İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Minos Sanatı | Anadolu Kökenli Olduğu Sanılan Bronz İşçiliği Tekniğini Bilen Halkların Gelişiyle Belirginlik Kazanan Dönem

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Minos Sanatı



Anadolu kökenli olduğu sanılan ve bronz işçiliği tekniğini bilen halkların gelişiyle belirginlik kazanan bir dönemdir.


Resmi ekleyen



Girit uygarlığı III. binyılın sonuna doğru doğduysa da, gerçek sıçrama ve atılımını M.Ö 2000 yıllarında adanın Knossos, Phaistos, Malia ve Zakros gibi bazı sitelerinde yapılan saraylarla gerçekleştirmiştir. Saraylar ve bunların başlıca merkezlerini oluşturduğu yeni uygarlık, şüphe yok ki bir ölçüde Doğu ve Mısır uygarlıklarından etkilenmiş, ama gerek mimaride gerek fresk sanatında ve küçük eşyalar yapımında özgün anlatım tarzları hızla ağırlık kazanmaya başlamıştır.


Resmi ekleyen



Kazılar, sarayların iki ayrı dönemden geçtiğini göstermiştir. Bu iki dönemi birbirinden ayıran olayın MÖ 1700 dolaylarında meydana gelen bir deprem olduğu sanılmaktadır.

Birinci dönemde, seçkin sınıfa ait bu konutlarda hükümdarlar, aileleri ve saray erkanlarıyla birlikte lüks içinde yaşarlardı. Merkeziyetçi küçük bir monarşi olan Girit’te, her saray komşularıyla iyi ilişkiler içinde, kavgasız gürültüsüz geçirirdi. Büyükçe bir kentin ortasındaki saray, dikdörtgen biçiminde büyük bir avlunun etrafında kuzey-güney doğrultusunda şekillenirdi. Batıda siyasi ve dini etkinliklerin yürütüldüğü resmi daireler, kuzeyde özel daireler, doğuda yedek yiyecek depoları, güneyde ise bir sarnıç sistemi yer alırdı. Günlük hayatın bütün ihtiyaçları mimar tarafından, plana ve yüksekliğe göre dikkate alınır ve sağlanırdı; çünkü saraylar tek katlıydı.

İkinci dönemde, yani M.Ö. 1700 yıllarına doğru, bu yapı tipi büyük çapta genişletilip zenginleştirildi. Knossos Sarayı örneğinde görüldüğü gibi, daha karmaşık bir plan çerçevesinde binaya çok sayıda koridor yapıldı, katlar çıkıldı, bunlara ulaşmak için merdivenler ve ustaca yerleştirilmiş ışık bacaları eklendi. Ayaklar ve sütunlar, çeşitli fresklerle süslenmiş duvarlar da bu dönemin özellikleri arasındadır.



Resmi ekleyen



Üç kadını betimleyen fresk.



Sanat; hayatı yakından izlediği için, Minos uygarlığı saraylarında sanatçı atölyelerine de yer verilmeye başladı. Knossos’ta taş ve tahta işlemeciliğinin ve bir metalürji fırınının izlerine rastlanmıştır. Çömlekçiler ilk saraylarda ayak çarkının da devreye girmesiyle « Kamares » diye bilinen çokrenkli üslubu yarattılar. Daha sonraları, ikinci saraylarla, süslemeler de freskler gibi, doğa manzaralarını taklit etmeye başladı (« deniz » ve «çiçek » üslupları).


Resmi ekleyen



Duvarları bezeyen fresklerde Mısır örnekleri ile bazı benzerlikler göze çarpar: gölge ve perspektif yoktur.



Resmi ekleyen



Bakır bir külçe.



Ne yazık ki, Minos yazısı (ister hiyeroglife benzer bir yazı, ister çizgisel bir yazı sistemi olan Lineer A olsun) henüz çözülememiştir.

Bronz ve fayans ustaları gibi gerçeği büyük bir dikkatle gözle fildişi ustaları da, küçük boyutlu biçimleri tercih ettiler.




Resmi ekleyen



Minos dönemi Girit'inde anıtsal heykelciliğe rastlanmaz. Tanrılar bile; ''yılanlı tanrıça'' heykelinde olduğu gibi, kimi kez ince bir biçimde fildişinden yontulmuş küçük boyutlarda heykelciklerle yetinirler.



Aynı sanat kaygısı ve ustalık mücevherlerde, çeşitli maddelerden yapılmış mühürlerde, yumuşak taştan vazolarda ve rhytonlarda adı verilen içki kaplarında da görülür. Rhytonların ilk yapıldığında bir altın varakla kaplı olduğu sanılmaktadır.


Resmi ekleyen



Henüz çözülememiş heceli yazaçlar, Festos Diski.



Çeperlerinde alçak kabartmalar halinde çeşitli sahneler canlandırılmıştı. «Hasatçılar vazosu» bunların en başarılılarından biridir .


Bir Akdeniz dünyasının ortasında, deniz yoluyla yapılan alışverişlerin doğal bir uğrak yeri haline getirdiği Girit Adası, bu özelliği sayesinde, ilk Yunanlılar’ın gelmesi yüzünden Yunanistan anakarasında yaşanan sancılardan uzak kalmıştır.

Konu Hale tarafından 27 Ağustos 2015 Perşembe - 22:09 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Minos Sanatı


Bugüne dek Girit'te, Neolitik Çağ (Yeni Taş Devri) öncesinde insan yaşadığına dair hiç bir iz bulunamamıştır. Bu nedenle Girit Arkeolojisi, MÖ.3.binin başlarında veya kimi bilim adamlarına göre ortalarında son bulan Neolitik Çağ ile başlar.Bu Çağda Girit'te insanlar mağaralarda oturuyorlardı. Orta Neolitik Çağ'dan itibaren mağaraların yanısıra işlenmemiş kaba taşlardan, tuğla ve çalıçırpıdan barınaklar da yaptılar. Böyle evlerin kalıntıları, Knossos, Phaistos, Katsamba ve Doğu Girit'te Magasa'da bulundu. Ölüleri mağaralara kimi yerlerde evlerin hemen yakınında yere açılan çukurlara gömülüyorlardı.


Resmi ekleyen



En büyük kent olan Knossos'tan bir sarayın bir araya getirilen parçaları.



Girit'te bakırın kullanımı ile birlikte alet ve silah yapımındaki gelişme, ilkel taş devri hayatına son vermiş, Adada önemli ölçüde gelişen denizcilik ve artan dış ilişkilere bağlı olarak yeni bir dönem başlar. Girit'ten daha ileri bir uygarlık düzeyinde bulunan Mısır (Eski Krallığın en parlak dönemleri yaşanıyordu) ve Küçük Asya, Mezopotamya ile kurulan ilişkiler, Minos kültürnün gelişimini önemli ölçüde etkiledi. Ama tüm bu etkilere rağmen Girit, yerli kültürünü korumayı başardı.


Resmi ekleyen



Knossos Sarayı'nın kalıntıları.



Ölüler, bu dönemde kaya oyuklarına gömüldükleri gibi (Herakleion yakınlarındaki Kyparissa, Zakro ve Palaikastro) bunun yanısıra ilk Tholos mezarlar Lebena ve Krasi'de inşaa edildiler. Yuvarlak bir fırın biçiminde olan bu tholosların çatıları, yalancı kubbeyle (taşların birbirinin üzerine bindirilerek oluşturulur, üste konulan taşlar alttakine oranla içe doğru biraz kaydırılır, bu şekilde her yandan ortaya doğru taşırılarak üst üste konulan taşların, giderek küçülen bir çember şeklinde, açıklığı daraltması ve birleşme elemanıyla kubbe kapanır).


Resmi ekleyen



Minos Uygarlığı'nın en öne çıkan kenti Knossos'da bir kazıda bulunan fresk: Bir boğanın üzerinden atlayarak dinî görevlerini yapan kişiler. Koyu tenli kişi erkek, beyazlar kadın.



Çatıları yıkıldığı için, kimi yerlerde çapları 5-10 m'ye varan bu yuvarlak mezarların, gerçekten taş bir kubbeyle mi örtüldüğü tartışmalıdır, kimi bilim adamları ahşap hatıllı düz bir dama sahip oldukları fikrini savını ileri sürmektedir. Fakat, yuvarlak planları, duvarlarının kalınlığı ve korunagelen kısımlerının içe doğru eğimi ve çatıdan mezarın içine düşmüş olan taşların konumu taş kubbe tezini destekler niteliktedir. Muhtemelen bu mezarlar, Kara Yunanistan'nında bulunan, aynı tipte fakat çok daha gelişkin bir kubbeye sahip olan Myken mezarlarının öncüleridir.Mağaralar, Saraylar Öncesi Çağda da konut olarak kullanılmış görünmektedir. Fakat ev kalıntıları da (EMII) Hierapetra yakınlarındaki Vasiliski'de bulunmuştur. Bunlar, Neolitik Çağın ilkel barınaklarına oranla dikkate değer bir derecede bir gelişme kaydetmişlerdir. Bu evler, kalın bir kireç tabakasıyla sıvanmış kuvvetli duvarlara ve kapı açıklıklarına sahip olup, düzenli şekilde ayrı ayrı odalara bölünmüşlerdir.


Eski Saraylar Çağı Mimarisi


Birçok kubbeli mezar (tholos) bu çağda kullanılmış, Knossos yakınlarında ve Phaistos çevresindeki Kamilari'de de aynı tip'te yeni mezarlar yapılmıştır. Mallia sarayının kuzeyinde yer alan Khrysolakkos'ta, iç kısmında pek çok mezar odası ile bir sunak ve kernos benzeri bir sunu masası için ayrılmış özel mekanlar bulunan büyük dört köşe bir çevirme duvarı inşaa edilmiştir.Knossos'ta korunagelen sarayın büyük bir kısmını Evans Eski Saraylar Çağına tarihlemiştir. Phaistos'ta, bu çağdan, sarayın batı cephesi ile batı avlusu, tiyatro alanı, birkaç kült malli ve kalın sıvalı duvarlarıyla Vasiliski'deki Saraylar Öncesi Çağ'a ait evleri hatırlatan bir sıra magazin (depo) kalmıştır.


Resmi ekleyen



Knossos Sarayı'ndan fresk.



Ev Tapınakları


Sarayların ve özel evlerin birçok bölümü kült mekanı karakterindedir ve Minos insanlarının, tanrının her yerde varolduğu inancını taşıdığı düşüncesini uyandırır. Knossos'ta olağan kutsal boynuzlar, kült ile dolaylı ya da doğrudan ilişkili konuları içeren duvar resimleri, duvarlara oyulmuş çifte balta şekilleri ve çeşitli kesimlerde bulunmuş olan gerçek çifte baltalara ait kaideler, sarayın hemen hemen tümüyle kutsal sayıldığına işaret eder. Saraylarda ve evlerde , yalnızca kült törenleri için kullanılan, belirli bir mimari forma sahip yerler vardır.


Resmi ekleyen



Knossos'da bulunan saklama kapları.



Henüz ilk saraylar çağında Phaistos sarayında üç bölümlü bie tapınak görülmektedir. Bu durum benzer tapınak tasvirlerinin gösterdiği, ortada muhtemelen yanlarda bulunanlardakinden daha yüksek olan, birbiriyle ilişkili üç küçük odadan oluşuyordu. Bu mekanların gerisinde, Phaistos'ta yine kutsal karakterli bir başka oda bulunuyordu, zeminde masaya akıtılan sıvı sununun toplanması için ortası çukurlaştırılmış, pişmiş topraktan bir kurban masası yerleştirilmişti. Buna benzer, fakat daha gelişmiş bir düzenleme, Knossos sarayının batı kanadında mevcuttu; Kryptos'lar ile üç kısımlı düzeni yalnız cephenin kısa bir kesiminde görülen, sütunlu üst odalar bulunur. Ortasında dört köşe bir paye bulunan Kryptos'lar, Minos yerleşmelerinin çoğunda tapınım yerleri olarak yaygındır.

Bu mekanlar karanlıktı ve bu nedenle yağ kandilleriyle aydınlatılıyorlardı, mekanların çok küçük olması fakat ortada bulunan bir kaidenin varlığı bunun dini nedenler yüzünden yerleştirilmiş olduğu izlenimini uyandırmaktadır çünkü paye tavanı desteklemek için gerekli değildir. Mekan üzerinde yeralan ve dört köşe payeler yerine tipik yuvarlak sütunlara sahip olan odalar da kutsaldı.Yeni mimari şeklinden kolayca tanınabilen bir diğer kutsal yer"kutsal havuzlar" veya "Iustrasyon odaları" olarak adlandırılır.

Zeminleri çevredeki odalardan daha aşağı seviyelerde bulunur, buralara genelde birkaç basamak merdivenle inilir. Su boşaltma sistemleri bulunmadığından, kültle ilgili bir temizlik veya yağlanma amacıyla kullanıldıklarını kanıtlar.

Konu Hale tarafından 27 Ağustos 2015 Perşembe - 22:14 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Minos Sanatı



Girit Uygarlığı


Tarihi Gizemler - Thera Patlaması Ve Minos



Zaman: İÖ 17. ya da 16. yüzyıl
Mekân: Thera (Santorini)



Gürültü hiç kuşkusuz nedenini bilme imkânları olmayan Giritliler'i korkutmuş ve kulaklarını sağır etmiş olmalı. Sonra kimi soğuk kimi alev alev yanan bir çamur ve kül yağmuru başlamış olmalı. Ve herhalde en kötüsü adaya Krakatao'dakilerden daha hızlı ve daha yüksek olan dalgaların vurması olmalıydı. SPYRIDON MARINATOS, 1972

Adanın ortasındaki volkan kül ve lav püskürtürken, haftalar boyunca yer sarsıntıları devam etmişti. Thera çiftçileri adaya lavlar yağarken tarlalarını ve evlerini terk etmişler, teknelerine atlayıp denize açılmışlardı. Sonra 17. ya da 16. yüzyılda bir yaz günü yanardağ müthiş bir güçle patladı.


Resmi ekleyen



Thera patlamasından önce şiddetli yer sarsıntıları olmuş, volkanik kül adanın köy ve tarlalarını kaplamıştı. Ada sakinleri teknelerle kaçıp Akrotiri gibi yerleşim yerlerini boşalttılar. Minos köyü, arkeologlar ortaya çıkarana kadar metrelerce kül altında kaldı.




Yanardağın konik tepesi patlamadan sonra aşamalarla çöktü. Girit'in büyük bir kısmı yoğun bir kül tabakası altında kaldı. Ancak Minos uygarlığını gerçekten Thera patlaması mı sona erdirmiştir? Pek çok arkeolojik muamma gibi bu bilmecenin de yanıtım vermek kolay değildir.



Devamı İçin Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Medeniyetler_ve_Ulkeler_Tarihi_Ansiklopedisi_f206/Tarihi_Gizemler_Thera_Patlamasi_Ve_Minos_Zaman_t79217.html'] Tarihi Gizemler | Thera Patlaması Ve Minos - Zaman: İÖ 17. ya da 16. Yüzyıl - Mekân: Thera (Santorini) - Doğanın Bir Kurbanı: Akrotiri...' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Medeniyetler_ve_Ulkeler_Tarihi_Ansiklopedisi_f206/Tarihi_Gizemler_Thera_Patlamasi_Ve_Minos_Zaman_t79217.html'] Tarihi Gizemler | Thera Patlaması Ve Minos - Zaman: İÖ 17. ya da 16. Yüzyıl - Mekân: Thera (Santorini) - Doğanın Bir Kurbanı: Akrotiri...

Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Medeniyetler_Ulkeler_ve_Dunya_Tarihi_f17/Girit_Uygarligi_ve_Tarihi_Donemleri_Minos_Uygarl_t26028.html#top'] Girit Uygarlığı ve Tarihi Dönemleri | Minos Uygarlığı Dini Hakkında Detaylı Bilgiler' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Medeniyetler_Ulkeler_ve_Dunya_Tarihi_f17/Girit_Uygarligi_ve_Tarihi_Donemleri_Minos_Uygarl_t26028.html#top'] Girit Uygarlığı ve Tarihi Dönemleri | Minos Uygarlığı Dini Hakkında Detaylı Bilgiler

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı