İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Nurullah Bakır - Feldkamp, Ersun Yanal'ı Hiç Ummadığı, Dolayısıyla da Çalışmadığı Yerden Vurmuştu.

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.702 İleti
  • Gender:Male


Çin ordusu
Feldkamp, Ersun Yanal'ı hiç ummadığı, dolayısıyla da çalışmadığı yerden vurmuştu. Aklı başında kim olsa bu maçta Ümit Karan'ın ilk 11'de oynayacağını söylerdi, hep birlikte yanılmış olduk.

Resmi ekleyen

Her şeyden önce kabul edelim bu maç Galatasaray için son derece zorluydu. Trabzonspor'un derli toplu bir takım olmadığını biliyoruz ama koşuları bir düşünün; 5 maçlık saha kapama bitmiş, tribünler tıklım tıklım dolmuş…Öte yanda Linderoth, Hakan, Ümit, Ayhan sahada değiller. Maç öncesi psikolojinin galibi kesinlikle Trabzonspor'du ama maç sonu skorbord aynı şeyi söylemiyordu. Maça çıkmadan önce 11'ini açıklarken Feldkamp muhtemeldir ki tahtaya şu dizilişi yapmıştı: Orkun- Uğur, Song, Servet, Hakan- M.Topal- Barış, Hasan Şaş- Lincoln- Serkan, Arda. Yani "Nonda-Ümit" ile oynayan takımın yerine, hücumda "Arda-Serkan" ikilisi yer alacaktı. Tahtaya çizdiğinizde benzer bir taktik anlayış üzerinde yerleştirebilirsiniz takımı ancak fiilen aynı sistemle oynamanız mümkün olmaz bu oyuncularla. Öyle de oldu zaten. Dünya futbolunun –bence- pek romantik dizilişi 4-6-0 ile sahadaydı Galatasaray; asla bana mana ifade etmeyen ve futbol anlayışım doğrultusunda asla doğru olmadığını düşündüğüm şekilde.

Serkan, Arda, Hasan, Lincoln, Mehmet Topal, çıkana kadar Barış ve hatta Uğur, Trabzon yarı alanında Çin ordusu gibi kopturup duruyorlardı. Hücum etkinliğini ayrıca tartışırız, ki bundan bence bahsetmek mümkün değildi, ancak rakibe nefes aldırmadıkları da bir gerçekti. Ayman ve Hüseyin gibi yaratıcılıktan uzak isimlere teslim edilmiş Trabzon orta alanı, ayağına her top alışında 2 Galatasaraylı bücürü ekarte etmek zorunda kaldı ve çoğu zaman da bunu becerip manalı bir hücum başlatamadılar.

Feldkamp, Ersun Yanal'ı hiç ummadığı, dolayısıyla da çalışmadığı yerden vurmuştu. Aklı başında kim olsa bu maçta Ümit Karan'ın ilk 11'de oynayacağını söylerdi, hep birlikte yanılmış olduk.

Feldkamp'ın birçok önemli maçta yaptığı gibi bu hareketi de rakibin ezberini bozmaya, takımın da maç konsantrasyon seviyesini yukarı çekmeye dönük, sinsice bir hareketti. Takdir etmek lazım. Ancak galibiyet idiyse amaç, bunu yakalayabilecek pozisyonlara girme noktasında santraforsuzluk ciddi sıkıntı yarattı, onu da ifade edelim.

Yukarıda da bahsettiğim üzere santraforsuz futbol bana pek romantik, pek gerçekçilikten uzak gelmekte. Altı tane adamdan nasılsa biri içerde olacaktır zihniyeti bu, pek iyi biliyorum, ancak bu her zaman öyle planlandığı gibi olmuyor. Dahası, en azından bir tane asli işi bu olan adam sahada bulunmalı ki rakip savunmanın dikkatini üzerine çekip, diğer isimlere boş alan yaratsın. Sırtı dönük top alıp, saklayıp, çoğalmayı sağlasın. Yüksek toplara stoperlerle beraber çıksın, alsın; velhasılı bir şeyler yapsın.

Serkan Çalık, kağıt üzerindeki tek santrafor olarak, bunların hiçbirini yapamadı, yapamazdı da 160'lık boyu ile. O en iyi yapabildiği şeyi yaptı, top aldı, sürdü, baktı ve az kullandığı sağ ayağı ile topu Ahmet'in asla yetişemeyeceği, o vuruşun olabilecek en mükemmel noktasına bıraktı. Barış Özbek ve Serkan Çalık'ı Galatasaray'a ve ligimize her kim kazandırdıysa sağolsun. İkisi de çok önemli yetenekler ve Galatasaray kadrosunda son derece doğru yerler işgal ediyorlar.

Sahanın benim için yıldızı ise Mehmet Topal'dı. Linderothsuz Galatasaray'ın biteceğini düşünenlere cevaben, milli formaya da aday olduğunun sinyallerini veren bir performans sergiliyor. Geçen yıl ciddiye alınması gerektiğini yazmıştım, bu sene tekrar söylemeye luzum hissetmiyorum. Uzun boylu bir orta alan oyuncusundan umulmayacak kadar doğru kullanıyor topları, şutları sert, düzgün ve isabetli, kademe anlayışı yerleşmiş, fiziki avantajlarını savunma yönünde çok iyi kullanıyor ve henüz çok genç. Linderoth'tan sonra da Feldkamp, Mehmet Topal için yer açmalı kadrosunda.

Orkun ve Servet formalarına iyiden iyiye alıştılar. Servet, Song ile geçirdiği her 90 dakikadan kendini geliştirmiş olarak çıkıyor. Orkun'un da, Servet'in de bombasal hataları yok, Hakan Arıkan, Toraman gibi akranlarına kıyasla. Hepimiz çekiniyorduk bu ikiliden, hala da %100 ikna olmuş değiliz ancak Allah var yukarıda, işlerini iyi yapıyorlar ve belli ki çalışıyorlar. Takdir etmek de lazım hal bu iken…

Galatasaray adına son söz Lincoln'e. Tatsız ve keyifsiz oynuyor Lincoln, belli ki rahat değil. Lige başladığındaki fırtına hali yok. Formda değil, istekli de değil. Onu bu etkiden çıkartacak olan Galatasaray tribünleri olabilir ancak onlar da aşırı pahalı fiyatlar yüzünden boş başladı, görünen o ki boş da gidecek. Lincoln'u futbola dönderecek kişinin adı her ne ise, Canaydın mı, Polat mı, Sezgin mi, Feldkamp mı, Akçan mı; ne biliyorsa derhal yapsın. Galatasaraylı Lincoln'un şovunu izlemek istiyor.

Trabzonspor'un hali ise hiç hoş değil. Dağınık bir takım. Belki de en az yarısı ile yolları ayırıp, gerçekten değer verilecek ve Trabzon'a değer verecek bir azınlıkla yola devam etmesi lazım Yanal'ın. Ve bu doğrultuda hudutları belli bir takım yaratmalı, gençlerle takviyeli. Örnek olması bakımından söylüyorum, Trabzon önündeki Galatasaray takımında sahaya çıkan 14 topçunun 4'ü bizzat altyapıdan çıkmadır (Orkun, Uğur, Arda, Sabri), kalanların 3'ü ise (Barış, Serkan, Mehmet Topal) kimseler tanımazken isimsiz transfer olarak Galatasaray'a gelmişlerdir. Yani 14 topçunun yarısı Galatasaray emeği ile ve risk alınarak bu noktaya gelmiştir. Trabzon ise 4 büyük kalıntıları ve Anadolu'da şöyle bir parlamış isimlerle kurmaktadır senelerdir kadrolarını ve tarih göstermektedir ki bu yöntem ile sonuç alınamaz. Burada geriye tek seçenek kalıyor, reform, hem de çok derinlemesine. Yeni seçilecek yönetimin de, Ersun Yanal'ın da işi kolay değil.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı