İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Peri Masalları | Binbir Gece Masalları - Gemici Sinbad - Ali Baba ve Kırk Haramiler - Külkedisi - Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler – Tinkerbell - Parmak Çocuk - Uyuyan Güzel - Mavi Sakal- Kibritçi Kız - Peter Pan

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Peri Masalları

Dünyanın neresinde olursa, olsun çok eski zamanlardan beri bazı insanlar perilerin ve cinlerin varlığına inanır. Bu inanışa göre periler, çeşitli büyülerle insanların işine karışan, genellikle dişi, doğaüstü varlıklardır.


Resmi ekleyen



İnsanlara uğur ya da uğursuzluk getirirler. Farsça kökenli bu sözcük halk dilinde görünme yen. gizli güç anlamına gelir, cinlerin ise gözle görülmeyen, insan biçiminde küçük yaratıklar olduğuna inananlar vardır. Ağaç kovuklarında, terk edilmiş değirmenlerde, ıssız yerlerde yaşadıklarına inanılır.

Birçok peri masalı ve perilerle ilgili inanç Hint, İran, Eski Yunan ve Roma efsanelerinden kaynaklanır.

Büyücülerin, cadıların, uçan halıların, sihirli lambaların akıl almaz işler yaptığı peri masalları bizi bir düşler evrenine götürür.

Eski Yunanlılar ile Romalılar her nesnenin kendine özgü bir ruhu olduğuna inanırdı. Varlığından kuşku duymadıkları, yarı keçi, yarı insan biçimindeki tanrıların, su perilerinin, dağ ve orman cinlerinin yaşamlarında önemli bir yeri vardı. Bu inançlardan kaynaklanan düşsel öyküler Romalı istilacılarca Kuzey Avrupa'ya taşındı ve yüzyıllar boyunca ağızdan ağıza dolaştı.


Resmi ekleyen



"Gemici Sinbad", "Ali Baba ve Kırk Haramiler" gibi öyküleri içeren Binbir Gece Masalları örneğinde olduğu gibi, masallar bir ülkeden öbürüne geçti; zamanla çağdaş yaşam biçimlerinden etkilenerek değişime uğradıkları oldu

William Shakespeare gibi ünlü sanatçıların yapıtları perilerle ilgili yaygın inançları etkiledi. Shakespeare "Bir Yaz Gecesi Rüyası" (A Midsummer Night's Dream; 1595-96) adlı oyununda, periler kralı Oberon'la periler kraliçesi Titania'yı konu alınıştı. Shakespeare'in perileri, kendileri istemedikçe kimse tarafından görülemezdi.

Peri ve cinlerle ilgili bazı inançlar çok eski zamanlara dayanır. Kanıtlanmamış bir görüşe göre, bir zamanlar Avrupa'da ufak tefek, esmer insanlar yaşarmış. Daha uzun boylu ve güçlü bir ırk topraklarını ele geçirince bu küçük insanlar bataklıklara, ormanlara ve dağlara kaçmak zorunda kalmışlar. "Cin" olarak nitelenen bu yaratıkların sığır besledikleri, hastalanan hayvanları kendilerine özgü yöntemlerle iyileştirdikleri ve doğaüstü güçlere sahip oldukları söylentisi yayılmış. Cinlerin bazı insanları etkileri altına alarak kötü işler yaptırdıklarına inananlar olmuş. Sonradan cinlerle ilgili bu söylentilerden "cadı" kavramı doğmuş.

Eski uygarlıklarda, dinlerde ve törelerde ipuçlarını bulduğumuz peri masalları, halktan kişilerin kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktardığı düş ürünü öykülerdir. Bu masallarda cinler, periler, devler, ejderhalar yer alır. Bunlar sık sık biçim değiştirme yeteneğine sahiptir. Ahlaksal açıdan ya çok iyi ya da çok kötüdürler.

17. yüzyılda Charles Perrault adlı bir Fransız. "Külkedisi", "Parmak Çocuk", "Uyuyan Güzel" ve "Mavi Sakal" gibi çok tanınan peri masallarını ilk kez derleyip yayımladı. 19. yüzyıl Alman yazarlarından Grimm Kardeşler de yüzlerce halk öyküsünü derleyip kitap haline getirdi. Gene 19. yüzyılda Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen, bazıları "Kibritçi Kız" gibi acıklı, bazıları "Bremen Çalgıcıları" gibi keyifli birçok güzel peri masalı yazdı .

1889-1910 arasında, Andrew Lang adlı bir İskoçyalı dünyanın dört bir yanından peri masallarını derleyerek 12 eiitlik bir "Peri Masalları" dizisi yayımladı. En çok tanınan masal perilerinden biri tie Sir James Matthew Barrie'nin çocuklar için yazdığı Peter Pan (1904) adlı oyunda ver alan Tinkerbell'di .

Resmi ekleyen


Ünlü film yapımcısı ve yönetmeni Walt Disney, başta "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" olmak üzere birçok peri masalını sinemaya uyarlayarak çocuklar için bir düşler evreni yarattı.

Türk masallarında perilere ve cinlere çok sık rastlanmaz. Peri masalları genellikle gerçekdışı bir görünüm altında somut bir gerçeğe parmak basar. Cin, peri ve dev gibi sihirli güçler iyiyi ve kötüyü simgeler. İyi ile kötü, yoksul ile zengin, güçlü ile zayıf arasındaki çatışmalar çoğunlukla iyiden ve doğrudan yana güçlerin başarısıyla sonuçlanır. Örneğin, yoksul genç devin hakkından gelerek padişahın kızıyla evlenmeye hak kazanır ya da kimsenin ilgi göstermediği huysuz ihtiyara yardım eden iyi yürekli köy delikanlısı tarlasında bir küp dolusu altın bulur.

Konu Hale tarafından 07 Aralık 2015 Pazartesi - 22:01 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Peri Masalları | Deneme


Kovuktakilere Selam;

Öncelikle, Fantastik Kurgu seven herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm, Tolkien’in Peri Masalları Üzerine makalesine saygılarımı sunuyorum. Gerçekten o zamana kadarki Fantastik Edebiyat’ın bir özeti, gelecektekilerin de bir manifestosu. Bu yazıda belki de çok açık referanslar göreceksiniz. Belki de kısa bir özeti, bilemiyorum, yazıyı bitirmeden bilemem.


Resmi ekleyen




Fantastik edebiyatın Homerosla doğduğu söylenir. Daha öncesinin mitolojileri “fazla” sözlü kaldıkları için bu kapsama girmezler, daha sonra onlar da yazıya geçirilince Mitoloji olarak kaldılar ve çoğu zaman günümüz fantastik edebiyatıyla aynı kefeye konulmadılar. Her zaman olayların fazla abartılmasından doğan kurgulardı bu eserler. Aslında günümüz din kavramının en açık göstergeleriydiler, sadece fazla abartılmışlardı. Museviliğin psikolojik bir gücü vardı, Hıristiyanlığa gelindiğinde azizlik ve gizli güçler olaya dahil oldu, son olarak da İslam’a gelindiğinde cinler, büyüler, melekler tam olarak olaya dahil oldu. Eski mitolojilere baktığımızda da çok benzer durumlarla karşılaşırız. Özellikle İskandinavlardaki kıyamet ve ahiret kısımları bir din tanımlaması için uygun gibi. Yunan mitolojisine de zamanında tapıldığını söylememe gerek yok sanırım. Ancak bu konuya kısaca değinip geçeceğim, çok büyük tartışmalara mahal verecek, vermiş, bir konu bu.

Asıl konuya dönersek, fantastik edebiyatı yukarıda saydığım sebeplerle, tartışmaya konu olmaması için mitolojiyle başlatmıyorum. Bana göre bu tür, masallarla başlamıştır. Kendiliğinden doğmuştur ve yine de gizemli ve bilinemezlere yolculuklarla başlamıştır. Sonraları yine buna dikkat edilmeye başladığında mitolojiye dönmüş, ancak hayatta tekrar bir rutinin sağlandığı ortaçağa gelindiğinde korku hikayelerine konu olmuştur. Yine de bunun içinde hala masallar vardı. Fantastik edebiyatın gelişimi tek bir çatı altında toplanamaz. Gerçekten dallanıp budaklanmış bir türdür artık ve işte bu sebeplerden farklı yönlerden incelenmelidir. İşte belki de bu yüzden Tolkien bir dönüm noktası sayılıyor. Silmarillion “mitoloji”siyle Tolkien kendi deyimiyle peri masalı ile bizim deyimimizle mitolojiyi birleştirmiştir.

Peri masallarının kuralları vardır. Her peri masalında perilerin yerini alan küçük yaratıklar vardır, ancak bir eserde küçük yaratıkların olması, onu peri masalı yapmaz elbette. İçine küçük yaratıklar koyup çocukları çekmek her zaman kolaydır. Çocuklar da küçüktür, küçükleri etkilemek için hakim olabildikleri, daha küçük bir varlık her zaman makuldür.

Peri masallarında her zaman bir absürdizm olmak zorundadır. Ciddi eserler hiçbir zaman peri masalı olamaz. Onlar en fazla korku hikayeleridirler ve çocuklara anlatılmamalıdırlar. Örnek vermek gerekirse dünyanın neresinde olursanız olun verceğiniz örnek, ya bir kurdun midesini yararak çıkan Kırmızı Başlıklı Kız olacaktır, ya da saçlarını halat niyetine kullanan Rapunzel. Tabi, 100 yıl uyuyan güzeli de unutmamak lazım, yedi tane avatar cücenin arasında kendini kaybetmiş pamuk güzelimizin dünyalar hakimi bir cadı tarafından öldürülmesi de absürdizmin doruk noktalarıdır. Bunlar absürddür. Ancak, Olympos dağının tepesindeki Zeus’un yavuklusunun yılan tarafından zehirlenerek öldürülmesi o kadar da absürd değildir. Kendi varoluşu içerisinde en mantıklı olaydır. Belki de bu yüzden Narnia Günlüklerine masal derken Yüzüklerin Efendisi’ne bunu demiyoruz.

Narnia Günlüklerini bu aşamaya getiren olay belki de Büyücünün Yeğeninde cadının bir lambayla terör estirmesidir. Ancak Tolkien’in Lewis’e çok kızdığı nokta, Aslan, Cadı ve Dolap’taki Noel Baba kısmıdır. Tamamen kendi düzleminde varolan dünyalara böyle insan yapımı varlıkları sokamazsınız der üstad. Haklıdır da. Bu konudan sıyrılmak belki de Paralel evren kavramını da peri masallarının içersine soktu. Aslında her zaman bir şekilde bahsediliyordu. “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.” Bunu bir paralel evrene bağlamak çok da zor değil. Çoğu zaman bilinmeyen bir diyar diye de başlıyor. Bildiğimiz insanlar, bildiğimiz canlılar bilmediğimiz bir düzlemde yaşıyor. Peri masalları da paralel evrenlerde geçiyor belki. Ancak bunu ciddi anlamda esere dahil etmek asıl absürdizm olacaktır. Kendini hitap ettiğin kitleden üstün görmek onları aşağılamaktır. Bu yazdığınız peri masalı olamaz.

Peri masallarının bir diğer noktası da yolculuktur. Yolculuk günümüz kurgu edebiyatının da en önemli ögesi oldu. Her yazıda bir yolculuk söz konusu. Ben hep bunun sebebinin etrafı tanıtmak olduğunu düşündüm, farklı bir düzlem oluşturuyorsunuz ama sadece bir kısmında kısa bir hikaye anlatıyorsunuz, açıkçası büyük israf! Bir yolculuk bunu anlatmanın en iyi yolu. Eh, tabi şimdi tekrar bakınca bunun çok da doğru olmadığını görebiliyorum, peri masalları paralel evren kavramından yola çıkarak açıklanabilecek şekilde, bizim dünyamız ve bilmediğimiz bir dünya arasındadır. Yolculuğun temel sebebi de bu iki dünya arasındaki geçiştir. Tabiî ki macera faktörü de söz konusu. Normal bir dünyadan gizemli bir dünyaya geçiş, kısa da olsa bir yolculuktur. Bu yolculuğun anlatılmadığı “anlatımlar” ise bana göre başarısızdır. Bu yüzden Keloğlan’ı her zaman Üç Domuzcuk’a dercih ederim, daha çok geziyor.

Son olarak da en önemli noktaya değineyim. Sihir. “Periler diyarı en yakın sihir olarak çevrilebilir” der Tolkien. Doğrudur, bir peri masalında en önemli nokta elbette sihirdir. Ancak bu, öyle bir sihir olmalıdır ki, “magic” deyince aklımıza gelen o mavi tonun üstüne sarı yıldızları bize okutarak göstermelidir. Bir kurgudaki en zor kısım budur. Paralel bir evrene yolculuğunu yaparsın, kafasına yeşil çorap giymiş bir elfle Noel Baba’yı ziyarete gidersin. Ancak işi hala materyalist boyutlarda yaşadığın sürece bu olaylar, ancak geri döndüğünde anlatıp gülebileceğin olaylar olur, belki elin omzunda Noel Baba ile fotoğraf çekilirsin. Sihir olmadan her zaman bir şeyler eksik kalır. Bu sihir derin olmalıdır elbet, bence büyüyle sihrin ayrıldığı nokta burası. Büyü iki büyücünün birbirlerine fırlattıkları ışık huzmeleri olabilir. Ancak sihir bir kişiyi otobanda yürürken yaptığı bir seçim dolayısıyla, Merlin’in evine sürükleyen süreçtir. Sihir bir peri masalının yolculuğunu süslemelidir. Öncesini ve sonrasını. Gideceği yolu seçerkenki düşüncesini ve çektirdiği fotoğrafı gösterirken Noel Baba’nın neden görünmediğini düşünmesini süslemelidir. Sihir beyaz yıldız taneleri gibi kitaptan okuyucunun zihnine akmalıdır.

Kısaca, fantastik edebiyatın peri masalı kısmı budur. Sınırlandırmaya ve sınıflandırmaya elbette karşıyım, henüz tam oturtamadığım fikirler var. Ancak, bunlar yazılması beklenen o güzel, sizi alıp götüren yazıların biçimleridir. Mitolojik kısmı ise sonra düşünülmeli. Hayallerin tek gerçeklik olduğuna inanmaktır önemli olan.

Teşekkürler.


Amras Ringeril - Özgürcan Uzunyaşa

Konu Hale tarafından 07 Aralık 2015 Pazartesi - 22:02 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı