İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Mimari Terimler Sözlüğü | A - Z

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 19 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Mimari Terimler Sözlüğü




Resmi ekleyen





A


Abajur:

1. Aydınlığı bir yere yöneltmek ve ışığın doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan lamba siperi.
2. Kalın bir dış duvarda delik şeklinde açılmış olup daha çok ışık almak için içeriye doğru genişleyen şevli pencere.

Abara: Köy evlerinin tavanlarında iki direk arasında kalan boşluk.

Açıklık: Yatay bir taşıyıcı yapı öğesinin dayanak noktaları arasındaki uzaklık; kiriş açıklığı; kirişin ankastre olduğu nokta ile boştaki ucu arasındaki uzaklık.

Atkı açıklığı: İki ana kiriş arasındaki kirişleme açıklığı

Etken açıklık: Bir strüktür öğesinin mesnetlerinin eksenden eksene uzaklığı.

Serbest açıklık: Bir kirişin iki dayanağı arasındaki kesintisiz açıklık veya yatay uzaklık.

Açıt üstlüğü: Bir kapı yada pencere kanadı üstünde yer alan sabit yada açılır bölüm

Ada: Çevresi yollarla sınırlanmış ve çoğu parsellerle bölünmüş arsa ile böyle bir arsayı kaplayan yapılar takımı, yapı adası

Aderans: Yapı öğelerinin, çimento yada tutkal gibi kimyasal yada mekanik bağlayıcı bir bağlayıcı ile birbirine yapışması. Yapıda ahşap parçalar tutkalla;tuğlalar, taşlar harçla; betonarme çeliği de çimento ile olan aderansı dolaysıyla betona bağlanır.

Aglomera: Tanelerden ibaret bir karışımın bir bağlayıcı madde ile birleştirilmesinden meydana gelen yapı öğesi.Duvar briketi, eternit vb. bu tür öğelerdir.

Agrega: Harç, beton veya asfalt gibi malzemenin ana bölümünü meydana getiren, kırmataş çakıl, kum, cüruf gibi atıl gereçler.Kum ve çakıl, daha büyük taşların kırılmasıyla da elde edilebilir.Uygun nitelik ve karışımda yüksek fırın cürufu; lav cürufu, süngertaşının ufalanmasından elde edilmiş gereçler de yerine göre agrega olarak kullanılabilir.

Ahşap

Ahşap, tarih öncesi çağlardan beri insanların yapı yapmakta kullandığı en eski ve en yaygın yapı malzemesidir. Ahşap yapılarda son yüzyıla kadar en yaygın ve ileri teknolojiler Japonya ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarında , özellikle Anadolu’da kullanılmakta iken , son yüzyılda ülkemizdeki kullanımı ; batıdan şekilsel olarak aldığımız birçok şey gibi betonarme de sanki uygarlığın bir göstergesi imiş gibi algılanarak aniden terkedilmiştir.

Oysa Dünya’daki eğilim bunun tersine işlemiş , batıda ahşap teknolojileri çok ileri gitmiş ve günümüzde Lamine Ahşap Teknolojisi olarak adlandırılan bu teknoloji artık önümüzdeki yüzyılın malzemesi olarak görülmektedir.

Ahşap , hafiftir,depreme dayanıklıdır, beton ve çelikten çok daha uzun ömürlüdür,bakımı beton ve çelikten çok daha kolaydır, insan metabolizmasına en uygun yapı malzemesidir, yapımı kolaydır. Hızla inşa edilebilir. Ancak ahşabın önümüzdeki yüzyılın malzemesi olarak görülmesinin nedeni , bu üstün özellikleri değil , Global Isınmaya ve Sera Etkisi’ne karşı insanlığın elindeki en büyük silah olmasından kaynaklanmaktadır. Ağaçlar ve karbondioksit arasındaki ilişki nedeniyle, ağaçların kesilerek kereste üretilmesi, sera etkisini azaltır.

Akaç;

1 . birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç 2. temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan yer altı su borusu.

Akma: Bir gerece uygulanan gerilme sabit kaldığı halde şekil değiştirmenin artması.

Akma dayanımı: Basınç örneğinin yapıldığı gerecin standardında belirtilmiş miktarda kalıcı bir kısalma göstermeye başladığı andaki gerilme.

Akma suları: Basınç gerilmesinde bir artış olmadığı halde kısalmanın belirli bir artış gösterdiği anda gerecin basınç gerilmesi.

Aks: Eksen

Alafranga: Frenk(Avrupalı) tarzında olan, alaturka karşıtı.

Alan: Düz, açık ve geniş yer, mücavir alan, yararlı alan.

Alçı: Alçı taşını özel fırınlarda ısıtıp bağlı bulunduğu kristal suyunu uçurarak ve kalan kalsiyum sülfatı toz haline getirerek elde edilen gereç.Alçı su ile karılınca katılaşma ve sertleşme özelliği olduğundan yapılarda ve heykelcilikte kullanılmaktadır.

Alçı levha: Bölücü duvar, asma tavan yada sıva yerine kaplama yapmakta kullanılan,yapı alçısı ile lifli bir maddeden yapılmış, iki yüzü genellikle kağıt kaplı levha.

Alın duvarı: Bir beşik çatıda damlalık aşığının yanında giden duvar parçası.Alın duvarı merteklere dik doğrultudadır.

Alın tahtası: Bir ahşap saçakta merteklerin uçlarını birleştiren, yani saçağın alnına boydan boya yerleştirilen tahta.

Alınlık: Kimi yapılarda giriş kısmının yada kapı ve pencerelerin üstünde bulunan üçgen veya yarı değirmi süsleme.

Altyapı: Su, elektrik,kanalizasyon,yol gibi tesislerin topuna verilen ad.

Ambar: Kum,çakıl maddeleri ölçmekte kullanılan, kenarları 75 cm olan küp biçiminde ölçek. Depo.

Ana duvar: Yığma bir yapıda taşıyıcı duvar, beden duvarı.

Ana kiriş: Yüklerini başka kirişlere değil de doğrudan doğruya kolonlara yada taşıyıcı duvarlara aktaran kiriş.

Ankastre: Bir yuvanın içine yerleştirilmiş, gömülmüş anlamında olup ankastre basamak, ankastre kiriş, ankastre mesnet, ankastre tesisat gibi terimlerde geçer; gömme.

Ankastre basamak: Ucu duvara gömülmüş olan ve duvar tarafından taşınan merdiven basamağı.

Ankor: Bir saçak silmesini yada bir çıkmayı destekleyen bir çeşit konsol.

Ankraj: Bir yapı öğesini kagir bir bölüme kenetleme tutturma işi, demirleme.

Anpatman: Papuç sömel.

Antre: Bir binanın veya apartman dairesinin ilk girilen bölümü, giriş.

Apartman: Her katında bir yada daha çok daire bulunan çok katlı konut yapısı,apartman binası.
Blok apartman: Büyük bir blok halinde kurulmuş apartman

Düpleks apartman: Bir iç merdivenle birbirine bağlanan iki düzeyli daireden meydana gelmiş apartman

Nokta apartman: Kule gibi yüksek apartmanlara denir.

Apartman dairesi: Bir bina içinde birkaç oda ile mutfak, banyo ve heladan meydana gelen, bir kişi veya bir ailenin otura bileceği büyüklükte daire.

Aplikasyon: Bir yapının temel durumunu arsa üzerinde belirleme işi

Aratsak: Yapıların üstüne gelen süslü saçak, tavan.

Ardiye: Ticaret eşyasını saklamaya yarayan depo

Arnavut kaldırımı: Arnavut kaldırımı, desenden bağımsız, belli büyüklükteki taşlarla kaplanmış yaya yürüyüş yoludur.

Yağmur sularının taşların arasından akmasına izin verdiği için yoğun yağış alan bölgelerde kullanımı yaygındır. Ayrıca altyapı kazılarının yoğun olduğu dönemlerde, sökülmesi ve tekrar döşenmesi kolay olduğu için de tercih edilir. Asfalt olmadığı zamanlarda, önemli ticaret yolları buna benzer teknikler kullanılarak döşenmiştir.

Asansör: İnsanları veya yükleri yüksek yerlere dikine veya eğik raylar arasında çıkarıp indiren makineli kabin.

Asansör yuvası: Asansörün ve karşı ağırlığın, içinde inip çıktıkları boşluk.

Asansör çukuru: Bir asansör kuyusunun dibinde güvenlik düzeni için bırakılan boşluk.

Askıya almak: Bir binada dengeyi tehlikeye koyacak şekilde onarım yapılırken o binayı dikme ve payandalarla desteklemek.

Asma tavan: Mevcut betonarme, çelik konstruksiyon veya ahşap tavan iskeleti altında mekanik ve elektrik imalatlara montaj boşluğu sağlayan sisteme verilen ortak isim. Mevcut tavandan sarkıtılan metal çubuklara yatay profiller asılarak oluşturulan bu sistem alçıpan ya da dekoratif paneller ile sonlandırılır.

Asmolen: Betonarme dişli döşemede dolgu için kullanılan pişmiş topraktan, gaz betondan yada cürüf ve beton karışımından yapılmış blok, döşeme dolgu bloğu.

Asmolen döşeme: Araları dolgu dişli döşeme.

Aşık: Çatılarda mertekler veya örtüyü taşıyan yatay ağaçlardan her biri.

Ara aşığı: Mahya aşığı ile damlalık aşığı arasında kalan aşıklardan her biri.

Mahya aşığı: Kırma veya beşik örtüsü çatılarda mahyaya yerleştirilen aşık.

Montaj aşığı: Mahyada taşıyıcı aşık bulunmaması durumunda yada bir mertek çatısında mertek uçlarını bağlamak için bunların altına yerleştirilen ve mertekler tarafından taşınan küçük kesitli aşık.

Aşınma: Rüzgarın veya akan suların etkisi ile yeryüzünde meydana gelen yitimi.

Atkı: Kapı ve pencerelerin üstüne yerleştirilen ağaç,taş veya beton kiriş, üst eşik lento.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
B


Baba:

1.Ahşap asma çatı makasında aşıktan gelen yükü yanlamalara aktaran, gergin (alt başlığın) asıldığı bir çeşit dikme, asma baba.
2. Merdiven tırabzanlarının baş ve sonuna, yani sahanlık kenarlarına konulan çoğu torna işi süslü ayak,

Baca: Dumanı veya kirli havayı çekip dışarıya vermeye yarayan maden veya kagir kanal.
Asma baca: Duvarları yere kadar inmeyerek tavandan başlayan baca.

Çöp bacası: Binalarda üst katlardan atılan çöpleri zemin katı veya bodrumdaki çöp katlarına götüren boru.

Baca külahı: Yağmur ve rüzgarın girmesini önlemek üzere bacanın üstünü örten bir çeşit saçak.

Baca şevliği: Fabrika bacası gibi yüksek bacalarda, sağlamlık sağlamak amacıyla aşağıdan yukarıya doğru verilen ve bacanın dış görünüşünü gittikçe daraltan eğim.

Bağ kirişi: Düşey yüklemeye karşı çalışmayıp çekmeye çalışan ve elamanları konstrüktif olarak bağlayan betonarme kiriş. Bağ kirişi uzun nervürlü döşemelerde ve temellerde olur. Temellerde kullanılan bağ kirişlerine deprem (yada zelzele) kirişi adı da verilir.

Bağdadi: Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara veya kamışlara sıva vurularak yapılan (duvar veya tavan).

Bağın:

1. İksa
2. Bitişik düzendeki iki yapının arasında yeni bir yapının yapılırken, var olan yapıların zarara uğramamaları için karşılıklı duvarları arsına yatay olarak uzatılıp sıkıştırılan ağaç dayaklarla kurulan düzen.

Bağlama Çeliği: Hendek ve temel çukurlarında iki yandaki toprağı tutan veya bir onarım işinde kapı ve pencere ayaklarının yıkılmasını önlemek üzere bunların arasına yatay olarak uzatılan ağaç.

Bağlama demiri: Kagir yapılarda ayrılmayı önlemekte kullanılan çeşitli şekillerde demir,kenet.

Bağlayıcı: Çimento,kireç,alçı gibi su ile karıştırıldığında plastik bir hamur veren bir süre sonra katılaşan, daha sonrada sertleşen ve bu özelliğinden dolayı taş ve kumu bağlamakta kullanılan madde

Bakkal tavanı: Döşeme kirişlerinin alttan görünecek şekilde açıkta bırakıldığı ahşap tavan türü. Bu tür tavanlar farelerin barınmasına elvermedikleri ve bu nedenle eskiden bakkal dükkanlarında çok kullanıldıkları için bu adı almışlardır.

Balansman: Merdiven dengeleme

Balar: Çatı kirişi olarak kullanılan ve kiremit in altına yerleştirilen ince tahta.

Balkon: Bir binanın üst katlarından dışarıya doğru çıkmış, önü ve yanları korkulukla çevrili yer.

Banyo teknesi: İçine yatılarak veya oturarak yıkanılan emaye döküm, emaye çelik saç, plastik yada kalın fayanstan yapılmış tekne.

Barbakan: Arkadaki topraktan gelen suyu atmak üzere istinat duvarlarına yerleştirilen borulardan her birine denir.

Barbata: Kale ve istihkam duvarlarının üzerlerine mazgallı korkuluk duvarları, parapet.

Basamak: Merdivene adım attıkça basılan ve art arda gelen birbirinden yüksek düzeylerden her biri.

Basamak aynası: İki basamak arasında kalan düşey bölüm, rıht.

Basamak genişliği: Bir basamağın, çıkış çizgisi üzerindeki genişliği; iki rıht arasında kalan yatay uzunluk.

Baştaban: Saçaklık bölümünü taşıyan ve sütün başlıkları üzerine oturarak sütunları birbirine bağlayan taş bloklardan ibaret bölüm.

Batardo: Su geçen bir yerde yapı kurulurken suyu tutmak için kazıklarla yapılan eğreti set,su tutmalık.

Beden duvarı: Yığma bir yapıda taşıyıcı duvar.

Belverme: Bir kiriş veya döşemenin ortasının sarkması, sehim yapma.

Beşik çatı: Beşik örtüsü biçiminde olan, yani yatay bir mahya ile, iki yana doğru düşen iki yüzeyden oluşan çatı.

Beton: Çimento, kum ve çakıl yada kırma taşın uygun miktarda su ile karıştırılmasıyla elde edilen ve özelliklerini çimentonun hidratasyonu ile kazana karışım. Beton başlangıçta plastiktir, sonra katılaşıp sertleşerek taş benzeri bir kitle görünüşü alır.

Beton çeliği: Betonarme donatı olarak kullanılan çoğu daire kesitli çubuk halindeki çelik, betonarme demiri.

Betonarme: Eğilme ve çekme kuvvetlerine dayanması için içine uygun şekilde çelik donatı yerleştirilmiş beton. Birbirine iyice bağlanan bu iki malzemenin dış kuvvetlere karşı ortak çalışmaları sağlanmış olur. Beton basınca çelik çekmeye çalışır. Betonarme, beton ve çelik kullanılarak imal edilen yapı malzemesinin ismidir. Yapıda kullanılan betonarme elemanlar (kolon, kiriş, döşeme vb) bir takım gerilmelere maruz kalırlar. Bunlar genel olarak basınç, çekme, kesme ve burulma etkileridir.

Betonarme hasırı:
Betonarme döşeme veya perdelerle donatıyı meydana getiren beton çeliğinden yapılmış hasır.

Betonarme perde: Bir iskeletli yapıda düşey ve yatay yükleri taşıyan betonarme duvar.

Bırakma diş: Bir duvar örülürken, uç tarafında, sonradan eklenecek duvar taşlarının veya tuğlalarının eklenebilmesi için bırakılan dişlerden her biri.

Bırakma kirişi: Bir ahşap çatı makasında alt başlığı meydana getirip makas uçlarının açılmasını önleyen ağaç gergi.

Bide: Klozetin yanına yerleştirilen, oturularak taharetlenmekte kullanılan fıskiyeli tekne.

Bina: İçinde yaşamak veya çeşitli eylem ve işlevleri gerçekleştirmek üzere kurulan yapı; ev, okul, türbe bir binadır, köprü ise yapıdır. Her bina bir yapıdır,her yapı bina değildir.

Bina alanı: İmar yönetmeliğine göre aydınlık ve çıkmalar dışta tutulmak üzere binanın arsa zemininde kapladığı alan.

Bina yüksekliği:
İmar yönetmeliğine göre binanın arsada kot aldığı noktadan saçak düzeyine kadar olan yükseklik.

Bitişik bina: İki yanda komşu parsellerdeki binalara bitişik olan bina.

Blok: Çok parçalı bir yapının bölümlerinden her biri.

Blok başı: Bir yanı komşu parseldeki binaya bitişik olan.

Blokaj: Grobeton dökülmeden önce, yaklaşık 15 cm yüksekliğindeki taşların yere, tabanları üzerinde dengeli duracak şekilde dik olarak yerleştirilmeleri ve araları yine taşla kamalandıktan sonra tokmaklanmalarıyla yapılan taş döşek.

Bloklu döşeme: Asmolen veya reks blokları ile yapılan döşeme.

Bodrum: Bir binanın, yol düzeyinden aşağıda kalan katı.

Bordür: Yapıda bir gerecin çevresini tümüyle yada kısmen kuşatan, aynı yada başka gereçten yapılmış bölüm; karo mozaikleri kuşatan mozaik bordür.

Bosaj: Bir duvar yüzündeki taşların çeşitli şekillerde pürüzlü ve çıkıntılı olarak bırakılması.

Boyunduruk:

1. Ahşap veya çelik yapıda iki dikme arasına yatay olarak konulan ve böylece dikmelerin açılmasını yada yaklaşmasını önleyen ahşap yada çelik atkı.
2. Bir ahşap döşemenin kirişlerini birbirine bağlamak üzere aralarına yerleştirilen küçük kiriş parçalarından her biri.

Böğür: Yapının bir bölümünü ana yapıya bağlayan kemer.

Bölme: Taşıyıcı olmayan, çoğu hafif gereçli, az kalın duvar.

Briket: Kömür dışığı veya kum-çakıl ile çimentodan yapılan harcın kalıplarda sıkıştırılması sonucunda elde edilen bir çeşit boşluklu blok.

Büzülme: Bir cismin, yapısı değişmek sizin hacimce küçülmesi; bir basınç gerilmesi uygulanmadığı halde, hidratasyon ve kuruma nedeniyle betonun boyutlarında zamanla oluşan küçülme, rötre


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
C


Cam kiremit:
Işık geçiren çatı örtüsü yapmakta kullanılan, camın preslenmesiyle elde edilen bir tür kiremit.

Cephe (mimarlık): Bina yüzüne dik doğrultuda sonsuzdan bakılan görünüş. Mimarlıkta cephe temelde bir yapının dışa bakan ön yüzünü (TDK'da yüz (II), 10. anlam) ifade eder ama yapının yan yüzleri ya da arka yüzü için de kullanılabilir.

Fransızca olan ve "cephe, yüz" anlamına gelen façade sözcüğünden Türkçe'ye fasad olarak geçmiş bir terim de aynı anlamda kullanılabilmektedir ancak bu kelimeye TDK'nın Güncel Türkçe Sözlük'ünde rastlanmaz.

Mimarlıkta ön cephe, bir binanın tasarımı açısından sıklıkla en önemli bölümdür çünkü binanın geri kalanının tarzını da belirler. Bu önem doğrultusunda, tarihsel anlam kazanmış pek çok ön cephe, yerel ya da genel şehir ve bölge planlama kanunları ile koruma altına alınmıştır ve değiştirilmeleri ya çok kısıtlanmış ya da yasaklanmıştır.

Film (daha kısıtlı olarak da sahne sanatları) setlerinde, kurgusal binalar sıklıkla yalnızca cephelerden oluşur. Yalnızca cephe inşası hem daha ucuzdur, hem de bina inşası ile ilgili kanuni düzenlemeler gerektirmez. Arkalarından desteklenerek dik tutulan bu cepheler, gerekli sahnelerde oyuncuların giriş-çıkış yapabilmesi için kapılar ve o kapıların açıldığı, iç düzenlemesi yapılmış odalar da içerebilir.

Cumba: Eski Türk evlerinde zemin katının üzerindeki katlarda dışa taşan, çoğu kafesli oda bölümü.

Cüruf: Maden veya kömür posası, dışık.



Ç



Çakıl: Irmak ve deniz kıyılarında, suyun çalkalanıp yuvarlaştırıldığı ufak taş. Yapıda kullanılacak çakıl silisli olmamalı ve içinde toprak,kil ve örgensel parçalar bulunmamalıdır.

İnce çakıl: 15 mm çapında delikleri bulunan elekten geçip 7mm’ lik deliklerden geçmeyen çakıl.

İri çakıl: 70 mm çapında delikleri bulunan elekten geçmeyip 30 mm’ lik delikten geçmeyen çakıl.

Orta çakıl: 30 mm çapında delikleri bulunan elekten geçip 15 mm’ lik deliklerden geçmeyen çakıl.

Çap: Bir bina yada arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren plan. Genellikle kadastro paftasından çıkarılır.

Çapraz bağlama: Çatılarda rüzgar yükünü karşılamak ve rijitliği korumak üzere, iki makas arasına dikmeleri birbirine bağlayacak şekilde atılan çapraz ağaç çiftti; rüzgar bağlaması.

Çatı:

1. Birbirine çakılmış, çakılmış şeylerin topu.
2. Yapıların üstünü akıntılı bir tarzda örtecek malzemeyi taşımak üzere yapılan çoğu ahşap yada maden iskelet.

Çatı katı: Binalarda çatı ile son normal kat arsında cepheden geri çekilerek yapılan kat,çekme kat, teras katı.

Çatı örtüsü: Çatının üstüne gelen ve yapıyı yağmur, kar, rüzgar ve güneş ışınları gibi etkenlerden korumak üzere, bu işlere elverişli gereçlerle yapılmış tabaka.

Çekme: Çekilen bir cisimde meydana gelen zorlama; bir cismi koparmaya çalışan kuvvet veya gerilme. Beton basınca çelik çekmeye çalışır.

Çekme kat: Bir binanın son katı üzerine yapılan, cepheden geriye çekilmiş kat, teras katı.

Çıkma: Bir binanın üst katlarında dışarıya doğru çıkan doğru taşan bölüm.

Çimento: Killi kalkeri özel fırınlarda pişirip çok ince öğütmekte elde edilen, su ile karıştırıldığında katılaşıp sertleşen, harç ve beton yapımında kullanılan kül renginde toz, bağlayıcı gereç.

Çini: Duvarları kaplayıp daha iyi bir görünüş vermek veya nemden korumak için kullanılan, bir yüzü sırlı, öteki yüzü gözenekli pişmiş toprak karo.

Çiroz: Uzun kolonlara ve betonarme perdelere konulan, uçları ters yönde kıvrılmış ek donatı.

Çörten: Damlaların yağmur ve kar sularını bina duvarlarından uzağa akıtmak için ahşap yapılarda tahtadan, kagir yapılarda taş veya betondan yapılan, dışarı doğru uzanmış oluk.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
D


Dağıtma demiri:
Tek doğrultulu betonarme döşemelerde (hurdilerde), çalışma doğrultusuna dik olarak yerleştirilen donatı.

Daire: Büyük bir binanın, özellikle bir apartman binasının bölümlerinden her biri.

Dal: Büyük kenarın küçük kenarına oranı 2’ den küçük olan betonarme plak döşeme, iki doğrultulu döşeme.

Damlalık: Yağmur suyunu düşey bir yapı elamanının yüzeyini yalamayacak şekilde ileri dökmek için yapılan ve boydan boya devam eden çıkıntı.

Davlumbaz: Ocakların üzerine maden, cam, beton vb. malzeme ile yapılan, duman ve kokuları toplayarak bacaya sevk eden eteklik.

Deformasyon: Bir cismin yada strüktürün biçiminin bozulması.

Denizlik: Pencere doğramasının altında içte ve dışta yapılarak suların duvar içerisine sızmasını veya duvar yüzeyinde süzülmesini önleyen öğe.

Derz: İki yapı gereci, elemanı yada yapının iki bölüğü arasında kalan veya bırakılan aralık.

Detay: Bir yapının her noktasının yapısal düzeni, ayrıntı.

Devremülk: Yılın yalnızca belli dönemlerinde yararlanmak koşuluyla edinilmiş ortak mülk.

Dikme: Çatılarda dikine konulan ve üzerlerine aşıkların çakıldığı çoğu kare kesiti ağaçlardan her biri.

Donatı: Genelde, bir malzemeyle birlikte kullanılarak çekme yada eğilme gerilmelerini karşılamak, iç gerilmeleri ve deformasyonları dağıtarak çatlamaları engellemek ve kırılma durumunda parçalanmasını önlemek.

Dozaj: Bir bileşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi.

Döşeme: Yapılarda katları ayıran ve üzerinde yürünen kısım.

Ahşap döşeme: Ahşap kirişler üzerine ahşap malzeme kaplanarak yapılan döşeme.

Asmolen döşeme: Araları asmolen dolgulu dişli döşeme.

Kaset döşeme: Her iki doğrultudaki nervürleri yük taşıyacak şekilde ve aynı kesitte olan dişli döşeme.

Konsol döşeme: Yalnızca bir kenarından taşınan döşeme plağı.

Mantar döşeme: Kolonları başlıklı olan kirişsiz betonarme döşeme.

Döşeme kaplaması: Döşemenin üzerine,daha uygun kullanış sağlayan bir gereçle yapılan kaplama.

Dublaj duvarı: Bir duvar sisteminde daha iyi bir görünüş yada ısı yalıtımı sağlamak üzere yapılan ikincil duvar.

Duvar: Yapılarda taş, tuğla,briket, kerpiç ve benzerleri gereçlerle yapılan düşey bölme öğesi.

Alın duvarı: Bir beşik çatıda damlalık aşığının yanında giden duvar parçası,kalkan duvar.

İstinat duvarı: Yüksek bir setin kenarına toprağı tutturmak üzere örülen duvar, dayanma duvarı.

Kalkan duvarı: Bir beşik çatıda aşıklara dik doğrultudaki üçgen dış duvar.

Sağır duvar: Pencere, kapı gibi boşluğu olmayan duvar.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
E


Ekleme dişi:
Bir duvara eklenecek ikinci bir duvarın, sağlam bağlanmasını sağlamak için taş ve tuğla dişlerden her biri.

Eliböğründe: Eski ahşap evlerde çıkmaların altına aralıklı olarak konulan eğrisel ahşap göğüslemelerden her biri.

Emme kuvveti: Çatıyı kaldırmaya yönelen kuvvet.

Emniyet gerilmesi: Bir gerecin yada yapı öğesinin güvenlikle karşılayabileceği en yüksek gerilme; bir cismin 1 cm2 sinin gerilme dolaysıyla taşıya bileceği en büyük kuvvet.

Esneklik: Bir cismin, üzerindeki yükün kaldırılmasıyla ilk durumuna dönmesi özelliği; esnek olma hali, elastiklik.

Etek: Baca ve parapet kenarında çoğu alüminyum, çinko yada bakırdan yapılan ve suların çatı ve duvar içine sızmasını önleyen bölüm.

Etriye: Betonarme kolon ve kirişlerde boydan boya giden demirleri saran enine donatı.

Eviye: Mutfak, laboratuar ve benzeri yerlerde genellikle içinde bulaşık yıkanan ve musluktan akan suyu toplayarak pis su kanalına gönderen tekne.



F


Falez:
Yalılar.

Fay: Ayrı zamanlarda oluşmuş katmanların kayarak yan yana gelmesine yol açan yer çatlağı.

Fayans:
Kil, kaolin kuvars feldispat, kalker gibi seramik hammaddelerinin çeşitli oranlardaki karışımının özel kalıplarda sıkıştırılarak biçimlendirilmesinden sonra 900 santigratın üstünde bir sıcaklıkta pişirilmesiyle elde edilen bir yüzü sırlı, öteki yüzü gözenekli yapı gereci.

Filiz: Betonarmede, ileride yapılacak eklemeler için beton dökümü sırasında dışta bırakılan demir uçlarına verilen ad.

Firkete: U harfi şeklinde bükülmüş çoğu 12 metre boyunda beton çeliği.

Fizibilite: Yapılma ve tamamlama kudreti, yapılabilirlik.

Flanş: (Demir profili hakkında) Başlık.

Foraj: Kuyu açmak yada kazık temel yapmak üzere burgu ile yeri delme.

Fosseptik: Kanalizasyon bulunmayan yerlerde pis suları içinde toplamak üzere yapılan sızdırmaz çukur.

Fret: Yuvarlak veya çokgen kesitli bir betonarme kolonda düşey demirleri, kapalı halka veya dairesel spiral şeklinde saran ve etriye yerine kullanılan enine donatı. Fret, boyuna donatının burkulmasına ve göbek betonunun yanlara doğru açılmasına engel olur.

Fuga demiri: Derz yapılırken harcı sıkıştırmakta kullanılan alet.

Furuş: Saçakların, çıkmaların altına yalnızca süsleme amacıyla konulan küçük destek yada oymalı süsler.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
G


Gabari:
Yapılacak bir binanın belediyece ön görülen azami yüksekliği.

Gazbeton: İncede ve silisli bir agrega ve inorganik bir bağlayıcı madde (kireç veya çimento) ile hazırlanan karışımın, gözenek oluşturucu bir madde katılarak hafifletilmesi yoluyla elde edilen hafif beton.

Gemi merdiveni: Rıht yüksekliği fazla, basamak genişliği az, metal yada ahşap dik merdiven.

Genleşme: Isı etkisiyle bir cismin, yapısı değişmeksizin hacimce büyümesi. Genel olarak yapı elemanlarında gece gündüz, yaz kış sıcaklık farklılıklarından dolayı genleşme meydana gelir. Hareketlerin nitelikleri, tasarlama ve uygulamada gereğince göz önünde tutulmazsa yapıda önemli arızalara yol açar.

Genleşme derzi: Betonarme, çelik ve kagir yapılarda yapı öğelerinin genleşme kısalma yada oturmalarından dolayı strüktürde doğabilecek hasarları önlemek için boydan boya bırakılan aralık, dilatasyon derzi.

Gergi: Açılmaya çalışılan iki yapı öğesini bağlayarak bunların açılmasını önleyen ahşap yada çelik çekme çubuğu.

Giydirme cephe:
Çok katlı bir yapıda, döşemelerin önünden geçerek devam eden, bunlara veya kolonlara asılan, taşıyıcı olmayan, çoğu bol camlı dış kabuk.

Göğüsleme: Bir aşığın veya ahşap kirişin yükünü alıp bir düşey taşıyıcıya ileten eğik basınç çubuğu. Çatıda göğüslemeler aşık açıklıklarını azalttıkları gibi çatının uzunluğu doğrultusunda rijitliği de sağlarlar.

Görünüş: Bir yapının tümünün yada bir parçasının düşey bir düzleme perspektifsiz olarak düşürülmüş çizilen şekli.

Kesit görünüş: Bir yapının belli bir yerinden alınan kesitte, kesilen bölümle birlikte, kesilmeyip görünüşe giren bölümlerin de gösterildiği görünüş veya kesit.

Kuş bakışı görünüş: Bir yapının veya cismin, eğik bir açıyla üstten görünüşü.

Granit: Kuvars, feldispat ve mikadan oluşan, türlü renkte, çok sert bir taş.Granit, temellerde, köprü mesnetlerinde, kırma taş olarak beton yapımında parke taşlarında ve levha halinde döşeme ve duvar kaplamalarında kullanılır.

Granülometri: Beton veya harçta taneli gereçlerin boyut bakımından bileşimi, granülometrik bileşim. Granülometrik bileşimin saptanmasıyla, boyutları çeşitli sınırlar arasında bulunan tanelerin karışımın içinde hangi miktarlarda bulunduğu anlaşılır.

Grobeton: Düşük dozlu demirsiz beton, kaba beton.

Guse: Kimi betonarme kirişlerin kolonla birleştikleri köşelerde yapılan üçgen destek.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
H



Harç: Yapıda tuğla yada taşları birbirine bağlamak ve kagir duvar ve tavanları sıvamak için kullanılan, kum, kireç, çimentoyu suyla kararak yapılan hamur.

Harç tabancası: Betonu basınçla püskürterek uygulamakta kullanılan tabanca.

Harita: Yeryüzünün veya bir parçasının belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen planı.

Harpu şta: Dış etkilere açık duvarların üstünü örterek yağmur ve kar sularını yanlara akıtan eğik veya yuvarlak bölüm.

Hatıl: Yığma veya hımış yapıda, ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek üzere duvarın içine yatay olarak boydan boya uzatılan ahşap, tuğla yada beton bağlama öğesi.

Hava bacası: Doğrudan havalandırılamayan bir hacme gerekli havayı sağlamak üzere yapılan ve çatının üstene değin yükselen doğal çekişli baca.Hava bacaları çoğunlukla kazan dairelerinin, banyo ve helaların havalandırılmasında kullanılır.

Hazır beton: Bir beton santralinde üretilerek transmikserle yapı yerine getirilen taze beton.

Hazne: Oluk ile yağmur borusunun arasına yerleştirilen ve bir çeşit huni görevi yapan çinko tekne, sandık.

Helik: Duvar örülürken büyük taşların arsına yerleştirilen küçük taşlar.

Hımış: Dikme ve payandalardan meydana gelen ahşap çatkı arasına kerpiç yada tuğla doldurularak yapılan yapı.Bu çeşit yapıların duvarları içten ve dıştan topraklı veya kireçli sıvayla sıvanır, üstleri ise düz dam yada çatıyla örülür.

Hidratasyon:
Sönmemiş kirecin hidratasyonu sonucunda sönmüş kireç elde edilir.Çimentonun su karşısında yaptığı kimyasal reaksiyonda bir hidratasyon olayıdır.Çimentonun hidratasyon yapabilmesi için çok ince öğütülmüş olması (20 mikron) gerekir.

Hidrofor: Depodaki suyu basınçlı olarak borularla musluklara gönderen alet.

Hol: Bir orta çağ evinde oturanların birlikte yaşadıkları, yiyip içtikleri, yattıkları ortak oda.

Hurdi: tek doğrultulu betonarme döşeme.


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
I-


Iskarpa:
Bir hendeğin duvarında yada bir kale duvarının eteğinde yapılan eğiklik.

Iskarpela: Tahtada zıvana deliği açmakta, kilit ve menteşe yerlerini oymakta kullanılan keskin çelik uçlu, tornavidayı andırır kalem.

Islak hacim: Bir binada mutfak,banyo,tuvalet gibi içinde su bulunan hacim, yaş hacim.

Izgara: Maden yada ahşap çubukları aralıklı sıralamakla meydana getirilen parmaklık veya kafes.



İ


İhata duvarı:
Taşıyıcı olmayıp yalnızca bir yeri kuşatmak için yapılan bahçe duvarı.

İksa: Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutturmak için, yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen.

İmar: Şehirleri belli bir düzen içerisinde düzenleme.

İmar durumu: Bir arsanın imar planına ve imar yönetmeliğine göre nasıl kullanılabileceğini bildiren ve belediyece düzenlenerek isteği üzerine arsa sahibine verilen belge.

İmar hududu, İmar sınırı: Nazım planı bulunan yerlerde nazım plan sınırları; bulunmayan yerlerde belediye sınırları.

İmar kanunu: Türkiye’de yerleşme yerleri ile bu yerdeki yapılaşmaların plan,fen,sağlık ve çevre koşullarına uygun oluşumunu sağlamak amacıyla düzenlenmiş olan 3194 sayılı yasa.

İmar yönetmeliği: İmar yasasının tamamlayıcısı olarak hazırlanıp kentin belediye meclisince onaylandıktan sonra yürürlüğe giren yapı düzeni yönetmeliği.

İnşa: Yapma, bina etme, kurma.

İnşaat alanı: Bodrum ve çatı katları dahil, iskanı mümkün olan bütün katların, ışıklıklar çıktıktan sonraki alanlarının toplamı.

İskan: Yurtlandırma, yerleştirme. 2. Yurtlanma, yerleşme.

İskan sınırı: İmar sınırı içerisinde yapı yapma izni verilen bölgeler ile izin verilmeyen bölgeleri ayıran sınır.

İskele: Yapıların dışında keresteden yada madensel borulardan kurulup çalışmak için üstüne çıkılan, sabit ayaklı, taşınabilir veya asma çatkı.

İskelet: Kolon-Kiriş sistemindeki bir yapının taşıyıcı öğelerinin bütünü.

İskeletli yapı: Betonarme döşemeli, çelik veya betonarme kiriş veya kolonlu yapı; karkaslı yapı.

İstikamet rölevesi: Belediyece verilen, plandaki yapılaşma doğrultusunu gösterir.

İstinat: Dayanma, yaslanma.

İzalasyon: Yalıtma, tecerrüt, tecrit.


J


Jakuzi:
Su masajı teknesi yada havuzu


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
K


Kaba yapı:
Küçük ayrıntıları çok olmadığı için yapımı aşırı özen gerektirmeyen.

Kadastro: Her çeşit arazi ve mülklerin yerini,alanını,sınırlarını ve değerlerini belirtip plana bağlama işi.

Kademhane: Ev dışında yapılmış hela.

Kagir: Taş ve tuğladan yapılmış olan.

Kalıp: Plastik bir maddeye (örneğin betona) belirli bir biçim vermek ve priz süresince tutmak için kullanılan ve o biçimi negatif olarak taşıyan araç.

Kalıp planı: Betonarme projesinde döşeme demirlerini,kirişleri ve kolonları gösteren plan.

Kalkan duvar: Beşik çatı ile örtülü bir yapının mahyaya dik gelen duvarındaki üçgen bölüm.

Kalker: Kimyasal bileşimi CaCO3 olan kalker genellikle kil ve silisle birlikte bulunur.

Kameriye: Bahçelerde küçük köşk şeklinde yapılan ve üstü yeşilliklerle sarılan çardak.

Kaplama: Bir şeyin dışına, daha iyi bir görünüş kazandırma veya koruma ereğiyle geçirilen başka maddeden kat.

Kargalık: Bir alın duvarında mertekler arsında kalan boşluklara yada duvar parçalarına verilen ad.

Karkas:
Kolon-Kiriş sistemindeki bir strüktürün taşıyıcı öğelerinin topuna verilen ad.

Karkaslı yapı: İskeletli yapı; çelik karkaslı yapı, betonarme karkaslı yapı.

Karo: Dört köşe kaplama gereci. Karolar çokluk pişmiş toprak, beton,t aş, plastik gibi gereçlerle yapılırlar.

Karo fayans: Banyo,mutfak,hela gibi ıslak hacimlerle duvar kaplama gereci olarak kullanılan, kare veya dikdörtgen yüzeyli fayans karo.

Kartonpiyer: Yapıları kabartmalarla bezemek için, çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleri ile tavan göbeklerinde kullanılan sertleştirilmiş mukavva veya kıtıklı alçı.

Kasnak kirişi: Ahşap döşemelerde veya çatılarda bacanın geçmesi için bırakılacak boşluğu meydana getirmek üzere kirişler veya mertekler arsına, bunlara dik doğrultuda çivilenen ağaç.

Kat: Binada iki döşeme arasında kalan boşluk.

Ara kat: Bir binada genellikle zemin katı ile birinci kat arsına yapılan çoğu basık tavanlı,altı kapalı yarım kat.

Asma kat: Bir binada, genellikle zemin katı ile birinci kat arsında yapılan çoğu basık tavanlı, altında mekanın devam ettiği yarım kat.

Kat yüksekliği: Döşeme üstünden bir üst katın döşeme üstüne olan uzaklık.

Katalizör: Bir kimyasal reaksiyonun hızını artıran, ancak reaksiyona edimli olarak katılmayan madde.

Kayma dayanımı: Bir kesitin güvenlikle karşılayabileceği en büyük kayma gerilmesi.

Kayma gerilmesi: Kesme kuvveti ve/veya burulma momentinin oluşturduğu gerilmeler.

Kayma kuvveti: Kayma gerilmesini meydana getiren kuvvet.

Kazık: Bazı noktaları belirlemek amacıyla toprağa çakılmak üzere hazırlanmış,sivri uçlu kare veya daire kesitli çubuk.

Keçi ayağı: Toprağı sıkıştırma işlerinde motor gücü ile çekilerek kullanılan, bir tamburun çevresine tutturulmuş keçi ayağını andırır çıkıntılardan meydana gelen araç.

Kemer: İki sütün veya iki ayak arsındaki bir açmanın üstünü örtmek için uçları bu sütün veya ayaklara oturmak üzere yay şeklinde yapılan ahşap, maden yada kagir yapı parçası.

Kenet taşı: Kemer taşlarını kilitlemek üzere kemerin en üst bölümüne yerleştirilen konsol şeklinde çıkıntılı kilit taşı.

Kerpiç: Balçıktan yapılan ve kalıplanarak güneşte kurutulan çiğ tuğla. Kerpiç içinde bitki artıkları, olmayan çok killi toprağın, içine katılan saman sapları ve başka gereçlerle stabilize edilip suyla karıldıktan sonra kalıplara dökülüp önce gölgede sonra güneşte kurutulmasıyla elde edilir.

Kesit: Bir cismin bir düzlemle kesildiğinde düzlem üzerinde meydana gelen şekil. Kesit terimi, yapıda daha çok düşey kesit yerine kullanılır.

Keson: Sualtı veya sulu zemin yapılarında temel yapmak üzere suyun dibine indirilen büyük, ahşap veya saç kasa,sandık. Bu yolla yapılan temellere keson temel yada sandık temel denir.

Keşif:

1.
Bir yapının maliyetinin hesaplanması.
2. Arazi durumuna göre en iyi çalışma biçimini saptamak için arazinin gözden geçirilmesi.

Kırlangıç kuyruğu: Geçme yapmak için bir ağacın ucuna verilen, kırlangıç kuyruğunu andırır biçim.

Kırma çatı: Yapının her yüzüne doğru inen yüzeyleri bulunan ve yapıyı çepeçevre dolaşan olukları yatay ve aynı düzlemde olan çatı.

Kil: Aslı alüminyum silikatı [ Al2(SiO2)3] olan geçirimsiz, ince taneli bir toprak. Kil, kuruduğu zaman büzülen, ıslandığında hacmini arttıran ve sıkıştırıldığında suyunu veren plastik bir toptraktır.

Kiler: Yiyeceklerin saklandığı oda veya büyükçe dolap.

Kilit taşı: Kemer,kubbe ve tonozların tepe noktalarına konan, örgüyü kilitleyerek üstüne gelen ağırlığı yanındaki taşlara aktaran taş.

Kireç: Kalsiyum karbonatın, yani kireç taşının (CaCO3) 900 santigratın üzerinde pişirilmesi ile elde edilen bağlayıcı madde.

Kireç taşı: Kireç yapmakta kullanılan, içinde %90’ın üzerinde CaCO3 bulunan taş. Yapıda kullanılacak kireç taşı yağlı, taze ve kıvamında pişmiş olmalı, içinde toprak,kum,çakıl vb. yabancı maddeler ve fazla pişirilmiş parçalar bulunmamalıdır; rengi genellikle beyaz olmalıdır.

Kiremit: Çatıları kaplamakta kullanılan, birbirinin kenarına binip suyu alta geçirmeden akıtacak biçimde yapılmış çoğu pişmiş toprak gereç.

Kiremit altı levhası: Kiremitlerin düzgün döşenebilmesi ve ek bir su yalıtımı sağlanması amacıyla kiremitlerin altında kullanılan çoğu bitümlü özel oluklu levha.

Kiremit pervazı: Saçak uçunda ilk kiremit sırasını tutan alın tahtası.

Kiriş: Boyu doğrultusundaki eksenine dik kuvvetlerin etkisi altında bulunan çubuk; döşemeden gelen yükleri düşey taşıyıcılara aktaran, eğilmeye dayanıklı strüktür öğesi.

Ana kiriş: Döşemelerden veya ikincil kirişlerden aldığı yükleri başka kirişlere değil de doğrudan doğruya kolonlara yada taşıyıcı duvarlara aktaran kiriş.

Bırakma kiriş: Bir ahşap çatı makasında alt başlığı meydana getirip makas uçlarının açılmasını önleyen ağaç gergi.

Kafes kiriş: Açıklık büyüdükçe kirişlerin yüksekliği artar; buna karşılık kirişin içini yer yer boşaltmak mümkündür. Boşaltma sonucunda kiriş, çekme ve basınç çubuklarından ibaret hale gelebilir. Böyle basınç ve çekme çubuklarından yapıla kirişlere kafes kiriş denir.

Konsol kiriş: Bir ucu ankastre öteki ucu serbest kiriş.

Sandık kiriş: Üst ve alt başlıkları birbirine tutturulmuş dolu gövdeli paralel iki putrelden oluşan bileşik kiriş.

Sürekli kiriş: Açıklıklarından birine gelen belirli bir yükün, diğerlerinde de hesaplanabilen bir etki meydana getirdiği aynı doğrultuda birkaç açıklığı bulunan kiriş, mütemadi kiriş.

Kiriş-plak sistemi: Betonarme kirişler aracılıyla taşınan betonarme döşeme sistemi,kirişli döşeme sistemi. Bu sistem geniş açıklıklar için kullanılan en eski döşeme sistemidir, ancak tavanda kirişlerin sarkması nedeniyle esnek planlamayı güçleştirmektedir.

Kirnas: Kimi Anadolu evlerinin üst katlarında dışarıya doğru çıkıntılı olarak yapılmış hela.

Klape: Bir beton kalıbında kanat tahtalarını bağlayan ahşap parça.

Klinker: İnce öğütülmüş ve iyi karıştırılmış çimento hammaddelerinin sinterleşmeye kadar pişirilmesiyle elde edilen madde.

Kolon: Uzunluğu doğrultusuna paralel kuvvetlerin etkisi altındaki çubuk,sütun. Kolonlar,kiriş yada döşemelerden gelen etkileri öteki kolonlara veya temellere aktaran genellikle düşey taşıyıcı öğelerdir.

Kolon-kiriş sistemi: Yatay öğelerin yüklerinin duvarlara yada kemer ve tonozlara değil de kirişler aracılıyla kolonlara aktarıldığı yapım sistemi.

Kolon planı: Betonarme kolonların yerleşme durumunu gösteren plan. Kolon planı 1:50 ölçeğinde çizildiği halde, burada kolonların yatay kesitleri 1:20 olarak çizilir.

Kompasite: Malzemenin birim hacmine isabet eden dolu hacim.

Konsol:

1
.Bir çıkmayı alttan destekleyen S şeklinde iki ters kıvrımlı taş destek.
2. Yalnızca bir yanındaki mesnet tarafından taşınan, diğer kısımları boşlukta olan yatay yapı öğesi; konsol kiriş, konsol döşeme.

Kontrplak: Liflerin doğrultusu birbirine dikey gelmek üzere üst üste yapıştırılan incecik ahşap tabakalardan meydana gelen ince, esnek ve çalışmaz ahşap levha.

Konut: Bir yada daha çok insanın ikamet ettiği yer, ev.

Koridor: Bir kattaki odaları birbirine bağlayan dar, uzun geçit.

Korkuluk: Köprü, merdiven, balkon gibi düşmek tehlikesi olan yerlerin kenarlarına dikilen alçak duvar veya parmaklık.

Korozyon: Bazı maddelerin kimyasal yoldan malzemeleri tahrip etmeleri olayına verilen genel ad. Korozyon daima elektronik yoldan, çoğunluklada oksitlenme şeklinde olur.

Kot:

1.
Bir noktanın, esas olarak alınan yatay düzlemden yüksekliği ve bu yüksekliği gösteren rakam.
2. Projelerde boyutları göstermek için ölçü çizgileri üzerine yazılan rakam.

Kör döşeme: Ahşap parke kaplamanın altına, düşük nitelikli tahtalarla yapılan ve kadronlara çakılan döşeme.

Kör kasa: Bir kapı ve pencere kasasını yada telaroyu tutturmak üzere alta,sonradan görülmeyecek şekilde konulan kasa veya telaro.

Kraft kağıdı: Yapılarda ısı geçirimsizliğini şiltelerinin üzerinde kaplama gereci olarak kullanılan dayanıklı kağıt; çimento torbası yapılan kağıt.

Kule: Taban alanına oranla yüksekliği çok fazla olan, çoğu silindir şeklinde yapı.

Kum: Bazı kültelerin ve en çok silisli kültelerin ufalanmasından oluşan ve deniz kıyısı, çay yatağı gibi yerlerde pek bol bulunan, ufak ve sert tanecikler.Yapıda kullanılacak kum silisli olmalı,içinde toprak, kil ve örgensel maddeler bulundurmamalıdır. Harçlarda ocak veya dere kumu kullanılır.

Kuranglez: Bir yapının genellikle toprak altında kalan bir bölümüne ışık almak üzere yapılan, üstü ızgaralı veya cam tuğlalı bir çeşit ışık bacası.

Kurtağzı:

1.Ahşap doğramanın birbirine geçen dişleri.
2.Gömme hasır basamaklarının, birbirlerinin üzerlerine oturmaları ve kaymamaları için yapılan birleştirme biçimi.

Kuşak:

1.
Sağlamlığı artırmak için, bir şeyin çevresine geçirilen ağaç veya maden bağ; iki dikme arasındaki yatay ahşap parça.
2. Ahşap çatıda, aşıkların altından geçerek dikme veya babaların birbirine ve merteklere bağlayan çubuk.

Kutu çerçeve: Yüklerin,kolonlar yerine yalnızca betonarme perdelerle taşındığı betonarme sistemi.

Kükürt çimentosu: Korkuluk demirlerinin betona tespiti için açılan deliklere birlikte ısıtılarak dökülen eşit miktarda kükürt ve zift.

Küllük: Soba bacalarının kurumlarını temizlemek için baca deliğinin altına açılan ve içine önü kapaklı sürme bir kutu yerleştirilen delik.

Küpeşte: Korkulukların üzerine, elin kayması için yerleştirilen ve boydan boya devam eden profilli ahşap, maden yada plastik kısım.

Kür: Betonun prizini uygun olarak yapabilmesini sağlamak amacıyla su ile çimento arasındaki reaksiyon için gerekli sıcaklık ve nem koşullarını sağlama.

Küvet: Leğen hizmeti gören kaplara verilen ad, tekne.


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
L


Lambri:
Ahşap,plastik,metal veya taşla yapılan iç duvar kaplaması.

Laminat: Altta fenol reçinesi emdirilmiş kraft kağıdı tabakaları ile, üstten melamin tabakasından meydana gelen kaplama folyosu.

Lata: Yapıda kullanılan dar, uzun kereste. Lataların enine kesit ölçüleri Türk standartlarına göre 18/48,24/48,28/48 ve 38/58 mm’ dır.

Lavabo: El ve yüz yıkamak için su akıtma düzeni bulunan tekne.

Lento: Kapı ve pencere boşlukları üzerindeki duvar yüklerini taşımak için bu boşlukların üstüne, yandaki duvarlara oturacak şekilde yerleştirilen küçük açıklı taş, beton ayda ahşap kiriş.

Lığ:

1.
Suların taşıdığı veya çekilirken bıraktığı kil ve kumlu çamur.
2. Kumdan daha ince, kilden daha taneli, tane boyutları 0,002-0,06 mm arsında değişen mineral tanecikler.

Limon kiriş:
Bir merdiven kolunun iki yanında uzanan kirişlerden her biri.

Limonluk: Merdivenlerde, balkonlarda havada kalan kenarlara çekilen 20-30 cm yüksekliğinde.

Lojman: Personelin oturması için kimi kuruluşların yaptıkları düşük kiralı yada kira karşılığı olmayan konut.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı