İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Tükçemizi Hukuksal Düzenle Korumak | Türk Ulusu Dilini De Yabancı Dillerin Boyunduruğundan Kurtarmalıdır. M. Kemal Atatürk (1930)

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


:z08: Tükçemizi Hukuksal Düzenle Korumak



Resmi ekleyen



Türk Ulusu dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.

M. Kemal Atatürk (1930)



Osmanlı' da, Türkçemiz Arapça ve Farsça’ nın etkisiyle kirlenmiş; halkın anlamadığı Osmanlıca denilen yazı dili ortaya çıkmıştır. Halkın konuştuğu Türkçeyi küçük gören Osmanlı aydınlarının ürünü olan Osmanlıca ‘ da Türkçe sözcük %20 dolaylarında idi. Dilbilimci Şemsettin Sami, o dönemde, Osmanlıca’yı "Türk' e okusak anlamaz, Arap'a okusak anlamaz, Acem'e okusak anlamaz; öyleyse bu dil ne dilidir?" diye eleştirmek gereğini duymuş ve Türkçe karşılıkları olan sözcükleri ve yabancı dil kurallarını atmamız gerektiğini önermişti (1). Daha sonra “Türkçe’nin yabancı dillerin boyunduruğuna girmesinden kaygılanan ve çözüm yollarını öneren Z.Gökalp" olmuştur.

Ancak Türk “abece”siyle ilk adımı atarak Türkçeyi ulusal bilincin ve ekinin (kültür) öğesi olarak gören ve sorunu devrimci bir anlayışla ele alan ; aydınlıklar içinde yatsın Atatürk olmuştur. Nitekim Lord Kinross, “ dil reformu Türklere Türklüklerini Gazi ‘ nin öteki reformlarından daha çok sezdirmiştir” açıklamasıyla dil devriminin övmüştür.

Atatürk, Türk dilinin üretken ve varsıl bir dil olduğu inancını topluma ve bireylere benimsetme çabası içinde olmuştur. O, ulusal duygu ile dil arasındaki bağın çok güçlü olduğuna inanmıştı: “ Türk dili dillerin en zenginlerinden biridir; yeter ki, bu dil bilinçle işlensin” düşüncesine ilk önce kendisi sahip çıkmıştır. Dil Kurumu’nu kurmuş ve dil çalışmalarına etkin olarak katılmıştır. Bu gün geometri ( üçgen, dörtgen, artı, eksi ,dikey , yatay ...) ve askerlik ( er, subay, kurmay...) alanındaki kullanılan terimleri yanısıra bir çok sözcüğü ( kıvanç, esenlik, evrensel, erdem ...) Türkçemize kazandırmıştır.

Dil devrimini karşı çıkanlar olmuştur ve olmaktadır. Bu bağlamda F. Rıfkı Atay (Çankaya) şu ilginç açıklamayı yapmıştır: “ İşin içindeyken ben bile isyan ederdim; aradan uzun yıllar geçtikten sonra , o çapta bir inkılapçı (devrimci) ile bizim çapta ıslahatçılar (reformcu) arasındaki farkı iyi görüyorum”.

Dil devriminin, dilde öze dönmede gösterdiği başarım (performans), karşı olanların bile katıldığı bir olgudur. Hiçbir zorlama olmadan, tersine tüm engellemelere ve ağır eleştirilere karşın maya tutmuştur. On binin üzerindeki Arapça ve Farsça kökenli Osmanlıca sözcük yerine, tarama yoluyla ulaşılan ve yaşayan Türkçe köklerden üretilen sözcükler her alan ve kesimde benimsenmiş ve kullanılmaktadır. Bunun nedeni bu sözcüklerin Türk halkının kendi öz, kök ve ses yapısına uygun olması , anlatım ve anlama kolaylığı sağlamasıdır. Bu başarıda, Türk Dil Kurumu’ nun 1980 önceki çalışmalarının ve dil devrimine gönül vermiş Türkçe tutkunlarının etki ve katkısı büyük olmuştur. Hepsine gönül borcumuz var.

Ancak Türkçe, son yıllarda, geçmişteki kirlenme ve yozlaşmaya benzer bir tehlike ile karşı karşıyadır. Özellikle İngilizce ve ondan bozma Amerikanca sözcükler, kurallar günlük yaşamımıza , yazı ve konuşma dilimize yavaş ancak sinsice ve sindire sindire girmekte ve yerleşmektedir:

Medya ( iletişim alanı ), center (merkez), star (yıldız), flaş ( ışık), country (kent- şehir), in – out (2) (içeri dışarı), market (alış veriş merkezi), animasyon (canlandırma), kamera (çekim), panorama (geniş görüş), motivasyon (isteklendirme- yönlendirme...), bye- bye ( güle güle; sağlıcakla kal, Tanrıya emanet ol) vizyon (geniş görüşlülük) misyon (amaç- görev) , real sektör (üretken kesim) ve niceleri.

İşyerleri ve nesne isimleri de aldı başını gidiyor: Coupon Cars, Computer Center, Cotton Bar, Fast Food Center, First Class, Jet group, Haute Couture, Kebaphouse, Lingerie, java su, Mode House, Pizza Fast, Pop Line, Porcelain Collection, Printing, Pyramid , Tavukchu, İnter, Be Chiq... Bu alanda yabancı sözcük kullanma özentisinden yanında; tüketiciyi, ayrıcalıklı bir durum varmış izlenimini vererek ve yanıltarak ilgi çekme söz konusudur. Tabelâ yazıcılarının, Türkçeyi yozlaştırmada bilinçli ya da bilinçsizce görev üstlendiklerini de düşünüyorum.

Dildeki giderek artan bu kirlenmeyi ve yozlaşmayı " efendim küreselleşme ve ekonomi çağındayız yabancı sözcüklerin günlük yaşama girmesi doğaldır ; birkaç sözcükle ne olur ki ” değer yargıları hoş görülemez. Osmanlı döneminde de yabancı sözcükler bu hoşgörü ve özentiyle dilimize yerleşmedi mi? Artık sözle değil bilinçli olarak Türkçeyi korumak zamanı geldiğini düşünüyorum.

Korumanın en sağlıklı yolu toplum ve bireylerde Türkçemize saygı ve sevgi bilinci oluşturmaktır. Bu bağlamda Devlet’ e, sivil toplum örgütlerine, öğretmenlere , bilim insanlarımıza, yazılı ve sözlü basına ve Türkçe tutkunlarına büyük görevler düşmektedir. 1980 sonrası Anayasa zoruyla kamu kurumu durumuna getirilen Türk Dil Kurumu’ nun çabaları, toplumla duygusal bağları ve iletişimi kopuk olduğundan verimli olamamaktadır. Bu nedenle de yüzlerce yabancı sözcüğe yaşayan Türkçe ‘den üretilen çoğu yerinde karşılıklar ilgi görmemektedir.

Türkçemizi, hukuki yaptırımlarla yabancı sözcüklerden korumanın zamanının geldiğini de düşünüyorum; bu bağlamda beş altı yıl önce gündeme getirilen yasal düzenleme girişimi yine güncelleştirilmelidir. “Dil bir sevgi ve bilinç işidir zora gelmez” yargısının tümden göz ardı edemeyiz. Ancak Anadolu beylikleri zamanında Karaman oğlu Mehmet Bey ‘ in Türkçe için çıkardığı buyruklar hatırlanmalıdır. Günümüzde Karaman, Beypazarı. Malatya ve Çanakkale kentlerimizde iş yerlerinde yabancı isimlerin kullanılmasını önleyecek başarılı düzenlemelerin kaynağı da hukuk olmuştur.

Dili yabancı dillerin etkisinden hukuksal düzenlerle korumanın uluslar düzeyinde en çarpıcı örneği Fransa’ da gerçekleştirilmiştir. Yetmişli yılların başından başlayarak çıkarılan bir dizi yasa, tüzük ve genelgelerle “ ekonomik ve jeopolitik açıdan güçlü devletlerin özellikle İngilizce ‘nin (Amerikanca) Fransızca’ ya girmesinin olumsuzluklarının caydırıcı yaptırımlarla önlenmesi yoluna gidilmiştir. Burada amaç dilin kötü kullanımıyla yozlaşmasına son vermek ve yurttaşları yabancı sözcüklerin kapalı anlamlarından ve yarattığı olumsuzluklardan korumak olmuştur (3)

Bu bağlamda Fransız Yargıtay ‘ ı ( 30 Ekim 1986), sanığın lokantasında bazı ürünlerde glant, big, coffe-drink gibi İngilizce sözcükleri kullanması nedeniyle verilen yerel mahkeme kararını denetlerken, “ 1975 sayılı dille ilgili yasanın amacını, yalnızca tüketicileri korumaya indirgemenin yanlış olduğunu, yasanın Fransız dilini korumayı da amaçladığını belirterek yasanın koruduğu değerleri vurgulamıştır(3).

Yabancı dille eğitimin Türkçe ‘nin kirlenmesindeki olumsuz etkileri de unutulmamalı: Sömürge durumunda olan ülkelerde görülen yabancı dille eğitime son verilmesi yolundaki bilimsel görüşlere öncelik verilmesi de gündeme gelmelidir.

Atatürk gibi devrimci bir devlet adamı bir daha gelmez. Bu nedenle dilimiz tümden yabancı dillerin boyunduruğuna girmeden; dil sorunu, hem toplumsal bir atılımla hem de aşırıya gitmeden hukuksal önlemlerle yabancı sözcüklerin kullanılmasının caydırıcılığı sağlanmalıdır. Tersi durumda gelecek nesiller, Oktay Sinanoğlu’ nun dediği gibi “İngiliz atını alan Üsküdar’ ı geçti artık bye bye Türkçe” diyerek kemiklerimizi sızlatacaklardır.


Çetin Aşcıoğlu

Yargıtay Onursal Üyesi




(1) C.Kudret. Diller Var Bizim Dile Benzemez 1966 sh: 85

(2) Yazılı ve sözlü basın bu sözcükleri sız sık kullanıyor; ancak Cumhuriyet’ de bir köşe yazarımın kullanmasını içime sindiremedim.

(3) Sami Selçuk, Önce Dil.

Kaynak: Marmara Üniversitesi / Ders Belgeliği


Konu Hale tarafından 27 Kasım 2015 Cuma - 18:52 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı