İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Deniz - Su Akıntıları | Diplerdeki Akıntılar - Okyanus Akıntıları - Yüzey Akıntılarının Oluşumu - Okyanus Akıntılarının İklim Üzerindeki Etkisi - Küresel Isınmanın Okyanus Akıntılarına Etkisi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.162 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Deniz - Su Akıntıları




Dünya yüzeyinin yak­laşık yüzde 70'ini kaplayan okyanus suları, yeryüzünde, belirli bir düzende sürekli hare­ket eder. Küçük akıntıları gelgitler yaratır, ama başlıca akıntıların nedeni rüzgârlardır. Rüzgârlar deniz yüzeyinde estik­çe su parçacıklarını da beraberlerinde sürük­ler. Bu nedenle başlıca önemli okyanus akın­tıları yeryüzündeki rüzgârlara bağlıdır.

Okyanus akıntıları dairesel bir yol izler. Bu dairesel hareket bir okyanusun yarısını kapsa­yacak kadar büyüktür. Yüzeyde, okyanus suları ekvatorda Alizeler'e bağlı olarak batı­ya, orta enlemlerde ise batı rüzgârlarının önünde güneydoğu ve kuzeydoğuya doğru sürüklenir. Daha sonra bu sular okyanusların doğu kıyılarını izleyerek ekvatora döner.

Bu akıntılar batıda rüzgârların ve dünya­nın dönüş yönüne bağlı olarak daha dar bir alanı kapsar ve daha hızlı hareket eder. Buralarda hızları günde 160 kilometreye ula­şır. Kıtaların doğu kıyılarında bu biçimde oluşan güçlü akıntılar arasında Atlas Okyanus'undaki Gulf Stream ve Büyük Okyanus'un kuzeyindeki Kuro Şiyo akıntılarını sayabiliriz. Antarktika kıtasını çevreleyen su kütlesindeki sürekli genişlemeden dolayı, burada sık esen rüzgârlar dünyanın çevresinde doğuya doğru yol alan Kutup Çevresi Akıntısı'nı doğurur.


Diplerdeki Akıntılar



Okyanusun derinliklerinde akıntıların hare­ketleri daha değişiktir. Bu farklılığı, Dünya'nın dönüşünden kaynaklanan Coriolis kuvveti ya­ratır. Okyanus akıntısında suyun her katma­nı, bir üsttekine göre, saat yelkovanı yönünde biraz daha fazla kıvrılır. Güney yarıkürede bu hareket tersine olur.

Coriolis kuvveti, dönen bir cisim üzerinde hareket eden bir nesnenin doğrultusundan sapmasına neden olan bir kuvvet olarak tanımlanabilir. Örneğin, kendi çevresinde dö­nen yerküre üzerinde boylamlar boyunca, kuzey-güney doğrultusunda hareket eden bir cisim ilerledikçe kuzey yarıkürede saat yö­nünde, güney yarıkürede ise saatin tersi yönde sapar. Bu kuvveti ilk tanımlayan Fransız Gustave-Gaspard Coriolis olmuştur. Dünyada bu gücün etkisini esen rüzgârların izledikleri yolda, okyanus akıntılarında göz­lemleyebiliriz.

Okyanus akıntılarında bu etki derinlere gittikçe artar. Akıntı 90 metre derinde, yuka­rıda esen rüzgâra tam zıt yönde hareket edebilir. 90 metrenin altında ise rüzgâr etkisi­ni tamamen yitirir.
Büyük deniz dibi akıntılarının birçoğunu da sıcaklık farkları yaratır. Soğuk su sıcak sudan daha ağırdır. Bu nedenle, kutuplardaki soğuk su denizin derinliklerine iner ve alttan ekvato­ra doğru hareket eder. Okyanus dibindeki akıntıların izledikleri yol yüzeydekinden ol­dukça farklıdır.
Deniz akıntılarının bir başka nedeni de tuzluluk farklarıdır. Tuzlulukları farklı iki denizi ya da bir denizle bir okyanusu birbirine bağlayan boğazlarda, suyun yüzeyinde ve dibinde ters yönde hareket eden akıntılar oluşur. Örneğin Marmara Denizi'ni Ege'ye bağlayan Çanakkale Boğazı'nda Marmara' dan gelen daha az tuzlu sular üstten Ege Denizi'ne akarken; Ege'nin daha tuzlu suları alttan Marmara'ya geçer. Akdeniz'i Atlas Okyanusu'na bağlayan Cebelitarık Boğazı'n­da da benzer bir durum vardır. Akdeniz'in tuzlu suları ile okyanusun tuzu az suları Cebelitarık'ta birbirine zıt yönde, üst üste iki akıntı oluşturur.

Karalardan esen sürekli rüzgârlar karadan uzakta bir yüzey akıntısı doğurur. Bu, okya­nusta dipten üste doğru bir hareket yaratır ve çok sayıda balığı besleyebilecek besinler sula­rın yüzeyine çıkar. Peru'da hamsi balıkçılığı buna dayanır.



OKYANUS AKINTILARI VE İKLİM



Gezegenimizin güneşten gelen enerjiden elde ettiği ısı kazancı sabit bir değer olmasına karşın, enlemler ya da çeşitli enlem kuşakları tek tek ele alındığında bu durum farklıdır. Buna göre, alçak enlemlerde (ekvatorda ve tropiklerde) bir net enerji kazancı, yüksek enlemlerde (kutuplar ve çevrelerinde) bir net enerji kaybı, buna bağlı olarak da bir enerji açığı vardır.Bu dengesizlik veya enerji açığı, büyük rüzgar sistemleri ve okyanus akıntılarının hareketleri ile dengelenir.


Yüzey Akıntılarının Oluşumu

Okyanus akıntısı, okyanus yüzeyindeki yatay su hareketi olarak tanımlanabilir. Geniş ve sürekli okyanus akıntıları, atmosfer ve okyanusun ekvatoral ve tropikal bölgelerden kutup bölgelerine enerji taşınmasının göstergesidir.

Küresel ölçekte, geniş okyanus akıntıları üç büyük okyanus havzasının sınırını çizen anakaralarla sınırlanmıştır. Okyanus havzalarının yaklaşık 30° kuzey ve güney enlemleri çevresinde (subtropikal bölgeler) geniş bir akıntı dairesi bulunur. Atlas (Atlantik) ve Büyük (Pasifik) okyanusların kuzeyinde yaklaşık 50° enlemi dolayında ise, daha küçük akıntı daireleri oluşur. Güney Yarımkürede okyanusları sınırlandıran geniş kara kütleleri bulunmadığı için, bu kapalı okyanus akıntısı sistemleri orada gelişmez.


Tüm okyanus havzalarında ekvatorun her iki yanında, iki adet batıya akan (doğulu) akıntı vardır. Bunlar, Kuzey Ekvatoral ve Güney Ekvatoral akıntılardır (Şekil 1). Bu akıntılar günde 3-6 km hızla akmakta ve genellikle okyanus yüzeyinde ancak 100-200 m derinliğe kadar etkili olmaktadır. Doğuya doğru akan (batılı) Ekvatoral Karşı Akıntı ise, Kuzey ve Güney Ekvatoral akıntıların batıya taşıdığı suyun bir bölümünün geri dönüşünün bir sonucudur.

Ekvatordan yüksek enlemlere yönelen akıntılar, batı sınır akıntılarıdır. Sıcak su akıntıları, etkili oldukları bölgelerle ilişkili olarak özel isimler alır. Örneğin; Kuzey Atlantik’te Körfez (Gulf Stream); Kuzey Pasifik’te Kuroşivo; Güney Atlantik’te Brezilya; Güney Pasifik’te Doğu Avustralya; Hint Okyanusu’nda Agulhas ve Mozambik. Tüm bu akıntılar, genellikle dar, günde 40-120 km hızla yol alan ve düzgün uzanışlı akışlardır. Batı sınır akıntıları, genellikle okyanus yüzeyinden 1,000 m derinliğe kadar inen, en derin yüzey akıntılarıdır.

Doğu sınır akıntıları, yüksek enlemlerden ekvatora doğru akan soğuk akıntılardır. Soğuk su akıntıları da, bulundukları bölgelere göre özel isimler alır. Örneğin, Kuzey Atlantik’te Kanarya; Kuzey Pasifik’te Kaliforniya; Güney Atlantik’te Benguela; Güney Pasifik’te Peru (Humboldt); Hint Okyanusu’nda Batı Avustralya. Tüm bu akıntılar, genellikle geniş ve 3-7 km/gün hızla deniz yüzeyinde hareket eden (sığ) akışlardır.




Resmi ekleyen


Şekil 1. Yerküre okyanuslarındaki başlıca yüzey akıntılarının coğrafi dağılışı. Haritada, kırmızı oklar, sıcak su akıntılarını; mavi oklar soğuk su akıntılarını; siyah oklar ise, gittikleri yerde çok belirgin sıcak ya da soğuk etki yaratmayan, genellikle enlemler boyunca hareket eden akıntıları ve sürüklenmeleri gösterir.




Sıcaklık ve tuzluluk, okyanus suyunun yoğunluğunu belirler. Okyanus akıntılarının oluşumunu belirleyen başka bir etmen de okyanuslardaki yoğunluk farkıdır. Okyanus akıntılarının yoğunluk farkı nedeniyle oluşan bölümüne, sıcaklık-tuzluluk (termohalin) dolaşımı adı verilir. Bu dolaşımda, sıcak ve daha az yoğun olan sular, deniz yüzeyinde bir yönde akarken, soğuk ve daha yoğun sular derin okyanusta ters yönde akar (Şekil 2).

Küresel termohalin dolaşımının derin soğuk su akıntılarına karşılık gelen bölümleri, okyanusun büyük taşıyıcı kuşağı olarak da adlandırılır. “Taşıyıcı kuşağın” başlangıcı, yüzey sularının okyanusun derinliklerine battığı yerlerdir. Bu durum, okyanuslarda birkaç yerde gerçekleşir: Antarktika’nın kıta sahanlığı, Atlas Okyanusu’nun (Labrador Denizi) ve Büyük Okyanus’un kuzey bölgeleri (Şekil 2). Büyük ve Atlas okyanuslarının yüksek kuzey enlemlerinde, okyanus suları taşıdığı ısı enerjisini atmosfere vererek çok soğuduğu ve bu yüzden de yoğunluğu arttığı için, okyanusların derinlerine batar ve sonra okyanus tabanının üzerinde ekvatora doğru akar. Derine batan ve güneye yönelen bu akışlar, taşıyıcı kuşağın hareketine yardımcı olur. Taşıyıcı kuşağın sürüklediği sular, güneyde derin okyanusta bulunan yoğun suların yerini alır. Bu da, sıcak yüzey akıntılarını normalden daha kuzeye sürükler ve yüksek kuzey enlemlere ek ısı enerjisi verir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.162 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Resmi ekleyen


Şekil 2. Başlıca yüzeyaltı okyanus akıntılarının coğrafi dağılışı. Yüzey yakını sıcak su akıntıları kırmızı ile, derin soğuk su akıntıları mavi ile gösteriliyor. Bu sistemin, sürekli olarak suyu yüzeyden okyanusların derinliklerine ve oradan da okyanusların yüzeyine geri taşıması dikkat çekicidir.




Okyanus Akıntılarının İklim Üzerindeki Etkisi


Özellikle Kuzey Yarımkürede, Kuzey Pasifik, Körfez ve Kuzey Atlantik akıntıları, orta enlem karalarının batı kıyılarında (Britanya Adalarındaki ve batı Avrupa’nın büyük bölümünde) ılıman ve nemli bir etki yaratır. Bu nedenlerle, Ocak ayı ortalama sıcaklık değerleri karşılaştırıldığında, aynı enlemlerde bulunan Londra, New York’tan daha sıcaktır.

Soğuk su akıntılarının en belirgin etkisi ise, yıl boyunca sıcak olan tropiklerde ya da yaz aylarında orta enlemlerde gözlemlenir. Örneğin, soğuk Kaliforniya akıntısının etkisi altındaki Güney Kaliforniya’nın subtropikal kıyısındaki yaz sıcaklıkları, ABD’nin aynı enlemlerdeki doğu kıyılarında kaydedilenlerden 6 °C daha soğuktur.


Küresel Isınmanın Okyanus Akıntılarına Etkisi


Küresel ısınma, tropiklerden daha fazla suyun buharlaşmasına, subpolar ve polar bölgelerde daha fazla yağışa ve yüksek enlemlerde daha fazla buzun erimesine neden oluyor. Hidrolojik döngüdeki bu değişikliklerin sonucunda, tropikal bölgelerin kaybettiği tatlı su, yüksek enlemlerde okyanuslara eklenmektedir. Atlas Okyanusu’nun kuzeyindeki bu ek tatlı su, sıcak suları kuzeye taşıyan akıntıları kesintiye uğratarak ya da yeniden yönlendirerek, okyanus dolaşımının bugünkü dağılış desenlerini değiştirebilir. “Atlantik ısı kaynağının” yönünün değiştirilmesi ya da yavaşlatılması, ABD’nin kuzeydoğusunda ve Batı Avrupa’da daha soğuk kışların görülmesi demektir. Sonuç ise, gelecekte daha sıcak bir Yerküre, daha soğuk bir Kuzey Atlantik olabilir. Ancak, atmosferdeki yüksek sera gazı birikimlerinden (kuvvetlenmiş sera etkisi) elden edilen ısı, henüz iklim sistemindedir.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı