İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Deprem Psikolojisi - Deprem Psikolojisi-Ruhlardaki Enkaz | Doğal Afetler Sonrası Görülebilecek Psikolojik ve Psikiyatrik Sorunlar - Depremin Psikolojik Etkileri İle Nasıl Başa Çıkılabilir?

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Deprem Psikolojisi-Ruhlardaki Enkaz


Deprem sadece Türkiye’nin değil dünyanın karşı karşıya kaldığı doğal afetlerden biri ve insanların korunmak amacıyla yaptığı binaların en büyük düşmanı. Son Pakistan ve İzmir depremleriyle yeniden gündeme gelen deprem konusuyla birlikte uzmanlar böylesine büyük bir felaket yaşayan insanların psikolojik olarak normale dönmesinin çok kolay olmadığını belirtiyor. Psikolog ve psikiyatrların söylediğine göre aradan geçen yıllara rağmen insanlar depremin etkilerini üzerlerinden atamamaktalar. Örneğin; Hala 10 katı asansör kullanmak yerine yürüyerek çıkmayı tercih edenler, iç çamaşırı ya da mayo ile duş alanlar, yada sırf üst katlarda oturuyor diye arkadaşlarını ziyarete gidemeyen depremzedeler gözlenmektedir.


Resmi ekleyen



Deprem Psikolojisi


Deprem herkes için stres sayılan bir durumdur. Böyle bir durumda insanlar benzer duygu-düşünce ve davranış kalıplarında tepkiler verirler.Sadece deprem değil kaza, yangın, savaş, sel, gibi büyük afetler ve hayatı tehdit eden olaylar,ağır stres durumlarıdır.Olayın şiddetine, türüne, önceden hazırlıklı olup olunmamasına, olayın çıkış biçimine, bireyin kişilik yapısına bağlı olarak tepkiler değişir, ve bu 3 Dönem Yaşanır;


1. Şok Dönemi : Mağdur olan kişi psikolojik şoktadır. Şaşkın sersemlemiş, dona kalmıştır. Amaçsızca dolaşır ve yaralarının farkında değildir. Kendisine veya diğer kaza kurbanlarına yardımcı olma çabası göstermez. Yönelimi bozulur, zaman, yer, kişi kavramları şaşar, bilinç kaybı olur. Bu nedenle yakınlarını kurtarma noktasında başarılı olamazlar. Deprem şokuyla bir şey yemeden, acıkmadan donakalmış insanlar bu duruma örnek teşkil eder. Şok tepkisi bedenin psikolojik savunma mekanizmasıdır. Kişi olaya yabancılaşarak psikolojik dağılmadan kurtulabilmektedir. Bu tablo 1-2 gün sürebilir.

Bazı bireylerde de panik ve çılgınca davranışlar gözlenir. Ben merkezci eğilimlerin güçlü olduğu bu kişilik yapılarında, kişi birkaç dakika gecikmenin çok geç olabileceğine ve kaçarsa kurtulabileceğine inandığından tehlike ile ani karşılaştığında çılgınca davranır. Kendisini 2-3. kattan atıp kolunu-bacağını kıran veya ölen insanlar da bu tür tepkilere rastlanır.

2. Pasifleşme Dönemi :Mağdur kişi telkine açık ve edilgen haldedir. Yardıma gelenlerin önerilerini dinler yapmaya çalışır fakat basit işleri bile yapamayacak yetersizlik ve becerisizliktedir. Kişi sanki çocukluğun pasif ve bağımlı yıllarına dönmüştür.

3. Toparlanma Dönemi : Bu evrede kaygı düzeyi yüksektir, telaşlı ve heyecanlıdır. Olayı düşüncelerinde ve rüyalarında sık sık yaşar, irkilme tepkileri, uyarılma ufak bir tık sesi ile sıçramalar yavaş. Uyku derinliği bozulur, uyanmakta güçlük çeker, kabuslu rüyalar görür. Olayla ilgili dikkat artmış, başka konularla ilgili dikkat azalmıştır. (Travma sonrası stres bozukluğu) . bu nedenle fısıltı gazetesi en yaygın iletişim haline gelir. Abartmaya eğilim fazladır, sürekli Depremi konuşur, kurtarma işleminin yetersizliğinden yakınır. Öfkelilik ve düşmanlık duyguları saldırgan ve yıkıcı davranışlara itebilir. Kişi eğer ümidini tamamen yitirirse “Umudu tükendiği anda işlenen suçları” vardır ki bu sosyal barışı zedeler. Bu dönem sağlıklı bireylerde birkaç gün içinde geçer.

Uzmanlara göre depremde evini ve yakınlarını kaybedenlerin büyük bölümünde Travma sonrası stres hastalığı gözlenmiş ve Deprem bölgelerinde aile içi şiddetin artış gösterdiği kaydedilmiştir.

Uzmanlara göre ortaya çıkan ruhsal sorunlar ve önemli bulgular şu şekilde sıralanabilir :


• Deprem anında kapalı bir alanda bulunanlarda ani irkilme tepkileri, her an deprem olacakmış korkusu, depremi yaşadıkları alanlara gitme,
• Depremi hatırlatan durumların huzursuzluk vermesi ve bu durumlardan kaçma ile sinirlilik,
• Depremden kadınlar, erkeklere oranla daha fazla etkilenmişler,
• Bölgede depremden etkilenen insanların büyük bölümü 'Travma sonrası stres hastalığı' diye anılan ve Vietnam savaşına katılan askerlerde savaş sonrasında ortaya çıkan “Vietnam Sendromu” nun özelliklerini taşıyor,
• Gelecekte olacağına inanılan bir başka deprem abartılı şekilde bekleniyor ve insanlar bu psikoloji ile yaşıyor,
• Depremde yakınlarını kaybeden depremzedelerin büyük bölümü yaşadıkları travma sonrası stres yüzünden yıllardır yakınlarının mezarlarının bulunduğu mezarları ziyaret edemiyor,
• Deprem esnasında banyoda olan çok sayıda insan tekrar depreme banyoda yakalanma korkusu ile 3-4 yıldır banyoya girmiyor, temizlik ihtiyacını umuma açık hamamlarda karşılıyor,
• Deprem sonrasında çiftler arasında karşılıklı şiddet ve tahammülsüzlük artış göstermiş,
• Prefabriklerde kalamaya devam eden depremzelerin ruhsal durumu, deprem sonrasında kalıcı konutlarda yaşayanlara göre daha bozuk,
• Prefabrikte kalanların büyük bölümü, yaşadıkları deprem korkusu nedeniyle bu alanlarda kalmayı sürdürüyor.


Konu Hale tarafından 13 Kasım 2015 Cuma - 13:18 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Deprem Psikolojisi-Ruhlardaki Enkaz



Travma Nedir? Ne Tür Tepkilere Yol Açar ?


Bireyin varlığını doğrudan tehdit ve tüm yaşamını alt üst eden, ani olarak ortaya çıkan ve korku veren her yaşantı travma olarak tanımlanır. Marmara depremi gibi büyük çapta yıkıcı olan doğal afetler ise büyük travmalar olarak ele alınır. Felaket, bir yandan günlük yaşamı derinden etkilerken, öbür yandan kayıplara katlanmak oldukça güçtür. Travmaya uğramış çocuk ve ergenler yaşanılan kötü olayı ve kayıpları hatırlatan anılar ve bunların verdiği acılarla karşı karşıyadırlar. Travmanın yarattığı psikolojik etkiler ve belirtiler travma anında pek görülmese de; ya hemen ya da uzunca bir süre sonra çok tipik bir şekilde kendilerini gösterebilirler. Bunlar; yoğun bir korku, endişe, çaresizlik ve suçluluk duyguları gibi psikolojik tepkiler ve fiziksel belirtiler (kalp atış hızında artma, göğüs ve mide ağrıları gibi) şeklinde kendini gösterir.


Travma Sonrası Stres Bozukluğu


Travma sonrası stres tepkileri genel olarak üç grupta ele alınır:


1. Depremle ilgili sahneler tekrar tekrar yaşanır. Olayın zihinde yeniden canlanmasına yol açan her ses, koku görüntü ve benzeri duyumların yol açtığı duygusal ve fiziksel tepkiler sonucu çocuk, o anı tekrar yaşıyormuş gibi davranır.

2. Depremi hatırlatan yerlerden, insanlardan ve diğer ipuçlarından kaçınma çabası vardır. Bu da bireyin yaşamdaki pek çok şeye karşı ilgisinin kaybolmasına yol açabilir. Hatta bazı durumlarda bu tepkiler, gençlerin kendilerini diğer insanlardan koparmalarına ve içlerine kapanmalarına yol açabilir.

3. Beden, tehlike hala devam ediyormuş gibi fiziksel tepkiler verir. Çocuk ve gençlerde görülebilecek bu tepkilerden bazıları, her an deprem olacakmış gibi bir uyarılma, kolaylıkla ürkme ve diken üstünde olma, gerginlik, öfke patlamaları, uykuya dalma, uyumada güçlük ve dikkati toplayamamadır.


Dünya psikiyatri literatürüne bakıldığında post travmatik stres bozukluğu vakalarının yüzde 25'i tedavisiz bir yılda iyileşiyor. İkinci yıl içinde diğer yüzde 25 iyileşiyor. Ama geri kalan kesimde devam ediyor. Sonradan iyileşme olmuyor. Artma da olabiliyor aynı düzeyde de kalabiliyor.

Bazen de kişi ilk andaki şoku çabuk atlatıyor. Daha güçlü görünüyor, yapabileceklerini yapıyor mesela kurtarma çalışmalarına katılıyor. Aradan 4- 5 ay yada 1 yıl geçiyor ve etkiler o zaman başlıyor. Travma sonrası stres bozukluğunun 'geç başlangıç' formu da var.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Deprem Psikolojisi-Ruhlardaki Enkaz



Depremde Uzayan Ruhsal Belirtiler


Sevdiklerini depremde yitiren kişilerde suçluluk duyguları ve kendini sorumlu tutma eğilimi ortaya çıkabilir. Matem tepkisi uzar Depresyon belirtilerine dönüşür.


Patolojik Matemin Belirtileri


Uykusuzluk, hayattan zevk almama, neşesizlik, ölenlerin hatıralarını sayıklayıp durma, kendini suçlama. Bu belirtiler 2 aydan fazla sürdüyse mutlaka tedavi gerekir. Umutsuzluk, özgüven ve benlik saygısının yitimi, yaşama isteğinin azalması varsa Depresyon başlamış demektir.


Örtülü Depresyon belirtileri


Deprem bölgesinde sağlık birimlerine acil başvuran hastalarda baş, mide, göğüs ağrıları, çarpıntılar, nefes darlığı, Kolit, astım, baş dönmesi belirtileri sık rastlanır. Bu belirtiler psikosomatik belirtilerdir. Beynin stres salgıları salgılamasının organlarda yaptığı işlev bozukluğu ile ilgilidir. Kişinin ağrısı tedavi edilirken ruhsal durumu da tedavi edilmelidir.


Ölümden Dönen Kişilerin Duyguları


Ölümün çok yakınından geçtikten sonra sağ kalma sonraki hayatta kalıcı bir tesir bırakır. Çeşitli uçak kazaları ve Hiroşima'da sağ kalanlar üzerinde yapılan araştırmalar ortak bazı belirtiler göstermektedir ki Kişiler uzun bir süre psikolojik kapanma durumunda kalıyorlar.

Duygusal küntlük veya gerçek duygularını bastırmak için olağan dışı tepkiler vermeler görülüyor. En çokta sağ kalmanın suçluluğu yaşanıyor. “Neden yaşıyorum, keşke ölseydim,” “Onların ölümünden ben sorumluyum” gibi patolojik savunmalar gözlenir.
Bazıları sihirli bir yenilmişliğe sahip olduğunu düşünür, ölüme egemen olduğu inancını geliştirir. Böyle yenilmezlik duygusu için de ileri yaşantılarında şovalyelik yapabilirler. Bazıları “Neden ben değil de diğerleri öldüler bu haksızlık değil mi?” diyebilir.


Ölümle yüz yüze gelmek:


Hayatın tadını çıkaramadan zamanın ve beklenmeyen bir şekilde ölme ihtimali bazı insanlarda treni kaçırma duygusu geliştirir. Her şey boşmuş bundan sonra hayatımı gönlüme göre yaşayarak geçireceğim diye aykırı bir yaşantıya yönelip ben merkezci şekilde aile ve çocuklarını ihmal edebilir.kendilerini alkole verebilirler.

Bazıları da ölümü tatmış olmanın yaş duygusu ile dindarlaşma süreci başlar. Ölümün kaçınılmaz acı bir gerçek olduğunu algılaması ve insanoğlunun çaresiz, güçsüz kalması sığınacak liman arama duygularını harekete geçirir. Allah’a sığınmak korkan bir çocuğun annesinin kucağına sığınması gibi büyük rahatlık verir. Yalnız olmadığını hisseder, “Bana yardım edebilecek sınırsız bir güç var.” diye teselli bulur.

Diğer bir tepkide geçmiş yaşantısını gözden geçirir ideal doğrularla yaptıklarını karşılaştırır. “Aynı hataları tekrarlamamalıyım” diyerek öz eleştiri, kendini sorgulama becerileri geliştirir.

Diğer gelişen bir duyguda “Deprem zedeler açlık, sefalet içindeyken ben nasıl sıcak çayımı içebiliyorum?” diyerek yardımlaşma, başkalarını düşünme duygularının gelişmesidir. Bizim toplumumuzda bu yaklaşım yoğun bir şekilde yaşanmıştır.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Deprem Psikolojisi-Ruhlardaki Enkaz



Çoçuğun Ruh Sağlığındaki Etkileri


Yaşamımızda kontrol edemediğimiz ya da önceden kestiremediğimiz olayların var olduğunu anlamak ve kabul etmek çocuklar için oldukça güçtür. En kötüsü de biz yetişkinlerin bir felaketi etkisiz hale getiremiyor, tekrar başımıza gelmesini önleyemiyor ve çaresiz kalıyor olmamızdır.


Resmi ekleyen



Depremden sonra yaşanan korku ve kaygı çocukları çok etkilemektedir. Parmak emme, altını ıslatma, kabus görme, yalnız yatamama, büyüklerin yanından ayrılmama, tutunma isteği, sık sık boyna sarılmak sık görülen davranışlardır. Diğer tarafta okul başarısı etkilenebilir, öfke nöbetleri, içe kapanmalar sıkça rastlanır. Sebebi bulunamayan mide bulantıları, karın ağrıları, baş dönmeleri, uyku bozuklukları, neşesizlik, durgunluk 1-2 ay sonra bile çıkabilir.

Deprem gibi doğal bir afette çocuklar ve aileleri, depremin yol açtığı yoğun korkuların yanı sıra farklı türden kayıplar yaşarlar. Evlerini, eşyalarını, sevdiklerini ve alıştıkları düzenli yaşam tarzlarını kaybedebilirler. İnsan için her önemli kayıp bir travmadır ve üzüntü, öfke, suçluluk, pişmanlık gibi bir dizi duyguya yol açar. Bunlar normaldir ve başlangıçta acı verici olmasına rağmen sağlıklıdır. Kaybedilen kişi, çocuk ya da gencin yaşamında ne denli önemli ise tepkiler de o denli yoğun olabilir Burada dikkat edilmesi gereken nokta, gençlerin kayıp karşısındaki tepkileridir. Gençler, travmatik kaybın yarattığı sorunları ya anne babalarından ve diğer yetişkinlerden tamamen koparak çözmeye çalışırlar ve kendilerine aşırı güven gösterebilirler veya tam tersine çevrelerindeki yetişkinlere tümüyle bağımlı hale gelebilirler.


Neler yapalım ?


Çocuğa, özellikle 9 yaşın üzerindeki çocuğa tehlikeyi anlamasına yardımcı olmak gerekir. “Bir acı yaşanıyor bu acıyı yaşayıp katlanacağız” mesajı vermek gerekiyor. Büyükler sabırlı, kararlı, cesaretli, yardımsever, şefkatli olurlarsa çocukların ruh sağlığında kalıcı bozulmalar olmayacaktır. Çocuklarla daha fazla zaman geçirmek gerekiyor. Onlara sarılıp, dokunup yalnız olmadıkları duygusunu vermeliyiz. Çocukların duygularını, düşüncelerini ifade etmelerine fırsat vermeliyiz, oyun oynasınlar, resim çizsinler, gün boyu yorulsunlar serbest bırakalım. Hayatın normale döndüğü duygusu çocukları rahatlatacaktır. Deprem çilesinin çocuklarımızın erken olgunlaşmasına neden olduğunu söylemek gerekir.


Büyükler neler yapmalı ?

Duygularınızı Bastırmayın



İnsanlar psikolojik olarak eskisi gibi sağlıklı hale getirmek için bazı şeylere dikkat etmelidir.

Öncelikle duyguları bastırmamak gerekir.

Depremin bir doğa olayı olduğunu anımsayarak depremi hayatınızın bir çok döneminde yaşayabileceğinizi ve bu durumda günlük yaşantınızı olağan şekilde devam ettirmeniz gerektiğini unutmamalısınız

Sizi üzse de, yıpratsa da deprem anını, o anda neler yaşadığınızı, neler hissettiğinizi kendi kendinize düşünmeniz, hatırlamanız hem de başkalarına anlatıp onlardan fikir almanız faydalıdır.

O esnada düştüğünüz duygusal durum nedeniyle ümitsiz, umutsuz, yorgun olabilirsiniz, insanlardan kaçabilirsiniz, intiharı bile düşünebilirsiniz. Böyle bir durumda yapılacak şey şu: Siz böyle bir felaketten kurtuldunuz. Bu bir başarı, bir şans ya da Tanrı'nın bir lütfu. Bunu fark etmelisiniz.

Mesela evinizden dışarı çıktığınızda, sanki bir depremzede değil de başka bir ülkeden gelen bir kameramanmış gibi davranabilirsiniz. Bir kameraman gittiği yabancı bir ülkenin en güzel, en göze çarpan noktalarını görüntülemeyi amaçlar. O gözle görüp daha önce görmediğiniz olumlu şeyleri görebilirsiniz. Mesela ağacın dibine atılmış teneke kutuları değil de ağaçtaki yaprakları görmeyi başarabilmelisiniz. Daha planlı yaşamak, monotonluğu kırıcı şeyler yapınız. Kendinize değer vermek, bir takım değişiklikler yapmak gibi. Giyim, makyaj ya da o gün yapmaktan gurur duyduğu şeyleri hatırlayıp yazmak olabilir.

Biliyoruz hayatın zor bir döneminden geçiyorsunuz. Toparlanmak için biraz zamana ihtiyacınız var.Bu olayı düşünen herkes sizin hissettiklerinizi hissetti, acıları paylaşmak acıları azaltacaktır. Fakat acıyla yatıp acıyla kalkmak insanın beyin enerjisini tüketecektir. Şu kuralı unutmayın,

“Çaresi varsa çaresine bakılacaktır, üzülmeye değmez, çaresi yoksa üzülseniz de sonuç değişmeyecek daha fazla üzülmeye değmez."

Yorgunluk, açlık ve uykusuzluğun bedeninize çok zarar verdiğini unutmayın.Alkol ve uyuşturucu ilaçlardan uzak durunuz, ilgili hekimin verdiği uyuşturucu olmayan ilaçlar çok işe yarayacaktır.


Deprem 'Bugünü Yaşamayı' Öğretti


Zamanı değerlendirmek açısından deprem büyük bir değişime öncü oldu.Örneğin; daha önce insanlar 'hadi evimize şunu da alalım, şunu da taktıralım' derlerdi. Ama depremle görüldü ki bir kaç saniyede herşey kaybediliyor. Demek ki daha farklı şeylere ihtiyacı var insanların. Daha iyi çocuklar yetiştirmek için eğitime, kültüre daha çok yatırım yapmak gibi.

Eskiden insanların pek çoğu "aman şunu da kenara koyalım, şununla da dolar alalım" gibi bir düşünce içindeydi. Kendilerini geliştirmek için farklı şeyler yapmıyorlardı. Belki de geçen günün kıymetini bilmiyorlardı. Bunun da depremden sonra değiştiği gözleniyor. Bugün insanların pek çoğu "bugünü daha güzel yaşamak için neler yapabilirim" diye düşünebiliyor. Depremden sonra insanlar geçmişe hayıflanmadan bugünü yaşamayı, anın keyfini çıkarıp, değerini bilmeyi de öğrendi.

“Daha olumlu düşünmek, kuvvetli olmak, kendimizden ve geleceğimizden ümit kesmemek, geleceğe yönelik planlar yapmayı sürdürmek ama bugünü de kaçırmamak gerekiyor.”


Kaynak: Vahap Tecim
Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bilgi İşlem Birim Başkanlığı

Konu Hale tarafından 13 Kasım 2015 Cuma - 13:19 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Doğal Afetler Sonrası Görülebilecek Psikolojik ve Psikiyatrik Sorunlar


Depremin Psikolojik Etkileri İle Nasıl Başa Çıkılabilir?



Büyük depremler, insanların başına aniden gelir ve herkesi sarsar. Bu türden bir deprem felaketine maruz kalan bazı kişilerde, fiziksel bir yaralanma olmasa bile, duygusal sorunlar ortaya çıkabilir. Doğal afetlere her insan çeşitli türden tepkiler gösterir. Bu tepkiler tamamen normaldir. Bunların neler olduğunu bilmenizin, olayın psikolojik etkilerinden daha çabuk kurtulmanıza yardımı olacaktır.

Şiddetli depremden hemen sonra, tipik olarak bir şok tepkisi içine girebilirsiniz. Hatta bazı insanlarda şok o derece ağırdır ki, yüz ifadeleri olaydan hiç etkilenmemiş gibi donuklaşır. Bu durum, aslında yoğun ızdıraba karşı vücudunuzun verdiği normal bir tepkidir. Bir süre için kendinizi uyuşmuş, yaşamdan kopmuş gibi hissedebilirsiniz. Hatta olayın hiç olmadığını düşünebilirsiniz. İlk şoktan sonra herkes aynı tepkileri göstermez.


Aşağıda belirtilenler, böyle bir felaket durumuna karşı insanların gösterdikleri normal tepkilerdir:


• Korku, endişe, suçluluk, pişmanlık, öfke, karamsarlık, panik, çaresizlik ve utanç gibi duygular çok derin ve yoğun yaşanır. Bu duygular sık sık değişebilir. Kendinizi eskiye kıyasla daha sinirli hissedebilirsiniz. Bazı duygularda ani iniş-çıkışlar olur. Endişeli, sinirli ya da karamsar olabilirsiniz.

• Düşünce ve davranışlarınız olayın etkisi altındadır. Olayla ilgili anılarınızı tekrar tekrar anlatmak ihtiyacı duyarsınız. Yaşadıklarınız gözünüzün önünden gitmez. Her an tekrar deprem olacakmış gibi hisseder, korku duyabilirsiniz. Dikkatinizi yaptığınız işe vermekte ya da karar vermekte zorlanabilirsiniz. Kafanız kolayca karışabilir. Hafızanızda problemler olabilir. Olan bitenlere inanmakta güçlük çekebilirsiniz. Uykunuz, yeme düzeniniz ve iştahınız bozulabilir. Ancak güçlü kalmak, yakınlarınıza ve çevrenize yardımcı olabilmek için, elinizden geldiğince ve olanaklar elverdiğince iyi beslenmeniz ve dinlenmeye çalışmanız gerektiğini unutmayın.

• Aynı felaketi yaşayan kişilerle sürekli olarak konuşma ihtiyacı duyabilirsiniz. Ama zaman zaman da içinize kapanıp hiç konuşmadan sadece düşünmek isteyebilirsiniz. Bunlar normaldir. Başka insanlarla sık sık konuşmanızın, duygularınızı paylaşmanızın size yararı olacaktır. Çekinmeyin.

• Yoğun stresten ötürü vücudunuzda bazı belirtiler ortaya çıkabilir: Örneğin, baş ağrıları, bulantı ve göğüs ağrısı olabilir. Daha önce sürekli tedavi gerektiren tıbbi bir rahatsızlığınız varsa, şiddeti artabilir. Bu durumda tıbbi yardıma başvurunuz.


Şu noktayı anlamak çok önemlidir:


Aynı olaya herkes aynı tepkiyi göstermez. Bazı insanlar hemen tepki gösterir, bazılarının tepkisi ise aylar, hatta yıllar sonra, gecikmeli olarak ortaya çıkabilir. Bazılarının yaşadığı rahatsızlık verici tepkiler uzun zaman sürer, bazı kişiler ise çok çabuk eski hallerine dönerler. Tepkiler zaman içinde de değişir. Bazıları olayın yaşandığı sırada çok enerjiktirler ve sanki bu enerji sayesinde, olayla daha kolay baş ederler, ama hemen sonra umutsuzluk ve karamsarlık yaşarlar

Merak Etmeyin. Şimdi Size İmkânsız Gibi Görünse De, Zamanla Bütün Bunlar Düzene Girecektir. Moralinizi Olabildiğince Yüksek Tutmaya Çalışın.


Kendinize ve ailenize nasıl yardımcı olabilirsiniz?


Duygusal olarak yeniden eskisi gibi sağlıklı bir duruma gelebilmeniz ve yaşamınızın kontrolünü yeniden ele geçirebilmeniz için yapabileceklerinizden bazıları şunlardır:


• Bu dönem, kuşkusuz yaşamınızın zor bir dönemidir. Toparlanmak ve kendinize gelmek için zaman tanıyın. Kayıplarınız için yas tutmanız en doğal hakkınızdır. Duygularınızda iniş çıkışlar olması normaldir. Kendinize karşı sabırlı olun.
• Bu olayı yaşayan herkes, sizin hissettiklerinize benzer şeyler hissetmektedir. Onlarla dayanışma içinde olun, duygularınızı paylaşın.
• Alkol ve diğer uyuşturucu maddelerden uzak durun. Bunların yarardan çok zararı olacaktır. Ancak, doktor tarafından verilen ilaçların kullanımı aksatılmamalıdır.
• Kendinizi yapıcı bazı faaliyetlerle oyalayın. Bu oyalama çabaları, başkalarına yardımcı olmak, şu anda olabildiğince hayatınızı düzene koymaya çalışmak ya da çocuklarınızla daha yakından ilgilenmek biçiminde olabilir.
• Duygusal olarak yakın gelecekte de neler yaşayabileceğinizi öğrenmeye çalışın. Bilgi edinin veya sağlık kuruluşlarının deprem için oluşturulmuş özel birimlerine başvurun.
• Tekrar toparlanmak için sizin açınızdan en önemli olan ihtiyaçlarınızı ve yapılması gereken işlerinizi sıraya koyun ve tek tek ele alın.


Çocuklar için neler yapmalı?


Bu depremden sonra yaşanan korku ve kaygı, özellikle çocuklar için çok zorlayıcıdır. Bazı çocuklar, daha küçük yaşlarda normal olan parmak emme, altını ıslatma gibi davranışlara geri dönebilirler. Kâbuslar görebilir, yalnız yatmaktan korkabilirler. Okul başarıları etkilenebilir. Ayrıca daha sık öfke nöbeti gösterebilir ya da içlerine kapanıp, yalnız kalmak isteyebilirler.


Bu çocuklar için yapabileceğiniz bazı şeyler aşağıda sıralanmaktadır:


• Onlarla daha fazla zaman geçirin. Olaydan hemen sonraki günlerde çocuğunuz sizden ayrılmak istemeyebilir. Sık sık elinizi tutmak, kucağınızda oturmak, boynunuza sarılmak isteyebilir. Eteğinize yapışıp ayrılmayabilir. Her fırsatta sizinle konuşmak ister. Yatmak istemez. Bunlara göz yumun, anlayışlı davranın. Onlara dokunun, sarılın. Bu tür fiziksel temas çocukları çok rahatlatır.

• Gerginliklerini azaltmak için onlara oyun imkânları tanıyın. Resmi kurumların açtığı çocuk merkezlerine gönderin. Buradaki oyun ve resim yapma faaliyetlerine katılmalarını teşvik edin. Küçük çocuklar resim yaparak olayla ilgili gerginliklerinden kurtulabilirler. Yaşadıklarını resme dökmeleri onlar için yararlıdır.

• Daha büyük çocuklarınızın sizinle ayrıntılı konuşmalarına izin verin, duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için onları destekleyin, yüreklendirin. Bu sayede felaketle ilgili olarak kafalarındaki sorulara cevaplar bulabilirler ve korkuları azalır. Sordukları soruları onların anlayabileceği biçimde cevaplamaya çalışın. Sık sık onları sevdiğinizi, korkularını ve kaygılarını anladığınızı gösterin. Yemek yemek, oynamak, uyumak gibi faaliyetleri mümkün olduğunca belli saatlerde yapmalarını sağlamaya çalışın. Çocuklarınıza hayatın artık normale dönmekte olduğu duygusunu vermeye çalışın.


Unutmayın Yalnız Değilsiniz!


Psikolojik sorunlarınız daha sonraki haftalarda ve aylarda da devam ediyorsa, size yardım edecek profesyonel insanlar ve kurumların mevcut olduğunu unutmayın. Şu anda çok normal olan bu gerginlik ve korku haliniz çok uzun süre devam ederse, mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurunuz.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı