İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Müdür beyin yeşil kürkü yeni çıktı bu türkü

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
dimitri

dimitri

    KD ™ Arkadaş

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Pip*Pip*
  • 75 İleti
  • Gender:Male
Müdür beyin yeşil kürkü yeni çıktı bu türkü Tutturdular.. “Anayasayı kurucu meclis yapar”.. İki defa kurucu meclis yaptı.. 1961'de, 1982'de.. Biri 27 Mayıs darbesi, diğeri 12 Eylül.

Kurucu Meclis, darbecilerin seçtiği memurlardan oluşuyordu.

Kurucu Meclis'i kim, nasıl yapacak…

Var mı böyle bir mekanizma?

Hukuksal dayanağı nedir?

Diyelim ki AK Parti, onların dediklerini yaptı..

Vallahi, yine bahane bulurlardı..



* * * Dertleri hükümete el ense çekmek...

Onu istiyorlar, bunu istiyorlar, doymuyorlar..

Bir bakıyorsunuz, övgüde üstlerine yok. Bir bakıyorsunuz, sövgüde en öndeler.

Siz hiç şu kulübün, filanca derneğin demokrasiye darbe yapılırken, “Durun bakalım” dediğini duydunuz mu?

Ama işlerine gelmeyen hükümetleri devirmek için, 1979'da işbirlikçi gazetelerine ilan verenler de..

“Ne duruyorsunuz, tankları yürütsenize” diyenler de..

Her darbeden sonra “ne iyi oldu da yaptınız” manşetleri atanlar da, bunlardır..

Lakin ganimette, teşvikte, vergi indiriminde, tahsiste vardırlar..



* * * Halkı yıllarca tenekeden oyuncaklara mahkum ederek binlerce insanın kıytırık kazalarda ölmesine neden olanlar bunlardır..

Halk arpa ekmeği yerken, iki metre bez için Sümerbank kapılarında kuyruğa girerken..

Hükümet tahsisleriyle Budapeşte'den rengarenk samur kürkler, sarı sarı altınlar getirenler de bunlardır..

“Türban yasağını kaldırmak istiyorlarsa, çoğunlukları var, o zaman Anayasa'yı değiştirsinler” diyenler de.. “Türbanı serbest bırakmak için Anayasa'yı değiştiriyorlar” diye bağıranlar da bunlardır..

Bunlara elinizi verirseniz, gövdenizi isterler..

Yutmayı severler çünkü.



* * * Öyle dönektir ki bunlar..

Asker susar..

“konuşun, susmayın” diye cartlarlar..

Asker konuşur...

“Yahu işler iyi gidiyor, susun” diye zırtlarlar..

Bilin ki el altından bir şeyler istiyorlar.

Asker dediğin, bunlardan yüz kat daha demokrat..

Ömer Hayyam abimiz şöyle derdi ya..

“Mescide niyaz ederek geldik ama vallahi namaz kılmaya değil.

Bir gün oradan bir seccade çalmıştık; O eskidi, yıprandı da başkasını aşırmaya geldik”.

Aynen öyle..

Birader akrep gibisiniz..

Ne diyeyim.





Bir tabu almaz mıydınız..

Ben de bunu anlamıyorum…Ya öveceksiniz, ya söveceksiniz..

Şerif Mardin “eleştiri'den muaf, bir kutsal kişi midir? İlgiyle izlediğim bir sosyolog.. Sanırım en çok da 'Bizim mahalle' okuyor Hoca'yı. Bu demek değil ki, her söylediği mutlak doğrudur.. Severiz, sayarız, her dediğine de baş sallamayız..

'Said Nursi' kitabı yüzünden “Nurculuğu aklıyor” diye neler demediler? TÜBA'ya bile almadılar.. Şimdi Hoca'yı eleştiriyoruz diye çıkarılan gürültüye bakın..

Mardin'in “başörtülü öğrencilere konulan yasağı doğru bulmuyorum” cümlesini geçiştirdiler, “Malezya fobisi”ni köpürttüler. Ben de bunu eleştirdim.. Prof. Mardin'in “kendini tehlikede gören kadın haklı” sözünden ne kastettiği de müphem.. Tehlike, AK Parti iktidarıyla mı ilintili? Tam olarak ne kastediyor, açıklar da anlarız. Ama müphem ifadelere dayanarak, 'Türkiye uçurumun eşiğinde' çığırtkanlığına katılamayız.

Sanırım Hoca da ağzı açık izlemiştir tartışmaları.. Zaten kendisi de, “Sosyal bilimlerde kesin, mutlak ifadeler olmaz. Bu yüzden kesin ifadeler kullanmadım. Sözlerimin yirmi farklı yorumu yapılabilir” diye düzeltme gereği hissetmiş, “Hürriyet benim sözlerimi öyle yorumlamış, başlıkta öyle vermiş” demiş.

Hürriyet'in manşetlerine, röportajlarına mesafeli durmak lazım. Bakın altından bir Ertuğrul Özkök çıkıyor..



Lübnan'da kritik eşik suikastlerle mi aşılacak

Lübnan'da aşırı Milliyetçi-Hıristiyan milletvekili Antoine Ganem'in öldürülmesi, 25 Eylül'de başlayacak Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini nasıl etkileyecek? Herkesin yanıt bulmasını beklediği soru bu.. Maruni Hıristiyanların bir kısmı, Dürziler, iktidardaki Sünniler, Cumhurbaşkanı'nı 'yüzde 50 artı 1' seçsin istiyor. Şiiler ve bir kısım Maruniler ise “Meclis'in üçte iki çoğunluğu seçmeli” diyor. Ganem, ilk görüşü savunan blokta yer alıyordu. Meclis Başkanı Şii Nebih Berri, ikinci görüşe yakın ise de, uzlaşmacı rol üstlendi. Amerika, İsrail birinci görüşe, Suriye, İran ikinci görüşe yakın. Marunilerin kadim hamisi Fransa, birinci görüşe yakın, ancak uzlaştırmacı pozisyonda duruyor. Tarafları uzlaştırmak için epeydir mekik diplomasisi izliyor.

Maruniler arasında Pierre, Edmond, George, Michel, Maurice, Robert, Emil Albert gibi Fransız isimlerinin revaçta olmasının tarihsel himayecilikle ilgisi var. Antoine Ganem de Lübnan'da Fransız okullarında okudu, üniversiteyi Lyon'da bitirdi. Dünya medyası Ganem'i 'Suriye karşıtı politikacı' olarak niteliyor. Buna göre Lübnan, Suriye karşıtı-Suriye yanlısı diye iki bloka bölünmüş. Bizde de revaçta bu tanımlama. Ganem'in Suriye karşıtı olduğu doğru, ama ne yanlısı? Bu kategorik yaklaşım ne kadar doğru? Suriye, Lübnan iç dengelerinde tek aktörse, tamam. Suriye'nin Lübnan'daki etkisi tartışma götürmez. İran'ın, ABD'nin, İngiltere'nin, Fransa'nın da.

Bugün Suriye ve İran'ın Lübnan politikası çakışıyor görünse de, Hizbullah'ın daha önce Suriye ile kapıştığı, çok sayıda Hizbullahçı'nın Suriye güçleriyle çatışırken öldürüldüğünü unutmayalım. Dolayısıyla Suriye yanlısı-Suriye karşıtı kategorisi yanıltıcı olabilir..

Abdullah Muradoğlu

kaynak:http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=23.09.2007&y=AbdullahMuradoglu




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı