İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Hukuk Sözlüğü (Hukuk Terimleri Sözlüğü) | A - Abes: Akla ve gerçeğe aykırı; gereksiz; yersiz; boş şey; saçma; anlamsız

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 12 yanıt gönderildi

#11
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Resmi ekleyen


Taaddüd: birden çok

Taahhütname: Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.

Taalluk:ilişiği olma; asılma; ilgi

Taayyün:tayin olunma; belli olma; belirme

Tabiyet:
kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık

Tacir :
ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

Tadât :sayma; sayılma; sayım

Tadil :değiştirme; değişiklik

Tağyir:
başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme

Tahaddüs: ortaya çıkmak

Tahassul:hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma

Tahavvül :değişme; dönme

Tahdîdât :
sınırlamalar; kısıntılar

Tahfif :hafifletme; azaltma

Tahkikat: soruşturma

Tahlif: yemin

Tahliye taahhütnamesi:
Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.

Tahliye:
Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.

Tahrir: yazım

Tahsin:
beğenme

Tahsis: Emrine verme; özgüleme.

Tahşiye:
çıkıntı yapmak

Takas:
Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.

Taksim:
Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.

Takyit: kısıtlama

Tahmil:
yükleme

Tahrip :harabetme; yıkma; kırma; bozma

Tahrir :yazma; yazım

Tahriren:
yazılı olarak

Taht :
alt; aşağı

Tahtani:binanın alt kısmı

Tahtani fevkani: altlı üstlü

Tahvil :değiştirme; değiştirilme; borç senedi

Takarrür etmek: kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar

Takrîr :önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

Takrir etmek : sağlamlaştırmak

Taksir: iradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali

Takyit
sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama

Talâk: islâm hukukunda boşanma

Talîmâtnâme:yönetmelik

Tapuyu misil :tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha

Tarik
:yol; yöntem

Tasarruf: Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.

Tashih:
düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi

Tasnif:
düzen

Tasrih etmek: açıklamak; belirtmek

Tasvib :
doğru bulma; uygun görme; onaylama

Tatbika medar imza:uygulamaya elverişli imza

tavassut:aracılık; ara bulma; aracı olma

tavazzuh: aydınlanma

tavzîh :açıklama

tavzif: görevlendirme

tazammun etmek:öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak

Tazminat: Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.

Teadül :beraberlik; denklik; birbirine denk gelme

teahhur(teehhür):gecikme; temerrüt

teâmül :örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.

teati: karşılıklı gönderme

tebaa :uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler

tebâdür:akla gelme; hatırlanma

tebârüz ettirme
:belirtme; ortaya koyma

Tebdil :
değişme; değiştirilme

Tebeddül:değişiklik

Tebellüğ :bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma

Tebellür :
netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma

Tebeyyün etmek: saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak

Tebligat:
Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

Tecdit :yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.

Tecvîz :ceza verme; caiz görme

tedabir:tedbirler önlemler

tedarik :sağlama; temin etme

tedavül :sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma

tedip hakkı: ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak

tebdil : değiştirmek

Tebeddül : değişiklikler

Tediye :ödeme; bir borcun ödenmesi

Tedricen:azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak

Tedvîn :hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma

Teehhür:gecikme; sonraya kalma

Teemmül:düşünüp taşınma; etraflıca düşünme

Teessüs :kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma

tefehhüm:anlamak; akıl erdirmek

teferruat :ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.

teferruğ :satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme

teffiz :bkz. tefvîz

tefhim:verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi

Tefrişat:döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya

Tefvîz :ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma

Tehâlüf:
yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma

Tehir erteleme: ara verme

Tek taraflı irade beyanı: Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.

Tekabül etmek:karşılamak; karşılık olmak

Tekaüd :emeklilik

tekâyüd:birbirine hile yapma

Tekeffül :birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme

Tekemmül:tamamlanma; olgunlaşma

Tekevvün etme: yaratılma; meydana gelme

Telâfi: zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme

Telâhuk: birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması

Telhîs: hülasa etme; özetleme; özet

Telif: yazma; uzlaştırma

Telif hakları : fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

Telvis etmek: kirletmek

Temadi: sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama

Temellük:mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma

Temerrüd:direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme

Temettü: kâr; kazanç payı; yarar

teminat: Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.

teminat akçesi: bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para

temlik: devir

temlik: Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.

Temyiz Kudreti: İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.

Tenâküz: çelişki

Tenbih: uyarma; uyarı

Tenezzül: inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme

Tenkis: indirme; azaltma; eksiltme

Tenmiye: nemalandırma; artırma; işletme

Tensip: uygun görme

Tenvîrât: aydınlatma; ışıklandırma

Tenzil: indirtme; azaltma

Terâküm: birikme; biriktirme

Tercihe şayan: üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen

Tereke (terike): miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı

Terekküp etmek: oluşmak

Teressübât :tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar

Terettüp etmek: düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek

Terhin :rehin olarak verme; emanet bırakma

Terkin :silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi

Termim: tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme

Tersîmât: resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler

Tertip :sıra; düzen; düzenleme

Tesâhub: sahip çıkma; koruma

Tescil: Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

Tesellüm :teslim alma

Tesmiye :ad koyma; isimlendirme; belirleme

Tesviye : sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme

Teşevvüş: karışıklık; kargaşalık

Teşmil :kapsamına alma; yayma

Tevakkuf: bağlı olma; durma

Tevarüs :bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme

Tevdi etmek: vermek; bırakmak; sunmak

Teveccüh :yönelme; yakınlık duyma; sevgi

Tevellüt: doğum; doğma

Tevessül etmek: başvurmak; kalkışmak; girişmek

Tevfik :uydurma; uygunlaştırma

Tevfikan: uyarınca; (ona) göre

Tevhid :birleştirme

Tevkif: tutuklama

Tevkil: Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.

Tevlit etmek: doğurmak

Tevliyet :vakfın işlerini yönetmek

Tevliyet davası: mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava

Tevsî' : genişleme

Tevsîk :belgelendirme

Tezkere-i sâmiyye: sadrazamlık makamından yazılan tezkere

Toplu iş sözleşmesi: işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.

Trampa: Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.

Tüzel Kişi: Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.

Tüzük : Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.


#12
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Resmi ekleyen


Uhde :görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme

Uhdesinde: üzerinde; sorumluluğunda

Ulak :
haberci;

Umran: bayındır

Umranî: bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme

Umur :işler

Urup :arşının sekizde biri

Uyrukluk : Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.

Uygulama imar plânı : onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plân

Uzatılmış mal ortaklığı: Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.

Ü


Üçüncü şahıs:
Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.

Üst hakkı: Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.


Resmi ekleyen


Vabeste :bağlı

Vakfiye :vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge

Vakıf :tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi

Varaka: belge; yazılı kağıt

Varant :rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet

Varîd :gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan

Vâridât: gelirler; devlet(kamu)gelirleri

Vâris :mirasçı

Vasıl olmak :ulaşmak, erişmek

Vasi: Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.

Vatandaşlık : Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.

Vaz' :koyma; konulma (yürürlüğe koyma)

Vazıyed etme: bir şeye veya bir işe el koyma

Vaziyet :durum; hal

Vecîbe :borç

Vefa hakkı: hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak

Vehle-i ûlâ: ilk başlangıç; birdenbire

Vekalet Sözleşmesi:
Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.

Vekil: Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.

Velayet: Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.


Veli:
Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.

Verese: mirasçılar

Vergide adalet ilkesi: herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır

Vesayet: Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.

Vesait :vasıtalar; araçlar

Vezâif :vazifeler; görevler

Vicahî :yüze karşı; tarafın yüzüne karşı

Vikaye :koruma

Vuku bulmak: olmak; oluşmak; meydana gelmek

Vücut bulmak: doğmak; yapılmış olma


#13
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Resmi ekleyen


Yabancı : bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.


Yapı alacaklısı ipoteği:
bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni

Yapı kullanma izni :iskân belgesi

Yapı malikinin sorumluluğu:
bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması

Yapı ruhsatı :
inşaat izni; inşaat ruhsatı

Yargı: Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.

Yaylak: Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak

Yed :el ;elinde bulundurma

Yed'i istirdat: mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek

Yediemin :
uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl

Yekûn :
toplam

Yeni arazi teşekkülü: Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.

Yeniden değerleme: Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.

Yerleşme alanı: imar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü

Yeşil alan :şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan

Yönetim planı: Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme

Resmi ekleyen


Zabıt defteri: Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.

Zabıtname: tutanak

Zâhire :
yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat

Zâhirî :görünen; görünüşte

Zail :zeval bulma; bitme

Zaman aşımı: Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.

Zamin: bir şeyi tazmin eden; kefil

Zevâid (zevait): vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan

Zeval :son; bitim; nihayet; yok olma

Zevciyyet: kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik

Zımnî :üstü kapalı; açık olmayan

Zihni kayıt: bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması

Zikretmek: anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek

Zilyet :
bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen

Zilyetlik: Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.

Ziya :kaybetme; yitme

Ziyade: fazla; çok; aşırı

Zuhur etmek: ortaya çıkmak; doğmak





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı