İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

İnka Mimarisi | Hassaslık, Kullanışlılık Ve Sadelik - İnka Mimarisinin Temel Anlayış Prensibi "Az Çoktur!"

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 10 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


İnka Mimarisi



İnka mimarisi üç temel kavram üzerine kurulmuştur: Hassaslık, kullanışlılık ve sadelik. İnka mimarisinin temel anlayış prensibi "Az çoktur!" olmuştur.



Resmi ekleyen



İnka mimarisinin en önemli ve belirgin özelliklerinden biri olan ikizkenar yamuk şeklindeki bir İnka kapısı




İnka mimarisindeki en baskın biçim basit, ancak zarif ve mükemmel bir şekilde kullanılmış olan "ikizkenar yamuk" şeklidir. İkizkenar yamuk biçimindeki kapılar, pencereler ve duvarlardaki nişler her tipteki İnka yapısında görülmektedir. Kullanışlılığın etkilenmediği her yerde bu yamuklardan mümkün olduğunca fazla kullanılmıştır.

İnka inşaatçılarının kullanışlılığı geri plana attıkları tek husus, akan suyla girdikleri mimari ilişki olmuştur. Suyun, şırıltıyla ve köpürerek döküldüğü oluklar, bazen oyma süslerle bezenmiş taşlar ile süslenmiş, bazen de hiç gerekli olmadığı halde karmaşık taş kanallar ile bir sonraki çeşmeye ya da banyolara bağlanmıştır. Zaman zaman bir çeşmeden bir diğer çeşmeye gereksiz denebilecek, ancak hoş ve güzel bir dekorasyon vermek amacıyla şelaleler ve süslemeler yapılmıştır.

İnkalar suyun sesini ve görüntüsünü mimari bir tasarım elemanı olarak ele almışlar ve tüm hünerlerini bu hayat kaynağı sıvı üzerinde en yüksek düzeyde göstermekten büyük zevk duymuşlardır.



#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Malzemeler, Taş İşçiliği Ve İnşa Yöntemleri


İnkalar yapılarında bölgede bulunabilen kireçtaşı veya granit gibi taşları kullandılar. Ancak bazı yerlerde kaynak olmadığı için taşları uzun mesafelerden getirmek durumunda kalıyorlardı. Örneğin Ollantaytambo köyündeki gibi bir yerde kale ve tapınak kompleksini kurmak için, çok büyük kaya bloklarını Urubamba Vadisi'nin bir ucunda parçalamak, bunları dağlardan aşağıya indirmek ve Urubamba Nehri'nden geçirerek çok uzun bir inşaat rampasından çıkarmak zorunda kalmışlardır.



Resmi ekleyen



Çekiç taşı yardımıyla taşa şekil vermeye örnek.




İnkalar’ın demir olmadan taşları bu şekilde nasıl işledikleri tam olarak bilinmemekle birlikte, taşların yine taş aletler kullanılarak kesilip şekillendirildiği tahmin edilmektedir. Bronz ve bakırdan aletleri de kullanmış olabilirler, ancak İnkalar’ın kullandıkları taşların genellikle volkanik olması bu olasılığı zayıf kılmaktadır. Cusco şehrinde bir şekilde kesme işlemi esnasında yarım bırakılmış olan bir taştaki sıralı küçük delikler, bir metal alet kullanarak taşın kesilmeye çalışıldığının bir göstergesi olsa da, bu durum daha çok İspanyol istilacılarının gelişinden sonraki bir işlemi göstermektedir. Cusco şehrindeki duvarların büyük çoğunluğu koloni güçlerinin kendi binalarını yaptırmak için çalıştırdığı İnka taş işçileri tarafından yapılmıştır ve Cusco'daki birçok tarihi yapıda bulunan yılan şeklindeki taş gibi İnka kültürü ile ilgisi olmayan şekiller ile bezenmiş taşlarla süslü duvarlar bunun en iyi kanıtıdır.

İnkalar’ın çatlaklara yerleştirilmiş ahşap kamalar kullanarak kayaları parçaladıklarına inanılır. Çatlaklara sıkıca yerleştirilen ahşap kamalar ıslatılır, bu şekilde bir süre bekledikten sonra ahşap genişler ve kayayı bölerdi. Ollantaytambo yakınlarındaki taş ocağından anlaşıldığı kadarıyla İnkalar’ın büyük kaya parçalarını ana kayadan ayırmak gibi zor bir görevleri de vardı. Ancak ana kayadan gerekli parçayı bir kere ayırdıkların da "çekiç taşları" ile darbeler vurarak şekillendirmeleri olası oluyordu. Birçok İnka taş işinde bu darbelerin izine rastlamak mümkündür. Yapılan deneylerle gittikçe küçülen çekiç taşları kullanarak vurulan darbeler ile taşların bu şekilde pürüzsüze yakın şekillendirilebildiği kanıtlanmıştır.

İnkalar, kayaları delebiliyor, oyuklar ve bazen de halkalar yapabiliyorlardı. Ancak ne taşları delebiliyor olmaları ne de onları harika bir şekilde işleyebiliyor olmaları taş işçiliği konusunda onları dünya şampiyonu kabul etmemizin asıl nedeniydi. Bunun asıl nedeni işledikleri çok farklı ve ilginç şekildeki taşları inanılmaz bir mükemmellikte birbirlerine bağlamalarının altında yatıyordu. Taşları o kadar hassas ve düzgün olarak yerleştiriyorlardı ki aralarına bir jileti bile sokmak olanaksız oluyordu. Bunun en yi örneklerinden biri de Cusco şehrindeki ünlü 12 köşeli taştır. Bu kadar hassas bir incelikte hangi aletlerle ve hangi teknolojilerle çalıştıkları konusu ise günümüzde hâlâ tam olarak çözülememiş bir sırdır.

İnkalar’ın, binalarını ve duvarlarını yaparken kullandıkları malzemelerden biri de kerpiç ve güneşte kurutulmuş çamurdan yapılma tuğlalardır. Kerpiç yaparken en uygun toprağı, özellikle de killi olanları seçerler ve ichu adı verilen And bölgesine özgü bir otu toprak ile karıştırırlardı. Hatta bazı özel durumlarda lama ya da alpaca yününü de karıştırdıkları olurdu. Tüm bu malzemeler su ile karıştırılarak koyu kıvamlı bir çamur elde edilir ve bu malzeme dikdörtgen şekilli kalıplara koyularak kurumak üzere güneşe bırakılırdı. Özellikle ısı yönünden büyük avantajları olan kerpiç, And bölgesi yerlileri tarafından hâlâ en yaygın inşaat malzemesi olarak kullanılmaktadır.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Malzemeler, Taş İşçiliği Ve İnşa Yöntemleri




Duvar Ve Taş İşçiliği Teknikleri


İnkalar’ın bu muhteşem duvar örme yeteneklerini ve bu hassas taş yerleştirme tekniklerini açıklayabilmek için birçok tez ortaya atılmıştır.



Resmi ekleyen



Mükemmel İnka taş işçiliğine örnek: 12 köşeli olarak işlenmiş bir taş.




H. Bingham'ın 1913 yılında belirttiği teoriyi 1986 yılında J.-P. Protzen takip etmiş ve İnkalar’ın kuartz taşlarından yapılmış çekiçler ile kayalara vurarak bu ince işli duvarları yaptıklarını söylemiştir. 1934 yılında MK. Jessup ve 1942 yılında D. Goetz ise kum ve su kullanarak bir çeşit zımparalama ve parlatma yöntemini öne sürmüştür. Bingham ve sonrasında 1980 yılında E. Frank taşların ahşap kamalar, metaller, donmuş su ya da ısıtılmış vermikülitin genişlemesi ile kesilip şekillendirildiğini öne sürmüştür. Bir başka araştırmacı olan Arnold D. E. ise 1983 yılında organik asit kullanımını ortaya atmıştır.



Resmi ekleyen



Bir İnka duvarı




Tezler


İnkalar’ın bu nerdeyse mükemmel taş işçiliğini nasıl yaptıklarına dair çok çeşitli tezler ileri sürülmüştür. Bunlardan bir kaçı aşağıda verilmiştir.


Çekiçleme


Bu yöntem 1913 yılında Bingham ve 1986 yılında Protzen tarafından öne sürülmüştür. Bu yöntemde şekil verilmek istenen kaya parçasına kendisinden daha sert bir yapıda olan çekiç taşı ile vurulmaktadır.


Taşlama ve cilalama (kumlama)


1942 yılında Goetz tarafından öne sürülmüştür. Bu yöntemde nehir ve dere yataklarındaki değişik büyüklükte partikülleri olan kum ile bir nevi kaya üzerinde taşlama yapılarak kayaya şekil veriliyor ve sonrasında da ince kum ile parlaklık veriliyordu.


Kama yöntemi


Bu yöntem 1913 yılında Bingham ve 1980 yılında Frank tarafından öne sürülmüştür. Bu yöntemle, ahşap kamaları taşlardaki oyuklara yerleştirip sonra da ıslatarak kamanın şişmesini ve dolayısıyla taşın ayrılmasını sağlıyorlardı.


Kimyasal işleme


Bu yöntem 1983 yılında Arnold tarafından öne sürülmüştür. Doğada bulunan organik asitler ile bir sulu solüsyon hazırlanıyor ve kayanın işlenmek istenen yüzeylerine gerekli miktarda uygulanarak gerekli bir zaman kadar bekleniyor, bu işlemin sonunda taş işlenmiş ve şekillendirilmiş oluyordu.


Isıl (lazer) işleme


Bu yöntemde İnkalar’ın dev altın aynalar kullanarak güneş ışınlarını işlemek istedikleri kayaların üzerine odakladıkları ve bu sayede kayaları lazerle işlenmiş kadar düzgün ve hassas olarak işleyebildikleri öne sürülmektedir.


Çizici ile işaretleme ve yonta yöntemi


Bu yöntem 1987 yılında, mimar Vincent R. Lee tarafından öne sürülmüştür. Ahşap evlerin kütüklerinin köşelerinin birleştirilmesinde kullanılan tekniğin bir benzerinin İnkalar tarafından kayalara uyarlandığını söylemektedir. Bu yöntemde şekil verilmek istenen taş üzerine yerleştirileceği taşın üzerinde havada askıda kalacak biçimde tutuluyor ve askıdaki taşın taban yüzeyi, üzerine oturtulacağı taşın tavan yüzeyinin şekline göre, çizici bir aletle bir nevi şablonlu biçimde yontuluyordu.

Bu yöntemi yukarıda sıralanan tüm yöntemlerden farklı kılan şey 1995 yılında Vincent Lee yönetimindeki bir grup modern taş ustası tarafından uygulanmış ve kanıtlanmış olmasıdır.

Ancak yukarıda sayılan yöntemlerin hiçbiri ne kesin olarak kanıtlanmış ne de reddedilmiştir. İnkalar’ın mimarilerinde kullandıkları bu muazzam duvar ve taş işçiliği yeteneklerinin uygulama şekli ve yöntemi günümüzde hâlâ tam olarak çözülememiş bir muammadır. Hangi yöntem kullanılmış olursa olsun, bunun çok çaba ve zaman gerektiren bir iş olduğu açıktır. Bu yüzden olup olmadığı kesin olmamakla birlikte İnkalar’ın duvarlarındaki taşları yerleştirirken çoğu zaman sadece taşların birbirine temas eden yüzeylerini işlemiş olmaları dikkat çekici ve bir o kadar da anlamlıdır. Çoğunlukla iş gücünden kazanmak için, sadece yük taşıyan yüzeyler hassas bir biçimde birbirine bağlanmış, diğer dik yüzeyler ise bunun kadar hassas olmamak üzere birkaç santimetre farklarla yerleştirilmişler ve aralarında kalan boşluklar da harç ile doldurulmuştur.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Duvarlar


İnka duvar işçiliğinin en güzel örnekleri en çok değer verdikleri yapılar olan tapınakların duvarlarıdır. Bu duvarlar içe doğru eğimli, çok iyi işlenmiş ve üst sıralara doğru çıktıkça incelen taşlardan yapılmaktaydı. Duvarların bu şekilde inşa edilmiş olmaları, onlara hem estetik bir değer, hem de dayanıklılık kazandırıyordu. Bu inşa şeklinin asıl amacı ise sismik sartıntılara karşı daha dayanıklı bir yapı oluşturmasıydı. And bölgesi bir deprem bölgesi olmasına rağmen ve bölgede yeni tarihli inşa edilmiş olan İspanyol binalarının aksine İnka yapıları yüzlerce yıl yıkılmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Aslında bölgedeki en dayanıklı İspanyol binaları da İnka duvarlarının üzerine inşa edilenler olmuştur.


Resmi ekleyen



Harç kullanılarak yapılmış bir İnka duvar örneği




Cuzco şehrindeki Coricancha'da (Kutsalların en kutsalı) görülebileceği gibi bu duvarların iç yüzeyleri dikeydi ve gittikçe incelerek yükselen bu duvarların taban yüzeyleri, tavan yüzeylerine oranla daha büyüktü.



Resmi ekleyen



İnka tapınak duvarı örnek çizimi. Taban yüzeyi tavan yüzeyinden geniştir.




İnka yöneticileri için inşa edilmiş olan saraylarda görülen diğer bir duvar tekniği ise, sıra dışı şekillerde sanki bir yapbozun parçasıymışçasına kesilmiş olan blokların harç kullanmadan birbirlerine şaşırtıcı derecede hassas bir şekilde birleştirilmesidir. Cuzco üzerindeki Sacsayhuaman kalesindeki dev taş blokların her biri 100 tondan ağır gelmektedir ve böyle bir durumda yerleştirilmelerindeki bu hassaslığı sağlamak için, ilk birleştirmede tam ve düzgün bir birleştirme sağlamaları kesinlikle gerekli gibi görünmektedir. Çünkü yapıldıkları zamanın teknolojisi bu ağırlıktaki kayaları defalarca kaldırıp indirmeye yetecek bir güce sahip değildi.

İnka yapılarının hepsi bu şekilde mükemmel bir işçiliğe sahip değildir. Daha az öneme sahip yapılar sıradan taş ve çamur kullanılarak yapılmıştı. Bu türdeki yapılara pirca stilindeki binalar denmektedir.

Her ne kadar usta bir İnka duvarcısı için büyük bir kayadan iyi bir duvar taşı oymak çok uzun bir süre almasa da, İnkalar bu muhteşem duvarlarını yapmak için çok iş gücü ve zamana ihtiyaç duymaktaydılar. Dennis Ogburn'un İnka duvarlarında yaptığı jeokimyasal analizleri, Tomebamba'daki (modern Cuenca'daki) Wayna Qapaq'a ait imparatorluk binalarındaki 450 duvar taşının, Ekvador'un bu bölgeye yakın kısımlarında uygun andezit taşları bulunmasına rağmen, ülkenin bu yüksek kesimlerine en azından 2500 km öteden, imparatorluğun Rumiqolqa bölgesinden getirildiği anlaşılmıştır. Ogburn, bu durumun İnka imparatorluk gücünün bir simgesi olduğu biçiminde ve İnka başkentinden Wayna Qapaq'ın bu kuzeyin "yeni Cuzco" şehrine sembolik bir güç transferi biçiminde algılanması gerektiğini belirtmiştir. Peru'nun işgalinin ilk zamanlarında, Cristóbal de Mena, İnka kralı Waskar (Huascar)'ın "Cuzco" olarak adlandırıldığını ve bu şekilde başkent ile kralın tek bir vücutta birleştiğinin simgelendirilmiş olduğunu yazmıştır.



Resmi ekleyen



Küçük yastıklara benzeyen mükemmel işlenmiş İnka duvar taşları.



Stephen D. Houston ve Tom Cummins, İnka İmparatorluğu'nun, İnkalar’ın kendi verdikleri adla Tawantinsuyu'nun teorideki merkezinin sadece Cuzco şehrinin coğrafi konumu olmadığı, aksine İnka kralının yaşayan vücudunun Cuzco ve Cuzco'nun da İnka kralı anlamına geldiği konusunda anlaşmışlardır. Sonuç olarak, kilometrelerce uzaktaki yerlere inşa edilecek imparatorluk yapılarının taşlarının kutsal Cuzco'dan getirilmesinin altında yatan neden, bu taşların kutsal şehirdeki kralın vücudunu simgelemesi anlamına gelmesidir.

Tapınaklar ve saraylar genellikle dikdörtgen bir temel üzerinde yükselirdi ve tek katlıydılar. İnka mimarları, inşa edilecek yapının önce maketlerini yaparlardı ve bu maketler duvarcı ustaları için plan oluştururdu. Duvarlar kimi zaman düzensiz, çok yüzlü bloklardan oluşurdu ve bunlar birbirleriyle mükemmel biçimde yan yana getirilirdi. Duvarlar kimi zaman da yüzeyleri düzenli çerçeveler oluşturan dikdörtgen bloklardan oluşurdu ve bunların hafifçe bombeli dış yüzeyleri küçük yastıkları andırırdı.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Kapılar Ve Pencereler


İnka kapıları, pencereleri ve duvarlardaki nişler ikizkenar yamuk şeklindedir. Kapıların en ihtişamlıları çift pervazlı kapılar olarak adlandırılanlarıdır. Bu tür kapıların etrafında bir diğerinden biraz daha içeriye yapılmış olan iki, bazen üç pervaz vardır ve çoğu zaman içteki pervaz bir çeşit tasarım elemanıyla kapının önemli bir yere (saray, tapınak gibi) geçiş sağladığını belirtmek üzere işlenmiştir. Bu tür bir çift pervaz uygulaması bazı durumlarda kapıyı kapamak amacıyla iç pervaza bağlanmış tahta bir kapı için kullanılmıştır. İnka kapılarının yanındaki taş bloklara oyulmuş olan halka biçimli tutamaçlar ya da benzeri oymalar bu tahta kapıları yerlerinde tutmak için kullanılmıştır.



Resmi ekleyen



İnka duvarlarındaki nişler




Kapıların iki yanına yerleştirilmiş olan basit oyma taş halkalar, kapalı bir bölgeyi belirtmek için, geçişi kapatmak için bir sopa yerleştirmek amacıyla ya da bunun benzeri göstermelik bir engel koymak için kullanılmış olabilirler. Tüm bunları kanıtlayacak bir tahta kapının İnkalar'ın çöküşü olan 1500'li yıllardan günümüze kadar ulaşamamış olmasına rağmen, birçok değişik kapama aracının kapıların yanındaki değişik düzenekler sayesinde, gerçek kapıları yerlerinde tutma amaçlı olarak kullanıldığı da bilinmektedir. Bunun en belirgin örneği kapı geçişinin üstünde bir taş çember ve her iki yanındaki nişlere yerleştirilmiş iki kalas tutma taş silindiri bulunan Machu Picchu'nun ana giriş kapısıdır. Bu kapı Kraliyet Malikânesi'nin ana duvarındadır ve gerektiğinde iplerle bağlanabilen ya da ağır ve kalın kirişlerle desteklenebilen savunma amaçlı bir kapıdır.

Pencereler, içe bakan yüzeyleri hafif bir eğimle kesilerek ve ikizkenar yamuk oluşturabilmeye uygun olarak işlenmiş taşlarla yapılmış ve üst eşikleri için de uzun bir taş kullanılmıştır. Machu Picchu'daki Üç pencereli tapınakta olduğu gibi, bu pencerelerin, dev kayalarla yapılmış olanları da vardır.


Kancha Ve İnka Sarayları


İnka mimarisinin en temel unsuru Kancha, Türkçe okunuşuyla Kançadır. Kança, merkezi bir avlunun etrafında çeşitli amaçlar için yapılmış olan odalar bütününe verilen isimdir. Ev amaçlı inşa edilmiş mimari yapılar birçok kançanın biraraya gelmesinden oluşuyordu. Bir İnka sarayı olan Hatunkancha (Büyük kança) ve tüm diğer saraylar daha özenli ve daha iyi malzemelerle inşa edilmiş birer kançadırlar. Crraig Morris'in Cuzco şehrindeki Casana sarayı için 1590 ile 1609 yılları arasında Martín de Murúa'nın yaptığı incelemenin sonuçları ile diğer İnka sitlerinde bulunan Huánuco Pampa, Tambo Colorado ve La Centinela sarayları arasında yaptığı karşılaştırmada birçok benzerlik bulmuştur. İnka sarayları, etrafı üzerlerinde çok sıkı güvenlik kontrollerinin olduğu kapılar olan yüksek duvarların çevirdiği büyük avlular, büyük salonlar ve birbirine bağlı birçok kançanın oluşturduğu karmaşık yapılardı. Hatta dokuma ve chicha (mısır birası) yapmakla meşgul Güneşin seçilmiş kadınlarının bulunduğu Aqllawasi gibi birçok İnka sarayının içi labirent denebilecek kadar karmaşık idi.


Masmalar ya da Wayronalar


Machu Picchu ve diğer İnka ören yerlerinde bulunan ve sadece 3 tarafında duvar bulunup bir tarafı açık olan yapılara Masma ya da Wayrona denilmektedir. Bu yapıların çatısı duvar olmayan taraflarındaki direklerle desteklenmekteydi. Bu durum Wayronaların yan duvarlarının yer hizasında bulunan girintilerden anlaşılmaktadır.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Çatı Malzemeleri Ve Teknikleri


İnka binalarının büyük bir çoğunluğu dikdörtgen kesitliydi ve dar kenarlarındaki duvarlar, üzerlerinde yer alan üçgen biçimli duvarlarla üzerlerindeki çatıları desteklemekteydi.



Resmi ekleyen



Üçgen kesitli İnka çatısına bir örnek




Çatılar çevrede yetişen ichu denilen yerel bitkinin samanları kullanılarak kaplanıyordu. Binanın dar kenarlarının üzerindeki üçgen duvarların en üst noktalarını birbirine birleştiren uzun ve kalın bir ana kiriş vardı ve bu kirişten binanın yan duvarlarının üstüne doğru inen eğimli kirişler bulunurdu. İşte tüm bu kirişlerin üzeri samanlarla kaplanarak çatı oluşturuluyordu. Bu tip saman çatılar günümüzdeki And bölgesi köylerinde de hâlâ kullanıla gelmektedir. Ayrıca istilacı İspanyollar tarafından bırakılan günlükler de bu tip saman çatıların o dönemlerdeki en ihtişamlı yapılarda bile kullanıldığını ispatlayan bilgiler içermektedir. Özellikle çok yağmur yağan bölgelerdeki binaların çatıların yüksek bir eğimle yaklaşık olarak 55° ile 65°lik eğimlerle inşa ediliyordu.

Ancak masmalarda sadece 3 duvar olduğundan, duvar olmayan taraf için kısa kenarların duvar olmayan üst köşeleri arasına yine en üst noktadan geçen kirişe paralel olarak ikinci bir ana kiriş çekiliyordu ve ortadan geçen ana kirişten inen yardımcı kirişler duvar yerine bu kirişin üzerine birleştiriliyorlardı.

Doğaldır ki, bu kirişlerin hiçbiri günümüze kadar ulaşmamıştır ve bu da İnka çatı tekniği hakkında kesin bir yöntem tanımlamayı zorlaştırmıştır. Bu yöntemlerden bir diğerinde ise çatıda, ana kirişler arasında tahta kirişler kullanmak yerine, bu ana kirişlere ve üçgen duvarlar ile binanın yan duvarlarının üst noktalarına sıkıca bağlanarak gerilmiş halde duran dokuma bir kumaş olduğu ve samanların bu dokumanın üzerine yerleştirildiği öne sürülmektedir. Bu sayede haşaratın da binanın içine girişinin engellenmiş olacağı söylenmektedir.
Ancak tüm bunların aksine, İspanyol günlükleri Cuzco şehrindeki tüm binaların çatılarının düz olduğunu belirtmektedirler. Fakat düz olmalarına rağmen yine de samandan yapılmış oldukları Manco Inka'nın, 1536 yılındaki, İspanyol istilacılarına karşı çıkarttığı isyanda çıkarılan yangın ile çatıların yandığı yine günlüklerden bilinmektedir.


Merdivenler


Şehirlerini kurmak durumunda oldukları And Dağları göz önüne alındığında, İnkalar’ın merdiven inşa etmede usta olduklarına şaşırmamak gerekir. Geniş merdivenler yerleşim yerlerindeki değişik seviyelerdeki sokakları veya yapıları birbirine bağlayan ana caddeler görevini üstlenmiştir.

Bu tip merdivenler daha çok tarım için kullandıkları teraslarda görülmektedir. İnka merdiven basamakları, genellikle, birbiri yanına sıralanmış küçük taşların düzgünce işlenmesinden oluşurdu; ancak bazı durumlarda, eğer uygun bir kaya varsa, yerdeki kayayı merdiven şeklinde yontarak da istedikleri merdiven basamaklarını elde ederlerdi. Bazen de, basit bir şekilde, bir duvardaki sırasıyla bir kaç taşı daha uzun tutarak uçan basamaklar yaparlardı.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Tarıma Yönelik Mimari


Çok büyük miktarlarda hafriyat çalışması gerektirdiği için İnkaların en çok uğraştıkları mimari yapılar tarım terasları olmuştur.



Resmi ekleyen



İnka tarım terasları ve teras duvarı üzerindeki uçan basamakların çizimi.




İnka imparatorluğu genelindeki ve tüm And bölgesindeki hem dağ yamaçlarına hem de nehir yataklarına sayılamayacak kadar çok teras yapmışlardır. Teraslar da tıpkı diğer yapılarında olduğu gibi taş duvarlarla desteklenmiştir. Ancak bu teras kademelerinin, özellikle en alt kesimi gelişi güzel taşlardan hatta moloz denilebilecek taşlardan seçilmiştir ve bu sayede su drenajı sağlanmıştır. Fakat teras kademelerindeki en üst katmandaki toprak tarıma elverişli en iyi topraklar ile doldurulmaktaydı. Hatta bazı durumlarda bu verimli topraklar kilometrelerce ötedeki nehir yataklarından yüksek dağ yamaçlarına taşınmaktaydılar. Teras kademeleri arasındaki geçişler teras duvarları üzerine duvarın içine geçmiş şekilde yapılan kademeli olarak sırayla dizilmiş bir kaç taşın (uçan basamaklar) merdiven biçiminde kullanılmasıyla yapılmaktaydı.


Resmi ekleyen



İnka tarım teraslarının yapısını gösteren çizim: İnka tarım terası kesiti.




Terasların karakteristik özellikleri


• Teraslar iyi bir taş işçiliğine sahiptiler ancak özel binalardaki işçilik kadar özenli bir dış yüzey işlemesi (pürüzsüzleştirme) yapılmamıştır.
• Çok özenle, zengin içerikli ve koyu renkli olan verimli bir toprak karışımı ile doldurulmuşlardır.
• Teras yüzeyleri genellikle geriden öne doğru hafif bir eğime sahiptiler.
• En ön kısımda duvarın hemen ardında küçük bir kot farkına sahiptiler.
• Duvarların ön yüzlerinde düzgün bir su akışını sağlayacak biçimde su çıkış delikleri açılmıştır.
• Teras kademelerinin dip kesimlerindeki moloz ve/veya çakıl dolgu yerel malzemelerden ya da yontulan taşlardan çıkan artıklardan oluşturulmuştur.
• Genellikle teras sistemlerinin kendi depoları ve bakıcılarının yaşadığı evleri olurdu.
• Tek bir terastan ziyade çok katlı olurlardı.


İnka İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu dönemde teraslama yoluyla elde edilmiş toplam sulu tarım alanı miktarı 2,47 milyon acre'ye (1 acre = 4050 m2 = ~4 Dönüm) ulaşmış idi. Bu tarım teraslarının büyük bir çoğunluğu yıkılmış ve kullanılamaz durumda olsa da bir kısmı hala Andlı çiftçiler tarafından işlenilmektedir.

Her ne kadar, İnkalar, sarp yamaçları tarım alanlarına dönüştürmekte çok başarılı olsalar da tarım alanları için ilk tercihlerini vadilerin bereketli dip kesimlerinden yana kullanmaktaydılar. Bu bölgelerdeki verimli toprakları erezyondan korumak için vadilerin dip kesimlerini de teraslamakta ve nehir kenarlarına da setler çekmekteydiler. Örnek vermek gerekirse, İnkalar, günümüzde de yoğun olarak tarım için kullanılan Urubamba Nehri’nin Kutsal Vadi bölgesinde o dönemlerde çok yoğun biçimde tarım yapmaktaydılar ve Pisac yakınlarındaki tarım alanını koruyabilmek için Urubamba Nehri’nin yatağını en azından 3,3 km uzunluğunda kanal inşa ederek ıslah etmişlerdir. İspat edilmemiş olsa da bu kanal projesinin Kolomb öncesi Amerika’daki en uzun kanal projesi olduğu söylenmektedir.


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Çeşmeler Ve Banyolar


İnkalar kanallar ve çeşmeler vasıtasıyla suyu inşa ettikleri binaların etrafında dolaştırmışlardır. Birçok çeşme aslında birer banyo ya da ritüel banyosu olarak inşaa edilmesine rağmen, bu çeşmelerin birincil amacı içme suyu ihtiyacının karşılanmasıdır. Su, kayaların içine oyulan yarıklardan ya da içleri oyularak birer künk biçiminde hazırlanmış taşların birbirine bağlanması yöntemiyle taşınırdı.



Resmi ekleyen



İnka mimarisinin önemli unsurlarından biri olan bir İnka banyosunun grafik çizimi




Cuzco şehrinin bir kaç kilometre dışında İnka banyosu olarak da bilinen Tambomachay ören yeri vardır. Burada birçok süslü niş ile bezenmiş ve değişik yükseklikte büyük taş duvarlar vardır. Bu yapıların üzerinde bir seri şelale vardır ve bu şelalere gelen su yapının içine gizlenmiş kanallardan gelmektedir. En azından bir kısmı günümüze kadar kalmış bu yapı en gösterişli İnka çeşmelerinden biridir.
Bir su kanalı, tıpkı Ollantaytambo'daki Baño de la Ñusta da olduğu gibi sadece bir çeşmeyi beslemek için kullanılabileceği gibi, bazen de bir dizi banyoyu ya da çeşmeyi besleyecek biçimde kullanılabilirdi. Bunun en güzel örneklerinden biri, Machu Picchu'daki hepsi birbirinden ayrı şekilde yapılmış olan 16 tane seri bağlı çeşmedir.


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



Yollar


İnka yöneticileri İnka İmparatorluğu'nun büyük coğrafyasını yönetebilmek için ilk işin ortak bir dil yaratmak olduğunu anlamış ve böylece Quechua'yı resmi dil olarak belirlemişlerdi. İkinci işleri de, bu büyük coğrafyada ulaşım ve dolayısıyla da iletişimi sağlayabilmek için, varolan yolları genişletip tüm ayrıntılarına kadar düşünülmüş ve özenle yaratılmış bir yol ağı kurmak olmuştur. İnka yol sisteminin tüm uzunluğu 20.000 km.'nin üzerindedir. Ancak İnkalar tekerleği icat etmedikleri için bu yollar tamamen yürüyüş amaçlı olarak yapılmış yollardı. Bu yol sistemi, biri sahil boyunca, diğeri ise And Dağları içlerinde olmak üzere iki ana yoldan oluşmaktadır. Kısa mesafeli yollar ise bu iki ana yolun arasını bağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Yollar genellikle 5 ile 6 m. genişlikteydiler ve şehirlere yakın bölgelerde taş döşeli iken, tarım alanlarından geçen yolların her iki tarafında çoğu zaman, amacı yoldan geçenlerin tarlalardaki ürüne zarar vermesini engellemek olan duvarlar bulunurdu. Ayrıca dağlık bölgelerdeki yolların bir kısmı da merdiven olarak inşa edilmişlerdi. Yollar üzerinde köprüler de inşa edilmişti, bataklık alanları toprak (kerpiç) köprüler ile geçerlerken, nehir geçişlerini ipler ile tutturulmuş asma köprüler ile yapıyorlardı. İnkalar bu yol sistemlerini qhapaq-ñan (kapak-nyan) olarak adlandırmaktaydılar.



Resmi ekleyen



Yağmur ormanından geçen bir İnka yolu




Bu yollar, İnka yöneticilerinin imparatorluğun değişik bölgelerine yaptığı ziyaretlerde kullanılmakla birlikte, hem yolların üzerindeki askeri amaçlı depolara eşya ve yiyecek gibi malzemeleri taşıyan lama kervanları tarafından, hem de imparatorluğun değişik bölgelerindeki isyanları bastırmak ya da savaşlara katılmak için bir yerden bir yere intikal eden askerler tarafından kullanılmaktaydılar. Aynı zamanda posta amaçlı olarak iletişimi sağlayan ve İnka dilinde chasqui olarak adlandırılan koşucular (ulaklar) tarafından da kullanılmaktaydılar. Sıradan insanların İnka yollarını kullanmaları için mutlaka resmi bir izin belgesine gereksinimleri vardı.

Chasquiler her 6 ya da 8 km.'de bir, yol boyunca inşa edilmiş olan ufak kulübelere yerleştirilmişlerdi. Bu ulaklar iletilecek mesajı aldıktan sonra bir sonraki kulübeye kadar koşarlar ve orada bekleyen chasquiye mesajı bağırarak iletirlerdi. Mesaj bu şekilde bir gün içinde 240-250 km kadar mesafeye iletilebilmekteydi. Büyük bir olasılıkla, bu kadar sıklıkla iletilen mesajın bir değişikliğe uğramaması için, bu ulaklar koşarlarken quipu denilen bir çeşit kayıt tutmaya yarayan ve düğümlü iplerden oluşan nesneyi de yanlarında taşırlardı.

Chasquiler, İmparator için, imparatorluğun değişik bölgelerinden gönderilmiş olan eşyaları da taşırlardı. Örnek vermek gerekirse, sahil bölgelerinden, İmparator için gönderilmiş olan balıkları en geç 2 gün içinde Cuzco'ya ulaştırırlardı.



Resmi ekleyen



İnka yol sisteminin haritası




İnka orduları, savaş bölgesine en kısa sürede ulaşmak için bu yolları kullanırlardı ve yolların üstünde askerlerin yiyecek, içecek, giysi ve silah gereksinimlerini karşılamak için depolar inşa edilmişti. Bu depolarda savaş zamanında kullanılmak üzere, mızrak, ok, yay, kurutulmuş yiyecekler, battaniye ve askerler için sandaletler bulunurdu. Ayrıca bir bölgedeki hasat kötü geçmiş ise, depolarda saklanan yiyecekler, o bölge insanına dağıtılır, ancak onlardan şartları düzelip de hasatları tekrar iyi olduğunda depolardaki eksiği tamamlamaları istenirdi.


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
İnka Mimarisi



İnka Mimarisinin Öne Çıkan Ürünleri


İnka mimarisinin birçok güzel örneği günümüze kadar gelebilmiş olmasına rağmen aşağıda sıralananlar diğerlerine göre biraz daha öne çıkmaktadırlar.


Şehirler


Cuzco (Kuzko)


Günümüzde üzerine kurulmuş modern kent ile iç içe geçmiş olan eski bir İnka şehridir. İnkalar’ın başkenti olmasından ötürü, İnkalar en önemli tapınaklarını ve saraylarını bu şehre ve çevresine yapmışlardır. İspanyol istilacılarının eline geçtikten sonra çok büyük bir yıkıma uğramış olsa da hala görülmeye değer onlarca mimari unsuru barındırmaktadır.


Machu Picchu (Maçu Piçu)


And Dağları 'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup Peru'nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnka'lı bir hükümran olan Pachacutec Yupanqui tarafından 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları işgal ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir.



Resmi ekleyen



Maçu Piçu




Maçu Piçu'daki binaların büyük bir çoğunluğu İnka mimarisinin tipik inşa metodu olan taş duvarcılığıyla inşa edilmiştir. Bu yöntemde yontularak düzeltilmiş taşlar blok halinde birbirlerine, aralarında harç olmadan birleştirilmişlerdir.


Pisac (Pisak)


Pisac, Urubamba Nehri üzerindeki Kutsal Vadi'deki bir Peru köyüdür. Bu köy ve bulunduğu bölge vadinin girişindeki bir tepenin üzerinde yer alan İnka Pisak ören yeri ile ünlüdür.



Resmi ekleyen



Pisak



Kalıntılar bu tepenin sırtı boyunca dört grupta toplanmaktadır: Pisaka, İntihuatana, Kallakasa ve Kinçirakay. İntihuatana'da birçok banyo ve tapınak vardır. Güneş tapınağında, güneş tanrısı için bir volkanik kaya yontularak tüm dikkatleri kendisine odaklayan bir güneş sunağı yapılmıştır. Bu sunağın taban yapısının köşelerinin açılarının astronomik bir olguya yaradığı tahmin edilmektedir. Doğal bir teras üzerine inşa edilmiş olan Kallakasa ise bir hisar görevi görmektedir.


Ollantaytambo


Ollantaytambo Cuzco şehrinin 60 km kadar kuzeybatısında yer alan bir arkeolojik sit alanı ve kasabanın ortak adıdır. İnka imparatorluğu döneminde, bölgeyi ele geçiren imparator Pachacuti tarafından kurulmuş bir şehir ve tören merkezidir..



Resmi ekleyen



Ollantaytambo'da bulunan İnka yuvarlak mimarisine bir örnek




İspanyol istilacılarının zamanında ise Manco İnka Yupankui önderliğindeki İnka direnişçileri tarafından üs olarak kullanılmıştır.. Günümüze ulaşmış olan kalıntıların mimari özellikleri bakımından, günümüzdeki çok rağbet gören İnka turistik merkezlerinden biridir.


Raqchi (Rakçi)


Rakçi kalıntıları Vilcanota Nehrinin kıyısında ve denizden 3450 m ile 3550 m yükseklikte yer almaktadır. Rakçi kalıntılarının içindeki en ünlü ve önemli bina Virakoça Tapınağı’dır (Wiracocha). Değişik ve kendine özgü mimarisi ile bu bina, görülmeye değer bir İnka mimarisi örneğidir. Yine aynı bölgedeki büyük duvar, ritüel çeşme ve banyoları bulunan küre biçimli yapılar da ilgi çekicidir.Bölgeyi çok az sayıda tarihçi incelemiş olmasına rağmen tarihçilerin biraraya geldikleri hususlardan biri de, şehrin İmparator İnka Tupak Yupankui ve karısı Çimpu Okllo yönetimdeyken büyük bir yangın ile hasar görmüş olmasıdır ki, bu olayı tarihçi Pedro Cieza de León taşların küle dönüşmesi” olarak betimler .





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı