İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Konuşmak | Prof. Dr. Beynun Akyavaş

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Konuşmak

Dil bir mucizedir, mucizevî bir sistem, mucizevî bir mekanizmadır. Dil canlı bir varlıktır. İnsan gibi. İnsan gibi dillerin de aileleri var. Türkçe Ural-Altay ailesinden, Fransızca Hint-Avrupa ailesinden olan Latinceden geliyor, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rumence gibi. Anadili Latince olan bu dillerin kelime hazinesi, cümle yapısı ve mantık benzerlikleri var.

Türkçe bu dillerin hiçbirine benzemiyor. Başka bir dil ailesinden olduğu için kelime hazinesi, cümle yapısı ve mantığı tamamen başka. Bu bakımdan bir Fransızın İtalyanca, bir İtalyanın İspanyolca öğrenmesi kolaydır ama Türkçe öğrenmesi zordur. Bir Türkün de aynı şekilde Fransızca, İtalyanca, İspanyolca gibi dilleri öğrenmesi kolay değildir.

Yabancı bir dili Öğrenmek isteyenler neyi öğrenmek istediklerini iyi bilmelidirler. Konuşma dilini mi, okuyup anlayabilecekleri kadar meslek dilini mi, yoksa hem konuşma, hem okuma yazma ve hem de tercüme dilini mi? Düşünülecek olursa bunlar ve bunların kendi içlerindeki farklılıklar bilmenin ne kadar çeşitli olduğunu göstermektedir.

Okuması yazması ol­mayan insanlar da konuşuyorlar, konuşuyorlar ama kulaktan dolma ve belli sayıda kelimeyle konuşabiliyor ve günlük hayatın ihtiyaçlarını karşı­layabiliyorlar. Kullandıkları kelimeler daha çok elleriyle tutabildikleri, gözleriyle görebildikleri şeylerin isimleri, az sayıda fiil, sıfat ve diğerleridir. Yüksek seviyede konuşma, düşünceye, zihnî faaliyete bağlı konuşma ise çok bol kelimeye ihtiyaç gösterir.

Şey, yani, nasıl derler, nasıl söylenir de­meden, sıkıntıya düşmeden kelimeleri yerli yerinde kullanarak konuşmak. O hâlde iyi konuşmanın şartlarından biri ana dile, konuşulan dile hâkim olmak ve kültürlü olmaktır. Dile hâkim olmanın ve kültürlü olmanın yol­larından biri bol kelime ve tabir bilmek, eş manalı dediğimiz ama aslında hiç de eş manalı olmayan kelimeleri kullanabilmektir. Güzel ifade edebil­menin, bol kelime öğrenmenin çaresi ise beyni besleyecek kitapları sindire sindire okumak ve dili çok iyi kullanan insanlarla beraber bulunarak dinle­mektir. Hele konuşmayı sanat hâline getirmiş, hitabet sanatının ne olduğunu bilen insanların meclisinde bulunmak elbette çok büyük bir mazhariyet olmalıdır.

XVIII. asırda yaşayan meşhur Fransız âlimi ve filozofu Buffon insanı "sonradan görme bir hayvan" olarak tarif eden bâzı tabiat bilginlerinin aksine insanın hayvanla hiçbir münasebeti olmayan ayrı bir cins olduğunu ileri sürmekte ve bunu ispata çalışmaktadır. Tabiat Tarihi adlı muazzam eserinin "İnsan" bahsinde Buffon şöyle diyor: İnsan düşüncesini sözle ifade eder, sözle dışa vurur, yani konuşur. İbtidaî insan da medenî insan da her ikisi de konuşurlar. Halbuki hayvanların hiçbirinde bu düşünce işareti yani konuşma yoktur. Bu, şüphesiz hayvanlardaki organ bozukluğundan veya organ eksikliğinden değildir. Meselâ maymunun dili insanın dili kadar mükemmeldir.

O hâlde maymun düşünebilseydi, konuşurdu.


Maymunun bizimkine benzemeyen bir düşünce sistemi, bir düşünce düzeni olsaydı öteki maymunlarla konuşması gerekirdi, oysa maymunların kendi aralarında da konuştukları görülmemiştir. O hâlde en aşağı seviyede de olsa maymun­ların düşünceleri yoktur. Bazı hayvanlara kelime hatta cümle öğretmek müm­kündür ama bu kelimelerin ve cümlelerin manasını öğretmek kabil değildir. Bu hayvanlar öğretilen kelime ve cümleleri manasını bilmeden, kavraya­madan tekrarlamaktadırlar.

Buna göre konuşamamalarının asıl sebebi organ yokluğu değil, düşünce yokluğudur. Düşünceleri olsaydı, düşünebilselerdi bir şeyler yapabilir, bir şeyler icat edebilirlerdi. Meselâ bu günkü arı dünkü arıdan daha iyi yaşayabilirdi. Bu günkü kuş yuvası eskisinden daha sağlam, daha güzel olabilirdi. Hayvan dün nasıl yaşıyor idiyse bu gün de öyle yaşıyor. Halbuki insan mükemmele erişebilmek için çeşitli şekil­lerde düşünüyor. Allah insanı düşünen, hayvanı düşünemeyen bir varlık olarak yaratmıştır.

Görülüyor ki, düşünceyi dilden, dili düşünceden ayırmak mümkün olmamaktadır. İyi düşünebilmek için dili iyi bilmek, iyi konuşabilmek için de iyi düşünmek gerekmektedir.



Prof. Dr. Beynun Akyavaş



Kaynak: Türk Dili Dergisi / Mayıs 1994


Konu Hale tarafından 27 Kasım 2015 Cuma - 19:01 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı