındaki kentlerde de üniversiteler ve yük­sekokullar açıldı. Trabzon'da Karadeniz Tek­nik Üniversitesi, İzmir'de Ege Üniversitesi, Ankara'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Erzurum'da Atatürk Üniversitesi kuruldu.

1961 Anayasası, üniversite özerkliğini ana­yasal bir hak olarak güvence altına aldı. Üni­versiteye girişte merkezi seçme sınavı uygula­masına geçildi. Özel üniversitelerin açılması­na izin verildiyse de Anayasa Mahkemesi bu yasayı 1971'de iptal etti.

1981'de Yükseköğretim Kanunu kabul edil­di. Bu yasayla yükseköğretim kurumlarının örgütlenmesi ve işleyişi yeniden düzenlendi. Tüm yüksekokullar üniversitelerin çatısı al­tında toplandı. Bu yasayla oluşturulan Yük­sek Öğretim Kurulu (YÖK) üniversiteler üze­rinde merkezi bir yönetim ve denetim organı olarak çalışmaya başladı. YÖK'e verilen yet­kilerin üniversite özerkliğini ortadan kaldırdı­ğı düşüncesi, önemli bir tartışma konusu ola­rak hâlâ güncelliğini korumaktadır.

Bugün Türkiye'de toplam 88 üniversite var­dır. Eğitim süreleri 4-6 yıl arasında değişen bu fakülte ve yüksekokul­lar dışında, Anadolu Üniversitesi'ne bağlı Açık Öğretim Fakültesi, iktisat ve iş idaresi konularında dört yıllık bir eğitim programı uygulamaktadır. Yaygın eğitimin yapıldığı bu fakültede dersler kitaplardan ve televizyon­dan izlenmektedir.

Gene üniversiteler bünyesinde örgütlenmiş mesleki ve teknik eğitim fakülteleri ile meslek yüksekokullarında iki yıllık yükseköğrenim programları düzenlenmiştir. Mesleki ve tek­nik eğitim fakültelerinde belirli dallarda öğ­retmen yetiştirilmektedir. Bunlar arasında anaokulu öğretmenliği, giyim öğretmenliği, trikotaj öğretmenliği, elektrik işleri öğret­menliği, metal işleri öğretmenliği sayılabilir.

Meslek yüksekokullarında ise ara kademe­de çalışacak insan gücünü yetiştirmeye yöne­lik eğitim programlan sürdürülmektedir. Sos­yal programlar izleyen meslek yüksek­okulları iktisat, işletme, muhasebe, bankacılık, orta kademe yöneticiliği, sekreterlik, tu­rizm ve otel işletmeciliği, pazarlama-satış yö­netimi, turizm rehberliği gibi dallarda eğitim verir. Sağlık bilimlerine yönelik meslek yük­sekokullarında anestezi, diş protezi, laboratuvar, radyoloji, ebelik ve hemşirelik gibi bö­lümler bulunmaktadır. Bu dallardaki eğitim, genellikle çeşitli üniversitelere bağlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarında veril­mektedir. Ayrıca, iki yıllık teknik eğitim programları uygulayarak tekniker düzeyinde çalışacak kişileri eğiten meslek yüksekokulla­rı da bulunmaktadır. Çok geniş bir alanda eği­tim veren bu yüksekokullarda elektrik, elek­tronik, haberleşme, bilgisayar programcılığı, makine, motor, uçak elektroniği gibi dalların yanı sıra duvar süsleme sanatları, moda, kon­feksiyon, süt ürünleri, bağcılık, arıcılık gibi konularda da öğretim yapılmaktadır.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Üniversite



Üniversite ya da diğer adıyla yükseköğretim, üniversitelerde ve yüksekokullarda 2 ile 4 yıllık yapılan öğretimdir.


Üniversite mesleki eğitim zorluğuna göre genel olarak ikiye ayrılır:


1- Fakülte (Lisans): En az 3 ya da 4 yıllık devamlı eğitimdir, bölümüne ve ülkeye göre göre 5-6 yıllık olanları da vardır.
2- Yüksekokul (Önlisans, meslek yüksekokulu): 2 yıllık ön lisans eğitimidir.



Resmi ekleyen



Üniversitedeki bir sınıfın temsili resmi, 1350'li yıllar




Bunların yanı sıra öğrencilerin derslere fiziki olarak katılma zorunluluğu olmayan bir öğretim şekli olan Açıköğretim Üniversitesi' de ayrı bir çeşit olarak sayılabilir: Uzaktan eğitim prensibine dayalı son zamanlarda bilgisayar ve internet erişiminin artmasıyla daha da yaygınlaşan öğretim biçimidir. Ülkemizde 2 ve 4 yıllık lisans ve yüksek lisans öğretimleri yapılmaktadır.

Üniversite Eflatun ve Aristo’nun hiçbir politik ve dini baskı unsuru olmadan öğrencileri ile felsefi tartışma yarattıkları ortamdan esinlenerek günümüze kadar evrensel ölçekte bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak “universitas” üniversite adını almışlardır. Üniversite felsefi tartışma ortamında akıl sürecini duygusal sürecin önüne alarak kişilerin olayları görerek ve tartışarak farkına varılabilirliğini sağlayan ortamlardır.


İlk Üniversiteler


İlk Üniversite "The University of Constantinople", 425 yılında yüksek öğrenim kurumu olarak 425 yılında imprator naibi III. Michael tarafından 849 öğrenci tarafından öğrenci loncası olarak kurulmuştur. Bugünkü anlamda ilk üniversitelere Abbâsîler döneminde Bağdat’ta rastlanır. İlk üniversiteyse, Emevîler tarafından Fas’ın Fez şehrinde 859 senesinde kurulan Keyruvan Üniversitesidir. Eski Yunan ve Roma dönemlerinde bazı yüksek eğitim ve öğretim teşkilâtları olmasına rağmen bunların bugünkü anlamda üniversite niteliği yoktur.

Batıda üniversiteler İslam medeniyetinin Endülüs Emevî Devleti vâsıtasıyla Avrupa’ya girmesiyle başlar. Fas, Kurtuba ve Gırnata üniversiteleri, ilim ve fennin kilise ve piskoposların tesirindeki ruhban sınıfına mensup öğretim üyeleri olan okullara girmesine vesile olarak, sâdece hukuktan ibâret olan öğretim dalına tıp, astronomi, ilahiyat ve benzerlerinin de eklenmesini sağladı. O zamâna kadar Avrupa kralları ve devlet adamları tedâvi olmak için Kurtuba Üniversitesinin Tıp Fakültesine gelirlerdi. Hattâ Dünya'nın düz olduğuna inanan Avrupalılar, Galileo, Kopernik, Newton Dünya'nın döndüğünü derin ve uzun araştırmalarının sonucunda söyleyince onları suçlu görüp hapsedecek kadar ilim ve fende geriydi.

Bağdat’taki Nizâmiye Medresesi (1065), Osmanlılardaki ilk üniversite olan İznik Medresesi (1331) gibi misalleriyle de Selçuklular ve Osmanlılar döneminde hızla gelişen medrese müessesesi Tanzimata kadar fen derslerinde de söz sâhibiydi (Bkz. Medrese). Fen dersleri kaldırılınca ilim ve fenni Endülüs Emevileri vâsıtasıyla İslâm medeniyetinden alan batı, doğuyu geçmeye başladı. Daha sonra (1863) Dârül-Fünun adı altında teşkilâtlanan bu yüksek eğitim-öğretim müessesesi çeşitli safhalardan sonra 1933’te İstanbul Üniversitesi olarak yeniden düzenlendi.

Batıda Bologna, Pavia, Revenna ve Paris adları altında gelişmeye başlayan ilk üniversiteler uzun süre psikoposların kontrolünde kalmaya devam etti. Hattâ Bologna Üniversitesinin rektörleri öğrenciler tarafından seçilmekteydi. Öğrenciler nation denen dört gruba ayrılır ve her grubun lideri rektörün yanında yönetime katılırlardı. Buna rağmen asıl yönetici ve söz sâhibi kimseler piskoposluktan gönderilen ve kançı denen kimselerdi. Paris Üniversitesinde ise öğrencilerle birlikte öğretim üyeleri de o yönetimde rol alırlardı. Fakat neticede yine kontrol piskoposluğundu. Sonraları üniversite rektörü piskoposluğa karşı otoritesini sağlayarak özerk hâle geldi. Bunu tâkiben papalığa bağlı olmayan İngiliz Oxford ve Cambridge üniversitelerinden sonra 14. yüzyıla kadar çeşitli Avrupa şehirlerinde üniversiteler kuruldu.

Günümüzdeki teşkilat ve statüye sahip üniversiteler memleketimizde, 1863’te kurulan Dârülfünunla başlar. Avrupa üniversitelerinde eğitim öğretim kilisenin kontrolü altındaki teoloji (din ilmi)’ne dayanmasına rağmen Türklerin Selçuklu, Osmanlı ve daha pekçok değişik dönemlerde kurdukları çeşitli statülerdeki üniversitelerde müsbet ilimlerin de okutulması bakımından üniversite olarak ilmî kariyerini başından günümüze kadar muhafaza etti. Bu sebeple Türkiye’de modern üniversitelerin ilki olan İstanbul Üniversitesi, 1453 senesinde Fatih Sultan Mehmed Hanın din ilimleri yanında fen ilimlerinin de okutulması için kurduğu Fatih Külliyesine (Medreseler topluluğu) dayanmakta olup, beş asırlık bir geçmişe sâhiptir.

1933’te kaldırılan Dârülfünun, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmak üzere muhtariyet ve tüzel kişiliği olmayan İstanbul Üniversitesi olarak yeniden teşkilâtlandırıldı.Osman Hamdi'nin 1882'de kurduğu Sanayi-i Nefise Mektebi (şimdiki adı Mimar Sinan Üniversitesi) türkiyedeki en köklü üniversitelerdendir. Bu arada Ankara’da çeşitli târihlerde Hukuk (1927), Dil ve Tarih-Coğrafya (1935), Fen (1943) ve Tıp (1945) gibi fakülteler kuruldu. Aynı zamanda aslı 1773 yılına dayanan Yüksek Mühendis Mektebi, İstanbul Teknik Üniversitesi adını aldı (1944). 1945’te çıkarılan kânunla bütün üniversiteler, aynı hükümlere tabi olmak üzere ilim ve idarede muhtar tüzel kişilikler haline geldi. 1960’ta üniversiteler kanununda yapılan değişiklikle üniversiteler, fakülte, enstitü, yüksek okul ve araştırma kuruluşlarından meydana gelen, idari ve ilmî muhtariyeti olan eğitim, öğretim ve araştırma merkezleri hâline geldi. Yine bu kanuna göre yeni fakülte açılıp kapatılması için üniversite senatosunun teklifi ve Millî Eğitim Bakanının tasdik etmesiyle yürürlüğe girdi. 1961 Anayasası, 1971 Anayasa değişikliği ve 1982 Anayasası'nda üniversite teşkilâtlarında yapılan bazı değişiklikler esnasında memleket sathında çeşitli yeni üniversiteler kuruldu.

1955’te kurulan Trabzon’daki Karadeniz Teknik Üniversitesi, 1956’da İngilizce öğretim yapacak şekilde Ankara’da kurulan Ortadoğu Teknik Üniversitesi, 1954’te yine Ankara’da kurulan Hacettepe Üniversitesi, 1955’te İzmir’de kurulan Ege Üniversitesi, 1971Kayseri'de kurulan Erciyes Üniversitesi, 1976’de Robert Koleji’nin hükümete geçmesiyle kurulan ve İngilizce eğitim yapan İstanbul Boğaziçi Üniversitesi, 1957’de Erzurum’da kurulan Atatürk Üniversitesi bunların en önemlileridir. Orta öğretimin memleket sathında gittikçe yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan talebe fazlalığını değerlendirmek için Millî Eğitim Bakanlığının açtığı çeşitli yüksek okulları Diyarbakır, Elazığ, Sivas, Malatya, Samsun, Eskişehir, Bursa, Edirne gibi illerde kurulan yeni üniversiteler takip etti. Akademi adı altında faaliyet göstermelerine müsade edilen bazı özel yüksek okullar, Anayasaya göre yüksek okul kurma yetkisi devlete ait olduğundan devletleştirildi.

1982 Anayasasıyla bütün yüksek öğrenim kurumları üniversite çatısı altına alındı. Bu kurumların kontrolü yine 1982’de kurulan Yüksek Öğretim Kuruluna (YÖK) verildi. 1982’de kabul edilen kanun hükmündeki bir kararnameyle memleket sathındaki üniversiteler belirlenerek yeni bir düzene sokuldu.


Üniversitelerin Yönetimi


Üniversitelerin idâresi rektör, senato ve yönetim kurulu tarafından sağlanır. Senato rektörün başkanlığında fakülte dekanları ve her fakülteden bir temsilci profesörden meydana gelir. Senatonun görevi üniversiteyle ilgili kanun, tüzük tasarılarını ve yönetmelikleri hazırlar. Bütçe, seçim, yeni kürsü, enstitü açılması veya kaldırılmasıyla ilgili kararları, teklifleri inceler ve yürürlüğe koyar. Üniversite yönetim kurulu yine rektör başkanlığında, dekanlar ve seçimli üç profesörden meydana gelir. Rektörler, beş yılda bir üniversite öğretim üyelerinin seçtiği 6 adaydan, YÖK’ün seçtiği üç adaydan biri. YÖK, Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Genel Sekreterse üniversitenin idârî işlerine bakar. Yazı işleri, personel, kütüphâne, hizmetliler buna bağlıdır.



Resmi ekleyen



Oxford Üniversitesi'nde bir tören




Günümüz


Günümüzdeki teşkilat ve statüye sahip üniversiteler memleketimizde, 1863’te kurulan Dârülfünunla başlar. Avrupa üniversitelerinde eğitim öğretim kilisenin kontrolü altındaki teoloji (din ilmi)’ne dayanmasına rağmen Türklerin Selçuklu, Osmanlı ve daha pekçok değişik dönemlerde kurdukları çeşitli statülerdeki üniversitelerde müsbet ilimlerin de okutulması bakımından üniversite olarak ilmî kariyerini başından günümüze kadar muhafaza etti. Bu sebeple Türkiye’de modern üniversitelerin ilki olan İstanbul Üniversitesi, 1453 senesinde Fatih Sultan Mehmed Hanın din ilimleri yanında fen ilimlerinin de okutulması için kurduğu Fatih Külliyesine (Medreseler topluluğu) dayanmakta olup, beş asırlık bir geçmişe sâhiptir. 1933’te kaldırılan Dârülfünun, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmak üzere muhtariyet ve tüzel kişiliği olmayan İstanbul Üniversitesi olarak yeniden teşkilâtlandırıldı.

Osman Hamdi'nin 1882'de kurduğu Sanayi-i Nefise Mektebi (şimdiki adı Mimar Sinan Üniversitesi) Türkiye’deki en köklü üniversitelerdendir. Bu arada Ankara’da çeşitli târihlerde Hukuk (1927), Dil ve Tarih-Coğrafya (1935), Fen (1943) ve Tıp (1945) gibi fakülteler kuruldu. Aynı zamanda aslı 1773 yılına dayanan Yüksek Mühendis Mektebi, İstanbul Teknik Üniversitesi adını aldı (1944). 1945’te çıkarılan kânunla bütün üniversiteler, aynı hükümlere tabi olmak üzere ilim ve idarede muhtar tüzel kişilikler haline geldi. 1960’ta üniversiteler kanununda yapılan değişiklikle üniversiteler, fakülte, enstitü, yüksek okul ve araştırma kuruluşlarından meydana gelen, idari ve ilmî muhtariyeti olan eğitim, öğretim ve araştırma merkezleri hâline geldi. Yine bu kanuna göre yeni fakülte açılıp kapatılması için üniversite senatosunun teklifi ve Millî Eğitim Bakanının tasdik etmesiyle yürürlüğe girdi.

1961 Anayasası, 1971 Anayasa değişikliği ve 1982 Anayasası'nda üniversite teşkilâtlarında yapılan bazı değişiklikler esnasında memleket sathında çeşitli yeni üniversiteler kuruldu. 1955’te kurulan Trabzon’daki Karadeniz Teknik Üniversitesi, 1956’da İngilizce öğretim yapacak şekilde Ankara’da kurulan Ortadoğu Teknik Üniversitesi, 1954’te yine Ankara’da kurulan Hacettepe Üniversitesi, 1955’te İzmir’de kurulan Ege Üniversitesi, 1971 Kayseri'de kurulan Erciyes Üniversitesi, 1976’de Robert Koleji’nin hükümete geçmesiyle kurulan ve İngilizce eğitim yapan İstanbul Boğaziçi Üniversitesi, 1957’de Erzurum’da kurulan Atatürk Üniversitesi bunların en önemlileridir. Orta öğretimin memleket sathında gittikçe yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan talebe fazlalığını değerlendirmek için Millî Eğitim Bakanlığının açtığı çeşitli yüksek okulları Diyarbakır, Elazığ, Sivas, Malatya, Samsun, Eskişehir, Bursa, Edirne gibi illerde kurulan yeni üniversiteler takip etti. Akademi adı altında faaliyet göstermelerine müsade edilen bazı özel yüksek okullar, Anayasaya göre yüksek okul kurma yetkisi devlete ait olduğundan devletleştirildi. 1982 Anayasasıyla bütün yüksek öğrenim kurumları üniversite çatısı altına alındı. Bu kurumların kontrolü yine 1982’de kurulan Yüksek Öğretim Kuruluna (YÖK) verildi.

1982’de kabul edilen kanun hükmündeki bir kararnameyle memleket sathındaki üniversiteler belirlenerek yeni bir düzene sokuldu.


Üniversitelerin Yönetimi


Üniversitelerin idâresi rektör, senato ve yönetim kurulu tarafından sağlanır. Senato rektörün başkanlığında fakülte dekanları ve her fakülteden bir temsilci profesörden meydana gelir. Senatonun görevi üniversiteyle ilgili kanun, tüzük tasarılarını ve yönetmelikleri hazırlar. Bütçe, seçim, yeni kürsü, enstitü açılması veya kaldırılmasıyla ilgili kararları, teklifleri inceler ve yürürlüğe koyar. Üniversite yönetim kurulu yine rektör başkanlığında, dekanlar ve seçimli üç profesörden meydana gelir. Rektörler, beş yılda bir üniversite öğretim üyelerinin seçtiği 6 adaydan, YÖK’ün seçtiği üç adaydan biri. YÖK, Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Genel Sekreterse üniversitenin idârî işlerine bakar. Yazı işleri, personel, kütüphâne, hizmetliler buna bağlıdır.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Egitim_Haberleri_Gelismeler_Sorunlar_ve_Sinavlar_f94/Yuksekogretim_Kurulu_ve_8211_YOK_1982_Anayasas_t73902.html']Yükseköğretim Kurulu – YÖK | 1982 Anayasası'nın 131. Maddesi Esasında; Yükseköğretim Kurulu, Tüm Yükseköğretimden Sorumlu Tek Kuruluş' target='_blank'>Yükseköğretim' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Egitim_Haberleri_Gelismeler_Sorunlar_ve_Sinavlar_f94/Yuksekogretim_Kurulu_ve_8211_YOK_1982_Anayasas_t73902.html']Yükseköğretim Kurulu – YÖK | 1982 Anayasası'nın 131. Maddesi Esasında; Yükseköğretim Kurulu, Tüm Yükseköğretimden Sorumlu Tek Kuruluş

http://www.kadimdostlar.com/Egitim_Haberleri_Gelismeler_Sorunlar_ve_Sinavlar_f94/Ogrenci_Secme_Ve_Yerlestirme_Merkezi_OSYM_Kurulu_t70015.html'] Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi - ÖSYM | Kuruluş - Yasal Dayanaklar - Tarihsel Gelişme - Görevler - ÖSYM’nin Halen Yapmakta Olduğu Sınavlar Nelerdir? ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Egitim_Haberleri_Gelismeler_Sorunlar_ve_Sinavlar_f94/Ogrenci_Secme_Ve_Yerlestirme_Merkezi_OSYM_Kurulu_t70015.html'] Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi - ÖSYM | Kuruluş - Yasal Dayanaklar - Tarihsel Gelişme - Görevler - ÖSYM’nin Halen Yapmakta Olduğu Sınavlar Nelerdir?

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Üniversite



Çeşitli alanlarda eğitim ve araştırma yapan fakültelerden oluşan yükseköğrenim ve bilim kurumu.


Modern üniversitenin kökenleri, "studia generalia" (genel çalışmalar) adı verilen Orta Çağ okullarına dayanır. Bu Orta Çağ okulları, Avrupa'nın her yanından gelen öğrencilere açıktı. İlk "studia", rahipleri ve keşişleri, katedral okullarıyla manastır okullarının verdiği eğitimden daha yüksek bir eğitime tabi tutmak amacıyla kuruldu. "Studia" çevresinde, "üniversite" terimi, yabancı bir ülkede bir arada bulunan bilim adamlarının oluşturduğu lonca tipinde topluluklar için kullanılıyordu.

12. yüzyılın sonlarına doğru, dört önemli "üniversite" doğdu. Bunlar Lombardları, Toscanalıları, Romalıları ve Fransız, Alman, İngiliz ve diğer uluslardan gelme bilim adamlarını barındırıyorlardı. Üyelerini kişisel ilgileri çerçevesinde oluşturulan bu "üniversitelerin", başlangıçta akademik bir nitelikleri yoktu. Belirli bir üniversite örgütlenmesinin oluşmadığı bu dönemde bile Parisli ya da Bolognalı bilim adamları, toplum içinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptiler.

Paris'te ruhani sınıfın üyeleriyle eş tutulan bilim adamlarının, dinî mahkemede yargılanma hakları vardı. 1158'de, I. Friedrich, Bolognalı bilim adamlarına birtakım ayrıcalıklar tanıdı. Bu ayrıcalıkların arasında, hakları zedelenen bilimadamının görevine ara vererek bir tür "grev" yapma hakkı da vardı. Bütün bu ayrıcalıklar, bir topluluk için olmaktan çok, teker teker bireyler için geçerliydi. 13. yüzyıla gelindiğinde, bilim adamlarının oluşturduğu "üniversiteler", belirli bir idarî örgütlenmeye sahip kurumlara dönüştü.

Bu kurumlara "universitas studii" adı verildi. Bu ilk üniversitelerin belirli bir binaları ve sürekli öğrencileri yoktu. Sürekli olarak bir kentten diğerine yolculuk eden öğrenciler, üniversitelerini de değiştiriyorlardı. Cambridge Üniversitesi, Oxford'dan ayrılan bir grup öğrencinin kaydolmasıyla gerçek bir üniversite niteliğine kavuştu. Aynı biçimde Oxford Üniversitesi'nin tarihi, Paris'ten gelen bir grup öğrencinin üniversiteye girmesiyle başladı. Paris Üniversitesi, Fransız üniversitelerini ve Orta Avrupa ile İngiliz üniversitelerinin tipik örneği oldu.

En eski İskoç üniversitesi St. Andrews, en eski İrlanda üniversitesi de Dublin üniversiteleriydi. ilk Avrupa üniversiteleri Prag (1348), Marburg (1527), Leiden (1575), Uppsala (1477) ve Heidelberg'di (1386). Amerikan üniversitelerinin kökeni, Harvard gibi, devrim öncesinde kurulmuş savaş kolejlerine dayanıyordu. Kanada'daki üniversiteler dinî kuruluşlar tarafından Paris, Oxford ve Edinburg üniversiteleri örnek alınarak oluşturulmuştu. Uzak Doğu'da, 1902'de Pekin Ulusal Üniversitesi, 1877'de de Japonya İmparatorluk Üniversitesi kuruldu.

Türkiye'nin ilk üniversitesiyse 1863'te İstanbul'da kurulan Darülfünun'dur. Kurulduğu ilk yıllarda yalnızca fizik, zooloji ve botanik okutan bu üniversite kısa süre sonra kapatıldı ve ancak 1900'de yeniden açıldı. Bu tarihten sonra, daha önce kurulmuş bulunan tıp ve hukuk fakülteleri de Darülfünun'a bağlandı. Bu dönemde tıp, hukuk, edebiyat, fen, ilâhiyat fakültelerinden ve eczacılık ve dişçilik yüksekokullarından oluşan Darülfünun, 1933'te Atatürk'ün emriyle İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürüldü.

Yeni kurulan bu üniversitede Darülfünun'un bir bölüm öğretim üyesinin yanı sıra Avrupa'dan getirtilen profesörler de görevlendirilerek, öğretim düzeyinin yükseltilmesine çalışıldı. 1944'te Yüksek Mühendis Mektebi, İstanbul Teknik Üniversitesi'ne dönüştürüldü. 1946'da Ankara Üniversitesi, 1953'te Erzurum Atatürk Üniversitesi, 1955'te Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Ege Üniversitesi, 1956'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 1967'de Hacettepe Üniversitesi kuruldu. 1971'de Robert Kolej'in yüksek kısmı Türk Hükümeti'ne devredilerek Boğaziçi Üniversitesi adıyla öğretime başladı.

Üniversiteler, profesörler arasından, 2 yıl süreyle seçilen bir rektör tarafından yönetilir. Rektör, her seçim döneminde sırayla bir fakülteden seçilir. Ancak bir kezden fazla olmamak üzere, rektör bir seçim dönemi daha görevde kalabilir. Üniversitenin öbür idarî organları, üniversite yönetim kurulu ve senatodur. Fakülteler, seçimle işbaşına gelen dekanlar tarafından yönetilir. Ayrıca, her fakültenin bir genel kurulu, bir profesörler kurulu ve bir de yönetim kurulu vardır.

Üniversiteler, ilk kez 1961 Anayasası ile anayasal bir kurum hâline dönüştüler. Bilimsel ve idarî özerklikleri tanındı. Hiçbir koşulla sınırlandırılmamış olan bu özerklik, daha sonra 1971'de anayasada yapılan değişiklikle bazı kısıtlamalar altına alındı. Üniversitelerin bilimsel özerkliği sürdü; buna karşılık, öğretim üyelerinin siyasî partilere üye olması yasaklandı ve devlete, gerekli gördüğü hallerde üniversite yönetimine el koyma yetkisi tanındı. 1981'de yürürlüğe giren Yükseköğrenim Kanunu ile Türkiye'de bulunan üniversite, akademi ve yüksekokullar 27 üniversite hâlinde yeniden düzenlendi.

Üniversitelerin yönetimi ve denetimi de Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) adlı bir üst kuruluşa bağlandı. Bu kurulun 8'i cumhurbaşkanı, 6'sı hükümet, 1'i Genelkurmay Başkanlığı, 2'si Millî Eğitim Bakanlığı, 8'i de Üniversitelerarası Kurul tarafından atanan 25 üyesi vardır. 1961 Anayasası'nda üniversite kurma, devlet tekeline alınmıştı. 1982 Anayasası devletten başka, kazanç amacı gütmemek koşuluyla vakıflara da üniversite kurma hakkı tanıdı.

1982 Anayasası'na göre, öğretim üyeleri ve yardımcılarının bilimsel araştırma ve yayın özgürlüğü, devletin varlığı ve bağımsızlığı, milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği ilkeleriyle sınırlıdır. Üniversiteler, devletin gözetimi altındadır ve güvenlikleri devletçe sağlanır. Rektörleri cumhurbaşkanı, dekanları Yüksek Öğretim Kurulu seçer. Üniversite bütçeleri, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konur ve denetlenir. Tüm öğretim üye ve görevlileri, Millî Eğitim Bakanlığı'nca atanır.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı