İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Muhsin Ertuğrul (d. 7 Mart 1892 - ö. l 29 Nisan 1979) | Türk Tiyatro Ve Sinema Oyuncusu - Yönetmen

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Muhsin Ertuğrul


(d. 7 Mart 1892 - ö. l 29 Nisan 1979)



Resmi ekleyen




Muhsin Ertuğrul, 7 Mart 1892 tarihinde İstanbul’da doğdu. Hariciye Nezareti veznedarlarından Hüseyin Hüsnü Bey’in, Alman asıllı ikinci eşi Fatma Dilruh’tan olan altı çocuğunun en küçüğüydü. Tefeyyüz Mektebi’nde, Darüledep’te, Soğukçeşme ve Toptaşı rüştiyelerinde, Mercan İdadisi’nde okudu. Babasıyla birlikte izlediği meddah, karagöz, ortaoyunu ile Osmanlı Dram Kumpanyası temsilleri onda tiyatro merakı uyandırdı.

Türk tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmeni Muhsin Ertuğrul, daha çok Türk tiyatrosunun gelişmesindeki öncü çalışmalarıyla modern Türk tiyatrosunun kurucusu olarak tanınır.

Burhanettin (Tepsi) Kumpanyası’nın Erenköy’de sahneye koyduğu Sherlock Holmes oyununda “Bop” rolüyle sahneye ilk adımını attı (30 Nisan 1910). Reşat Rıdvan ve Burhanettin beylerin sahibi olduğu Odeon Tiyatrosu’nda “ Sahne-i Milliye-i Osmani” adı altında oynadıkları Dreyfüs, Othello, Gülnihal, Mürebbiye, Haydutlar ve daha başka oyunlarda çeşitli rollere çıktı. Muhsin Ertuğrul, tiyatro oyunculuğu yaptığı ailesi tarafından öğrenilince evden ayrıldı; bir daha da dönmedi.

Muhsin Ertuğrul 1911 yılında, Vahram papazyan ve İstanbul’a gelen Fransız topluluklarının etkisiyle, tiyatro görgüsünü geliştirmek üzere Paris’e gitti. Çeşitli Fransız topluluklarını, ünlü oyuncuları (bu arada uzunca bir süre etkisinden kurtulamayacağı Mounet-Sully’yi) ve Paris’e gelen Rus topluluklarını izleme fırsatı buldu. 1912’de İstanbul’a döndü. “Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları “adı altında bir topluluk oluşturarak Hamlet’i sahneledi; hem oyunu yönetti, hem de bu oyunda Leartes rolünü oynadı.

1913 yılında yeni bir topluluk kurarak Eugéne Brieux’nün Simone, P. Autier’nin Fener Bekçileri, Mark Twain’in Şikago Çiftçisi adlı oyunlarını yönetti. Bu arada Şehzadebaşı’nda bir sinema salonu kiraladı; orada film gösterdi, oyunlar oynadı. Birkaç ay sonra gene Paris’e gitti. İlk yayımlanan tiyatro yazısını Şehbal dergisine Paris’ten gönderdi (23 Kasım 1913). Jacques Copeau ve André Antoine’ın çalışmalarını yakından izledi.

1914 yılında İstanbul’a döndü. Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları adlı yeni bir topluluk ile H. Bernstein’ın La Griffe’ini Fahişe, E. Brieux’nün Le Bercaeu oyununu Büyük Hata adıyla Türkçe’ye uyarladı ve sahneledi. Bu arada “Darülbedayi-i Osmani”nin kuruluş çalışmaları Reşat Rıdvan Bey tarafından başlatılmıştı. Darülbedayi’nin sınavlarını kazanan Muhsin Ertuğrul, öğrenci olarak girdiği kurumda, kısa sürede yardımcı öğretmenliğe getirildi. 1915 yılında Darülbedayi’nin devamlı temsil kadrosuna alındı.

1916 yılında Çürük Temel ve Hissei Şayia’daki oyunlarıyla ilgiyi topladı. Aynı yıl izin alarak Berlin’e gitti; film stüdyolarında, tiyatro topluluklarında figüranlık ve sahne işçiliği yaptı; provaları izledi. Alman tiyatro adamı Albert Bassermann’ın etkisiyle H. İbsen ve A. Strindberg’in oyunlarını inceledi. Max Reinhardt’la tanıştı, onun çalışmalarını izledi.

1917’de Tahsin Nahit’in Bir Çiçek İki Böcek adlı uyarlamasını, H. Fahri Ozansoy’un Baykuş adlı manzum dramını, H. Kistemaeckers’ten uyarladığı Uçurum’u sahneledi ve bunlarda rol aldı. Ağustos ayında izin alarak yeniden Berlin’e gitti. 1918’de İstanbul’a döndü. Edebi Tiyatro Heyeti adında bir özel topluluk kurdu, Ramazan ayı boyunca temsiller verdiler.

Muhsin Ertuğrul 1919 Ağustos’unda kurulan Beyoğlu Musiki Akademisi’ne estetik, mimik ve inşat dersleri vermek üzere çağrıldı. Darülbedayi’ye döndü. Oyun seçimindeki anlaşmazlıklar ve yönetimdeki karışıklıklar nedeniyle kısa süre sonra bu kurumdan ayrıldı.

1921 yılında Darülbedayi’ye bu defa rejisör olarak girdi. Harap Yurt, Karanlık Kuyu oyunlarını yönetti. Önemli roller oynadı. Tiyatro yönetiminin ve konu seçiminin sanatçılara bırakılması yolundaki isteklerine yönetim tepki gösterdi ve Behzat Haki (Butak), Emin Beliğ, Ercüment Behzat (Lav) ve Onnik Binemeciyan’la birlikte Darülbedayi’den çıkarıldılar. Almanya’ya, sonra Avusturya’ya gitti. Strindberg’in Baba’sını (Fadren) ve Kistemaeckers’in Sürgün adlı oyununu Kasırga adıyla Türkçe’ye çevirdi. Shakespeare’in Othello’sunu sahneye koydu. Leonid Andreyev’in Misly adlı eserini İhtilal adıyla Türkçe’ye aktardı.

1924-1925 tiyatro sezonunda yine Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları adlı bir topluluk kurarak Şehzadebaşı’nda çeşitli oyunlar sahneye koydu. Türk tiyatrosunun en ilerici ve en sanatsal evrelerinden birini oluşturan bu dönemde yerli yazarlara, takım oyunculuğuna, işbölümüne önem verilen örnek bir çalışma düzeni gerçekleştirildi. Türkiye’de ilk defa öğrenciler için indirimli matineler bu dönemde düzenlendi, tiyatro bilgisi veren ücretsiz broşürler dağıtıldı. Parasızlık nedeniyle beş ay sonra dağılan bu topluluk, bu süre içinde 23 değişik oyun sahnelendi.

Muhsin Ertuğrul, topluluğun dağılmasından sonra Sovyetler Birliği gezisine çıktı. Sovyet Eğitim Komiseri Lunaçarski ile tanıştı. Moskova’da bütün tiyatrolara girme izni aldı. Stanislavski, Nemiroviç-Dançenko, Tayrov, Meyerhold, Ayzenştayn ve yazar Tretyakov’la tanıştı. Onların çalışmalarına katıldı.

1927’de Darülbedayi’nin sanat yönetmenliği görevini üstlendi. Sahne çalışmalarını düzen altına alan yönetmenlikler hazırladı ve uygulamaya koydu. 1949’da Devlet Tiyatrosu’nun genel müdürlüğüne getirilinceye kadar sürdürdüğü çalışmalarla, Darülbedayi tam bir şehir tiyatrosu kimliği kazandı. Provaların disiplin altına alınması, titiz oyun seçimleri, oyunların tam saatinde başlaması, izleyicilerin uygarca oyun izlemeleri bu dönemde Türk tiyatrosuna yerleşti. Seyircilerin tiyatro kültürünü geliştirmek amacıyla Nisan 1930’dan başlayarak düzenli program dergisi yayınlanmaya başladı. Dergi daha sonra adını Türk Tiyatrosu olarak değiştirdi.

1927’de kurulan Sanayi Nefise Birliği’nin (Güzel Sanatlar Derneği) Tiyatro Bölümü başkanlığına getirildi. 1928’de Darülbedayi sanatçılarıyla başarılı bir Kahire turnesi yaptı. Amerika gezisine çıktı. Orada temsiller vermekte olan Japon No Tiyatrosu ünlü sanatçısı Miçuri Toyama’dan çok etkilendi.

1930’da Tiyatro Meslek Okulu’nun açılmasına öncülük etti. Daha sonraları Belediye Konservatuarı’na dönüşecek olan bu okulda öğretmenlik yaptı. Tiyatro sanatına katkıları için 1931’de Almanya’da Goethe Madalyası verildi. 1933’te Behzat Butak’ın jübilesini yaparak Türkiye’de jübile geleneğini de Muhsin Ertuğrul başlattı.

1934’te Joseph Marx’ın başında bulunduğu Belediye Konservatuarı’nda ders vermeye başladı. Kurmayı tasarladığı çocuk tiyatrosu konusunda incelemeler yapmak üzere Moskova’ya gitti. Sovyet Çocuk Tiyatrosu’nun kurucusu Natalya Satz ve Profesör Arkin’le görüştü. Stanislavski’yi Ankara’da kurulacak Devlet Konservatuvarı’nda danışmanlık etmesi için davet etti. Stanislavski’nin benimsediği bu çağrı çeşitli nedenlerle gerçekleşemedi.

1935-1936 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda Türkiye’deki ilk düzenli çocuk oyunlarını başlattı. Gençliğe yönelik öğrenci matinelerinde klasik tiyatro eserlerini ve Türk yazarların oyunlarını tanıtıcı temsiller verdirdi. Carl Ebert’in getirtilmesiyle kurulan Ankara Devlet Konservatuvarı’nda tiyatro öğretmeni olarak göreve başladı. 1938’de Ebert ile anlaşmazlığa düşerek bu görevinden ayrıldı. 1940’ta Emekli Sahne Sanatkârları Derneği’nin kurulmasına öncülük etti. 1941’de Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yeniden sahne derslerine girmeye başladı.

1943’te eşi tiyatro sanatçısı Neyyire Neyir’i kaybetti. 1946’da İngiltere’ye gitti. Bir bale okulu kurulması için İngiltere Kraliyet Balesi yöneticisi ünlü koreograf Ninette de Valois’nın İstanbul’a çağrılması için girişimlerde bulundu. Paris ve Berlin’deki tiyatro çalışmalarını izledi. 1976 yılı Nisan ayı sonlarında “yerinden yönetim” konusunda çıkan tartışmalarla tiyatroda artan iç gerilimi bir demokratikleşme hareketi olarak görmediğini bildirerek, görevinden alındı. 1979 yılında Ege Üniversitesi Senatosu tarafından Muhsin Ertuğrul’a Türk Tiyatrosu ve sinemasına yaptığı hizmetlerden dolayı “fahri doktor” sanı verildi. 23 Nisan’da İzmir’de düzenlenen törene hasta olarak katılan Muhsin Ertuğrul, çok kısa bir süre sonra, 29 Nisan 1979’da İzmir’de öldü.


Kaynak: (Hürriyet, İz Bırakanlar- Muhsin ERTUĞRUL)


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Muhsin Ertuğrul



7 Mart 1892’de İstanbul’da doğan Muhsin Ertuğrul, özel Tefeyyüz Mektebi’nde okurken tiyatroya ilgi duydu ve aktör olmaya karar verdi. 30 Temmuz 1910’da Burhanettin Kumpanyası’nda sahneye çıktı ve Othello, Hamlet piyeslerini oynadı. Bir süre sonra İsmail Galip Arcan, Behzat Budak gibi oyuncu arkadaşlarıyla kurduğu “Yeni Turan Temsil Heyeti”nde yönetmenlik ve oyunculuk yaptı, Şehzadebaşı’nda açtığı Ertuğrul Sineması’nda ise film öncesi kısa gösteriler sundu.




Resmi ekleyen




Muhsin Ertuğrul, 1913 sonunda karıştığı bir siyasi olay nedeniyle sınır dışı edilince Fransa’ya gitti. Paris konservatuarına tüm uğraşmalarına karşın giremedi, ancak oradaki tiyatrolar ve sinema stüdyolarında gözlemler yaptı. İstanbul’a döndüğünde “Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları” topluluğunu kuran sanatçı, kuruluş çalışmalarına katıldığı Darülbedayi’de öğretmenliğe atandı. Ancak, I. Dünya Savaşı başlayınca Darülbedayi, tiyatro okulu olmaktan çıkıp bir tiyatro topluluğuna dönüştü. Bunun üzerine sanatçı Berlin’e giderek sinema ve tiyatro incelemelerinde bulundu, Karanlıkta Işık filminde uzun bir rol oynadıktan sonra İstanbul’a döndü. 1917’de Halit Fahri Ozansoy’un Baykuş piyesini sahneleyen Ertuğrul, başrolde ihtiyar bir köylüyü oynadığında 25 yaşındaydı. Kısa bir süre yeniden Berlin’e giderek Beranien Düşesi filminde ihtilalci bir subay rolünü oynadı ve yurda döndükten birkaç ay sonra Temaşa dergisinde sinema eleştirileri yazdı.

Robert Kolej’de, Halide Edip’in librettosunu yazdığı, Vedi Sabar’nın bestelediği Kenan Çobanları operasını hazırladı. İstanbul Film Şirketi adına başrolünü de oynadığı Samson filmini çekti, yanı sıra Üstat Film Şirketi’nde yönetmenlik yaptı.

1921’de Darülbedayi’de yönetmen olarak göreve başlayan Ertuğrul, yönetin kurulunun ve diğer birimlerin sanatçılardan oluşması için girişimlerde bulununca, arkadaşlarıyla birlikte Darülbedayi’den çıkarıldı. Bunu üzerine çeşitli filmler çekmeye başladı ve Kurtuluş Savaşı üzerine ilk belgesel sayılan Zafer Yolları adlı filmini gerçekleştirdi.

Türk tiyatro tarihinde “Ferah dönemi” olarak bilinen çalışmalarını Ferah Sineması’nda sürdürürken 1925’te gittiği Sovyetler Birliği’nde Meyerhold, Stanislavski, Ayzenştayn gibi sanatçılarla tanıştı; Tamilla ile Spartaküs filmlerini çekti. İstanbul’a döndüğünde Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ’ın önerisiyle Darülbedayi’de sanat yönetmeni oldu.



Resmi ekleyen




İlk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokaklarında ve Bir Millet Uyanıyor filmlerinin çeken Ertuğrul, bu dönemde operetlerle revülere ağırlık verdi ve 15 Aralık 1932’de “Goethe Madalyası” ile onurlandırıldı. Karım Beni Aldatırsa, Söz Bir Allah Bir, Leblebici Horhor Ağa, Aysel Bataklı Damın Kızı filmlerinde senarist olarak Mümtaz Osman takma adını kullanan Nâzım Hikmet’le çalıştı. Eşi Neyyire Neyir ile bir süre Perde ve Sahne dergisini çıkaran Ertuğrul, açılması için uğraş verdiği İstanbul Açık Hava Tiyatrosu’nda Kral Oidipus’u sahneledi. 1949 Temmuz’unda Devlet Tiyatrsosu ve Operası genel müdürlüğüne atandı ve Büyük Tiyatro’yu gösterilere açtı. Bir Komiser Geldi oyunundaki müfettiş rolüyle oyuncu olarak son kez sahnede görünen sanatçı, 1950’de Büyük Tiyatro’da balo yapılmasına karşı çıkınca Demokrat Parti iktidarının tepkisini çekti ve görevinden istifa etti.

1958’de görevden alınan sanatçı, bir yıl sonra İstanbul Şehir Tiyatrosu baş rejisörü oldu;1964’te Türkiye’de ilk kez Brecht’in bir oyununu Sezuan’ın İyi İnsanı’nı ve Shakespeare’in 400. doğum yıldönümü nedeniyle beş sahnede beş Shakespeare oyunu sahneletti. Bu çalışmaları eleştiriler aldı ve 1966’da İstanbul Belediye Meclisi’nin kararıyla baş rejisörlük kadrosu kaldırıldı. Basında ve TBMM’de sürekli tartışılan “Muhsin Ertuğrul Olayı” tiyatroya indirilen bir darbe olarak yorumlandı. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde “tiyatro eleştirisi” dersleri veren Ertuğrul, yeniden çağrılmasına karşın Şehir Tiyatrosu’nda görev almadı.Kültür Bakanı Talât Halman’ın çabasıyla 23 Ekim 1971’de Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sanatçıya, Muhsin Ertuğrul’a Devlet Kültür Armağanı verildi. Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmenliğine atandığında 82 yaşında olan Ertuğrul, semt tiyatrosu, öğle tiyatrosu, gezici tiyatro gibi çeşitli uygulamalarla yeni bir tiyatro seferberliği başlattı ancak iç çekişmeler üzerine 1976’da görevi bıraktı.

Çağdaş Türk tiyatrosunun temelini atan ve geliştiren Muhsin Ertuğrul 29 Nisan 1979'da İzmir’de kalp krizi sonucu öldü. Ölümünden bir ay önce Ege Üniversitesi Senatosu, Türk tiyatro ve sinemasına yaptığı hizmetler nedeniyle Ertuğrul’a “fahri doktor” unvanı vermişti.


SİNEMA FİLMLERİ


AKASYA PALAS
ANKARA POSTASI

ATEŞTEN GÖMLEK - 1923

Muhsin Ertuğrul'un Halide Edip Adıvar'ın Ateşten Gömlek adlı romanından uyarladığı filmde kamera önüne geçen Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir sinema filminde oynayan ilk Müslüman Türk kadınları oldu.

AYNOROZ KADISI
AYSEL, BATAKLI DAMIN KIZI - 1934
BİR KAVUK DEVRİLDİ
BİR MİLLET UYANIYOR - 1932
BOĞAZİÇİ ESRARI - NUR BABA
EVLİ Mİ BEKAR MI ?
FENA YOL - (O KAKOS DROMOS)



Resmi ekleyen




HALICI KIZ - 1953




İstanbul Sokaklarında - 1931
İstanbul'da Bir Facia-i Aşk - 1922
KAÇAKÇILAR - 1929 ( Başrol - Feriha TEVFİK )
KAHVECİ GÜZELİ
Kara Lale Bayramı - 1918
KARIM BENİ ALDATIRSA
KISKANÇ
KIZ KULESİNDE FACİA
LEBLEBİCİ HORHOR
MİLYON AVCILARI
NASREDDİN HOCA DÜĞÜNDE
NAŞİT DOLANDIRCI
Samson - 1918
SÖZ BİR ALLAH BİR
SÖZDE KIZLAR
Spartaküs - 1924
ŞEHVET KURBANI - 1940
Şeytana Tapanlar - 1918
Tamilla - 1924
TOSUN PAŞA


YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESELLER


Zafer Yolları - 1923


ÖDÜLLERİ


Türk sineması ilk uluslararası ödülünü Muhsin Ertuğrul'un Leblebici Horhor adlı filmiyle kazandı. Film, 2. Venedik Film Festivali'nde Onur Madalyası ile ödüllendirildi.

Konu Hale tarafından 26 Temmuz 2015 Pazar - 20:16 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Muhsin Ertuğrul



• 7 Aralık 1932 - Muhsin Ertuğrul'un ''Bir Millet Uyanıyor'' filmi, gösterime girdi.

Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’nun eserinden uyarlanan film, vatan hainlerinden Said Molla ve yandaşlarına karşı mücadele eden Kuvayi Milliyeci bir yüzbaşıyla emir erinin kahramanlık öyküsü üzerine kurulmuş. Yüzbaşı Davut ve emir eri Tilki, cephede savaşırlarken İzmir düşmandan geri alınır. Filmin unutulmayan sahnelerinden biri Yahya Kaptan rolündeki Atıf Terzioğlu'nun çeşmeden su içerken düşmanlar tarafından öldürülmesidir. Bu yolla ünlenen Terzioğlu, soyadını Kaptan olarak değiştirir. Filmin bir başka özelliği, Atatürk'ün Çankaya Köşkü'nde kamera karşısına geçip büyük nutkunu kendi sesiyle okuması. Bu tarihsel sahne sonradan filme eklenmiş.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_7_Aralik_December_t11601.html'] Atatürk Günlüğü - Today | 7 Aralık - December 1932 - Muhsin Ertuğrul'un ''Bir Millet Uyanıyor'' ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_7_Aralik_December_t11601.html'] Atatürk Günlüğü - Today | 7 Aralık - December 1932 - Muhsin Ertuğrul'un ''Bir Millet Uyanıyor''

http://www.kadimdostlar.com/Sinema_Dunyasi_Film_Arsivi_ve_Vizyondaki_Filmler_f31/Turk_Sinema_Tarihi_22_Aralik_1895_Donemler_Fi_t1790.html'] Türk Sinema Tarihi (22 Aralık 1895) | Dönemler, Filmler, Başarılar' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Sinema_Dunyasi_Film_Arsivi_ve_Vizyondaki_Filmler_f31/Turk_Sinema_Tarihi_22_Aralik_1895_Donemler_Fi_t1790.html'] Türk Sinema Tarihi (22 Aralık 1895) | Dönemler, Filmler, Başarılar

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Muhsin Ertuğrul


• 7 Aralık 1932 - Muhsin Ertuğrul'un ''Bir Millet Uyanıyor'' filmi, gösterime girdi.


Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’nun eserinden uyarlanan film, vatan hainlerinden Said Molla ve yandaşlarına karşı mücadele eden Kuvayi Milliyeci bir yüzbaşıyla emir erinin kahramanlık öyküsü üzerine kurulmuş. Yüzbaşı Davut ve emir eri Tilki, cephede savaşırlarken İzmir düşmandan geri alınır. Filmin unutulmayan sahnelerinden biri Yahya Kaptan rolündeki Atıf Terzioğlu'nun çeşmeden su içerken düşmanlar tarafından öldürülmesidir. Bu yolla ünlenen Terzioğlu, soyadını Kaptan olarak değiştirir. Filmin bir başka özelliği, Atatürk'ün Çankaya Köşkü'nde kamera karşısına geçip büyük nutkunu kendi sesiyle okuması. Bu tarihsel sahne sonradan filme eklenmiş.



Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_7_Aralik_December_t11601.html']Atatürk Günlüğü - Today | 7 Aralık - December 1932 - Muhsin Ertuğrul'un ''Bir Millet Uyanıyor''' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_7_Aralik_December_t11601.html']Atatürk Günlüğü - Today | 7 Aralık - December 1932 - Muhsin Ertuğrul'un ''Bir Millet Uyanıyor''

http://www.kadimdostlar.com/Sinema_Dunyasi_Film_Arsivi_ve_Vizyondaki_Filmler_f31/Turk_Sinema_Tarihi_22_Aralik_1895_Donemler_Fi_t1790.html']Türk Sinema Tarihi (22 Aralık 1895) | Dönemler, Filmler, Başarılar' target='_blank'>Türk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Sinema_Dunyasi_Film_Arsivi_ve_Vizyondaki_Filmler_f31/Turk_Sinema_Tarihi_22_Aralik_1895_Donemler_Fi_t1790.html']Türk Sinema Tarihi (22 Aralık 1895) | Dönemler, Filmler, Başarılar

#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı