İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Osman Gazi | 1258 - 1326

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Osman Bey, Osman Gazi ya da I. Osman (d. 1258, Söğüt – ö. 1326, Bursa)


Resmi ekleyen



Osmanlı Beyliği'nin kurucusudur. Babası Ertuğrul Gazi, annesi ya da babaannesi, Hayma Ana'dır (Hayma veya Hayme Hatun). Çocukları Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey ve Fatma Hatun'dur.

Yaşamının erken dönemleri hakkında güvenilir kayıtlar yoktur. Dönemine ait tüm çağdaş eserler büyük ölçüde 1422 ya da hemen sonrasında tarihlendirilen ve artık mevcut olmayan özgün bir metinden türemiş oldukları açıktır. Çağdaşı ünlü gezgin İbn Battuta, Osman Bey'in oğlu Orhan Bey'i, o dönemdeki başkent Bursa'da ziyaret etmiştir. 1283'te babası Ertuğrul'un ölümü ile babasının yerine Anadolu Selçuklu Devleti'nin "uçbeyi" oldu. 1299'da Anadolu Selçuklu Devleti'nin "büyük uçbeyi" oldu. Bu tarih, aynı zamanda birçok tarihçi tarafından Osmanlı'nın kuruluş tarihi olarak kabul edilir.

Osman Bey, büyük uçbeyi olduktan sonra Bizans yönündeki faaliyetlerine hız verdi. Çünkü o dönemlerde Bizans; isyanlar, kargaşalar ve taht kavgaları içindeydi. Durumdan faydalanan Osman bey Karacahisar, Bilecik, Yarhisar, Bilecik, İnegöl ve Yenişehir'i aldı. 1288'de beyliğin başkenti Bilecik'e taşıdı.

Bizans ordusu ile yaptığı Koyunhisar Savaşı'nı kazandı. Koyunhisar Savaşı, Bizanslılar ile Osmanlılar arasındaki ilk savaştır. Bazı tarihçiler, Osmanlı'nın kuruluş tarihi olarak, Koyunhisar Savaşı'nın kazanıldığı 27 Temmuz 1302 tarihini gösterirler. Bu savaşla birlikte Osman Bey'in adı ve Osmanlı Beyliği, Anadolu çapında tanınmıştır. Bu zafer dolayısıyla Anadolu'dan gönüllüler Osman Bey'in safında savaşmak üzere Batı Anadolu'ya akın ettiler. Bu zaferle İznik ve İzmit'in fethi kolaylaştı. Bursa kuşatıldı, fakat alınamadı.

Osman Bey, sağlığının bozulması nedeniyle 1320'de beyliğin yönetimini oğlu Orhan Bey'e bıraktı. 1326'da Söğüt'te nikris hastalığından öldü. Türbesi Bursa'dadır.

Osman Gazi, babası Ertuğrul Gazi'den yaklaşık 5 bin km² olarak devraldığı Osmanlı toprağını oğluna 16 bin km² olarak devretmiştir. İlk Osmanlı parası olan "akçe", Osman Bey'in zamanında basılmıştır. Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit, Bilecik/Domaniç'in Çarşamba köyünde Osman Bey'in annesi veya babaannesi olan Hayma Ana'nın türbesini yaptırmıştır.


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Hayme Ana Türbesi - Bursa



VASİYETİ


OSMAN GAZİ'NİN, OĞLU ORHAN GAZİ'YE NASİHATİ (VASİYETİ)

Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz.

Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan'ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer'i şerifin dışına çıkmazdı. Zulümden, bid'atten sakın. Zulme ve bid'ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar. Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür.

Beytü'l-mali koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!.. Şer'i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.

Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru!..

Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!..Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar.

Askeri erkanı iyi koru!..

Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun.

Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!.. Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye'ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi'yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru.

Allah'ın (c.c.) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüs de Allah'ın yardımına güven.

Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!..

Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!..

Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan".

Konu Hale tarafından 21 Ağustos 2015 Cuma - 17:44 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
HeaT

HeaT

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Sorumlu
  • 451 İleti
  • Gender:Male
  • Location:Isparta
OSMAN BEY DÖNEMİ (1281-1324) ÖNEMLİ OLAYLAR:

1)- Karacahisarı Bizans'tan almış, uc beyliğine atanmıştır.
2)- Bilecik, inegöl, Yarhisar ve Yenişehri alarak, İzmit'e yaklaştı.
3)- Bizans Tekfurlarını KOYUNHİSAR savaşında yendi.
Koyunhisar savaşının sebebi: Osmanlıların İzmit'e yaklaşmalarından korkuya kapılan Bizans Tekfurlarını anlaşarak Osmanlılar üzerine yürümesi.
Sonuçları ve Önemi: Bu savaşı Osmanlılar kazandı.Böylece Bursa'nın kuzeyi hariç üç tarafı Osmanlı topraklarıyla çevrildi.

4)- Mudanya fethedilmiş, Bursa kuşatılmıştır.

OSMAN BEY HAKKINDA:

Ertuğrul Gazi'nin ölümünden sonra beyliğin başına geçmiş, 1320 den itibaren rahatsızlığı sebebiyle askeri harekatın başına oğlu Orhan Beyi geçirmişti. Şeyh Edebali'nin kızıyla evlenmiş, ahilerin desteğini kazanmıştır. Türbesi Bursa'da
GÜMÜŞLÜ KÜMBET'dedir.






Konu Hale tarafından 21 Ağustos 2015 Cuma - 17:45 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Osmanlı'yı Osmanlı Yapan Sır


Osmanlı’yı Osmanlı yapan ve küçük bir Türk beyliğini koca bir imparatorluğa taşıyan sebepler araştırıldığında, maneviyat unsurunun ön planda olduğunu görüyoruz. Tâ kuruluş yıllarından itibaren Osmanlı en çok bu konuya önem vermiş, devlet yönetimini devralan her yeni idareciye birer nasihâtnâme bırakılmıştır. Osman Gazi’nin, oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetnâmesi de bu mânâda bir nitelik taşımakta; günümüze kadar hala değerini korumaktadır. Bu vasiyetnâmeyi buyrun birlikte okuyalım:


Resmi ekleyen



“Ey oğul..!

Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira; farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala–harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!..

Zira, Yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber–i Zişan’ın (sav) sadık tebligatı üzere hareket eder de şer’i şerifin dışına çıkmazdı.

Zulümden, bid’atten sakın. Zulme ve bid’ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar. Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür.

Beytü’l–malı koru!

Devletin servetini çoğaltmaya çalış!..

Şer’i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.

Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru!.. Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk–çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!.. Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askeri erkanı iyi koru!..

Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!..

Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab–ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!..

Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca ilahî yardımlara mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din–i Muhammedi’yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru. Allah’ın (c.c) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüste yüce Allah’ın yardımına güven.

Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!.. Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!..
Halkı taltif et,
Hepsinin rızasını kazan”.

(Osman Gazi)



Oğuz Köroğlu

Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Buyuk_Osmanli_imparatorlugu_f122/Seyh_Edebali_ve_39_den_Osman_Gazi_ve_39_ye_Nasih_t24871.html']Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye Nasihat..' target='_blank'>Şeyh' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Buyuk_Osmanli_imparatorlugu_f122/Seyh_Edebali_ve_39_den_Osman_Gazi_ve_39_ye_Nasih_t24871.html']Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye Nasihat..

Konu Hale tarafından 21 Ağustos 2015 Cuma - 17:47 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Osman Gazi'nin Rüyası


Osmanlı kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördüğü bir rüya ve buna bağlı olarak evliliğinden bahsederler. Osmanlı kaynaklarında birbirine yakın ifadelerle anlatılan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafından biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir.


Resmi ekleyen



Devrin, eğitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayışı hakkında fikir vermesi bakımından bu rüyayı değişik kaynaklardaki anlatılışlarını günümüz Türkçesine yakın bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayış ve fikrî seviyesi bakımından bir değerlendirme yapmaya imkan vermiş olacağız.

"Osman Gazi biraz ağlayıp dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasında kerameti açık ve belli olan bir şeyhin kendi halkı arasında bulunduğunu görür. Herkes bu şeyhe güvenirdi. Aslında onun dervişliği gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyalığı, malı, mülkü ve koyunları çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamlı herkese açıktı. Osman Gazi, bu dervişe konuk olurdu. Osman Gazi rüyasında bu azizin kuşağından bir ayın doğduğunu ve gelip kendi koynuna girdiğini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeğinden bir ağaç biter ki gölgesi dünyayı tutar. Gölgesinin altında dağlar var, her dağın dibinden sular çıkar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çeşmeler yaptırır. Osman Gazi gelip bunu şeyhe haber verir. Bunun üzerine şeyh Osman'a "Oğul Osman, padişahlık sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kızım Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahını kıydı.


Resmi ekleyen



Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasını yukarıdaki ifadeleri anlatırken Nesrî su ifadelerle olayı nakl eder:

"Meğer Osman'in halkı arasında aziz bir şeyh vardı. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliliği, kerameti belli olmuştu. Halkın itikad ettiği kimse idi. Bütün illerde meşhur olmuştu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyalığı sonsuzdu. Fakat fakirmiş gibi görünürdü. Hatta (kendisine) derviş (fakir) lakabı ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapıp gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasında bu şeyhin koynundan bir ay çıkarak, gelip kendisinin koynuna girdiğini, hemen göbeğinden bir ağaç bittiğini, âlemi tuttuğunu, gölgesinde dağların bulunduğunu, bu dağların dibinden pınarların çıkıp aktığını, kiminin bahçesini suladığını, kiminin çeşmeler akıttığını görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düşünü o azize anlattı.

Şeyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladına saltanat verdi. Bütün dünya evladının himayesi altında olacak, hem de kızım Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kızını Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düşünü yorduğu sırada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padişahlık verildi, şükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi.

(Osman) "Sana bir şehir vereyim" dedi.

Derviş "Şu köyceğize de razıyım, bana bir nâme (yazılı kâğıt, mektup, belge) ver" dedi.

Osman Gazi "Ben yazı yazmasını bilmem. Bir su kabı ile bir kılıcım var. (Onları) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladım anları senin elinde görüp ibka etsinler" dedi.

O su kabı ile kılıç onların elinde kaldı. Simdi dahi padişah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervişin evladına nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler.

Bu Edebali dediğimiz şeyh, yüz yirmi yaşında öldü. Ömründe, birini gençliğinde, diğerini de yaşlılığında (olmak üzere) sadece iki hatun aldı, ilk hatununun kızını Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kızı idi. Hayreddin Paşa ile bacanak oldular.

Bu menakib, Edabali oğlu Mehmed Paşa'dan nakledildi. Aynı rüya, Solakzâde tarafından da su şekilde verilmektedir:

"Osman Han, merhum babasının yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasında ve gaza meydanında kendini gösterdi. Âlimlere ve şeyhlere çok fazla itikadı vardı. O zamanın yüce makam sahibi, hal bilen şeyhi, Şeyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti olduğu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldılar. Rüya âleminde, Şeyh Edebali'nin koynundan bir ayin doğup gelerek kendi koynuna girdiğini gördüler. Bu ay kendisinin göbeğinden nihayeti olmayan bir ağaç seklinde biterek dalı ve budağı ile bütün dünyayı kuşatır. Cihan halkının bir kısmı bostan sular, bir kısmı ziraat yapar, bir kısmı seyran eder, bir kısmı da dolaşır.

Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalınca sabah namazını eda edip şeyh hazretlerinin huzuruna varır. Gördüğü rüyayı bir bir anlatır. Şeyhin bu rüyayı tabir etmesini diler.

Şeyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktıktan sonra başını kaldırıp Osman Gazi'ye;

"Ey yiğit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padişahlık verildi. Rüyanda gördüğün o ay, koynumdan çıkıp senin koynuna girdi. Sen benim kızımı alıp bana damad olacaksın. Bundan çocukların ve soyun olacak. Kıyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi.
Şeyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanların huzurunda kızı Rabia'yı Osman Gazi'ye nikahladı. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmiştir.

Daha önce de temas edildiği gibi Osmanlı kaynakları tarafından tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca değişik şekillerde verilir. Hammer, benzer rüyaların görüldüğüne dair haberlerin çok eskilere dayandığını ve hemen hemen birçok padişah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyaların görüldüğüne dair nakillerin bulunduğunu ifade ile söyle der:

"Büyük padişahların doğumundan önce gelecekte nail olacakları (ulaşacakları) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyaların nakli Sark (Doğu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is değildir. Benzer haberler, gerek çağdaş, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür."

Osman Gazi ile ilgili rüya hakkında böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayı değişik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanlı kaynakları ile Hammer'in ifadesini karşılaştırmak isteyenlere bir kolaylık olsun diye onun verdiği bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz:

Karamanın Adana şehrinde doğmuş olan Şeyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fıkıh (İslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskişehir'e yakın İtburnu köyüne gelip yerleşmişti. Osman, zaman zaman oraya gelip şeyhle görüşürdü. Osman bir gece Edebali'nin kızı Malhatun'u görüp âşık oldu. Fakat şeyh, Osman'ın iyi niyetine tam olarak güvenemediği ve bu genç ile kızı arasında mevcud olan eşitsizliği göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaşlarına ve komşularına açar. Bunlardan biri olan Eskişehir beyi, Osman'ın anlatması üzerine Malhatuna gönül verir. Kızı kendisi için istedi.

Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskişehir Beyi'nin öc almasından korktuğu için, o beyin topraklarını terk ederek gelip Ertuğrul bölgesine yerleşti. Bu yer değişimi, iki bey arasında büyük bir düşmanlığa yol açtı.

Bir gün Osman, kardeşi Gündüzalp ile birlikte komşusu ve dostu olan İnönü beyinin evinde iken, Eskişehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çıka geldiği görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'ın kendilerine teslim edilmesini istiyorlardı. İnönü beyi, gerçek misafirperverliğin bu şekilde bozulmasını kabul etmeyerek onları vermeyeceğini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atılıp mücadeleye başladılar. Eskişehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karşı bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasının yerine geçince, Köse Mihal atalarının dinini bırakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'ın yükselmekte olan gücünün sağlam dayanaklarından biri oldu.

Böylece Osman, Rumlar arasında bir dost kazanmış, ama henüz sevdiği insana kavuşamamıştı. Aradan iki yıl geçti. Bu iki sene zarfında kuşkular ve şüpheler onun yakasını bırakmıyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babası, Osman'ın sebatkârlığından duygulanarak ilahî bir işaret olarak gördüğü rüyayı onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Şeyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabırla yatağına girip yatar.

Uyuyunca şu rüyayı görür:

Ev sahibi yanında yatıyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin göğsünden bir hilâl çıktı. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alınca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarından bir ağaç belirir. Bu ağaç dallanıp budaklanıyor, gittikçe güzellik ve yeşilliği artıyordu. Dalların gölgesi, üç kıta ufuklarının nihayetlerine kadar karaları ve denizleri kaplayıverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük sıradağ silsilesi, bu yapraklar çadırının dört desteği gibi görünüyordu. Ağacın kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüş olarak Dicle, Fırat, Nil ve Tuna fışkırıyordu. Kırlar, ekinlerle çevrilmişti.

Dağlar ise sık ormanlarla taçlanmış bulunuyordu. Bu dağlardan çıkan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasında dolaşa dolaşa akıyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, haşmetli kulelerle süslü şehirler görünüyordu. Bütün bunların zirvelerinde birer hilâl parıldıyordu. Minarelerin şerefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çağırıyordu. Tam bu sırada hızla esen bir rüzgâr çıkmıştı. Ağacın yapraklarını dünyanın bütün şehirleri üzerine, özellikle iki denizin birleştiği, iki karanın kucak açtığı iki dünyayı çeviren bir halkanın en değerli taşı niteliğinde olan İstanbul'a doğru savuruyordu. Osman, halkayı (yüzüğü) parmağına geçirmek üzere iken uyandı.

Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birleşmesinden doğacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanın tabiri, genç savaşçının Edebali'nin kızı ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Düğün şöleni, hükümdarların düğünü gibi değil, Peygamberin şeriatına ve gösterdiği örnege uygun olarak yapıldı. Iki sevgilinin nikâhını, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (başka kaynaklarda Turgud) adındaki derviş kıydı.

Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bileciğe bağlı Kozağaç adındaki köyün gelirlerini paşmaklık olarak tahsis etmiştir. Bilahare o da bu hasılatı tekkeye vakf etmiştir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini taşıyan ve Bilecik kadısına gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir:

"Bilecik kadısına hüküm ki, ecdad-i izamımdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi paşmaklık ihsan etmeğin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan...

Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Şeyh Edebali'nın Osman'la evlendirdiği, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydının olması bu kadının Şeyh Edebalı'nın değil, Ömer Bey'in kızı olduğunu göstermektedir. Ayni şekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babası Şeyh Edebalı, Osman'ın vefatından üç ay önce Bilecik'te vefat etmişlerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatından sonra hâla hayattadır.

Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oğlu Orhan'ın annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Şeyh Edebah'nin kızı olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oğlu Alâeddin'in annesi idi.

Konu Hale tarafından 21 Ağustos 2015 Cuma - 17:48 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Osman Gazi


Hanedanda İlk Başkaldırı


Osmanlı Ailesi içinde ilk düşünce ayrılığı Osman Gazi zamanında ortaya çıkmıştı.


Resmi ekleyen



Osman Gazi



Konunun Devamı İçin:
http://www.kadimdostlar.com/Osmanli_Padisahlari_Valide_Sultanlar_Padisah_Esle_f169/Hanedanda_ilk_Baskaldiri_Osman_Gazi_Devlet_Poli_t81401.html'] Hanedanda İlk Başkaldırı | Osman Gazi, Devlet Politikasına Zarar Vermesin Diye Amcası Dündar Bey’i Öldürmüştür' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Osmanli_Padisahlari_Valide_Sultanlar_Padisah_Esle_f169/Hanedanda_ilk_Baskaldiri_Osman_Gazi_Devlet_Poli_t81401.html'] Hanedanda İlk Başkaldırı | Osman Gazi, Devlet Politikasına Zarar Vermesin Diye Amcası Dündar Bey’i Öldürmüştür

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı