İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

İstanbul Teknik Üniversitesi - İTÜ | Tarihçesi - Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn - Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn - Hendese-i Mülkiye - Mühendis Mektebi Ali'si - Yüksek Mühendis Mektebi Ve Yüksek Mühendis Okulu - İstanbul Teknik Üniversitesi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 20 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


İstanbul Teknik Üniversitesi - İTÜ


Resmi ekleyen



ÖNSÖZ


İstanbul Teknik Üniversitesi, ülkemizin sürekli eğitim yapan en eski öğretim kuruluşudur. 1734 yılında Üsküdar'da açılan Mühendishane devrine göre ileri bir mühendislik okulu idi ve kısa zamanda büyük gelişme göstermişti. Ne yazık ki Yeniçerilerin karşı koymaları üzerine üç yıl sonra kapatıldı. Bu Mühendishane dünyanın en eski mühendislik okulu olarak kabul edilen Ecole des Ponts et Chaussees'den 13 yıl önce kurulmuştu. 1759 yılında Mühendishane yeniden açıldı fakat 1792 yılına kadar sönük bir şekilde devam etti. 1770 yılındaki Çeşme mağlubiyetinin sebebinin teknik alanda geri kalmışlık olduğu anlaşılınca, III. Mustafa tarafından 1773 yılında Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn, 1795 'te ise çok ileri görüşlü bir kanunname ile III. Selim tarafından kurulan Mühendishane-i Berri-i Hümâyûn açıldı. Bu iki okul bir Üniversitenin iki Fakültesi gibi birçok dersleri de beraberce görerek 1808 yılına kadar ayrılmadılar. Mühendishane daha sonra Hendese-i Mülkiye, Mühendis Mekteb-i Âlisi, Yüksek Mühendis Mektebi, Yüksek Mühendis Okulu ve nihayet İstanbul Teknik Üniversitesine dönüştü. Ülkemizde diferansiyel ve entegral hesap, fizik, kimya, hidrolik, coğrafya, mekanik ve elektrik bahisleri ilk defa Mühendishanede okutuldu ve bu bahislere ait kitaplar yazıldı. Yine ilk defa Mühendishanede öğrenciler minder yerine sıralarda ders gördüler, kara tahtaya yazı yazdılar ve yabancı dil olarak Fransızca öğrendiler. Mühendishanenin matbaasında 1798 yılında Nizam-ı Cedit'e ait bilgiler ile Mühendishane hocalarının yaptıkları harp gemilerinin, tersanenin ve diğer mühendislik eserlerini içeren bir kitap basıldı.


Resmi ekleyen



İstanbul Teknik Üniversitesi Logosu



Mühendishane Kabakçı isyanında değerli elemanlarının bir bölümünü kaybetti. Mühendishane hocaları ve öğrencileri Nizam-ı Cedit'in kurulmasında, Yeniçerilerin kaldırılmasında, bahriyenin gelişmesinde, gemi inşasında, harita yapımında ve devletin çağa uygun teşkilatlanmasında önemli hizmetlerde bulundular.

Daha sonraları 1883 yılında kurulan Hendese-i Mülkiyeden mezun mühendisler Hicaz demiryolunun yapımında büyük zorluklar ve tehlikelere katlanarak Medine'ye kadar olan inşaatı tamamladılar ve demiryolunu işletmeye açtılar. Balkan Harbinde, 1. Dünya Harbinde Mühendishanenin öğrencileri cephelerde çarpıştı. İstanbul'un işgalinde Mühendishanenin eşyaları işgal kuvvetleri tarafından bulundukları binadan dışarı atılarak üç defa başka binaya taşındı. Kurtuluştan sonra Gümüşsüyü binasına yerleşti. Bu taşınmalar sırasında eşyalarının ve arşiv belgelerinin bir bölümü kayboldu. Cumhuriyet devrinde de bu belgeler gereği gibi korunamadı ve bu yüzden Mühendishanenin tarihinin, belgelere dayanarak, yazılması da güçleşti. Bugüne kadar Mühendishanenin tarihi üzerine yazılan Mir'at-ı Mühendishane-i Berri-i Hümâyûn, Türk Maarif Tarihi, Deniz Mektepleri Tarihi, Yüksek Mühendis Okulu gibi kitaplarda, bütün arşiv belgeleri tam olarak incelenmediği için, bir çok eksiklik ve yanlışlık vardır. Bu eksiklikler ve yanlışlar ancak Başbakanlık Arşivindeki belgelerin incelenmesi sonunda tamamlanacak ve düzeltilebilecektir. Bu küçük kitapta Mühendishane hakkında yazılanların ve bulunan belgelerin ışığı altında Mühendishanenin tarihinin bir özeti çıkarılmış daha ayrıntılı bir inceleme yapacaklara yol gösterecek bilgiler verilmiştir. Ayrıca Mühendishaneden İstanbul Teknik Üniversitesine gelinceye kadar çıkartılan önemli kanunlar, yönetmelikler, belgeler ve bazı kaynaklardaki bilgiler kitaba eklenmiştir. İstanbul Teknik Üniversitesinin bugünkü durumu, mezunlarının sayısı hakkında da istatistiksel bilgiler verilmiş ve grafikler çizilmiştir. Bu eserin hazırlanmasını teşvik eden ve yardımlarını esirgemeyen başta Sayın Rektör Prof. İlhan Kayan'a ve Yardımcısı Prof. Dr. Güngör Evren'e teşekkürlerimi sunarım.


Nisan 1990 - Kâzım Çeçen


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Buyuk_Osmanli_imparatorlugu_f122/Osmanli_Devleti_ve_39_nde_Muhendislik_Muhendish_t61445.html']Osmanlı Devleti'nde Mühendislik | Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn - Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn - Hendese-i Mülkiye - Mühendis Mekteb-i Alisi (Yüksek Mühendis Mektebi) ' target='_blank'>Osmanlı' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Buyuk_Osmanli_imparatorlugu_f122/Osmanli_Devleti_ve_39_nde_Muhendislik_Muhendish_t61445.html']Osmanlı Devleti'nde Mühendislik | Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn - Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn - Hendese-i Mülkiye - Mühendis Mekteb-i Alisi (Yüksek Mühendis Mektebi)



İstanbul Teknik Üniversitesi – İTÜ resmi web sitesi

Konu Hale tarafından 17 Ağustos 2015 Pazartesi - 18:11 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
1. Giriş


Osmanlı Devletinde mühendislerin büyük bir bölümü Yeniçeri Ocağından yetişirdi. Bina ve Köprü yapımında çalışan mimar ve mühendisler ya bu meslek erbabının ya da çalışarak ihtisas sahibi olurlar veyahut Mimar Sinan gibi yine Yeniçeri Ocağında çeşitli kademeleri geçerek meslek sahibi olurlardı.

1683 yılındaki Viyana bozgunundan sonra aklî ilimlerde ve teknik alanda çok geri kalındığı farkedildi. III. Ahmet devrinde ilkönce Nevşehirli Damat İbrahim Paşa medreselere riyaziye yani matematik derslerini koydurttu. İlk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika'nın teklifi üzerine 1727 tarihinde 300 kadar Bostancı Ocağından alınan kişiler yeni bir metodla eğitime tabi tutulmağa başlandı fakat Yeniçerilerin karşı koyması ve ayaklanması, öğrencilerin çoğunun şehid edilmesi üzerine bu teşebbüs de başarısızlıkla sonuçlandı.

İkinci önemli teşebbüs I. Mahmud'un saltanatı devrinde (1730-1754) yapıldı. Sadr-ı A'zam Topal Osman Paşa (1731-1732) tarafından yapılan teklif üzerine 1734 tarihinde Üsküdar'da Hendesehane veya Humbarahane adıyla ilk Mühendishane açıldı. Osmanlılara iltica eden Fransız soyiusu piyade generali (Kont) (Claude) Comte de Bonneval (1675-1747) dinini değiştirerek müslüman oldu ve Humbaracı Ahmet Paşa adını aldı (Kabri Galata Mevlevihanesindedir). Humbaracı Ahmet Paşa Hendesehanede matematik dersleri veriyordu. Sonradan bu derslere evlatlığı Süleyman tarafından devam edildi. Hendesehanede Pirîzade Mehmet Sait Efendi tarafından mühendislikte kullanılan çeşitli aletler yapıldı ve bu aletler öğrencilere çok faydalı oldu. Avrupanın ilk Mühendislik Okulu olan ve 1747'de kurulan "Ecole des Ponts et Chaussees"den 13 yıl önce açılan Hendesehane yine Yeniçerilerin karşı koyması üzerine kapatıldı. 1759 yılında Sadr-ı A'zam Koca Ragıp Paşa Hendesehane'yi (Humbarahane) Haliç'te Karaağaç'ta tekrar kurdu ise de bu okulda zamanla bir gelişme olmadı, III. Selim devrine kadar sönük bir şekilde devam etti.


2. Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn


Osmanlı Devletinde gemi inşaiye mühendisleri, kaptanlar, kartograflar gibi teknik elemanların hepsi Bahriyeden yetişmişlerdi. Bu alanda eğitim yapan bir okul ise ancak 18. yy'ın sonuna doğru açılabildi. 1768'de başlayan Osmanlı-Rus harbi Osmanlıların mağlubiyeti ile sonuçlanınca Rusların Battık Filosunun Akdeniz'e geçeceği haberi yayıldı.



Resmi ekleyen



Atlantiğin haritasını yapan, Kitab-ı Bahriye'yi yazan Pîrî Reis ve Dünya haritası ile Akdeniz haritasını yapan Ali Macar Reis'ten 250 yıl sonra Rusların Baltık Filosunun Akdeniz'e geçmesinin mümkün olamıyacağı Osmanlı Sarayında tartışılmış, Fransız Sefiri Comte de Saint-Priest bu filonun geçebileceği hususunda Bab-ı Âli'yi ikaz etmişti. Nitekim Baltık Filosu Akdeniz'e geçerek Osmanlı Filosu ile çatışmağa girmişse de kesin bir sonuç elde edememiş, bu deniz muharebesinde Osmanlı Kumandanları ve bilhassa Cezayirli Hasan Bey büyük kahramanlık göstermiş fakat 6/7 Temmuz 1770 gecesi Çeşme Koyunda, sıkışık bir şekilde demirlemiş bulunan Osmanlı Filosu, içeri giren düşman gemisinin attığı ateşlerle tamamen yanmıştır.

Cezayirli Hasan Bey, Çeşme deniz savaşında ve Limni adasında gösterdiği kahramanlık ve başarı dolayısıyla Kasım 1770 yılında Kapdan-ı Deryalığa tayin edilmiş 27 Şubat 1774 tarihinde ayrılmış, Temmuz 1774'den 20 Nisan 1789 tarihinde ikinci defa Kapdan-ı Derya olmuş ve böylece toplam 18 yıl 1 ay 15 gün bu görevde kalmıştır. Hasan Paşa Çeşme mağlubiyetinin esas sebebinin gemilerin gerektiği gibi inşa edilmemiş ve personelin devrin bilgilerini yeterince öğrenmemiş olmasından kaynaklandığını, düşmanlara göre teknik bakımdan çok geri kalındığını, Padişah III. Mustafa'ya izah etmiş, bunun üzerine 1773'de Mühendishane açılmıştır.(1,2).



Resmi ekleyen



1770 Çeşme muharebesi sırasında müşavir olarak bulunan Macar Soylusu Baron de Tott'un 1784 yılında yayınlanan kitabında 1773 yılında açılan okulun adının "Riyaziye Okulu" olduğu yazılmaktadır. İtalyan Papaz Giambatista Toderini'nin 1787'de yayınladığı kitapta ise 1773'de açılan Okulun adı "Mühendishane" (Mühendis Khane-Ossia Camera die Geometria) olarak geçmektedir.


Resmi ekleyen



Baron de Tott'un kitabındaki "Ecole de Mathematique" sözcüğü Riyaziye Mektebi olarak düşünülebilir ise de Mühendishane'nin mukabilidir. Nitekim Mühendishane-i Berr-i Hümayun hocalarından Seyyid Mustafa'nın Mühendishane'de basılan "Diatribe de l'ingenieur Seid Mustapha sur L'etat actuel de Tart Militaire, du Genie, et des sciences a Constantinople" adlı eserinin ön sözünde kendi unvanını "Ingenieur et Professeur dans l'Ecole de Mathematique â Sudlitze" diye Fransızcaya çevirmiştir.

Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:38 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın 2. Kapdan-ı Deryalığı sırasında Darağacında Tersane-i Amirede, eski kadırgaların çekildikleri gözlerden (çeşm) birinin içinde 18 Kasım 1776 tarihinde Hendese Odasının törenle açıldığı, Küçük Hüseyin Paşanın III. Selim'e sunduğu 26.1.1797 tarihli lâyihada belirtilmektedir. Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn'un başlangıç tarihi bu sebeple bazı araştırıcılara göre 1773 diğerlerine göre ise 1776'dır. Aradaki bu 3 yıllık fark şu şekilde açıklanabilir.


Resmi ekleyen



Küçük Hüseyin Paşa'nın lâyihasında "Tersaneye lüzumlu olan sefine inşa eylemek ve derya haritası ve müteferriatını bilmek mısullû hendese teallümüna 1190 (1776) tarihinde nizam verildikte..." dendiğine göre 1776'da Tersanede açılan Mühendishaneye, eski Mühendishane geliştirilerek gemi inşa etmek ve deniz haritası çizmek gibi denizcilikle ilgili bilgilere ağırlık verecek şekilde, yeni bir şekil verilmiştir. O halde Mühendishane-i Bahri-i Humâyûn'un başlangıç tarihini okulun adı ne olursa olsun 1773 olarak almak gerekecektir. Bu okulun açılmasından çok önce İstanbul'da bulunan Baron de Tott ile Mühendishaneyi ziyaret eden ve hocalarla konuşan GiambatistaTodereni'nin de başlangıç olarak verdikleri 1773 tarihi doğrudur. Küçük Hüseyin Paşa'nın Lâyihasında bu tek odalı Hendesehanenin kifayetsiz olması dolayısıyla Halil Hamid Paşa'nın Sadr-ı A'zamlığı sırasında (1782-1785) Tersane Emini Mehmet Ataullah Efendi eliyle Tersane zindanı yanında, üç anbarlı kalyonların yapıldığı yerde, birkaç odalı Hendesehane inşa olunarak öğretmen ve öğrencilerin oraya taşındığı yazılıdır.

Rusların Kırım Hanlığının işlerine karışması üzerine orduyu yetiştirmek için yabancı uzmanlar getirtilmiş, başka okul olmadığı için onlar da Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûnda ders vermişler. Küçük Hüseyin Paşa'nın lâyihasında 1776 yılında yeni bir şekle sokulan Mühendishaneye Cezayirli Hasan Efendi, Hoca olarak tayin edilmiş, bazı kaptanlar ve devlet ricalinin çocuklarından 50 kadar öğrenciye Salı ve Cuma günlerinin dışında ders verilmiştir. Cezayirli Hasan Hoca donanmaya Mirî Kaptan olarak tayin edilince yerine Hocalardan Seyyid Osman Efendi getirilmiştir.

Okulun ilk hocalarından meşhur Gelenbevî İsmail Efendi için logaritmayı icat eden kişi denmiş ise de, bunun doğru olmadığı, logaritmayı en iyi bilen ve kullanan kişi olduğu anlaşılmıştır. Gelenbevî İsmail Efendi ve Kassabbaşı-zâde İbrahim Efendi Mühendishanede teorik bilgileri okutmuşlar ve Müdürlüğe Mustafa Reşit Efendi getirilmiş, sonra bu görev İbrahim Efendiye verilmişti. Kemal Beydilli bu sırada okula bir nevi burslu olarak giren yedi kişi arasında muhtemelen sonradan aynı okula hoca olan Seyyid Mustafa'nın da bulunduğunu yazmakta ve bu devrede iki Seyyid Mustafa'dan bahsedildiği için Mühendishane-i Bahri-i Hümayundaki Seyyid Mustafa'yı Büyük Seyyid Mustafa (yaşça) diye adlandırmakta ve Seyyid Osman Efendi'nin Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûna tayininden sonra onun yerine Seyyid Mustafa'nın Hoca tayin edildiğini bildirmektedir. Seyyid Mustafa, Fransız Hocalardan Brune'nin öğrencisi olarak temayüz etmiş ve Kalas İskelesinde yapılacak Firkateyn inşasına memur edilmiştir

Seyyid Mustafa sonradan Ahmet Hoca (Kaptan)nın yanında Halife-i Sani olarak çalışmıştır. Ahmet Hoca ile Seyyid Mustafa Hoca'nın yaptıkları harp gemisi ve Firkateyn'in resimleri Mahmud Raif Efendi'nin kitabından alınarak verilmiştir. Mahmud Raif Efendi 1807 yılında 47 yaşında öldürülmüş ve yenileşme hareketlerinin şehidi olmuştur. Seyyid Mustafa'nın da şehitler arasında olduğu çeşitli kaynaklarda yazılmış ise de Kemal Beydilli 1807'den sonra da hayatta oduğuna dair vesikalar vermektedir.

Küçük Hüseyin Paşa'nın vefatından sonra Kapdan-ı Derya olan Abdülkadir Paşa'nın (1803-1804), III. Selim'e takdim ettiği bir lâyihada Ahmed Hoca'nın Halife-i Evvel, Seyyid Mustafa'nın Halife-i Sâni olduğunu, Napoleon'un Mısır'a saldırması üzerine mühendis Brune'ün Fransa'ya kaçtığı yerine Benoit adlı mimar mühendisin tayin edildiği bildirilmekte, bunun üzerine Mühendishane-i Bern'de harita ve Coğrafya okutmak üzere tayin edilen Seyyid Ahmed Efendi'nin de tekrar Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûna tayin edildiği açıklanmaktadır).

I. Abdülhamit devrinde (1774-1779) Kapdan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa okulun gelişmesine çok yardım etmiş, Sadr-ı Â'zam Halil Hamid Paşa zamanında 1784 yılında Fransa'dan getirtilen yabancı uzmanlar başka okul mevcut olmadığından Mühendishanede ders vermişler ve Le Roi ile asistanı Monier (askeri mühendis ve inşaat mühendisi), De Lafitte-Clavet, Francois Alexis Petolin (Top dökümü), yüzbaşı Saint-Remy (Topçu), Fransız sefaretinde bulunan astronom Tondul çeşitli dersler vermişler, Fransız Sefiri Choiseul-Gouffier'ın teşviki ile ders notları küçük bir matbaada bastırılmıştır).

Rusların ve Avusturyalıların bu gelişmenin önlenmesi için Fransa'ya müracaatları üzerine Fransız heyyeti 27 Eylül 1788'de ülkelerine geri dönmüştür. Fransızlar döndükten sonra Mühendishanenin Başhocalığına Kasapbaşızade İbrahim Efendi getirilmiş, Gelenbevî İsmail Efendi daha sonra Palabıyık Mehmet Efendi ve Baha Efendiler sıra ile Başhoca olmuşlardır. III. Selim (1789-1807), 1795 tarihinde çok daha mükemmel bir okul olan Mühendishane-i Berri-i Humâyûn'u açmış, 1803 tarihinde her iki okul 1808 tarihine kadar Kırımlı Ramiz Efendi'nin idaresinde aynı yönetimde devam etmiştir. Mühendishane-i Bahri-i Humâyûn'un öğrencileri Pazartesi, Perşembe günleri Mühendishane-i Berri-i Humayun'da beraber ders görmüşlerdir).

Haftanın iki günü Mühendishanede çalışan öğrenciler, diğer günler Tersanedeki kışlada Seyr-i Sefain (Navigasyon) ve gemi inşaatı bölümlerinde ders görürdü. Kadro ise seyr-i sefainde 35 şakird (öğrenci), bir kalfa, iki hoca, gemi inşaatı bölümünde ise 10 şakird, iki kalfa olarak tesbit edilmişti. Seyr-i sefain bölümünü bitirenler önce gemilerde jurnal hocası, sonra çorba hocası daha sonra başhoca olurlar ve imtihan geçirdikten sonra Kaptan tayin edilirlerdi (Osmanlı Donanmasında yazı işleri ile görevli subaylara "Hoca" denirdi). İnşaiye bölümünden çıkanlar ise İkinci Kalfa, Baş Kalfa ve sonra Tersane Mimarı olurlardı.

Küçük Hüseyin Paşa, Kapdan-ı Derya olduğu sırada (1792-1803), 26 Ocak 1797 tarihli arîza ile Padişah'a bu iki okulun ayrılmasını,aksi halde amacın kaybolacağını, yeni sistem gemi inşası için daha iyi öğretim yapan bir okula ihtiyaç bulunduğunu arz etmiş ve III. Selim de bu isteği kabul etmiştir. 1807 ve 1808 yılları Osmanlı tarihinin talihsiz devresidir. III. Selim'in 1808'de öldürülmesi üzerine kısa süren IV. Mustafa zamanından sonra büyük İslahatçı II. Mahmut (1808-1839) devrinde Mühendishanede de çeşitli değişikliklerle gelişmesine gayret sarfedilmiştir. 1806 yılında Haliç'te gemi havuzlarının bulunduğu yerde yeni bir okul yapılmağa başlandığı halde Kabakçı Mustafa isyanı dolayısıyla bitirilememiştir. 1822 yılında Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn Parmakkapı yanındaki bıçkı atölyesine taşınmış, fakat yapılan bütün eklentilere rağmen bu bina da ihtiyaca yeterli olmamıştır).

1808 yılından itibaren ayrı ders görmeye başlayan bu iki okul 1825 yılındaki bir fermanla resmen ayrılmıştır. 1803 yılında okul Heybeliada'da kışla olarak yapılmış olan binaya taşınmış ve 8 sene orada kalmıştır. Sonra bugünkü Deniz Hastanesinin yerindeki Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın konağının yerinde yeni bir okul yapılmağa başlanınca Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn 1838 yılında bu binaya taşınmıştır. Bu bina 400 öğrenci alacak kapasitede idi. Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn Osmanlı Devletinde batıya açılan İlk pencere olmuştur. 1841 yılında bu okulu gezen İngiliz seyyahı Charl Mac Farlan okulu çok beğenmiştik.

Okulda, Kara Mühendishanesinde olduğu gibi bir matbaa kurulmuştur. Mektep Nazırı Patrona Mustafa Paşa'nın 1842 tarihli lâyihasına göre okulun 120 öğrencisi ve 4 sınıfı olacak ve öğrenciler Darülfünun mezunları arasından alınacaktı. Başlangıçta okuyup yazma bilmeyen çocuklar, 1825'den sonra deniz subaylarının çocukları ve yetimler alınmış, meslek bilgilerinin temelini teşkil eden matematik, Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca öğretilmeğe başlanmıştı. 1842 ıslahatından sonra 13-16 yaşındaki çocuklardan kur'an'ı hatmetmiş ve sülüs yazı öğrenmiş bulunanların alınması ile yetinilmiş, okul dört sınıf halinde tertiplenmiş, imtihanları iki yılda bir yapıldığından öğretim süresi 7 yıl olmuştur. Birinci ve ikinci sınıflarda din bilgisi, Arapça, aritmetik,geometri, cebir, resim ve Fransızca okunuyor, üçüncü sınıfta güverte, makine ve inşaiye bölümlerine ayrılıyorlardı. Güverte öğrencileri kozmografya, küresel trigonometri ve seyr-sefain, Makine öğrencileri ise mekanik, teknik resim, İnşaiye öğrencileri, gemi inşaiye dersleri görüyorlardı. İngilizce mecburi yabancı dil, Fransızca ikinci dil olarak kabul edilmişti.

1846'da okul kesin olarak Heybeliada'daki binaya yerleştirildi ve Mekteb-i Bahriye-i Şahane adını aldı. Dört senelik yüksek okul durumunda olan bu okulda 15 Ekim 1852'de idadî (lise) sınıfı, 16 Şubat 1864'te deniz kurmay subaylarını hazırlayacak özel bir sınıf açılmıştı. 24 Ekim 1865'de diğer askeri okullarda olduğu gibi bir müddet Galatasaray ile birleştirilmiş ise de 1868'de tekrar Heybeliada'da açılmış ve meşrutiyet İslahatına kadar Deniz Harp Okulunun lise seviyesinde öğretim veren kaynağı olarak devam etmiştir. Bu devrede okulun dördü idadî, ikisi karada, iki denizde ve talim gemisinde olmak üzere süresi 8 sene olmuştur).

1875'de Bahriye Nezareti, Kasımpaşa'da Deniz Rüştiyesi, ayrıca Heybeliada' da deniz subaylarının çocukları için Rüşdiye sınıfları açmıştır. Meşrutiyet devrinde Bahriye Mektebi programlan olarak İngiliz Bahriye Mektebi programları ve eğitim sistemi kabul edilmiştir. İngiltere'den uzman öğretmenler getirilmiş, mezunlar yabancı ülkelerin donanmasına ve okullarına gönderilmiştir. Levazım bölümü açılmış, 1911'de yepyeni bir sistem uygulanmış, Mekteb-i Bahriye-i Şahane çok mükemmel bir okul olmuştur. 1906 yılında Kasımpaşa'da açılmış olan Çarkçı Mektebi 1916'da Heybeliada'ya getirilmiş, 1917'de Kâtip Okulu aynı yerde açılmıştır. Cumhuriyetten sonra 1924'de Deniz Harp mektebi, 1928'de Deniz Harp Okulu adını alarak okul Deniz Kuvvetlerine bağlanmıştır).

Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:39 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
3. Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn


1789 yılında tahta çıkan II. Selim iyi eğitim görmüş, çok zeki ve yenilik taraftan bir padişahtı. 1792 yılında Mühendishane-i Sultanî'yi kurdu, bu okulda Türkçe, Latince ve Avrupa dilleri ve teknik ilimler okutuldu. Nihayet 1210 (1795) kanunnamesi ile Hasköy'de devrine göre çok iyi bir okul olan Mühendishâne-i Fünûn-u Berrî-i Hümâyûn veya Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn kuruldu. Bu okulda, matematik, coğrafya, kozmografya, fizik, balistik, askeri talim ve tahkimat gibi dersler ile Fransızca okutuluyordu. Öğrencilerin sıralara oturarak ders gördüğü, yabancı dil öğrendiği batılı anlamda öğretim yapan ilk okul bu Mühendishane oldu. Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn, 1792 yılında yeni bir Topçu ve Lağımcı (istihkâm) okulu olarak kurulmuş olan, Humbarahanenin yanında açıldık.

Kapı üzerine yerleştirilen kitabede, açılışın 1210/1795 tarihi olmasına rağmen, ilâvelerin 1211 yılı Muharrem ayı yani 1796 Ağustos ayına kadar devam ettiği B.A. Cevdet Tasnifi 836 numaralı evraktan anlaşılmaktadır. Mektep iki katlı olarak yapılmışdı. İki oda, iki dersane üstkatta ve iki oda, iki dersane alt katta inşa edilmişti. Her dersanede üçer sıra ve sıralar üzerinde kitap koymak için çekme gözler vardı. Hocaların ders verdiği kürsülere üçer basamak ile çıkılıyordu. 1796'da inşaatın tamamlanması ile alt kattaki odalardan ikisi hendese aletleri inşa etmek için atölye olarak ayrılmış avluya ayrıca dökmeci odası yapılmıştı. Ayrıca hocalar, halifeler için bir oda, kapıcı odası, kömürlük vardı. Binanın çatısı kiremitle örtülü idi. Mektebin en itinalı ve süslü yapılmış yeri kütüphanesiydi. III. Selim'in hediye ettiği alet ve kitaplar bu kütüphanede muhafaza edilirdi.

Mühendishanenin kuruluş kanunu olarak bilinen 1210 kanunnamesi akademik tarihimiz bakımından çok büyük önem taşımaktadır. Bu kanunnamede dersler, rütbeler, maaşlar, terfiler, elbiseler, aynî yardımlarla beraber hocaların tayini gibi hususlar ayrıntılı bir şekilde açıklanmaktadır. Kanunnamede yeni hocaların tayininde yalnız ilmî seviyeye bakılmasının, iltimas yapılmamasının gerektiği vurgulanmakta, hocalar büyük bir suç işlemedikçe istifa etmedikçe veya emr-i Hak vaki olmadıkça azîl ve nakillerinin mümkün olmayacağı kesin olarak belirtilmektedir.

Mesela: "Hocalar Mühendishâne-i Berrî-i'nin cümle hülefâ ve şakirdânma talim-i fünûn-ı lâzime ve tefhim-i elsine-i mukteziye eylemek üzere ehl-i ilm ve sahibi marifet kimesnelerden tertip oluna ve hangi tarîkden olursa olsun tarikleri kayıt olunmayıp cünha-i azîmesi veyahut terki veyahut emr-i Hâk vuku bulmadıkça ve infisâlinden vareste olarak te'binden hoca olmaları meşrut kılına..." ifadesinden de bu kanunun çok ileri bir akademik kariyer kanunu hüviyetinde olduğu görülmektedir. Kemal Beydilli tarafından yapılan araştırmada (1978) Ignatius Mouradgea D'Ohsson (Muradcan Tosunyan) tarafından 1794 tarihinde sunulan lâyihadaki tekliflerin bazılarının bu kanunnamede de aynen bulunduğu tespit edilmiştir.

Kurulan bu Mühendishane'ye, askeri bir okul olmasına rağmen, sivillerin de devam etmesine izin veriliyordu. Açılışından hemen sonra 1796 yılında Mühendishanede bir de matbaa kuruldu. Avrupa'dan çok sayıda kitap ve aletler getirildi. Yeni açılan Mühendishanenin gelişmesi için III. Selim her türlü yardımı yaptı. Sarayda Mühendishanenin işine yarayacak kitap ve aletlerin hepsini oraya devrettirdi. Bu kitap ye aletlerin bir bölümü halen, Mühendishanenin devamı olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Bilim ve Teknoloji Tarihi Araştırma Merkezi'ndedir. Aletler arasında 1216 yılında İşbiliye'de (Sevilla) usturlab imal eden meşhur Mehmet bin Fütuh'un usturlabı ile diğer iki usturlab ve bir de etalon arşın vardır. Bu etalon arşının yapılış tarihi Paris'teki etalon metreye çok yakındır. Kitaplar arasında ise Nasîreddin Tusî'nin müzeyyen bir şekilde yapılmış Hendese-i Oklides, Batlamyus'un Tahrirî Mıcestî (Almagest) gibi kıymetli birçok kitap bulunmaktadır. H.613/1216 tarihli usturlabın 5 safihası vardır. Bir tanesi bir yüzlü ve latince, diğerleri iki yüzlü ve arapça kufî yazılarla yazılmıştır. İşçiliği fevkaladedir. Ümm-ü usturlab da aynı şekilde yapılmıştır. Buna mukabil ankebut latincedir. Latince olan safiha 48°22' enlem dairesi için yapılmıştır. Buradan usturlabın 48°22' enlem dairesinde bulunan Paris'e Endülüs'ten getirildiği ve oradan da muhtemelen Napoleon tarafından III. Selim'e hediye edildiği tahmin edilmektedir. Napoleon tarafından hediye edilen imzalı kitapların da mevcut olduğu söyleniyorsa da bu kitaplar İTÜ'de bulunamamıştır).



Resmi ekleyen



Yeni açılan Mühendishane'de teorik derslerden başka tatbikata da çok önem verilmiş, haftanın belirli günleri öğrencilere arazi üzerinde tatbikat yaptırılmıştır.

Mühendishane'de her sınıf için bir oda olduğu gibi kütüphane, alet odası, atölye gibi kısımlar da vardır. Mühendishane'nin Kütüphanesinin tavanına burçların resimlerinin yapıldığı ve duvarlarına haritaların asıldığı Salih Zeki'nin hatıralarında anlatılmaktadır.



Resmi ekleyen



Mühendishane-i Fünûn-ı Berrî-i Hümâyûn'un yeni binası Hasköy'deki Humbaracı Kışlası arazisi üzerinde 1210/1795/96 yılında inşa edildiğinde Galata Mevlevihanesi Şeyhi Galip Efendi'nin yazdığı kitabe ve tarih şiiri de Mühendishanenin kapısına mermer üzerine yazılmıştır.)



Cenâb-ı Hân Selim-i ma'delet-kâr
Ki oldur merkez-i perkâr-ı dünya

Edüp takdim-i azla-ı mesalih
Cihanı kıldı ma'mur'z-zevâyâ

Geçüp tedkîk-i Oklidis-i re'yi
Hikemde oldu Eflatundan alâ

Mühimmât-ı umûr-u cengi yeksa
Aristo gibi tedbir etti hakka

Edüp ezcümle ihya fenn-i harbi
Mühendishane bünyad etti hâlâ

Kılup te'sis-i eşkâl-i mühimmat
Binası oldı kıstas-ı temaşa

Bu mısra geldi bir târih Galib
Mühendishane-i nev-resm-i vâlâ



1210

Mühendishane'nin idaresi şu şekilde idi:

Mühendishanenin nazırı bir de başhoca yani müdürü vardı. Bazan nazır ve müdürlük aynı şahısta toplanmıştı. Atanmalar da başhoca tarafından nazıra arzedilirdi. Bu duruma göre nazır hükümet denetçisi olarak Mühendishanenin başında bulunuyordu. İlk devrede başhocalıkta bulunanlar şunlardır: Abdurrahman Efendi 1795-1800 (1210-1215) kesin değil Hüseyin Rıfkı Efendi 1800-1816 (1215-1232) Seyyid Ali Efendi 1816-1830 (1232-1246) Hoca İshak Efendi 1830-1833 (1246-1249) Halim Efendi (Vekâleten) 1833-1835 (1249-1251) Seyyid Ali Paşa (İkinci defa) 1835-1845 (1251-1262) Seyyid Ali Paşa'nın ikinci Başhocalığı devrinde Nazırlıkla birleştirilerek Başho-calık kaldırılmıştı).

1803-1808 yılları arasında her iki Mühendishane ile Humbarahane Kırımlı Abdullah Ramiz (Paşa) Efendi'nin nazırlığında idare edilmiştir. Alemdar Mustafa Paşa'nın öldürülmesinden sonra Ramiz Efendi 1811 yılında Hüsrev Paşa'nın adamları tarafından öldürülmüştür.


Mühendishane-i Hümayunun Nazırları:


Abdullah Ramiz Paşa - 1803-1808
İbrahim Sâib Efendi - 1824-1825
Mirliva Seyyid Ali Paşa -
Ferik Bekir Paşa - 1847
Ferik İsmail Paşa
Ferik Selim Paşa
Ferik Ethem Paşa
Ferik İsmail Paşa (2. defa)
Ferik Cemal Paşa
Ferik Ramiz Paşa
Ferik Selim Paşa (2. defa) 1288 (1871) yılından itibaren askeriye ile birleştiğinden
Müdür Binbaşı Nuri Bey
Müdür Kaymakam Abdurrahman Bey
1876 yılından sonra okulun askeriyeden ayrılarak tekrar Mühendishaneye dönüştüğünde
Müşir Hüseyin Tevfik Paşa (Tayininde Ferik) (meşhur matematikçi 1878- 1880)
Ferik Muzaffer Paşa
Ferik Hasan Edip Paşa
Ferik Ahmet Paşa
Müşir Mustafa Zeki Paşa


Mühendishane'nin ilk veya ikinci Başhocası Kırım'ın Tornan şehrinden olan Hüseyin Rıfkı Efendi'dir. 1800 yılından 1816-17 yılına kadar bu görevi yapmış sonra bazı binaların tamiri için gönderildiği Medine'de vefat etmiştir. Rıfkı Efendi'nin İlmü'l Kürre, Lağım Risalesi, Usûl-ı Hendese, İmtihan'ül Mühendisin, Telhisü'l Eşkâl ve İrtifa Risalesi gibi eserleri vardır. İlmü'l Kürre yazma olarak İTÜ'de bulunmaktadır.

Mühendishane 4 sınıftan ibaretti. En küçük sınıf 4. ve en son sınıf ise 1. sınıf olarak tanımlanmıştı. Her sınıfın bir hocası ve bir de halifesi vardı. 1. sınıfın yani son sınıfın hocası aynı zamanda Başhoca yani okulun müdürü idi).

4. sınıf yani ilk sınıfta okunan dersler:

Hüsn-ü hat (güzel yazı), imlâ, resim, Arapça, geometriye giriş, rakam, Fransızca

3. sınıf:

İlm-i hesap, usul-i hendese, Coğrafya, Arapça, Fransızca

2. sınıf:

Coğrafya, düzlemsel trigonometri, cebir, arazi ölçümü, harp tarihi

1. sınıf (son sınıf):

Koni kesitleri (Fenn-i mahrutiyat), diferansiyel hesap, entegral hesap, mekanik, astronomi, balistik, istihkâm, talim nazariyeleri.

Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:42 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Mühendishanede 1796 yılında kurulan matbaanın müdürlüğüne geometri ve cebir hocası Abdurrahman Efendi getirilmiştir. Bu matbaada basılan ilk kitap Mahmut Raif efendi'nin yazdığı Fransızca kitap olması muhtemeldir.


Resmi ekleyen



Diğer eser ise Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn hocalarından Seyyid Mustafa'nın 1803'de Üsküdar'da Mühendishane'nin yeni matbaasında basılan yine Fransızca olan kitabıdır.

Bütün bu eserler, okutulan dersler, tatbikat şekilleri, sınıfların, aletlerin tanzimi ve kullanılması Mühendishane'nin batıya açılan ilk pencere olduğunu göstermektedir.

Gerek binası, gerek aletleri ve öğretim elemanları ile Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn çok iyi bir okul olduğundan Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn'un talebeleri bazı dersleri haftanın iki günü onlarla beraber görürlerdi.

Kapdan-ı Derya Küçük Hüseyin Paşa'nın III. Selim'e takdim ettiği 26 Ocak 1797 tarihli lâyihada, bu iki okulun ayrılması gerektiği, aksi halde amacın kaybolacağı önce de yazıldığı gibi arz edilmiş ise de bu iki okul bir üniversitenin iki fakültesi gibi 1808 yılına kadar beraberce devam etmiştir. Önce de yazıldığı gibi 1807-1808 yılları Osmanlı Devletinin karışıklık yıllarıdır. III. Selim'in öldürülmesi ve IV. Mustafa'nın kısa saltanatı ve büyük reformcu III. Mahmud'un tahta geçmesi ile Mühendishane'nin gelişmesi de bu devrede arzu edildiği gibi olamamıştır. 1808'de iki Mühendishane ayrılmış, Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn 1822 yılında bir yangın dolayısıyla Parmakkapı'daki bıçkı atölyesine taşınmış, nihayet 2 Şubat 1825 tarihli bir fermanla bu iki okul resmen biribirinden ayrılmıştır.

Yeniçeriler 1826'da kaldırılınca yerine Asâkir-i Mansure-i Muhammediye namıyla yeni bir teşkilât kuruldu. Yeniliğe karşı çıkanların önlenmesinden sonra sıra bilim alanında İslahat yapmağa gelmişti. Yeni kurulan Orduda her taburda iki mühendisin bulunması şart koşuldu. Bunlara Mansure mühendisi dendi. Okulun öğrenci sayısı 40'dan 100'e çıkarıldı. Mühendishaneye hoca yetiştirmek için 2 subay ve 10 öğrenci İngiltere'ye gönderildi.

Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'un hocalarının en meşhuru El Hac Hafız İshak Efendi'dir. İshak Hoca'nın Yanya'nın Narda kazasında doğduğu ve müslümanlığı kabul eden bir aileden geldiği, İbranice, Latince, Rumca, Arapça, Fransızca bildiği, bilhassa Fransızca'dan birçok eser adapte ettiği bilinmektedir. Buna mukabil Sevim Tekeli, İshak Hoca'nın Safiye Sultan ile evlenen Deli Hüseyin Paşa'nın torunu olan Kapucubaşı'nın oğlu olduğunu ve 1769 yılında İli. Mustafa'nın Peşkir Oğlan'ı olarak Saraya girdiğini, Hotin savaşında yaralandığını, 1770'de Kaptan-ı Derya Gazi Hasan Paşa'nın yanına girdiğini, 1776'da Paris'e kaçtığını, 1787'de geri döndüğünü, 1787'de Paris'e gönderildiğini, Dışişlerinde tercümanlık yaptığını, 1807'de Kapakçı isyanında Tersane Hahamı hüviyetine bürünerek saklandığını, 1816'da Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'a hoca olduğunu, 1835 yılında Süveyş'de vefat ettiğini yazmaktadır. Bu hesaba göre İshak Hoca'nın 85 yaşında vefat etmiş olduğu çıkar. İki ayrı İshak Efendi olması gerekir. Bunlardan Mühendishane'deki Hoca İshak Efendi Musevi asıllıdır. 1807'de Tersane Hahamı hüviyetine bürünmüş olması ihtimal dahilindedir).


İshak Hoca'nın eserlerinin bir bölümü İshak Hoca'nın el yazısıyla İTÜ Bilim ve Teknoloji Tarihi Araştırma Merkezi'ndedir. Eserleri yazılış tarihi sırasına ve tarihi belli olmayanların en sona alınmak suretiyle aşağıdaki gibidir.

1- Usulü's Siyağa, 1831 yılında Fransızca'dan adaptasyon suretiyle yazılmıştır (Top dökümü üzerinedir).

2- Mecmua-i Ulûm-i Riyaziye, İshak Hoca'nın en önemli eseridir. 4 ciltten ibarettir. 1831-1834 yılları arasında, 1841-1845 yılları arasında Mısır'da Bulak Matbaasında tekrar basılmıştır. Fransızca eserlerden tercüme ve te'lif etmek suretiyle meydana getirilmiştir.


1. Cilt (1831) Aritmetik, geometri, cebir konularını ihtiva eder. Ayrıca, uzunluk ve ağırlık ölçüleri gösterilmiştir.

2. Cilt (1831) düzlemsel geometri, trigonometri, arazi ölçümü, topografya, koni kesitleri, diferansiyel ve entegral hesaptan bahseder. El yazması nüshası İTÜ'de bulunmaktadır.

3. Cilt (1832), Fiziğin çeşitli dallarını içine alır. Kuvvet, katı cisimler mekaniği, hidrolik, nehir hidroliği, akışkanlar mekaniği, optik. 4. Cilt (1834), Isı, elektrik, mıknatıs, küresel trigonometri, astronomi, biyolo¬ji, akustik, botanik, jooloji, anotomi, mineroloji, jeoloji ve kimya'ya aittir.

3- Usûl-ı İstihkâmat (1832). Belvan adında bir Fransız mühendisin eserinden tercüme edilmiştir.

4- Tahfetu'l Ümerâ (1827), kumandanların vazifeleri hakkında bir risaledir.

5- Aksü'l Merâyâ Ahzi-z Zevâyâ (1832). Oktant-sektant ve daire-i inikaâs gibi yükseklik ve mesafe ölçmeğe ait aletlerin kullanılması üzerinedir. İTÜ'de yazma nüshası vardır.

6- Küre, oktant ve sektant, Hikmet (Fizik) üzerine bazı risaleleri var ise de görülememiştir.



Resmi ekleyen



7- Kavaid-i Ressamiye, İTÜ'de İshak Hoca'nın el yazısıyla mevcut olan bu eser arazi ölçümü ve uygulamasından bahseder. İTÜ'deki yazma 173 + 16 yaprak.

8- Risale-i Ceyb (Sinüs risalesi)

9- El Risalet el Berkiyye fi'l Alât el Ra'diyye - Buharın keşfinden sonra ilk uskurlu denizaltı yapan Robert Fulton'un (1765-1815) eseri. Fransızca'dan tercüme edilmiştir.


İshak Hoca'dan sonra Mühendishanede çeşitli değişiklikler yapılmıştı. 1847 yılında Avrupa'dan dönen Tophane nazırı Bekir Paşa Mühendishane Nazırı olarak okula yeni bir şekil vermiş ve Topçu ve Mimari yani istihkâm okulu haline dönüştürülmüştür. İdadî üzerine 4 yıllık Harbiye ve Mimar (istihkâm) sınıfı açılmış, Avrupa'dan birçok uzman getirilmiştir. 1265(1849) yılında bulunan bu uzmanlar İngiliz Mr. Senk, arazi ölçümü, analitik geometri ve astronomi derslerini, Alman yüzbaşı Schmidt, fizik, balistik v.b., Alman teğmen Bonn, mimarlık, mühendislik, askeri coğrafya, Alman Blum Paşa, istihkâm, harp tarihi, Alman Grünwald (İskender Paşa), topçuluk derslerini vermişlerdir).

4

Resmi ekleyen



Mühendishane'de 1864 yılında idadî Galatasaray'a, 4 yıllık tahsil ise Harbiye'ye nakledildi. 1867 yılında Galatasaray'da bütün askeri okulların idadisi Kuleli Kışlasına götürülünce, Galatasaray'da sivil mahiyette Mekteb-i Sultanî açıldı. 1871 yılında Topçu ve İstihkâm Harbiye'den ayrılarak tekrar eski Mühendishane'ye döndü, bu suretle Mühendishane'ye "Mahreci Mekâtibi Askeriye" de denildi. 1874 yılında Galatasaray'da Paris'teki Ecole des Ponts et Chaussees'yi takliden "Turuk ve Mebair" veya Mühendishane-i Mülkiye adıyla bir sivil mühendislik okulu açıldı. Ancak bütün öğrencileri gayri müslimlerden ibaret oldu. Okul 5 sene sonra kapatıldı.

II. Abdülhamit Mühendishane'yi eski durumuna kavuşturmağı kararlaştırdı. Mühendishane'nin gelişmesini sağlamak için meşhur matematikçi Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa'yı 1878 yılında Mühendishane Nazırı tayin etti. Fakat Tevfik Paşa çok kısa bir müddet bu görevde kaldığı için arzu ettiği hizmeti yapamadı.



Resmi ekleyen


Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:47 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Hüseyin Tevfik Paşa, Osmanlı tarihinde fen alanında araştırmalar yaparak önemli orijinal eser yayınlayan tek ilim adamı olarak görülmektedir. 1882 yılında İstanbul'da İngilizce olarak yayınladığı "Linear Algebra" adlı kitap, matematiğin çok yeni ve güç bir alanında yazılan tamamen orijinal bir eserdir. Tevfik Paşa'nm diğer eserleri maalesef ülkemizde korunamamış ve 1882'deki Linear Algebra'dan ise ancak bir nüsha bulunabilmiştir.


Hüseyin Tevfik Paşa'nın eserleri şunlardır:


1- Zeyl-i usul-i Cebir
2- Cebr-i Âlâ
3- Fenn-i Makina
4- Mebahis-i İlmiye Mecuasmda yazdığı makaleler (Hesab-ı Müsenna = Dual Aritmetique)
5- Tahir Paşa'nın Usul-i Cebir adlı eserine yazdığı ek türevler,Taylor ve Mc'Lauren bahisleri içerir.
6- Usul-i llm-i Hesap
7- Astronomi
8- Mahsusat ve Gayrı Mahsusat (Felsefeye ait bir eserdir).
9- Linear Algebra


Yukarıda 1-8 olarak gösterilen eserlerin maalesef hiçbiri kütüphanelerimizde bulunamadı. Ancak Hüseyin Tevfik Paşa'nın yazdığı en önemli eser olan Linear Algebra'nın 1882'de İstanbul'da yayınlanan 1. baskısından bir adet Kandilli Rasathanesinde, 1892'de yapılan 2. baskısından 2 adet İTÜ merkez kitaplığında olmak üzere toplam 3 adet bulunabildi. 1892 baskısından bir adet ise Almanya'dan Celâl Şengör tarafından satın alınarak Türkiye'ye getirildi. Hüseyin Tevfik Paşa'nın 1882 yılındaki Linear Algebra adlı eseri İstanbul'da Boyacıyan Matbaasında İngilizce basılarak 69 sayfa olarak yayınlanmıştı. 1892 yılında genişletilmiş 2. baskısı yine aynı matbaada 189 sayfa olarak tekrar basılmıştı. Bu eser 1843 yılında Hamilton tarafından bulunan ve fizikteki uygulaması dolayısıyla büyük önem taşıyan Kuaternion'lar üzerinedir. Tevfik Paşa dört boyutlu cebrin 3 boyutlu alt cebrinin bulunmamasından dolayı bu alandaki çalışmalarını sürdürmüş ve kompleks sayılar cebrini içine alan üç boyutlu cebri inşa etmiştir. Tevfik Paşa'nın oluşturduğu cebir üç boyutlu uzay vektörleri kümesinden ibarettir. Hüseyin Tevfik Paşa'nın oluşturduğu cebrin assosyatif olmadığı yani ikiden fazla vektörün çarpımının sıraya bağlı olduğu hususu ancak 1957 yılında ispatlanmıştır. Tevfik Paşa'nın yaptığı bütün işlemler tamamen doğrudur veTevfik Paşa Osmanlı Devletinde son 400 yıl içerisinde fen alanında uluslararası değer taşıyan araştırmalar yapan tek ilim adamı olmuştur.



4. Hendese-i Mülkiye


1877-78 Osmanlı-Rus savaşından sonra, Türk olmayan milletlerin Osmanlı İmparatorluğundan ayrılması üzerine, II. Abdülhamid Türklerin yetişmesine bilhassa önem vererek çeşitli yüksek okullar açtırdı. Bu arada Hendese-i Mülkiye Mektebini kurarken, bu sivil mühendislik okulunun askerî idareye bağlanmasını sağladı ve okulun kuruluşunda devletin her türlü fedakârlık yaparak ülkeye gerekli sivil teknik elemanın yetişmesini sağlamaya çalıştı.



Resmi ekleyen



Nihayet 3 Kasım 1883 yılında Hendese-i Mülkiye Mektebi açılarak Mühendishane çağdaş duruma geldi. Hendese-i mülkiye binası ise 29.10.1884'te törenle açıldı. Hendese-i Mülkiye'nin yönetimi Mühendishane-i Berrî ile birlikte Mühendishane Nezaretine bağlı ve hocaları da aynı idi. Bu okulda da Ecole des Ponts et Chaussees model alındı. Hendese-i Mülkiye'ye Avrupa'dan çok değerli hocalar getirildi. Bunlardan 1889-1891 yılları arasında Avusturya'dan gelen devrinin en büyük hidrolikçisi Prof. Dr. Philipp Forchheimer de vardı. Von der Goltz Paşa'nın tavsiyesiyle Kos 1884-1885 yıllarında mühendishane muallim muavinlerine seminer yapmak üzere geldi. Kos, jeoloji, inşaat-ı umumiye (yapı işletmesi), köprüler ve imalât-ı nafia muallimliği yapmıştı.

Hendese-i Mülkiye Mektebi 7 yıl olarak planlandı. İlk üç yılı idadî, geriye kalan 4 yıl ise mühendislik sınıfları idi. Ancak 1888'deki ilk mezunlar 4 yıl yerine 5 yıllık bir mühendislik eğitiminden geçtikleri gibi, takip eden senelerde de mühendislik öğretimi 5 yıl, 1887'den sonra ise 7 yıl oldu. 1888'de ilk mezunlar 13 kişi idi. 1889'da ise 25 mühendis mezun oldu. Sonraları eğitim Alman sistemine daha yakın bir şekilde devam etti.

Hendese-i Mülkiye Mektebi askerî idareye bağlı olduğu için, buradan yalnız Türk asıllı mühendisler mezun oldu. Mühendislerin hepsi devlette hizmet görüyorlardı. Serbest mühendislik yapmak mümkün değildi. Osmanlı İmparatorluğunun çeşitli bölgelerine dağılan bu mühendisler bilhassa yol ve köprü inşaatında çalıştılar. Birçok yeni yol ve köprü yapıldı. Devletin mâli gücünün zayıf olmasına rağmen eldeki imkânlara göre çok önemli işler başarıldı. 1900 yılında II. Abdülhamit özel bir komisyon kurarak Hicaz hattının yapılmasına karar verdi. Bu komisyonda meşhur matematikçi Maliye nazırı Vidinli Tevfik Paşa, Bahriye Nazırı Hüsnü Paşa, Nafia Nazırı Zihni Paşa, Mabeyn ikinci kâtibi İzzet Paşa bulunuyordu. Şam'da Suriye Valisinin başkanlığında asker ve sivillerden oluşan ikinci bir kurul kuruldu. Mali işleri, Ziraat Bankası memurları idare ediyorlardı. Devlet bütçesinden masraflar karşılanamadığından maaşlardan %1 kesilerek ve yangın yardımı toplanarak, harçlar ve halktan toplanan yardım paraları ile inşaatı finanse ediyorlardı. Bütün komisyonlar ve idareciler hiç bir ücret almadan çalışıyorlardı..Ziraat Bankası da ayrıca mali yardımda bulunuyordu.



Resmi ekleyen



Çöl ahalisinden işçi bulmak imkânsızdı. Anadolu'dan işçi götürmek de mümkün olmadığından işler askerlere yaptırıldı. Hendese-i Mülkiye Mektebi mezunları her türlü meşakkate ve hayat tehlikesine katlanarak fedakârca çalıştılar.


Resmi ekleyen


Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:50 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
5. Mühendis Mektebi Ali'si

Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 yılında Nafia Nezaretine devir edilerek adı Mühendis Mektebi oldu ve sivil mühendis yetiştiren bölüm askeriyeden tamamen ayrıldı. İlk sivil müdürlüğe Refik Fenmen getirildi. 1916 yılında Prof. Dr. Ph. Forchheimer, Prof. Dr. Kari von Terzaghi'yi de beraberinde getirdi. Kari von Terzaghi Mühendis Mektebi'nde gayet iptidai bir laboratuvar kurdu. O güne kadar zemin mekaniği denen bir bilim dalı yoktu. Bu bilim dalı Mühendishane'de kuruldu. Terzaghi sonra Robert College'e geçti ve 1925 yılında meşhur zemin mekaniği kitabını yayınladı. Daha sonra bütün dünyada zemin mekaniği dalında enmeşhur bilim adamı olarak tanındı. Terzahgi 1929 yılında Viyana Yüksek Teknik Okuluna (Teknik Üniversitesi) Ordinaryüs Profesör olarak tayin edildi. Daha sonra A.B.D.'de Harvard Üniversitesine geçti. Dünyanın her tarafından kendisine şeref doktoraları, madalyalar ve çeşitli akademik unvanlar verildi. Terzaghi İstanbul Teknik Üniversitesi'nin de şeref doktorası verdiği ilk bilim adamı oldu.



Resmi ekleyen



Terzaghi zemin mekaniğinin doğuşu Mühendis Mektebi Âli'sinde olduğundan, Mühendis Mektebine ve dolayısıyla İstanbul Teknik Üniversitesi'ne daima sempati duyduğunu ifade ve Türkiye'den benim ikinci vatanım diye bahsetti.

Mühendis Mektebi 1913 yılında Tophane'deki Askeri Sanayi binasına, I. Dünya Savaşı sırasında Nötre Dame de Sion binasına, Müterakeden sonra bu binadan da atılarak ortada kaldı, eşyaları Harbiye binasına bırakılarak Halıcıoğlu'ndaki eski binasına taşındı. 16 Mart 1920'de bu bina da İngilizler tarafından işgal edildiğinden mektep tekrar binasız kaldı. Mektebe Gümüşsuyu'ndaki bina tahsis edildi fakat eşyaları işgal kuvvetleri tarafından zaptedildi. Sonunda Yıldız'da Şevket Paşa Konağı kiralandı ve İstanbul'un kurtuluşuna kadar bu binada kaldı. Kurtuluştan sonra Mühendis Mektebi Gümüşsuyu'ndaki binaya taşındı.



Resmi ekleyen



Hendese-i Mülkiye'nin Nafia Vekâletine bağlanıp adının Mühendis Mektebi ol duğu 1909 yılından itibaren ülke birçok felâketlerle karşı karşıya kaldı. 1912 Bal kan Harbi, 1914-181. Dünya Harbi ve nihayet 1919-22 Kurtuluş Savaşı sırasında öğretim devam ederken öğrencilerin bir bölümü askere alınarak çeşitli görevler yaptılar. 1915 yılında öğrenciler askere alındığından mektepten kimse mezun olamadı. Aynı sebepten 1921 yılında da mektep yine mezun vermedi. Cumhuri yetin ilk yıllarında da bu mühendisler fedakârca çalıştılar.

Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:52 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
6. Yüksek Mühendis Mektebi ve Yüksek Mühendis Okulu

Mühendis Mektebinin ülke ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için Cumhuriyet devrinde 1926'dan itibaren çeşitli çalışmalar yapılmağa başlandı, nihayet 24.5.1928 yılında 8 maddelik bir kanun ile "Yüksek Mühendis Mektebi" kanunu çıkarıldı ve okula hükmî şahsiyet verilerek yine Nafia Vekâletine (Bayındırlık Bakanlığı) bağlı olarak kaldı. 31.7.1933'de İstanbul Darülfünunu lağvedildi ve yeni kurulan İstanbul Üniversitesi'ne Yüksek Mühendis Mektebi'nin de bir Fakülte olarak ona bağlanması kararlaştırı!iyordu. İstanbul Üniversitesi'nin Fen Fakültesine bağlı Makine ve Elektrik Enstitüsü ve Elektromekanik şubeleri Yüksek Mühendis Mektebi teşkilatına bağlandı. Fakat sonradan İstanbul Üniversitesi ile birleşme gerçekleşmedi ve Yüksek Mühendis Mektebi Makine ve Elektrik ile Elektromekanik şubelerini de içine alarak bağımsız bir öğretim kurulu olarak öğretime devam etti. Yüksek Mühendis Mektebinde Darülfünunda olduğu gibi Müderris (Profesör) ve Müderris muavinliği (Doçent) unvanları verilmeye başlanarak bu yüksek okul üniversiteye eşit bir statüye getirilmiş oldu.

Yüksek Mühendis mektebi esas itibariyle İnşaat Fakültesi hüviyetinde idi. 1928 yılında yol-demiryolu, su ve inşaat (mimarlık) şubeleri (bölümleri) açılmıştı. 1934 yılında Darülfünundan ayrılmış olan elektromekanik enstitüsü, elektromekanik şubesine dönüştü ayrıca 1935'de bir muhabere (iletişim) şubesi açıldı. 1941 yılında Yüksek Mühendis Mektebi Eğitim Bakanlığı'na bağlandı ve adı Yüksek Mühendis Okulu oldu. 1941 yılında Uçak Mühendisliği bölümü, 1943 yılında Gemi İnşaat Mühendisliği bölümü açıldı.


Resmi ekleyen



Bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi, Yüksek Mühendis Mektebi'nin kıymetli hocalarının çalışmaları ve çağdaş bilgileri ve anlayışları sayesinde kuruldu. Büyük ders yüklerine ve imkânsızlıklara rağmen bazı hocalar uluslararası periyodiklerde yayınladıkları makaleler ile büyük şöhret kazandılar.

Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:54 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
7. İstanbul Teknik Üniversitesi



İstanbul Üniversitesi gibi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Yüksek Mühendis Okulu da 12.7.1944 tarih ve 4619 sayılı kanun ile İstanbul Teknik Üniversitesi olarak Fakültelere ayrıldı. 18.6.1946 tarih ve 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile özerklik ve tüzel kişilik kazandı.


İstanbul Teknik Üniversitesi dört fakülteden ibaretti:


1- İnşaat Fakültesi
(yol, demiryolu, su, betonarme, ahşap-çelik kolları)
2- Mimarlık Fakültesi (mimar mühendis ve şehircilik mühendisliği kolları)
3- Makina Fakültesi (makina, uçak, gemi mühendisliği kolları)
4- Elektrik Fakültesi (kuvvetli akım, zayıf akım, iletişim mühendisliği kolları) İstanbul Teknik Üniversitesindeki Fakültelerin kuruluş tarihleri yasal olarak 1944 yılından başlarsa da, esas kuruluşun İnşaat Fakültesi için başlangıcı Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'un kurulduğu 1795 yılını ve Mimarlık Fakültesi için ise 1847 yılını almak gerekir. Makina ve Elektrik Fakültelerinin ise başlangıç tarihi 1934 yılıdır.


Bugün İTÜ'de mevcut 11 Fakültenin kuruluş tarihleri aşağıdaki gibidir.


1- İnşaat Fakültesi - 1944 (başlangıç 1795)
2- Mimarlık Fakültesi - 1944 (başlangıç 1847)
3- Makina Fakültesi - 1944 (başlangıç 1934)
4- Elektrik-Elektromekanik Fakültesi - 1944 (başlangıç 1934)
5- Maden Fakültesi - 1953
6- Kimya-Metalurji Fakültesi - 2963
7- Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi - 1970
8- Sakarya Mühendislik Fakültesi - 1982 (başlangıç 1970)
9- Fen-Edebiyat Fakültesi - 1982 (Temel Bilimler Fak. 1971)
10- İşletme Fakültesi - 1983
11- Uçak-Uzay bilimleri Fakültesi - 1977 (Endüstri Mühendisliği 1969)



Bu Fakültelerden başka Rektörlüğe bağlı lisans üstü öğretim yapan enstitüler:


1-
Fen Bilimleri Enstitüsü
2- Sosyal Bilimler Enstitüsü
3- Nükleer Enerji Enstitüsü


Uygulama Araştırma Merkezleri:


1-
Çevre ve Şehircilik Uygulama Araştırma Merkezi
2- Elektrik ve Kontrol Sistemleri Uygulama Araştırma Merkezi
3- Enerji Bilimleri ve Teknolojisi Uygulama Araştırma Merkezi
4- Makina İmalatı ve Teknolojisi Uygulama-Araştırma Merkezi
5- Malzeme Bilimleri ve Üretim Teknolojisi Uygulama Araştırma Merkezi
6- Su ve Deniz Bilimleri Teknolojisi Uygulama Araştırma Merkezi
7- Ulaştırma ve Ulaşım Araçları Uygulama Araştırma Merkezi
8- Yapı ve Deprem Uygulama Araştırma Merkezi
9- Yerbilimleri ve Yeraltı Kaynakları Uygulama Araştırma Merkezi


Bölümler:


1-
Beden Eğitimi Bölümü
2- Dil ve İnkılâp Tarihi Bölümü
3- Güzel San'atlar Bölümü


Yüksek Okullar:


1-
Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı
2- Denizcilik Yüksek Okulu
3- Sakarya Meslek Yüksek Okulu
4- Düzce Meslek Yüksek Okulu


Araştırma Merkezleri:


1-
Bilim ve Teknoloji Tarihi Araştırma Merkezi
2- Cam ve Seramik Araştırma Merkezi
3- Biyomühendislik Araştırma Merkezi

1773 yılından bugüne kadar Mühendislik öğretim süresi bir çok defa değişmiş ve çeşitli okullardan öğrenci alınarak mühendislik öğretimi yapılmıştır.


Mühendislik öğretiminin çeşitli yıllardaki süreleri:


1773-1795'den 1883'e kadar

Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishane - 4 yıl
1883-88 Hendese-i Mülkiye - 5 yıl
1887'den 1909'a kadar (Okulun 7 seneye çıkartılması dolayısıyla 1893'de mezun olan yoktur) - 7 yıl
1909'dan itibaren Mühendis Mekteb-i Âlisi - 6 yıl
1928 Yüksek Mühendis Mektebi - 6 yıl
1930-31 yılı Yüksek Mühendis Mektebi - 5,5 yıl
1931-1945 Yüksek Mühendis Mektebi ve İTÜ - 6 yıl
1945-1972 İstanbul Teknik Üniversitesi (1944-45 yılında girenlerden itibaren) - 5 yıl
1972'den itibaren iki kademeli öğretime geçilmiş

Lisans - 4 yıl
Lisans üstü - 1,5-2 yıl


Başlangıçtan bugüne kadar Mühendishane, Hendese-i Mülkiye, Mühendis Mekteb-i Âlisi, Yüksek Mühendis Mektebi, İstanbul Teknik Universitesi'nden mezun olan mühendis ve mimar mühendislerin sayısı:


1773-1883 yılına kadar mezun olan mühendislerin sayısı hakkında, başlangıçtan.itibaren her yıl için bir liste elde edilememiştir. (Bak Mir'at-ı Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn)
1888-1908 Hendese-i Mülkiye -230
1909-1923 Mühendis Mekteb-i Âlisi - 202


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Cumhuriyet Devri

1924-1944 Mühendis Mekteb-i Âlisi ve 1928'den itibaren Yüksek Mühendis Mektebi - 740
1945-1982 sonuna kadar İstanbul Teknik Üniversitesi (5 ve 6 yıllık öğretim) yapanlar ile 1972'den itibaren 5 yıllık öğretimi tamamlayanlar) - 11.197
1957-1982 İTÜ Teknik Okulu ve 1971 'den itibaren Maçka Fakülteleri (4 yıllık öğretim) - 6.494
1973-1980 İTÜ Gece öğretimi (4 yıllık öğretim) - 544
1973-1989 İTÜ Tüm Fakülteler (4 yıllık öğretim) - 22.940
1975-1989 İTÜ Enstitüler Yüksek Lisans Toplamı - 2.833
1961-1989 Nükleer Enerji Enstitüsü - 189


Özetlenecek olursa:


1888-1923 Hendese-i Mülkiye ve Mühendis Mekteb-i Âlisi'nden mezun olanlar - 432
1924-1944 Mühendislik Mekteb-i Âlisi, Yüksek Mühendis Mektebi - 740
1945-1982 İstanbul Teknik Üniversitesi, 5 yıllık ve 6 yıllık öğretim görenler (Yüksek Mühendis) - 11.197
1957-1989 İstanbul Teknik Üniversitesi'nin fakülteleri ve İTÜ Teknik Okulu 4 yıllık öğretim (Mühendis) - 29.978
1974-1989 Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitüleri mezunları (Yüksek Müh.) ve 1961-1989 Nükleer Enerji Enstitüsü - 3.022



Resmi ekleyen



Mühendis Mektebi Âlisi ve Yüksek Mühendis Mektebi Müdürleri:


1- Mehmet Refik Bey (Fenmen)
2- Burhanettin Bey (Müdür Vekili)
3- Ahmet Fehmi Bey (Bâli)
4- Selahattin Bey (Oksözcü)
5- Süleyman Bey
6- Mehmet Nuri Bey (Esmen)
7- Fikri Bey (Santur)
8- Suphi Bey (Tanığ)
9- Fikri Bey (Santur)
10- Suphi Bey (Tanığ)
11- Osman Tevfik Taylan


İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörleri:


Ord.Prof.Osman Tevfik Taylan
Ord.Prof.Osman Tevfik Taylan
Ord.Prof.Dr.Ahmet Hamdi Peynircioğlu
Ord.Prof.Mustafa Hulki Erem
Ord.Prof.M.Emin Onat
Prof.Ahmet Özel
Prof.Dr.Mustafa Santur
Ord.Prof.Mustafa Hulki Erem
Ord.Prof.M.Hilmi Civaoğlu
Prof.Dr.Mustafa İnan
Prof.Fikret Narter
Prof.Fikret Narter
Prof.Dr.M.Hikmet Binark
Prof.Dr.M.Said Kuran
Ord.Prof.Bedri Karafakıoğlu
Prof.Dr.Kâzım Ergin
Prof.Dr.Galip Sağıroğlu
Prof.Dr.Kemal Kafalı
Prof.Dr.Nahit Kumbasar
Prof.Dr.Kemal Kafalı
Prof.Dr.Kemal Kafalı
Prof.İlhan Kayan
Prof.Dr.Reşat Baykal
Prof.Dr.Gülsün Sağlamer
Prof.Dr.H.Faruk Karadoğan




Kaynak: İTÜ - İstanbul Teknik Üniversitesi Arşiv Müdürlüğü

Konu Hale tarafından 10 Nisan 2015 Cuma - 20:57 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı