İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Mimari Terimler Sözlüğü | A - Z

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 19 yanıt gönderildi

#11
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
M


Maça:
Baca yaparken kullanılan ve örgü devam ettikçe yukarı doğru çekilen silindirsel kalıp.

Mafsal:
Eklem, oynak yeri

Mahal Listesi: Bir yapının çeşitli hacimlerini alan (m2 ), çevre (mt.) gibi ölçülerini ve bu yerlerde kullanılacak gereçleri gösteren çizelge.

Mahal Numarası: Bir yapının keşfinde kullanılmak üzere planlarda her hacme ayrı ayrı yazılan numara. Bu numaralar genellikle, B01, B02, … zemin katlarda Z01, Z02, … Zn üstteki katlarda da ilk rakam kat numarasını göstermek üzere 101, 201, 301 şeklinde verilirler. Birbirinin aynı olan hacimlere aynı numaralar verilir. Mahal numaraları kesim mimari projeler ile uygulama projelerinde gösterilir.

Mahya: Çatıdaki iki eğik yüzeyin, dışta 180 dereceden büyük bir açı yaparak birleştiği çizgi.

Mahya Kiremidi: Mahyayı örtmekte kullanılan özel şekilli kiremit.

Mahya Örtüsü: Mahya boyunca, kurşun levha, çinko, özel eternit, özel kiremit, vb. ile yapılan örtü.

Mahya tahtası: Mahya aşığı konmayan bir ahşap çatıda mertek uçlarını tutturmak için kullanılan ve mahya boyunca giden yassı ağaç.

Makas: Bir çatıyı yada köprüyü taşımak üzere ahşap, beton, çelik veya hafif alaşımlar ile yapılan basınç ve çekme çubuklarından meydana gelen çerçeve.

Asma Makas: Üzerine gelen yükleri dikmeler yerine yanlamalar aracılığıyla mesnetlere aktaran makas.

Oturtma Makas: Üzerine gelen yükleri, dikmeler aracılığıyla, taşıyıcılara aktaran makas.

Makaslama:

1.
Çaprazlama
2. Bir kirişin mesnede yakın bir noktasına gelen yük, kesme kuvveti. Bir düzgün yayılı yük veya herhangi bir simetrik yük için maksimum makaslama, bir basit kirişte toplam yükünün yarısına; bir konsol kirişte ise yükünün tümüne eşittir.

Maliyet Analizi: Yapıda, bir imalatın birim miktarını oluşturan öğelerin maliyetinden giderek, birim maliyetini hesaplama.

Mal Sahibi: Bina yaptıran ve bundan dolayı yapım sırasında işveren durumunda olan kimse.

Mansart: Her yüzünde değişik eğimli iki dam yüzeyi bulunan bir çeşit kırma çatı. Üstteki yüzeylerin eğimi alttakilerden daha azdır.

Beşik Mansart: İki yüzünde de değişil eğimli ikişer dam yüzeyi bulunan beşik çatı.

Kırma Mansart: 4 yüzünde de değişik eğimli 2şer dam yüzeyi bulunan kırma çatı.

Mantar Döşeme: Başlıklı kolonların taşıdığı kirişsiz betonarme döşeme.

Markiz: Bir kapı yada pencere önünü yağmurdan korumak için yapılan saçak.

Marley: Polivinil klorit (PVC) ve asbestten yapılan ve çimento şap üzerine yapıştırılarak kullanılan termoplastik döşeme kaplama gereci. Marley, karolar halinde yada serilerek kullanılmak üzere rulo şeklinde olabilir.

Mastar: Sıvacıların, duvarcıların düzlük kontrolü için cetvel gibi kullandıkları ensiz, uzun ve düz tahta.

Mazgal:

1.
Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar delik.
2. Kale korkuluğunda mazgal dişleri arasında kalan boşluklardan her biri.

Mecra: Su, hava, duman gibi akışkan şeylerin geçip gitmesine yarayan her türlü yol, akmalık, akak ve akımlıktır.

Mekan: İnsanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk, boşun. Mimari bir mekan oluşturmak, geniş anlamdaki doğadan veya peyzaj mekanından insanın kavrayabileceği bir bölümü sınırlamaktır.

Mengene: Üzerinde çeşitli işler yapılacak her türlü gereci sıkıştırmaya yarayan takım.

Merdiven: Yukarıya, yükseğe çıkmak için yapılan basamaklı yol. Ahşap merdivenler basamaklarının düzenleniş şekillerine göre bindirme basamaklı, oturtma basamaklı, sürme basamaklı gibi adlar alırlar.

Merdiven Boşluğu: Merdiven boyunca yapının tepesine kadar uzanan boşluk.

Merdiven Eğimi: Bir merdivenin çıkış çizgisinin eğimi. Bu eğim rıht/basamak şeklinde verilir. Rahat merdivenin eğimi 17/29 cm dir.

Merdiven Genişliği: Küpeşteler arasında kalan serbest genişlik.

Merdiven Kolu: Bir merdivenin bir sahanlıktan ötekine uzanan bölümü.

Merdiven Kovası: Dönerek çıkılan merdivenlerde ortada görülen boşluk.

Merdiven Kulesi: Bina yüksekliğince çıkılan bir dış merdiveni barındırmak üzere binadan kopuk olarak yapılmış strüktür.

Mertek: Ahşap çatıda mahyadan oluklara kadar uzanıp örtüden gelen yükleri taşıyan ve aşıklara ileten, çoğu 3/10, 4/10, 5/10, 5/12cm kesitli ağaçlara verilen ad.

Mertek Çatısı: Yalnızca merteklerden meydana gelen ahşap, beşik örtüsü çatı. Bu çeşit çatılarda her mertek çiftinin altına bir bırakma kiriş konarak üçgen tamamlanır.

Mesnet: Döşeme, kiriş gibi bir strüktür öğesinin başka bir taşıyıcıya oturduğu yer, dayanak. Mesnetler üç türlü olurlar.

a. durağan (sabit) mesnet
b. kayıcı mesnet (hareketli mesnet)
c. ankastre mesnet

Ankastre mesnet: Taşıdığı strüktür öğesinin her çeşit hareketini önleyen mesnet.

Hareketli mesnet: Kayıcı mesnet.

Mafsallı (durağan) mesnet: Taşıdığı strüktür öğesinin yatay ve düşey hareketlerini önleyen buna karşılık dönmesine olanak veren mesnet. Mafsalda moment 0 olur.

Metraj: Bir yapıda çeşitli imalatın miktarların bulunması(keşif) .

Mimarlık: İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma,dinlenme,çalışma,eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekanları,işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla estetik yaratıcılıkla inşa etme sanatı.

Modül: Klasik mimarlıkta, bir yapının sütunlarının veya çeşitli bölümlerinin oranlarını düzenlemekte kullanılan birim.

Moloz: Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, inşaat atıkları, yapı döküntüsü.

Montaj Demiri: Statik bakımından gerekmediği halde, konstrüktif olarak, öteki demirleri tutturmak için kullanılan beton çeliği.

Mozaik: Türlü renklerde küçük taş, cam, çömlek parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan duvar, döşeme, tavan kaplaması şeklinde resim ve bezeme işi.

Mozaik Çini: Eskiden yapı yüzlerine süslemek için, renkli sırlı tuğlalar çeşitli biçimlerde kesilerek bir mozaik gibi uygulanmıştır, ki buna mozaik çini adı verilmiştir.

Mozaik Seramik: Kağıda yapıştırılmış olarak levhalar halinde satılan geometrik şekilli küçük seramik parçaları.

Mozeta: Sert taşların yüzünü düzlemekte kullanılan dişli tokmak.

Mukarnas: Düşey bir yüzeyden üzerinde bulunan daha taşkın bir yüzeye geçmek ve ona bindirmelik görevi yapmak için taş veya tuğladan küçük prizmalar şeklinde, birbiri üzerine oturan bindirmeliklere verilen ad.

Mukavemet:

1.
Bir yapı gerecinin direnebileceği en büyük gerilme; dayanım.
2. Dayanma, karşı koyma; bir yapının taşıyıcı bir bölümünün, üzerine gelen yüklere göre direnme yeterliliği.

Musandıra:

1.
Eski Türk evlerindeki odalarda kapı yanındaki duvarda boydan boya yer alan ve içine yatak takımları ve şilteler konan dolaplar.
2. Saraylarda çatı arası odası.
3. Kimi Anadolu evlerinde asma kat. Musandıralı evlere özellikle Bodrum yöresinde rastlanır.

Muskalı: Çatma yapıda, dikmeler ile çapraz bağlamaların meydana getirdikleri üçgen bölmeleri olan. Muskalı yapıda, üçgen boşluklar kerpiç, tuğla vb. gibi malzeme ile doldurulur ve yüzey sıvasız bırakılır.

Muvakkat Yapı:

1.
Şantiye binası gibi, inşaat süresince kullanılıp daha sonra yıkılan yapı.
2. İmar yönetmeliği hükümlerine göre genel hizmetlere ayrılan, cephe ve derinlik bakımından inşaata elverişli olmayan parsellerde yapılmasına izin verilen tek katlı yapı.

Mücavir Alan: Belediye sınırlarına komşu olup kentin ilerideki gelişmesi bakımından gerekli görülen ve imar mevzuatı bakımından belediyelerin denetim ve sorumluluğuna verilmiş olan alanlara verilen ad, komşu alan.

Müşrefiye: Arap evlerinin üst katlarında yer alan, ahşap çubukların kafes gibi birbirlerine takılmasıyla yapılmış tek yada çok katlı cumba.


#12
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
N



Namazgâh

Namazgâh,
Açık havada namaz kılmak için düzenlenmiş ibadet mekanı.

İslamiyetin ilk dönemlerinde cuma ve bayram namazlarının topluca kılınabilmesi için oluşturulan açık alanlara musalla denirdi. Osmanlılar zamanında yakınında cami veya mescid bulunmayan şehir dışındaki alanlarda, namaz kılmak için oluşturulan mekânlara namazgâh denildi.

Namazgahlar normal zeminden biraz yüksekte, birkaç basamakla çıkılan düz bir set biçiminde inşa edilir. Namazgâhta kıbleyi gösteren büyük bir taş bulunur. Bu taşın üstünde genellikle namazgâhı yaptıran kişinin ismi ve ayetler yazılır. Bazı namazgâhlarda minber de bulunmakta

Narinlik: Mesnetlenme durumuna bağlı olarak bir çubuğun kesiti ile uzunluğu arasındaki ilişki.

Nefaset farkı: Bir yapının kimi bölümlerinin iyi yapılmamasından ötürü, yükleniciye ödenecek paradan yapılan kesinti.

Nefeslik: Bodrum katlarına hava ve ışık almak için tavana yakın olarak açılmış şevli pencere.

Nirengi çizgisi: Yapıda döşeme kaplaması yapılmadan önce bütün musluk ve aygıtların yüksekliklerinin saptanması için, bitmiş döşeme kotundan 1m yüksekliğe çizilen yatay ölçü çizgisi.

Niş: Çoğunu üstü kemerli duvar hücresidır.


#13
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
O-



Oda:
Bir binanın, özellikle bir evin oturmak,çalışmak,yatmak gibi eylemlere yarayan gözlerinden her biri.

Oluk: Çatıda derelerde toplanan yağmur yada kar suyunu toplayıp yağmur iniş borularına götüren üst yanı açık,çinko,galvanizli sac veya plastik kanal.

Asma oluk: Saçak kenarına çıkıntılı olarak,oluk bağası adı verilen özel lamalarla asılan oluk,asma dere.

Gizli oluk:Cephede görülmemesi için çatıda bir korkuluk duvarı arkasına gizlenmiş oluk,gizli dere.

Oturtma oluk: Bir betonarme saçak ucuna veya döşeme üstüne oturtulan oluk. Oturtma oluklar gizli veya açık şekilde yapılabilirler.

Omuzlamak: Bir duvarın itme kuvvetini başka bir duvar kütlesi ile karşılamak.

Otoklavlama: Yeni dökülmüş beton,gaz beton, elyaflı-çimento gereçleri yada kireç-kum tuğlalarını belirli bir süre buhar basıncı( 190 0C) altında otoklavda tutma. Otoklavlama, dayanımı attırma bakımından çok etkin bir yöntemdir. Betonun açık havada 28 günde kazanabileceği dayanım, otoklavlama yolu ile 24 saatte kazandırılabilmektedir.

Oturma: Bir yapının, altındaki zeminin hareketi veya sıkışması dolası ile aşağı doğru hareketi. Yapının çeşitli bölümlerindeki oturmalar çok farklı olmadıkça bu tehlikeli olmaz.büyük yapılardaki genleşme derzleri,oturmadan meydana gelebilecek tehlikeyi ortadan kaldırmakta da yararlı olurlar.

Ozalit: Aydınger kağıdı gibi saydam kağıtlara çizilmiş resimleri ışıklı kopya yoluyla duyarlı kağıtlara aktararak çoğaltma işi.


Ö


Ölçek çizgisi:
bir cismin veya haritanın ölçeğini göstermek üzere, kenarına çizilen ve her birimin gerçekte kaç metre yada km. karşılık olduğunu gösteren doğru.

Ölçme latası: Üzerine cm. bölmeleri bulunan ve cetvel olarak kullanılan lata.

Ölçme nişanı: Çatlak duvarların daha çok açılıp açılmadıklarını anlamak için çatlağın iki yanına tutturulan cam vb. parça. Cam kırılırsa çatlağın genişlediği anlaşılır.

Ölçü çizgisi: Bir projede çeşitli bölümlerin ve öğelerin uzunluklarını göstermek üzere çizilen ve üzerine ölçüler yazılan çizgi.

Ön cephe: Yapının yola bakan yüzü.

Ön gerilme: Bir betonarme öğede sürekli iç gerilmeler sağlanması yoluyla,betonu basınç gerilmelerine, çelik halatları da çekme gerilmelerine karşı çok yüksek dayanım gösterecek şekilde çalıştırma tekniği.

Örtü: Binanın üstünü örten çatı; çatının üstünü örten kiremit, eternit vb. kaplama.

Örtü altı kaplaması: Çeşitli levhalar yada kiremit gibi örtü gereçlerinin altına, tahtadan geçmeli veya geçmesiz yapılan kaplama.

Özgül ağırlık: Bir çimsin boşlukları çıkarıldıktan sonra, birim hacimdeki parçasının ağırlığı.


#14
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
P


Pabuç:
Bir sütunun,bir dikmenin taban bölümü.

Pabuçluk: Eski Türk evlerinde odaların girişinde kapı ile odanın yüksekçe döşemesi arasında kalan, ayakkabı çıkarılan yer.

Pafta:

1.
Üzerine proje çizilen levha,çizim levhası.
2. Büyük haritaları meydana getiren ayrı parçalardan her biri.

Pah: Eğik olarak kesilmiş kenar, şataf.

Pandül ayak: Her iki ucu da mafsallı olan, yani moment almayan düşey çubuk.

Panel duvar: Taşıyıcı niteliği olmaksızın bölme olarak kullanılmak üzere yapılmış ince duvar.

Panjur: Bir çerçeve içine yerleştirilmiş hareketli yada sabit yatay şeritlerden oluşan ve pencere dışına takılan kanat. Panjur gereğine göre güneşi ve rüzgarı önlemeye, ışığı düzenlemeye yaradığı gibi güvenlik amaçlıda kullanışlıdır.

Pano: Hazır bölme yada cephe elamanı.

Parapet: Teras,balkon,köprü gibi yerlerde yapılan yaklaşık olarak 90cm yüksekliğinde korkuluk duvarı.

Paravana: Odalarda kapıların önüne konan yada bölme olarak kullanılan, katlanır, taşınır, çerçeveli perde.

Parke: Meşe,gürgen ve kayın kerestelerinin makinelerde işlenmesi ile elde edilen dar,uzun ve zıvana lambalı döşeme kaplama gereci.

Parsel: Belli bir amaç için ayrılıp sınırlanmış arazi parçası; bir adanın parçalarından her biri.

Parsel derinliği: Bir parselin arka çizgisi ile cephe doğrultusu arsındaki ortalama dikey uzaklık.

Parsel genişliği: Bir parselin, üzerinde bulunduğu yoldaki cephe genişliği. Köşe başına rastlayan parsellerde dar yüz parsel genişliği olarak benimsenir.

Pas payı: Kolon,kiriş,döşeme gibi bir betonarme ve de çelik donatının dışında kalan beton bölüm. Pas payının yararlı kesite katılmadığı,ancak, hava ile yada su ile ilişkilerini keserek demirleri pasa karşı koruduğu kabul edilir.

Pavyon: Bir arsa içinde ayrı ayrı birkaç binası olan bir kuruluşun bu binalarından her biri yada asıl binadan ayrı küçük bina.

Payanda: Düşey bir taşıyıcı,örneğin bir duvarı güçlendirmek için eğik olarak verilen destek.

Pencere: Dışarısını görmek,hava ve ışık almak için duvarlarda yapılan ve doğrama ile camdan meydana gelen açma.

Pencere bandı: Hava sızmalarını önlemek üzere, pencere ve kapı aralıklarına konulan keçe, kauçuk yada plastik şerit.

Pencere eteği: Pencerelerin altında bulunan denizlikten döşemeye kadar olan sağır bölüm.

Perçin: İki yada daha çok maden levhayı birbirine bağlamak için kullanılan bir çeşit sabit bağlayıcı.

Perdah: Maden,ahşap,taş yada sıvalı bir yüzeyi pürüzsüz hale getirme işi; parlatma,açkı.

Perde: İskeletli yapıda düşey ve yatay yükleri taşıyan betonarme duvar, betonarme perde.

Perde duvar:
Çelik,betonarme gibi taşıyıcı öğeler arsında kalın taşıyıcı olmayan,ince duvar, bölme.

Pervaz: Bir şeyin çevresine veya kenarına uzunluğuna eklenen dar kenarlık; kapı ve pencerelerde kasanın sıva ile birleştiği çizgiyi örten silmeli ve düz kenarlık.

Peyzaj mimarlığı:
Bahçe mimarlığının günümüzdeki daha geniş kapsamlı tanımı; bir toprak parçasını bitki, su, taş gibi doğa öğeleri ile düzenleme sanatı.

Pilastr: Bir bölümü duvara gömülmüş ayak, gömme ayak. Pilastların çoğunda çıkıntı, görünen yüzün genişliğinin 1/3’ ünü geçmez. Pilastr zamanla taşıyıcı olmaktan uzaklaşarak bir süsleme öğesi durumuna gelmiştir.

Piliye: Ayrık bir destek gibi çalışan kagir, ahşap veya demir dikme;ayak.

Pirinç: Sıva ve dökme mozaik işlerinde kullanılan küçük taş kırıntılarına verilen ad.

Pissu: Hela,banyo,mutfak gibi atılan kullanılmış suların ve katı cisimlerin karışımı,evsel atık su. Yapıda pissu tesisatı sıhhi tesisatsın bir bölümüdür.

Pisuar: Genel binalarda erkek helalarına tek olarak yada grup halinde yerleştirilen sidiklik.
Piştak: Asıl eve girmeden önceki oda veya koridor.

Plak: Kirişler yada taşıyıcı duvarlarla kuşatılan ve bunlarca taşınan, bir veya iki yönde asal donatılı betonarme döşeme parçası.

Plan: Bir cismin yatay bir düzlemde kesildiği varsayılarak çizilen ölçekli arakesit resmi, yatay kesit.

Plankote: Kotlu plan.

Pliye: Kesme kuvvetini karşılamak üzere betonarme kiriş ve döşemelere yerleştirilen, özel şekilde bükülmüş betonarme demiri.

Polikarbonat: Işığa karşı çok dengeli ve çok saydam bir sert plastik. Özellikle tepe ışığı almak üzere, çekme yoluyla elde edilmiş içi boşluklu saydam levhalar halinde cam yerine kullanılır.

Polistiren: Strienden polimerleşen, 60-80°C yumuşayan, 145°C kaynayan bir plastik. Genel olarak asitlere, alkalilere ve suya karşı çok dayanıklı olan polistirenlerin özellikleri, molekül ağırlıklarına göre çok değişir. Kaynar su ve tiner, polistiren üzerinde iz bırakır. Bu sakıncasına karşın dış ülkelerde özellikle saydam bölme yapımında cam tuğla gibi kullanılmaktadır.

Polistiren, soğuk su borusu yapımında da kullanılmıştır.polistiren, mor ötesi ışınlarının etkisi ile sararır.

Polistiren köpüğü, genleşmiş polistiren Isı iletkenlik katsayısı 0,03 olan, blok yada levhalar halinde satılan ve çoğunlukla sandviç bölmelerde kullanılan gereç.

Polyester: Cila işlerinde, cam elyafı ile donatılmış olarak mobilya ve çeşitli yapı öğeleri yapmakta kullanılan sentetik reçinelerin genel adı. Polyesterler bir yada daha çok poliasidin bir polialkolle birleşmesinden oluşurlar.

Porozite: Boşluklu gereçlerde birim hacme düşen boşluk miktarı.

Portofo: Döşeme, kiriş gibi taşıyıcı yapı öğelerinin, duvarların veya ayakların üzerinden boşluğa doğru uzanan bölümünün durumunu anlatmakta kullanılan terim.

Prekast: Hazır parça halinde yerine konulmak üzere bir fabrikada yada yapıyerinde önceden dökülerek kalıplanmış beton öğe.

Priz: Bağlayıcı madde hamurunun katılaşması.

Priz bitme süresi Bağlayıcı maddelerle yapılan bir hamurun plastikliğini yitirdiği ana kadar geçen zaman.

Priz geciktirici Betonun döküm sırasında işlenebilme süresini uzatmak için kullanılan katkı maddesi.

Priz hızlandırıcı Düşük hava sıcaklıklarında yada ivedi harç ve beton işlerinde katılaşmayı hızlandırmak üzere kullanılan katkı.

Priz ısısı Çimentonun katılaşması sırasında yayılan ısı.

Profil: Yapıda kullanılmak üzere biçimlendirilmiş maden çubuk.

Proje: Bir yapının gerçekleştirilebilmesi için gerekli plan, kesit, görünüş gibi çizimlerin tümü.

Fikir projesi, fikir tasarımı: Avan projeden önce, mimarın verilen konu üzerinde ilk düşüncelerini ortaya koyduğu tasar.

Avan proje: Gerçekleştirilecek bir yapı konusundaki ilk düşünceleri plan, kesit ve görünüşlerle belirtildiği öneri projesi; önproje. Avan proje aynı konunun ayrı birkaç çözümünü göstermek üzere birden çok proje halinde de düzenlenebilir.

Kesin proje, kat’i proje: Avan proje üzerindeki inceleme ve kararlara göre düzenlenen proje. Bu projenin ölçeği genellikle 1:100 olup bu ölçek çok büyük veya çok küçük yapılarda değiştirilebilir.

Uygulama projesi, tatbikat projesi: Bir yapının inşaatını yürütebilmek üzere düzenlenen proje.

Puantör: İşçilerin çalıştığı saatleri, yaptıkları işi ve yapıyerine gelen gereçleri hesaplayıp kaydeden görevli.


#15
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
R


Radye:
Bir yapıyı yer sularının çalışmasına karşı koruyan kaplama.

Rampa: Eğik yol veya geçit. Yaya rampalarında eğim açısı en çok 20° (%36) olur; çizimlerde eğim okul merdivendekinin aksine iniş doğrultusunu gösterir. Otomobillerin %30’a kadar eğimli rampalara tırmanma gücü olduğu kabul edilirse de karayollarında rampa eğimleri çokluk %15’e kadar yapılır. Bu eğim yolun dönen bölümlerinde %8,5 i geçmez.

Rayiç: Sürüm değeri, piyasa fiyatı.

Rayiç cetveli: malzeme birim fiyatlarını göstermek üzere ilgili kuruluşça düzenlenmiş çizelge

Reaksiyon: Duvar yada kolon gibi bir dayanağın, bir kiriş gibi yüklü bir öğeden aşağı doğru gelen basıncı karşılayan yukarı doğru direnişi, tepki.

Rehabilitasyon: Harap yada terk edilmiş eski yapıların, tarihi çevrelerin, değişen gereksinimleri karşılayacak biçimde onarılarak yeni bir işlevle çağdaş yaşama katılmasının sağlanması.

Reks bloğu: Reks döşeme yapmakta kullanılan, taşıyıcı, pişmiş toprak blok. Bu blokların üst ve altlarında betonarme demirleri için özel kanallar vardır. Reks kirişleri hazırlanırken, harman suyunu emmemeleri için reks blokları ıslatılır.

Reks döşeme: Reks bloklarını beton çeliği ve betonla donatarak hazırlanan kirişlerin yan yana dizilmesiyle yapılan bir çeşit dişli döşeme. Reks blokları istenilen açıklığa göre dizilerek yerde kiriş haline getirilir; sonra bu kirişler genellikle kalıpsız olarak, uçları mesnetler üzerine gelecek şekilde yan yana dizilirler.

Resterasyon: Aslını bozmadan onarma.

Rıht: Basamak aynası.

Rıht yüksekliği: Bir merdivenle birbirini izleyen iki basamak arasındaki düşey uzaklık.

Rijit: Oynak ya da esnek olmayan.

Rögar: Kanalizasyonda, yer altındaki temizleme parçalarını kontrol etmek ve çeşitli doğrultulardan gelen boruları başka bir doğrultuya yöneltmek için yapılan baca, lağım bacası.

Rölöve: Var olan bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma.

Röper: Bir doğrultucuyu, bir düzeyi bir yüksekliği belirlemek veya yeniden bulmak üzere bir duvar, bir kazık yada arazi vb. üzerine konulan işaret.

Röper kazığı: Bir röper noktasını belirlemek üzere çakılan kazık.

Röper noktası: Belli bir yeri, bir noktayı yeniden bulmak için konulan sabit işaret.

Röperli kroki: belli röperlere göre bir arsanın konumunu ve ölçülerini gösteren kroki.

Rötre çatlağı: Betonda büzülme nedeniyle oluşan çatlak, büzülme çatlağı.

Ruhsat projesi: Yapıya başlama izni alabilmek üzere belediyeye verilen kesin proje ve uygulama projesi.

Ruhsat şubesi: Belediyelerde ruhsat projesi ile, gerekli belgeleri inceleyerek yapıya başlama izni veren bölüm.

Rüstik: Duvarları, yarı yontulmuş veya taşın ilkel halini anımsatır biçimde yontulmuş taşlarla örülmüş.

Rüzgar bağlaması: Bir strüktürde yalnızca rüzgar yükünü karşılamak üzere yapılan kiriş.

Rüzgar basıncı: Rüzgara bağlı olarak bir duvar yada çatı yüzeyinde oluşan ve kg/m2 şeklinde belirtilen basınç. Bayındırlık Bakanlığı’nın Genel Teknik Şartnamesine göre özel durumlar dışında dik etki alan yüzeyler için rüzgar basıncı 150 kg/m2 olarak kabul edilir.

Rüzgarlık: Soğuk ve rüzgarın içeriye girmesini önlemek üzere bina girişlerinde yapılan çifte kapı yada döner kapı düzeni.


#16
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
S


Saçak:
Çatının binadan dışarı taşan bölümü. Çatı sularını yapı bedenden ve temellerinden uzağa akıtmak ve gerektiğinde gölge sağlamak için yapılır.

Saçak düzeyi, saçak seviyesi: Saçağı olmasa da ir binanın son kat döşemesinin üst kotu.

Saçak silmesi: Bir yapının saçak altı bölümlerini sulardan korumak için dış duvarların üst bölümlerine yapılan yatay silme.

Sağrı: Çatılarda mahyalarla dereler arasında kalan üçgen ya da yamuk, eğik düzeylere verilen ad.

Sahanlık: Binalarda kapı önünde, merdiven başlarında yada ortasında veya asansör önlerinde genişçe düzlük.

Ara sahanlık: Bir merdivenin iki kolu arasında yer alan sahanlık.

Kat sahanlığı: Kat düzeyindeki sahanlık.

Köşe sahanlık: İki kolu birbirine dik merdivenlerdeki sahanlık.

Tama sahanlık:
iki kolu birbirine paralel merdivenlerdeki ara sahanlık.

Saka deliği: Eskiden evlerin ön cephe duvarında bulunan ve sakaların getirdikleri suyu eve girmeksizin boşalttıkları teknecik.

Sakal: Asma tavan yapmak için yada başka bir erekle betonarme tavandan sarkıtılan ince demirlere verilen ad.

Sandık: Yapılarda kum, çakıl ölçmek için kullanılan üstü ve altı açık, dikdörtgenler prizması biçiminde ahşa ölçü.

Sarnıç: Yağmur suyu biriktirmeye yarayan kagir yer altı deposu.

Sehim, sehm: Eğilme etkisi altındaki bir yapı parçasının,örneğin bir kirişin belvermesi.

Seki: Ahşap dikmeleri nemden korumak için altlarına konulan taş altlık.

Sergen: Kimi eski evlerde, duvarlarda yada kapı üstlerinde bulunan raf.

Sığınak: Savaş sırasında halkın yada askerin sığınması için yapılan özel yer altı yapısı.

Sıhhi tesisat: Bir yapıda temiz ve pis su döşemi. Sıhhi tesisat, makine mühendisliği konusudur.

Sıva: Duvar veya tavanlarda kagir yada hımış yüzeyleri düzgünleştirmek için ve korumak için kullanılan bir çeşit harç. Plastik kıvamda iken duvarlara ve tavana uygulanan ve daha sonra sertleşen sıvalar genellikle çimento, kireç, alçı ile kum ve su karışımından meydana gelir.

Akustik sıva: Ses emicilik özelliği yüksek olan sıva. Bu çeşit sıvalar genellikle su ile temasta hacimlerini arttıran alüminyum tozu ile yapılırlar.

Rabiç sıva: Metal depluvaye kaplanmış yüzey üzerine üç kat halinde vurulan sıva.

Silme: Duvar, tavan, kapı, pencere, yazıtlık, gibi öğeleri çevrelemek için düz yada eğri profilde kabartmalı olarak yapılan, çubuk biçiminde sürekli bezeme örgesi.

Silo: Tahıl, çimento, agrega ve benzeri maddeleri depolamakta kullanılan çoğu silindirik yüksek kule.

Sirkülasyon alanı: Koridor, merdiven, rampa gibi çeşitli hcimleri birbirine bağlayan öğelerin kapladığı alan.

Sirkülasyon çekirdeği: Bir binada düşey sirkülasyon araçlarının yani merdiven ve asansörlerin katlarda ve düşeyde bir araya getirilmeleriyle oluşturulan çekirdek.

Sistem detayı: Bir yapıda yinelenen bir sistemin anahtar(ana) detayı. Çok zaman bu terim, yanlış olarak bir yapının cephesinden geçen düşey kesiti anlatmakta kullanılmaktadır.

Site: Bir bütünlük içinde gerçekleştirilmiş ortak yönetimi olan konut yerleşmesi birimi.

Sofa: Evlerde oda kapılarını açıldığı genişçe mekan.

Soğuk cephe: Yapı içinde oluşan ve difüzyon yoluyla gelen su buharını dışarıya atmak üzere tabakaları arasında bir havalandırma boşluğu bırakılmış cephe türü.

Sonda: Suyun derinliğini ölçmek veya su dibindeki zeminin cinsini öğrenmek için kullanılan alet. Zeminde delik açmak veya zemin katmanlarının durumunu öğrenmek için kullanılan büyük burgu.

Sondalama: Sonda ile suyun derinliğini ölçme veya su dibinin cinsini saptama.

Sömel: Temel pabucu.

Stabilizasyon: Toprağın ve agreganın mühendislikle ilgili özelliklerinin ıslah etmek için, stabilitesini arttırmak veya korumak amacıyla kimyasal yada mekanik işlemler uygulama.

Stabilize yol: Yüzeyine kum, çakal, az miktarda kil karışım serilip sıkıştırılarak yapılan yol.

Sundurma: Yağmurdan yada güneşten korunmak için bir kapı üstüne yada duvar önüne yapılan saçak.

Sundurma çatı: Tek akıntı yüzeyi olan çatı.

Süpürgelik: Yapılan duvarların döşeme ile birleştiği yerlere boydan boya yerleştirilen 5-8 cm yüksekliğinde ahşap, taş, maden veya plastik şerit; sıva dibi. Süpürgelik birleşme çizgisini örttüğü gibi, duvarın alt bölümlerinde boya yada badananın kirlenmesini önler.

Sürveyan: Yapılarda işçiye ve özellikle gereçlere nezaret eden kimse.

Sütun: Taştan yapılmış taşıyıcı dikme.

Sütun altlığı: Bir sütunun üzerine oturduğu kare prizma yada silindirik biçimli taban.


#17
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Ş


Şahmerdan:
Ağır çekiç. Toprağa iri kazık çakmaya yarayan çok ağır bir çeşit tokmak.

Şantiye: Yapım yeri.

Şantiye binası: İşlerin yürütülebilmesi için yapı yerinde kurulan geçici bina.

Şantiye şefi: Bir yapı yerinin ve yapımının yönetiminden sorumlu mühendis yada mimar.

Şap: Henüz prizini bitirmemiş ve yüzeyi yaş olan düzleme betonu üzerine genellikle 2,5 cm kalınlığında dökülüp mala ile perdahlanan çimento harcından yapılmış ham döşeme kaplaması.

Şapka: Boru, baca gibi yukarıya doğru uzanmış şeylerin tepesine, içlerine yabancı maddelerin girmesini önlemek üzere takılan başlık. Duvarların üzerine gelen beşikörtüsü şeklindeki harp uşta.

Şev: İnişli yer, bayır. Eğik, meyilli.

Şirvan: Eskiden çatı arasında yada dükkanların üstünde bulunan basık oda.

Şofben: Sıcak su sağlamakta kullanılan doğalgaz yada bütan gazı otomatı.

Şömine: Salonda yada bir terasta yapılan alafranga odun ocağı, ocak. Şömineler duvar kenarında yapılabilecekleri gibi, bir mekanın ortasında olabilirler.

Şönt Baca: Çok katlı yapılarda her katın bir kat yüksekliğince giden bacasının ana bacaya birleşmesi ile meydana gelen bacalar grubu.


#18
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
T


Taban tahtası:
Ahşap bir döşemede taban kirişlerinin üzerine çakılan döşeme tahtalarını her biri.

Tanzim planı:
Düzenleme planı.

Tapu, tapu senedi: Bir mülkün kimin olduğunu gösterir belge.

Tarafsız düzlem:
Basınç ve çekme bölgelerini birbiriden ayıran itibari düzlem. Düz eğilme durumunda çubuk lifleri uzunluk değiştirirler. Basınç bölgesinde lifler kısalma, çekme bölgesinde ise uzamaya zorlanır. Aradaki bir düzlemde yer alan lifler ise uzama yada kısalmaya uğramazlar, ki bu liflerin bulundukları düzleme tarafsız düzlem denir.

Tarafsız eksen: Eğilen bir kirişte gerilmenin sıfır olduğu çizgi, ölü eksen. İki mesnetli bir kirişte yüklerin üstten gelmesi durumunda tarafsız eksenin altındaki bütün lifler çekmeye, üstündekiler ise basınca çalışırlar. Kiriş homojen gereçten yapıldığında tarafsız eksen, kesitin ağırlık merkezinden geçer.

Taslak: Bir şeyin henüz kesin biçim almamış durumu, eskiz.

Taşçı kalemi: Üzerine çekiçle vurularak taş yontmakta kullanılan çok ser yassı uçlu bir çelik.

Taşıyıcı: Yapının maruz kaldığı çeşitli kuvvetleri ve zorlamaları karşılayan bölümleri meydana getiren yapı bileşeni. Bir yapıda döşemeler, kirişler, kolonlar, temeller taşıyıcı gereçlerle yapılırlar.

Taşıyıcı olmayan:
Yalnızca kendi yükünü ve rüzgar yükünü karşılayan yapı bileşeni.

Tatami: Japon evlerinde döşeme kaplama gereci olarak kullanılan kalın hasır. Tatamilerin yalnızca sazdan örülmüş olanlarının yanı sıra ipek, pamuk yada kendir şeritli olanları da vardır.

Tavan: örtülü bir yerin üstündeki döşemenin alt yüzeyi; taban karşıtı.

Asma tavan: Mevcut bir tavanın altına daha iyi bir görünüş vermek amacıyla buna asılarak yapılan ikinci bir tavan.

Yüzer tavan: Darbe ve hava seslerini azaltmak üzere, üst döşemeden kopuk olarak yapılan asma tavan

Tavan planı: Üstte döşeme kaplamsı bulunmadığı kabul edilerek çizilen ahşap tavan kirişlemesi planı.

Tecsimat: Bir duvar yüzeyindeki kabartma bezemeler.

Tekmelik: Kapı kanatlarının, ayak çarpabilecek alt bölümlerine konulan çoğu maden koruma parçası; alüminyum tekmelik.

Tekniker: Yapıda mimar ve mühendisin yardımcısı olan teknik eleman.

Temel: Bir yapının sağlam zemine oturtulan ve yapıdan gelen yükleri zemine aktaran bölümü.

Izgara temel: Çürük zeminli yerlerde kolon sıralarını iki doğrultuda bağlamak üzere oturtulmuş, planda bir ızgara şeklinde düzenlenmiş temel.

Radye temel: Yapının zemine oturduğu yüzeyi bir döşeme gibi boydan boya kaplayan çoğu betonarme temel.

Sürekli temel: Zeminin ayrık temel yapılmasına elverecek kadar sağlam olması yada yüklerin büyüklüğü durumunda yapılan kolonların altında ve arasında betonarme kiriş gibi uzanan temel türü; mütemadi temel. Sürekli temel yapının bağlanması bakımından ayrık temele göre daha uygun ise de maliyeti daha yüksektir.

Tekil, münferit temel:
Emniyet gerilmesi büyük olan zeminlerde her kolonun altına ayrı olarak dökülen betonarme temellere verilen ad.

Yüzeysel temel: Çok az kazılmış zemine oturtulan temel, sığ temel.

Temel tabanı: Temelin üzerine oturduğu kaya, küskülük yada toprak zemin.

Temel taşı: Yığma yapılarda temele konan büyük taşlardan herbiri.

Tepelik: Kimi yapıların anıtsal kapıların ve mihrapların üst bölümünü süslemek üzere konulan iki ucu ve ortası kalkık oymalı mermer parçası.

Teras: Oturup hava almaya yarayan düz ve çevresi açık yüksekçe yer, taraça.

Terasman: Toprak düzlemesi, toprak kazma ve taşıma işleri.

Tesisat: Belli bir işin sağlanmasına yardım eden alet ve araçların uygun yerlere birbirine bağlı olarak döşenmesi veya döşenen bu araçların tamamı.

Tessera: Döşeme ve duvar mozaiği yapımında kullanılan, küçük bir küp biçiminde cam, pişmiş toprak yada taş parçası.

Tesviye:
Düzleme.

Tırabzan: Merdiven parmaklığı.

Tırabzan ayaklığı: Küpeşteyi taşıyan parmaklardan her biri.

Tırabzan babası: Ahşap merdivende tırabzanın ilk basamak yada sahanlık basamağındaki kalın çubuğu.

Tonoz: Biçimi alttan içbükey olmak üzere taş yada tuğla ve harçla örülmüş yarım silindir biçimde tavan; bir kemerin ötelenmesi ile meydana gelen örtü.

Topal kiriş: Bir döşeme kirişlemesinde yükünü ana kirişe değil de kasnak kirişe aktaran kiriş.

Trilit: Dikine yerleştirilmiş iki taş blok üzerine yatay olarak bir üçüncü blok konularak yapılmış anıt yada kapı benzeri yapı. Dolmenler birer trilittir.

Tripleks: Üç düzeyli ev yada apartman dairesi.

Tromp: Bir bina köşesine bindirmeli olarak örülen tonoz parçası; kare planlı kubbeli bir yapının duvarları arasındaki köşelerin üst bölümüne yapılan ve binanın üstünü sekiz kenarlı olarak kubbenin oturmasına elverişli bir kaide meydana getirmek üzere köşeleme tonoz.

Tretuvar:
Yaya kaldırımı. Bina eteğini dolaşan dar kaldırım.

Tuğla: Duvar örmekte kullanılmak üzere kalıplara dökülüp kurutulduktan sonra harman ocağı yada fırınlarda pişirilen gereç.

Blok tuğla: Normal tuğlanın 4-8 katı büyüklüğünde boşluklu tuğla.

Çiğ tuğla: Kili güneşte kurutularak yapılmış tuğla.

Fabrika tuğlası: Kil, killi toprak ve balçığın ayrı ayrı yada gerektiğinde su, kum,tuğla ve kiremit tozu kül vb ile karıştırılarak makinelerde biçimlendirilmesinden sonra fırında pişirilmesiyle elde edilen tuğla.

Harman tuğlası: Kil, killi toprak ve balçığın ayrı ayrı yada gerektiğinde su, kum,tuğla ve kiremit tozu kül vb ile karıştırılarak makinelerde biçimlendirilmesinden sahra fırınında pişirilmesiyle elde edilen tuğla.

Pres tuğla: Yüksek basınç altında kalıplanmış, düzgün köşeli, perdahlı tuğla.

Tüteklik: Hamamlarda duvarlar içinde bırakılmış olan dar duman bacalarına verilen ad.


#19
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
U-


Uzay kafesi:
Çok geniş açıklıkları örtmek üzere yapılan, çubuklardan oluşan bütün öğeleri birbirlerine bağlı olup her doğrultuda bir bütün halinde çalışan üç boyutlu kafes.



Ü


Üst başlık:
Bir kafes kirişin yada makasın basınca çalışan üstteki bölümü.

Üstemel: Bina eteği, etek duvarı, subasman.

Üstyapı: Bir yapının toprak üzerinde kalan bölümü.

Üzengi: Kirişleri veya bazı çatkı parçalarını taşımak üzere altlarına geçirilen U şeklinde bükülmüş lama demiri veya yuvarlak demir, üzengi demiri.

Üzengi çizgisi: Bir kemerde iki yandaki üzengi taşlarını birleştirdiği varsayılan çizgi.

Üzengi taşı: Bir kemerin ayağa oturduğu noktadaki ilk taş. Üzengi taşlarının ayaklar üzerine gelen yüzleri yatay, üst yüzleri ise kemer eğrisine uygun olacak şekilde eğiktir.



V


V kolon:
Yükleri üsteki iki noktadan alıp tek bir yük halinde temele aktaran, V harfi şeklinde kolon çiftti.

Vaziyet planı: Konum planı.

Vernik: Reçine türünden bazı maddelerin uygun eriticiler

( aseton,eter,alkol vb.) içinde eritilmesiyle elde edilen ve havanın etkisinden,nemden korumak yada daha iyi bir görünüş vermek için ahşap eşyanın yüzüne sürülen sıvı.

Vestiyer: Genel binaların girişinde plato,şapka,şemsiye gibi şeylerin bırakıldığı yer.

Vibratör: Dökülmekte olan betonun içine daldırılarak yada kalıba uygulanarak, meydana getirdiği titreşimlerle betonun sıkışmasına yardım eden elektrikli aygıt.

Vinç: Ağır yükleri kaldırıp indirmek için kullanılan makine düzeni,
kaldırak.

Viyadük: Bir kara yada demir yolunu bir vadiden yada başka bir yol üzerinden aşırmak için yapılan ve yüksek ayaklar üzerinde taşınan köprü.


#20
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Y-


Yaka:

1.
Çatıda, baca kenarında etek parçasını tutturmakta kullanılan maden (çinko,bakır vb.) şerit.
2. Oluğun, saçak kenarında örtü kaplamasına oturan ve boydan boya giden şerit halindeki parçası.

Yangın duvarı: Bina içinde özelliği olan bir bölümün yangından korunması için çevresine yapılan koruyucu duvar.

Yanlama: Bir ahşap asma çatı makasında babanın yüklerini iki yandaki mesnetlere ileten eğik iki basınç çubuğundan her biri.

Yapı: Karada veya suda, bayındırlık veya iskan eğriyle kurulan köprü,yol,tünel,baraj,bina gibi tesisler ile bunların yer altı ve yer üstü inşaatı.

Yapı bileşeni: Yapı elemanlarının çeşitli yöntemlerle, çeşitli şekillerde bir araya getirilmeleriyle yapılan ve yapı elemanı olarak adlandırılamayacak kadar karmaşık olan yapı parçası. Duvar, kapı, pencere, çatı, temeller, yapı bileşenidir.

Yapı elemanı: Bir yapının, biçimlendirilmiş yapı gereçlerinden meydana gelen ilksel parçası. Tuğlalar, briketler, kiremitler, karolar, büzler, madeni profiller, ahşap ya da prekast beton parçalar yapı elemanlarıdır.

Yararlı alan: Bir binanın tümünün yada bir bölümünün, duvarları katılmaksızın hesaplanan kullanılabilir alan.

Yastık: Bir dikme yada payandanın altına yerleştirilen yassı ağaç.

Yelpaze: Kırma çatı saçaklarının köşelerindeki mertekleri damlalık aşığına bağlaya bilmek için kazayağı şeklinde yerleştirerek yapılan düzen. Eski Türk yapılarının bir özelliği olan bu düzen, çıkmalı ahşap döşemelerde de kullanılmıştır.

Yığışım: İrili ufaklı taşların sonradan doğal bir çimentoyla birleşmesinden oluşan kaba külte.

Yığma:

a.Taşları yada tuğlaları, taşıyıcı olacak şekilde, üst üste koyup harçla bağlayarak yapılmış, b.Tahta ve kütüklerle, bindirme yoluyla çivi kullanmadan örülmüş, masif.

Yonga levha: Özel makinelerle elde edilen odun yongalarının sentetik reçine tutkallarıyla ısı ve basınç altında yapıştırılması ve biçimlendirilmesi yoluyla yapılan suni tahta levha,sunta.

Yorulma: Önemli bir oranda hareketli yüklerin etkisi altında yapı öğelerini, değişken kuvvetlerin, yani ters yönlü gerilmelerin etkisi altında bulunurlar. Bu durumun doğal
hangi bir kesitine ait bir noktanın min-max gerilme gibi iki sınır arasında değişken bir gerilme etkisi altında kalmasına yorulma denir.

Yönlendirme: Bir binanın yada yolun, güneşin yükselişine göre planlanması. Binaların yönlendirilmesi bakımından kuzey yarıkürede güney, güney yarıkürede ise kuzey en elverişli yönlerdir.

Ytong: Kum. kireç çimento su ve alüminyum tozunun karışımının belli işlemlerden geçirilmesiyle üretilen bir çeşit gazbeton.

Yumru: Bir ahşap süpürgelikle döşeme arsındaki çizgiyi örtmek üzere yerleştirilen,dörtte bir yuvarlak çıta,süpürgelik çıtası.

Yüklenici: Bir işi,yapının bir bölümünü yada tümünü yapmayı belli koşullarla üstüne alan kimse, müteahhit.

Yüklük: Evlerde, odanın bir yanında şilte, yorgan gibi şeyler koymaya yarar yerli dolap.


Z


Zati yük:
Taşıyıcı bir yapı parçasının kendi ağırlığı.

Zemin emniyet gerilmesi: Bir zeminin birim alanının güvenlikle taşıya bileceği yük.

Zemin mekaniği: Zeminin yapısını,sınıflandırılmasını, direncini, yer katmanları arsındaki su akışını, bunların içindeki etken ve edilgen yer basınçlarını inceleyen bilim kolu





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı