İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Fotoğraf Makinesi Nasıl Çalışır - Nasıl Seçim Yapılmalı - Çeşitleri Nelerdir ?

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 6 yanıt gönderildi

#1
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
Fotoğrafı çekilmek istenen objeden yansıyan ışık objektifçe toplanır, odaklanır. Sonra, objektifin içindeki diskin ortasındaki diyafram adlı delikten geçerek örtücüye ulaşır. Fotoğraf makinelerinin çoğunda filmin tam önüne yerleştirilen örtücü ışığın geçmesini engelleyen bir perde. Çekim sırasında önceden seçilen bir süre boyunca açık kalarak, ışığın film üzerine düşmesini sağlar. Bakaç, film yüzeyinde oluşacak görüntü için ön izleme yapılmasına olanak sağlar. Bu akışın sonunda film yüzeyindeki gizli görüntü elde edilir.

Günümüzde çok çeşitli fotoğraf makineleriyle ya da kameralarıyla karşılaşmak olası. Kutu kameralar, 120 TLR (Twin Lens Reflex), 35mm SLR (Single Lens Reflex), roll film kullanan SLR, anında basılı görüntü veren (polaroid), kompakt, APEX makineler, sayısal kameralar yaygın olarak bilinenler.

Kompakt ve SLR arasında bir seçim yapmadan önce çekeceğiniz resim türüne karar vermeniz iyi olur. Eğer yalnız şipşak çekim isteniyorsa en iyi seçim bir kompakt makine olacaktır.

Ancak çok özel bir görüntü yakalamak için kaçınılmaz olan çok sayıda çeşitli objektif ve aksesuar kullanılacaksa SLR'ler daha doğru seçimdir. SLR'nin başka üstünlüğü de görüntüyü çerçevelemekteki hassaslığıdır. vizördeki görüntü, objektifin gördüğünün aynısıdır.

A) Kompakt

Objektiften bağımsız görüşü olan vizörleri objektifin yanına veya üstüne yerleştirilmiştir. 135 veya 110 tip olarak iki formatta film kullanırlar. 110 film kullanan kameralar çok küçük ve kolay taşınırlar. 135 tipler ise aynı formatta SLR kameralardan daha küçük bir gövde ve objektife sahiptirler. Prizmaları yoktur. Görüntü doğrudan film üzerine geldiği; objektiften giren ışığın, prizma yardımı ile vizörden görülmediği bu kameralarda paralaks hatası olur.

İleri derecede otomatik olduklarından, özellikle geniş açı gerektiren çekimlerde çok iyi sonuçlar alınır. Kompozisyon olanakları sınırlıdır. Alan derinliği veya objektife takılan filtrelerin etkisi görülmez. Çok pahalı modelleri hariç SLR'lere oranla objektif bulmak zordur. Kompakt kameraların kendi üzerlerindeki objektifler genellikle standart objektif olup odak uzaklığı kısadır. Yakın çekimlerde bozulmaya neden olurlar.

Paralaks hatası : Vizörden görülen görüntü ile film üzerine düşen görüntünün tam olarak üst üste çakışmamasıdır.

Olumlu Yönler

- Oldukça az ışıkta bile bakaç görüntüsü parlaktır.
- Küçük ve hafif oldukları için kolaylıkla taşınabilir.
- Tam otomatik modeller şipşak çekimler için idealdir.
- Çekim sırasında daha sessizdir.
- Her örtücü hızı değerinde flaş kullanılabilir.

Olumsuz Yönler

- Yakın çekimlerde paralaks hatası (bakaçla objektif arasında optik bağlantı olmadığından bakılan görüntüden daha farklı bir sonuç görüntü oluşmasına denir) yaratır.
- Kırmızı göz düzelticisi bulunmayan tüm modellerle çekilen insan fotoğraflarında kırmızı gözlü görüntüler elde edilir.
- Objektif değiştirilemez, genellikle de yardımcı aksesuar kullanılamaz.
- Yaratıcı fotoğraf çalışmaları yapılamaz.

B) 35mm SLR (Single Lens Reflex)

Tek objektifli, görüntüyü ayna yardımıyla yansıtan (single lens reflex/SLR) refleks kameralardır. En kullanışlı kamera tipi olan tek objektifli ve refleks SLR'lerin çoğunluğu 135 mm formatta olmasına rağmen 120(Roll film) ve 110 formatta film kullanan modelleride bulunabilmektedir. Bütün SLR'lerde objektiften filme ulaşan görüntü tam olarak görülebilir. Paralaks hatası yok denecek kadar azdır.

SLR makinelerde objektiften giren görüntünün ayna vasıtası ile prizmadan yansıyarak vizöre ulaşma prensibi.

SLR'lerin en önemli özelliği kompozisyon oluşturma ve pozlamanın görerek yapılabilmesidir. Çok büyük odak uzaklığına sahip tele objektiflerden balık gözü objektiflere kadar çok çeşitli aksesuarlar kullanılabilir, deniz altında çekim yapmayı sağlayacak parçalar takılabilir uzaktan kumanda edilebilir, odak uzaklığını artıran ek parçalar ve körükler çok kolay bir şekilde objektif ve gövde arkasına eklenebilir. SLR'leri mikroskoplara da bağlamak mümkündür.

Olumlu yönler

- Film üzerine kaydedilen görüntü bakaçtan gördüğünüzle aynıdir.
- Isık ölçümü sadece objektife gelen ışıktan yapıldığı için ışık ölçümü hatası en azdır.
- Objektif ve yardımcı malzemelerdeki çeşitlilik hem çok yönlü hem de geniş bir alanda iş üretebilmeyi sağlar.
- Pilleri bitse bile, bazı makineler yine de bir örtücü hızı seçeneği verebilirler.
- Çeşitli seçenekler sunan çok sayıda model bulmak olası. Ayrıca çoğunda optik ve elektronik mühendisliğinin yarattığı son teknolojik yenilikler mevcut.

Olumsuz yönler

- Çekim sırasında biraz gürültülüdür.
- Mekanik ya da elektronik karmaşıklıkları arıza olasılığını artırır.
- Kompakt makinelere göre kullanımı daha zordur ve ağırlığı daha fazladır.
- Ekonomik bedelleri oldukça yüksektir.
- Her örtücü hızı değerinde flaş eşlemesi yapılamaz.


1- Anında Görüntü Veren (Polaroid)

Anında görüntü veren kameralar da pozlamadan bir kaç dakika sonra fotoğraf baskısı oluşur. Vizör sistemleri kompakt kameralardaki gibidir ama film boyutu daha büyüktür. Elde edilen film daha sonra büyütülemez. Her kare film çekildikten sonra makine içindeki silindirler arasından görüntüyü pozitif olacak şekildeki kimyasal maddeyi filmler arasında yayarak dışarı çıkarır.

Çok büyük oluşları, kullanılan filmin pahalı ve çoğaltılamaz oluşları olumsuz yönleridir. Ama anında görüntü veren filmleri kullandıkları için banyo süresini beklemek istemeyen veya hiçbir teknik bilgisi olmayan amatörlerin yanında büyük format çalışanprofesyonel fotoğrafçılar için ışık ve kompozisyon kontrolü amacıyla kullanılabilir.

2- Roll Film Kullanan SLR Makineler

Roll (120 tip - 4.5X6cm, 6X6cm, 6X7 cm boyutlarında) film kullanan tek veya çift objektifli refleks kameralardır. SLR'lerde farkları prizmanın buzlu cam üzerine yerleştirilmiş olmasıdır. Objektifleri ve film taşıyıcı magazinleri değişebilir özelliklerine sahiptir.

Büyük film kullanması (büyük filmler daha fazla detay verir) ve değişebilen film taşıma sistemleri en önemli avantajlarındandır. Çekimlerde büyük kolaylık sağlar . Magazinler kolaylıkla takılıp çıkarılabilirler. Bu değişim sırasında filmin ışık almasını önleyecek metal sürgülü bir levha kullanılır. Yedek magazinlere Siyah/Beyaz, Renkli, Siyah/Beyaz Saydam, Renkli Saydam veya Polaroid filmlerin yerleştirilmesi ve değiştirilmesi sırasında kolaylık sağlar.

3- 120 TLR (Twin Lens Reflex) Makineler

Tek objektifli kameralardan daha basit mekanik yapıya sahip olan TLR (iki objektifli refleks) kameralardır. Ön panele yerleştirilmiş iki objektif birlikte hareket ederler. Üsteki objektif görüntüyü görmek ve netlemek içindir. Alttaki objektifin arkasındaki yaprak obtüratör deklanşöre basıldığında açılarak ışığın film düzlemi üzerine düşmesini sağlar.

TLR makineler çok ucuzdurlar. Pozlama sırasında görüntü alınmasına olanak tanırlar. Hareketli parçaları daha az olduğundan SLR'lerden daha sessizdirler. Kötü tarafı paralaks hatası, vizörden ters görüntü vermesi ve TTL (Objektiften giren ışık) ölçümü yapılamadığından problem çıkarır.

4- Plan (Sheet) Film Kullanan Makineler

View kamera olarak da bilinen plan (sheet - 10X12.5cm(4X5 inç), 12.5X18cm (5X7inç), 20X25cm(8X10)inç) film kullanan kameralardır. Bir ray sistemi veya bir taban üzerine yerleştirilirler. Raylı tipler mutlaka ayak üzerinde kullanılmak zorundadır. Objektifin takılı olduğu paneli, buzlu cam, ve körük ray üzerinde hareket eder. Objektif ve buzlu cam arasındaki uzaklığı değiştirerek netleme yapılır. Metal veya ahşap bir taban üzerine yerleştirilmiş olanları buzlu camın bulunduğu panelin sabit oluşu dışında raylı tipteki makinelerle aynı mantıkla çalışır.

View kameralarla çekilmiş büyük boyuttaki negatif veya dia pozitiflerden çok kaliteli sonuçlar alınır. Filmler büyük olduğundan kolay rötuş yapılır. Her pozlamada ayrı bir film kullanılır. Buzlu cam üzerinde görüntü vermesi paralaks hatası ve alan derinliği kontrolleri kolaylıkla kontrol edilir.

C) Sayısal (Dijital) Fotoğraf Makineleri

Temel de klasik makinelerin özellikleri ile aynıdır. Tek fark görüntüleri film düzlemi yerine manyetik ortamda sayısal olarak depolayan makinelerdir. Manyetik ortam bilgisayarlarda kullanılandisketler gibidir hatta kimi dijital kameralar bu disketleri de doğrudan kullanır.

Dijital kameralarda teknoloji çok hızlı (1992'de ilk dijital kamera) gelişmesine karşın kimyasal yöntemle film düzleminde elde edilen hassasiyeti geçememiştir. Bu hassasiyete yakın olan makinelerin fiyatları çok yüksektir.

www.biltek.tubitak.gov.tr
www.fotograf.net

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 21:27 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
fbersin93

fbersin93

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Dost
  • 16 İleti
  • Gender:Male
bilgiler çok faydalı oldu sağolun.

#3
esen__yel

esen__yel

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Üye
  • 2 İleti
:3) sağolun

#4
oktaytunçbilek

oktaytunçbilek

    KD ™ Dost

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.228 İleti
  • Gender:Male
  • Location:idareci,yönetici
Fotografçılık ayrı bir hobi ve tutku. Erkan konu için sağol.

#5
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Fotoğraf,eski Yunanca “fotos-ışık” ve ” grafos-yazmak” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş bir deyimdir. Bu kelimelerden kolaylıkla anlaşılacağı gibi “ışıkla yazı,ışıkla yazmak” anlamına gelir.

Fotoğraf makinesinin çalışmasındaki temel ilke de “ışık” tır. Bu temel ilke nedeniyle, fotoğraf makinesini göze benzetebiliriz. Gözün görmesi için ışık gerektiği gibi, fotoğraf makinesinin çalışması için de ışık gereklidir. Bir fotoğraf makinesinde, gözbebeğine karşılık olarak “objektif” kullanılır. Objektif, genellikle “yakınsak” bir mercek veya mercek gurubudur.

Konudan, yani fotoğrafı çekilecek objeden gelen ışığın, dağılmaksızın, topluca, ışığa karşı duyarlı (hassas) film üzerine düşmesini sağlar. Gözde görülen cismin (görüntünün) belirdiği ağ tabaka, fotoğraf makinesinde ışığa karşı duyarlı filmle karşılanmıştır. Objektiften geçen ışık ters olarak bu film üzerine düşer ve orada iz bırakır (görüntüyü oluşturur).

Görüntüyü ortaya çıkarmak için,film ışığın etkisinden uzak, “karanlık oda” diye tanımlanan özel bir yerde özel maddelerle işlem görür. Bu işleme “banyo-develope” adı verilir. Banyo sonucunda resmin negatifi elde edilmiştir. Negatif film ışığa karşı duyarlı fotoğraf kağıdına geçirilince, pozitif,yani bildiğimiz fotoğraf ortaya çıkar.

Objektifte tek bir mercek kullanılacak olursa,merceğin ortasından geçen ışınlar normal şekilde filmin üzerine düşer. Fakat merceğin kenarından geçen ışınlar -beyaz rengi meydana getiren- 7 renge ayrılacaktır. Dolayısıyla fotoğrafın bozulması söz konusudur.

Bunu önlemek için,yakınsak mercek yanına bir de “ıraksak” mercek konulmuştur. Bu basit objektif “akromatik” diye tanımlanır ve manzara fotoğraflarının çekiminde kullanılabilir. Objektif türleri çok çeşitlidir. Objektiften gelen ışınların bir kısmını tutmak için “diyafram” adı verilen özel yapıdaki perde kullanılır.

Diyafram, objektifin kenarlarından gelen ışınların tutulması,böylece arka planda kalan yerlerin de net çıkması için yararlanılan bir unsurdur. Fotoğraf makinesinin önemli parçalarından biri olan “obtüratör” ise, objektifle diyaframdan geçen ışığın film üzerine düşme süresini sınırlar.Obtüratör, objektifin önünü kapayan bir perde ve söz konusu perdeyi hareket ettiren bir mekanizma yapısındadır.

Normal durumda,perde objektifi kapatmaktadır. Gerekli bütün ayarlar yapılınca, makinenin düğmesine basılır ve mekanizma obtüratörü objektifin önünden hareket ettirir, yani açar. Gelen ışık -sınırlı bir süreyle- filmin üzerine düşer.

Bir fotoğraf çekerken, içine film yerleştirilmiş makinenin objektifi konuya yöneltilir ve “poz” verilir.Poz,fotoğrafın çekimi için gerekli ışık miktarlarıyla,ışığın film üzerinde kalma süresinin ayarıdır. Bu değerlendirmeler, daha önce değinmiş olduğumuz gibi “diyafram” ve “obtüratör” le yapılır.

Bir fotoğraf makinesini fotoğrafı çekilecek olan konuya yöneltmişken, objenin konuyla tam karşı karşıya bulunup bulunmadığı “vizör” den bakılarak anlaşılır. Böylece göz ayarı yapılır. Vizör,objeyi,yani fotoğrafı belirli bir çerçeve içinde gösteren bir unsurdur.

Mükemmel bir fotoğraf çekimi için, objenin görüntüsünün objektifin tam odağına düşmesi gerekir. Dolayısıyla, fotoğrafı çekilecek cismin-objenin-objektife olan uzaklığını bilmek şarttır.

Bunun için de “telemetre” kullanılır. Başka türlü söylemek gerekirse, telemetre, obje ve objektif arası uzaklığın sağlıklı bir şekilde (yani fotoğrafı çekilecek cismin görüntüsünün objektifin tam odak noktasına düşmesini sağlayacak düzenle) ayarlanmasını mümkün kılan unsurdur.

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 21:13 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fotoğraf Makineleri


Günümüzde fotoğraf makinelerini tanımlayabilmek için bir takım sınıflandırmalar yapmak gerekmektedir. Bu yöntemlerden bazıları makineleri bakaç (vizör) sistemlerine ve büyüklüklerine göre sınıflandırmaktır.


Kullandıkları film boyutlarına göre ise fotoğraf makinelerini üç gruba ayırabiliriz.

• Büyük boy fotoğraf makineleri
• Orta boy fotoğraf makineleri
• 35mm fotoğraf makineleri


1. Büyük boy fotoğraf makineleri



Resmi ekleyen


9x12, 13x18 ya da daha büyük boyutlardaki tabaka filmlerin çekiminde kullanılırlar. Çok büyük boyutlarda baskı yapabilme, perspektif düzeltme ve alan derinliğini istenildiği gibi alma olanağı veren bu makineler, profesyonel fotoğrafçılar tarafından mimari, endüstri, reklam, basın ve portre fotoğraflarının çekiminde kullanılmaktadır. Bu makineler kendi içlerinde sabit (ayaklı ve raylı) ve taşınabilir büyük boy olmak üzere iki grupta incelenebilir.


2. Orta boy fotoğraf makineleri



Resmi ekleyen


4,5x6, 6x6, 6x7, 6x9 cm boyutlarındaki tabaka ya da roll denen rulo filmlerin çekimlerinde kullanılırlar. Direkt olarak kontak baskı ile kullanılabileceği gibi, büyütme işlemlerinde de olumlu sonuçlar vermektedir. Bu tür makineler 120 ve 220 (ince-kalın makara) ticari film koduna sahiptir. Aynı film, farklı formattaki magazinlerle (magazin, orta boy fotoğraf makinelerinin arkasında filmin takıldığı ve takılıp çıkartılabilen bölüme denir.) farklı poz sayılarına sahip olabilmektedir. Bu tür fotoğraf makinelerinin bir kısmında objektiflerin sabit olmasına karşın, bir kısmında objektiflerin değiştirilmesi olanaklıdır. Bu makinelerin pek çoğunda refleks bir vizör bulunmakta ve genellikle iris diyaframlı olmaktadırlar.


3. 35 mm boy fotoğraf makineleri



Resmi ekleyen


Bu tür fotoğraf makineleri standart sinema filmi üzerinde (35 mm) 24x36 mm boyutlarında görüntü saptayabilen makinelerdir. Baskı işlemi yapmadan yararlanma şansı 35 mm filmler için çok azdır. Minyatür fotoğraf makineleri kendi içlerinde bakaç (vizör) ve netleştirme sistemlerine göre basit bakaçlı, telemetreli ve refleks makineler olmak üzere değişik gruplara ayrılabilirler. Ayrıca kendi kendine odaklayan "Autofocus" sistemler 35 mm makinelerde giderek yaygınlaşmaktadır. Pocket 16, Minox gibi makineler, 35 mm film ile çalışan ancak “half frame” (24x36 mm nin yarısı kadar yani 18x24 mm görüntü veren) makinelerdir ve 36 pozluk filmleri 72 poz olarak kullanabilmektedirler.Ayrıca, anı fotoğrafları için geliştirilen ve plastik mercekleriyle satılan basit düzenekli minyatür makineler hiç bir ayar gerektirmezler. Cepte veya çantada taşınabilecek kadar küçük olan bu makinelerde ulaşılacak kalite oldukça düşüktür.

Bunların dışında anı fotoğrafları için geliştirilen ve “full automatic” olarak tanımlanabilen ve tüm ayarları kendisi yapabilen, kendinden netlemeli (Autofocus) makineler de bulunmaktadır.


4. Özel Amaçlı Fotoğraf Makineleri


Yukarıda sözü edilen bu üç temel fotoğraf makinesinin dışında, özel kullanım alanları olan fotoğraf makineleri de bulunmaktadır. Bunlara da kısaca değinebiliriz.


4.1. Polaroid Makineler



Resmi ekleyen


Çekimden hemen sonra, çekilen fotoğrafı basılmış olarak veren fotoğraf makineleridir. Filmlerinin pahalı olması ve çoğaltılamaması gibi sakıncaları vardır. Polaroid filmlerde hem negatif emülsiyon hem de kâğıt aynı paket içinde bulunmaktadır. Pozlama işleminden sonra negatif ve pozitif, iki metal merdane arasından geçerek birbirine sıkıca bastırılır. Böylece ikisi arasındaki kimyasal maddenin aracılığı ile görüntü, negatiften pozitife aktarılmış olur.

Çoğunlukla amatör amaçlı kullanıldığı düşünülen Polaroid çekimler, profesyonel amaçlı olarak ışık koşullarının önceden belirlenmesi için kullanıldığı gibi, bazı fotoğrafçılar tarafından da yardımcı ya da ana ürün olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca, dörtlü ya da altılı objektif ile üretilen polaroid makineler anında vesikalık çekimleri için de kullanılabilmektedir.


4.2. Stereoskopik Makineler



Resmi ekleyen


İnsan gözünde olduğu gibi, iki ayrı objektiften gelen aynı konuya ait görüntü iki ayrı film üzerine düşürülür. 3. boyut merakı yüzünden elde edilen bu görüntüler iki renkli basılıp biri mavi diğeri kırmızı olan gözlüklerle ya da özel makinelerle izlenebilir. Bu şekilde izlenen görüntü, derinlik duygusu yani üçüncü boyut izlenimi vermektedir. Bu yöntemle, iki nokta arasındaki uzaklık çok hassas olarak ölçülebilir. Ayrıca teknik ve bilimsel alanda en yaygın kullanımı fotogrametri tekniği ile haritacılıkta olmaktadır.


4.3. Panoramik Fotoğraf Makineleri



Resmi ekleyen


Görüntü bozulmasına yol açmadan geniş açılı fotoğrafların çekilmesi amacıyla geliştirilmiştir. Şehircilik, mimarlık, çevre düzenlemesi, haritacılık ve reklamcılık gibi alanlarda kullanılır. Bu tip fotoğraf makinelerinde, eksende dönen bir objektif vardır. Objektifin dönmesi ile normal görüntü karesinden (35 mm için 24x36’dan) daha uzun bir görüntü elde edilir. Genellikle 140-180 derecelik yatay bir görüntü verir. Bazı kameralar ise 360 dereceye kadar fotoğraf çekebilirler. Ancak baskıları için özel sistemler gerekmektedir. Bu fotoğraf makinelerinin filmleri 35 mm veya roll filmler olabilir. Deklanşöre basıldığında objektif yatay olarak boydan boya filmi tarayarak görüntüyü kaydeder. Panoramik fotoğraf makineleri direkt vizörlüdür. Örtücü perde ve diyafram da el ile kontrol edilir. Örtücü hızları sınırlıdır. (1/15 ile 1/250 arasında) Ayrıca bazı modellerde düzlem terazisi bulunabilir.


4.4. Sualtı Makineleri



Resmi ekleyen


Bu makineler, su geçirmedikleri gibi optik ve mekanik sistemleri ile normal makinelerden farklıdırlar. Nikon firması tarafından çıkartılan “Nikonos” fotoğraf makinelerinin bazı objektifleri, suyun kırılma katsayısı havadakinden farklı olduğundan buna uygun yapılmıştır. Bu makineler, diğer objektifleri ile su üstünde de kullanılabilmektedir. Bir de fotoğraf makinelerini su altında koruyan özel “koruyucu gövdeler” bulunmaktadır. Bu gövdelerin içine yerleştirilen fotoğraf makineleri su altında kullanılabilmektedir. Dalgıçların kullandığı aksesuarlardan dolayı özel su altı makinelerinin bakaç sistemleri de farklıdır. Su altı çekimleri özel aydınlatma ve filtrasyon gerektirdiği için dalgıçlığın yanı sıra apayrı bir fotoğraf eğitimi de gerektirir.


4.5. APS (Advanced Photo System) Makineler



Resmi ekleyen


APS makineler, aralarında Kodak’ın da yer aldığı altı firma tarafından ortaya çıkartılmış bir sistemdir. Amatörlerin kullanımına daha uygun olan bu sistemde kullanılan “akıllı film” ya da “kartuş” olarak tabir edilen filmin klasik 35 mm filmden farklı olan yanları; daha küçük boyutlarda (39x30x21mm) olması, pozlama, banyo, tarih, saat, baskı formatı gibi bilgilerin film üzerindeki manyetik ortamda saklanabilmesidir. Bu bilgiler daha sonra bastırılan fotoğrafın arkasında yer alabilir. Filmin makineye yerleştirilmesi pil takmak kadar kolay olduğundan klasik makinelerdeki arka kapak bu makinelerde yer almamaktadır. APS filmlerde kullanıcı film şeridini kesinlikle görmez.Banyo edilen film tekrar orijinal kartuşa geri sarılır. APS filmler 15, 25 veya 40 kareden oluşur. Çekim aşamasında klasik “C” (88.9x127mm veya 102x152mm), geniş “HDTV” (88.9x152mm veya 102x178mm) ya da panoramik (88.9x254mm veya 102x254mm) formatlarından herhangi birini deklanşöre basmadan önce seçmek mümkündür.

Dünyada yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlayan bu sistemde fotoğraf çeken amatörlerin yanlış çekim yapma olasılığı iyice azalmıştır.


4.6. Sayısal (Digital) Fotoğraf Makineleri



Resmi ekleyen


Sayısal fotoğrafın temelleri 1970’li yılların sonlarında Amerika’da uzay araştırma merkezi olan NASA’nın öncülüğünde atıldı. Uzaya yollanan astronotların çektikleri filmleri geri getirme aşamasında, uzay ortamından ve radyasyondan dolayı bozulması ve istenilen sonuçların alınamaması NASA’nın fotoğraf firmalarından da yardım alarak bir araştırmaya başlamasına neden oldu. Araştırmanın amacı uzayda çekilen bir fotoğrafı, film kullanmadan bilgisayar verisi olarak elde etmek ve bu verileri filme yazan bir aparat imal edip filmleri agrandisörle veya dublikeyle fotoğraf kâğıdına basmaktı. Bu sayede fotoğraflar bozulmayacaktı. Bu araştırmalar sayesinde fotoğraf dijitalle tanıştı. Bilgisayar teknolojisinin inanılmaz bir hızla gelişmesi ve bilgisayarların gün geçtikçe ucuzlaması sayesinde fotoğraf teknolojisi kendini bu yolda buldu. “Scanner”ların (tarayıcıların) gelişmesi ve ucuz maliyetli sayısal kameraların üretilmesiyle görüntüler bilgisayar ortamına alındı. Ve bu görüntüleri basabilen “foto-printer”lar imal edilmeye başlandı ve bu noktada sayısal fotoğraf yaygınlaşmaya başladı.

Sayısal fotoğraf sayesinde çok büyük ebatlarda basılan fotoğraflarda bile yüksek renk ve netlik kalitesi, minimum hata payı, baskı hızı ve seri üretimde kolaylık elde edilmiştir. Bilgisayarlar sayesinde fotoğraf üzerinde rötuşların rahatlıkla yapılması ve renklerin istenildiği gibi düzeltilmesi kolaylaşmıştır. Gelişen teknoloji sayesinde dijital fotoğraf makineleri ile çekilen bir fotoğraf karesini internet bağlantısı sayesinde dünyanın öbür ucuna göndermek mümkün olabilmektedir. Bu makinelerin çalışma sistemleri mekanik sistemlerle aynıdır. Yalnızca film ortadan kalkmış ve onun yerini sayısal görüntü almıştır. Çekim yapılacak ortamdaki ışık bilgisi, verilen değerlere göre objektif ve diyaframdan geçerek filmin yerini almış olan ve yarı iletken bir malzemeden oluşan sensör üzerine düşer.

Fotoğraf makinelerinde kullanılan sensörler ışığa karşı duyarlıdır. Üzerinde, ışığa duyarlı pikseller yer alır. Sensörler ise bu ışık bilgisini dijital olarak algılar ve çözünürlük değerine göre belli bir ebatta ve RGB (Red-Green-Blue) yani Kırmızı-Yeşil ve Mavi olarak üç temel renkten oluşan bir görüntü oluşturur. İşlemci kart, bu görüntü bilgisini önceden belirlenmiş sayısal görüntü formatlarından biri ile yapılandırır. Bu formatların en çok kullanılanları JPEG-TIFF-RAW (Bunun Nikon'da karşılığı NEF) gibi formatlardır. Artık sayısal görüntü formatında belli bir renk değerinde, belli bir ebatta görüntü oluşmuştur. Bu bilgi en çok kullanılan bellek birimlerinden birine kaydedilir. (Compact Flash, Smart Media, Secure Digital, xD Picture Card, Memory Stick, IBM Micro Drive gibi bellekler değişik oranlardaki kapasitelerle satışa sunulmuştur.) Makine üzerinde yer alan renkli LCD ekran, hem bakaç işlevini görür hem de kayıt edilmiş olan görüntünün izlenmesini sağlar. Sayısal sisteme göre çalışan bir fotoğraf makinesinin içinde klasik bir makineden farklı olarak şunlar vardır: Film yerine sensör ve hafıza ünitesi, bazen bakaç yerine ekran ve işlemci kartı.

Görüntü bir bilgisayar ekranında rahatlıkla görülebilir ve bir yazıcıdan fotoğraf olarak çıktı alınabilir. Görüntünün kaydedilerek saklanması ve kâğıdın üzerine aktarılması sayısal sistemde hem çok kolaydır hem de görüntüye ulaşma zamanı çok kısadır.

Makinenin hafızasındaki görüntü bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra yeniden işlenmesi mümkündür. Çünkü sayısal sistemin görüntüsü tek tek piksellerden oluşur. Böyle bir makine almaya yönelen kişinin ilk karşılaşacağı bilgi piksel sayısı yani makinenin sensörü üzerindeki ışığa duyarlı piksellerin sayısıdır. Makinelerin çözünürlük sayısı; 640x480, 1024x768, 1600x1200, 2400x1800 ve üstü gibi değerler olarak belirtilir. Bu çarpımdan çıkan sayı makinenin çözünürlük değerini verir. Bu rakam yükseldikçe makinenin verdiği görüntünün çözünürlük değeri artar.

300, 800 bin piksel değerinden başlayarak 3, 6, 18, 24 milyon piksel değerine varan makineler vardır. 100 ISO değerli, 35mm filmdeki gren sayısını sensördeki piksellerle karşılaştırırsak, 35mm filmde ortalama olarak yatayda 4000, dikeyde 3200 gren vardır. Sensör elemanın 35mm film kalitesinde görüntü sağlayabilmesi için yaklaşık 12 milyon pikselden oluşması gerekir.

Makinenin çözünürlük değeri tabii ki görüntü kalitesinin bir göstergesidir. Ancak sayısal makine kullanan fotoğrafçıların şunu unutmaması gerekir; elde edilen görüntü ne kadar büyüyecektir?

Bu konu bir anlamda 35mm film ya da roll film seçmeye benzer. Amaç çok büyük baskı elde etmek ise tabii ki roll film kullanılır. Bu anlamda çoğu amatör fotoğrafçı için 1024x768 piksel değeri yeterli bir çözünürlüktür. Ancak fotoğrafta keskinlik ve büyütme söz konusu olduğunda bu çözünürlük yeterli olmayabilir. Öte yandan web sayfasında kullanılması için 640x480 piksel yeterlidir.

Şu anda piyasada o kadar çok dijital fotoğraf makinesi var ve fiyatları da birbirinden o kadar alakasız ki, aldığınız makine iyi bir makine mi yoksa ihtiyaçlarınızı karşılamaktan uzak mı, bunu kestirmek zor.

Firmaların işine gelmesinden midir bilinmez, dijital fotoğraf makinelerinde aslında birinci planda olmayan bir özellik diğer bütün özelliklerin önüne geçmiş görünüyor: Makinenin çözünürlüğü, yani kaç megapiksel (mp) olduğu. Ancak gerçekte fazla megapiksel "kaliteli fotoğraf" anlamına gelmez.

Önemli olan makinenin sensörünün kaç mp olduğu değil, sensörün fiziksel boyutudur. Şu anda piyasada 24 mp’e kadar fotoğraf makineleri var, ancak yine de 4 mp Canon 1D’nin görüntü kalitesine ulaşamıyorlar (nedenini aşağıdaki rakamlarda göreceksiniz). Küçük sensöre fazla mp sıkıştırmak ışığı algılayan piksellerin boyutunun küçülmesine neden oluyor ve bu fiziksel küçüklük de direk olarak resim kalitesine etki ediyor. Yani her bir piksel'in ışığa duyarlı alanı küçülüyor. Sony F 828 ilk çıktığında görüntü kalitesi bu nedenle tartışılmıştı.

Aşağıda bazı fotoğraf makinelerinin sensör büyüklükleri ve piksellerin ışığa duyarlı alanları görülüyor. Burada Canon EOS 1D’nin sensör alanına dikkatle bakınız. Fotoğraf makinesi 4 megapiksel olmasına rağmen listedeki bütün makinelerden daha yüksek fotoğraf kalitesine sahip olduğu söyleniyor.



Resmi ekleyen



Dijital fotoğraf makinesi alırken 'Kaç megapiksel?’ sorusunu listenin en sonuna doğru yazmakta fayda var. Alınacak makinenin sizin çekim alışkanlıklarınızı karşılayıp karşılamadığı daha önemli.

Bu makinelerin hafıza kapasitesi de önemlidir. Hafıza kapasitesinin büyük olması makine için olumlu bir özelliktir. Hafıza ünitesi, CD ya da özel hafıza çiplerinden oluşur. Bu makinelerde hafıza dolduğunda, boşaltılmadan yeni fotoğraf çekilemez. Bunun için çekilen fotoğrafların bir bölümü ya silinecek ya da hafızadaki görüntüler bilgisayara aktarılacaktır. Bu nedenle, değişebilir hafıza üniteli makineler daha kullanışlıdır.

Sayısal makinelerin özellikleriyle ilgili olan bir konu da beyaz ayarıdır. Renkli görüntü elde ederken en önemli konulardan biri renklerin fotoğrafta aslına uygun olarak çıkmasıdır. Rengi ortaya çıkartan, nesnenin üzerine düşen ışıktır. Renkli saydam film kullanılırken, bu amaca yönelik olarak renk düzeltme filtreleri kullanılır. Sayısal makinelerde de fotoğrafı çekilen konunun renginin aslına uygun olması için beyaz ayarı diye adlandırılan bir kontrol sistemi kullanılır. Herhangi bir ışık ortamında beyaz renk doğru olarak görüldüğünde, o ışık ortamındaki bütün renkler aslına uygun olarak ortaya çıkar. Bunun nedeni çok basittir, çünkü beyaz renk bütün renklerin birleşmesinden oluşur. Makinenin beyaz ayarı sisteminin gelişmiş olması, görüntünün renk kalitesiyle doğrudan ilgilidir.

Diğer bir konu da makinede kullanılan pilin ömrüdür. Makinenin uzun ömürlü ve şarj edilebilen pille çalışması büyük kolaylık sağlar. Ayrıca yanınızda yedek pil olması faydalı olabilir çünkü bir çekim sırasında makinenin üzerindeki pil boşaldığında hemen yedek pili kullanmak gerekir.



Cengiz Oğuz Gümrükçü

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 21:11 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı