İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Genelkurmay'dan belge olayına son nokta!

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 10 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Resmi ekleyen

Genelkurmay'dan belge olayına son nokta

Genelkurmay Askeri Savcılığı, "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nı hazırladığı iddia edilen Albay Dursun Çiçek’in kovuşturulmasına yer olmadığına karar verdi.

Askeri Savcılık’tan yapılan açıklamada, Taraf Gazetesi’nde yayımlanan "AKP ve Gülen’i bitirme planı" başlıklı haber üzerine Genelkurmay Başkanlığı’nca haberin yayımlandığı gün soruşturma emri verildiği anımsatıldı. Askeri Savcılık soruşturma sonunda verdiği kararı şu ifadelerle açıkladı:

"Anılan belgenin Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmadığı, böyle bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından ve aslı bulunmayan fotokopi belgenin 4’üncü sayfasındaki imza bloğunda Alb. Dursun Çiçek’in isminin üzerinde yer alan imzanın şüpheli Dz. P. Kur. Alb. Dursun Çiçek’e ait olduğuna, bu belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli hakkında delil bulunmadığından. soruşturma konusu olay ve şüpheli Dz. P. Kur. Alb. Dursun Çiçek’le ilgili olarak itiraz yolu açık olmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına,
Söz konusu belgenin aslının mevcut olmaması nedeniyle, bu belgenin hangi amaçla kim veya kimler tarafından üretildiği, üretenlerin amaçları, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir şekilde hedef alınıp alınmadığı ve belgenin Taraf Gazetesi muhabirine ulaştırılması ile aynı gazetede yayımlanması olayları hakkında, Adliye Mahkemelerinin görevli ve yetkili oldukları anlaşıldığından, soruşturma dosyasının gereğinin takdir ve ifası için görevli ve yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmiştir."


-SORUŞTURMA YETKİSİ ASKERİ SAVCILIKTA-

Olayla ilgili soruşturma yetkisinin Askeri Savcılığa ait olduğuna dikkat çekilen açıklamada soruşturmada delilerin toplanabilmesi amacıyla her türlü bilimsel ve teknik imkanlardan yararlanıldığı kaydedildi. Yürütülen soruşturma şöyle anlatıldı:

"-12 Haziran’da Genelkurmay Harekat Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğündeki Çiçek’in kullandığı iki bilgisayar da dahil olmak üzere toplam 14 bilgisayarın sabit diskleri teknik bilirkişilerce incelenmek üzere Askeri Savcılığa getirilmiştir. Ayrıca bu bilgisayarların bağlı oldukları ana sunucu ve yedeklerinin muhafaza edildiği Genelkurmay Muhabere Merkezinde tayin edilen bilirkişi ve görevli personelce inceleme yapılmıştır.

-Aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gizli belgenin ele geçirildiği şekliyle gönderilmesi, şüpheli Serdar Öztürk hakkında yapılan aramalara ilişkin arama ve el koyma tutanaklarının, inceleme raporlarının gönderilmesi ivediliğine binaen belge geçer (faks) ile istenilmiştir.

-Bilirkişiler tarafından bilgisayarların sabit diskleri üzerinde inceleme devam ederken, Harekat Başkanlığı ve 3. Bilgi Destek Şubesi’nde görevli personelin ifadeleri de tespit edilmiş, Çiçek’in ise ifadesiyle birlikte kriminal imcelemelerde mukayeseye esas olmak üzere imza örnekleri alınmıştır.

-Bilgisayarlar üzerindeki inceleme 13 Haziran’da tamamlanmış, düzenlenen raporda söz konusu belgeye veya belgenin izine rastlanmadığını belirtmiştir.

-15 Haziran’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenen bilgi ve belgelerin hazır olduğunun bildirilmesi üzerine cevabi yazı ve ekindeki belgeler aynı gün aldırılmıştır. Habere konu belgenin fotokopi olduğu görülmüştür.

-Bu arada, Albay Çiçek’in sicil dosyası getirtilmiş, örnek imzalarını içeren bazı belgelerin asılları alınmış ayrıca görev yaptığı Daire Başkanlığı tarafından gönderilen imza ve parafesini içeren belgeler dosyaya eklenmiştir.

-Fotokopi belge ve Alb. Çiçek’in imza örneklen ile mukayeseye esas belgeler, 15 Haziran 2009 gunu saat 22.00 sıralarında inceleme yapılmak üzere Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’na teslim edilmiştir.

-Yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda, fotokopi belgeler üzerinden sağlıklı bir inceleme ve karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte belgedeki imza ile Çiçek’in mukayese imzaları arasında genel şekil yönünden benzerlik görüldüğü belirtilmiştir.

-"BELGE HİÇBİR ASKERİ YAZIŞMA BİÇİMİNE UYMUYOR"-

-16 Haziran’da belge üzerinde, karargah çalışma usulleri, asker yazışma teknikleri ile emir, talimat, yönerge ve uygulamalara uygunluğu açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen raporda; belgenin şekil açısından hiçbir askeri yazı biçimine uymadığı, belgeye resmi evrak niteliği kazandıracak herhangi bir unsuru içermediği, karargah çalışma usulleri ve askeri yazım teknikleri ile uyuşmayan bir çok maddi hata bulunduğu, askeri yazışma gelenekleri ile örtüşmeyen ibare ve kısaltmalara yer verildiği belirtilmiştir.

-16 Haziran’da soruşturma kapsamında görüşmeler yapmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gidilmiş, bu görüşme esnasında belgenin fotokopi olduğu, aslının bulunmadığı veya ele geçirilemediği öğrenilmiştir.

-"ÇİÇEK’İN DİZÜSTÜ BİLGİSAYARINDA DA BELGE BULUNAMADI"-


-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından sözkonusu belgenin gelmesinden sonra, alınan mahkeme kararı ile 17 Haziran’da 11.00-17.15 saatleri arasında Çiçek’in ikametinde askeri savcının nezaretinde teknik bilirkişilerin katılımıyla arama icra edilmiş ve arama sırasında konutunda bulunan dizüstü bilgisayara ait sabit diskin imajı alınmış, bulunan CD, disket ve cep telefonlarına incelenmek üzere el konulmuş ve yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda özetle; belgenin içeriği ile örtüşen herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı belirtilmiştir.

-Fotokopi belge üzerinde inceleme yapabilme imkanı bulunabileceği düşüncesiyle, belge mukayese evrakı ite birlikte 17 Haziran 2009 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek hem imza incelemesi hem de diğer yönlerden inceleme yapılması istenilmiştir.
-Adli Tıp Kurumu’nca tanzim edilen raporda özetle; inceleme konusu fotokopi belgedeki imzanın, belgeye sonradan eklenip eklenmediği ve Alb. Çiçek’in mukayese imzaları arasında biçimsel olarak benzerlik saptanmakla birlikte fotokopi belgeden yapılacak değerlendirmelerin sağlıklı olamayacağına işaret edilerek, inceleme konusu imzanın Çiçek’in eli ürünü olduğu ya da olmadığı hususlarında bir tespite gidilemediği belirtilmiştir.

-Her iki raporda da belgenin fotokopi olması nedeniyle kesin sonuç bildirilememesi üzerine, 19 Haziran’da TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsünden (UEKAE) yeni bir inceleme istenmiştir.

-UEKAE’nin yazısında da, incelenen dokümanın fotokopi olması nedeniyle bir takım teknik yöntemlerin kullanılamadığı, grafoloji uzmanı bulunmadığından belge üzerindeki imza ve parafların Alb. ÇİÇEK’in eli ürünü olup olmadığı konusunda bir çalışma yapılamadığı, belgenin orijinalinde bulunmayan unsurların belgeye sonradan eklendiğine ilişkin olağandışı bir görüntüye rastlanmadığı, ancak belgenin fazla sayıda fotokopi işlemine tabi tutulması sonucu yazı gövdesinin ve imza bloğunun korozyona uğramış benzeri bir görüntü oluşturduğunun belirlendiği ifade edilmiştir.

-22 Haziran 2009 tarihli bazı gazetelerde yer alan haberlerden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığınca bir rapor düzenlendiğinin öğrenilmesi üzerine, aynı gün ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan mevcut ise, söz konusu raporun gönderilmesi istenilmiştir. Bu aşamada gazetelerde yayımlanan raporun henüz ulaşmadığı bildirilmiş, bilahare söz konusu rapor belge geçer ile Askeri Savcılığımıza gönderilmiştir

-Raporda, belgenin, fotokopi makinası/bilgisayar yazıcısı vasıtasıyla husule getirilmiş olduğunun müşahede edildiği, bu tür belgeler üzerinde bulunan imza/imzalarin grafolojik tanı unsurlarının tamamını belirlemenin mümkün olmadığı, montaj ve ilave gibi yöntemlerle yapılan muhtemel tahrifat türlerinin de her zaman belirlenemeyebiieceği belirtilmesine rağmen, imzanın Çiçek’in eli mahsulü olduğu da ifade edilmiştir.

-"EMNİYET RAPORUNUN SONUÇ KISMI ÇELİŞKİLİ"-

-Raporun gerekçe bölümü ile kesin kanaat belirtilen sonuç kısmının çelişkili olması nedeniyle teknik bilirkişi mütalaasına başvurulmuş ve bilirkişi yeminli mütalaasında özette, fotokopi belge üzennde kalem baskı izi. işleklik, hız, imzadaki el kaldırma hareketleri gibi özellikler mevcut olmadığından buna dayalı bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığını, kesin kanaat belirtmenin yanılgılara sebebiyet verebileceğini belirtmiştir. Bu nedenle, Soruşturmanın sonucunu etkilemeyeceği değerlendirilerek şüphelinin Askeri Savcılık huzurunda verdiği imzaların daha önceki muhtelif belgelerdeki imzaları ile örtüşmemesmin ayrıca incelettirilmesine gerek görülmemiştir.

Bu incelemeler ve deliller kapsamında, habere konu olan belgenin Genelkurmay Başkanlığı Karargahında düzenlenmediği tespit edilmiş, böyle bir belge ile ilgili olarak gerek elektronik ortamda gerekse de yazılı kayıtlarda herhangi bir bilgi, beige emir veya emareye rastlanılmamıştır.

Söz konusu belgenin Çiçek tarafından hazırlanıp hazırlanmadığının, belgedeki imzanın Çiçek’e ait olup olmadığının tespiti maksadıyla yapılan tüm kriminal incelemelerde fotokopi belgeler üzerinde bulunan imzaların, kaligrafik ve karakteristik özellikleri, kalem baskısı, seyir ve sürati, başlangıç ve bitiş noktaları gibi özellikleri yeterince yansıtmaması, imzaların bu belgeler üzerine farklı yöntemler kullanılarak transfer edilebilme ihtimalinin bulunması nedeniyle kesin bir sonuca ulaşamayacağı ortak bir görüş olarak belirtilmiştir.

-"BELGENİN ASLI YOK, FOTOKOPİDEN SAĞLIKLI SONUCA ULAŞILAMADI"-


Her ne kadar bir kısım kriminal raporlarda bahse konu ortak açıklamaya da yer verildikten sonra sanki belge aslından inceleme yapılıyormuş gibi belgedeki imza ile Çiçek’in mukayese imzaları arasında benzerlik görüldüğü veya bu imzanın Çiçek’in eli ürünü olduğu yönünde kanaatler belirtilmiş ise de;

Tek başına fotokopi belgelerden hareketle, cezai ve hukukî sorumluluk doğuracak sonuçlara ulaşılamayacağına, bu tür belgeler üzerinde yapılacak incelemelerden sağlıklı sonuç alınamayacağına ve yapılan soruşturmalarda belge asıllarının mutlaka temin edilmesi gerektiğine ilişkin Yüksek Mahkeme içtihatlarının bulunması,Bilirkişilerin mütalaalarında, hatta imzalar arasında benzerlik veya aidiyet yönünde kanaat ifade eden raporlardan birinin içeriğinde de, fotokopi belgelerden sağlıklı sonuçlara ulaşmanın mümkün olmadığının belirtilmesi,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada elde edilen söz konusu belgenin fotokopi olması ve aslının elde edilemediğinin bildirilmesi,Bilgisayar ve evrak kayıtlarında kapsamlı incelemeler yapılmasına, ilgili tüm personelin ifadesine başvurulmuş olmasına rağmen, soruşturma konusu olayla ilgili olarak, İddiaları destekleyebilecek hiç bir yan delile ulaşılamaması,

Bunun aksine bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde soruşturma konusu evrakın hiçbir şekilde karargah çalışması/askeri yazışma usullerine ilişkin mevzuat, emir ve yerleşik uygulamalar ile uyuşmadığının belirlenmesi üzerine soruşturma konusu olay hakkında ’kovuşturmaya yer olmadığı’ verilmiştir.

Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığı ile ilgisinin bulunmadığı tespit edilen söz konusu belgenin kim veya kimler tarafından üretildiği, üretenlerin amaçları, bu suretle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedef alınıp alınmadığı, belgenin Taraf Gazetesi muhabirine ulaştırılması ve aynı gazetede yayınlanması eylemlerinin adli yargının görev alanına giren muhtelif suçları oluşturabileceği anlaşıldığında B hususlarla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının "GÖREVSİZLİĞİNE", soruşturma dosyasının bir suretinin görevli ve yetkili istanbul Cumnuriyet Başsavcılığına ’gönderilmesine’ karar verilmiştir."

Kaynak..

-----------------------------------------------------------------------------------------

Tamam gerekli araştırma yapılmış, karar verilmiş güzel, peki bundan sonra bu yayın kuruluşuna ne gibi kanuni yaptırımlar uygulanacak, merak konusu. . .
Evet Sayın Basbug " tüm Türkiye neler yapacagimizi görecek derken" neyi söylemeye çalıştığınızı görmek istiyoruz..

#2
romsi

romsi

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 455 İleti
  • Gender:Male
  • Location:ABD
Evet bencede ne yapacaksiniz bakalim sayin Basbug....Ornegin bunu flas habermis gibi kamoyuna sunan Taraf gazetesinin yonetim kadrosunu ,bunun bir psikolojik saldiri oldugu apacik ortadayken,,buna aracilik edenlerin kim yada kimler oldugu, Taraf'in bu saldiridaki rolu konusunda sorguya cekecekmisiniz...Yada karsi propaganda araclarini etkin bir sekilde kullanacakmisiniz..Ornegin Taraf gazetesinin CIA'dan beslendigi ile ilgili belgeleri bir sekilde kamoyuna aktaracakmisiniz...Yoksa Buyukanit pasa pozisyonuna mi dusmeyi planliyorsunuz...Hani kamoyunun birikmis gazini alip sonrada ,kabuga cekilme gibi davranislar...

#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Her zamanki gibi gündemi değiştirmek ve TSK'ya saldırmaktan başka birşey olmadığı belli olan bir suni gündem yaratıldı, mağdurlar falan vardı.

Ben o kadar karmasar değilim, bir beklentim de yok, bekle de gör olacak yani yine.

#4
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Sivil savcılara suç duyurusu

Genelkurmay Askeri Savcılığı sivil savcılığa 4 konuda suç duyurusunda bulundu..


1- Bu belge, hangi amaçla, kim veya kimler tarafından hazırlanmıştır?
2- Bu belgeyi üretenlerin amaçları nedir?
3- Bu belge ile TSK bir şekilde hedef alınmış mıdır?
4- Bu belge, Taraf Gazetesi muhabirine nasıl ulaştırılmış ve yayınlanmıştır?


-------------------------------------------------------------------------


Çok yerinde bir karar.. TSK'lerine Atılan çamurun bedelini aa belge sahteymiş zaten biz ihtimal vermiyorduk gibi yapmacık sözlerle kapatamazsınız. :angry:

Türkiye gündemini günlerce oyalayıp insanların aklıyla oynamanın bedeli mutlaka bir şekilde ödenmeli..

#5
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
'Fotokopiden belge olmaz'

"Fotokopi üzerinden değerlendirme yapamazsınız. Bunun delil değeri bile yoktur."

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gerçek olup olmadığı araştırılan "İrtica ile Mücadele Planı" adlı belgeyle ilgili yaklaşımları eleştirdi. Çiçek, "Fotokopi üzerinden değerlendirme yapamazsınız. Bunun delil değeri bile yoktur" dedi.

Çiçek, olaya "siyasi ve hukuki yaklaşım" arasındaki ciddi farka vurgu yaparak, şunları söyledi: "Olayın bir siyasi bir de hukuki boyutu var. Ben bu tür olaylara hep hukuki bakarım. Belgenin sahte olup olmadığına ilişkin inceleme bitmeden konuşmak sakıncalıdır. Fotokopi üzerinden değerlendirme yapamazsınız. Bunun hukuki açıdan delil değeri bile yoktur. İmzaya ilişkin değerlendirmeler kabul edilmez. Mahkemelerde bu böyledir. Orijinalini bulup ona göre hukuki kanaat oluşturursunuz. Bu şimdi savcıların işi. Bunun sonucunu beklemek gerekir.

Ortada bilgi kirliliği var. 40 kafadan ses çıkıyor. Herkes kendi kanatine göre konuşuyor, siyaset yapıyor. Kendi ideolojimiz ve değer yargılarımızın penceresinden bakarak değerlendirme yapıyoruz. Geçmişte de bunun örneklerini gördük. Sağcı biri solcularla ilgili suçlama olduğunda ’kesin yapmıştır’ kanatiyle yaklaşıyordu. Beraat etse, suçsuz olduğu ortaya çıksa bu kez de ’kılıfına uydurmuşlardır’ denilirdi. Solcuların da sağcılara bakış açısı aynen böyleydi. Şimdi, hukuk bir tarafa bırakılıp, değerlendime yapıldığı için ortada kirlilik var."


Kaynak...



Resmi ekleyen



#6
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Resmi ekleyen Başbuğ: Hazırlayanı bulun!


Başbuğ: TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yürütülüyor.

İşte Başbuğ'un açıklamasından satırbaşları:

- Türkiye’de etrafımızda ve dünyada cereyan etmekte olan gerçek olaylara bakarsak, ciddi bir çok sorunun bulunduğunu ve yaşandığını görürüz.Dünya ülkelerinin hemen hemen hepsi, küresel ekonomik kriz ve bunun doğurduğu ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuşmaktadır.

- Türkiye bunun yanında terör ve bölücü terör örgütüyle mücadelesine devam etmektedir.

- Çevremizde başta İran’daki son gelişmeler olmak üzere, Irak, Afganistan ve Pakistan’da ciddi olaylar yaşanmaktadır. Kıbrıs görüşmeleri de bir tarafta sürmektedir.

TÜRKİYE BİR KAĞIT PARÇASI ETRAFINDA ENERJİSİNİ HARCADI

- Şimdi bütün bunlar yaşanırken Türkiye neredeyse iki haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın elinde bulunan topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaşmış olduğu kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir, harcamıştır.

YARGI SÜRECİ BEKLENMEDİ

- Ayrıca yargı sürecine sabırla ve sükunetle bekleme basiretini de gösterememiştir. Her şeyden önce bunlardan dolayı gerçekten biz TSK olarak üzgünüz.

- Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kağıt parçasıdır. Yargıtay içtihadına göre belge hukuki ifade eden bir hakkın dolmasına ve bir olayın ispatına yarayan bir yazıdır.

HEMEN SORUŞTURMA BAŞLATILDI


- 12 Haziran günü belge olduğu iddia edilenin bir gazete yer alması yazılanların ciddi olması ve TSK’nın hedef alındığının görülmesi üzerine hiç zaman kaybedilmeden belge olduğu iddia edilenin, gerekten belge olup olmadığının hukuk ve yargı yoluyla ortaya çıkarılması için Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından soruşturma başlanılmıştır.

- Bu durumda bizim tarafımızdan yapılması gereken tek ve doğru hareket tarzı da budur. Soruşturma aynen adli yargı teşkilatı içerisinde cumhuriyet başsavcılıkları gibi anayasal teminatlar altında bağımsız bir şekilde yargısal faaliyetlerde bulunan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür.

- Askeri savcılık kanunlar çerçevesinde incelenmesi gereken tüm hususları mevcut bilimsel ve teknik imkanlarını kullanarak bu karara ulaşmıştır.

- Askeri savcılığın verdiği kararı beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz. Ancak bu karara karşı saygısız küçümseyici tavırlar içerisine giremezsiniz. Bu tip davranışlar askeri yargıyı küçültmez bu şekilde davrananları küçültür.

KURGULANMIŞ OLAYLAR TSK'YI YIPRATMAYA YÖNELİK

- Son dönemlerde artan bir şekilde ve örgütlü olarak gerçekleştirdiği değerlendirilen kurgulanmış bazı olaylar TSK’yı yıpratma ve karalama kampanyasına dönüştürülmektedir.

- Hukuk açısından yaşadığımız olayda bugün gelinen nokta olduğu iddia edilen bir kağıt parçası olduğunu, yani bir belge olmadığını bize göstermektedir. Bu konuda Genelkurmay Başkanlığı ve asker savcılık elindeki mevcut bütün bilgiler ışığında ve hukuk kuralları çerçevesinde gerekeni yerine getirmiştir.

- Bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK’yı yıpratma amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz. Bunun kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması göreviyse devletin istihbarat organlarıyla ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ediyor ve bunun yerine getirilmesini istiyoruz.

- Çünkü bu konunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu ve buna benzer olayları devlet bu millet ve ordu içinde fitne ve fesat çıkartma eylemleri olarak görüyoruz.

TSK demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine bağlıdır ve saygılıdır.

BENİM İFADEM EN BÜYÜK TEMİNATTIR

- Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan davranışlarda bulunan ve bulunabilecek personelini TSK bünyesinde barındırmaz. Bunu kim söylüyor? Bunu Anayasamızın 117. maddesine göre, TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı ben söylüyorum.

- Artık TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı’nın bu ifadesi en büyük teminattır. Daha bunun dışında başka şeyler aranmasının anlamını anlayamıyorum.

- Bakın bütün bu söylemlere rağmen TSK’yla artık hiçbir neden haklı neden, ve haklı bir gerekçeye dayanmadan çeşitli nedenlerle ve çeşitli şekillerde, darbe ve muhtıra söylemlerinde bulunanların iyi niyette olmadıklarını ve halkımızın da bundan usanmış olduğunu düşünüyoruz.

TSK'NIN ÜZERİNDEN ELİNİZİ ÇEKİNİZ

- Onun için TSK’nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki, artık silahlı kuvvetler üzerinden elinizi çekiniz.

TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz.

- TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yürütmeye son verininiz.

- TSK tarihsel misyonu, kurumsal kültürü ve devlet adamlığı ve tecrübesinin gereği olarak kendisine karşı asimetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekata her zaman ve özellikle kamuoyu önünde cevap vermekten kaçınmaktadır.

- Ayrıca bize askeri okullarda şu da öğretildi. Bize dendi ki komutanlarımız tarafından, akıllı insan her şeyin farkına varır, akılsız insan ise her konuda fikrini söyler. Bu nedenlerle bizlerin olayları takip etmediğimiz, anayasa çerçevesinde gereken yer ve zamanda rahatsızlıklarımızı dile getirmeyeceğimiz şeklindeki değerlendirmeler doğru değildir.

- TSK hiçbir gerçeğe dayanmayan hukukdışı davranışlarla yıpratılması faaliyetlerinin devam ettirilmesine, katlanamaz.

TSK bütünlüğünün her türlü dış etkilere maruz bırakılmasına seyirci kalamaz.

- Unutulmamalıdır ki TSK’nın bütünlüğünün korunmasını ve haksız yere yıpratılmasını aynı zamanda ülkemizin bir beka sorunu olarak görüyoruz. Lütfen bu noktanın iyi anlaşılmasını istiyorum.

- TSK üzerinden oynanan ve oynanacak oyunlar bizim görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmedeki kararlarımızı etkileyemez. Kimsede bu şekilde beklentilerin içinde bulunmasın. Daha öncede ifade ettiğimiz gibi TSK’nın güvenlik boyutunda ilgilenmek zorunda olduğu ülke konulara ilişkin görüş düşünce ve tekliflerimizi yasal platformlarda iletmeye devam edeceğiz.

YAŞANANLARI MGK'YA GETİRECEĞİZ

- Tahriklere kapılarak, kamuoyu önünde tartışmalara girmeyi uygun bulmuyoruz. Bu çerçevede son yaşanan olayları da MGK’ya getireceğiz. Benim başlangıç olarak sizlere söylemek istediğim hususlar bunlardır.

SORULAR:

- Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın bir açıklaması oldu. Bu konuda daha yapılması gerekenler odluğunu sizin bu konuyu çok iyi bildiğinizi ve bir çalışmanın yürütüldüğüne de inandığını söyledi. Bu çalışma nedir?

Şimdi bu konuyu biraz önemli olduğu için biraz daha geniş makro seviyeden bakarak cevap vermek istiyorum. Birincisi burada tekrar altını çizme ihtiyacı duyduğum husus, TSK’da demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşüncede olanlar barınamaz. Bunu TSK’nın komutanı olarak ben açıkça ifade ediyorum. Böyle durumlar olursa TSK, Genelkurmay Başkanlığı, gerekeni anında yerine getirir, bu konuda başka yerlerden işaret almamıza gerek yoktur. Şimdi bugüne kadar yaşanan süreçte neler oldu, neler yapıldı, bundan sonra neler olabilir sorusu soruluyor. Bu konuyu doğru anlayabilmeniz için ilk önce askeri mahkemelerinin yetki ve sorumluluklarını anlamanız lazım. Maalesef rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi, bu konuda da hukukçularda dahil, dışında olanların farklı yorumlar yapması doğal fakat hukuk tahsili görenler bile yanlış yorumlarda bulunuyor. Mumcu’nun dediği gibi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz.

ASKERİ MAHKEMELER

Askeri mahkemelerin yetki ve sorumlulukları çok açık. Merak ediyorsanız Askeri Yargı Usul Kanunu'nun 9. maddesini okuyun. Orada derki, “Askeri kişilerin askeri suçları varsa ortada bunlar askeri mahallerde askerlik hizmetleriyle ilgiliyse buna bakacak olan yargı makamı askeri yargıdır” çok açık. Söz konusu iddiada nedir karşımıza gelen? İddia edilen suçun Genelkurmay Karargahı’nda iddia ediyor. Kim işledi? Askeri kişiler. Bu kadar açıkken hala yok efendim askeri mahkeme mi bakar sivil mahkeme mi bakar yaklaşımı abesle iştigaldir.

CAHİLCE BEYANLAR

İkincisi askeri mahkemelerle ilgili olarak çok yanlış değerlendirmeler yapılıyor. Bazı akademik ünvana sahip kişiler artık dünyada Avrupa’da askeri mahkemelerin bile kalmadığını söyleyecek kadar cahilce belki de maksatlı beyanlarda bulunuyorlar. Askeri mahkemeler bugün geçerli. Hangi ülkelerde şu anda askeri mahkemeler var? İngiltere, Belçika, İtalya, Lüksemburg, İspanya, Yunanistan, Polonya'da askeri mahkemeler var. Şimdi Türkiye’de yargının iki başlı olduğunu iddia edenler, niye kamuoyuna bunu söylerken, şunu da söylemeleri lazım. Evet ama AB ülkelerinde de askeri mahkemeler var demek lazım. Bunu söylemiyorlar, o zaman maksatlı. ABD’de de askeri mahkemeler var, Rusya’da da, İsrail’de de askeri mahkemeler var. Askeri mahkemeler tarafsız değildir diye suçlamalar var. Bu askeri mahkemeler çatı sokak mahkemeleri mi? Siz nasıl askeri mahkemeleri bu şekilde tanımlarsınız. Askeri mahkemeler bağımsız değildir. Ben size bir örnek vereyim. Şu anda askeri mahkemelere baktığınız zaman hakimler subaylar vardır.

Genelkurmay askeri Mahkemesi, yani benim mahkemem, askeri mahkemelerde subayların bulunmasının, anayasaya aykırı olduğu düşüncesiyle, Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı. Anayasa Mahkemesi de kabul etti. Ben bunu söyleyeyim, siz de kalkın deyin ki askeri mahkemeler bağımsız değildir. Böyle şey olur mu? Bir şey daha söylüyorlar, soruşturma askeri mahkeme kıta komutanının soruşturma emriyle başlıyor. Emir verdik ya, emirle başlattık. Biz bu emri, olayın akabinden yarım saat sonra verdik. Soruşturmaların açılması sadece, kıta komutanının soruşturma emri vermesiyle olmaz. Savcı aciliyet görürse soruşturmayı açar. Şimdi bunlar varken nasıl “bağımsız değildir”e gidersiniz. Bu binada yanınızdaki bir salonda yarbay Mustafa Dönmez’in mahkemesi bugün başladı. Her zaman söylüyoruz, yargı kesin karara ulaşmadan evvel herkes bir kere suçsuzdur.

ASKERİ MAHKEMELERE YÖNELİK SUÇLAMALAR GERÇEK DIŞI

Ama Yarbay Dönmez ile ilgili iddianameyi kim hazırladı? Yine bu savcılar hazırladı ve iddianamede Yarbay Dönmez’e yönelik suçlamalar oldukça ciddi.

Böyle gerçekler varken, askeri mahkemelere ve savcılara yöneltilen suçlamalar gerçek dışı ve maksatlıdır.

SORUŞTURMA 12 GÜN SÜRDÜ

12 Haziran günü bu haberin gazetede çıkması üzerine askeri savcılık, yetkisi dahilinde olduğu için soruşturmaya başladı. Bu andan itibaren bu belgenin bulunduğu ki İstanbul Başsavcılığı’nın dosyasındaki bir belgedir, Başsavcılıkla işbirliği yaptılar. Bizim amacımız burada bu belge doğru mudur değil midir, bunu bulmak mecburiyetindeyiz. Biz İstanbul Başsavcılığı’na, elinizde ne kadar bilgi belge varsa verin dedik ve soruşturma 12 gün sürdü. Diyeceksiniz ki soruşturma yetersiz diyeceksiniz, bir taraftan niçin 12 gün sürdü diyeceksiniz. Bu kadar çelişki olur mu?

SORUŞTURMA TEKRAR AÇILABİLİR


Şimdi Genelkurmay Askeri Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığını kararını vermiştir. Bu karar kesin değildir. biz hukuk devletiyiz, ilkelerine sadığız. Kesin değildir evet. Önemli olan şu, bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil bilgi emare çıkarsa, bu soruşturma tekrar açılabilir. Burada önemli olan şudur, soruşturma şartlarında değişiklik olmaması durumunda, bu soruşturma tekrar burada açılır. Bunun aksini düşünmek hukuka aykırıdır. Olayda bir müştereklik bulunabilir.

Müştereklik demek, sivil ve askerin beraber yapması gerekmektedir. Ancak tekrar altını çiziyorum, soruşturma şartlarında değişiklik olmadığı takdirde, elbette soruşturma açılabilir. Bizim hiçbirşeyden, TSK olarak bizim her şeyimiz açıktır, hukuka saygılıyız. Hiçbir şekilde hiçbir olay örtbas yapma gibi ne niyetimiz nede hareketimiz vardır. Ancak bizim silahlı kuvvetler olarakta delil toplama üzerinde yetki ve sorumluluğumuz yoktur.

BU KAĞIT PARÇASINI KİMLER HAZIRLADI BULUNSUN

Şimdi bu konunun bu şekilde net olarak ifade ettiğimi zannediyorum. Şu ana kadar bize ulaşan bilgi ve deliller çerçevesinde, Genelkurmay ve Askeri Savcılık olarak biz üzerimize dşen görevi yerine getirdik. Biz bundan sonra ne istiyoruz? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istiyoruz. Bu belgenin gerçek olmadığı noktasından hareketle, bu kağıt parçası kimler tarafından ne amaçla hazırlandı. Bunu bulunuz. Biz bu belgenin doğru olmadığı noktasından hareket ederek, kimler tarafından ne amaçla hazırlandığını istiyoruz. Yoksa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan doğru mudur yanlış mıdır noktasında, soruşturma şartları çerçevesinde istemiyoruz bu bizim işimiz.

SAVCILARLA DİREKT İLİŞKİMİZ YOK

- Basında değişik yaklaşımlar oldu. Ama soruşturma sonucu açıklandıktan sonra dile getirilen soru, soruşturmaya konu olan albayın 20’den fazla imzasıyla ifadesinde verdiği imzanın çok farklı olduğu iddiası yer aldı. Bu imza farklılığını neden soruşturulmadı? Sizin bir bilginiz var mı?

Şimdi elbette bu soruşturma Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür. Bağımsızdır. Samimi söylüyorum. Şimdi şuraya 20 tane hakim albayı getirin ve bana sorun Genelkurmay Başsavcısı kim, tanımıyorum. Ha tanımış olabilirim, başka bir görevde benim yanımda çalışmıştır.Bizim prensip olarak savcılarla direkt ilişkimiz yoktur.

ALBAY'IN DEĞİŞİK İMZALARI

Gelelim değişik imza konusuna. Askeri savcılık elbette bu konunun üzerinde durdu. Durmadığını nereden çıkartıyorsunuz? Ama gelinen değerlendirme, sonuç şudur ki bende bu konuyu bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla, imza değişikleri kriminal inceleme sonucu değiştirmiyor. Bilimsel olarak yapılan bu incelemelerde teknik kriterler kullanılıyor. Siz nasıl şekilde imza atarsanız atın, şeklini değiştirin isterseniz, imza ıslak ise, elinizin mahsulü olduğu anlaşılabilir. Yani bir noktada çizgilerinin, elinizi el hareketleri parmak izi gibi sonuç veriyor. Burada ıslak imzaya sahip belge yok. Elbette askeri savcılık bu konunun üzerinde durmuştur. Ancak belgenin aslı ıslak imzaya sahip bir belge olmadığı için sonuca ulaşılması mümkün değildir.

NEDEN HİCAP DUYAYIM

-Başbakan Erdoğan’ın, doğruluğu kanıtlanmamış bir kağıt parçasından itibarla Şanlıurfa’daki konuşmasında TSK’yı hedefe oturtmasından hicap duyuyor musunuz?

Niye hicap duyayım ki? Kesinlikle böyle bir düşünceye sahip değilim. Düşüncemi soruyorsanız, ben düşüncelerimi Başbakan’a ilettim.

FİTNE-FESAT KARIŞTIRMAK İSTEYENLER

- Konuşmanızın başında sert bir tonda dediniz ki fitne fesat karıştırmak isteyenler var dediniz, Türkiye’nin bekasına karşı tavırlardan bahsettiniz. Bu konuda bir incelemeniz söz konusu mu?

Coğrafya ortada problemler ortada, TSK’nın güçlü bir TSK’nın ve bütünlüğüne sahip bir önemi ortada. Siz buna zarar verirseniz kime zarar veriyorsunuz? Ülkenizin bekasını da riske atıyorsunuz. TSK'da haklı gerekçelere dayalı olarak arkasında ön yargı olmayan elbette tenkitlere açığız. Biz demiyoruz ki TSK hiçbir şekilde tartışılamaz. TSK’yla ilgili olarak hiçbir şekilde yorum yapılamaz demiyoruz. Ama bizim karşı olduğumuz hiçbir gerçeğe dayanmayan, ön yargılı, yıkıcı faaliyetler. Elbette bunları geldiğimiz noktada, bunları biz fitne ve fesat olarak görüyoruz. Devlet içinde millet içinde öyle görüyoruz.

AKP'NİN YARGIYA BAŞVURMASI

- AKP bu kağıt parçası dediğiniz belge çıktığı zaman yargıya başvurdu. Bu yargıya başvurması askeri savcılığın kararından sonra olsaydı iyi olmaz mıydı efendim?

O konuda ben yorum yapmayı uygun görmüyorum. Elbette Türkiye’de hukuk sistemi var. Her müessese verdiği kararı doğru görüyorsa onların takdiridir.

HUKUKA SAYGILIYIZ

- 15 Haziran’da yapmış olduğunuz açıklama vardı. Belge sahte çıkarsa Türkiye görecek şeklinde. TSK’nın hiçbir şekilde bu yıpratma faaliyetlerine katlanamayacağını vurguladınız. Türkiye ne yapacağımızı görecek dediniz. Bu konuda ne gibi bir yöntem metod izleyeceksiniz?

İzliyorsunuz işte. Biz hukuk devleti ilkelerine saygılıyız. Bu süreçte de bunu gösterdik. Bir konuyu askeri savcılığa verdik, savcılık karara gelmeden biz bir kelime bile yapmadık. Bu hukuka olan saygımızdır. Biz hukuka bağlıyız saygılıyız. Elbette hukuk devleti ilkeleri karşısında ne yapılabilirse yapılacaktır. Elbette bu konulara ilişkin görüş ve düşüncelerimizi yasal platformlarda getiririz. Dedim ki MGK’ya bunu getireceğiz. Bu konularla ilgili olarak bazı sorunlar var. Bunlarla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı suç duyurusunda bulundu nedir bunlar? Bakın söz konusu belge, esasında kağıt. Mevcut bilgiler kapsamında kağıt.

Ayın 4’ünde bulundu, ayın 6’sında İstanbul’daki mahkemenin oturumunda bu dosya açıldı. Ayın 6’sı. Bir takım evraklar var. Peki 6’sında açıldı 12’sinde bir gazeteye servis edildi açık ve şimdi bunu sormaya bunu sorgulamaya hem hukuk hem şekil yoluyla hakkımız yok mu? Acaba bir özel kast mı var?

Şimdi o belgelere bakıyoruz tuhaf. Bir yığın belgeler var. O belgeler hakikaten usulüne göre hazırlanmış uygun. Bu iddia edilen belge ise onlarla hiçbir ilişkisi olmayan içerik olarak, artı hazırlanış şekil olarak farklı bir belge. Olabilir mi olabilir ona da itirazımız yok. Şunu sormaya hakkımız yok mu, Bu belgenin Nisan 2009’da hazırlandığını kim tespit etti? Belgenin üzerinde hiçbir tarih yok. Kim tespit etti?

ASİMETRİK-PSİKOLOJİK HAREKAT

Soruşturma kapsamında kriminal raporlar hazırlandı. 17’sinde hazırlandı özel kuryeyle gönderildi, bu kriminal raporun bazı parçaları, bazı basın yayın organlarında yer aldı niye niçin? Belgenin tümü de değil, arzu edilen noktalar. Nedir bu istenen? Bir kamuoyu oluşturma. İlk defa bir tabir kullandım. Medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yapılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bir rapor hazırlandı. 20 Haziran. 22 Haziran’da gazetelerde? Niçin?

Bunlar şimdi tabi ki elbette bizi de düşündürüyor. Biz düşünmeyle kalmadık, aynı zamanda Genelkurmay Askeri Savcılığı hukuki süreci başlattı. Bunlar yanlış. Bırakın bir hukuk süreci normal mecrasında gitsin. Doğru neyse çıksın bizim ona hiç itirazımız yok. Ama siz doğruyu çıkmasını beklemeden, devamlı bunu dinamitlerseniz ne olacak Türkiye’nin düzeni? Gelin hep beraber düşünelim. Bazen trajik durumlar yaşıyoruz, kara mizah örneği.

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın açıklaması Çarşamba günü 14.50’de ajanslara verildi. Uzun bir açıklama. 15’ten itibaren bütün televizyon kanallarımız, son dakika haberlerine başladı. 14.50’de verildi, 15’te bu görüşler başladı. Ben birini takip ettim, saat 15.00. Ve yorumu yapanlar inanın daha o askeri savcılığının görmemiş elinde yok. O anda televizyonlarda da yok ve 15.00’te çıkıyor deniliyor ki “olacağı buydu başka bir şey beklemiyorum” ayıptır bu ayıptır. Alın şu üç sayfalık metni açın okuyun. Katılmadığınız yerler olabilir tenkit edin. Artık herkes çıkıyor yorum yapıyor ve üzülüyorum açıklamanın başlığını bile görmemişler. Televizyonları o programı yürütenlerinde önünde yok. Bu çirkin bu olmaz. Burada bende tabi ajanslara da çağrıda bulunmak istiyorum. Bu tip önemli şeyleri parça parça vermeyin. Ajanslar parça parça veriyor. Elbette televizyondaki arkadaşlarımız sıkıntıya düşüyor. Bir satır görüyor anlamıyor. Yorum yapanlar daha metni görmemiş. Ne oluyor o zaman arkadaşlar? İnsanlar o televizyonları izliyor. İşte bu asimetrik savaş.

Artan şekilde ve örgütlü olarak kurgulanmış bazı olaylar ve birileri tarafından hazırlandığını düşünüyoruz. Yıllardır TSK bundan bahseder, kamuoyuyla paylaşmayı düşünürseniz memnun oluruz ama, bunun kim kimler hangi yapılar olduğuna dair fikirleriniz var mı? Bizle paylaşmasanız da ilgililere aktardığınız oldu mu? Elbette elinizde ciddi bir delil belge olmadan yargı kararı olmadan, kamuoyu önünde herhangi bir kişiyi ve kurumu suçlamak değil. Bu konuyla ilgili bizim de bazı duyduklarımız bildiklerimiz var. Bizde bunları uygun zaman yerlerde paylaşmaya devam edeceğiz.

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI KESİN DEĞİLDİR

- Bu konunun aslında sizin açınızdan da kapanmadığını çıkardım?

Kovuşturmaya yer olmadığı kararları kesin değildir. bu kararlar ancak yeni bir belge yeni bir emare bulaşırsa elbette soruşturma tekrar açılır. Bu belgenin doğru olup olmadığına yönelik açılacak soruşturmanın, bu soruşturma kapsamı değiştirmediği takdirde, biz Genelkurmay Askeri savcılığı olarak düşünüyoruz.

KAALE BİLE ALMADIM

- Bir önceki basın toplantısında demokrasiye ve hukuka inancı olmayanların barınamayacağını belirttiniz. Bu süreç içerisinde sizin şahsınıza yönelik değerlendirmeleri oldu. İstifalarınızı isteyen çağrılara da muhatap oldunuz. Bu sizi incitti mi düşünceleriniz nelerdir?

Hiç kaale bile almadım.

KUSUR YOKSA O PERSONEL ÜZERİNDEN TASARRUF YAPILMASINA GEREK YOK


- Albay Dursun Çiçek’in şu andaki durumu nedir? Kendisine yine atfedilen, Nisan 2008’de yine sivil toplum kuruluşlarına yönelik iddialar gündeme gelmişti. Bu konuda araştırıldı mı?

Genelkurmay ve silahlı kuvvetler, biz bize gelen duyum belge emare bir şey varsa, ciddiye de alınması gereken bunların hepsini ciddi şekilde inceleriz. Gerekirse idari gerekirse yasal süreci başlatırız. Ancak yapılan idari soruşturmalarda eğer ortada herhangi bir kusur işleyen bir personel yoksa o personel üzerinde de tasarruf yapılması söz konusu değildir. Elbette Türkiye demokratik laik sosyal hukuk devlet, hukuk devleti demek herkesin hukuk devleti ilkelerine uyması demek, TSK’da aykırı bir davranış zaten söz konusu değil. Ancak şartlar bizim bunu tekrarlamamıza neden oluyor. Tabiî ki biz TSK’da demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine, aykırı düşüncelerde olanları, aykırı faaliyetlerde bulunanları barındırmayız.

TSK'da demokrasi ve hukuk devletine aykırı düşünenleri barındırmayız ama TSK'da cadı avı da başlatmayız. Dedikodularla hareket etmeyiz, çok ciddi deliller olmalıdır.



Kaynak.

#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Hadi bakalım olay nereye gidiyor ortaya çıkıyor yavaş yavaş.


Mağdur ya da mağdurlar kim şimdi, bence bu sahte belgeyi yaratanlar ortaya çıkartılmayacak, yeni bir Deniz Feneri olayı olacak bu da, umarım olmaz.

#8
romsi

romsi

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 455 İleti
  • Gender:Male
  • Location:ABD
Olay yine gundemde...Anladigim tek sey var..TSK icerisinde kesinlikle MOSSAD ve CIA'ye calisan subaylar var..Bu tur belgeler yapilmasi ve zamani geldiginde gundeme oturtulmasinin baska bir aciklamasi olamaz..TSK'nin da calismalari olsa bu tur belgelerin sizmasinin baska aciklamasi olamaz...
Ozkok pasanin, baskanligi sirasinda darbe soylentilerinin gercek de olabilir olmayabilir soyleminde; alt kademelerin ust kademelerin haberi olmadan benzer planlar gelistirdigi anlami cikar..Iste bu konuda da alt kademedeki subaylar (ajan baglantili) ust kademedeki Laik soylemi on plana cikaran yonetimi zor durumda birakmak adina boyle bir belge duzenlemis ve basina sizdirmis olabilirler de...
Yok gercekten ust kademelerin bilgisi dahilinde yapildi ise adam gibi cikip diyecekler ki evet yaptik , Fettullahi ve AKP'yi cehennemin dibine gonderecegiz desinler, Fettulah'a ve AKP'ye bir tekme de biz vuralim..

#9
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Resmi ekleyen

Belge sızdırılması önlenmeli

GENELKURMAY Başkanlığı, “İrticayla Mücadele Eylem Planı’ iddialarının yargısız infaz aşamasına geldiğini belirterek söz konusu haberlere sert tepki gösterdi. Açıklamada, medyaya belge sızdırılmasınının önlenmesi gerektiğinin altı çizilerek, “Gelinen nokta vahimdir” denildi.


Askeri savcılığa saygılı olun


ASKERİ Savcılık tarafından verilen ‘belgenin sahte olduğu’ yönündeki karara, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma neticesinde ulaşıldığı kaydedilen açıklamada, “Hiç kimsenin bu karara saygısızlık yapmaya ve gölge düşürmeye hakkı yoktur” ifadelerine yer verildi.


TSK’dan sert tepki

“İrticayla Mücadele Eylem Planı” iddialarıyla ilgili açıklama yayınlayan Genelkurmay, olayın yargısız infaza kadar vardığını belirterek, medyaya servisin durdurulmasını ve faillerin cezalandırılmasını istedi


Genelkurmay Başkanlığı, medyada “İrticayla Mücadele Eylem Planı”na ilişkin yeni bazı haberlerin yer almaya başlaması üzerine sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Soruşturma konusu olaylarla ilgili olarak yargısız infaz sonucunu ortaya çıkarabilecek davranışlardan kaçınılması, soruşturmanın gizliliğinin ihlali anlamına gelebilecek bilgi ve belge sızdırma eylemlerinin ölenmesi ve faillerinin cezalandırılmalarının” gereği üzerinde duruldu. Açıklamada, “bugün, bu konuda gelinen nokta vahimdir” değerlendirmesine yer verildi.

Kamuoyuna açıklandı


Genelkurmay Başkanlığının duyurusunda, 23 Ekimden itibaren medyada, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” na ilişkin yeni bazı haberler yer almaya başladığı belirtildi. Söz konusu planın 12 Haziranda medyada gündeme getirilmesinin ardından aynı gün Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığınca soruşturmaya başlanıldığı anımsatılan duyuruda soruşturmanın 24 Haziranda sonuçlandığı ve sonuçların kamuoyuna açıklandığı kaydedildi “Soruşturmanın, aynen adli yargı teşkilatı içerisindeki Cumhuriyet Başsavcılıkları gibi, Anayasal teminatlar altında bağımsız bir şekilde yargısal faaliyetlerde bulunan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütüldüğünün” ifade edildiği duyuruda askeri savcılığın yasalar çerçevesinde tüm hususları incelediği ve karara bağladığı bu karara, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma neticesinde ulaşıldığı belirtildi.

Çiçek’in görev yeri değiştirildi

Duyuruda şunlar kaydedildi: “Hukuka saygılı olduğunu ifade eden hiç kimsenin, söz konusu karara karşı saygısız tavırlar içine girme ve karara gölge düşürmeye çalışma hak ve yetkisi yoktur. Soruşturma devam ettiği sırada, Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek, bulunduğu görevden alınarak Genelkurmay Ana Karargahı binası dışında bulunan Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi Akademik Kurulu’nda geçici olarak görevlendirilmiş, 4 Eylül 2009 tarihinde de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahına atandırılmıştır. Sayın Genelkurmay Başkanı, 26 Haziran 2009 tarihindeki iletişim toplantısında şu açıklamaları yapmıştır; ’Türk Silahlı Kuvvetleri, hukuk devleti ve demokrasi ilkelerine bağlıdır ve saygılıdır. ’’Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan ve davranışlarda bulunan personelini Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde barındırmaz.’’ Hukuk açısından yaşadığımız olayda bugün gelinen nokta (26 Haziran 2009) iddia edilenin bir belge olmadığını bize göstermektedir.’’ Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı vermiştir. Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı kesin değildir. Bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil, bilgi veya emare çıkarsa, elbette bu soruşturma tekrar açılabilir.” Açıklamada, “Bugün gelinen süreçte ise konunun tekrar ve farklı bir şekilde gündeme getirilmesi bir ihbar kabul edilerek, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu kapsamında askeri yargı görev alanına giren konuların kapsamlı bir şekilde araştırılması maksadıyla Genelkurmay Askeri Savcılığınca, bugün (dün)saat 13.30’da soruşturmaya başlanılmasının sağlandığı” belirtilerek şu hususlara yer verildi:

Yeri basın organları değil

“Şayet ortada delil değeri taşıyan bir belge mevcut ise bunun bulunması gereken yerin basın organları değil, yetkili soruşturma makamları olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Bu tip davranışlar, soruşturmaların şüpheli hale gelmesine ve kurumlar arasında güvensizlik ortamının doğmasına neden olabilecektir. Yaşanan gelişmelerin, konuyla ilgili yeni deliller yaratmaya yönelik çabalar olarak algılanması dahi mümkündür ki, bu husus şüphesiz hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamaz. Soruşturmalarda, soruşturmanın gizliliği ilkesinin ve masumiyet karinesinin her zaman dikkate alınması gerekliliği açıktır. Bu kapsamda, soruşturma konusu olaylarla ilgili olarak yargısız infaz sonucunu ortaya çıkarabilecek davranışlardan kaçınılmalı, soruşturmanın gizliliğinin ihlali anlamına gelebilecek bilgi ve belge sızdırma eylemleri önlenmeli ve failleri cezalandırılmalıdır. Belirtilen bu hususlar, hukuk devletinin olmazsa olmazlarındandır ve bugün, bu konuda gelinen nokta vahimdir. Türk Silahlı Kuvvetleri, her ortamda, hukuk devleti ilkelerine, hukukun üstünlüğüne, soruşturma usul ve yöntemlerine bağlı olduğunu söylem ve ylemleriyle ortaya koymuştur ve koymaya da devam edecektir.”


Erdoğan: Başbuğ’la konuşacağız

Başbakan Tayyip Erdoğan, Pakistan’dan İran’a giderken uçakta “İrticayla Mücadele Eylem Planı”na ilişkin yeni gelişmelerle ilgili olarak gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan, “Bu süreçle ilgili olarak o zaman erken tespitler yapılmıştı. Tabii bu erken tespitlerin de şu anda tartışılır hale geldiğini görüyoruz. Çünkü bazı köşe yazarları da ’Yanılmışız’ filan demeye başladılar. Temennim odur ki şu andaki yazılanlar, çizilenler veya söylenenler doğru çıkmasın, yanlış çıksın. Böyle bir bedeli Türkiye Cumhuriyeti Devleti kaldıramaz. Özellikle de Silahlı Kuvvetlerimizin böyle bir zan altında kalmasını da tabii hazmetmek kabul edilebilir gibi değil” dedi. Erdoğan, Türkiye’ye döndükten sonra Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile bir araya geleceğini ve bu konuyu muhakkak onunla görüşeceğini söyledi.

#10
romsi

romsi

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 455 İleti
  • Gender:Male
  • Location:ABD
İTİNA İLE 'ISLAK İMZA' ATILIR

Kamuoyunda ses getiren “ıslak imza” tartışmasını Odatv, 21 Temmuz 2009 tarihinde “Ergenekoncu Polisler Bu Makineyi Çok Sevecek” başlıklı haberiyle yayınlamıştı.

Haber kısaca şöyleydi:Taraf gazetesi, “AKP ve Gülen’i bitirme planı” manşetiyle çıkmıştı. Mehmet Baransu imzasıyla çıkan haber, bir “belge”ye, Genelkurmay Harekât Başkanlığı 3. Destek Şube Müdürlüğü’nde hazırlandığı ve Albay Dursun Çiçek’in imzaladığı ileri sürülen bir “belge”ye dayanıyordu. Söz konusu “belge”, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” başlığını taşıyor ve bu “plan” ise AKP ve Fethullah Gülen cemaatini hedef alıyordu.”

Şimdi yeniden tartışma başladı. Kamuoyu bu olayı konuşuyor.

Konu aynı: “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesinin ıslak imzalı örneği bulundu.

Odatv’de Emre Özsuda’nın 21 Temmuz 2009 tarihli haberine dönecek olursak; Islak imzayı taklit edebilecek makinenin bulunmuş olması…

Nasıl mı?

Anlatalım:

“Otomatik imza sistemi” olarak adlandırılan sistemle çalışan makine var. Arayanlar internet üzerinden bulabileceklerdir, ancak makinenin üretimini yapan firmanın tanıtımını yapmamak için ismini ve internet sayfasını vermemeyi tercih ediyoruz. Bu konuda cihaz ve teknoloji geliştiren ve kendisini “el yazısı otomasyonunda dünya lideri” olarak tanıtan bir firma var.



Firmanın internet sayfasındaki, sık sorulan sorular ve cevaplarına yer verilen bölümde, bir imza makinesinin ne olduğu soruluyor. Yanıt, bir imza makinesinin, bir şahsa ait el yazısını ve imzayı, yazışma, resim, tebrik kartı, kitap ve diploma gibi pek çok türden belgenin üzerine yerleştirebilen bir makine olduğudur. Tükenmez kalemden dolmakaleme pek çok türde özel kaleminin mevcut olduğuna dair duyuru, yine söz konusu firmanın internet sitesinde mevcut. Söz konusu internet sitesinde dikkat çeken bir nokta daha var: En iyi sonucun alınabilmesi için üç adet orijinal imzanın kendilerine yollanması tavsiye ediliyor. Bilgisayar ortamında kullanılabilecek bir “imza dosyası” için bu orijinal imzalar gerekli oluyor. Bu imzalar, bir orijinal resim dosyasıyla yollanabileceği gibi, faksla da yollanabiliyor. Resim dosyası olması hâlinde, tercihen siyah-beyaz ve resim çözünürlüğünün en az 300 dpi olması; faks olması hâlindeyse, faksın, faks makinesinin izin verdiği en yüksek çözünürlükle gönderilmesi isteniyor. Firma, ayrıca, makul bir ücretlendirme karşılığında, Word ve Wordperfect gibi bilgisayar ve ofis programlarında kullanılabilecek bir imza dosyasının oluşturulabileceğini ilân ediyor. Başka deyişle, üç adet imzasına sahip olduğunuz birinin imzasını, bilgisayar ve ofis programlarında bile kullanabiliyorsunuz. Bu sayede, “imzalı belgeler” basabiliyorsunuz.



Son olarak gözden kaçırılan noktayı, mevcut teknoloji ile imzalı ve orijinal bir belgenin üretilebileceği oluyor. Dolayısıyla, söz konusu “belge” olayında da, eldeki fotokopinin “aslının” incelenmesinden bile kesin bir sonuca varılamayabileceği ortaya çıkıyor.”



Bu açıdan günümüzde ıslak imza üretilmesine imkan sağlayan bu teknik nedeniyle belgenin ıslak imzalı örneğinin varlığı dahi sorunu tam olarak çözmeyebilir.






odatv.com




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı