İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

“Vatansızlar, Yeni Mandacılar Bir Yana, Vatanseverler Bir Yana…” | Ali Eralp

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


“Vatansızlar, Yeni Mandacılar Bir Yana, Vatanseverler Bir Yana…”

Resmi ekleyen


Ali Eralp

Ya vatansız, küreselci, yeni mandacı, Amerikancı olacaksın; ya vatansever, milliyetçi olacaksın…


Ya yandaş, yalaka, çıkarcı olup ezenlerin, sömürenlerin cephesinde saf tutacaksın; ya halkının, ulusunun, ezilenlerin yanında saf tutacaksın…

Ya Derviş Mehmet’ten yana olacaksın, ya Kubilay’dan yana…

Ya Şeyh Saitlerden, Seyit Rızalardan, İskilipli Atıf Hocalardan, Vahdettinlerden yana olacaksın, ya Atatürk’ten…

Ya şeriatçı, dinci olup, din tacirliği yapacaksın; ya laik olup, din sömürücülüğüne karşı çıkacaksın, herkesi inancında, ibadetinde özgür bırakacaksın… Kimseyi, inancından dolayı suçlamayacaksın…

Ya terör örgütü PKK’dan, Kürdistan’dan yana olacaksın, ya Mehmetçikten, ülkenin bölünmez bütünlüğünden, Türkiye’den yana olacaksın…

Ya neoliberal, bukalemun, yanardöner olacaksın ve hem ABD’nin, hem AKP’nin, hem Fethullah Gülen’in avukatlığına soyunup, onların düdüğünü çalacaksın ya devrimci olup Cumhuriyeti, Atatürk’ü, 1923 Devrimini, TAM BAĞIMSIZLIĞI savunacaksın…

Ya ortaçağdan yana olacaksın, ya aydınlanmadan yana…

İKİSİ ORTASI YOKTUR BUNUN…

Hem HDP’yi ve PKK’yı tutacaksın, hem bebek katillerine GERİLLA diyeceksin, seçimlerden sonra onlarla koalisyon düşüneceksin, vatanı parçalama yolunda vatansızlarla işbirliği yapacaksın,

Hem ABD’nin, AB’nin, NATO’nun en sadık müttefiki olacaksın, kapalı kapılar arkasında gizli görüşmeler yapacaksın,

Hem sömürgeci devletlerin ağzından konuşup, ülkemizi soykırım yapmakla suçlayacaksın, savaş esnasında Türkleri sırtından bıçaklayan Ermenileri görmeyeceksin, görmezden geleceksin, emperyalist devletlerle birlikte ülkeni köşeye sıkıştırmaya çalışacaksın,

Hem Cumhuriyetle, devrimlerle, en büyük antiemperyalizm savaşçısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le “yüzleşeceğiz, hesaplaşacağız” diyeceksin ve Atatürk’e karşı İngiliz ve Fransız emperyalizminin yerli uşakları Şeyh Saitleri, Seyit Rızaları, İskilipli Atıf Hocaları savunacaksın,

Sonra da çıkıp “Ben solcuyum, ben devrimciyim…” diyeceksin…

Adama “HADİ BE ORDAN, SEN ÇOCUK MU KANDIRIYORSUN, SEN HİÇ AYNAYA BAKTIN MI, YALANCI, SAHTEKÂR SIFATINI GÖRDÜN MÜ?” demezler mi?

Son zamanlarda bir “yeni, yenileşme” edebiyatı başladı.

Partiler yenileşiyor, gazeteler yenileşiyor, iktidar yenileşiyor…

Yani özetle Türkiye “YENİ TÜRKİYE (!)” oluyor…

Aslında bu “YENİLEŞME” girişiminin temelleri 1980’lere uzanır…

1980’lerde ABD, tüm dünyada yeni bir akım başlatmıştı. Bu akımın adı “yeni özgürlükçülük” anlamına gelen “neoliberalizm” idi.

Amerika’nın tek hedefi, Küreselleşme düşüncesini ön plana çıkarıp, ulusal bilinci yok ederek, devletleri dilediği gibi yönetmekti.

Bu programı toplumlara sevdirip benimsetebilmesi için yerli işbirlikçiler bulması gerekiyordu.

Bu işbirlikçiler kraldan çok kralcı olmalı, canla başla emperyalizmi savunmalıydılar. Dönek solcular bu iş için biçilmiş kaftan, eşsiz bir kaynaktı.

Özellikle Özal zamanında yeni liberalizm geniş bir uygulama alanı buldu. Birçok liboş yetiştirdi.

Liberal solcular, küreselleşmeyi sevimli gösterebilmek için evrensel kültür, özgür düşünce, serbest piyasa, sivil toplum, özelleştirme, demokrasi, insan hakları kavramlarını dillerinden hiç düşürmediler. Bol bol kullandılar. Neoliberal yoz kültürün yaygınlaşabilmesi için canla başla çalıştılar. Bu ihanet etkinlikleri ile Türkiye’yi ulusal değerlerinden ve Kemalist geçmişinden kopararak, Batı’nın yoz kültürüne teslim ettiler.

Aynı yıllarda, aynı akım Latin Amerika ülkelerinde de görüldü. Uluslararası sermaye, neoliberalizm silahını kullanarak oralarda da yer altı ve yerüstü zenginliklerini talan etmeye başladı.

Küba devlet başkanı Fidel Castro, “Neoliberalizm, emperyalizmin dünya çapındaki hegemonyasının bugünkü ideolojisidir” diyerek bu konuya dikkat çekmişti.

Neoliberalist düşünce sistemine göre ulusal politikalar, ulusal ekonomiler artık önemini yitirmişti.

Tüm dünya küreselleşmeye doğru giderken ulus devletleri savunmak, çağdışı kalmak demekti. Önemli olan ulusların bütünleşmesi, kaynaşması, “dünya devleti” çatısı altında bir araya gelmesiydi. Doğru seçenek buydu.

Onun için uluslar artık küreselleşme yasalarına uymalı, emperyalizm korkusu ve düşmanlığını yenmeliydi. Çünkü Yeni Dünya Düzeninde emperyalist devletlerin yerini dost ülkeler(!) ve stratejik ortaklıklar almıştı.

Bu konuda Chavez şunları vurgular:

“Biz Venezüellalılar için emperyalizm konusunu tartışmak büyük önem taşır, çünkü bu kavram konuşmalardan, tartışmalardan silinmişti. 500 yıldır dünya üzerinde varlığını sürdüren çirkin ve kokuşmuş emperyalizm, yüzüne makyaj yaparak, gülücükler dağıtıyordu. Onun dişleri görülmüyordu, onun pençeleri görülmüyordu, onun uzun gölgesi görülmüyordu…”

Ülkemizde de dinciler, bölücüler, liboşlar, Soros uşakları vatanı parçalama, satma konusunda öyle kenetlenmişler, öyle bir dayanışma ve bütünleşme içerisine girmişler ki ”emperyalizmin ne keskin dişlerini ne de yırtıcı pençelerini” gösteriyorlar. Onları gizlemeye çalışıyorlar.

Ona sevimli bir görünüm verebilmek için tüm yeteneklerini sergiliyorlar.

AKP iktidarının çabaları ile günümüzde emperyalizm iyilik, güzellik, demokrasi perisine dönüştü… Yeni bir görünüm kazandı. Kuzu oldu. Kuzucuk oldu…

Şimdi bu sevimli kuzucuk, neyi emrederse, AKP onu yapıyor. Muhalefet de ondan geri kalmıyor…

Kürt açılımı derse Kürt açılımı, Ermeni açılımı derse Ermeni açılımı… Hemen kolları sıvıyor. Girişimler başlıyor. Bütün bunları da İnsan hakları, demokrasi (!) adına gerçekleştiriyor.

Biz bu yoz, ihanet ortamının sürgit devam etmesinden yana değiliz. Sahte solcuların, numaralı cumhuriyetçilerin maskelerini indirmek için diyoruz ki: “Oynanan oyunları, kirli çamaşırları ortaya dökelim. Saflar belli olsun. Kimse devrimcilik, solculuk, Atatürkçülük adına hokkabazlık yapmasın…”

Büyük ozan Can Yücel’in deyişi ile biz diyoruz ki:

“Ülke bölünsün istiyoruz;

Yandaş, yalaka ve yavşaklar bir arafa

Onurlu, şerefli, üreten emekçiler ve vatansever insanlar bir tarafa...”



(alieralp37@gmail.com)






0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı