İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

[Edebi Akımlar] Doğalcılık - Natüralizm | Edebiyatta Doğalcılık - Türk Ve Dünya Edebiyatında Doğalcılık Temsilcileri

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
:z08: Doğalcılık - Natüralizm


Edebiyatta Doğalcılık




Edebi Akımlar



Doğalcılık, doğadan başka gerçeklik olmadığını savunan felsefe öğretilerinin genel adıdır.

Natüralizm olarak da bilinir. Doğalcılara göre doğaüstü gerçekler ya da güçler yoktur. Doğada, nesnel yasalar uyarınca işleyen bir düzen vardır, işte bu yasalar sayesinde, gözlem ve deneye dayalı bilimler, doğa ile ilgili her alanda sağlam, kesin bilgilere ulaşabilir.
Edebiyat Doğalcılık

Doğalcı anlayışına göre gerçeğin güzel gösterilmesi için zorlama yapılmamalıdır. Başka bir deyişle gerçek olduğu gibi yansıtılmalı, idealleştirilmemelidir; yaşamın, kaba ve bayağı sayılarak ele alınmayan yönleri de işlenmelidir.

Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwin'in doğa tasarımına özgü ilke ve yöntemlerin sanata ve edebiyata uygulanmasıyla ortaya çıkan Doğalcılık Akımı'na göre bireyi, kalıtım, içinde yetiştiği toplumsal ve doğal çevre biçimlendirir. Ekonomik ve toplumsal baskılar altında ezilen bireyler, içlerinden gelen güçlü dürtülerle hareket ederler. Alınyazılarını belirleyebilme gücünden uzak olduklarından davranışlarından sorumlu tutulamazlar.

Kuramsal temelini Fransız Hippolyte Taine' in oluşturduğu Doğalcılık Akımı, 19. yüzyılın ikinci yansında Fransa'da doğdu.

Taine'in,

"... Hırs, cesaret ve gerçek, tıpkı sindirim, kasların işleyişi ve vücut ısısı gibi bir nedene bağlıdır. Kötülük ve erdem, sülfürik asit ve şeker gibi birer üründür."

yolundaki düşüncelerinden etkilenen Goncourt Kardeşler, bu düşün ilkelerini uygulayarak ilk Doğalcı roman olan Germinie Lacerteux‘u (1864) yazdılar. Ama edebiyatta Doğalcılık Akımı, anlatımını, Emile Zola'nın "Le Roman experimental" (1880; Deneysel Roman) başlığı altında topladığı deneme yazılarında buldu. Zola'ya göre romancı, olguları yalnızca saptayarak yazmakla yetinen bir gözlemci değil, roman kişilerinin ruhsal yapılarını, kişiliklerini ve onların iç dünyalarını bir dizi deneyden geçiren, duygusal ve toplumsal olgulan, bir kimyacının maddeyi işlediği gibi işleyen bir deneycidir.

Doğalcılık'ın öngördüğü yöntemlere sıkı sıkıya bağlı kalma konusunda pek az Doğalcı yazar Zola'ya yaklaşabildi. Ama bir süre sonra, dönemin hemen hemen tüm ünlü yazarları, az ya da çok bu akımdan etkilendi. Zola başta olmak üzere, belli başlı Doğalcı yazarlar arasında, ünlü öykücü Guy de Maupassant, romancı Joris-Karl Huysmans, Alman oyun yazarı Gerhart Hauptmann, Portekizli romancı José Maria Eça de Queirós anılabilir. Andre Antoine'ın Paris'te kurduğu "Theatre Libre" (Özgür Tiyatro), Otto Brahm' ın Berlin'de kurduğu "Freie Bühne" (Özgür Sahne), Doğalcı anlayışla yazılmış oyunları, Doğalcı üslupla sahneleme amacına yönelikti.

Eksiksiz bir nesnelliği amaçlamış olmakla birlikte, Doğalcı yazarlar, belirlenimci kuramlara bağlı oldukları için, gerçekliği, belli yargıların etkisi altında ele aldılar, nesnel gerçekleri yazdılar ve idealleştirmeye karşı çıktılar. Doğanın çoğunlukla acımasız ve zorlu, yaşamın acımasız ve kaba yanlarını yansıttılar. Kalıtımla ilgili görüşleri dolayısıyla, güçlü tutkuların pençesinde kıvranan basit tipleri ele aldılar. Bundan dolayı yapıtlarında, çevrenin birey üzerindeki ezici etkisine inandıklarından, daha çok eniç karartıcı mekânları, gecekondu semtlerini ve yeraltı dünyasını bir belgesel diliyle işlediler. iç karartıcı mekânları, gecekondu semtlerini, yeraltı dünyasını seçtiler. Bu boğuntulu ya da yoksul ortamları, bir belgesel diliyle anlattılar. Doğalcı yazarlar, çevrenin birey üzerindeki ezici bir etkisi olduğuna inanıyorlardı.

Avrupa edebiyatında Doğalcılık'ın etkileri zayıflamaya başladığı bir dönemde ABD'de, Stephen Crane, Frank Norris ve Jack London, Doğalcı anlayışla yapıtlar verdiler. Theodore Dreiser, ABD'de Doğalcılık'ı doruğa ulaştırdı. Son Doğalcı yapıtlar, James T. Farrell'ın "Studs Lonigan" (1932–35) başlıklı üçlemesi oldu.

Türkiye'ye Doğalcılık, deneye dayalı bilimlerin ateşli savunucusu Beşir Fuad tarafından tanıtıldı. Kendisi roman ya da öykü yazmamakla birlikte, bazı yapıtlarında Doğalcı estetiğin temel ilke ve yöntemlerini savunarak dönemin romancı ve öykücülerini etkiledi. Türk edebiyatının ilk Doğalcı romanını 1891'de Ahmed Midhat Efendi yazdı: "Müşahedat" (Gözlemler). Ama bu yazar, kitabının önsözünde, Zola ve arkadaşlarını, toplumun ve insanlığın en iğrenç, en kötü yanlarını yansıttıkları için eleştirmiş, gerçeğin eksiksiz olarak gösterilebilmesi için iyilik ve güzelliğin de anlatılması gerektiğini savunmuştur. Bu akımın Türkiye'deki ilk önemli temsilcisi ise Hüseyin Rahmi Gürpınar oldu. Yazar, "Mürebbiye" (1899) adlı romanında, kahramanlardan birinin ağzından Doğalcılık'ın ne olduğunu anlattı. "Ben Deli miyim?" (1925) adlı romanı müstehcen bulunarak dava açılan Hüseyin Rahmi, duruşmada yapıtını savunurken "gerçek öykücülük, tüm bilimleri, fenleri kapsayan, her kötülüğü, her hastalığı, her gizli fesadı, yarayı aydınlığa çıkaran yüce bir güçtür" demiştir.

Konu Hale tarafından 07 Aralık 2015 Pazartesi - 21:33 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
:z09: Natüralizm



Natüralizm – Doğalcılık, Fransa’da doğdu. Yaşamı olduğu gibi yansıtmayı ön gören akımların genel adıdır. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında edebiyat, resim ve felsefe alanında etkili olmuştur. Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwin’ci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlamasıyla gelişmiştir.


Natüralizm anlayışa göre gerçek olduğu gibi yansıtmalı, yaşamın kaba ve bayağı sayılarak ele alınmayan yönleri de işlenmelidir. Birey, içinde yetiştiği toplumsal ve doğal çevrede biçimlenir.

Gerçekte ilk Doğalcı yapıtları, Eski Yunan’da , klasik dönem sanatçılarının verdiği söylenebilir. Rönesans sanatçıları, bir bakıma bu anlayışı yeniden canlandırdılar. 17. yüzyılda yaşayan Doğalcı ressamlar doğayı, güzelliği ve çirkinliği ile olduğu gibi yansıtmakta birleşiyorlardı.

Bu akımın kuramsal temellerini Fransız Hippolyte Taine’in oluşturdu. Taine’in düşüncelerinden etkilenen Goncourt kardeşler, ilk doğalcı roman olan Germinie Lacerteux’u (1864) yazdılar. Ama edebiyatta doğalcılık asıl anlatımını, Emile Zola’nın Le Roman expérimental (1880; ”Deneysel Roman”) adlı deneme yazılarında buldu.

Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir anlatımla ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçeklikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özelikleri ile ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar. Yazgılarını belirleyebilme güzünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.

Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine’in Historei de la Lietterature Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur. İlk doğalcı roman Goncourt kardeşlerin bir hizmetçi kızın yaşamını inceleyen Germinie Lacartueux adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola’nın Le Roman Experimental (Deneysel Roman) adlı eseri akımın edebi bildirgesi sayılır. Zola’nın yanı sıra Guy de Maupassant, J.K. Huysmans, Leon Hennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse Daudet doğalcı yapıda eserler veren yazarlardır.


Goncourt Kardeşlerden etkilenen Zola’ya göre romancı, olguları yalnızca saptayarak yazmakla yetinen bir gözlemci değil, roman kişilerinin iç dünyalarını, duygusal ve toplumsal olguları bir dizi deneyden geçiren bir deneycidir. Doğalcılığın ön gördüğü yöntemlere Zola kadar sıkı sıkıya bağlı kalmış çok az yazar vardır. Ama bir süre sonra, ünlü öykücü Guy de Maupassant, romancı Joris-Karl Huysmans, Alman oyun yazarı Gerhart Haupmann, Portekizli romancı José Maria Eça de Queirois bu akımdan etkilenerek yazmışlardır. Doğalcı yazarlar, nesnel gerçekleri yazdılar ve idealleştirmeye karşı çıktılar. Yaşamın acımasız ve kaba yanlarını da yansıttılar.

Kalıtıma ilişkin görüşlerinin etkisiyle, güçlü tutkuların pençesinde kıvranan basit tipleri ele alarak işlediler. Doğalcı yazarlar, çevrenin birey üzerindeki ezici bir etkisi olduğuna inanıyorlardı. Bundan dolayı yapıtlarında, iç karartıcı mekanları, gecekondu semtlerini ve yer altı dünyasını bir belgesel diliyle işlediler. Avrupa edebiyatında doğalcılığın etkileri zayıflamaya başladığı bir dönemde ABD’de, Stephen Crane, Frank Norris ve Jack London bu anlayışla yazdılar. Theodore Dreiser, ABD’de doğalcılığı doruğa ulaştırdı. James T. Farrell’in Studs Lonigan (1932-35) başlıklı üçlemesi son doğalcı yapıtlar oldu.

Türk edebiyatında ilk kez Nabizade Nazım’ın yapıtlarında izlerine rastlansa da gerçek anlamda natüralizm Beşir Fuad’ın etkisiyle girdi. Beşir Fuad roman ya da öykü yazarı değildi ancak doğalcılığın temel ilke ve yöntemlerini savunarak dönemim romancı ve öykücülerini etkiledi.

İlk natüralist ürün Ahmed Midhat Efendi’nin yazdığı Müşahedat’tır (“Gözlemler”) adlı romanıdır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiye’si doğalcılık akımının edebiyatımızdaki en iyi örneklerinden birisidir. Ben Deli miyim? (1925) adlı romanı müstehcen bulunarak dava açılınca yazar “ gerçek öykücülük, tüm bilimleri, fenleri kapsayan, her kötülüğü, her hastalığı, her gizli fesadı, yarayı aydınlığa çıkaran yüce bir güçtür” diyerek duruşmada kendisini ve Doğalcılık anlayışını savunmuştur.

Doğalcılık, kısa ömürlü bir akım olmakla birlikte Gerçekçiliğin zenginleşmesi, yeni konuların bulunmasını, biçime öncelik tanımayan ve yaşama yakın olan bir anlatımın gelişmesini sağladı.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı