İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Antibiyotik Nedir? | Antibiyotikler - Antibiyotik Ne İşe Yarar? Antibiyotiklerin Etkisi Nasıldır? Antibiyotik Sınıflandırması - Antibiyotiklerin Kullanımı Nasıl Olmalıdır? Antibiyogram Nedir? Antibiyotik Tedavisinde Antibiyogram'ın Önemi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Antibiyotikler



Antibiyotik Nedir?


Bakterilerin çoğalmasını engelleyen ya da bakterileri öldüren biyolojik kaynaklı ya da sentetik olarak elde edilen maddelere antibiyotik denir.

Antibiyotik, herhangi bir mikroorganizma tarafından, başka bir mikroorganizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü madde. Antibiyotik üretimi, onu üreten mikroorganizma için selektif bir avantaj sağlar. Örnek olarak, Penicillium tarafından üretilen antibiyotikler, doğada rekabet halinde olduğu diğer mikroorganizmaların büyümesini önleyerek Penicillium'a doğal ayıklanma sürecinde bir avantaj sağlar.




Resmi ekleyen




Antibiyotik ne işe yarar?


Antibiyotikler, doğada, bakteriler ya da mantarlar tarafından üretilir. Bu canlıların antibiyotik üretip bulunduklara ortama salma nedenleri, diğer türlerle besin yarışı içinde olmalarıdır. Bu yüzden, bulundukları ortamda, kendilerinden başka organizmaların yok olmalarını ya da daha fazla büyümelerini engelleyen antibiyotik maddeleri üretirler. Antibiyotikler virüslere, mantarlara ve protozoalara etki etmezler. Bu yüzden bizim kullandığımız antibiyotik ilaçlar da, yalnızca bir bakteri enfeksiyonu söz konusuysa işe yarar. Antibiyotikler artık sentetik olarak da üretilebiliyor. Çünkü antibiyotikler çeşitli hastalıklarla savaşmak için biz insanların en önemli silahlarından biri.


Antibiyotik etkisini nasıl gösterir?


Antibiyotikler bakterilerin yapılarını hedef alırlar ve bu yapılara bağlanırlar. Bağlandıkları yapılarda, bakterinin yaşaması için gerekli olan metabolik olayları engellerler. Bunun sonucunda bakteri hücresi ölebilir, ya da büyüme tamamen durur. Bizim kullandığımız antibiyotiklerde genel ilke, hastanın hücrelerine zarar vermeksizin, bakteri hücre yapısının bozulmasıdır.
Antibiyotikler nasıl sınıflandırılır?

Antibiyotikleri etki mekanizmalarına ve kimyasal yapılarına göre sınıflandırıyoruz. Etki mekanizmalarına göre:


1) Hücre duvarı sentezini engelleyenler.


Hücre duvarı sentezini engelleyen antibiyotikler, kimyasal yapıları içinde bir beta laktam halkası içerdiklerinden genel olarak "beta laktamlar" olarak adlandırılırlar. Hücre duvarındaki belli proteinlere bağlanarak, hücre duvarının devamlılığı için süregelen sentezi durdururlar. Bunun sonucunda bakteri şeklini kaybederek ölür. Bu yüzden beta laktamlar, hücre duvarı olmayan bakterilere etkisizdir.

Temel olarak üç gruba ayrılırlar:

1)
Penisilinler
2) Sefalosporinler
3) Penisilinler ve beta laktamaz kombinasyonları.


Penisilinler: Penisilin, Penicillium chrysogenum adı verilen bir mantar türü tarafından üretilir. Doğal penislinler stafilokoklara ve streptokoklara etkilidir. Ancak son yıllarda bu antibiyotiklere karşı "beta laktamaz enzimi" üreten bakteri suşları çoğaldığı için tedavilerdeki kullanımları sınırlanmıştır. Beta laktamaz enzimi, beta laktamları yok eder. Aminopenisilinler ise doğal penisilinden laboratuarda elde edilen yarı sentetik antibiyotiklerdir. Ampisilin, Amolsisilin ve Bakampisilin, aminopenisilin türleridir.

Sefalosporinler: Sefalosporinler, Sefalosporium adı verilen bir tür mantardan elde edilen beta laktamlardır. Genel olarak penisiline oranla beta laktamazlara daha dayanıklıdırlar. Günümüzde tedaviye giriş zamanlarına ve etki mekanizmalarına göre 1., 2., 3. ve 4. kuşak sefalosporinler olarak sınıflandırılırlar.

Penisilinler ve beta laktamaz kombinasyonları: Beta laktam adı verilen bu antibiyotiklerin beta laktamaz enzimi tarafından yok edilerek, antibiyotiğin etkisinin azaldığı görülmüştür. Bunun sonucunda beta laktam (antibiyotik) ile beta laktamaz inhibitörleri (yani enzimin antibiyotiği yok etmemesi için enzimi engelleyen maddeler) bir arada kullanılmaya başlanmıştır. Bu kombinasyona örnekler: ampisilin+sulbaktam, amoksisilin+klavulanat.


2) Protein sentezini engelleyenler.




Bu antibiyotikler, bakteride protein sentezini sağlayan ribozomların çeşitli bölgelerine bağlanarak, bakterinin büyümesi ve yaşaması için gerekli proteinlerin yapımını engellerler.


Bu gruptaki antibiyotik aileleri şunlardır:


1)
Makrolidler
2) Aminoglikozidler
3) Tetrasiklinler
4) Linkozamidler
5) Kloramfenikol


Makrolidler: Makrolidler Streptomyces türleri tarafından üretilen benzer kimyasal yapılara sahip antibiyotiklerdir. 1952 yılında Filipinler'de topraktan üretilen Streptomyces erythratus'tan ilk makrolid olan eritromisin elde edilmiştir. Makrolidlere örnekler: Eritromisin, Klaritromisin,

Azitromisin..
.

Makrolidler yan etkiler açısından günümüzde en güvenilir antibiyotik grubudur.

Tetrasiklinler: Keşfedildikleri dönemde etki spekturmu geniş bir antibiyotik grubu olan tetrasiklinler birçok bakteri türünde direnç gelişmiş olması nedeniyle popülaritelerini yitirmiş durumdadırlar. Bu yüzden kullanımları çok kısıtlıdır.

Linkozamidler: Ribozomların aynı bölgesine bağlandıklarından makrolidler ile kullanıldığında antagonistik (makrolidlerin etkisini gölgeleyici) etki gösterirler. Diğer antibiyotik seçenekleri uygun olmadığında nadiren kullanılırlar. Antibiyotiğe bağlı kanlı ishalin en sık sebebidirler.


3) Nükleik asitlere etki edenler.



Nükleik asitlere etki eden bu antibiyotik grubuna "kinolonlar" denir. DNA giraz adı verilen bir enzimi inhibe ederek DNA'nın üretimini engellerler. Sentez yoluyla elde edilirler.

Günümüzde kullanılan 3. kuşak kinolonlara florokinolon da denir. 3. kuşak kinolonlardan en sık kullanılanlar: Ofloksasin, Siprofloksasin, Norfoksasin ve Levofloksasin'dir. Florokinolonlar spektrumları geniş olduğundan, bağırsak florasını bozabilirler. Bu yüzden bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi yan etkiler oluşturabilirler.

Çocuklarda güvenirliği kanıtlanmadığından 18 yaş altı için kullanılmazlar.


Geniş spektrumlu antibiyotik ne demektir?


Bir antibiyotiğin etkili olduğu bakteri gruplarının tümü "antibakteriyel spektrum" olarak adlandırılır. Her antibiyotiğin etki spektrumu aynı değildir. Günümüzde kullanılan antibiyotiklerin çoğunun etki spektrumu geniştir. Fakat geniş spektrumlu antibiyotik kullanmak bazı yönlerden risklidir. Bu antibiyotikler kullanıldığında, vücudumuzda doğal olarak bulunan flora bakterilere de etki edebilirler. Bu durum da çeşitli sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, bir antibiyotiğin enfeksiyon etkeni olduğu düşünülen bakterilerin tümüne etkili olması beklenirken, diğer bakterilere, özellikle de sözünü ettiğimiz flora bakterilerine etki etmemesi için, bu antibiyotiğin en ideal spektrumu oluşturulur. Buna da "optimal spektrum" denir.




Resmi ekleyen





Etkileri


Antibiyotiklerin iki çeşidi vardır; biyosidal, mikroorganizmaları öldüren antibiyotikler ve biyostatik, mikroorganizmaların büyümesini ve çoğalmasını (üremesini) önleyen antibiyotikler. Her ne kadar "sadece" mikroorganizmaların (çoğunlukla bakteriler, ve bazı fungi) ürettiklerine "antibiyotik" tanımı verilebilse de, bugün "antibiyotik" terimi patojenlere zarar veren her türlü kimyasal için kullanılmaya başlanmıştır. Bu yüzden, mikroorganizmalar, hayvanlar ve bitkiler tarafından doğal olarak üretilen bu tür kimyasallara "antibiyotik" demekteyiz. Aynı zamanda, doğal olarak üretilen birçok antibiyotik madde suni yollardan daha etkili olmaları için modifiye edilmektedir. Örnek vermek gerekirse, doğal olarak üretilen penisilinler bugün kimyasal olarak modifiye edilerek daha etkili olmaları sağlanıyor. Bir başka örnekte, kloramfenikol isimli antibiyotiktir. Eskiden tamamiyle doğal yollardan elde edilen bu antibiyotik bugün tamamiyle sentetiktir.


Etki Mekanizmaları


Antibiyotikler etkili oldukları mikropların metabolik işlemlerine müdahale ederek çalışırlar. Antibiyotikler müdahale ettikleri metabolik işlemlere göre spesifiktir. Bu metabolik işlemlere örnek olarak; protein sentezi, hücre çeperi sentezi, nükleik asit sentezi veya hücre zarı fonksiyonlarını verebiliriz.

Penisilin, vankomisin ve sefalosporin gibi antibiyotikler bugün en çok kullanılan antibiyotiklerdendir. Bu antibiyotiklerin hepsi bakterilerin hücre çeperlerini zayıflatırlar. Bakterilerin hücre çeperleri uzun peptidoglikan zincirlerinden oluşur. Antibiyotikler bu molekülleri bir arada tutan peptit bağlantılarının sentezini önlerler. Böylece hücre çeperleri zayıflar ve bakteri patlar (lizis). Peptidoglikandan oluşan hücre çeperleri sadece bakterilerde bulunur, hayvan hücre çeperi bulunmazken bitki hücrelerinde selülozdan oluşan hücre çeperleri bulunur. Böylece, antibiyotikler sadece bakterilere zarar verirler.

Streptomisin, eritromisin, tetrasiklin ve kloramfenikol gibi antibiyotikler ise ya protein sentezini önlerler ya da anormal proteinlerin sentezlenmesine yol açarlar. Antibiyotikler bunları bakterilerin ribozomlarına bağlanarak yaparlar. Bakteri ribozomları ökaryotik ribozomlardan (insan ribozomları gibi) daha küçük oldukları için, bu tür antibiyotikler sadece bakterileri etkiler. Böylece bakterilerin saldırdığı canlıya zarar vermezler.

Rifampisin ve antrasiklin gibi antibiyotikler ise nükleik asit sentezine müdahale ederler. Antrasiklinler bunu DNA replikasyonunu önleyerek yaparken, rifampisin transkripsiyonu önler.

Bazı antibiyotikler ise patojenleri hücre zarlarına müdahale ederek yok ederler. Hücre zarına yapılan müdahaleler, hücre zarının yapısını değiştirerek onun birçok özelliğini de kaybetmesine yol açar. Bu hücre sitoplazmasının hücre dışına akması gibi hücrenin yıkımıyla sonuçlanacak olaylara yol açabilir.


Seçicilik - Selektivite


Bugün, bakteriyel hastalıklarla savaşmakta kullanılan antibiyotikler selektif yani seçicidirler. Buna karşın doğada seçici olmayan birçok antibiyotik de bulunur. Seçici antibiyotikler, işleyişleri (mekanizmaları) dolayısıyla sadece bakteri (mikrop) hücrelerine zarar veren antibiyotiklerdir. Yukarıda verilen antibiyotik tiplerinin hepsi seçicidir. Seçici olmayan antibiyotikler ise mikroba zarar verirken, mesela, insanın vücud hücrelerine de zarar verebilirler. Aynı zamanda antibiyotiklerin yan etkileri de olabilir, bir hastalığı iyileştirirken başka sorunlara yol açabilirler.


Direnç


Bilinçsiz ve aşırı antibiyotik kullanımı bakterilerin kullanılan antibiyotiğe karşı direnç kazanmasına neden olabilir. Eğer mikroplar bir antibiyotiğe karşı direnç kazanırlarsa, artık o antibiyotiğin o mikroba karşı etkisi olmaz. Bu nedenle her bakteriye uygun olan antibiyotik kullanılmalıdır. Hastalığa neden olan etkenin bulunması ve bu etkene etkili olacak antibiyotiği bulmak için bir Kültür-Antibiyogram Testi denen laboratuvar testi yapılır. Sadece etkin olduğu mikroplara karşı kullanılmalıdırlar. Grip, nezle gibi virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı etkili değillerdir. Ateş düşürücü ya da ağrı kesici etkileri yoktur. Antibiyotikler mutlaka doktor tavsiyesiyle ve reçetesine uygun olarak kullanılmalıdırlar. Bilmeden kullanılan antibiyotikler hastalığı iyileştirmezler, vücuda zarar da verebilirler.

Konu Hale tarafından 08 Eylül 2015 Salı - 21:55 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Antibiyotiklerin Kullanımı Nasıl Olmalıdır?




Ülkemizde gereksiz ve yanlış tüketilen ilaçların başında antibiyotikler geliyor.

Biraz ateşimiz çıktığında... Boğazımız ağrıdığında... Grip olduğumuzu sandığımızda... Hemen antibiyotiklere sarılmaz mıyız ?


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta




Antibiyotik nedir?



Antibiyotikler, infeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ve bakteri, mantar, parazit... gibi mikroorganizmaların çoğalmasını durdurarak veya onları öldürerek etkili olan bir ilaç grubudur. Yerinde ve uygun olarak kullanıldığında hayat kurtarıcı olan bu ilaçlar, yanlış uygulamalarda önemli ekonomik kayıplara neden oldukları gibi, mikropların direnç kazanmalarına, ciddi yan etkilere de yol açabilirler.


TEMEL KURALLAR


•Antibiyotik seçimi dikkatle yapılmalı, doktor önerisi olmadan gelişi güzel ilaç kullanılmamalıdır. Nezle, grip gibi viral infeksiyonlarda antibiotik almak gereksiz ve zararlıdır.

•Hastalık etkeninin tam olarak saptanamadığı veya birden çok bakterinin etken olma ihtimallerinin olduğu durumlarda geniş spektrumlu antibiyotikler tercih edilir. Doktorlar, özel durumlarda aynı anda iki antibiyotik birden verebilirler.

•Her hasta ve hastalık için en uygun antibiyotik seçilmelidir. Pahalı antibiyotik iyi antibiyotik demek değildir. İdeal seçim, çeşitli vücut sıvılarının (balgam, idrar, kan...) kültür ve antibiyogramına göre yapılır, ancak bu pratikte her zaman mümkün olmaz.

•Antibiotiklerin dozu, genel olarak yaşa ve vücut ağırlığına göre belirlenir. Antibiyotik düzeyi kanda istenilen düzeye erişemiyorsa beklenen etki elde edilemez. Buna karşılık yüksek düzeylerde önemli yan etkiler ortaya çıkar.

•Antibiotikler değişik şekillerde uygulanabilir. En rahat ve ucuz olanı, ilacın ağız yoluyla tablet veya şurup olarak alınmasıdır. Ağız yoluyla ilaç içemeyenlere, bulantı-kusması veya ishali olanlara ya da durumu ağır olanlara antibiyotik kas veya damar içine iğne ile zerk edilerek verilmelidir.

•Antibiyotikler belirli aralıklarla ve düzenli olarak alınmalıdır. Bu süreler antibiyotiğin türüne göre değişir. Bazılarının 6 saat ara ile alınması gerekirken, bazılarının 24 saatte bir alınması yeterlidir.

•Antibiyotik tedavi süresi hastalığa göre farklıdır. Bazı durumlarda tek bir doz bile yeterli olurken bazı hastalıklarda haftalarca ve hatta aylarca ilaç alınması gerekir.

•Gebelere ve çocuklara güvenle uygulanabilecek antibiyotikler olduğu gibi, kesinlikle verilmemesi gerekenler de vardır.

•Böbrek ve karaciğer hastalığı olanlara ilaçlar çok dikkatle verilmeli ve hastalar yakından izlenmelidir.

•Antibiyotiklerin ciddi allerjik belirtilere neden olabilecekleri unutulmamalıdır. Özellikle penisilin türü antibiotikler ölüme kadar gidebilen reaksiyonlara yol açabilirler.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Antibiyogram Nedir?



Belli bir mikrop veya bir kaç türünün gelişmesini ve üremesini hangi antibiyotiğin önleyeceği veya hangi oranda azaltacağını ortaya koyan biyolojik metod. Bir mikrobun alt gruplarının veya sonraki değişik döllerinin antibiyotiklere karşı aynı cevabı vermediği bilinmektedir. Halbuki muayyen bir mikroba veya bir mikrobun muayyen dölüne karşı hangi antibiyotiğin veya antibiyotiklerin tesirli olduğunu bilmek hem tedavi olan hasta açısından, hem ekonomik açıdan, hem de sağlıklı toplum açısından önemlidir. Hasta daha çabuk tedavi olur.





Resmi ekleyen


Besiyeri




Daha az antibiyotik dolayısıyla para harcanır ve daha ilerisi için direnç kazanmış mikrop dölleri bırakılmamış olur Bazan antibiyogram, veya mikrop cinsini belirlemek imkansız olabilir. Hasta organ veya hastalıklı materyalden numune alınamaz veya enfeksiyon çok şiddetli olduğu için beklemeye tahammül olmayabilir. Böyle durumlarda yani antibiyogram elde edilemeyecek veya gecikecek durumlarda kuvvetli antibiyotiklerden veya hasta sistem için özellik kazanmış antibiyotiklerden ikisi kombine olarak kullanılır. Bu arada bir yandan mümkün olursa, antibiyogram çareleri yine her ihtimale karşı aranır. Kullanılan antibiyotikler enfeksiyonu kısmen hafifletir, mikrobun üremesini kısmen azaltır, fakat tam müessir olmazsa, antibiyogram sonucunda belirlenen müessir antibiyotiklere geçilir.

Antibiyogram yapılırken, çeşitli antibiyotik mayilerinin içine şüpheli mikroplar konulur. Mikrobun hangi sıvıda ne derece ürediği, hangisinde üremediği anlaşılır. Neticeler standardize edilir. Genellikle mikroplar antibiyogramda kullanılan antibiyotiklere karşı etkilenenler, az etkilenenler ve dirençli olanlar diye derecelendirilir.

Antibiyogram yapımında halen en çok disk metodu kullanılmaktadır. Bu usülde mikrop petri kutusu içinde hazırlanan katı jeloz besi yerine ekildikten sonra üzerine çeşitli antibiyotik sıvılarına batırılmış yuvarlak kağıt parçaları konulur. Besi yerinde üreyen mikrop etkili olan antibiyotiğin çevresinde üremediğinden yasak bölge meydana gelir. Yasak bölgenin genişliği antibiyotiğin tesir kuvvetinin fazlalığına işarettir. Eğer antibiyotikli kağıdın hemen etrafında dahi çepe çevre mikrop kolonileri ortaya çıkabilmişse, mikrobun bu antibiyotiğe dirençli olduğu gösterilmiş olur.

Antibiyogramın verdiği neticelerin inandırıcı ve güvenli olabilmesi için besi yerinin, besi değerinin, mikrobun üreme gücünün, mikrop ekiminin standart değerlere göre olması gerekir. Antibiyogram sonuçlarına göre bile tedavi yapılmış olsa, mikropların direnç kazanmaması için, hastalık belirtileri tamamen kayboluncaya kadar hatta düzeldikten 1-2 gün sonra bile tedaviyi kesmemek ve kısmamak lazımdır.

Konu Hale tarafından 08 Eylül 2015 Salı - 21:55 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Antibiyotik



Antibiyotik Direnci


Antibiyotik direnci bir mikroorganizmanın antibiyotiklerin etkilerine karşı durabilme yeteneğidir. İlaç direncinin özel bir çeşididir. Antibiyotik direnci doğal seçilim yoluyla rastgele mutasyon üzerinde evrimleşir ancak bir topluluk içinde evrimsel stress uygulamasıyla da gerçekleştirilebilir. Böyle bir gen bir kez oluştuktan sonra bakteri plazmid değişimi ile bireyler arasında yatay bir eksende bu genetik bilgiyi aktarabilir. Eğer bir bakteri çeşitli dirençli genler taşıyorsa buna "çoklu dirençli" veya resmi olmayan bir ifade ile " süper böcek" denilmektedir. Antimikrobiyal direnç terimi bazen açıkça bakteri dışındaki organizmaları da içine alacak şekilde kullanılmaktadır.


Resmi ekleyen



Doğal seçilime bağlı olarak antibiyotik direncinin nasıl evrim geçirdiğinin şema olarak gösterilmesi. En üstte yer alan bölüm bir antibiyotik ile tanışmadan önceki bakteri topluluğunu göstermektedir. Ortadaki bölüm-seçilimin gerçekleştiği bölüm- topluluğun doğruca antibiyotikle etkileşmesini göstermektedir. Son bölüm yeni bir bakteri neslinde direnç dağılımını göstermektedir. Alttaki derecelendirme bireylerin direnç seviyelerini göstermektedir.


Konu Hale tarafından 08 Eylül 2015 Salı - 21:55 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı