İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Damatlık | Damatlığın Tarihi - Osmanlı'da Damat Kavramı - Damat Demek Gelinle Uyumlu Olmak Demek

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Damatlık


Damatlığın Tarihi


Anne ve babaya göre kızlarının "koca"sı ya da "güvey" olarak tanımlanan damat, aslen Osmanlı imparatorluğunda oldukça büyük bir kıdeme karşılık geliyordu. Tıpkı gelinlerin prenses gibi görüldüğü düğün günlerinde damat da "paşa" (prens de diyebiliriz) olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi gelin küçük bir tarihi gezintiye çıkalım ve damadın tarihçesine değinelim.



Resmi ekleyen




Osmanlı'da Damat Kavramı


Osmanlı İmparatorluğunda, padişahların kızları, kız kardeşleri veya kardeş kızlarıyla evlenerek Osmanlı hanedanıyla yakınlık kuran erkekler damat paşa adıyla anılırdı. Damat paşalara önceleri güvey 16. yüzyıl'da damat, daha sonra damad-ı hazreti şehriyarî (veya padişahî) dendi. Padişah ablasıyla evlenen damatlara da enişte denirdi. Saraya damat seçilirken yaş, rütbe veya soyluluğa bakılmaz, daha çok adayın gelecekteki mevkii dikkate alınırdı. İmparatorluğun kuruluş döneminde damat olarak, Anadolu Selçuklu ailelerinden beyler seçilirdi, daha sonra padişahlar kendilerine bağlı sancak beylerini tercih ettiler. İlk damatlar arasında I. Murat'ın kızı Nefise Hatun ile 1381 yılında evlenen Karamanoğlu Alâeddin Bey, Çelebi Mehmed'in kızlarıyla evlenen Candaroğulları'ndan İbrahim ve Kasım, Karamanoğulları'ndan İbrahim, Ali ve İsa Beyler vardır. İlmiye sınıfından damat seçilmedi, yalnız Yıldırım Bayezit kızını Emîr Sultan'a verdi. Eski Türk ailelerinden seçilen damatlardan biri de Fatih'in kızıyla evlenen, Uzun Hasan'ın oğlu Uğurlu Mehmed Mirza'dır.

16. yüzyıl'dan başlayarak damatlar, Osmanlı memurları arasından seçildi. Doğrudan doğruya padişah kararıyla seçilen kimseye seçim haber verilir ve hazırlanması istenirdi. Damat paşalar, hanedana duydukları saygı yüzünden sultan hanımların bütün isteklerine boyun eğerlerdi, bunun yanında birbirini seven çiftlere de rastlanırdı. IV. Murat'ın kızı Kaya Sultan ile Melek Ahmed Paşa arasındaki aşk tarihlerin konu edindiği bir ilişkidir. Padişahlar bazen sevdikleri vezirlerine henüz küçük yaşta bulunan kızlarını nişanlar veya nikâhlarlardı. Bu yüzden kocalarının ölümüyle küçük yaşta dul kalan sultanlar vardır.

Padişah yakınıyla evlenenler eski karılarını boşamak zorundaydılar. Buna karşılık sultan olan olan eşlerini boşayamazlardı. Sultanlar ise isterlerse, hükümdardan izin alarak boşanabilirler, bu evliliklere bazen bizzat padişah son verirdi. Örneğin, veziriazam Lütfü Paşa, eşi olan Kanunî'nin kız kardeşi Şah Sultan'a hakaret ettiğinden damatlığı ile birlikte veziriazamlığına da son verilmiştir. IV. Murat, kız kardeşi Fatma Sultan'ın kocası kaptanıderya Çatalcalı Hasan Paşa'ya kızmış ve onu damatlıktan azletmiştir. II. Abdülhamit, kızı Naime Sultan'ın kocası Kemaleddin Paşa'yı, IV. Murat'ın kızıyla buluştuğunu haber alınca damatlıktan çıkarmakla kalmayarak, Bursa'ya sürmüştür.

Taşrada görevli bulunan damat adayları, eşleri sultan hanımların İstanbul'dan çıkmalarına izin olmadığı için merkeze alınırlardı. Damatların memurluk maaşları yanında, günde 1.000 ile 1.500 akçe arasında değişen ödenekleri ve sultan paşmaklıkları vardı. Damatların İstanbul'da devlet işlerine karışmalarını önlemek için Fatih zamanında konan usuller Kanuni devrine kadar sürdü.

Osmanlı tarihinde pek çok damat yer alır; bunlar arasında değerli devlet adamları olan Hersekzade Ahmed Paşa, Makbul İbrahim Paşa, Çorlulu Ali Paşa, Sokullu Mehmed Paşa, Kanijeli İbrahim Paşa, Silâhtar Ali Paşa, Nevşehirli İbrahim Paşa, Koca Ragıp Paşa, Muhsinzade Mehmed Paşa vb. sayılabilir.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Erkeklerin_Dunyasi_f52/Damatlik_Modelleri_Damatlik_Resimleri_Yaz_Geldi_t38331.html'] Damatlık Modelleri - Damatlık Resimleri | Yaz Geldi Düğünler Başladı Damatlık Seçenekleri Bizden' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Erkeklerin_Dunyasi_f52/Damatlik_Modelleri_Damatlik_Resimleri_Yaz_Geldi_t38331.html'] Damatlık Modelleri - Damatlık Resimleri | Yaz Geldi Düğünler Başladı Damatlık Seçenekleri Bizden

http://www.kadimdostlar.com/Moda_ve_Yeni_Trendler_Guzellik_ve_Bakim_f48/Gelinlik_Gelinligin_Tarihi_Gelinlik_Secimi_Nasil_t80042.html'] Gelinlik | Gelinliğin Tarihi - Gelinlik Seçimi Nasıl Olmalıdır? Gelinlik Kumaşları – Beden Tipinize Göre Gelinlik Seçimi - Gelinlik Tercihinde Önemli Noktalar – Gelinlik Modelleri - Gelinlik Ölçüsü Alma ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Moda_ve_Yeni_Trendler_Guzellik_ve_Bakim_f48/Gelinlik_Gelinligin_Tarihi_Gelinlik_Secimi_Nasil_t80042.html'] Gelinlik | Gelinliğin Tarihi - Gelinlik Seçimi Nasıl Olmalıdır? Gelinlik Kumaşları – Beden Tipinize Göre Gelinlik Seçimi - Gelinlik Tercihinde Önemli Noktalar – Gelinlik Modelleri - Gelinlik Ölçüsü Alma

Konu Hale tarafından 20 Ağustos 2015 Perşembe - 16:18 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Damatlık


Damat Demek Gelinle Uyumlu Olmak Demek


Damatların en büyük şanssızlığı damatlığın hep sona bırakılmasıdır.

Gelinlik seçimi, düğün mekanının ayarlanması, ev bark derken bütün bu işlerle o kadar meşgul olunur ki ne yazık ki son dakikaya bırakılır damatlık seçimi. Oysa damatlığın seçimi de en az gelinlik kadar özen ister. Pantolon, ceket, gömlek ve papyonla iş bitmez.

Tüm bunlara ek olarak ince ayrıntılar gibi gözükse de kol düğmesi, kravat iğnesi, kuşak, kemer, yelek ve ayakkabı da ince ince düşünmelidir. Keza bir damatlığı tamamlayan ve geceye şıklık katan yegane aksesuarlardır. 2009 yılının damadı gelinle uyumlu olmalı. Gelinliklerle uyumlu damatlıklar bu yıl çok moda. Örneğin gelin doreli bir duvak takıyorsa, damat da doreli bir papyon kullanıyor. Ya da gelin çiçeğini pembe yaptırıyorsa kravat da uyumlu bir pembe oluyor. Bu şekilde gelin ve damat giysileriyle de birbirlerine ne kadar uyduklarını bir kez daha kanıtlamış oluyor. Siz siz olun eşinizle aranızdaki uyumu en güzel gününüzde gözden kaçırmayın.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Damatlık


Erkek giyimi insanın var oluşundan yani M.Ö. devirlere kadar uzanmaktadır. Örtünmek Adem (a.s)'a kadar uzanmaktadır. Türklerin koyun yününden ve ketenden iplik yapmasıyla birlikte erkek giyiminde de ilk değişim başlamıştır. Hayvan derisi giysilerinden dokuma giyisisine doğru yönelmiştir..

Eski Türkler (şimdiki kızılderililer) hayvan derisini terbiyelendirerek deri giyimine farklılık getirmiş, ilk pantolon ve ceket (mont) yaparak yeni bir devir başlatmışlardır. Daha sonraları savaşlar ve tacirler tarafından deri kıyafetleri yapılış tarzıyla birlikte Avrupa'ya taşınmıştır.

Avrupa'da kürklü deriyle çıplak deri bir araya getirilerek farklı kıyafetler ortaya çıkartılmıştır. Damatlık elbisesi Türklerde özel bir ilgi alanı olmuştur. Evlenecek erkeğin çok güçlü görünmesi ve kendini kanıtlaması gerekmekteydi. Türklerde yünlü deri yerine daha heybetli ve güçlü gösterecek giyisiler tercih edildiği için koyun yününden yapılan kalın kaşe kıyafetler giydirilerek farklılık teşkil edilmiştir.

Bey, ağa oğlu, yörük başı ve muhtar oğulları bu giydikleri damatlıklarla kendilerini ön plana çıkartmıştır. Koyun derisiyle birlikte koyun yününü eğriyerek iplik haline getirip erkek elbiseleri ve damatlık yapılmasıyla devlet yöneticilerinin başlıca kıyafetleri arasında yer almıştır. Biliyorsunuz ki kıyafetler devletlerin şekillerini ve yönetim biçimlerini de göstermekteydi. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte, ilk damatlıkta keten ve yün ipliğinden yapılan kumaşlarla dikildiği ve Türk erkeklerinin giydiği ileri sürülmektedir. Eski çağlarda dünyanın bir çok ülkesinde evlenecek erkek düğün günü temiz ve günlük kıyafet giyerek kilisede veya yakın çevresinin toplu halde bulunduğu bir eğlence yerinde evlenirlerdi. Türklerde ise erkekliğin 3'üncü ayağı olarak gösterilmekteydi. Erkekliğin birinci ayağı, çocukluktan gençliğe yani kılıç tutma ve avlanma, İkinci ayağı ise evine geçim sağlatmak ve devleti için savaşmaktı.

İşte üçüncü ayağı da evlenmektir. Erkekliğin bu evreleri yapılırken Türk erkekleri kıyafetleri hep değişik ve özel yapılmaktadır. Kıyafetler ülkeleri, bölgeleri, illeri, obaları ve ailelerin yaşam tarzlarını belli ettiği için olduğundan daha yüksek görünmeye çalışmaktaydılar. Davullu zurnalı yapılan düğünlerde topluluk içinde bulunan damadın kıyafetlerinden dolayı ön planda görünmeliydi. Türklerin yaşadığı bölgelere gelen, Tacirler, macirler, sanatçılar gibi vb. kişiler veya toplulukların bu gelenekleri kendileriyle birlikte Avrupa'ya yayıldığı kaynaklarca gösterilmektedir.

Avrupa bu giyim tarzı tekstil sanayisini kurarak geliştirmiştir. Evlenen damatların kıyafetleri de değişmeye başlamıştır. Kısacası Avrupa'da tekstil sanayisi hamleleri atılırken, Türkler de İslamı kabul etmesiyle Arap giyimine doğru yönelmiş ve kılık kıyafetlerinide bulundukları ülkeye sokmuştur. Arap kültürünü kabullenen Türkler daha sonraları, şalvar türü kıyafetlerle birlikte Türk damat kıyafetleri de farklılaşmıştır. Zaman ilerledikçe şalvar ve kadınların çarşafla kapanmış ve Çin'den getirilen ipek vb. pahalı kumaşlara yönelinerek; kaftan, şalvar gibi kıyafetler ağırlıkla kullanılmaya başlanmıştı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son 200 yılında ise daha da ağırlıklı olmaya başlamış ve Arap giyim kültürü ülke geneline tamamen yayılmış durumdaydı. 1. Dünya savaşından sonra parçalanan Osmanlı İmparatorluğu'nda işgalci güçler Anadolu'yu işgaliyle birlikte yeni bir devletin kurulması ve kıyafet devrimininde adımlarının atılmasına neden olmuştur.

Kurtuluş savaşında işgalci güçlerin kaybetmesiyle birlikte yapılan Lozan Antlaşmasıyla kalan Osmanlı toprakları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kıyafet devriminin atılımının yapılmasının Türkler için aydınlığa giden yolun basamaklarından bir tanesi olduğunu görmüş ve gerekli atılmaları kanunlar çıkartarak yapmaya başlamıştır.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medeni insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medeni ve beynelminel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de İnebolu’da “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” diyerek, medeni yaşayışa uyan kıyafetin kabulü gerekliliğini belirtmiştir.

Atatürk’ün uyarması üzerine daha 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, medeni kıyafet değişimi olarak halk arasında iyi karşılanmıştı. Bundan sonra, cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştı.


Bunun yanında bir de Fıtri zevk her Millette farklı şekillerde gelişmiş bunun neticesi olarakta her Milletin tercih edecegi ölçü ayrı ayrı olmuştur. Herhangi bir Milletin hayat tarzı, Üslubu, içinde bulundugu cografi durum, iktisadi- ekonomik, medeni, fikri ve manevi şartlarda kıyafetler degişmiş, içerisinde bulundugu umumi geçim imkanları İş, sanat, zenginlik, fakirlik gibi içerisinde bulunduğu şartlarda kıyafeti etkileyici sebeplerden sayılmıştır. Ayrıca toplumlara göre degişen renk sembolü oldugunu da unutmamak lâzımdır. Yani kısaca elbise toplumların üzerindeki önemli bir işarettir. Ve bu işaretimiz muhatabınıza-karşımızdaki kişiye hangi gruba ait oldugumuzun görüntülü mesajını verir. Kıyafetimiz , evimizle, barkımızla birlikte bizlerin ait oldugu grubu açıkça ortaya koyar. Kıyafet devriminden sonra, Avrupa'daki erkek giyim modelleri Türkiye'ye girmeye başlamış ve tekstil sanayisinde de hamleler yapılmıştır. Şimdi ise Türkiye tekstil sanayisi bakımından dünyada sayılı ülkelerden birisi durumundadır.


Derlemedir


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı