İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Baskı, Zulüm Şimdiye Dek Kimseye Hayır Getirmedi... | Ali Eralp

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1
Ali Eralp

Ali Eralp

    KD ™ Arkadaş

  • Sorumlu
  • 100 İleti
  • Gender:Male


BASKI, ZULÜM ŞİMDİYE DEK KİMSEYE
HAYIR GETİRMEDİ…


ALİ ERALP

Toplum değişiyor. Hem de hızla değişiyor. Türkiye, eski Türkiye değil artık. Yoz Batı kültürüyle, çağ dışı ümmet kültürünün yan yana yaşadığı ve ulus devlet, ulusallık, toprak bütünlüğü, tam bağımsızlık, vatan kavramlarının değer yitirdiği bir dönemden geçiyoruz…

Sisli, puslu, bulanık bir ortam. Baskı, şiddet, yasa dışı davranışlar, hukuksuzluk, telefon dinlemeler, keyfi davranışlar, vurgun, soygun, talan… “Kimse bana karışamaz. Ne asker tanırım, ne yargıç; ne öğretmen, ne memur… Kimseyi dinlemem, ben çıkarıma bakarım, yolumda giderim, en güçlü benim, dilediğimi yaparım…”

İnsan ilişkileri, toplum yasaları hızla kirleniyor. Dil hızla kirleniyor... Dil hızla eksiliyor. Saygı, sevgi sözcükleri Türkçemizden, yaşantımızdan hızla çekiliyor. Kimsenin kimseye güveni yok…

Bir yanda görkemli arabalar, katlar, yatlar; öte yanda giyimiyle, kuşamıyla, yaşantısıyla Ortadoğu’nun Arap ülkelerine benzeyen mahalleler, caddeler, sokaklar… Bir de ülkenin üstüne kara bulutlar gibi çöken bölücüler, PKK’lılar… Eski deyimle (manzara-i umumiye) genel görüntü bu.

Şu sıralar, ABD’nin planlayıp yönlendirdiği, “ılımlı İslam” temelinde, bir karşıdevrim süreci yaşıyoruz. Ülkemiz giderek Atatürk Türkiyesi olmaktan çıkıyor. Yarı bağımlılıktan, tam bağımlılığa geçiyor. Türkiye’yi şeriatçı ülkelerden ayıran laik, çağdaş yapı, yani 1923 devrimi yok edilmeye çalışılıyor.

Cumhuriyet kurumlarını birer birer elden çıkarıyorlar. Ne ağır sanayi kaldı, ne hafif sanayi. Miras yediler gibi harcıyorlar. Yine de iki yakaları bir araya gelmiyor. Bir yandan IMF’den, Dünya Bankasından kredi çekiyorlar; bir yandan el emeği, göz nuru ülke kaynaklarını yabancılara satarak, paraya çeviriyorlar.

Cumhuriyet tarihinin en büyük satışlarını ve borçlanmasını yaptılar. Durmadan borçlandılar. Ama ülkenin geleceği için tek çivi çakmadılar. Tek kuruş harcamadılar. Türbanla yatıp, sadaka ile kalktılar. Fabrika yerine aş evleri açtılar.

Peki, sonuç? Sonuç ortada: Üretim yok. İş yok.

Cinnetliler ülkesi olduk. Gün geçmiyor ki güç koşullar içersinde kalan bir baba çocuklarını, eşini ve kendisini öldürmesin. Gün geçmiyor ki borçları nedeniyle bir iş adamı bunalıma girip intihar etmesin.

Milyonlar perişan. Aç, açık. Sefil.

Ama öte yanda, gece kulüplerinde harcanan, havaya saçılan Dolarların, Avroların haddi hesabı yok… Milyarlık köşklerde sefa süren; Amerika’nın, Avrupa’nın lüks mağazalarından giyinen sonradan görme zenginler, mutlu bir azınlık, hallerinden ve halkından çok memnun. Bin yıllık uykularından uyanmasınlar, devran hep böyle sürsün gitsin istiyorlar.

Onların kitabında ne çile çekmek var, ne de öteki dünya. Tek amaçları para kazanmak, mal-mülk sahibi olmak. Bildikleri en iyi iş, en iyi meslek din ticareti, din sömürüsü. “Hepimiz din kardeşiyiz, Müslümanız” kandırmacası hokkabazlığı arkasında oynanan oyunlar, çevrilen dolaplar, tilkinin aklına bile gelmeyen kirli ilişkiler… Saf vatandaşlarımızın inançlarından yararlanılarak toplanan bağışların nasıl iç edildiğini çocuklar bile biliyor artık. Yargıç önünden geçmeyen asker, aydın, sendikacı, politikacı, yazar kalmadı, hâlâ “Deniz Feneri” bekliyor, bekletiliyor…

. Halkı uyutmak, gerçekleri onlardan gizlemek için yapmadıkları palyaçoluk kalmıyor.

Ama vatanını seven, dürüst, namuslu bir kesim var ki onlar da bu bozuk gidişe isyan ediyor, gerçekleri dile getiriyor. Doğruları söylüyor. Sömürgeci, dinci düzeni tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.

“Sen misin bunu yapan, sen misin benim tekerime taş koyan? Öyleyse ben de seni içeri atarım. Yalanlarla dolanlarla, tertiplerle, PKK’lı yalancı tanıklarla, düzmece raporlarla özgürlüğünü elinden alırım…”

“Ulusal düşünceyi, ulusal devleti, tam bağımsızlığı savunamazsın. Yolsuzlukları ortaya koyamazsın. Dilediğin gibi yazamazsın. Dilediğin gibi düşünemezsin. Dilediğin gibi yargılayamazsın. Ben nasıl istiyorsam, öyle hareket edeceksin, öyle yargılayacaksın. Öyle davranacaksın. Öyle düşüneceksin. Yoksa gök kubbeyi başına yıkarım. Her gün, her saat, her dakika telefonlarını dinlerim. Sonra da seni içeri atarım. Ayağını denk al…”

Medyaya baskı. Aydınlara baskı. Yurtseverlere baskı. Orduya, yargıya gözdağı…

Bu ülke, bu insanlar böyle çok zulüm dönemleri gördü. Çok zulüm dönemleri yaşadı. Çok hükümetler, çok iktidarlar gördü. Nice Abdülhamit’ler, Menderes’ler, Evren’ler gelip geçti.

Vatan cepheleri kurdular. Meydanlarda kitap yaktılar. Saçı ak profesörlere hapishane avlularında buz kırdırdılar. Sivas’ta aydınlarımızı katlettiler. Karakollarda Aziz Nesin’lere sövdüler. Sövenler, sayanlar gitti. Cumhuriyet kaldı geride. Atatürk kaldı. Ay yıldızlı bayrak kaldı…

Cumhuriyet güçleri dimdik ayakta. Mustafa Kemal Atatürk dimdik ayakta.

Korku imparatorluğu, baskı, zulüm şimdiye dek kimseye “hayır” getirmedi. Basınla, insanla, halkla uğraşanlar, yetim hakkı yiyenler, insanları aç sefil bırakanlar huzur yüzü görmediler. Yataklarında rahat uyuyamadılar.

Tarih Baba bir kez daha gerçeklere tanık olacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Tarih Baba, gelecek kuşaklara anlatacağı sayfaları şimdiden yazmaya başladı bile…

(Ulus Gazetesi) (ali-eralp@hotmail.com)


#2
iskenderunlu

iskenderunlu

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Üye
  • 2 İleti

Şu sıralar, ABD’nin planlayıp yönlendirdiği, “ılımlı İslam” temelinde, bir karşıdevrim süreci yaşıyoruz. Ülkemiz giderek Atatürk Türkiyesi olmaktan çıkıyor. Yarı bağımlılıktan, tam bağımlılığa geçiyor. Türkiye’yi şeriatçı ülkelerden ayıran laik, çağdaş yapı, yani 1923 devrimi yok edilmeye çalışılıyor.

Cumhuriyet kurumlarını birer birer elden çıkarıyorlar. Ne ağır sanayi kaldı, ne hafif sanayi. Miras yediler gibi harcıyorlar. Yine de iki yakaları bir araya gelmiyor. Bir yandan IMF’den, Dünya Bankasından kredi çekiyorlar; bir yandan el emeği, göz nuru ülke kaynaklarını yabancılara satarak, paraya çeviriyorlar.

Cumhuriyet tarihinin en büyük satışlarını ve borçlanmasını yaptılar. Durmadan borçlandılar. Ama ülkenin geleceği için tek çivi çakmadılar. Tek kuruş harcamadılar. Türbanla yatıp, sadaka ile kalktılar. Fabrika yerine aş evleri açtılar.

Peki, sonuç? Sonuç ortada: Üretim yok. İş yok.


(Ulus Gazetesi) (ali-eralp@hotmail.com)



Ali bey bu söylediklerinizin bir kaynağı var mı?

#3
Ali Eralp

Ali Eralp

    KD ™ Arkadaş

  • Sorumlu
  • 100 İleti
  • Gender:Male
Sevgili İskenderunlu,

Ben size bu konuda iki haber sunacağım. Birisi resmi, öteki baykal'ın sözleriyle. Ayrıca TELEKOM'ların, SÜMERBANK'ların ve daha bir çok kamu kuruluşlarının satıldığını hepimiz biliyoruz. Şimdi sıranın okullara geldiğini söylüyorlar? Ne dersiniz?

Saygı ve sevgiyle. ALİ ERALP


RESMİ AÇIKLAMALARA GÖRE:

Türkiye'nin merkezi yönetim brüt borç stoku Ekim 2009 ayı sonu itibariyle geçen yılsonuna göre yüzde 15,2 oranında artarak 438 milyar liraya çıktı

Geçen yılsonu itibariyle Türkiye'nin merkezi yönetim brüt borç stoku 380,3 milyar lira düzeyindeydi.

Hazine Müsteşarlığı'nın yayınladığı merkezi yönetim brüt borç stoku verilerine göre, Ekim sonu itibariyle iç borç stoku 327,2 milyar lira, dış borç stoku da 110,9 milyar lira oldu. Böylece, merkezi yönetim brüt borç stokunun yüzde 74,7'si iç borç, yüzde 25,3'ü de dış borç stokundan oluştu.

BAYKAL’A göre

“Hükümetin ''Türkiye kalkınıyor, zenginleşiyor'' dediğini ancak iş yerlerinin kapandığını, işsiz sayısının her geçen gün arttığını ileri süren Baykal, şöyle konuştu: ''Bu iktidar iş başına geldiğinde, Türkiye'nin 220 milyar dolar borcu vardı. Türkiye'nin gelmiş geçmiş tüm iktidarlarının borcuydu. Bunlar 6 yıldır iş başındalar. Borç 500 milyar dolara çıktı. Bundan önceki Başbakanlar tesisler açtılar. Bu ne yaptı? Yerli, yabancı demedi, ne bulursa sattı. Türkiye'de ne kadar geçmiş iktidar döneminde yapılmış tesis varsa elden çıkar, 'zenginleştik' diye milleti oyala…”




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı