İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Amedeo Modigliani (d. 12 Temmuz 1884, Livorno, Toskana, İtalya – ö. 24 Ocak 1920, Paris, Fransa) | Hiçbir Sanat Akımına Bağlanmayarak Kendine Özgü Duyarlı Bir Üslupla Yarattığı Portreleriyle Tanı­nan İtalyan Ressam - Heykeltıraş

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Amedeo Modigliani




Hiçbir sanat akımına bağlanmayarak kendine özgü duyarlı bir üslupla yarattığı portreleriyle tanı­nan İtalyan ressam ve heykeltıraş Amedeo Modigliani (d. 12 Temmuz 1884, Livorno, Toskana, İtalya – ö. 24 Ocak 1920, Paris, Fransa), ticaretle uğraşan Yahudi bir aile­nin çocuğu olarak Livorno'da doğdu.



Resmi ekleyen





Hasta­lıklı bir çocuk olduğu için düzenli bir eğitim görmedi. Buna karşılık, daha küçük yaşlar­dayken anlaşılan resim yeteneğini annesi des­tekledi; Modigliani Roma, Floransa ve Vene­dik'teki sanat akademilerinde kısa bir eğitim gördü.

1906'da Paris'e yerleşen Modigliani, Montmartre'daki sanatçı çevresine girerek orada Paul Cezanne, Henri de Toulouse-Lautrec ve Pablo Picasso gibi pek çok ünlü ressam ve heykeltıraşla tanıştı.

Rumen heykeltıraş Constantin Brancusi' nin etkisiyle geleneksel Afrika heykellerine ilgi duyan Modigliani'nin 1912'de Paris'te açtığı sergide yer alan, ilkel sanata özgü yalın biçimlerle gerçekleştirdiği sekiz tane taş büst çok beğenildi. Daha sonra resme ağırlık veren Modigliani özellikle portreleriyle dikkati çek­ti. Heykelle ilgili deneyimlerinin izlerini taşı­yan bu portrelerde, insan yüzleri bir arka plan önünde adeta heykelsi görünümde yerleştiril­miş, derinliksiz, iki boyutlu kompozisyon­lardır.

I. Dünya Savaşı Modigliani'nin yaşamında gerilimli bir dönem oldu. Pek çok arkadaşı savaşa katılmıştı, yapıtlarını satamıyordu. Aşırı içki, uyuşturucu ve parasızlık yüzünden sağlığı bozulmuştu. Gene de, en iyi resimle­rinden bazılarını bu dönemde yaptı. Bunların içinde sıradan insanların yanı sıra Jean Cocteau (1916), Juan Gris (1913), Chaim Soutine (1916-17) gibi ünlülerin de portreleri vardı. Çizdiği yüzleri ve boyunları sonraları daha da uzatan Modigliani yalın renkler, basit çizgiler kullandı.

Modigliani 1917'de bir çıplak (nü) dizisine başladı. Günümüzde onun en iyi yapıtları olarak değerlendirilen bu tablolar sergilendi­ğinde, polis çıplak resimleri ahlaka aykırı bularak sergiden kaldırttı. Aynı yıl Fransa'nın güneyine yerleşen sanatçı iki yıl sonra verem­den öldü.
Modigliani yaşamı boyunca, Paris'teki sa­natçı çevresi dışında çok az tanındı. Ama 1922'de Paris'te bir galeri onun tablolarını sergiledikten sonra ün kazandı.



#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Amedeo Modigliani




(1884- 1920)



Modigliani'nin, biri 1909 yılında, diğeri 36 yaşındaki ölümünden kısa bir süre önce, 1920'de çekilmiş iki fotoğrafı vardır. İlk fotoğrafta; dağınık gür saçları, gömleğinin üzerine gevşek bir şekilde bağlanmış fuları, elinde sigarasıyla hayata meydan okuyan, karizmatik bir genç adamla karşı karşıyayızdır; enerjik, bohem, hayat dolu bir insanın izlenimini bırakır üzerimizde. Diğer fotoğrafta ise; bakımsız sakalı, yaşlılara özgü beceriksiz bir özenle bağlanmış kravatıyla hayattan umudunu kesmiş, acı tecrübelerin biçimlendirdiği bir bilgelikle gülümsemeye çalışan yıpranmış birisi vardır; kabullenmiştir, gözlerinde hayat denen oyunu kaybettiğini kabul eden derin ve sönük bir ışıltının ifadesini buluruz.

Bu iki fotoğrafın karşılaştırması, yaklaşık on yıllık bir zaman dilimi içerisinde genç ressamın hayatının hangi şartlar altında geçtiğini hayal edebilmemizi sağlar. Ama buna sonra döneceğiz, şimdi sanat tarihine büyük isimler yetiştirmiş İtalya'nın Toscana bölgesinin doğusunda bir deniz kıyısı kenti olan Livorno'ya doğru bir yolculuğa çıkalım. "Açıkçası Livorno bir güzel sanatlar kenti değildir" der Andre Salmon, Modigliani'nin 1884 yılında doğduğu kenti tanımlarken. Amedeo, babası küçük çaplı bir iş adamı olan ve annesi Fransız soyundan gelen Yahudi bir ailenin dört çocuğunun en küçüğüydü.

Henüz küçük yaşlarda sanata olan tutkusu biçimlenmeye başlamıştır. Ancak, yine bu kadar erken bir dönemde, onu hayatı boyunca yalnız bırakmayacak olan zatülcenp hastalığıyla da tanışmıştır. Henüz 1895 yılında hastalık kendisini belli eder. Ağustos 1897'de tüm enerjisini yoğunlaştırdığı desen kurslarına devam etmiştir. Fakat, sonraki sene tifoya yakalanmış ve akciğer komplikasyonları ortaya çıkmıştır. Aynı yıl, 19.yüzyıl İtalyan resminin önemli isimlerinden birisi olan Livorno'lu Giovanni Fattori'nin (1825- 1908) öğrencisi Michelini'den resim dersleri almaya başlamıştır. 1899 gibi erken bir tarihte, hocası Micheli'nin oğluna ait bir portre ve bir de oto- portre yapmıştır. "Bir sanatçı olarak Livorno'da az çok ün sağlamaya başlamıştı bile. Kentin yerlileri sanatla ilgilenmiyordu, ama iyi portre yapan bir ressam ilgi çekiciydi. Yağlıboya resimlerden az da olsa para kazanabiliyordu. Oturma odalarında kendilerinin, eşlerinin ve çocuklarının portrelerini görmekten mutluluk duyan Livornolu varsıl kişiler, Micheli'nin öğrencisine kendilerini yücelten portreleri bayıla bayıla ısmarlıyorlardı. Modigliani, akademik bir sanatçı değildi gerçi, ama iyi bir benzerlik sağlama yeteneği herkesi şaşırtıyordu."[SALMON, Andre, Modigliani, Düşün, İstanbul-1995, s. 14]

1901 yılında akciğer tedavisi için annesiyle Napoli'ye gitmiş ve dönüşte Roma ve Floransa'yı ziyaret etmiştir. Onun yeteneğini farkeden Micheli, kendisini geliştirebilmesi için Floransa'daki güzel sanatlar okuluna gitmesini tavsiye etmiştir. Böylece umut ve heyecan içerisinde, bu sanat şehrinde yaşamanın hayallerini kurmaya başlar. Bu hayaller kısa bir süre sonra, 1902 yılında Floransa'daki Güzel Sanatlar Okulu'na yazılmasıyla gerçeğe dönüşür. Ancak, buradaki eğitimin kendisine çok fazla bir şey veremeyeceğini kısa sürede anlamış ve müzeleri bıkmaksızın gezerek, büyük bir görsel birikim edinmiştir. Biriktirdiği paralarla, Roma ve daha sonra da Venedik'e gider. 1903 yılında, Venedik Güzel Sanatlar Okulu'na kayıt olur.

İtalya'nın geçmiş sanat birikimini inceleyerek ve eğitimini gördükleriyle zenginleştirerek geçen günlerin ardından, 1906 kışında sanatın başkenti Paris'e doğru yola çıkar. "Modigliani'nin Paris'e ilk gelişi 1906 yılındadır. Sanat dünyasının çok duyduğu, ama pek az bildiği tüm yenilikleriyle yeni eğilimlerini görüp öğrenmek için, coşku ve meraktan yanıp tutuşuyordu. Etrüsk sanatına dek uzanan geçmişin İtalyan başyapıtlarını inceleyerek kendisini yetiştirmişti. Şimdiyse çağdaş sanatın en son gelişmelerini incelemeye can atıyordu." [SALMON, Andre, Modigliani, Düşün, İstanbul-1995, s. 26]

Onun Siena resmine, özellikle de Simone Martini'ye duyduğu ilgi bundan sonra Paris'in yaşayan modern sanatıyla harmanlanacaktır. Paris'e vardığında sadece 22 yaşındaydı ve Montmartre'da rue Caulaincourt'da, Picasso'nun mavi dönem resimlerini ve ünlü Avignon'lu Kızlar'ı ürettiği Bateau Lavoir'e yakın bir stüdyo kiraladı. Kısa sürede Picasso, Salmon, Jacob, Utrillo gibi isimlerle tanıştı. 1907 sonbaharında, onun 1909'da ünlü heykelci Brancusi'yle karşılaşmasını sağlayacak olan koleksiyoner Paul Alexandre ile tanıştı.

1908 yılında Lautrec ve fovistlerin etkilerini taşıyan altı resmiyle Bağımsızlar Salonu'na katıldı. Picasso'nun mavi döneminin etkilerinin hissedildiği Yahudi adlı resmi de bunlar arasındadır. Brancusi ile tanıştığı 1909 yılında resmettiği Viyolonselci onun sanatındaki değişimi ortaya koymaktadır. 1910'daki Bağımsızlar Salonu'nda sergilediği bu resim, onun ince, yalın hatlarla betimlediği tipik portrelerinin müjdecisidir.

Çalışmalarını giderek yoğunlaştırır, taş heykeller çalışmaya başlar (1912 Sonbahar Salonu'nda sekiz taş heykeli yer almıştır) ve aynı dönemde yoğun bir entelektüel ve duygusal ilişki içerisine girdiği Rus kadın şair Anna Achmatova ile tanışır. Achmatova anılarında Modigliani'nin yağmurlu günlerde çok büyük eski, siyah bir şemsiye ile yürüyüş yaptığını ve bazen o şemsiyenin altında birlikte Lüksemburg bahçelerindeki bir bankın üzerinde, yağmur altında saatlerce oturup Verlaine'dan şiirler okuduklarını aktarır [CORTENOVA, Giorgio; Modigliani, Giunti, Firenze- 1994, s.24] .


Verlaine'in bazı mısraları, Modigliani ile ilgili bu anıyla çok hoş bir şekilde örtüşmektedir:


Yağmur yağıyor yüreğime
Kentin üzerine yağar gibi;
Şu bitkinlik neyin nesi
İşlemekte yüreğime




Verlaine'ın şiirinde anlamlandıramadığı bitkinlik, Modigliani için onu terketmek bilmeyen hastalığıdır ve Brancusi'yle tanıştığı 1909 yılından itibaren yoğunlaştığı heykel çalışmalarını, sağlığına dokunduğu için kesmek zorunda kalır. Modigliani şiiri özellikle seviyordu. Onun sanatındaki şiirsellik, belki de bu şekilde açıklanabilir. Heykellerinde ve resimlerinde yalın, ince- uzun formlarla beliren çizgisel üslup şiirsel bir nitelik taşımaktadır.

1909 yılında, Montmartre'dan Montparnasse'a taşınır. Kısa bir süre sonra onu diğerleri; Picasso, Matisse, Soutine, Chagall, Vlaminck, Van Dongen gibi isimler izler. Bunlar, yüzyılın başlarındaki Paris okulunun en önemli ressamlarıdır. Modigliani'nin sanatı da bu çevreden beslenmiştir: bir yanda doğmakta olan kübizm, öte yanda fovist- ekspresyonist resim. 1913 tarihli Ayakta Karyatid resmi ise, onun eserlerinde dönemin pek çok sanatçısı için söz konusu olan ilkel sanatın etkilerini yansıtır. İtalyan ustalarına erken dönemlerden itibaren duyduğu ilgiyi ve Etrüsk sanatının etkilerini de unutmamak gerekir. Dönemin efsane isimlerinden olan ve sanatı tüm diğer avant- garde çağdaşlarını büyüleyen Cezanne'ın etkisi Modigliani'nin sanatının biçimlenmesi açısından son derece önemlidir.

Tüm bu etkileri, yepyeni bir üslup ve ifade gücüyle sunan Modigliani'nin resimleri; portre ve nü konuları üzerine yoğunlaşmıştır. Sınırlı ve çoğu zaman tanımlanmamış bir arka planın önünde, uzun hatlarıyla düşey bir etki bırakan deforme edilmiş figürler yer alır. 1918 tarihli Küçük Marie, onun portrelerinin karakteristik bir örneğidir. 1914 yılında tanıştığı ve iki yıl boyunca fırtınalı bir aşk yaşadığı İngiliz kadın şair ve yazar Beatrice Hastings (1915), ünlü şair Jean Cocteau (1916), ressam arkadaşları Raymond (1915), Max Jacob (1916), Chaim Soutine (1915), resimleriyle ilgilenen ünlü sanat taciri Paul Guillaume (1916) ve 1917 tanıştığı, ona bir çocuk veren sevgilisi Jeanne Hebuterne'un portreleri dikkat çekici örneklerdir.

Ele aldığı diğer bir konu ise nü'dür. Uyumlu renk geçişleri, uzun hatlı figür anlayışı, onun Kollarını Açmış Bir Şekilde Uzanan Nü (1917) adlı resminde izlenebilir. 1917 yılından itibaren seri halde nü resimleri yapmaya başlamıştır. Bu dönemde 3- 30 Aralık 1917 tarihleri arasında Galerie Berthe Weill'de ilk kişisel sergisi düzenlenir.

Bunlar Birinci Dünya Savaşı yıllarıdır: "Modigliani savaşa gitmedi. Sağlık denetiminde çürüğe çıkarıldı. Ciğerleri bozuk bir genç adamın gösterdiği özel ilgiye kulak asmadılar ve asker olamadı." [SALMON, Andre, Modigliani, Düşün, İstanbul-1995, s. 119] Hastalığı yetmezmiş gibi Modigliani; bohem hayatının, fırtınalı aşklarının, tutkuyla kapandığı resim ve heykel çalışmalarının bir parçası olan bağımlılıklarını sürdürüyordu. Alkol ve uyuşturucu kullanması onun ömrünü hızla tüketiyordu. Yokluklarla geçen yıllar, kaçınılmaz sonu hızlandırıyordu ve 1918 yılında birkaç arkadaşıyla güney Fransa'ya yaptığı seyahat bile bunu engelleyemezdi. Paris'e döndükten sonra, son çalışması olan Mario'nun Portresi'ni (1919) resmetti ve 1920 yılında bir yoksullar hastanesinde hayata veda etti.

Amedeo Modigliani, 20.yüzyılın başında Paris'te eşine az rastlanır bir sanat ortamının içerisinde kendisi gibi sanat tarihinin önemli isimleriyle birlikte resim yapmıştır. Kısa ömrünü kendisini tamamen adadığı mesleğinin ürünleriyle taçlandırmıştır.



Dr. Mehmet Üstünipek


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen



#4
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Hacimsel etkiye önem vermeyen Modigliani, resimlerini renk düzlemlerinden oluşturmuş ve onlara, ikonalara has bir ifade kazandırmıştır. 14. yüzyıl İtalyan ressamlarının, bu dünyadan öte bir gerçekliği yansıtmasına benzer bir kopukluk ve dış gerçeklik ötesi bir deneyimi ifade etme arayışı ile, bazı resimlerinde karakteristik siyah konturu da terketmiş, renklerin hissettirdiği duygular, vücutların kıvranışları ve yüzlerdeki dalgın ifadeye odaklanmıştır. Onun sonsuzluğa bakan figürleri, onlarla aziz betimlemeleri arasındaki bağı kurar ve onları öte bir dünyaya ait kılar.

Amadeo Modigliani

1884 İtalya’nın Livorno kentinde doğdu. Ailesi Sefardim Yahudisi idi.

1895 kışında¸ Modigliani, akciğer zarı enfeksiyonuna yakalandı.

1898 Tifo hastalığına yakalanması sonucu liseyi bırakmak zorunda kaldı. Guglielmo Micheli ile resmi sanat eğitimine başladı. Micheli, Macchiaioli’nin (Empresyonizm’in Italya’daki karşılığı) başı olan Giovanni Fattori’nin öğrencisiydi.

1901 İkinci kere vereme yakalandı ve Napoli, Capri ve Roma’da tedavi gördü.

1902
Floransa’da, Scuola Libera di Nudo’da (Çıplağın Serbest Okulu) Fattori’nin atölyesine girdi.

1903 Venedik’e gidip benzer bir akademiye kaydını yaptırdı. Orada, Fütürizm’in öncüleri olacak sanatçılardan ikisiyle tanıştı: Umberto Boccioni ve Ardengo Soffici. Daha da önemlisi, uyuşturucu ve içki alemine ilk girişini yaptı. Modigliani, bu üç şehirde, müzeleri gezme, antik sanatı ve Rönesans sanatını inceleme fırsatını yakaladı.

1906 Paris’e gitti, oradaki anti-semitizmin sonucu olarak, kendisi gibi Yahudi olan Soutine, Kisling, Lipchitz ve Max Jacob gibi sanatçılarla arkadaş oldu, ayrıca Maurice Utrillo, Jean Cocteau gibi, avangardın büyük isimleriyle tanıştı. Picasso’nun stüdyosuna ise hiç uğramadığı söylenir. İlk işleri, yeni başlayan Kübizm’e duyulan hafif bir ilgiyi gösterir fakat Steinlen, Lautrec ve Picasso'nun Mavi Dönemi ile yakınlıklar taşır ("Yahudi Kadın", 1908). Modigliani, aşırılıklarıyla çabucak ün yaptı ve takma ismini Dedo’dan Modi’ye çevirdi (bu, Fransızca’da lanetlenmiş anlamına gelen ‘maudit’ kelimesini çağrıştırıyordu.

1907
Grand Palais’deki, avangard sanata ayrılan Salon d’Automne’un (Sonbahar Salonu) sergisine katılıdı. Sergide, Matisse ve Dérain gibi, Fauves akımının sanatçıları baskındı. Yine de, dönemin en önemli sanat eleştirmeni ve yazar Apollinaire, Salon üzerine yaptığı değerlendirmede Modigliani’ye de yer verdi. Dr. Paul Alexandre adında bir koleksiyoncu, Modigliani’yi destekledi, onun resimlerini aldı, siparişler verdi ve onu, Paris’in yüksek sosyetesiyle tanıştırdı.

1908 “Yahudi Kadın”, “Çıplak”, “Çalışma”, “Idol” adlı resimleriyle Salon des Indépendants sergisine katıldı.

1909 Hasta ve yorgun olarak Livorno’ya çekildi. Döndüğünde, sanatçıların yeni semti olan Montparnasse’a taşındı ve yön değiştirip heykeltraş olmaya karar verdi. Ustası Brancusi’ydi ve işleri, onun, Salon des Indépendants’da ve önceki sene de, Modigliani’nin işleriyle aynı zamanda, Salon d’Automne’da gösterilen güçlü, idol gibi heykelleri kadar, Picasso, Matisse gibi sanatçılarda da açıkça görülen Afrika ve Okyanusya etkilerini yansıtıyordu. Bunlar, yassı ve geometrik biçimlere, oval, uzun suratlara ve stilize burun, ağız ve gözlere sahipti. Antik heykelin ve Afrika sanatının etkisi, bu stilizasyonda ve biçimlerin basitliğinde izlenebilir. Bu sanatlar, doğallık, sadelik, açıklıklarıyla, I. Dünya Savaşı’ndan önce, medeniyetin ilerleyişine yöneltilen eleştirilerde önemli bir rol oynuyordu. 19. yüzyılda, sanayileşmiş ülkelerde ortaya çıkan teknolojik ve maddeci dünya, hayatın gittikçe artan bir hıza ulaşması, Einstein’ın 1905’te görecelik kuramını yayınlaması ve bunun yol açtığı güvensizlik ve belirsizlik duygusu, sanatçıların ilgisinin, içgüdü tarafından biçimlenen bu Avrupa-dışı veya erken-Avrupa sanatlarına yönelmesine yol açmıştır.

1914 I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla Paris’teki inşaat durdu ve Modigliani, heykelleri için çalabileceği taş bulamaz hale geldi. Portre ressamlığında uzmanlaştı ve hayatının gei kalan kısmını özellikle portrelere adadı. Bu resimlerdeki stilizasyon, çizgisellik ve sadeleştirme, heykeltraşlık döneminin etkilerini yansıtıyordu. Antik dönemden aldığı karyatid biçimini, köşeli figürlerini değişik bakışı açılarından çizen kübist sanatçıların aksine, ince, dolambaçlı çizgiler, akıcı konturlarla betimledi ve iki boyutlu olanı vurguladı. Genç sanat taciri Paul Guillaume ile çalıştı. Guillaume, henüz pek tanınmayan, Goncharova, de Chirico, Picabia gibi sanatçıların işlerini sergiliyordu. Modigliani, Londra’daki Whitechapel Gallery’de, “20. Yüzyıl Sanatı” adlı sergiye katıldı. Savaşın ilk yıllarında, İngiliz gazeteci Béatrice Hastings’le ilişkisi oldu. Fakat ikisi de çok içiyor ve kavga ediyorlardı. Bir keresinde Béatrice’i pencereden attı.

1916 Ressam Lejeune’ün atölyesindeki bir sergiye katıldı ve orada tanıştığı Polonyalı bir şair olan Leopold Zborovski’den destek gördü. Béatrice Hastings’den ayrıldıktan sonra Zborovski’nin dairesinde çalışmaya başladı. Bu dönemin, kübizmden etkilenen portreleri, katı bir kompozisyona, kesin çizgilere ve geometrik stilizasyona sahiptir. Modigliani’nin Paris’teki avangard çevreye girişinde etkili olan Jacques Lipchitz, Jean Cocteau, Picasso, Max Jacob, Chaim Soutine, Henri Laurens gibi sanatçıların portreleri bu döneme rastlar. Bu dönemde, kadın çıplaklar daha sıklaşmış; kadın vücudunun hatları ritmik melodiler haline gelmiştir (Uzanan Çıplak, 1917).

1917 Modigliani, bir süredir, Académie Colarossi’de çizim çalışmaktaydı ve burada, o sırada 19 yaşında olan Jeanne Hébuterne ile tanıştı. Birlikte yaşamaya başladılar. Jeanne’la itişip kakışmaları ve onu sokakta sürükleyecek, çekiştirip, Luxembourg Bahçeleri’nin demirlerine çarpacak kadar haşin davranışları, Montmartre’da, Beatrice ile ettiği kavgalardan daha meşhur oldu. Arkadaşı Zborowski’nin cesaretlendirmesiyle, Modigliani, Paris’teki Berthe Weill Gallery’de ilk sergisini açtı. 32 resim ve çizimden oluşan bir koleksiyon sergilendi ve sadece birkaç çizim alıcı buldu. Sergi, “uygunsuzluk” nedeniyle, açıldığı gün kapandı.

1918 Paris’teki şartlar o kadar kötüleşmişti ki, Zborowski, Güney Fransa’ya taşınmaya karar verdi. Şimdi, Modigliani’nin yanında, Soutine, Kisling ve Japon sanatçı Foujita’nın resimlerini sergiliyordu. Modigliani de, hem mali nedenlerden hem de kötüleşen sağlığından dolayı Nice’e yerleşti; aileyi Zborowski destekliyordu. Fakat Akdeniz iklimi ve manzarası ona çekici gelmiyordu. Yerel dükkan sahipleri ve onların çocuklarının portrelerini yapıyordu.

Jeanne hamile kaldı ve az süre sonra ayrıldılar. Bebekleri doğmadan tekrar biraraya geldiler. Modigliani, çocuğu Jeanne Modigliani’yi kayda geçirmek için giderken yolda sarhoş oldu ve çocuk resmen babasız kaldı. Daha sonra sanatçının İtalya’daki ailesi tarafından evlat edinildi.

1919
Sevdiği tek çevre olan Paris’e döndü. Tekrar hamile olan Jeanne ise şimdilik arkada kalmıştı. Modigliani, onunla evleneceğine söz veren bir belge imzaladı. Zborowski'nin çabaları sayesinde, Modigliani'nin resimleri iyi fiyata alıcı buluyordu.

Osbert Sitwell’in yardımıyla, Zborowski, Londra’daki Mansart Gallery’de, bir Fransız sanatı sergisi açtı. Sergi başarılı oldu ve en yüksek fiyata ulaşanlardan biri de Modigliani’nin işlerinden biri oldu. İşleri, ayrıca Londra’daki Hill Gallery’de ve Paris’teki Sonbahar Salonu’nda da sergilendi. Modigliani ve Jeanne, Grande Chaumière Sokağı’nda, bir zamanlar Gaugin’in oturduğu dairenin bir üstündeki ilk gerçek evlerine taşındılar. Fakat Modigliani’nin sağlığı gittikçe bozuluyor, alkol komaları sıklaşıyodu. 1920 Yeni yılı iyi durumda kutladı, fakat 15 gün sonra böbrek sancılarıyla yatağa düştü. Birkaç gün sonra, yine bir ressam olan alt kalttaki komşusu Ortiz de Zarate onu ziyarete geldi. Modigliani’yi çılgın bir halde, şiddetli bir başağrısından şikayet ederken buldu. Yatağı, boş şişelerle ve yarı açık, yağları örtüye damlayan sardalya kutularıyla doluydu. Yanında, 9 aylık hamile olan Jeanne oturuyordu. Ortiz de Zarate hemen bir doktor çağırdı. Doktor, durumun ümitsiz olduğunu, Modigliani’nin veremli menenjit olduğunu söyledi. Modigliani, bilincine tekrar kavuşamayarak 24 Temmuz’da öldü. Bütün Montmartre’ın katıldığı muazzam bir cenaze töreni yapıldı. Anne babasının evine götürülen Jeanne ise, Modigliani’nin ölümünden iki gün sonra, kendini beşinci kat penceresinden attı ve hem kendini hem de henüz doğmamış çocuğunu öldürdü.


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen



#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Amedeo Modigliani



Amedeo Clemente Modigliani (d. 12 Temmuz 1884, Livorno, Toskana, İtalya – ö. 24 Ocak 1920, Paris, Fransa), Yahudi kökenli İtalyan ressam ve heykeltıraş.



Resmi ekleyen



Amedeo Modigliani




Hayatı ve Kariyeri


Ressamın Yahudi kökenli ailesi, 18. yüzyılın başlarında göçmen olarak gelip Livorno'ya yerleşmişti. Amadeo, ailenin dördüncü ve son çocuğuydu. 1895 yılında geçirdiği veremin ardından 1898 yılında tifoya yakalanınca lise eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Bu yüzden sanata yönelerek resim dersleri almaya başladı. 1901'de ikinci kez verem geçiren Amadeo, annesi tarafından Napoli'ye götürüldü, tedavisine bu şehirde devam edildi.

Ders aldığı Guglielmo Micheli, onun akademik eğitim alması gerektiğini söyleyince Modigliani, 1902'de Floransa'daki Güzel Sanatlar Okulu'na başladı ve bir yıl sonra da Venedik'teki Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydoldu. Ayrıca Venedik'te uyuşturucuyla tanıştı. 1906'da Paris'e gitti ve Montmartre'deki beş parasız sanatçıların toplandığı Le Bateau-Lavoir'a yerleşti. Orada komşuluk yaptığı ressamlardan biri de Pablo Picasso idi. Paris'in bohem yaşamına ayak uydurarak alkol ve içki bağımlısı oldu.[2]. Bitkin düştüğü için ailesinin yanına Livorno’ya döndü. Tekrar sağlığına kavuştuğunda Paris’e dönüp Montparnasse'da bir stüdyo kiraladı. Romanyalı heykeltıraş Constantin Brancusi ile tanışınca resmi bırakıp heykeltıraşlık yapmaya başladı ve bu alanda da başarılı oldu. 1912 yılında Salon d'Automne'da sergilediği yapıtları ilgi görmesine rağmen 1914'te heykel çalışmalarını tümüyle bitirip tekrar resme döndü.[3] I. Dünya Savaşı çıkınca orduya katılmak istese de sağlık sorunları nedeniyle kabul edilmedi. 1916 yılında Polonyalı şair Leopold Zborovski ve eşi Anna ile tanıştı. Modigliani çiftin birçok tablosunu yaptı. 1917 yılında Academie Colarossi'de çizim çalışmaları yaparken ve yapmayı düşündüğü bir tablosu için model ararken arkadaşı olan Rus heykeltıraş Chana Orloff, onu 19 yaşındaki güzel sanatlar öğrencisi Jeanne Hébuterne ile tanıştırdı. Jeanne Hébuterne'in tablosunu bitirdikten sonra çiftin aralarındaki ilişki bitmedi ve beraber yaşamaya başladılar. Koyu Katolik bir aileden gelen Jeanne'nin, bir Yahudi olan Modigliani ile olan ilişkisine ailesi karşı çıkmasına rağmen birliktelikleri sürdü.
Ressam, arkadaşı Leopold Zborovski'nin de cesaretlendirmesiyle 3 Aralık 1917'de Paris'te Berthe Weill Galeri'de 32 tablodan oluşan ilk kişisel sergisini açsa da sergi, çok sayıda çıplak kadın çalışması barındırdığı gerekçesiyle Paris polisi tarafından kapatıldı.


Ölümü


Bir ressam olan alt kat komşuları Manuel Ortiz de Zárate, bir akşam Modigliani'yi ziyarete geldiğinde onu baş ağrıları içerisinde bularak doktor çağırdı. Gelen doktor hastanın tüberküloz ve menenjit nedeniyle umutsuz bir durumda olduğunu söyledi.



Resmi ekleyen



Amedeo Modigliani ve Jeanne Hébuterne çiftinin Père Lachaise Mezarlığı'ndaki mezar taşı



24 Temmuz 1920'de öldükten sonra düzenlenen törenle toprağa verilişinden 2 gün sonra ikinci çocuğuna hamile olan karısı Jeanne, kendini beşinci kattaki odasının penceresinden atarak intihar etti. Jeanne ve Modigliani ayrı mezarlıklarda toprağa verilse de 1930 yılında Jeanne'in ailesi, onun Modigliani'nin yanına gömülmesine razı oldu. Her ikisi de ölünce 15 aylık kızlarını Modigliani'nin kız kardeşi Florence evlatlık alarak yetiştirdi.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Amedeo Modigliani Eserlerinden Örnekler




Resmi ekleyen



Maude Abrantes'in Portresi, 1907



Resmi ekleyen



Madame Pompadour, yaklaşık 1914



Resmi ekleyen



Jaques ve Berthe Lipchitz'in Portresi, 1916



Resmi ekleyen



Kırmızı Çıplak, 1917



Resmi ekleyen



Jeanne Hébuterne in Red Shawl, 1917



Resmi ekleyen



Oturan Çıplak, 1918, Honolulu Academy of Arts



Resmi ekleyen



Otoportresi, 1919, oil on canvas, Museum of Contemporary Art, Sao Paulo, Brezilya






0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı